Keskin nişancı

Yazan: admin | Kategorilenmemiş | Cuma 14 Ocak 2011 15:42

Standart ordu eğitimlerinde çoğu asker 200 ila 300 metre mesafeden atışlarının yarısında hedefi vurmak üzere eğitim alır.[3] Çok iyi eğitilmiş askerler, örneğin ABD Deniz Piyadeleri askerleri 400 ila 500 metre uzaktan atışlarının yarısında hedefi vurabilir.[4] Ama bir keskin nişancı 800 metre uzaktan her atışında hedefi vurmak üzere eğitilmiştir.[5][6]

Keskin nişancı tüfekleri, tabancalarda kullanılan 0,22 inçlik (5,59 mm) .22 LR gibi küçük mermilerden, M2 Browning ağır makineli tüfeklerde kullanılan 0,5 inçlik (12,7 mm) .50 BMG mermilerine kadar değişik kalibrelerde olabilir.[20] .22 LR gibi küçük mermiler genellikle bir susturucu ile beraber yakın mesafede hızla sokak ışıklarını söndürmek veya küçük hayvanları vurmak için kullanılır.[20] Bu tip küçük mermiler, uzun mesafeli atışlarda kullanmak veya insan boyutlarında hedefleri durdurmak için yeterli güce sahip değildirler.[26] Tam tersine .50 BMG gibi büyük mermiler, zaman zaman hafif araç ve ekipmanı uzaktan tahrip etmek için de kullanılan çok büyük ve ağır nişancı tüfeklerinden ateşlenirler; bu tip tüfekler 1,5 km üstünde menzilden hedefleri vuracak isabet oranına ve güce sahiptirler, ancak kısa mesafede kullanışsız, genel kullanım için ağır ve pahalıdırlar.[27]

Genellikle kurmalı tüfekler, yarı otomatik modellere kıyasla daha uzun menzile ve isabet oranına sahiptir,[20] ancak her yeni merminin elle yüklenmesi gereksinimi yüzünden atış hızları nişancının tetik çekme hızına bağlı olan yarı otomatiklere göre daha düşüktür. Yakın mesafelerde veya nişancının ilk merminin ardından hemen ikinciyi ateşlemesi gereken durumlarda yarı otomatik tüfekler tercih edilir.[21]

Bir keskin nişancının kamuflajı, en iyi vücudunun şekli ve hatlarını gizlediğinde çalışır.[17] Bunun sebebi, insan gözünün insan bedeni şeklini seçmeye daha yatkın olmasıdır.[17] Keskin nişancının bedeni insan şeklinde görünmediğinde, çoğu kişi nişancıyı uyum sağladığı ortamdan ayırt edemeyecektir.[17] Nişancılar genellikle “ghillie suit”lerine çubuklar, yapraklar, çimen ve kumaş ekleyerek vücut hatlarını gizlerler.[15]

Bazı keskin nişancılar, hedefin elindeki bir cismi vuracak kadar isabetli atışlar yapmak üzere eğitilmişlerdir.[7] Bu tarz atışlar, özellikle uzak mesafelerde çok iyi nişan almayı gerektirir. Rüzgâr hızındaki değişimler, hedeften metrelerce sapmaya sebep olabilir. Bu sebeple keskin nişancılar rüzgârın mermi uçuşundaki etkilerini hesaba katmak zorundadırlar.[8] Ayrıca sebebiyle keskin nişancının attığı mermiler uçuş sırasında bir parabol çizecektir.[9] Bu sebeple keskin nişancı hedefin daha üstüne nişan alır.[9]

I. Dünya Savaşı sırasında, özel keskin nişancı tüfekleri yoktu. Bunun yerine, keskin nişancılar üzerine nişancı dürbünü monte edilmiş normal tüfekler kullanıyordu.[31]

II. Dünya Savaşı sırasında keskin nişancılar daha sık görülmeye başlandı, hatta mücadelenin önemli bir parçası oldu. Sovyet ordusunun her takımına bir keskin nişancı ya da ‘atıcı’ eklenmişti. Kamuflaj taktikleri bu süreçte geliştirilmiştir. Sovyet keskin nişancılar en çok Stalingrad Savaşı sırasında yararlı oldu. Vasili Zaytsev adındaki Rus keskin nişancısının 240 civarında Alman askeri öldürdüğü iddia edilmiştir.[32]

