Wilhelm Eduard Weber

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Manyetik maddelerin molekülleri iki kutuplu birer küçük gibi oldukları ve mıknatıslanmamış bir maddede bu küçük mıknatıslar rastgele bulunduklarından birbirlerinin manyetik alanını yok ettiklerini ve böylece maddenin çevresinde herhangi bir alan meydana gelmediğini saptayarak bu manyetik madde mıknatıslandığında moleküler mıknatıslar zıt kutupları uç uca gelecek şekilde sıralanarak madde çevresinde manyetik alanı olan haline geldiğinden hareketle ; “Bir çubuk mıknatısın moleküllerine kadar bölündüğünde yine iki kutuplu mıknatıs elde edileceği ve mıknatısların uçlarında manyetik alanın olduğu” anlamına gelen Moleküler teoriyi ortaya atmıştır. 1833 yılında Gauss ile birlikte Göttingen’te ilk elektromanyetik telgrafı buldular. Manyetik akımın SI birim sistemindeki karşılığı olan weber Wb, onun anısına, Alman fizikçinin adını taşır.

Wilhelm Eduard Weber (d. 1804 Wittenberg, Almanya – ö.1890 ), Alman fizikçi. Teoloji profesörü Michael Weber’in oğludur.

, jeodezi ve astronomi alanlarında çalıştı. 1807 yılında yıldız gözlemevi direktörlüğü yapmaya başladı. 1831′den sonra Carl Friedrich Gauss ile bir ekip kurup, o günlerde büyük bir karmaşa yaratan elektromanyetizma teorisini yeniden ele aldı. Manyetizmanın ölçülmesine yönelik çok hassas yeni birimler oluşturdu mutlak yer manyetik alanı ölçümleri yaptı elektromanyetik yüklerin etkileri hakkında çok önemli teoremlere ulaştı.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Wilhelm_Eduard_Weber

Tags: , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , ,

Karl Ferdinand Braun

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

I. Dünya Savaşı’nın başlangıcıyla beraber Alman kablosuz iletişim istasyonunu ( Corporation’un yönettiği) İngilizlere karşı savunmaya yardım etmek için Amerika savaşa katılmadan önce Amerika, Sayville’a gitti. Amerika savaşa katıldıktan sonra Braun tutuklandı ama rahat bir şekilde Brooklyn’a gitti.

1897′de katot ışınlı tüpü ve katot ışınlı tüp osiloskobunu etti. Almanca konuşulan ülkelerde (Braunsche Röhre) ve Japonya’da (Buraun-kan) CRT, soyadına ithafen Braun tüpü olarak adlandırıldı.[3] Yüz yıl sonra yani günümüzde, CRT teknolojisi yavaş yavaş ve ekranlarında düz ekran teknolojisi (, LED, Plazma gibi) ile yer değiştirdi.[4]

1901:  | 1902: Lorentz | 1903: Becquerel, Curie & Curie | 1904: Rayleigh | 1905: Lenard | 1906:  | 1907: Michelson | 1908: Lippmann | 1909: Marconi, Braun | 1910: Waals | 1911: Wien | 1912: Dalén | 1913: Kamerlingh-Onnes | 1914: Laue | 1915: Bragg & Bragg | 1916: ödül verilmedi | 1917: Barkla | 1918: Planck | 1919: Stark | 1920: Guillaume | 1921:  | 1922: Bohr | 1923: Millikan | 1924: Siegbahn | 1925: Franck, Hertz

Braun, 1918′de savaş bitmeden önce, Brooklyn’deki evinde vefat etti.

Karl Ferdinand Braun, Nobel Ödülü sahibi[1] Alman ve fizikçi. Braun, ve televizyon teknolojisinin gelişmesine önemli katkılarda bulundu[2] ve Guglielmo Marconi ile 1909 Nobel Fizik Ödülü’nü paylaştı.

Braun, Fulda’da doğdu. 1872′de Berlin Üniversitesi’nden fizik doktorasını aldı. 1895′de Fizik Enstitüsü yöneticisi ve Strazburg Üniversitesi’nde fizik profesörü oldu.

Radyonun gelişim sürecinde, telsiz ile de uğraştı. 1898′lerde, Kristal doğrultucuyu icat etti. Guglielmo Marconi, Braun’un patentlerini kullandı. Braun’un İngiliz patentinin ayarları, Marconi’nin birçok patent ayarlarında kullanıldı. Marconi, sonralarda Braun’un patentlerinden bir parça aldığını itiraf etti. 1909′da, telsiz telgrafa olan katkıları için Marconi’yle beraber Nobel Fizik Ödülü aldı.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Ferdinand_Braun

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

Carl Friedrich Gauss

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Gauss tam bir mükemmeliyetçi ve bir işkolikti. Bir hikâyeye göre, bir problem üzerinde çalışırken karısının ölmek üzere olduğu haberini alınca “biraz beklesin, bitirmek üzereyim” demişti.[6] Kafasındaki fikirler tam olgunluğa erişmeden onları yayımlamak istemezdi. Bu konudaki ilkesini pauca sed matura (az ama olgun) sözüyle özetliyordu. Ölümünden sonra incelenen günlükleri ortaya çıkardı ki, meslekdaşları tarafından yayımlanmış olan pek çok önemli matematiksel keşfi o daha önceden yapmış, ama yayımlamamayı tercih etmişti. Matematik tarihçisi Eric Temple Bell’e göre, Gauss günlüklerine yazdığı tüm matematiksel fikirleri hayattayken yayımlamış olsaydı matematik 50 yıl ileri atlamış olurdu.[7]

1796 Gauss için oldukça verimli bir yıl oldu. Düzgün çokgenlerle ilgili keşfinden bir ay kadar sonra, yine kendi keşfi olan modüler aritmetik fikrini kullanarak, sayılar kuramında “karesel karşılıklılık ilkesi” (Alm. quadratisches Reziprozitätsgesetz) olarak bilinen çok önemli teoremi kanıtladı. İlk olarak Euler ve Legendre tarafından ortaya atılmış ama kanıtlanamamış olan bu teorem, ikinci dereceden denklemlerin çözülebilirliğinin belirlenmesini sağlıyordu. Yine aynı yıl içinde Gauss, asal sayıların tamsayılar arasındaki dağılımına ilişkin önemli bir sonuç buldu. Bundan kısa bir süre sonra da, her tamsayının en fazla üç üçgensel sayının toplamı olarak yazılabileceğini kanıtladı, ve 10 Temmuz 1796′da günlüğüne şu notu düştü: “Eureka! Num = Δ + Δ + Δ.” Ekim 1796′da ise katsayıları sonlu bir cisimden gelen polinomların çözümleriyle ilgili bir sonuç yayımladı. (Bu sonuç, 150 yıl sonraki Weil varsayımlarının da çıkış noktası olmuştur.)

1989-2001 yılları arasında Gauss’un resmi, bir normal dağılım eğrisiyle beraber, 10 DM banknotlarının üzerine basılmıştır.

1801′de yayımladığı Disquisitiones Arithmeticae, sayılar kuramına modüler aritmetik gibi bir çok yenilik getirdi. Aynı yıl içinde, İtalyan astronom Giuseppe Piazzi, Ceres asteroidini keşfetti, ama asteroidi ancak 40 gün kadar takip edebildikten sonra kaybetti. 24 yaşındaki Gauss, üç aylık bir çalışmadan sonra, Ceres’in tekrar görülebileceği pozisyonu hesapladı, ve 31 Aralık’ta iki ayrı astronom (Franz Xaver von Zach ve Heinrich Olbers), Ceres’i tam Gauss’un söylediği pozisyonda gözlemlediler. Zach, “Doktor Gauss’un zeki çalışması ve hesapları olmasaydı, Ceres’i tekrar bulamayabilirdik” diyerek Gauss’un katkısına teşekkür etti. O zamana kadar hala Dük’ün verdiği bursla geçinen ve bu durumdan memnun olmayan Gauss, astronomide kariyer yapmayı düşündü, ve 1807′de Göttingen Üniversitesi’nde astronomi profesörü ve gözlemevi müdürü olarak çalışmaya başladı. Hayatının sonuna kadar aynı üniversitede çalışacaktı.

Gauss, yazdığı zeki kanıtları nasıl akıl ettiğini asla açıklamazdı. Kanıtı bir kere bulduktan sonra sanki vahiyle gelmiş gibi yazar, sonuca nasıl ulaştığı konusunda özellikle ipucu vermezdi.

Gauss, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’na bağlı olan Braunschweig-Lüneburg Dükalığı’ndaki Braunschweig kentinde, Gebhard Dietrich ve Dorothea Gauss çiftinin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası az eğitimli bir taş ve duvar ustasıydı, annesinin ise okuma-yazması bile yoktu. Efsaneye göre, Gauss henüz üç yaşındayken, babasının kâğıt üzerinde yaptığı hesapları kafasından kontrol edip düzelterek dehasını belli etti.[2]

http://www.yarindansonra.net/gauss-yontemi-ardisik-dogal-sayilarin-toplanmasi-t2707.0.html

Gauss’un çocukluk yıllarından beri dahi olduğunu gösteren pek çok hikâye vardır, nitekim pek çok matematiksel keşfini henüz 20 yaşına gelmeden yapmıştır. Sayılar kuramının önemli sonuçlarını derleyip kendi katkılarını da ekleyerek yazdığı büyük eseri Disquisitiones Arithmeticae’yi 21 yaşında (1798) bitirmişse de, eser ilk olarak 1801′de basılmıştır.

