Konrad Zuse

Yazan: admin | Mucitler | Cuma 14 Ocak 2011 15:40

Konrad Ernst Otto Zuse (dg. 22.06.1910 Berlin, vf 18.12.1995 Fulda yakınında Hünfeld) bir Yapı mühendisi, mucid ve girişimci (Zuse KG) idi. 1941 yarattığı Z3 dünyada tam otomatik, yazılımla yönlendirilen, programlanabilen, sayısal ve aritmetik hesaplamayla çalışan ilk bilgisayarı icad etmiştir.

Savaştan sonra Neunkirchen’de Zuse KG kuruldu. Baş harfleri Z olan seri numaralı bir çok bilgisayarlar seri üretildi. Z5 ile Leitz firması objektiflerin hesaplamalarını yaptı. Z11 ise halen röle tekniği ile çalışırken bir çok müdürlüklerde ve optik branşında, üniversitelerde, tapu kadastro müdürlüklerinin hesaplama işlemlerinde kullanıldı. Elektroniğin kullanılmaya başlaması ile yeni sayma işlemleri yaratılırken, ilk defa 1955 de Z22 ile kathod lampalar kullanılırken, bilgiler manyetik taşıyıcılara kayıt edildiler.

Henschel--Fabrika’ları için kanat hesapları için sabit programlanmış özel hesap makineleri S1 (1942) ve S2 (1943) yi geliştirdi. Bu sırada ölçüm saatlerin otomatik okunmasını mekânizleştirme fikrini yarattı. Bunun için yarattığı alet ilk Analog-to-Digital Converter’dir. 1944 de fabrikanın taşındığı atölyerinde ilk komut prozesli hesap makinesini üretti.

Daha Z1 için çalışırken mekânik çalışma prensibini elektromekânik röle sistemine bağdaştırdı. İlk önce Z2 prototipini 1939 da bitirdi. 1940 da Uçak Araştırma-Geliştirme Müdürülüğünün direktörüne gösterim sonunda cihazının geliştirilmesi için maddi destek almayı başardı.

Z3 ün gelişmiş modelini Alman Uçak Geliştirme Müdürlüğünce destekmişdi. Röle çalıştırma prensibine dayalı modeldi. Bu zamana kadar üretilen makinelerin adları Z ile başlarken, personelin savaş nedeni ile V4 diye adlandırılması, adları V1 ve V2 (V=Vergeltungwaffen / İntikam silahı) ye bağdaştırılarak tanımlandırılmış. Böylece savaşta çekilen ordu ile Göttingen şehrine kaçırılabilinmiş. Burda toplama kamplarında savaş esirlerden haberdar olan Zuse, Wernher von Braun gurubuna katılabilmiş ve onlarla beraber Bavyera’ya sığındılar.

Konrad Zuse adı ve hizmetleri birçok teknik okullarının adı verilirken özel posta pullarına ve, teknik müzelerin adlarına verildi. 100. doğum gününde özel baskı 10€ luk maden paralar basıldı.

1985 Bilitişim derneğinin onursal üyesi oldu. 1987 den beri her iki senede bir Konrad-Zuse madalyonunu vermektedir.

Konrad Zuse 22.06.1910 Berlin’de Maria ve Emil Zuse nin oğulları olarak doğdu. Büyük ablası da kendisi gibi zeki ve iyi eğitim almış bir bayan idi. İki yaşında iken babasının orta sınıf posta memur olarak tayini çıktığı aile Doğu Prusya’nın Braunsberg’ine göç ettiler. Burda Hosianum Lisesinin 9. sınıfına kadar devam etti. 1923 de babasının yeni tayini çıktığı Hoyerswerda’ya ailece taşınılınca, burda Reform Lisesine devam etti ve olgunluk sınavını 1928 de burda verdi.

Hızlı büyüme safhasında olan şirkete, bankaların bilgisayarın bir şey olmasını ve geleceği görememeleri nedeniyle ancak yüksek faizli kredi vermeye yanaşmaları, ve bu arada devlet desteğininde olmaması sonucu Z25 üretiminde sıkıntılar yaşayan firma iflasında ucuna geldi. 1964 senesinde aktif hissadarlıktan Zuse ayrılınca, şirket önce Alman BBC sonrada 1967 senesinde Siemens tarafından üstlenildi.

1937 de Zuse makineleri üzerine çalışırken “mantıksal varsayım dengeleme“ yi yeniledi. Z4 üzerine çalışırken proglama için gerekli makine dilinin pratik olmadığını ve zor öğrenildiğini fark eden Zuse, bunun üzerinde daha geliştirilmiş bir üst dile ihtiyaç olduğunu fark etti. İlk önce Esperanto dilini buna uygun gördü. 1945/46 senelerinde savaş nedenleriyle verimli çalışmalar yapamazken, „mantıksal varsayım dengeleme“’yi (Alm. Plankalkül) geliştirken bunu yayımlayamadı. Üstün programlama dil fikri tam on sene sonra yeniden gündeme geldiğinde Fortran, Algol ve Cobol dilleri yaratıldılar. Plankalkül ise bu dillere göre daha universel iken, ancak 2000 senesinde uyarlaması gerçekleştirelebildi.

2002 senesinde Bauhaus-Universitesi Weimar’ın kampüsünede açılan bilitişim merkezine adı verildi.

1984 de Bilitişim teknoloji Konrad-Zuse-Merkezi açıldı.

2. dünya savaşı sırasında 2 kez askere çağırılmış ama hiçbir zaman eli tutmamıştır. Henschel-Uçak-Fabrikalarının yöneticilerinden Prof. Herbert Wagner’in kendisinden vazgeçilemez raporu doğrultusunda askere alınmayıp fabrikanın bombaların özel araştırma geliştirme bölümünde çalıştı. Uzaktan kumandalı bombalar ve uçak kanat ölçümünde kullanılabilen özel hesap makinelerini geliştirdi. Yeteneğinin ne kadar önemsendiği ise 1941 de açtığı şirketi „Zuse Mühendislik ve Tasarımi Berlin“ ile belli olurken yanında ilk etapta 20 personel çalışmaya başladı. O zaman bir hesap makinesini tasarım etme hakkına sahip tek şirket idi.

1957 de Bad Hersfeld’ e taşınan şirket 1967 ye kadar 251 üretti. Şirket „Graphomat Z64“ adlı ilk plotteri üretti.

1941 de kendi kurduğu mühendislik firmasının atölyesinde Z3 ü inşa ettiler. Tam otomatik, sayısal kayan nokta ile çalışabilen bellekli olan ana ünitesi rölelerinden oluşuyordu. Hesaplamalar programlanabilirken, satır takip ve tekrarlamalar yapılamıyordu. Bugün Z3 dünyanın çalışabilen ilk bilgisayarı olarak tanımlanmıştır.

Bir zaman sonra Allgau bölgesine yerleşen Zuse burda Z4 ü bir ahırda tekrar üretti. Savaş sonunda yaptığı yağlı boya tabloları amerikan turistelere satarak ailesinin geçimin sağlayan Zuse’nin Z4 üzerine yayılan dedikodular sonunda IBM in ilgisini çeker ve bu makinenin geliştirilmesi ve üretilmesini patent haklarını koruma sebebi nedeniyle engellemek istendi. Amerikalı bilgisayar üreticisi Remington Rand ile delikli şerit için işbirliğine girişti. 1949 da İsviçre Teknik Üniversitesinden Prof. Eduard Stiefel Zuse’yle buluşmasında Z4’ün gösterimine şahit oldu. Büyük bir miktarda kiralama ücreti ile Zuse tekrar bir şirket (Zuse KG) kurma fırsatını yakaladı. 1954 de Avrupa’da çalışabilen yegane bilgisayar ve dünyada tek kurumsal bilgisayar ünavını alan Z4, UNIVAC dan da birkaç ay önce faaliyete geçebildiydi.

Yüksek Meslek Okulu Karlsruhe de 2005 e kadar faaliyette olan bir Z22 vardı ve bu 2005 sene başında Sanat ve Medyateknoloji Merkezi’nde çalışır vaziyette gösterim için tekrar kuruldu. Bugün sık sık bozulan ve yedeklerinin tedariki nerede ise imkânsız olan kathod lambalarının bakım maliyeti çok yüksek olması sebebi ile, pek seyrek gösterişi yapılmaktadır. Daha bazı çeşitli Z modelleri faaliyet halinde iken çeşitli müzelerde teşhir edilmektedirler.

1945 Berlin’de eşi Gisela (Brandes) ile evlendi. Beş çocukları oldu. En büyükleri matematik profesörü oldu. Savaşın son yıllında Berlin’den kaçan Zuse ailesi Allgäu (Güney Almanya) bölgesine sığınırken, Z4 hesap makinesinide kurtarabildiler. Z4 ile savaş sonrası kurduğu yeni şirket ülkenin ilk bilgisayar şirketi oldu. Şirketin müthiş yükselişinden sonra büyük borçlanmaya giren Zuse 1964 de çoğul hisse senetlerini bırakmak zorunda kaldı. Ondan sonra danışman olarak çalışıp „Rechnenden Raum (Hesaplanan mekân)“ adlı kitabını yazdı.

Hünfeld şehrinin müzesinde bir Zuse bölümü olup burda Z23, Z25, Z31 ve Z64 Graphomat örnekleri teşhir ediliyorlar.