Polis keskin nişancıları kamuflaja askerî nişancılar kadar önem vermezler, çünkü polis nişancılarının asıl görevi suçludan gizlenmek değil, isabetli atışlar yapmaktır.[1][18] Ancak bazı durumlarda polis nişancılarının da suçludan gizlenmeleri gerekir, bu yüzden polis keskin nişancılarına da gizlenme eğitimi verilir.[19]

Keskin nişancılar çoğu video oyununda seçkin askerler olarak kullanılırlar. Bir nişancı tüfeği ile karşıdakini başından vurmak öğrenmesi zor bir yetenektir. Phone Booth ve Vantage Point gibi bazı filmlerde suikastçılar keskin nişancı tüfekleri kullanırlar.[33][34] Ekim 2002′de ABD’nin Virginia ve Maryland eyaletlerinde iki kişinin yakalanana dek bir ay boyunca diğer insanlara etmesi[35] gibi bazı olaylar sebebiyle keskin nişancılar medyada kötü bir şöhrete sahiptir.

Keskin nişancılar, nişancı tüfeği (İngilizce: sniper rifle) olarak adlandırılan özel tüfekler kullanırlar. Bu tüfekler, normal tüfeklerden çok daha isabetlidir.[20] Neredeyse tüm nişancı tüfekleri nişancı dürbünü olarak adlandırılan, uzaktaki hedeflere daha kesin nişan almayı sağlayan özel dürbünlere sahiptir. İki farklı nişancı tüfeği türü vardır, bunlardan ilki atılan her mermiden sonra kurma kolu ile tüfeğin tekrar kurulmasını gerektiren kurmalı tüfekler[21] ve tetik her çekildiğinde bir mermi atan ve kendini yeniden kuran yarı otomatik tüfekler.[21] Tetik çekili tutulduğu sürece mühimmat bitene dek kesintisiz ateş eden tam otomatik tüfekler, nişancı tüfeğine dönüştürüldükleri nadir durumlar dışında keskin nişancılar tarafından kullanılmazlar. Bu nadir durumlardan biri, ABD Ordusu tarafından Vietnam Savaşı’nda kullanılan nişancı dürbünü takılmış ağır makineli tüfeklerdir. Örneğin ABD Deniz Piyadesi keskin nişancısı Carlos Hathcock’un Browning M2 ağır makineli tüfeğiyle Şubat 1967′de 2.300 metreden yaptığı öldürücü atış,[22][23][24] Mart 2002′de Afganistan’da görev yapan Kanada’lı Rob Furlong’un 2,430 metrelik atışına[25] kadar dünya rekoruydu. Gelişen teknolojisi ve keskin nişancı eğitimleri sayesinde gerçek bir nişancı tüfeğinin bu rekoru kırması mümkün olmuştur.[23]

Bazı keskin nişancılar yüzlerce düşman askeri öldürmeleri ile tanınmışlardır. Bu nişancılara örnek olarak Vietnam Savaşı’nda görev yapan Carlos Hathcock[22] verilebilir. Hathcock aynı zamanda en uzak mesafeden (2.300 metre) öldürücü atış yapma rekorunu da uzun süre elinde tutmuştur.[23][22][24] Bu rekor Afganistan Savaşı’nda 2.430 metrelik atışıyla Kanada’lı keskin nişancılar tarafından kırılmıştır.[25] Diğer keskin nişancılar yaptıkları çok zorlu atışlarla tanınırlar. Örneğin İngiliz keskin nişancı Matt Hughes, Irak Savaşı’nda sert rüzgâr altında 860 metreden düşmanının 17 metre soluna nişan alıp ateş ederek öldürücü bir atış yapmıştır.[8][36] Bir diğer ünlü keskin nişancı ise II. Dünya Savaşı’nda Stalingrad Muharebesi sırasında 400 Alman askeri öldürdüğü iddia edilen Sovyet Vasily Zaytsev’dir.[37]