Gauss 23 Şubat 1855′te, 78 yaşındayken, yıllardır yaşadığı Göttingen’de hayata gözlerini yumdu ve bu şehirdeki Albanifriedhof ‘a gömüldü. Cenazesinde damadı Heinrich Ewald ve yakın arkadaşı (aynı zamanda biyografisinin yazarı) Wolfgang Sartorius von Waltershausen birer konuşma yaptılar. Beyni araştırma için muhafaza , ve bugün hala Göttingen Üniversitesi’nin tıp fakültesinde formalin içinde korunmaktadır.

Ay’daki Gauss krateri[8], “1001 Gaussia” asteroidi[9] ve Antarktika’da sönmüş bir volkan olan Gaussberg[10], Gauss’un anısına isimlendirilmiş bazı doğal oluşumlardır.

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Oldukça dindar ve muhafazakar bir adamdı. Ayrıca bir monarşi destekçisiydi ve tüm Almanya’yı etkisi altına alan 1848 devrimlerini onaylamıyordu.

1818′de Hannover eyaleti için yüzey ölçümleri yapan Gauss, bu ölçümler için helyotropu ( ışığı ve aynalar yardımıyla doğrultu gözlemleri yapmaya yarayan ) icat edip kullandı.

Gauss, Öklit dışı geometrilerin varlığını keşfettiğini, ama tepkilerden çekindiği için fikirlerini yayımlamadığını iddia etmiştir. Öklit dışı geometriler, Öklit aksiyomlarının bir kısmını atarak oluşturulan, sezgilerimizle çelişen fakat kendi içinde tutarlı geometrilerdir ve ’ın genel görelilik kuramı gibi pek çok yeni fikrin doğumunu mümkün kılmışlardır. Gauss’un yakın arkadaşı Farkas Bolyai’nin oğlu János Bolyai, 1832′de Öklit dışı geometrilerle ilgili eserini yayımladığında, Gauss Farkas Bolyai’ye bir yazdı ve “eseri övmek kendimi övmek gibi olur, çünkü eserin içeriği son 30-35 yıldır benim kafamda dolaşan fikirlerle neredeyse birebir örtüşüyor” dedi. Bu kanıtsız iddia, János Bolyai ve Gauss’un arasının açılmasına sebep oldu. (Gauss’un notları ve mektuplarından anlaşıldığı kadarıyla, Öklit dışı geometrilerle ilgili temel fikirleri János Bolyai’den önce keşfettiği doğrudur.[5])

Kişiliği

Almanya’nın Dransfeld kentindeki 51 metrelik beton gözlem kulesinin ismi Gauss Kulesi’dir.

Gauss ilk evliliğini 1805 yılında Johanna Osthoff ile yaptı. Bu evlilikten Joseph (1806-1873) adında bir oğlu ve Wilhelmine (1808-1846) adında bir kızı oldu. 1809′da, Louis adını verdikleri üçüncü çocuğun doğumu sırasında Johanna hayatını kaybetti, Louis de henüz bir yaşına gelmeden annesini takip etti. Gauss, bu ölümlerden dolayı girdiği depresyondan asla tam anlamıyla kurtulamadı. Louis’in ölümünden kısa süre sonra, 1810′da karısının arkadaşı Minna Waldeck ile evlendi. Bu evlilikten de üç çocuğu oldu: Eugen (1811-1896), Wilhelm (1813-1879) ve Therese (1816-1864). Minna 1831′de hastalıktan ölünce Gauss’a ölümüne kadar kızı Therese baktı. Eugen ve Wilhelm ABD’nin Missouri eyaletine yerleştiler.

Gauss, Hannover’de yaptığı yüzey ölçümleri sırasında, ölçüm hatalarının istatistiksel dağılımını veren (ve daha önce astronomi araştırmalarında da kullandığı) normal dağılım fikrini kafasında iyice belirginleştirdi. (Bugün normal dağılıma Gauss dağılımı da denmektedir.) Ayrıca bu ölçümler Gauss’un diferansiyel geometriye de (eğriler ve yüzeylerle ilgilenen bir matematik dalı) ilgi duymasını sağladı. 1828′de bu matematik dalının önemli teoremlerinden biri olan theorema egregium’u kanıtladı.

Ceres’in keşfi sayesinde gezegen ve asteroidlerin Güneş çevresindeki hareketleriyle ilgilenmeye başlayan Gauss, 1809′da Theoria motus corporum coelestium in sectionibus conicis solem ambientum (Güneş çevresinde konik kesitler üzerinde hareket eden gök cisimlerinin hareketlerinin teorisi) adlı eserini yayımladı. Bu eser, günümüz bilimlerinde yaygın olarak kullanılan en küçük kareler yöntemini de ayrıntılı olarak ele alıyordu. (Aynı yöntem, 1805′te matematikçi Adrien-Marie Legendre ve 1808′de Amerikalı matematikçi Robert Adrain tarafından da tanımlanmış ve kullanılmıştı, fakat Gauss bu yöntemi 1795′den beri bildiğini iddia etti.[4])

Alman yazar Daniel Kehlmann’ın 2005 tarihli romanı Die Vermessung der Welt (Dünya’nın Ölçümü), Gauss ve Alexander von Humboldt’un hayatlarını konu almaktadır.

Gauss, kendisini örnek alan genç matematikçileri desteklemediği için çok eleştirildi. Pek çok meslekdaşı onu mesafeli ve katı buluyordu. Gauss öğretmenlikten nefret ettiğini söylese de Richard Dedekind, Bernhard Riemann, Friedrich Bessel gibi bazı öğrencileri sonradan başarılı ve üretken matematikçiler oldular.

Carl Friedrich Gauss ya da Gauß (30 Nisan 1777 – 23 Şubat 1855), Alman kökenli matematikçi ve bilim adamı. Katkıda bulunduğu alanlardan bazıları; sayılar kuramı, analiz, diferansiyel geometri, jeodezi, manyetizma, astronomi ve optiktir. “Matematikçilerin prensi” ve “antik çağlardan beri yaşamış en büyük matematikçi” olarak da bilinen Gauss,[1] matematiğin ve bilimin pek çok alanına etkisini bırakmıştır ve tarihin en nüfuzlu matematikçilerinden biri olarak kabul edilir.

1977′de, Gauss’un 200. doğumgünü şerefine, Doğu Almanya ve Batı Almanya’da ayrı ayrı hatıra pulları basılmıştır.

Gauss’un babasıyla arası iyi değildi. Babası Gauss’un matematik ve bilim okumasını istemiyor, kendisi gibi taş ustası olmasını istiyordu. Gauss, eğitimi boyunca babasından görmediği desteği annesinden gördü. Oğullarıyla da iyi geçinemeyen Gauss, Eugen’in ve daha sonra Wilhelm’in ABD’ye göç etmesine sebep oldu.

1831 yılında Gauss, profesörü Wilhelm Weber’le beraber çalışmaya başladı. Bu beraberlik, manyetizma ve konularına pek çok yenilik getirecekti (kütle, uzunluk ve zamana bağlı yeni bir manyetizma birimi gibi). 1833′te Gauss ve Weber ilk elektromanyetik telgrafı icat ettiler, ve bu telgrafla gözlemevini fizik enstitüsüne bağladılar. Gauss, hala müdürü olduğu gözlemevinin bahçesine bir manyetik gözlemevi kurulması talimatını verdi, ve Weber’le beraber Dünya’nın çeşitli yerlerindeki manyetik alanı ölçmek amacıyla bir “manyetik kulüp” (Alm. magnetischer Verein) kurdu. Gauss’un bu sıralarda geliştirdiği, manyetik alanın yatay yoğunluğunu ölçmeye yarayan metod, 20. yüzyıl ortalarına kadar kullanılmaya devam etti. Gauss ayrıca, Dünya’nin manyetik alanının iç (çekirdek) ve dış (manyetosfer) kaynaklarını ayırmak için gereken matematiksel teoriyi de geliştirdi. Hayatının sonlarına doğru matematiksel yeteneklerinin köreldiğini hissedince edebiyatla ilgilenmeye başladı.

Commons‘ta Carl Friedrich Gauss ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Gauss en karmaşık hesapları aklından yapabilmesiyle de ünlenmişti. Anlatılana göre, Ceres’in izleyeceği yörüngeyi nasıl bu kadar hatasız hesaplayabildiği sorulunca, “logaritma kullandım” cevabını vermiş, logaritma cetvelini nasıl bu kadar hızlı kullanabildiği sorulunca da “cetvele ne gerek var, hepsini kafamda hesaplıyorum!” demiştir.

Gauss’un ismi matematik ve fizikte onlarca teorem, formül ve kavrama verilmiştir. Cgs sistemindeki manyetik alan birimi 1 Gauss’tur.