Kendisini gezgin öğrenci diye tanımlayan Konrad Zuse, yüksek öğrenimine Teknik Yüksek Okulu Berlin-Charlottenburg (bugün Teknik Üniversite Berlin) da makine yapımına başladıktan sonra mimarlığa geçmiş ve ordan sonrada yapı mühendislik dalını tercih etmiş. Erken yaşlarında tekniğe ve sanata yatkınlığını hissetmiş. İcat etmek istediği şeylerin ama zaten yaratılmış olduklarını fark eder.

2003 senesinde Alman tv ZDF tarafından yapılan ankette en büyük 15. Alman seçildi.

Zuse tarafından tekrardan yapılan dünyanın ilk bilgisayarı Z1 yanında Z11, Z22, Z23, Z25, Z31, Z60 ve Z64 bilgisayarları Alman Teknik Müzesi Berlin’in özel Zuse bölümünde teşhir ediliyorlar.

1980 de 60 bin DM li Aachen ve Münih Teknik ve Doğalbilimler özel ödülü ile onurlandırıldı.

1935 de mühendislik eğitimini diploma ile bitirdi. Önce Henschel-Uçak-Fabrikasında statikçi olarak başlamış olsada kısa bir zaman sonra bu işi terk edip ailesinin evinde kendisine bir atölye kurdu. Burda Z1 iri tasarım eder. İlk programanabilen mekânik hesap makinesinin tasarımla uğraşırken sade mekânik düzenle kurulu olup elektriksel çalışmadığı için sorunlar yaşamıştır. Z1 tasarımındaki düzenlemeyi Z2 de daha da geliştirip röle üzerine kurarak dünyanın ilk sayısal, bellekli bilgisayarını yarattı. Yaratıcı gücü yanında çevresindeki insanları idiallerine destek olmalarına inandırabilen yaradılışı vardı. Emekli olan babasını bile hem maddi destek hem de ücretsiz atölyede çalışabilmesi için ikna edebilmişti.

Yapı mühendisliğindeki monoton ve can sıkıcı hesapları otomatikleştirebilme fikrine vardı. 1937 de anı defterine „bir yıldan beri mekânik beyin için tasarımlarla uğraşmatayım“ notunu düşmüş. 1938 de mekânik elektrikle çalışabilen hesap makinesi Z1’i üretti. Dünyanın ilk sayısal hesaplayabilen, giriş ve çıkışı yongalı, bellekli ve şeritlerine işlenmiş programlarla çalışabilen hesap makinesini yarattı. Mekânik düzeni ama sorun ediyor ve bu yüzden düzgün çalışamıyordu. Charles Babbage i ilk bilgisayar babası olarakda sayan Zuse onda ancak savaş sonrası haberi olabildi.

Emekliliğinde zamanını daha çok sanata ayırdı. Dışarıvurumculuk stilinde yarattığı tablolarının bazılarını „Kuno See“ olarak imzaladı.

Toplam 8 fahri doktor ünvanına sahip olan Zuse’ye, Bilişim Desktekleme Derneği (Geselschaft für Informatik) ve Alman Yapı Branşı Merkez Tabanı (Zentralverband des Deutschen Baugewerbes) bilişim üzerine üstün hizmetlerinden dolayı madalya verdiler. Alman Liyakat nişanınına (1995), Wener-von-Siemens yüksüğüne (1964) ve Wilhekm-Leuschner madalyasına laik görüldü.

Cihaz pratik alanda işleme konulmuş ve karmaşık matris hesaplamalarda, özellikle uçakların kanat titreme (bir çok uçak kazalarına sebep olan simptom) araştırmalarının hesaplamalarında çalıştırıldı. Ancak Z3 hiçbirzaman öncelikli sıfatı ile tanımlanmadığından rutin işletme ile çalıştırılmadı ve 1944 de bir bomba saldırısında tahrip oldu.

Z1 için bilgisayar denkli kayan nokta (Floating point) , mantisse (Significand) ve üslü sayı (potenz) ana metodunu geliştirdi. Bilgisayarlardan, cep hesap makinelerine kadar bugün hesap makineleri bu yöntemle hesap etmektedirler. IEEE-754 standardı ile tanımlanan kayan nokta formatıda Zuse’nin geliştirme çalışmalarının bir ürünüdür.

1995 de CCC (Chaos Computer Club) bir Almanya çapında ünlü bilgisayarcılar derneğinin onursal üyesi oldu. Hoyerswerda şehri fahri hemşeriliğini verdi.

Zuse savaş zamanında bir çok patentler için başvurmuştu. Bunlardan en önemlisi ise 1941 de Z3 ün tanımlaması idi. Alman patent denetleyicilerinin bir itirazı olmadığından 1952 de patent hakkı verilip yayımlandı. İlk önce Triump sonra da IBM buna itiraz ettiler. Dava bir çok mahkemelerde bakılırken nihayen 1967 de Federal Patent Mahkemesi tarafından „yetersiz icad değeri“ sebepi ile patent hakkı Zuse’ye red edildi. Prozesli çalıştırma fikrini patentleme de Zuse’nin hiç aklına gelmedi.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Konrad_Zuse

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Jack Kilby

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

Jack St. Clair Kilby (d. 8 Kasım 1923, Jefferson City, Missouri – ö. 20 Haziran 2005, Dallas, Teksas) Nobel Ödülü sahibi ABD’li mühendisi, mühendisi, adamı ve .

2000 yılında, tümleÅŸik devre buluÅŸuyla Nobel Fizik Ödülü kazanan Texas Instruments mühendisi Kilby, aynı zamanda el makinesi ve termal yazıcının da mucidi olarak bilinmekteydi. 60 civarında patente sahip olan Kirby, bir çok üniversite ile yakın temas içinde oldu. Illinois Üniversitesi, Wisconsin Üniversitesi, Texas A&M Üniversitesi bunlardan birkaçıdır. Kilby 1983 yılında Texas Instruments’den emekli oldu, 81 yaşında uzun yıllar mücadele ettiÄŸi kansere yenik düştü. Bilim adamının ölümünden sonra ailesi, Kilby’nin dünyanın teknoloji ve mühendislik alanında en zengin koleksiyonunu Güney Metodist Üniversitesi’de (Southern Methodist University) kurulu DeGolyer Kütüphanesine bağışladı. Bu koleksiyonda ilk dijital saatler, ilk taşınabilir hesap makineleri, ilk transistörler, ilk mikroçipler, ilk cep telefonlarına ait dökümanlar ve örnekler bulunmaktadır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Jack_Kilby

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

Elisha Gray

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:09

Elisha Gray, (d. 2 AÄŸustos 1835, Barnesville, Ohio – ö. 21 1901, Nevtonville, Massachusetts), ABD’li mühendisi.

Aynı yıl oteller için bir anons sistemi, klavyesi ve yazıcısı geliÅŸtirdi. Bir çok buluÅŸa imza atan, 1893′te ilk Uluslararası Elektrik Kongresi’ni düzenleyen Elisha Gray, 1899 yılında Boston’a taşındı. Gemiler için haberleÅŸmede kullanılacak bir sualtı sinyal cihazının 31 Aralık tarihinde denemeleinin yapılmasından kısa bir süre sonra kalp krizi sonucu yaÅŸamını yitirdi.

ÇocukluÄŸunu bir çiftlikte geçiren Gray, Oberlin Koleji’nde eÄŸitim görürken elektriÄŸe olan ilgisi nedeniyle çeÅŸitli araÅŸtırmalar yaptı, okulun laboratuvar donanımını geliÅŸtirdi.1862 yılında Delia Minerva Shepard ile evlendi. 1865 yılında telgraf hattının yalıtım deÄŸiÅŸkenliÄŸini otomatik olarak ayarlayan bir yaptı. 1867 ve ilerleyen yıllarda otomatik telgraf rölesi, telgraf santralı, telgraf iletme rölesi gibi buluÅŸlarına patent aldı.

Kimi kaynaklarca, 1876 yılında yaptığı prototipi ile telefonun gerçek mucidi olarak kabul edilen Gray, patent alımında uzun süren bir dava sonucu, ’e yenik düşmesine karşın, yaptığı buluÅŸlarıyla 70′ten fazla patent sahibidir.

1869 yılında Chicago’da E.M. Barton’la birlikte Gray ve Barton ÅŸirketini kurdular. 1870′te Anson Stager’in de ortak olduÄŸu kuruluÅŸ, diç doktoru Dr. Samuel S. White of Philadelphia tarafından finanse . Gray’in elyazılarını telle ileten teleotografı buluÅŸu oldukça getirdi.

Gray çok sayıda kitap yazmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Elisha_Gray

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Emile Berliner

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:08

Berliner 78 yaşında kalp krizinden öldü ve Washington/Rock Creek Cemetery’de defnedildi.Karısı ve oÄŸluyla mezarı yanyanadır.

Hanover/Almanya’da doÄŸan Berliner 1870′de ABD’ye göç etmiÅŸtir. Kiralık at ahırında çalıştıktan sonra o dönemin yeni iletiÅŸim teknolojileri olan ve ile ilgilenmeye baÅŸladı ve telefon alıcısının daha geliÅŸmiÅŸ bir versiyonunu etti. Berliner daha sonra 1877 yılında Boston’a taşındı 1883 yılına kadar Bell Telephone ÅŸirketinde Washington’a gidip yerleÅŸene kadar çalıştı. 1881 yılında ABD vatandaÅŸlığına geçti.

