Yazıyı kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:31

YAZININ İCADI, İNSANLIK TARİHİNİN BAŞLANGICI, AKDENİZ’İN UYANIŞI

Geçen yazımızda da belirtiğimiz gibi, insanlık tarihi ile başlar ve bu araç ile bilgi “toplanabilir, iletilebilir, saklanabilir” hale gelir. Beş bin yıl sonra matbaanın icadı ile, biriken bilginin “yayılması” gerçekleşir. Bilginin “işlenmesi” için ise beş yüzyıl daha beklenecek, gerekecektir.

ve ’dan sonraki dünyalar, bir öncesine hiçbir şekilde benzemez ve bu süreçte toplumdaki değer ölçüleri, sosyal ve politik yapı, sanat, edebiyat, mimarlık vb. bütün temel kurumlar, geri dönülmeyecek şekilde değişir. Tıpkı, ’ın icadından sonraki dünyanın, bir önceki dünyaya benzemeyeceği gibi.

Bu yazımızda, yazının icadını inceleyeceğiz. Konuya bizim de kullandığımız Latin alfabesine odaklı olarak yaklaşacağız.

İnsanın evrimini inceleyen üç dalı olan primatoloji, paleontoloji ve paleoantropoloji araştırmaları “modern insan”ın homo erectus’tan evirilerek homo sapiens’den başlamasından bugüne, yaklaşık 350-400 bin yıl geçmiş olduğunu “belirler”. Ancak bu bir “türetilmiş” bilgidir ve gerçek “kayıtlı bilgi” ise yazının icadı ile başlar.

Bilindiği gibi Güney (Aşağı) Mezopotamya’da yaşayan Sümer’ler etmiştir. İlk yazı benzeri işaretler için İ.Ö. 8000 yıllarına kadar iniliyorsa da, yazının icadında İ.Ö. 3500 yılları genel olarak kabul gören tezdir. Yazının icadı ile insanların belli merkezlere yerleşerek ilk “şehir-devlet”, daha sonra da “krallıklar”ı kurmaları arasında eşzamanlılık bir rastlantı değildir. Arkeolog Denise Schmandt-Bessarat’ın Louvre’lu Pierre Amiet’in hipotezi üzerine geliştirdiği teorisine göre, yazının ilk işlevi “-defter tutma” ‘dır.

Sümer yazısının ilk yaygın örneklerinin; zirai ürünleri temsil eden tahıl, koyun, dana vb. olması bu tezi güçlendirmektedir. Toprak hamurundan yapılan kil üzerine sembolize şekiller ve hatta bir nevi zarf içine koyulmuş yazıların “konşimento”, “senet”, “borç belgesi” benzeri ticari belgeler olduğu anlaşılmaktadır (ilk dönem bilgisayarların günlük hayata “muhasebe” işlemleri için “defter tutma” amacıyla girdiğini hatırlayalım).

Daha sonraki yıllarda gelişmelerle Sümer yazısı, eşya ve insan isimlerini içeren 1,200 logografik (resim benzeri) sembollü bir iletişim aracı olmuştur. Zamanla yazının logografik nitelikleri, çizgisel formlar (cuneiform) kazanarak alfabe benzeri şekillere dönüşmüş ve fonolojik unsurlar içermeye başlamıştır. Heceleme sisteminin geliştirilmesi ve kelimelere takılar eklenmesi, konuşma dili ile yazıyı giderek birbirine yaklaştırmış ve bütünsel bir iletişim aracı meydana gelmiştir.

İ.Ö. 3. milenyumda Sümer yazısını benimseyen Akadlar ve Akadcanın diyalektlerini kullanan Asurlular ve Babilliler, yazının fonolojik niteliklerini arttırarak kendi “yazılı” dillerine kavuşmuşlardır. Hamurabi Kanunları olarak bildiğimiz ünlü eserler, Eski Babil dili ile yazılmış bu karakterde bir yazı örneğidir (Bu dönemde Mısırlılar da, Sümer-Akad çizgisinden esinlenerek “hiyeroglif” ‘i geliştirmişlerdir).

Ancak bu yazı sisteminin bugünküne benzer bir netlikte olmadığının altını çizmek gerekir. Kelimeler yalnız ünsüz (sessiz) harflerle oluşturulur. Örnek olarak /k/, /t/, /b/’yi sembolize eden formlar ile değişik sesler çıkararak kelimeler yazıya aktarılmıştır. Bu sistemde “yazmak” kökünden “katab-o yazdı”, “katabi-ben yazdım”, “katebu-onlar yazdılar” olarak seslenmekte; fakat yazılı halinde, hepsi “ktb” olarak sembolize edilmektedir.