Gauss, Braunschweig Dükü Karl Wilhelm Ferdinand’in verdiği burs sayesinde 1792-1795 arasında Collegium Carolinum’da (bugünkü adıyla Braunschweig Teknik Üniversitesi), 1795-1798 arasında da Göttingen Üniversitesi’nde öğrenim gördü. 1796′da kenar sayısı bir Fermat asalı olan her düzgün çokgenin, sadece cetvel ve pergel kullanılarak çizilebileceğini kanıtladı. Bu tür cetvel ve pergel problemleri Antik Yunan’dan beri matematikçileri meşgul etmekteydi, dolayısıyla da Gauss’un keşfinin önemi büyüktü. Gauss bu başarısından o kadar memnun oldu ki, mezar taşına bir düzgün onyedigenin oyulmasını vasiyet etti. Ne var ki, daireye çok yakın olan bu şeklin oyulması çok zor olacağından, vasiyetini yerine getirecek bir taş ustası bulamadı.

Gauss, 1799′da bitirdiği doktora tezinde cebirin temel teoreminin bir kanıtını sundu. Bu çok önemli teorem, karmaşık sayılar üzerine tanımlanmış her polinomun en az bir kökü olduğunu söyler. Gauss’tan önce pek çok matematikçi bu teoremi kanıtlamayı denemiş, ama hiçbir kanıt genel kabul görmemişti. Gauss’un kanıtına da, o zamanlar henüz kanıtlanmamış olan Jordan eğri teoremini kullandığı için itiraz edildi. Bu itirazlar üzerine Gauss, hayatı boyunca üç değişik kanıt daha sunacak, 1849′daki son kanıtı tüm matematikçilerden kabul görecekti. Gauss bu kanıtlar üzerinde çalışırken, karmaşık sayılar kavramının olgunlaşmasına çok büyük katkıda bulundu.

Bir başka meşhur hikâyeye göre, Gauss’un ilkokul öğretmeni J.G. Büttner, öğrencilerini oyalamak için 1′den 100′e kadar olan sayıları toplamalarını isteyince, Gauss cevabı birkaç saniye içinde bularak hem öğretmenini, hem de asistanı Martin Bertels’i hayrete düşürdü. Küçük Gauss, sayı listesinin iki zıt ucundan birer sayı alıp topladığında hep aynı sonucun çıktığını farketmişti: 1 + 100 = 101, 2 + 99 = 101, 3 + 98 = 101, vesaire. Böylece 1′den 100′e kadar olan sayıların toplamı 50 × 101 = 5050 oluyordu.[3]

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Carl_Friedrich_Gauss

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

William Stanley, Jr.

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

1885 yılında Lucien Gaulard ve John Dixon Gibbs’in fikirlerine dayanan alternatif akımı pratikleştirdi. Daha sonra modern transformatörlerin gelişimine ön ayak olacak indüksiyon bobinini buldu.

William Stanley, Jr. (d. 28 Kasım 1858 – ö. 14 Mayıs 1916), ABD’li fizikçi, .

1890′da Pittsfield’da “the Stanley Laboratory Company” ve “the Stanley Electric Manufacturing Company” şirketlerini kurdu. Daha sonra bu şirketlerde C. C. Chesney ve J. F. Kelly ile, transformatör amaçlı değişiklik yapıldı. The Stanley Electric Manufacturing Company, 1905 yılında General Electric tarafından satın alındı.

Brooklyn, New York’ta doğdu. Kariyeri boyunca değişik cihazları için 129 patent aldı.

İlk zamanlar tuşları ve yangın alarmları üretimi üzerine çalışan bir elektrikçiydi. İlk elektriksel izalatörleri tasarladı. George Westinghouse’ın Pittsburgh’taki fabrikasında şef mühendis olarak çalıştı.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/William_Stanley,_Jr.

Tags: , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , ,

Samuel Morse

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

’un mekanik araştırmalara merakı genç yaşlarında başlamıştır. 1832 senesinde yaptığı okyanus seyahatinde, Jackson’un ilgili son gelişmeleri anlatması üzerine, New York Üniversitesinde elektromanyetik konularında öğrendikleri konular, kafasında elektrikli fikrini doğurdu. Morse’un elektrikli telgrafı, bir devresinde bobinin bir kolu çekmesi ile rulo kağıdı üzerine izler bırakması esasına dayanıyordu. Kısa ve uzun çekmeler, kısa ve uzun izler bırakıyordu. 1835 senesinde başlayan bu çalışmalarına destek bulmak için Avrupa devletlerine başvurularda bulundu. Ancak bir netice elde edemedi. Bunun üzerine arkadaşı Chamberlain’i İstanbul’a gönderdi. Onlar ilme ve ilim adamlarına fevkalade destek veren Osmanlı ülkesinden çok ümitliydiler. Nitekim Chamberlain İstanbul’da büyük bir ilgi ve destek gördü. Fakat elindeki alet henüz pek ilkel bir vaziyetteydi. Bu sebeple aleti Viyana’da iyi bir işçilikle tekrar yapmak ve ondan sonra padişaha takdim etmek üzere geri döndü. Ancak Tuna Nehri yoluyla Viyana’ya hareket eden Chamberlain’in gemisi yolda batarak beş arkadaşı ile birlikte öldü. Böylece Osmanlı Devletinde kurulması için yapılmak istenen birinci teşebbüs sonuçsuz kalırdı.

Morse telgrafı 24 ’ta yüksekokullarda sergiledi. Morse elektrikli telgrafın ilk halka açık sunuşunu 8 Şubat 1838’de Philadelphia Pensilvanya’da bulunan Franklin Enstitüsü’nde bir bilim komitesinin karşısında gerçekleştirdi(İlk çalışma tarihi 6 ’tır). Morse 21 Şubat’ta telgrafı başkan Martin Van Buren’e sundu. Kısa bir zaman sonra, Birleşik Devletler Ticaret Temsilcileri Komitesi başkanı F.O.J. Smith Maine, Morse’un arkadaşı oldu ve Kongrede 30,000 Amerikan Dolarını geçmeyen telgraf hattı projesini önerdi. Morse ayrıca bir su kütlesi üstünden, demiryolu altından veya iletken herhangi bir şeyden sinyal gönderebilen telgrafın icadına öncülük etti.

Morse, ilk elektrikli telgraf denemesini 1844 senesinde Washington ile Baltimore arasına 65 kilometrelik bir hat çekimiyle yaptı. Osmanlı Devleti ilk defa 1855 senesinde Kırım Savaşı esnasında Morse telgraf sistemini kullanmıştır. (Bkz. Telgraf)

Samuel Finley Breese Morse (d. 27 Nisan 1791) – (ö. 2 Nisan 1872), Amerikan , portre ve tarih sahnesi ressamı.

1836′da Morse çalışan ilk telgraf örneğini bitirdi. Bu telgraf tek elementli bir ve basit bir manyetizma kullanıyordu. Bu örnek 13 – 14 gibi çok kısa mesafelerde çalışıyordu. 1836 kışında Morse ilk örneğini Leonard Gale’e gösterdi. Gale, Joseph Henry’nin elektromanyetik röleler üzerine çalışmalarından haberdardı. Bu bilgilere dayanarak Gale, Morse’a birkaç gelişme tavsiyesinde bulundu ve Henry’nin bu gelişmeleri anlatan 1831 tarihli bilimsel yayınlarını okuması için teşvik etti. Bu gelişmelerle birlikte Morse ve Gale 16 kilometrelik bir alandan gelen mesajları kaydedebilecekti. Aynı yılın Eylül ayında, Alfred Vail New York Üniversitesi’nde telgrafın gösteriminde asistanlık yaptı. Vail’in babası iyi bağlantıları olan mucit, avukat, topluluk lideri ve teknoloji yatırımcısıydı. Morse’un telgraf üstündeki çalışmalarını finanse etti.

Samuel F. B. Morse coğrafyacı ve papaz Jedidiah Morse ile Elizabeth Ann Breese Morse’un ilk çocukları olarak Massachusetts, Charlestown’da doğdu. Daha küçük bir çocukken Phillips Akademisi’ne katıldı daha sonra 14 yaşında yüksekokula başladı. Kendini sanata ve çok tanınan bir Amerikan ressam olan Washington Allston’ın öğrencisi olmaya adadı. Yale Üniversitesi’nde iken, Benjamin Silliman ve Jeremiah Day’in elektrik hakkındaki konferanslarına katıldı. Portre resimler yaparak kazandı. Ondokuz yaşında 1810 yılında Yale Üniversitesi’nden mezun oldu. Morse daha sonra 1811′de Allston’a Avrupa’ya giderken eşlik etti. Gidip döndükten sonra portre çizimi revaçta olduğu için ağırlığını portreye verdi. Eski Millet Meclisi (The Old House of Represantatives), Louvre Galerisi (The Gallery of The Louvre), Herkülün Sonu (The Dying Hercules) en ünlü tablolarıdır. Morse bir taşı ya da mermeri 3 farklı boyutta yontabilen mermer kesme makinesini icat etti. Morse bunun patentini alamadı, çünkü 1820′de Thomas Blanchard’ın benzer bir icadı vardı. 1826 senesinde Milli Güzel Sanatlar Akademisinin kurulmasında rol oynadı ve ilk başkanı oldu. 1832 senesinde New York Üniversitesi Resim ve Heykel Bölümü Profesörlüğüne getirildi. Telgraf çalışmalarına başlayınca portre çizimine ara verdi.