Berliner 1886 yılında kaydetme methodları üzerinde deneyler yapmaya baÅŸladı. 1887 yılında ilk patentini için aldı. BulduÄŸu kaydetme yöntemi ’ınkine benziyordu. 1888 yılında disk kullanarak kaydetmenin daha kolay bir yöntemini buldu. Birkaç yıl boyunca icadı ÅŸirketleri tarafından üretildi ancak o icadının oyuncaktan daha önemli olduÄŸuna inanıyordu. 1895′te bir grup iÅŸadamını ikna etti ve $25000 ile Berliner Gramaphone Company ÅŸirketini kurdu.

Patent TIFF formatındadır.

Emile Berliner (20 Mayıs 1851 – 3 AÄŸustos 1929) Almanya doÄŸumlu ABD’li vatandaşı olan mucittir. Gramafona (Amerika’da fonograf olarak söylenmektedir) kayıt yapma çalışmalarıyla tanınmaktadır. The Berliner Gramophone Company ÅŸirketini 1895′te, The Gramophone Company ÅŸirketini 1897′de Londra’da, Deutsche Grammophon ÅŸirketini 1898′de Hanover/Almanya’da ve Berliner Gram-o-phone Company of Canada ÅŸirketini 1899 yılında Montreal’de kurmuÅŸtur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Emile_Berliner

Tags: , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , ,

Alexander Graham Bell mucit

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:08

Kimi siyah beyaz filmlerde gülme konusu yapılan “manyetolu telefon” görüşmeleri 1899 yılında Almon B. Stowger adlı birinin katkısı ile otomatikleÅŸmeye yöneldi. İşin garip tarafı Stowger telefoncu deÄŸil cenaze levazımatçısıydı. Rakibinin eÅŸi telefon ÅŸirketinde çalışıyordu. Cenaze iÅŸleri için Strowger’ı arayanları bu memur kendi eÅŸine baÄŸlıyordu. Bu zor durum karşısında çözüm bulmak için kolları sıvayan Strowger otomatik santralı yapmayı baÅŸardı. Halk yeni telefona “kızsız telefon” adını taktı.

İngiltere’den dönen Bell, Boston Üniversitesi İnsan Sesi Fizyolojisi dalı profesörlüğüne getirildi. Kuramsal bilgilerini teknik destekle yaÅŸama geçirmeye ve iÅŸitme engelliler için duymalarını saÄŸlayacak aletler yapmaya giriÅŸti. Thomas Watson adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya baÅŸladı. Çalışmalarını yürütmek için maddi destek gerektiÄŸinde kendisine Avukat Gardnier Greene Hubbart yardım elini uzattı. Bell ve Watson 1875 yılında sesin tel üzerinden bir baÅŸka yere gittiÄŸini ortaya çıkardı. Ancak ses anlaşılmaz bir durumdaydı. 14 Åžubat 1876 günü Bell ve Gray telefon patenti almak için ayrı ayrı baÅŸvuru yaptı. Bell’e 7 Mart günü istediÄŸi patent verildi. 174.465 nolu patentini alan Bell atölyede denemelerini sürdürürken çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü. Watson’u yardıma çağırdı:

O yıllarda yayımlanan gazetelere verilen bir reklamda telefon şöyle tanıtıldı:

“Sohbet. Ağızdan kulaÄŸa telefonla konuÅŸarak çok daha rahat.”

Bell 1915 yılında New York’u San Francisco’ya baÄŸlayan ilk uzun kentlerarası telefon hattını açtı. Karşısında yine yardımcısı Watson vardı. Aradan geçen onca yıla karşın Bell ilk günü unutmadı. Watson’a “Watson seni istiyorum, buraya gel” dedi.

Aslında , sağırların sessizliğini ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Bunu başaramadı ama her gün yeni bir özelliğe kavuşan telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini duymalarını sağladı.

Bell yardımcısını yardıma çağırırken farkında olmadan 134 yıl önce 10 Mart günü ilk telefon görüşmesini yaptı. Watson Bell’in sesini “telefon”dan duydu. ABD’nin 100’üncü kuruluÅŸ yıldönümüne denk gelen bu buluÅŸu ona düzenlenen Yüz Yıl sergisinde birçok ödül kazandırdı. Bell bilimsel çalışmalarını yürütmek için maddi ve manevi destek gördüğü Hubbart Ailesi’nden Mabel ile bir yıl sonra evlendi.

Bu sözler “” özlemi olarak yorumlanmasına karşın geliÅŸen teknoloji görüntülü cep telefonlarını, internet üzerinden canlı yayınla iletiÅŸimi iÅŸaret ettiÄŸini göstermektedir. Bilimkurgu severler ise “Uzay Yolu” filminden esinlenerek insanların ışınlanmalarından, insanların bulundukları yerde baÅŸka bir yerdeki olayı üç boyutlu olarak ekranlarda görerek ya da duyarak deÄŸil hissederek elde edeceÄŸi günleri tartışıyor…

Kalın metin

İşitme engeline karşı yürütülen savaşımın sonucu insanlık dünyasının sağırlığını gideren bir buluÅŸu armaÄŸan eden Bell öldüğünde ona duyulan büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu simgelemek için kırmızı “çan” resimleri kullanıldı.

AHMET BOZKURT TARAFINDAN HAZIRLANMIÅžTIR

Bugün öne çıkan buluÅŸlarının gölgesinde kalan yapıtlarının çoÄŸu iÅŸitme engeli konusundaydı. İşitme engelli annesinin ve eÅŸinin duyamadığı sesleri kaydetmeyi baÅŸardı. “Gramofon”dan kazandığı parayı bugün de sağırlar için çalışmalar yürüten Alexander Bell İşitme engelliler Kurumu’na harcadı. Fransa hükûmeti insanlığa hizmetinden dolayı onur ödülü ve ödülü verdi. Verilen parayı Washington’da İşitme engelliler için Volta Enstitüsü’nü kurmada kullandı. İlk el telefonunu geliÅŸtirmek için Bell teknik sorunları alt etmeye çalışırken bir yandan da kendisini dava eden Gray’a karşı hukuk savaşı verdi. Telefon atölyeden 4 yılda çıkabildi. 1880 yılında Bell’e yardım eden Tainer radyofon adını verdikleri aleti denedi.

Bugünkü telefonlara benzemeyen bir biçimdeydi. Üzerinde birler, onlar, yüzler basamağını temsil eden üç tuş bulunuyordu. Bağlanmak istenen numara tuşlara aranan numarada yer alan rakamın değeri kadar basılarak sağlanıyordu. Arayan kişi tuşa kaç kez bastığını sık sık şaşırdığı için karmaşaya da yol açıyordu. Bunun da çözümü çok geçmeden bulundu.

1893 yılında telefon ile ilgili geliÅŸmeleri kaleme alan bir yazar gözlemini şöyle dile getirdi: “Åžu anda duyabildiÄŸimiz sanatçı ve ÅŸarkıcıları bir süre sonra insanlık görmeyi de baÅŸaracak.”

. Watson —Come here —I want to see you” (“Bay Watson. Buraya gelin. Sizi görmek istiyorum.”)

EÅŸi dört yaşından beri sağırdı. Bell öğrencisi olarak tanıdığı ve daha sonra evlendiÄŸi Mabel’e derin bir sevgi duydu. Artan ününe karşın hiçbir zaman ne eÅŸini ne de iÅŸitme engellileri göz ardı etmedi. EÅŸine yazdığı bir mektupta “EÅŸin, hangi noktaya çıkarsa çıksın, ne denli zengin olursa olsun, emin ol iÅŸitme engellileri ve onların sorunlarını her zaman düşünecektir” diye yazmıştır.

Bir okulun tepesine çıkan Tainer çok uzaktan görebildiÄŸi Bell’e telefonla seslendi “Bay Bell. Bay Bell. Beni duyabiliyorsanız lütfen pencerenin önüne gelip ÅŸapkanızı sallayın.” Bell ÅŸapkasını salladığında artık telefon doÄŸumunun ardından emeklemeye baÅŸladı. Sekiz yıl sonra Connecticut eyaleti ilk telefon ÅŸebekesine sahip kent oldu.

Telefon yakın yıllara dek Türkiye’de olduÄŸu gibi santraller ve memurlar aracılığı ile yürütülüyordu. Bir süre sonra santrallerde erkek memur yerine kadın memurun çalışması geleneÄŸi baÅŸladı. İlk kadın santral memuru da Boston’da çalışmaya baÅŸlayan Emma Nut oldu.

Graham Bell belleklerde telefonun bulucusu olarak yer etse de adının öne çıkmadığı çalışmaları da vardı. Bunlardan biri büyük bir ilgi ile tüm dünyanın izlediÄŸi National Geographic dergisindeki yöneticiliÄŸiydi. Yüzyirmi yıl önce silahlı saldırıya uÄŸrayan ve ağır yaralanan ABD BaÅŸkanı Garfield’ın bedenindeki kurÅŸunların yerini belirlemede ilk kez kullandığı telefonik sonda, Röntgen’in X ışınları ile tanıyı geliÅŸtirilmesinde kullanıldı. Deniz ve hava taşımacılığı için projeler gerçekleÅŸtirdi.