Alfabenin evrimi ve bugün kullandığımız Latin alfabesine ulaşılması ise, Semitik bir ırk olan Fenikeliler’in, Sümerler’in yazı sistemi üzerine geliştirdiği sembollere dayanmaktadır. Mezopotamya’nın kuzey batısında ve bugünkü Lübnan çevresinde yaşayan deniz ticaret ile ünlü Fenike’liler İ.Ö. 2. millenyumda Fenike (Semitik) alfabesini icat etmişlerdir.

Afrika-Asya dil grubunun bir parçası olan Semitik Fenike dili, ticaret rüzgarlarını arkasına alarak batıya doğru uzanmıştır. O dönemin en önemli ticaret merkezi olan Akdeniz’de, Fenike alfabesi Yunan uygarlığına ulaşmıştır. Yunan Alfabesi ise belli bir süreçten geçerek İ.Ö. 1000 – 900 yıllarında son şeklini almıştır. Alfabeye Yunanlıların en önemli katkısı ünlü (sesli) harfleri de alfabenin içine almaları olmuş ve bugünkü yazı sisteminin temelini oluşturmuştur.

Romalılar ise Yunan Alfabesini, Yunan kültürü ile birlikte almışlardır (en fazla yaptıkları mitolojik tanrı adlarını değiştirerek, Afrodit’e Venüs, Zeus’a Jupiter demişlerdir). Etrüskler tarafından geliştirilen 26 karakterli sistemden, bir evrimle 21 karakterli Latin alfabesi, İ.O. birinci yüzyılda son şeklini almıştır. Latin alfabesi ortaçağların sonuna kadar, Avrupa’nın tek ortak alfabesi olmuş ve tüm tıp, hukuk, fen ve güzel sanatlar Latin alfabesi ile yazılmıştır. Ancak, el yazması ile çoğaltma dışında bir mekanizma olmayışı, bilginin yayılmasını engellemiş ve bilim, din ve saray çevresinde kalmıştır.

Ne kadar ilginçtir ki, Batı kültürü için çok önemli bir temel olan Fenikeliler’in geliştirdiği alfabe, Hint-Avrupa dillerine büyük katkıda bulunurken, kendisi doğu kültürü içinde kaybolmuştur. Bir o kadar ilginci de, Afrika-Asya ve Hint-Avrupa dil grupları ile hiçbir ilgisi bulunmayan, Ural-Altay dil grubundan olan Türkçe’nin ( alfabesinin) seyridir. Latin karakterleri Atatürk’ün öngörüsü ile Türkiye’mizin yazı sistemi ve alfabesinin temelini oluşturmuş, Batı ile bütünleşmede en önemli araç haline gelmiştir.

Prof. Dr. Eyüp İlyasoğlu
TRIO Çözüm Evi Bilişim Hizmetleri A.Ş.
posta: eyupi@triosh.com

Benzer icatlar veya konular:

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,

10 Yorum »

  1. Yorum 19 Aralık 2008 @ 17:07

    ben bişe anlamadım şu İ.Ö ne demek açıklarsanız sevinirim.

  2. Yorum 30 Aralık 2008 @ 19:26

    Yazıyı niye icat ettiler

  3. Yorum 26 Nisan 2009 @ 22:23

    İ.Ö. = İsa’dan Önce

  4. Yorum 28 Nisan 2009 @ 20:20

    bu sitede istediğimi buldum çok tesekkürler

  5. Yorum 05 Mayıs 2009 @ 18:56

    o bı kere isadan once deıl islamıyetten once olcak

  6. Yorum 12 Aralık 2010 @ 14:53

    bence de islamiyetten önce

  7. Yorum 29 Aralık 2010 @ 17:38

    neden ozamanlarda yazıyı ilk keşfeden insanın ismi yok da onun yerine sadece kendi milletinin ismi var

  8. Yorum 03 Mart 2011 @ 18:46

    yuh artık ben bu kadar istemedem aşşağıdaki örnek gibi olsun
    einstin-atom parçalaması
    gramm bell-telefon
    paustour-kuduz aşısı gibi olucak

  9. Yorum 31 Mart 2011 @ 15:58

    nasılsın

  10. Yorum 31 Mart 2011 @ 15:59

    hoşçakal

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yap