1839’da (Paris’den) Daguerre tarafından Daugerreptype Fotoğrafçılığın ilk Amerikan tanımlamasını yayınladı. Morse Amerikan daugerreptypelara öncülük etti. 24 Mayıs 1844’de Morse Washington D.C.’de bulunan Yüksek Mahkeme binasından Baltimore, Maryland’de bulunan asistanı Alfred Vail’e şu telgraf mesajını gönderdi; “What hath God wrought” (İncil’den alıntı, Numaralar 23:23).

1872 yılında 80 yaşında New York 5 West 22. Sokakta ki evinde öldü ve Brooklyn, New York’ta bulunan Gren-Wood Mezarlığına gömüldü

Morse 1837′de elektrikli telgrafı icat etti. Joseph Henry, bugün Princeton Üniversitesi’nde bulunan çalışan ilk prototipi yapmıştı. Henry ayrıca, Morse’un O’Reilly’ye karşı dava açmasına rağmen yayınlayamadığı bilimsel dokümanlara da sahipti. Patent denemesi sürecinde, Morse’un avukatı, Morse’un kendi el yazısıyla yazılmış olan bilimsel dokümanların yakıldığını iddia etti. Joseph Henry zamanının açık kaynaklı teşebbüs sahiplerindendi ve Morse gizlilik avantajlarını elinde bulunduruyordu. 1837′de Morse cihazın patentini aldı. 1832′de, Morse elektomanyetik telgraf ve Dr. Charles T. Jackson’la yaptığı telgraf görüşmelerinde kullandığı Morse Kodları olarak bilinen sinyal alfabesi fikirlerini geliştirdi.

1830′da Roma’da öğrenim görürken, Danimarkalı/İzlandalı heykeltıraş Bertel Thorvaldsen tarafından eğitildi; Bazen bu iki sanatçı Antik Roma yıkıntılarında yürüyüşe çıkardı. Morse ayrıca Thorvaldsen’in portresini de yaptı. 1835 sonbaharında, Morse hareketli kâğıt şerit üstüne kayıt yapan bir telgraf geliştirdi ve sergiledi. 1836 başlarında, Morse kayıt yapan telgrafını Dr. Leonard Gale’e sundu. Aynı yıl topladığı 1496 oyla New York belediye başkanlığı seçimlerinde başarısız oldu.

Telfraf alıcısı

1838’de, Morse her harfe bir nümerik kod atanmış olan telgrafik sözlüğünü, telgrafik bir şifreyle değiştirdi. Alfred Vail ilk günlerden beri tartışılan bu basit kodların asıl mucididir. Bu konuda ki birçok yazıya göre Vail gerçek mucitti, buna karşın Morse ve taraftarları bunun akisini iddia etti.

1850’ler de Morse Kopenhag’a gitti ve heykeltıraşın mezarının da bulunduğu Thorvaldsen müzesini ziyaret etti. Kral VII. Frederick tarafından kabul ve Thorvaldsen’in 1830’da yapmış olduğu portresini vasiyeti gereği kraliyet ailesine bağışladı. Thorvaldsen’in portresi halen Danimarka Kraliçesi II. Margaret’tedir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Samuel_Morse

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Elisha Gray

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:09

Elisha Gray, (d. 2 Ağustos 1835, Barnesville, Ohio – ö. 21 1901, Nevtonville, Massachusetts), ABD’li mühendisi.

Aynı yıl oteller için bir anons sistemi, klavyesi ve yazıcısı geliştirdi. Bir çok buluşa imza atan, 1893′te ilk Uluslararası Elektrik Kongresi’ni düzenleyen Elisha Gray, 1899 yılında Boston’a taşındı. Gemiler için haberleşmede kullanılacak bir sualtı sinyal cihazının 31 Aralık tarihinde denemeleinin yapılmasından kısa bir süre sonra kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.

Çocukluğunu bir çiftlikte geçiren Gray, Oberlin Koleji’nde eğitim görürken elektriğe olan ilgisi nedeniyle çeşitli araştırmalar yaptı, okulun laboratuvar donanımını geliştirdi.1862 yılında Delia Minerva Shepard ile evlendi. 1865 yılında telgraf hattının yalıtım değişkenliğini otomatik olarak ayarlayan bir yaptı. 1867 ve ilerleyen yıllarda otomatik telgraf rölesi, telgraf santralı, telgraf iletme rölesi gibi buluşlarına patent aldı.

Kimi kaynaklarca, 1876 yılında yaptığı prototipi ile telefonun gerçek mucidi olarak kabul edilen Gray, patent alımında uzun süren bir dava sonucu, ’e yenik düşmesine karşın, yaptığı buluşlarıyla 70′ten fazla patent sahibidir.

1869 yılında Chicago’da E.M. Barton’la birlikte Gray ve Barton şirketini kurdular. 1870′te Anson Stager’in de ortak olduğu kuruluş, diç doktoru Dr. Samuel S. White of Philadelphia tarafından finanse . Gray’in elyazılarını telle ileten teleotografı buluşu oldukça getirdi.

Gray çok sayıda kitap yazmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Elisha_Gray

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sidney George Brown

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:08

Sidney George Brown (d. 1873, Chicago – ö. 1948, Sidmouth), ABD’li mühendis.

Önce tekniği üstünde çalışarak bu konuda uzman oldu. 1898′den sonra ise telsiz ve telsiz mikrofonla ilgilendi. Mikrofonlar, amplifikatörler, Hoparlörler ve alıcıları, ayrıca cayroskoplu bir etti.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Sidney_George_Brown

Tags: , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , ,

1954 tarihi

Yazan: admin | Önemli tarihler | Cumartesi 7 Ağustos 2010 16:32
  • 13 Temmuz – Frida Kahlo (d. 1907)
  • 7 Şubat – Dieter Bohlen, Alman müzisyen (Modern Talking).
  • 5 Haziran – Haluk Bilginer, oyuncu ve yönetmen.
  • 12 Eylül – Gülsin Onay, piyanist
  • 26 Nisan Burdur şeker fabrikası kuruldu
  • Edebiyat – Ernest Hemingway
  • 3 Ekim – Stevie Ray Vaughan, ABD’li blues gitaristi.
  • 14 Kasım – Condoleezza Rice
  • 3 Kasım – Henri Matisse (d. 1869)
  • 13 Temmuz – Sezen Aksu
  • 26 Şubat – Recep Tayyip Erdoğan 59. ve 60. hükumetler dönemi T.C Başbakanı.
  • 17 Temmuz – Angela Merkel, Alman politikacı, başbakan.
  • 7 Haziran – (d. 1912)
  • 15 Haziran – UEFA kuruldu.
  • 29 Kasım – Dink Johnson (d. 1892)
  • 9 Ekim – Dennis Stratton, İngiliz gitarist
  • 22 Ağustos – Veysel Çolak (şair, romancı)
  • 20 Temmuz – Keith Scott, Kanadalı müzisyen
  • 14 Temmuz – Jacinto Benavente (d. 1866)
  • 11 Temmuz – Henry Valentine Knaggs (d. 1859)
  • 12 Şubat – Dziga Vertov (d. 1896)
  • 14 Kasım – Yanni
  • 2 Mayıs – 1954 Türkiye Cumhuriyeti Milletvekili Genel Seçimleri
  • Adanaspor Kuruldu.
  • 15 Temmuz – Mario Kempes, Arjantinli eski milli futbol oyuncusu
  • – Max Born, Walther Bothe
  • 28 Kasım – (d. 1901)
  • 29 – Oprah Winfrey
  • 25 Ocak – Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Fransa ve Sovyetler Birliği, Berlin Konferansı’nda buluştu.
  • 25 Mayıs – Robert Capa (d. 1913)
  • 24 Ocak – Ferenc Herczeg, Macar yazarı (d. 1863)
  • 20 Temmuz – Nevşehir il oldu.
  • Kış aylarında istanbul boğazı karlar altında kalmıştı ve üstünde yürünilebilecek seviyeye kadar gelmişti.
  • Kimya – Linus Carl Pauling
  • 30 Mart – Kanada’nın ilk yeraltı geçidi Toronto’da açıldı.
  • 11 Ekim – Vojislav Šešelj, Sırp siyasetçi
  • 25 Aralık – Annie Lennox
  • İnegölspor Kuruldu.
  • 21 Eylül – Şinzo Abe, Japonya başbakanı
  • 19 Ocak – Cindy Sherman, ABD’li sanat fotoğrafçısı ve yönetmeni.
  • 18 Nisan – Albay Cemal Abdülnasır, Mısır’da krallığı darbeyle devirerek iktidarı ele geçirdi.
  • 14 Haziran – Sakarya ve Adıyaman il oldu.
  • 20 Mart – Mehmet Emin Kalmuk (d. 1869, İstanbul), hendese (Geometri) muallimi, ve müderrisi (Medrese hocası).
  • Muhsin Yazıcıoğlu Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı, 19. – 20. ve 23. dönem Sivas Milletvekili (ö. 2009)
  • 28 Aralık – Denzel Washington
  • DNA keşfedildi
  • 17 Mart – Türkiye Milli Futbol Takımı, Roma’da İspanya ile 2-2 berebere biten maç sonunda kura atışlarıyla tarihinde ilk kez FIFA Dünya Kupası finallerine katılmaya hak kazandı.
  • 27 Ocak – Köy Enstitüleri kapatıldı.
  • Kenan Onuk (ö. 2005)
  • 15 Şubat – Matt Groening, Simpsonlar’ın yaratıcısı ABD’li karikatürist.
  • 16 Ağustos – James Cameron, yönetmenlik yanında senarist ve prodüktördür
  • 26 Kasım – Kapalı Çarşı’da büyük bir yangın çıktı.
  • 30 Kasım – Wilhelm Furtwängler (d. 1886)
  • 22 veya 23 Kasım – Sait Faik Abasıyanık, yazarı (d. 1906)
  • Tıp – John Franklin Enders, Huckle Weller, Frederick Chapman Robbins
  • Barış – Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Ofisi
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1954