Telefonun olanaklarından yararlanarak müşteri çekmek isteyen oteller arasında kıyasıya bir savaÅŸ baÅŸladı. Oteller ünlü müzik, tiyatro, opera, konser salonlarına baÄŸlanan telefon “Tiyatrofon” hattı ile aldıkları sesi lobilerinde oturan müşterilerine dinletmeye baÅŸladı. Bu evlere ve iÅŸ yerlerine yayıldı.

Alexander Graham Bell, (d. 3 Mart 1847, Edinburgh İskoçya – ö. 2 AÄŸustos 1922, Baddeck Kanada), 1876′da ile tanınan Alexander Graham Bell önce Ontario’ya, daha sonra Boston’a yerleÅŸti.

Kısa sürede New York sokaklarını telefon direkleri ve kablo hatları örümcek ağı gibi kapladı. Yürünmez bir hale gelen sokaklardaki bir telefon direği kabloları tutan 50 çapraz tahta taşıyordu. Telefon günlük yaşama değişik biçimlerde girmeye başladı.

Ünü kısa sürede yayılan Bell, Oxford Üniversitesi’ne konuk öğretmen olarak çaÄŸrıldı. İngiltere’de eline geçen Alman Hermann von Helmholz adlı bilginin iÅŸitme fizyolojisine iliÅŸkin kitabını okudu. Müzik sesinin bir tel aracılığı ile aktarılabilineceÄŸi düşüncesi üzerinde yoÄŸunlaÅŸtı. Bu sırada baÅŸka da bu konularda çalışmalar yürütüyordu. Elisha Gray bunlardan biri.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Alexander_Graham_Bell

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Barkod kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Salı 28 Aralık 2010 12:05

İçiçe kodlar tek boyutlu bir sembolojinin yatayda birkaç defa tekrarlanması ile oluşur.

Bar kod doğrulayıcı standartları

Barkod, barkod okuyucu olarak da adlandırılan optik okuyucular ile okunabilir veya özel yazılımlarla görüntü içinden taranabilir. Barkod bilgisayara veri girişinin doğruluğunu ve hızını artıran Otomatik Tanıma Veri Toplama (OT/VT) uygulamalarında geniş bir kullanım alanı bulmaktadır.

Bar kod tarayıcıları ayrıca düşük maliyetlidir ve çok doÄŸru okuma yapar – sadece 1/100000 giriÅŸ yanlış olur.

Barkod, çubuk kod ya da çizgi im, verilerin görsel özellikli makinelerin okuyabilmesi için çeşitli kodlama yöntemleriyle sunulmasıdır.

Bar kod doğrulayıcılar bir tarayıcı gibi çalışmaktadır ama sadece bar kodu çözümlemek yerine, bir doğrulayıcı 8 çeşit test uygulamaktadır. Her test sonucuna 0.0-4.0 (F-A) arasında bir değer verilmektedir ve bu testlerin en düşüğü tarama değeri olarak alınmaktadır. Bir çok uygulama için 2.5 (C) değeri kabul edilebilir en alt değerdir.

Tek boyutlu barkod ikili bir koddur (1ler ve 0lar). Çizgi ve boşluklar değişen kalınlıklarda olurlar ve farklı kombinasyonlarda basılırlar. Okunabilme için, iyi bir baskı ve çizgi ve boşluklar arasında yeterli kontrast olmalıdır. Tarayıcılar kodları okumak için farklı teknolojiler kullanır. En genel iki teknoloji laser ve kameradır. Tarayıcılar, birçok süpermarket kasasında olduğu gibi sabit veya envanter takibinde kullanıldığı şekilde el-tipi cihazlar olabilir.

1940′ların sonunda bir lisansüstü öğrencisi olan ABD’li Bernard Silver, öğrenim gördüğü Drexel Teknoloji Enstitüsü’ne gelen bir market zinciri sahibinin kasada tüm ürün bilgilerini otomatik kaydedecek bir sistem geliÅŸtirilmesini istediÄŸini, ama enstitünün konuyla ilgilenmediÄŸini gördü. Bu fikir Silver’in ilgisini çekti ve doktora öğrencisi olan arkadaşı ABD’li Norman Woodland’a bundan söz etti. Konu üzerinde birlikte çalışmaya baÅŸladılar.

Orijinal olarak barkod, veriyi paralel çizgilerin genişlikleri ve boşlukları arasında saklardı, ama günümüzde noktasal şekiller, iç içe daireler ve görüntü içinde gizli şekiller gibi farklı türlerde de görülebiliyorlar.

Tek boyutlu sembolojiler, barkod boyunca doğrusal bir ışın demetini hareket ettirerek barkodun açık-koyu alanlarını algılayan bir laser okuyucu tarafından okunacak şekilde optimize edilmiştir.

Barkodların en iyi bilinen ve en yaygın kullanımı tüketici ürünlerindedir. Evrensel Ürün Kodu, veya U.P.C., bir tanedir çünkü kullanıcıları tarafından geliÅŸtirilmiÅŸtir. Birçok teknolojik yenilik önce bulunur sonradan bu yeniliÄŸe uygun bir ihtiyaç belirlenir. U.P.C. 1970′lerin başında Amerikan meyve-sebze sektörünün belirlediÄŸi bir ihtiyaca cevap vermiÅŸtir.

Bar kod doğrulayıcı üreticileri:

Mesajlar ve barkodlar arasındaki ilişki semboloji olarak adlandırılır. Bir sembolojinin özelliği mesajdaki rakam/karakterlerin ve başlangıç bitiş işaretlerinin çizgi ve boşluklar halinde tek tek kodlanması, barkoddan önceki ve sonraki gerekli boş alanın boyutu ve bir kontrol karakterinin hesaplanmasını içerir.

Satış noktası (POS) yönetiminde, barkod kullanımı önemli konular ile ilgili çok detaylı güncel bilgi sağlayarak kararların daha hızlı ve güvenilir şekilde alınmasına imkân vermektedir. Örneğin:

Uğursuz başlangıcına rağmen, barkod birçok ve farklı uygulamada farkedilir bir başarı kazanmıştır. İlk başarılı barkodlardan olan ve Dr. David Allais tarafından geliştirilen Code 39, lojistik ve savunma sanayi uygulamalarında geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Code 39 daha yeni barkodlara göre daha az karmaşık olması sayesinde bugün hala kullanımdadır. Code 128 ve Interleaved 2 bazı geniş pazarlarda başarı kazanmış diğer kodlardır.

Akıllarına ilkin, kızılötesi ışığın altında parlayacak floresan mürekkeple oluşturulacak desenleri kullanmak geldi ama bunun çok kullanışsız ve yüksek maliyetli olduğu ortaya çıktı. Ardından Norman Woodland, Morse kodu ilkesiyle çalışan ve tarayıcıya okutulabilecek bir etiket düşündü. Mors kodundan tek farkı, noktalar yerine inceli kalınlı çizgiler kullanılması olacaktı.

Tek boyutlu sembolojiler genel olarak iki özelliğe göre sınıflandırılır:

İki boyutlu sembolojiler çok çeşitlidir. En genel olanı kare veya nokta şekilli modülleri bir tablo şeklinde gösteren matriks kodlardır. İki boyutlu sembolojiler başka görsel şekillerde de olabilirler. Dairesel şekillerin yanında, farklı boyut veya şekillerdeki modül dizilerini kullanıcının belirlediği bir görüntünün içine gizleyerek (örneğin DataGlyph) steganografiyi kullanan birçok iki boyutlu semboloji de vardır.

Sebze – meyve endüstrisi komitesinin yürüttüğü ekonomik çalışmalar 1970′lerin ortalarında okuma yöntemiyle sektörde 40 milyon dolardan fazla bir yapılacağını öngörmüştü. Bu rakamlara o zaman diliminde ulaşılamadı, barkod okuma yönteminin öldüğünü söyleyenler bile oldu. Üreticilerin barkodlu etiketleri hemen kullanmaya baÅŸlamalarına raÄŸmen barkodun faydası pahalı tarayıcıların çok sayıda perakendeci tarafından kullanılmasını gerektiriyordu. Hiçbiri ilk olmayı istemiyordu ve Business Week’in yayınladığı “BaÅŸarısız Süpermarket Tarayıcısı” makalesinde olduÄŸu gibi sonuçlar ilk birkaç yıl umut verici görünmüyordu.

İçiçe sembolojiler de barkod boyunca birden fazla geçiş yapabilen laser tarayıcılar için optimize edilmişlerdir.

Sebze-meyve reyonlarındaki iÅŸlemleri otomatik hale getirmenin işçilik maliyetlerini azaltacağı, stok kontrolünü geliÅŸtireceÄŸi, iÅŸleri hızlandıracağı ve müşteri hizmetlerini geliÅŸtireceÄŸine inanan, hem üreticileri hem de süpermarketleri temsil eden altı tane endüstri birliÄŸi endüstri liderlerinden oluÅŸan bir komite kurdu. İki yıl süren çalışmalar Nisan 1, 1973 tarihinde Evrensel Ürün Kodunun ve U.P.C. barkod sembolojisinin anons edilmesi ile sonuçlandı. U.P.C. ticari olarak kendini ilk defa Haziran 1974′te Troy, Ohio’daki Marsh’ın Süpermarketinde bir Wrigley’s sakız paketi üzerinde gösterdi.