Birçok polis departmanı, özel eğitimli ekiplerinde keskin nişancılara yer verir.[1] Genellikle deneyimli avcılar da keskin nişancılarla benzer yeteneklere ihtiyaç duyarlar. İngilizcede keskin nişancılar için kullanılan “sniper” terimi de avcılar için görüp vurması çok zor olan su çulluğu (İngilizce: snipe) kuşundan türetilmiştir.[2]

Keskin nişancılar genellikle rüzgârın etkisini azaltmak için daha ağır mermiler kullanır. Bu mermileri yeterli namlu çıkış hızına ulaştırmak için kullanılan miktarı diğer mermilere kıyasla daha fazladır[10] ve bu mermiler daha yüksek hızla namludan çıkarlar. Bu sayede hedefi hareket etmeden vurmak ve yer çekimi ile rüzgârın etkisini azaltmak mümkün olur.[9][10] Ayrıca, daha büyük ve daha hızlı mermiler hedefi vurdukları zaman daha fazla zarar yaratırlar.[11]

Polis departmanları da keskin nişancılar kullanmaktadır. Bu keskin nişancılar genellikle SWAT ve benzeri özel eğitimli departmanlara bağlıdırlar.[19] Bu nişancılar sıklıkla özel olaylarda güvenlik sağlamak veya diğer keskin nişancıların suikast girişimlerini önlemek üzere savunma rolünde görev yaparlar.[18] Bu tip görevlere genel olarak “karşı-nişancılık” (İngilizce: counter-sniping) adı verilir.[18] Çoğu polis nişancısı ordu tarafından eğitilmiştir.[19]

Keskin nişancılar, yakın mesafede bile düşmandan gizlenmekte çok iyi olmaları sayesinde, çoğu kez ordu için gözcüler olarak kullanılmıştır.[3] Keskin nişancılar, tüfeklerindeki sayesinde diğer askerlerden daha iyi gözlem yapabilirler.[3] Diğer askerlerden daha iyi eğitimli olan keskin nişancılar diğer askerlere kıyasla daha ayrıntılı gözlemler yaparlar.[28] Keskin nişancılar genellikle bir gözlemci/hedef saptayıcı ve bir nişancıdan oluşan iki kişilik takımlar halinde çalışırlar.[29] Hedef saptayıcı nişancı için hedefleri bulur ve nişancının ıskalaması halinde ikinci atışın ayarlanmasına yardımcı olur.[29] Hedef saptayıcı aynı zamanda yakın mesafeden gelen düşmana karşı nişancıyı korur,[29] ayrıca telsiz iletişim kullanarak diğer askeri birliklerle haberleşir ve keskin nişancının zarar veremeyeceği hedefler için hava ve topçu bombardıman destek sağlar.[30] Bu sayede diğer birlikler daha güvenli biçimde ilerleyebilir.

Keskin nişancı (İngilizce: Sniper), orduda bir asker türü. Bu askerlere keskin nişancı tüfekleri ile özel eğitim verilmektedir. Keskin nişancılar hedeflere çok uzaktan isabet kaydetmek ya da çok küçük hedefleri vurmak için keskin nişancı ekipmanlarını kullanırlar. Ayrıca, düşman tarafından görülmemeleri için gizlilik ve kamuflaj eğitimlidirler.

Keskin nişancılar genellikle düşmana görünmeyi engellemek için kamuflaj kıyafetleri giyerler[12] ve çoğu zaman yüzlerini yeşil ya da siyaha boyayarak parlamasını engelleyip çevreye uyum sağlarlar.[13] Ayrıca bazen, ortama özel olarak çevrelerindeki çeşitli bitkilerin yaprakları ile hazırladıkları “ghillie suit” olarak adlandırılan özel kıyafetler kullanırlar.[14] Bu kıyafetler keskin nişancıyı saklamakta çok etkilidir.[14] Çoğu zaman keskin nişancı, hemen yanında ayakta duran bir asker tarafından bile görülemez.[15] Keskin nişancılar farklı şartlarında o ortama uygun farklı kıyafetler kullanarak düşmandan saklanırlar.[16]