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    1945 tarihi

    Yazan: admin | Önemli tarihler | Cumartesi 7 Ağustos 2010 16:27
  • 13 Mart – Anatoli Fomenko, Rus matematikçi ve Yeni Kronoloji’nin yazarlarından biri
  • 24 Nisan – Ernst-Robert Grawitz, II.Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nda doktor ve SS-Reichsarzt (d. 1899)
  • 14 Mayıs – Yochanan Vollach, İsrailli futbolcular
  • Wilhelm Canaris, Nazi Almanyası’nda Abwehr başkanı (d. 1887)
  • Eva Braun, Adolf Hitler’in uzun süreli hayat arkadaşı ve kısa bir süre için nikahlı eşi (d. 1912)
  • 16 Ağustos – Mahmut Yesari, Türk roman ve yazarı. (d. 1895)
  • Andor Endre Gelleri, Macar yazar. (d. 1908)
  • 22 Haziran – Fuat Tuksal, Türk devlet adamı
  • 9 Ağustos – Japonya’nın Nagasaki kentine bombası atıldı.
  • Robert Desnos, şair.
  • 4 Şubat – Ümran Baradan, Türk seramik sanatçısı, ressam
  • Tadamichi Kuribayashi, II. Dünya Savaşı sırasında Japon İmparatorluğu generali (d. 1891)
  • 2 Mayıs – Hans Krebs, Nazi Almanyası Piyade Generali ve OKH başkanı (d. 1898)
  • 1 Eylül – Mustafa Balel, Türk yazar
  • 14 Şubat – Otto Kittel, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın en çok uçak düşüren 4. As Pilotu (d. 1917)
  • 6 Ağustos – Amerika Birleşik Devletleri başkanı Harry S. Truman’ın emriyle Japonya’nın Hiroşima kentine atıldı.
  • 3 – Türkiye, Japonya ile ilişkisini kesti.
  • Nisan – Amerika Birleşik Devletleri birlikleri Leipzig, Karl-Marx-Stadt ve Münih’i aldı.
  • 19 Mart – Cem Karaca, (ö. 2004)
  • 18 Ağustos – Subhas Chandra Bose, Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin siyasi lideri, (d. 1897)
  • 31 Mart – Hans Fischer, Alman kimyager (d. 1881)
  • 28 Haziran – Türkan Şoray, sinema oyuncusu
  • Kiyoşi Miki, Japon felsefeci (d. 1897)
  • Pınar Kür, Türk yazar
  • 29 Temmuz – Mircea Lucescu, Romanyalı eski futbolcu ve teknik direktör
  • 14 Ağustos – Mahir Çayan, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi lideri (ö. 1972)
  • 22 Nisan – Käthe Kollwitz, Alman ressam, oymabaskı sanatçısı ve heykeltıraş (d. 1867)
  • 12 Mart – Friedrich Fromm, Nazi Almanyası’nın Generaloberst’i (d. 1888)
  • 24 Ekim – Birleşmiş Milletler kuruldu.
  • Lutpulla Mutellip, Uygur şair (d. 1922)
  • 8 Mayıs – Almanya Rusya karşısındaki yenilgiyi takiben “müttefik devletlerine” teslim oldu.
  • Elisabeth de Rothschild, Yahudi asıllı Rothschild Ailesi mensubu (d. 1902)
  • 24 Ekim – Vidkun Quisling, Norveçli politikacı (d. 1887)
  • Hüseyin Avni Ulaş, Son Mebusan Meclisi ve Birinci TBMM milletvekili (d. 1887)
  • Heinrich Himmler, Nazi Almanyası’nda SS lideri ve ideoloğu (d. 1900)
  • 30 Mart – Eric Clapton, blues gitaristi, şarkıcı ve besteci.
  • 23 Şubat – TBMM,Almanya ve Japonya`ya savaş ilan etti.
  • Volin, Rusyalı anarşist (d. 1882)
  • Yalvaç Ural, Türk yazar
  • Heinrich Krippel, Avusturya’lı heykeltıraş, ressam, bakır oymacısı ve illüstratör (d. 1883)
  • Hans Oster, Nazi Almanyası’nda Wehrmacht generali (d. 1887)
  • 19 Ekim – Yücel Erten, Türk tiyatro yönetmeni, oyuncu, yazar
  • 26 Mart – David Lloyd George, Britanyalı siyasetçi, 1916-1922 arasında başbakan. (d. 1863)
  • 20 Kasım – Nuremberg Mahkemeleri başladı.
  • 29 Ocak – Tom Selleck, Emmy Ödülü sahibi aktör
  • 11 Ocak – Velid Ebüzziya, Türk gazeteci ve yayımcı (d. 1884)
  • 12 Kasım – Neil Young, Kanada doğumlu rock sanatçısı
  • Josef Kramer, Adolf Hitler’in baş yardımcısı ve emir subayı (d. 1906)
  • 16 Temmuz – Çetin Tekindor, Türk tiyatro, sinema, dizi oyuncusu ve seslendirme sanatçısı
  • 16 Kasım – Birleşmiş Milletler Eğitim, ve Kültür Örgütü’nun yasası Londra’da 44 ülkenin katılımıyla kabul edildi
  • 24 Ağustos – Vince McMahon, ABD’li güreşçi ve WWE başkanı
  • Karl Otto Koch, Nazi Almanyası’nda Albay ve toplama kampı komutanı (d. 1897)
  • 25 Nisan – Özdemir Özok, Türk hukukçu (ö. 2010)
  • 3 Şubat – Roland Freisler, Nazi Almanyası’nın Adalet Bakanı ve müsteşarı (d. 1893)
  • Dietrich Bonhoeffer, Nazizm karşıtı Alman teolog (d. 1906)
  • 31 Ekim – Zahra Rahnavard, İranlı yazar, ressam, heykeltıraş ve siyasetbilimci
  • Aleksey Nikolayeviç Tolstoy, Rus şair, roman ve oyun yazarı (d. 1883)
  • Uluslararası Adalet Divanı, BM nezdinde Hollanda’nın Lahey şehrinde kuruldu.
  • Yüksel Önaçan, Türk yazar
  • 12 Nisan – Franklin D. Roosevelt, Amerika Birleşik Devletleri’nin 32. Başkanı. (d. 1882)
  • Adolf Hitler, 1934-1945 yılları arasında Almanya’nın lideri (d. 1889)
  • 11 Mayıs – Şirin Cemgil, 1968 kuşağının gençlik hareketinin öncülerinden, hukukçu (ö. 2009)
  • Karl Hanke, Nazi partisi subayı (d. 1903)
  • 20 Temmuz – Paul Valéry Fransız yazar ve şair.
  • 31 Ocak – Eddie Slovik, II. Dünya Savaşı sırasında ABD ordusunda er rütbesinde asker (d. 1920)
  • İstemihan Taviloğlu, Türk besteci ve müzik eğitimcisi (ö. 2006)
  • 17 Ekim – Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
  • 10 Ağustos – Japonya’nın teslim olmasıyla II. Dünya Savaşı bitti.
  • Hüsnü Savman, BJK’li Türk futbolcu. (d. 1908)
  • 3 Ocak – Edgar Cayce, ABD’li ünlü medyum (d. 1877)
  • 26 Haziran – Türkiye hükümeti, San Francisco’da Birleşmiş Milletler Antlaşmasını imzaladı.
  • 24 Mayıs – Krasnodar Kray içindeki Şapsığ Ulusal Rayonu lağvedildi.
  • 16 Aralık – Fumimaro Konoe, Japon siyaset adamı ve başbakan (d. 1891)
  • Béla Bartók, Macar besteci (d. 1881)
  • 22 Aralık – Tülay Eratalay, Türk sinema yönetmeni, prodüktör, senaryo yazarı
  • 31 Ekim – Henry Ainley, İngiliz sahne ve sinema oyuncusu (d. 1879)
  • 3 Mayıs – Yaşar Çağbayır, Türk yazar ve araştırmacı
  • 22 Şubat – Osip Brik, Rus avangart yazar ve edebiyat eleştirmeni (d. 1888)
  • 20 Kasım – Francis William Aston, Nobel ödülü sahibi Britanyalı kimyager ve fizikçi (d. 1877)
  • 21 Aralık – George S. Patton, ABD’li asker
  • 28 Nisan – Benito Mussolini, II. Dünya Savaşı sırasında İtalya’nın başbakanı. (d. 1883)
  • 9 Aralık – Ahmet Hamdi Martonaltı, Türk İstiklal Madalyası sahibi telgraf memuru (d. 1891)
  • Walter Krüger, Nazi Almanyası’nda Waffen SS generali (d. 1890)
  • 4 Mayıs – Nadir Mutluay, Kurtuluş Savaşı sırasında görev yapmış müftü (d. 1897)
  • Irma Grese, Nazi Almanyası’nda toplama kamplarında görevli memur (d. 1923)
  • 27 Mart – Halit Ziya Uşaklıgil, Türk yazar (d. 1866)
  • 18 Ekim – Yıldo, Türk şovmen, dizi oyuncusu
  • 29 Haziran – Yunus Nadi Abalıoğlu, Cumhuriyet Gazetesi’nin kurucusu, gazeteci (d. 1880)
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1945