İki boyutlu sembolojiler tüm sembolojisi kapsayan bir tarama şekli olmadığı için laser tarafından okunamazlar. Bu tür sembolojiler resim yakalayan kameralı cihazlar tarafından taranmalıdır.

Daha sonra yapılan bir tasarım, “laser tarayıcı”, barkod boyunca laseri tarayan poligonal ayna veya galvanometreye monte edilen ayna kullanır—aslında sadece bir adet düz çizgi içerir, ama barkodları her açıdan okuyabilmek için karmaşık ÅŸekillerde görülür.

1990′ların sonlarında bazı barkod okuyucu üreticileri hem tek boyutlu hem de iki boyutlu barkodları okumak için sayısal kameralarla çalışmaya baÅŸladı. Bu teknoloji günümüzde mükemmel hale geldi ve ÅŸimdilerde çoÄŸu uygulamada laser tarayıcıları performans ve güvenilirlik açısından geride bırakıyor.

Bar kod doÄŸrulayıcı birincil olarak barkod basılan ama tedarik zincirindeki tüm firmaların bar kod kalitesini test edeceÄŸi iÅŸ sahalarında kullanılmaktadır. Barkodun tedarik zincirindeki herhangi bir tarayıcı tarafından okunabilmesini garantilemek çok önemlidir. Perakendeciler uyumlu olmayan barkodlar için yüksek meblaÄŸlı cezalar vermektedir. 13 haneli ve diÄŸer tür barkodlarda son rakam kontrol rakamıdır. ÖrneÄŸin numaralar; 8693043021044 olsun, (1.Sayı=8,2.Sayı=6,3.Sayı=9 ÅŸeklinde)burada tek ve çift sıralı rakmlar kendi içinde toplanır, çift rakamlar grubunun son hanesi 3 ile çarpılır ve çift hanelilerin toplamının son rakamı eklenir. Elde edilen sonucun son hanesi 10 da çıkartılır ve elde edilen sonuçla barkoddaki son rakam aynı olmalıdır. Yani; tek sıralar toplamı8+9+0+3+2+0=22, 6+3+4+0+1+4=18 18×3=54, 54+22=76, birler hanesi 6 yı 10 dan ıkarttığımızda 10-6=4. En sondaki rakamın 4 olduÄŸu görülmektedir.

Yakın zamanda, mağaza raflarından alabileceğiniz sayısal kameralar hem tek hem de iki boyutlu barkodları okuyacak yeterli çözünürlüğe ulaştı. Artan şekilde firmalar barkod tarama yazılımlarını kameralı telefonlara adapte etmenin yollarını arıyor. Ancak, kameralı telefonların optikleri endüstriyel tarayıcılar için optimize edilmiş standart kodlara yeterince uygun değil. Sonuç olarak mobil kullanım için renk kodu ve mCode gibi yeni kodlar tasarlanmakta.

Bunun ardından, tarayıcılarının prototipini yaptılar; prototip, okumakta olduÄŸu kodları yakıp kül etmeden önce fikrin iÅŸe yaradığını gösterecekti. Woodland o dönemde IBM firmasında çalışıyordu ve firma iki kez patent haklarını satın alma önerisi yaptı. Sonunda patent hakkını 1962′de Philco firması aldı ve sonra RCA firmasına sattı. 1970′lerde hâla IBM firmasında çalışmakta olan Woodland, ABDli George Laurer ile birlikte Evrensel Ürün Kodu olarak bilinen ve 1973′te onaylanan 12 basamaklı karmaşık kodu geliÅŸtirdi. Ertesi yıl, 26 Haziran 1974 günü sabah 08.01′de, ABD’nin Ohio eyaletinde bulunan Troy ÅŸehrindeki Marsh Süpermarket’in kasasında iÅŸlenen bir paket sakız, dünyada barkodla satılan ilk ürün oldu.

Matrix kodu, İki boyutlu barkod olarak da bilinen kod, bilgiyi iki boyutlu temsil etme yöntemidir. Tek boyutlu barkoda benzer ama daha fazla temsil kapasitesi vardır.

En eski ve hala en ucuz barkod tarayıcıları sabit bir ışık kaynağı ve barkod boyunca hareket ettirilen bir adet fotosensör ile yapılır.

Geleneksel olarak barkod kodlaması sadece rakamları sembolize ederken, yeni sembolojiler tüm ASCII karakter setine büyük harf ve daha fazlasını eklemiştir. Basit barkodların ihtiyaç duyduğu alana daha fazla bilgi sığdırma gereksinimi çizgiler yerine kare hücreleri içeren (bir tür İki boyutlu barkod) matrix kodların geliştirilmesine sebebiyet vermiştir. İçiçe kodlar iki boyutlu ve tek boyutlu kodların karışımıdır ve geleneksel tek boyutlu sembolojiyi birden fazla satır içerecek şekilde bir çerçeve içinde yeniden boyutlandırma işlemidir.

Barkodun henüz oluÅŸum aÅŸamasında ortaya atılan bu görüş modern barkod fikrine çok yakındı ama Woodland ve Silver bu durumda çizgileri tarayıcıya okutmanın çok güç olacağı düşüncesiyle fikri daha da geliÅŸtirdiler; 1949′da hedef tahtasındakine benzer iç içe geçmiÅŸ halkalar ÅŸeklinde bir veri kodu için patent baÅŸvurusu yaptılar. Böylece tarayıcının barkoda paralel tutulması zorunluluÄŸu ortadan kalkacaktı. Günümüzün lazerli okuyucuları bu sorunu, etiketi aynı anda birkaç yönden birden tarayarak aÅŸar.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Barkod

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İnternet nedir icadı

Yazan: admin | Türk Mucitler | Çarşamba 22 Aralık 2010 20:25

İnternet Türkiye’ye 1994 yılında gelmiÅŸtir ve geldikten sonra Türkiye’de kullanımı yaygınlaÅŸmıştır.İnternet günümüzde de yaygın olan 7 den 70′e herkesin kullandığı teknoloji ürünü olan ve hergün yenilenen bir bilgi kaynağı teknoloji ürünüdür.

WWW. dünyası yanında dosya indirimi sanal sohbet odaları, eCommerce (sanal ticaret), tartışma mekânları (forum), İnternet üzerinden sohbet doğrudan mesaj (IM) gibi kullanım alanlarını, bugün bütün dünyada yüzmilyonlarca insan kullanmaktadırlar.

Pornografiye erişimin hızlı ve kolay olması, her yaşta pornografi bağımlılığı riskini artırmakta, şahısların cinsel hayatını, aile hayatını ve zaman zaman da psikolojilerini tehdit etmektedir. Çocukların çok küçük yaşta pornografiye kolayca erişebilmeleri, ileriki yaşlarda ciddi cinsel ve psikolojik rahatsızlıklara gebe olmalarına neden olabilmektedir.

E-posta hesapları bu hizmeti veren çeşitli sitelerden ücretsiz veya belirli bir ücret karşılığında açılabilir. E-posta adresleri; kullanıcı adı, adres işareti, hesabın oluşturulduğu sitenin e-posta sunucusunun adı, nokta (.) ve site uzantısının aralık bırakılmadan yazılması ile oluşur. Örneğin: vikipedist@vikipedi.com

1985 yılında kullanılmaya baÅŸlayan[1] İngilizce Internet sözcüğü, “kendi aralarında baÄŸlantılı aÄŸlar” anlamına gelen Interconnected Networks teriminin kısaltmasıdır.[kaynak belirtilmeli] Inter- öneki İngilizce’de arasında ve karşılıklı anlamlarına gelir. Net sözcüğü ise aÄŸ anlamına gelir.[4]

Çocukların internet eriÅŸimi kısıtlanmalı, internetteki faaliyetleri sıkı denetim altında tutulmalıdır. Günümüzde bir çok internet güvenlik yazılımı, “ebeveyn kontrolü” özellikleri ile birlikte gelmektedir. Ebeveyn kontrol paneli eriÅŸim saatlerinin ayarlanmasına, istenmeyen sitelere eriÅŸimin engellenmesine imkân vermekte, bu ayarlar ÅŸifreler aracılığıyla korunabilmektedir.

Olumlu geliÅŸimi yanında maalesef internet üzerinden çeÅŸitli tehlikeler oturma odamıza, en azından bilgisayarımıza kadar girebilmektedir. Bilgisayar ile internet ağına baÄŸlandığınız andan itibaren çeÅŸitli zararlı yazılımların saldırılarına mazur kalabilir; “hacker” diye tanımlanan bilgisayar korsanlarının bilgisayarınızı ele geçirebileceÄŸine ÅŸahit olabilir; çevrim içi bankacılık aracılığı ile banka hesabınız talan olabilir; bilgisayarınız anlayamadığınız garip davranışlarda bulunmaya baÅŸlayabilir.