Çanakkale Savaşları sırasında keskin nişancılar iki tarafta da yer almaktaydı. Gelibolu yarımadasının topografyası ve Müttefik askerlerin konumları keskin nişancılara avantaj sağlamaktaydı.[38] Özellikle Şarapnel Vadisi ve Korku Deresi gibi Anzak çıkarma bölgeleri Türk keskin nişancılarının en fazla etkinlik gösterdiği alanlar arasındaydı.[39][40] Avustralyalı keskin nişancı William Edward Sing (1886-1943), 1915-1916 yıllarında Çanakkale Savaşı’nda bulundu. Sing 201 asker vurdu.[41] Sing diğer bir ünlü asker olan Türk keskin nişancı Korkunç Abdül ile girdiği düelloyu daha hızlı davranarak kazanmıştır.[42]

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Keskin_ni%C5%9Fanc%C4%B1

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Alexander von Humboldt

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Humboldt’un adamları ve çevreciler üzerindeki etkileri (Clarence King, Jeremiah N. Reynolds, George Wallace Melville, ve John Muir) Aaron Sachs’ın The Humboldt Current: Nineteenth Century Exploration and the Roots of American Environmentalism, adlı kitabında incelenmektedir. (Viking, 2006).

Bu unutulmaz sefer sonucunda Humboldt fiziki coğrafya ile meteorolojinin temelini ana hatlarıyla kurmuştur. 1817 yılında çizdiği eşsıcaklık eğrileri ile değişik ülkelerin iklimsel koşullarını kıyaslamayı önerdi ve yöntemlerini ortaya koydu. İlk olarak deniz yüzeyinden yükseldikçe ortalama sıcaklıkların düşüş hızını inceleyerek tropik fırtınaların kaynağını açıkladı. Bu çalışmalar, yüksek enlemlerde karşılaşılan atmosferik karışıklıkları açıklayan karmaşık yasaların bulunmasına ilişkin ilk ipuçlarını oluşturmuştur. Bitkilerin coğrafyası üzerine olan denemesi ise organik yaşamın dağılımını, değişen fiziki koşullardan etkilenmesine bağlamak gibi yeni bir üzerine oturtulmuştu. Kutuplardan ekvatora doğru gittikçe Dünya’nın manyetik alan yoğunluğunun azaldığını bulan Humboldt, bu buluşunu 7 Aralık 1804′te Paris Enstitüsü’nde kendi okuduğu bir bildiriyle sunar. Başkaları tarafından da yapıldığına dair iddiaların hızla ortaya çıkması bu buluşun önemini ortaya koymaktadır. Jeolojiye olan katkıları, Yeni Dünya’nın volkanları üzerine yaptığı dikkatli çalışmalardan oluşmaktadır. Bu volkanların doğal olarak bir hat boyunca oluştuğunu ve büyük olasılıkla da geniş yeraltı çatlaklarının üzerinde yer aldıklarını gösterdi. Daha önceden tortul olduğu düşünülen kayaçların magmatik olduğunu göstererek hatalı görüşlerin ortaya çıkartılmasına büyük katkılarda bulundu.

Humboldt’un iyi bir biyografisi Profesör Karl Bruhns tarafından yazılmıştır (3 cilt, 8vo, Leipzig, 1872) ve 1873’te Misses Lasseil tarafında İngilizce’ye çevrilmiştir.