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Nikola Tesla

    Yazan: admin | Mucitler | Salı 25 Mayıs 2010 22:48

    Nikola Tesla (Sırpça: Никола Тесла; d. 10 Temmuz 1856, Smiljana-Hırvatistan – ö. 7 Ocak 1943, New York). Sırp asıllı mucit, elektrik mühendisi ve makine mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç mucitlerinden birisidir[kaynak belirtilmeli]. 7 Ocak 1943 yılında kendisine ait patent aldığı 700 buluşla en çok patent sahibi kişi olarak tarihe geçmiştir.

    Nicola Tesla saplantılı biriydi, garip huyları ve fobileri vardı. İşlerini üçerli gruplar halinde yapardı, ve numarası üçe tam bölünebilen bir otel odasında kalmak konusunda ısrarcıydı. Nicola Tesla mücevherden, özellikle inci küpelerden iğrenirdi. Temizlik ve hijyen konusunda çok titizdi. Yuvarlak nesnelere ve kendisininki dışında insan saçına dokunmaktan hoşlanmazdı. Aynı zamanda inanılmaz bir hırsa sahipti, başladığı işi bitirmeden rahat uyuyamadığını söylemekteydi.

    34′üncü caddedeki eski Waldorf-Astoria otelinde oturan Nicola Tesla, hergün, taksiyle, çarklı araba vapuruna binerek Long Island şehrine giderek , oradan da Long Island demiryoluyla Shoreham’e aktarma yaparak inşaata gidiyordu. Proje kontrolünün aksamaması için, trenin yemek servisi onun için özel yemek hazırlıyordu. [12]

    İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW’lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstein, Nicola Tesla’nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.

    J.P. Morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, Nikola Tesla’nını hayranı olmuştu. Nicola Tesla, kısa zamanda J.P. Morgan’ın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen Nicola Tesla, New York sosyetesinin gözdesi oldu.

    Florasan lambayı, neon ışıklarını, hızölçeri, otomobillerdeki ateşleme sistemini, radarın temellerini, elektron mikroskobunu ve mikrodalga fırını da Nikola Tesla’nın ettiğini bilen sayısı sınırlıdır.[5]

    Elektrik mühendisliğini bırakıp, 1884′te cebinde sadece 4 sentle New York’ta gemiden ayrıldı. [7]Tecrübesi onu doğru akım motorları ve dinamolardaki komütatör sorunlar yaratan, gereksiz bir karışıklık inandırmıştı. doğru akım üretecinin bir komütatörle dış devrede tamamen aynı yöne akan dalga dizileri şeklinde alternatif akım oluşturduğunu gördü. motorda dönme hareketini sağlayacak bir doğru akım elde etmek için, yöntem tersine çevrilmeliydi. Her elektrik motorunun endüvi’si, motora alternatif akım beslemek için döndüğü anda manyetik yönlerini değiştiren, döner komütatöre sahipti.

    Nicola Tesla, ilk defa elektriğin bir kaynaktan çevreye yayılarak kablosuz ve çok yüksek miktarlarda iletimi söylemiştir. Kağıt üstünde bunu ispatlayan Nicola Tesla daha sonra yaptığı deneylerle de bunu göstermiştir. Kendisinin elinde kablosuz yanan bir ampül tutan fotoğrafı bulunmaktadır. Bu projenin patentini aldıktan sonra Nicola Tesla’nın en büyük destekçisi J.P. Morgan bu kablosuz enerji iletimi ile şirketin ekonomisinin batacağını anlamış ve finansman desteğini kesmiştir. Eğer destek o gün kesilmeseydi, günümüzde insanlar elektriği ücretsiz bir şekilde kablosuz olarak kullanabilecekti.

    ABD Savunma Bakanı genel sekreteri William Cohen, 28 Nisan 1997 tarihinde, Georgia Üniversitesi’nde “Terörizm, Kitle İmha Silahları, Kitlesel İmha ve ABD Stratejisi” üzerine konferansta aşağıdaki sözü söylemiştir;

    Birincisi N.J. New Brunswick’te kuruldu. 200 kilo Watt’da ve 21,8 kilo Hertz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı. Bu ilk, sürekli, güvenilir Atlantik aşırı Radyo servisi idi. Bu alternatörler, Nicola Tesla’nın kulesinin yerine, Radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı. Böylece Nikola Tesla’nın Dünya çapında telsiz hayali, 30 yıl sonra, icat ettiği vericinin kullanılmasıyla yeniden gerçekleştirildi.

    Westinghouse, on tane 5000 beygirgücündeki hidroelektrik jeneratörü için ve General Electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. Bu sistem iletim hattı, yükseltici ve alçaltıcı transformatörler Nicola Tesla’nın 2 faz projesine uygundu. Hareket eden parçaları azaltmak için, dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü, büyük alternatörler planlanmıştı. [4]

    Bu sırada Nicola Tesla, New York’da AIEE (Şimdiki IEEE)’nin bir toplantısında çok gösterişli konferans verip, tek ve çok fazlı alternatif akım sistemlerinin gösterisini yaptı. Dünya mühendisleri, muazzam gelişmenin kapısını açarak, telle yapılan elektrik enerjisi iletimindeki sınırlamaların giderilmiş olduğunu gördüler.

    George Westinghouse, Nicola Tesla’nın laboratuvarlarına gitti ve Nicola Tesla ile tanıştı. Westinghouse, “Alternatif akım patentleri için bir milyon Dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim” diyerek teklifini yaptı. Satış payı, beygir gücü başına 1 Dolar olmak üzere anlaştılar. [8]

    Kendi deyimiyle zihninde çakan şimşekler çoğu zaman rehberi olmuştur. Bunlardan ışık patlamaları olarak bahseder;

    Nicola Tesla’nın kendine özgü bir tutarsızlığı da, kendisine iki şeref unvanı verildiği zaman ortaya çıktı. Birini reddetti. 1912′de Nikola Tesla ve Thomas ’un 40.000 $’lık Nobel Ödülü’nü paylaşmaya seçildikleri açıklandı. Nicola Tesla, bu ödülü de reddetti. Her nasılsa, Thomas ’u sevenler tarafından kurulan AIEE madalyasını 1917′de Nicola Tesla’ya layık görüldüğünde, bunu kabul etmeye yanaşabildi.[20]

    Edison ile aralarında olan anlaşmazlıklar hep anlatılmaktadır. Bazı kaynaklarda geçerliliği ispatlanmasa da Edison’un Tesla’nın projeleri çaldığı iddia edilir.

    Nicola Tesla iyonosfer ile ilgili çok fazla araştırma yaparak ilk radyo yayın merkezi ve kablosuz elektrik taşıma merkezi olan Shoreham, Long Island’da 1901 ile 1905 yılları arasında Wardenclyffe Kulesini inşa eder.

    Cornell Üniversitesi’nden Profesör W.A. Anthony yeni alternatif akım sistemini sınadı ve derhal Nicola Tesla’nın senkron motorunun en iyi doğru akım motoruna eşit yeterlikte olduğunu açıkladı.

    Korkunç Philadelphia Deneyi’nden sonra ki bu deney kısmen Tesla teknolojisiyle yapılmıştı, Nikola Tesla yolculuğun sırlarını kazara bulmuştu. Zamanı ve uzayı düzenleyen kurallarla kozmik çatının tehlikeli doğasını karıştırmıştır.

    Bu buluşun üstüne New York Times gazetesinden bir yazar Nicola Tesla’ya bu şekilde uzaktan kumanda ile savaşan denizaltılar yapabilirsiniz demiştir. Nicola Tesla ise bu “bir savaş aracı değil, ırkının ilk temsilcisidir, yani insanlığın hizmetinde kullanılabilecek onların işlerini azaltarak yapacak mekanik adamdır” demiştir.