KiÅŸisel bilgisayarlar ile İnternet’e baÄŸlanabilmek için genellikle bir hattına ihtiyacı vardır. Bunun yanında uydu, kablo ve Wi-Fi diye adlandırılan yayınlarla da İnternet’e baÄŸlanılabilir. En yaygın olanı ise bir analog modem ile belli hızda bir İnternet servisi veren bir ÅŸirketin hizmetinden yararlanmaktır. Modemin ayarları ÅŸirketin verdiÄŸi servis numarası ve özelliklerine göre ayarlanıp, baÄŸlan komutu verilir. Analog modem bilgisayarın dijital verileri (bits) çeÅŸitli frekanslarına çevirip telefon hattından internet servisine ulaÅŸtırmakta olup tersine aynı yöntemle verileri almaktadır.

İnternet ortamında kimliğini, yaşını, görünüşünü, ekonomik durumunu, eğitim durumunu, kısaca bir şahsa ait herşeyi gizlemek ya da sahte bir kimlik oluşturmak çok kolay olduğu için, arkadaşlık kurarken çok daha dikkatli olunması gerekir. Özellikle yeterince tanınmayan kişilere adres ve telefon vermekten özellikle kaçınılmalı, karşıdaki kişinin bunlara ulaşmasını sağlayacak ipuçları vermekten de sakınılmalıdır.

İnternet, çok protokollü bir ağ olup birbirine bağlı bilgisayar ağlarının tümü olarak da tanımlanabilir. Binlerce akademik, ticari, devlet, ve serbest bilgisayar ağlarının birbirine bağlanmasıyla oluşmuştur. Bilgisayarlar arasında bilgi çeşitli protokollere göre paketler halinde transfer edilir. İnternet üzerinde posta ve birbirine bağlı sayfalar gibi çok çeşitli bilgiler ve hizmetler vardır. İnternet üzerinden oyunlar da oynanabilir.

İnternet’i çağın haberleÅŸme ortamı yapan ise TCP/IP dosya iletiÅŸim protokolüdür. Açılımı; Transmission Control Protocol/Internet Protocol’dur (Aktarım Denetim Kuralı/İnternet Kuralı).

Telefon sinyallerini sayısal verilere çeviren ve bilgisayarın internete bağlanmasını sağlayan elektronik alettir.ve modem 4 terimden oluşur

Zaman zaman İnternet sözcüğü yerine kullanılan “WWW” kısaltması ise World Wide Web (Dünya Çapında AÄŸ) sözcüklerinin akronimidir ve İnternet ile eÅŸ anlamlı deÄŸildir.

İnternetin yaygınlaşması sonucu her gün milyonlarca insanın hiç tanımadığı insanlarla şahsi bilgilerini paylaşması, virüslerden çok daha vahim bir tehdit oluşturmaktadır. İnternetin dikkatsiz kullanımı, kimlik bilgilerinin çalınması ya da polisiye olaylara istemeden karışmak gibi sonuçlar doğurabilir.

Malware, adware, spyware gibi çeşitli şekillerde adlandırılan casus programlar, bilgisayarlardan bilgi toplamak amacıyla oluşturulmuş küçük yazılımlardır. Virüs gibi faaliyet gösterirler bu nedenle bir kısmı virüs olarak da adlandırılır. Bilgisayar kullanıcısının internet alışkanlıkları, hesap numaraları gibi bilgileri zararlı kişi ve kuruluşlara ulaştırırlar. Bazıları çok zararlı olmamakla birlikte, veri toplarken arka planda çalışarak bilgisayar hafızasını gereksiz yere işgal ederler. Bazı casus programlar ise resmi kuruluşlar tarafından suçluları ve terörist faaliyetleri izlemek amacı ile geliştirilmiştir. Ayrıca devletler eski casusluk yöntemleri yerine bilgisayar ortamında casusluk yöntemlerine başvurmakta buna bağlı olarak risk ve maliyeti düşürmektedirler.

Başka insanların bilgisayar, telefon gibi elektronik cihazlarlarının bilgilerine izinsiz olarak ulaşarak kişisel bilgilerini çalan kişilerdir.

E-postalar, İnternet üzerinden gönderilen ve alınan dijital mektuplardır. E-posta (İng: e-mail) “elektronik posta” sözcüklerinin kısaltmasıdır. Görsel olarak kâğıt bir ile aralarında büyük bir fark yoktur. E-postalara resim, müzik, video gibi her türlü dosya türü eklenebilir ve alıcının bilgisayarına transfer edilebilir. Her gün dünyada milyarlarca e-posta gönderilmektedir. UcuzluÄŸu ve kolaylığı nedeniyle kâğıt mektuplardan daha yaygın olarak kullanılmaktadır ancak güvenilirliÄŸinin yetersizliÄŸi nedeniyle resmi iÅŸlerde kullanımı oldukça kısıtlıdır.

Her görüntülenen sitenin bir adresi numarası vardır Bu, 4 yuvadan oluşan ve her yuvanın 0 ile 255 arası değeri olan bir adresdir. Böylece tüketilemez bir adres sıralama özelliği oluşmaktadır. Fakat kullanıcı bu yalın sayı değerini her çağıracağı site için aklında tutamayacağı için bu adresleri web sayfasına eş değer tutan DNS bilgisayarları vardır. Bunların görevi ise görüntülenecek her site ismine eş değer IP adresini hazır tutmak ve bilgi taşıma protokolünün paketlerini (TCP/IP) bu adrese yönlendirmektir. Böylece az uğraşla İnternet gezgincisinin çağırdığı sitedeki bilgilere ulaşılabilinir.

İnternet, dünya genelindeki bilgisayar aÄŸlarını ve kurumsal bilgisayar sistemlerini birbirine baÄŸlayan elektronik iletiÅŸim ağıdır.[1] TDK, İnternet sözcüğüne karşılık olarak Genel AÄŸ‘ı önermiÅŸtir.[2] İnternet yerine zaman zaman sadece Net sözcüğü de kullanılır.[3]

İnternet’te sık kullanılan sembollerden birisi @’dir (okunuÅŸu: et). Elektronik posta adreslerinde kullanıcı ismi ile gönderilen hedef alanını (site adı) ayırır. Adres iÅŸareti, güzel a olarak da bilinir. Dil Kurumu çengelli a ya da kuyruklu a karşılıklarını önermiÅŸtir.

Sohbet ve odaları, çok güzel dostluklara ve ilişkilere vesile olabildiği gibi, hırsızlık, sübyancılık, teşhir, taciz, tecavüz ve hatta cinayete varan tehditlere de kapımızı sonuna kadar açmaktadır.

Günümüzde, analog modemlerin yerini daha hızlı ve daha az hatalı olan dijital ( ADSL) modemler almaktadır. Bunların kullanım ücretleri, çoÄŸul katılımın artması sayesinde makul ödenebilir düzeye inmektedir. ADSL bir analog modemden 10x – 1500x kez hıza sahip olup, canlı videolu sohbet imkânı yanında bir filmini kısa bir zaman dilimi içinde yükleme imkânı vermektedir.

Radyo, televizyon ve İnternet’in bulunuÅŸundan 50 milyon kullanıcıya ulaÅŸmak için geçen süre incelendiÄŸinde; radyo için 38 yıl, televizyon için 13 yıl iken, İnternet için sadece 5 yıldır.

60′lı yıllarda savunma bakanlığının isteÄŸi üzerine olası felaket senaryolarının (doÄŸal afet, nükleer saldırı) ardından dahi iÅŸlevselliÄŸini koruyabilecek bir iletiÅŸim sistemi yaratmak amacı ile ARPANET adı altında baÅŸlatılan askeri bir projedir. 70′li yılların başında Amerikan üniversitelerinde bu projeden yararlanma imkânı verilmesinin ardından e-posta (SMTP) ve NNTP uygulamaları yaygınlık kazanmaya baÅŸlamıştır. Bunları FTP ve HTTP izlemiÅŸtir.

İnternet ve “World Wide Web” sözcükleri günlük kullanımda genelde aynı anlamda kullanılır fakat aynı ÅŸey deÄŸillerdir. İnternet yazılım ve donanım altyapısı ile saÄŸlanan küresel veri iletiÅŸim dizgesidir fakat web internet ile saÄŸlanan iletiÅŸim ÅŸekillerinden yalnızca birisidir.

Bazı virüsler bir programın zaman aşımına uğramış veya bozunmuş yani istem dışı çalışan ve genellikle görevleri belli olmayan halleridir. Kötü emeller için hazırlanan Trojan, Win32, Win29, Solucan vb. virüsler başkaları tarafından bulaştırılırlar. Virüslerin kendi kendine oluşması zordur, farkedildiğinde derhal temizlenmesi gerekir.

TCP/IP, özde makinelerin konuÅŸmasını saÄŸlayan, iÅŸletim sisteminden veya uygulama yazılımlarından bağımsız bir kuralıdır. Bu özelliÄŸi sayesinde, , kiÅŸisel bilgisayar veya bir dahi İnternet’e baÄŸlı diÄŸer cihazlarla konuÅŸabilir.

Bilgisayarları internetten gelebilcek tehditlere karşı korumanın en etkin yolu anti-virüs, anti-casus yazılımları ve güvenlik duvarı yazılımları kullanmaktır. Norton, Kaspersky, McAfee gibi günümüzdeki birçok ticari güvenlik yazılımı, bu üç korumayı da içerir.