Önemli tavsiye mektuplarıyla birlikte 5 Haziran 1799’da A Coruña’dan Pizarro gemisiyle denize açılırlar. Teide’ye tırmanmak için altı gün boyunca Tenerif’te durakladıktan sonra 16 Temmuz’da Venezuela’da Cumaná’da Güney Amerika’ya ayak basarlar. Caripe’deki misyoner merkezini ziyaret eden Humboldt burada bulduğu yağ kuşunu (Steatornis caripensis) adıyla bilim dünyasına tanıtacaktır. Cumaná’dan dönen Humboldt 11 Kasım’ı 12 Kasım’a bağlayan gece dikkat çekici bir meteor yağmuru gözlemler. Bu, günümüzde Leonidler diye bildiğimiz meteor yağmurudur. Bonpland ile birlikte Karakas’a giden Humboldt, 1800 yılının Şubat ayında Orinoco Nehri’nin izlediği yolu keşfetmek için kıyıdan uzaklaşır. Dört ay süren ve 2.775 km. boyunca vahşi ve ıssız arazide geçen bu yolculuk sonucunda Orinoco ile Amazon nehirleri arasında bağlantı sağlayan Casiquiare Kanalı’nın varlığı kanıtlanmış ve bağlantının tam yerinin saptanması da sağlanmıştır. 19 Mart 1800 tarihinde Humboldt ve Bonpland yakaladıkları elektrikli yılan balıkları nedeniyle bolca elektrik şokuna maruz kaldılar.

İç yaşamına ilişkin ipuçlarını dehasının dayattığı ve sürekli kendinden söz ederek ortaya çıkan egoizminde görebiliriz. Bağlılıkları, bir kere kurulduktan sonra samimi ve uzun solukluydu. Sayısız arkadaşı vardı ve hiçbiriyle de ilişkisini sona erdirmedi. Hayatı boyunca yardımseverdi. Galiçya ve Franconia’daki madencilerin koşullarının iyileştirilmesi konusundaki gayreti, köleliğe karşı duyduğu tiksinti, genç bilim adamlarını himayesi altına alma gibi özellikleri karakterinin temelini gözler önüne serer.

IV. Friedrich Wilhelm’in Haziran 1840’ta çıkmasıyla Humboldt’un saray nezdindeki desteği arttı. Ancak, yeni kralın von Humboldt ile birlikte olmaktan duyduğu mutluluk nedeniyle, uyku dışında yazılarına ayırmak için yalnızca birkaç saati kalıyordu.

24 Şubat 1857’de Humboldt görülen semptomları olmayan ikinci derece bir apoplektik felç geçirdi. 1858-1859 kışına doğru kuvvetten düşen Humboldt ilkbaharda 6 Mayıs’ta seksen dokuz yaşında sessizce öldü. Hayatı boyunca gördüğü itibarı öldükten sonra da görmeye devam etti. Naaşı Tegel’de aile mezarlığına gömülmeden önce devlet töreniyle Berlin sokaklarından geçirildi ve katedral girişinde naip prens tarafından karşılandı. Doğumunun yüzüncü yılı hem Eski hem de Yeni Dünya’da 14 Eylül 1869’da büyük ilgiyle kutlandı. Adına sayısız anıt dikildi, ününe ve tanınmışlığına tanıklık edecek şekilde yeni keşfedilen bölgelere adı verildi.

Alexander von Humboldt’un çocukluğu ne ne de zekâ açısından pek ümit verici geçmemiştir. Yine de kısa sürede kendine özgü özellikleri ortaya çıkmıştır. Bitkileri, kabuklu hayvanların kabuklarını ve böcekleri toplayıp etiketlendirdiği için “küçük eczacı” diye adlandırılmıştır. 1779 yılında babasının beklenmeyen ölümü sonrasında annesinin verdiği yerinde kararlarla eğitimini sürdürmüştür. Politik kariyer için altı ay Frankfurt Üniversitesi’nde finans okudu ve bir yıl sonra 25 Nisan 1789′da Christian Gottlob Heine ve Johann Friedrich Blumenbach’ın verdiği derslerle ünlenen Göttingen Üniversitesi’ne kaydoldu. Çeşitli alanlara duyduğu ilgi ve yeteneği öylesine gelişmişti ki, 1789 yılında bir tatil esnasında Ren Nehri’ne yaptığı bir geziden sonra “Mineralogische Beobachtungen über einige Basalte am Rhein” (Ren Nehri’ndeki bazı Bazalt kayalar üzerine mineralojik gözlemler) (Brunswick, 1790) adlı eseri yazdı.