    Tesla ‘ nın en önemli projesi Kablosuz Enerji İletişimi idi..20 adet ampulü kablo olmadan 25 mil uzaktan yakabildiği kayıtlara geçmiştir.. [21]

    Long Island’ın tepelik bölümünde, Wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapı bütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. Tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki kısmı geniş ve 62 yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küre şeklindeki tepe, üstten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tüm yapıda demir metali yoktu.

    Bir sene sonra Nicola Tesla uzaydaki hayatın varlığı ile de yakından ilgilenmiş. Dünyada ilk defa 1899 yılının Mart ayında kendi labaratuarından uzaya ses dalgaları göndermiştir. Uzaydan kozmik ses dalgalarının kaydını yapmıştır. Bunun duyurusu yaptığında bilim çevresinden ilgi ve destek görememesinin sebebi o yıllarda kozmik radyo dalgalarının bilim camiasında yeri olmamasıdır.[15]

    Nicola Tesla’nın aradığı fırsat ve şans kolayca eline geçmedi. O zamanlar New York’da Pearl caddesindeki ilk laboratuvarında akkor lambası için pazar aramakla meşgul olan Thomas Edison’a rastladığı zaman Nicola Tesla, gençlik heyecanıyla, kendisinin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. Bu düşünceyi derhal ve tamamen kestirip atan o büyük adam, “Sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun” dedi.

    Nicola Tesla dünyanın katmanlarından biri olan iyonosferin insanlığın yararına kullanabileceğini söyleyen ve bunu ispatlayan bilim adamıdır. İyonosfer, 19. yüzyılda keşfedilmiştir, dünyanın üzerinde bulunan üçüncü sıra katmandır ve Nicola Tesla’yı ilgilendiren en önemli özelliği elektrik enerjisinin ve radyo,ses ve elektro manyetik dalgaların kablosuz olarak çok uzak bir noktadan diğer noktaya taşımasını sağlamaktadır.

    Yıllar geçtikçe, ondan, gittikçe daha az haber alınmaya başlandı. Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp röportaj yapmak istiyorlardı. Gittikçe garipleşti, gerçeklerden uzaklaştı, aldatıcı hayalciliğe yöneldi. Not alma alışkanlığı edinmemişti. Her zaman tüm araştırma ve deneylerine ait tüm bilgiyi aklında tutabildiğini iddia ve ispat etti. 150 yıl yaşamaya kararlı olduğunu ve 100 yaşının üstüne eriştiği zaman, araştırma ve deneyleri sırasında topladığı bütün bilgiyi etraflıca anlatarak, anılarını yazacağını söyledi. II. Dünya Savaşı sırasında öldüğü zaman, kasasına askeri yöneticiler el koydular ve kayıtların cinsine ait herhangi bir şey duyulmadı. [19]

    Nicola Tesla hiç evlenmedi. Bekar ve aseksüel olmasının bilimsel yeteneklerine yardımcı olduğunu düşünüyordu.

    Daha sonra Prag’ta tahsilini 1880′de bitirdi. Budapeşte’de yüksek lisans yaparken, profesörüyle alternatif akımın özelliklerini tartıştı. Sonra bir Paris şirketinde çalışmaya başladı. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştığı döner makineleri korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti. [3]

    Nicola Tesla, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O zaman yararlanılmamış olmasına rağmen, Nicola Tesla’nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Nicola Tesla Bobinleri – Nicola Tesla Coils) çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu. O günlerde Nicola Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.

    Bu sırada Nicola Tesla (1904), Mors koduyla sınırlı olan büyük endüstrinin geleceğine ait, uzak görüşünü açıklayan kuramsal broşürünü yayınladı. Bu broşür, Nicola Tesla’nın kahin olduğuna herkesi inandırdı. “Dünya çapında telsiz sistemi”nde, çeşitli olanakları sağlayacak olan özellikler açıklanıyordu. Broşürde, telgraf, telefon, haber yayını, borsa görüşmeleri, deniz ve hava trafiğine yardım, eğlence ve müzik yayını, saat ayarı, resimli telgraf, telefoto ve teleks hizmetleri ile, Nicola Tesla’nın sonradan oluşumunu gördüğü radyo sitesi anlatılıyordu..

    Daha sonradan tüm alternatif akım elektrik sistemlerini tasarladı. Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve alçaltıcı transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları. Dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini tasarladı. Budapeşte’deBirgün Niyagara Çağlayanını elektrik elde etmek için kullanacağım” diyerek dinleyenleri şaşırttı.

    1898 yılında ilk defa uzaktan kumanda ile yönetim sistemini bir araca uygulamıştır. Mayıs, 1898′de Madison Square Garden’da dünyaya bu buluşunu tanıtmıştır. Bahsi geçen araç su üstünde haraket eden ve uzaktan kumanda ile yönetilebilen bir bottur. Projelerinin tanıtımında afili yöntemler uygulayan Nicola Tesla’yı izleyen herkes Nicola Tesla’nın bunu beyin gücüyle yaptığına inanmıştır. Daha sonra Nicola Tesla uzaktan kumandayı açıklamıştır. [14]

    Nikola ailedeki beş çocuktan biriydi. Bir büyük erkek kardeşi (Dane, at sürerken oluşan bir kaza sonucu Nikola beş yaşındayken vefat etti) ve üç kız kardeşi (Milka, Angelina ve Merica) vardı. Ailesi 1862 yılında Gospić’e göç etti. Tesla okula Karlovac’ta gitti. Dört yıllık eğitim dönemini üç yılda bitirdi.[2]

    1899′da alternatif akım patentleri için Westinghouse’dan aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colorado Springs’deki denemeleri için 30.000 Dolar sağladı. Sonra bu da bitti ve Nicola Tesla New York’a geri döndü. [13]

    1890′da, uluslararası Niagara komisyonu elektrik üretmek için, Niagara çağlayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin, komisyonun başkanlığına atandı ve derhal doğru akım sisteminin en iyi olacağına dair açıklamasını yaptı. Fakat güç, 26 mil uzaklıktaki Buffalo’ya iletilecekti. Bu durumda alternatif akımın gerekliliğini kabul etti.

    Bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, Nicola Tesla’yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan, Nicola Tesla’nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarengiz bir şekilde dans etmeye başladı. Böylece, Nicola Tesla, rezonans, vibrasyon ve “doğal 7 periyot”a ait matematiksel teorileri ispatladı.[10]

    AC Akım Jenaratörleri ve Motorları, radyo, florasan, radar, MRI , laser teknolojisi, robot teknolojisi, deprem makinesi Nicola Tesla’nın teorileri kaynaklık edinilerek yaratılmış projelerdir.

    Gökkuşağı Projesi (Rainbow Project) adıyla da bilinen bu deney, 1984 yılında beyaz perdeye aktarılana kadar ciddiye alınmamıştı. Ancak o tarihden bu güne kadar resmi makamlarca defalarca yalanlanmasına rağmen en çok merak edilen konulardan biri olmuştur.

    1917′nin Ağustos’unda uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla izlenebileceklerini açıklamıştır.

    Resmi yemekler dışında her zaman yalnız başına yemek yerdi, ve hiçbir koşul altında bir bayanla tek başına yemek yemezdi.

    Ünlü mimar Standford White, konuyla o kadar ilgilendi ki, en iyi yardımcısı W. D. Crow’u görevlendirerek proje işini ücretsiz yaptı. [11]

    Hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan İngiliz işadamlarının, bu makineye ait patentleri elde etmek üzere olduklarını görünce, A.B.D. Donanmasının acele çağrısıyla “Radio Corporation of America (RCA)” şirketi kuruldu. Yeni firmanın 1919′da kurulmasıyla, Marconi Wireless Telegraph Co. of America firmasının güçlü fakat yetersiz, Marconi kıvılcımlı vericileri, çok başarılı olan Radyo Frekans alternatörleri ile yer değiştirdiler.

    Sonradan Telsiz denilen, radyo alanında Nicola Tesla’nın öncülüğü, Mors koduyla yapılan haberleşmeden de ileri gitti. 1898′de New York şehrinin Madison Parkı’nda (Madison Square Garden) telsiz ile uzaktan kontrola ait parlak bir gösteri düzenledi. Geleneksel Elektrik Fuarının geliştiği yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. Bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Nicola Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı..[9]

    O zamana kadar bu büyüklükte bir proje yapılmadığı için, bu tarihi proje heyecan yarattı. Dakikada 250 devir yapan, herbiri 1775 Amper veren, 2250 Volt’luk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz (Hertz)’de 50 000 Beygir gücü veya 37 000 kW’lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların herbiri, 3 metre çapında, 4,5 metre uzunluğunda (düşey jeneratörlerde 4,5 metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçaların herbiri 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim, iletim için 22.000 Volt’a çıkarıldı.

    Nicola Tesla’ya göre bu doğru akım uygulanan doğru sistem değildir. Hem jeneratör (üreteç) hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak daha akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışabilen bir motoru oluşturmamıştı ve Nicola Tesla bu sorunu çok düşündü. 1882 Şubatında, Budapeşte’nin bir parkında Szigetti adında bir sınıf arkadaşı tüm elektrik endüstrisinde devrim yapacak olan “dönen manyetik alan”ı bulmuştu. Dönen elemana bağlantı gereği olmayacaktı. Komütatör yoktu artık.