İnternet sitesi, internet üzerinden , resim ve diÄŸer dosyaların paylaşıldığı dijital sayfalar grubudur. İnternetin, ekran aracılığıyla görsel olarak, hoparlörler aracılığıyla da iÅŸitsel olarak kullanıldığı ortamlardır. Bir internet sitesi bir sayfadan ya da binlerce sayfadan oluÅŸabilir. Bir sitenin kullanıcının karşısına çıkan ilk sayfasına “ana sayfa” denir. Ana sayfadan, linkler (baÄŸlantılar) aracılığıyla sitenin diÄŸer kısımlarına veya yabancı sitelere ulaşılabilir.

Bilgisayar virüsleri, zararlı kod ve programcıklardır. Bilgisayarlara veri taşıyan diskler, taşınabilir hafızalar, yerel ağlar ya da internet aracılığıyla girerler. Kendini kopyalamak, verileri silmek, istenmeyen programları çalıştırmak, kişisel (şifre vb.) bilgileri yaymak gibi zararlı faaliyetleri gerçekleştirirler. Bilgisayarlara zarar verme yöntemleri canlılarda hastalık meydana getiren virüslere benzediği için bu isim uygun görülmüştür.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nternet

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

1954 tarihi

Yazan: admin | Önemli tarihler | Cumartesi 7 Ağustos 2010 16:32
  • 13 Temmuz – Frida Kahlo (d. 1907)
  • 7 Åžubat – Dieter Bohlen, Alman müzisyen (Modern Talking).
  • 5 Haziran – Haluk Bilginer, oyuncu ve yönetmen.
  • 12 Eylül – Gülsin Onay, piyanist
  • 26 Nisan Burdur ÅŸeker fabrikası kuruldu
  • Edebiyat – Ernest Hemingway
  • 3 Ekim – Stevie Ray Vaughan, ABD’li blues gitaristi.
  • 14 Kasım – Condoleezza Rice
  • 3 Kasım – Henri Matisse (d. 1869)
  • 13 Temmuz – Sezen Aksu
  • 26 Åžubat – Recep Tayyip ErdoÄŸan 59. ve 60. hükumetler dönemi T.C BaÅŸbakanı.
  • 17 Temmuz – Angela Merkel, Alman politikacı, baÅŸbakan.
  • 7 Haziran – (d. 1912)
  • 15 Haziran – UEFA kuruldu.
  • 29 Kasım – Dink Johnson (d. 1892)
  • 9 Ekim – Dennis Stratton, İngiliz gitarist
  • 22 AÄŸustos – Veysel Çolak (ÅŸair, romancı)
  • 20 Temmuz – Keith Scott, Kanadalı müzisyen
  • 14 Temmuz – Jacinto Benavente (d. 1866)
  • 11 Temmuz – Henry Valentine Knaggs (d. 1859)
  • 12 Åžubat – Dziga Vertov (d. 1896)
  • 14 Kasım – Yanni
  • 2 Mayıs – 1954 Türkiye Cumhuriyeti Milletvekili Genel Seçimleri
  • Adanaspor Kuruldu.
  • 15 Temmuz – Mario Kempes, Arjantinli eski milli futbol oyuncusu
  • – Max Born, Walther Bothe
  • 28 Kasım – (d. 1901)
  • 29 – Oprah Winfrey
  • 25 Ocak – Amerika BirleÅŸik Devletleri, BirleÅŸik Krallık, Fransa ve Sovyetler BirliÄŸi, Berlin Konferansı’nda buluÅŸtu.
  • 25 Mayıs – Robert Capa (d. 1913)
  • 24 Ocak – Ferenc Herczeg, Macar yazarı (d. 1863)
  • 20 Temmuz – NevÅŸehir il oldu.
  • Kış aylarında istanbul boÄŸazı karlar altında kalmıştı ve üstünde yürünilebilecek seviyeye kadar gelmiÅŸti.
  • – Linus Carl Pauling
  • 30 Mart – Kanada’nın ilk yeraltı geçidi Toronto’da açıldı.
  • 11 Ekim – Vojislav Å eÅ¡elj, Sırp siyasetçi
  • 25 Aralık – Annie Lennox
  • İnegölspor Kuruldu.
  • 21 Eylül – Åžinzo Abe, Japonya baÅŸbakanı
  • 19 Ocak – Cindy Sherman, ABD’li sanat fotoÄŸrafçısı ve film yönetmeni.
  • 18 Nisan – Albay Cemal Abdülnasır, Mısır’da krallığı darbeyle devirerek iktidarı ele geçirdi.
  • 14 Haziran – Sakarya ve Adıyaman il oldu.
  • 20 Mart – Mehmet Emin Kalmuk (d. 1869, İstanbul), hendese (Geometri) muallimi, ve müderrisi (Medrese hocası).
  • Muhsin YazıcıoÄŸlu Büyük Birlik Partisi Genel BaÅŸkanı, 19. – 20. ve 23. dönem Sivas Milletvekili (ö. 2009)
  • 28 Aralık – Denzel Washington
  • DNA keÅŸfedildi
  • 17 Mart – Türkiye Milli Futbol Takımı, Roma’da İspanya ile 2-2 berebere biten maç sonunda kura atışlarıyla tarihinde ilk kez FIFA Dünya Kupası finallerine katılmaya hak kazandı.
  • 27 Ocak – Köy Enstitüleri kapatıldı.
  • Kenan Onuk (ö. 2005)
  • 15 Åžubat – Matt Groening, Simpsonlar’ın yaratıcısı ABD’li karikatürist.
  • 16 AÄŸustos – James Cameron, yönetmenlik yanında senarist ve prodüktördür
  • 26 Kasım – Kapalı Çarşı’da büyük bir yangın çıktı.
  • 30 Kasım – Wilhelm Furtwängler (d. 1886)
  • 22 veya 23 Kasım – Sait Faik Abasıyanık, yazarı (d. 1906)
  • Tıp – John Franklin Enders, Huckle Weller, Frederick Chapman Robbins
  • Barış – BirleÅŸmiÅŸ Milletler Mülteciler Yüksek KomiserliÄŸi Ofisi
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1954

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    bilgisayarın mucidi

    Yazan: admin | Mucitler | Cumartesi 7 AÄŸustos 2010 16:27

    20. yüzyılın ilk yarısında ise, birçok bilimsel gereksinim, gittikçe karmaşıklaşan örneksel (analog) bilgisayarlar ile giderildiler. Ancak günümüz bilgisayarlarının yanılmazlık düzeyinden hâlâ uzaktılar.

    BoÅŸluk tüpüne dayalı bilgisayarlar 1950′ler boyunca kullanımda kaldıktan sonra, 1960′larda daha hızlı ve ucuz olan geçirgeç (transistör) tabanlı bilgisayarlar yaygınlık kazandı. Bu etkenlerin sonucunda bilgisayarların daha önce görülmemiÅŸ bir düzeyde toplu üretimine geçirildi. 1970′lere varıldığında tümleÅŸik devre uygulayımı ve 4004 gibi mikroiÅŸlemcilerin geliÅŸtirilmesi sayesinde bir kez daha büyük bir baÅŸarım ve güvenilirlik artışının yanı sıra, maliyet düşüşü de yaÅŸandı. 1980′lerde artık bilgisayarlar, makinesi gibi günlük hayat kullanımındaki birçok makinesel aygıtın denetleyici donanımlarındaki yerlerini almaya baÅŸlamışlardı. Yine aynı dönemde, kiÅŸisel bilgisayarlar yaygınlık kazanıyorlardı. Son olarak 1990′lardaki Internet’in geliÅŸimi ile de bilgisayarlar ve telefon gibi alışılmış birer hâline gelmiÅŸlerdir.

    Yazılım kavramı bilgisayardaki özdek (maddi) olmayan tüm bileşenleri tanımlar: yazılımlar, iletişim kuralları ve veriler hepsi yazılımdır.


    İstenilen yazılımı kayıt edip istenilen zamanda çalıştırabilmeleri bilgisayarları çok yönlü kılıp makinelerinden ayıran ana özellikleridir. Church-Turing tezi bu çok yönlülüğün matematiksel ifadesidir ve herhangi bir bilgisayarın bir diğer bilgisayarın görevlerini yerine getirebileceğinin altını çizer. Dolayısıyla, karmaşıklıkları ne düzeyde olursa olsun, cep bilgisayarından süper bilgisayarlara kadar, bellek ve zaman kısıtı olmadığı takdirde hepsi aynı görevleri yerine getirebilirler.

    Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

    VikiKitap‘ta Bilgisayar ile ilgili kılavuz veya ders kitapları bulunmaktadır.

    Günümüz bilgisayarlarının neredeyse tamamının bu mimariye uyumlu duruma gelmesi ile bilgisayar sözcüğünün tanımı olarak da kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu tanıma göre geçmiÅŸteki aygıtlar bilgisayar olarak sayılmasalar da, tarihsel baÄŸlamda yine de o biçimde anılmaktadırlar. Her ne kadar 1940′lardan bu yana bilgisayar uygulayımı köklü deÄŸiÅŸiklikler geçirmiÅŸ olsa da, çoÄŸunluÄŸu von Neumann mimarisine sadık kalmıştır.

    Son bir bellek alt türü ise önbellektir (cache memory). İşlemci içerisinde yer alır ve yazmaçlardan büyük sığaya sâhip olmanın yanı sıra ana bellekten de hızlıdır.

    VikiSöz‘de Bilgisayar ile ilgili özlü sözler bulunmaktadır.