    Nikola Tesla görünüş olarak narin yapılı, beyaz tenli, mavi gözlü ve dalgalı kahverengi saçlıydı. Her zaman resmi giyinmesi ilgi çekici bir özelliğiydi.

    Tesla’nın hisleri oldukça kuvvetliydi. Birçok kere alevler çatırdamaya başlar başlamaz uykusundan uyanarak komşularını kendi evlerinde çıkmak üzere olan yangınlardan kurtarmıştı. Kırk yaşlarında, Colorado’da bir şimşek deneyi üzerinde çalışırken neredeyse bin kilometre ötedeki gök gürlemelerini duyduğunu iddia etmişti, asistanları ise ancak üç yüz kilometre uzaklıktakileri duyabiliyorlardı. Ama hastalığı sırasında hissettikleri tesla’nın bile standartlarının üzerindeydi. Birkaç oda uzaklıktaki bir saatin tik tak seslerini bile duyabiliyordu. Odasında dolanan bir sineğin vızıltısı kulak zarlarını patlatacak gibi oluyordu. Birkaç kilometre öteden geçen bir at arabası neredeyse bütün vücudunu titretiyordu. Elli kilometre öteden geçen bir trenin düdüğü oturduğu sandalyeyi öylesine titretiyordu ki duyduğu acı dayanılmaz oluyordu. Ayaklarının altındaki zemin sürekli oynuyordu. dinlenebilmek için yatağının altına kauçuk minderler koyuyordu. [6]

    Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Nicola Tesla’yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Nicola Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu.

    Nicola Tesla güvercinlere özel bir ilgi duyardı. Parkta beslediği güvercinler için özel yemler sipariş eder ve güvercinlerin bazılarını otel odasına getirirdi. Hayvanları severdi.

    1904 Mart’ı, Elektrik Dünyası ve Mühendisliği Dergisinde, Nicola Tesla, Kanada Niyagara Enerji firmasının telsiz enerji iletimi sistemini uygulamasını istediğini ve bunun için 10 milyon Volt’luk gerilimde 10.000 beygir gücü dağıtabilecek bir sistem kullanmayı istediğini açıkladı.

    Niyagara Projesi kağıt üzerinde belirtilen gibi asla gerçekleşmedi fakat küçük bir bir elektrik santrali kuruldu. Fakat, gösterişli Long Island’ın kaderine etki yaptı.

    Bu buluş temel alınarak günümüzde uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen uzay mekikleri, uydular ve çeşitli silahlar geliştirilmiştir. Günümüzdeki uzaygemisi uzaktan kumanda merkezleri Nicola Tesla’nın yöntemini uygulamaktadır.

    Babası bir papaz olan Tesla’nın annesi okuyup yazamamasına karşın, halk arasında pratik ev gereçleri mucidi olarak bilinirdi. Annesine göre Nicola Tesla, yaratıcı dahi olmaya adaydı. Tesla, papaz olması için babasının baskılarına karşı çıkarak, mühendislik okudu. Annesinin de desteğine sahip Tesla, ve matematikte bilgisini arttırırken Graz’daki Politeknik okuluna girdi ve Prag Üniversitesi’nde eğitimini sürdürdü. Yabancı teknik yapıtları okuyabilmek için, orada, yabancı dil kursunu sürdürdü. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi. [1]

    O zaman Nicola Tesla bütün kısımlara sahip tek bir patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent Bürosu her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Nicola Tesla, 1887′nin Kasım ve Aralığında dilekçelerini verdi ve daha sonraki altı ayda yedi tane A.B.D. patenti aldı. 1888 Nisan’ında çok fazlı sistemini de içeren dört ayrı patent için başvurdu. Bunlar da hızla, bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Avrupa patentleri izledi. Bu kadar hızla dağıtılan bu patent çığırının, eşi görülmemişti. Fikirler ilginç ve bir o kadar farklıydı, bir çelişme ya da bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan verildi.

    Nicola Tesla’nın çalışmalarına göre daha önce belirtildiği gibi elektromanyetik dalgalar ile enerji transferi mümkündür. Aynı zamanda bu dalgalar çeşitli iklim değişiklikleri ve depremler meydana getirebilir. Bu deneyler günümüzde bir çok doğa olayının arkasında birilerinin bu deneyler üzerinde çalışmadığını düşünmeyi gerektirmektedir. Belki elektrik alanında bu kadar otorite birinin günümüzde çok az tanınmasının nedeni tanınmasının istenmemesidir. Eğer FBI, Nicola Tesla’nın bütün formüllerini ve çalışmalarını halka açıklasaydı bu şekilde belki de tsunami, ani iklim değişiklikleri ve bunun gibi olaylar açıklanabilir, arkasında kimler olduğunu öğrenilebilirdi.[23]

    Sıradışı bir karaktere sahip olan Tesla, para yönetiminde hiçbir zaman başarılı olamadı. Hayatının son yıllarını borçlarından kaçmak için sürekli otel değiştirerek geçirdi. 7 Ocak 1943 tarihinde 86 yaşındayken New Yorker Oteli’nin bir odasında kalp yetmezliği sebebiyle hayata veda etti. Ölmeden önce teleforce silahı adını verdiği bir çalışma yürütmekte olan Tesla’nın bütün dokümanlarına ABD hükümeti tarafından el konuldu. [22].

    Ülke çapındaki Westinghouse yatırımlarının başarısı, gelişen elektrik endüstrisinde rakip durumunu korumak için General electric, Westinghouse’dan bir lisans almak zorunda kaldı.

    Bir yıl boyunca,Yugoslav, bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti. Bir süre çukur kazarak geçimini sağladı. Fakat birlikte çalıştığı çukur kazıcı, Western Union’un ustası, yemek saatlerinde Nicola Tesla’ nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Nicola Tesla’yı A.K.Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Nicola Tesla’nın parlak planlarıyla büyülenerek, Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirli bir miktar para koydular ve Nicola Tesla Batı Broadway’de bir deney laboratuvarı kurdu. Orada Nicola Tesla jeneratör, transformatörler, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.

    Kolay öfkelenen Nicola Tesla ile, Thomas Edison Waterside Enerji Tesisi ve Allis Charmes Fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında ortaya çıkan sürtüşme, aleyhine oldu. Bugün, düz rotorlu Nicola Tesla türbinlerinin sonucu hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.

    Elektrik mühendisi olan Nikola Tesla Graz Üniversitesi’nde fizik ve matematik üzerine çalışmalar yapmıştır. Sonra Prag Üniversitesi’nde felsefe eğitimi almıştır. Uzun süre geçimini farklı Avrupa ülkelerinde Elektrik Mühendisliği ile sağlamıştır.[4]

    1890′da Nicola Tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı. 184 kutuplu olan bir tanesi 10 kHz’lik çıkış veriyordu. Daha sonra, 20 kHz’e kadar yüksek frekansları elde etti. Ancak on yıl kadar sonra 50 kW çıkışlı radyo frekans üretecini Reginald Fessenden geliştirdi. Bu makine, General Electric tarafından 200 kilo Watt’a çıkarıldı ve Fessenden’in ilk alternatörlerini kuran, çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek, Alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı.

    Nicola Tesla, alternatif akım ve yüksek frekansla ilgili olarak aşağıdaki sözleri söylemiştir;

    O günlerde genellikle doğru akım, ısıtmaya, aydınlatmaya, güç sağlamaya ve iletmeye en uygun olarak bilinirdi. Fakat doğru akım direnç kayıpları o kadar büyüktü ki, her mil kare için bir güç santralına gerek vardı. İlk akkor ampuller (110 Volt’ta), güç santralına yakın olsalar bile parlak ve bir milden daha uzaklıktakiler ise kaybolan güce bağlı olarak sönük yanıyorlardı.

    Büyük kulenin yakınında, 30 metre karelik tuğla bina tamamlandığı zaman, Nicola Tesla Houston caddesindeki laboratuarını binaya taşımaya başladı. Bu sırada radyo frekans jeneratörleri ve onları çalıştıran motorların yapımında üzücü bazı gecikmelerle karşılaşıldı. Birkaç camcı, planları hazır olan özel tüpleri şekillendirmeye çalışıyorlardı.

    Philadelphia Deneyi, 28 Ekim 1943 yılında Amerikan donanmasının Pensilvanya eyaletine bağlı Philadelphia şehri limanında yaptığı iddia edilen deneydir. İddiaya göre donanmaya ait bir koruma destroyeri olan DE 173 sınıfı 1240 tonluk USS Eldridge birkaç dakika içerisinde 600 km.’den fazla bir uzaklığa gidip tekrar gelmiştir. Deneyin varlığı konusunda hiçbir delil bulunmamaktadır. Amerikan donanması da böyle bir deneyin kayıtlarda varolmadığını belirtmiştir[16]. Al Bielek hariç deneye katıldığı iddia edilen tüm askerler bunu yalanlamış, hikâyenin bir aldatmaca olduğunu söylemişlerdir. Bielek’in hikâyesi de daha sonra yalanlanmıştır.[17].

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola_Tesla

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Sonraki Sayfa »