    Bilgisayarlar çok farklı biçimlerde karşımıza çıkabilirler. 20. yüzyılın ortalarındaki ilk bilgisayarlar büyük bir oda büyüklüğünde olup, günümüz bilgisayarlarından yüzlerce kat daha fazla güç tüketiyorlardı. 21. yüzyılın başına varıldığında ise bilgisayarlar bir kol saatine sığacak ve küçük bir pil ile çalışacak duruma geldiler. Toplumumuz kişisel bilgisayarı ve onun taşınabilir eşdeğeri, dizüstü bilgisayarını, bilgi çağının simgeleri olarak tanıdılar ve bilgisayar kavramıyla özdeşleştirdiler. Günümüzde çok yaygın kullanılmaktadırlar.

    Von Neumann mîmârisine göre bilgisayarlar başlıca dört bileşenden oluşurlar bilgisayarda aritmetik mantık vardır.

    1837 yılında Charles Babbage, adını Analytical Engine (Çözümlemeli veya analitik ) koyduğu, ilk tam yazılımlanabilir makinesel bilgisayarı kavramsallaştırıp tasarladı. Ancak parasal nedenler ve üzerindeki çalışmalarının sonlanamaması nedeniyle bu makineyi geliştirmedi.

    VikiSözlük‘te Bilgisayar ile ilgili kelime açıklaması bulunmaktadır.

    Bir bilgisayarın belleği, sayılar içeren bir hücreler bütünü olarak düşünülebilir. Her hücreye yazılabilir ve içeriği okunabilir. Her hücrenin kendisine özel bir adresi vardır. Bir komut örneğin 34 sayılı hücrenin içeriğini 5.689 sayılı hücreyle toplayıp 78. hücreye yerleştirmek olabilir. İçerdikleri sayılar herhangi bir şey olabilir, sayı, komut, adres, harf, v. b. İçeriğinin doğasını ancak onu kullanan yazılım belirler. Günümüz bilgisayarlarının çoğunluğu veriyi kaydetmek için ikili sayıları kullanır ve her hücre 8 bit (yani bir bayt) içerebilir.

    G/Ç bir bilgisayarın dış dünyadan veri alışverişinde bulunmak için kullandığı araçtır. Yaygın olarak kullanılan giriş birimleri arasında klavye ve fare, çıkış için ise ekran (veya görüntüleyici, monitör) ve sayılabilir. Sâbit ve optik diskler ise her iki görevi de üstlenirler.

    Bilgisayar belirli komutlara göre veri işleyen ve depolayan bir makinedir.

    Dolayısıyla bir bayt 255 farklı sayıyı ifade edebilir, bunlar ancak 0 dan 255′e veya -128 den +127′ye olabilirler. Yan yana yerleÅŸmiÅŸ birden fazla bayt kullanıldığında ise (genelde 2, 4 veya 8) çok daha büyük sayıların kaydedilmesi mümkün olur. Çağımız bilgisayarlarının bellekleri milyarlarca bayt içermektedirler.

    Delikli kartların ilk büyük ölçekli kullanımı ise Herman Hollerith tarafından, 1890 yılında iÅŸlemlerinde kullanılmak üzere tasarlanan hesap makinesidir. Hollerith’in o dönemde baÄŸlı olduÄŸu iÅŸletme ise sonraki yıllarda küresel bilgisayar devine dönüşecek IBM’dir. 19. yüzyılın sonlarına varıldığında, gelecek yıllarda biliÅŸim donanım ve kuramlarının geliÅŸimine büyük katkıda bulunacak uygulayımlar (teknolojiler) ortaya çıkmaya baÅŸlamıştılar: delikli kartlar, Boole cebiri, boÅŸluk tüpleri ve teletip aygıtları.

    1930′lar ve 1940′lar boyunca bilgisayar uygulayımı geliÅŸmeye devam etti, ve sayısal bilgisayarın ortaya çıkışı ancak devrelerinin buluÅŸundan (1937) sonra gerçekleÅŸebildi. Bu dönemin önemli çalışmaları arasında aÅŸağıdakiler sayılabilir:

    Ancak, yazılımlanabilir (veya kurulabilir) olmamaları nedeniyle bu aygıtların hiçbiri günümüz bilgisayar tanımına uymamaktadır. 1801 yılında Joseph Marie Jacquard’ın dokuma tezgâhındaki iÅŸlemi otomatikleÅŸtirmek adına ürettiÄŸi delikli kartlar ise bilgisayarların geliÅŸme sürecindeki, kısıtlı da olsa, ilk yazılımlanabilme (kurulabilme) izlerinden sayılır. Kullanıcının saÄŸladığı bu kartlar sayesinde, dokuma tezgâhı kart üzerindeki delikler ile tarif edilen çizime iÅŸleyiÅŸini uyarlayabiliyordu.

    1970′lerde ABD’li mühendisler ordu içerisinde yürütülen bir tasarı çerçevesinde bilgisayarları birbirleri ile baÄŸlayıp (ARPANET), günümüzde bilgisayar ağı olarak bilinen yapının temellerini attılar. Zaman içerisinde bu bilgisayar ağı, ordu ve akademik birimler ile de sınırlı kalmayıp geniÅŸledi ve bugün milyonlarca bilgisayar içerden Bilgisunar (Internet veya Genel aÄŸ) oluÅŸtu. 1990′lara gelindiÄŸinde ise, İsviçre’nin CERN araÅŸtırma merkezinde geliÅŸtirilen Küresel aÄŸ (World Wide Web, WWW) adlı iletiÅŸim kuralları, e-posta gibi uygulamalar ve ethernet gibi ucuz donanımsal çözümler ile bilgisayar aÄŸları yaygınlık kazandılar……

    ENIAC’ın olumsuz yanlarını saptayan geliÅŸtiricileri, daha esnek ve zarif bir çözüm üzerinde çalışıp, artık saklı yazılım mimarisi veya daha çok von Neumann mimarisi olarak tanınan tasarımı önerdiler. Bu tasarımdan ilk olarak (1945) yılında gerçekleÅŸtirdiÄŸi bir yayında söz etmesinden sonra, bu mimariye dayalı olarak geliÅŸtirilen bilgisayarlardan ilki İngiltere’de tamamlandı (SSEM). Aynı mimariye bir yıl sonra kavuÅŸan ENIAC’a ise EDVAC adı verildi.

    Commons‘da Bilgisayar ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

    İlk bilgisayar 1950 yılında yapılmıştır.

    Donanım kavramı bir bilgisayarın tüm dokunulabilir bileşenlerini kapsar.

    Bilgisayarlarda üç adet bellek türü bulunur. İşlemci içerisinde yer alan yazmaçlar, son derece hızlı ancak çok sınırlı sığaya sâhiptirler. İşlemcinin çok daha yavaÅŸ olan ana belleÄŸe olan eriÅŸim gereksinimini gidermek için kullanılırlar. Ana bellek ise Rastgele eriÅŸimli bellek (REB veya RAM, Random Access Memory) ve Salt okunur bellek (SOB veya ROM, Read Only Memory) olmak üzere ikiye ayrılır. RAM’a istenildiÄŸi zaman yazılabilir ve içeriÄŸi ancak güç sürdüğü sürece korunur. ROM’sa sâdece okunabilen ve önceden yerleÅŸtirilmiÅŸ bilgiler içerir. Bu içeriÄŸi güçten bağımsız olarak korur. ÖrneÄŸin herhangi bir veri veya komut RAM’da bulunurken, bilgisayar donanımını düzenleyen BIOS ROM’da yer alır.

    GeçmiÅŸte ‘bilgisayar’ olarak bilinen birçok aygıt günümüz ölçütlerine göre bu tanımı hak etmemektedirler. BaÅŸlangıçta bilgisayar sözcüğü hesaplama sürecini kolaylaÅŸtıran nesnelere verilen bir ad konumundaydı. Bu ilk dönemin bilgisayar örnekleri arasında sayı boncuÄŸu iim(abaküs) ve AntiKitira Makinesi (M. Ö. 150-100) sayılabilir. Yüzyıllar sonra, Orta ÇaÄŸ sonundaki yeni bilimsel ışığında, Avrupalı mühendisler tarafından geliÅŸtirilen bir dizi makinesel hesaplama aygıtlarının ilki ise, Wilhelm Schickard’a (1623) âittir.

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgisayar

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Teleks nedir

    Yazan: admin | icatlar | Salı 20 Temmuz 2010 13:35

    Teleks, daktiloya benzer bir klavyeye sahiptir. Aynı numarası gibi bir numarası olur. Karşı tarafın teleks numarası aranır, gönderilmek istenen veri, klavyeden girildiğinde, dakikada 45,5 bit hızıyla, karşı tarafın teleks aygıtında bulunan bir şaryodan kağıda dökülürdü.

    Teleks ilk olarak 1930′da Almanya’da, 1970′te Küba ve Pakistan arasında kullanıldı. Grafik, resim, vb. aktarımı saÄŸlayamadığı, ağır ve hantal bir yapıya sahip olduÄŸu, veri iletiminin yavaÅŸlıkları gibi nedenlerle bugün demode sayılmaktadır.

    () cihazının bulunmasıyla birlikte, kullanımı giderek azalan, sadece aktarabilen, 1970′li yılların popüler iletiÅŸim aygıtı.

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Teleks

    Tags: , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , ,

    Sonraki Sayfa »