Kariyeri hakkında kısa bilgiler A. Dove tarafından “Allgemeine Deutsche Biographie“ de ve S. Gunther tarafından “Alexander von Humboldt“ (Berlin, 1900) adlı kitapta verilmektedir. “Le voyage aux régions équinoxiales du Nouveau Continent, fait en 1799-1804, par Alexandre de Humboldt et Aimé Bonpland“ (Paris, 1807, etc.), otuz folyo ve dört ciltten ibarettir. Bu ciltlerin arasında önemli olarak şunlar sayılabilir : “Vue des Cordillères et monuments des peuples indigènes de l’Amérique“ (2 cilt. folio, 1810); “Examen critique de l’histoire de la géographie du Nouveau Continent“ (1814-1834); “Atlas géographique et physique du royaume de la Nouvelle Espagne“ (1811); “Essai politique sur le royaume de la Nouvelle Espagne“ (1811); “Essai sur la géographie des plantes“ (1805); ve “Relation historique“ (1814-1825), “Essai politique sur l’île de Cuba“yı da içeren gezilerinin bitmemiş anlatısı.

Friedrich Wilhelm Heinrich Alexander Freiherr von Humboldt, (14 Eylül 1769, Berlin – 6 Mayıs 1859, Berlin), Prusyalı doğabilimci ve kâşif. Prusyalı bakan, filozof ve dilbilimci Wilhelm von Humboldt’un küçük kardeşi. Humboldt’un botanik coğrafya üzerine yaptığı çalışmalar biyocoğrafya dalının temelini oluşturmuştur.

Uzun süredir Fransa başkentine gerçek evi gözü ile bakıyordu. Orada yalnızca bilimsel sempati ile karşılaşmamış, güçlü ve dinamik zekâsının aradığı sosyal uyaranları da bulmuştu. Gerek balo salonlarının aslanı, gerekse enstitü ve gözlemevinin bilgini olarak kendini doğal ortamında hissediyordu. Kendi hükümdarı Berlin’de saraya davet ettiğinde bu çağrıya derin bir hüsran duyarak karşılık verdi. Doğduğu şehrin taşralılığı tiksindirici geliyordu. Her zaman, Spree Nehrinin kıyılarında karşılaştığı dinden uzak bağnazlığa, kültürden yoksun estetiğe ve anlayıştan uzak felsefeye karşı durdu. İki iyi niyetli prensin samimi bağlılığı ve aralıksız yardımları minnettar kalmasını sağladıysa da hoşnutsuzluğunu dindirmeye yetmedi. Önceleri yeni ikâmetinin “belirsizlikle dolu atmosfer”inden kurtulmak için sık sık Paris’e yolculuk yaptıysa da yıllar geçtikçe bu gezintiler Potsdam ile Berlin arasında saray maiyetinin tekdüze “salınımları”na eşlik etmeye dönüştü. 12 Mayıs 1827’de kalıcı olarak Prusya başkentine yerleşti ve çalışmalarını Dünya’nın manyetizması üzerinde yoğunlaştırdı. Uzun yıllar boyunca, uzak noktalarda aynı anda yapılacak gözlemlerle Dünya’nın manyetik alanında karşılaşılan ve “manyetik fırtına” adını verdiği karışıklıkların doğasını ortaya çıkarıp bunları yöneten yasaları bulmak için çabaladı. 18 Eylül 1828’de Berlin’de yapılan bir toplantı sonrasında yeni kurulan bilimsel bir derneğin başkanlığına seçilmesi, dikkatli kişisel gözlemleri ile birleşecek yoğun bir araştırma sistemi kurmasına olanak sağladı. 1829 yılında Rusya hükümetinden istediği yardım sonucunda kuzey Asya boyunca manyetik ve meteorolojik araştırma istasyonları hattı kuruldu. “Royal Society”nin başkanı olan Sussex Dükü’ne Nisan 1836′da yazdığı mektupla, Britanya İmparatorluğu’nun topraklarında aynı işin yapılmasını sağladı. Dolayısıyla modern uygarlığın en onurlu eserlerinden biri olan uluslararası bilimsel işbirliği ilk olarak Humboldt sayesinde başarıyla organize .

Katılması için resmî olarak davet edildiği Nicolas Baudin’in dünya yolculuğunun ertelenmesi üzerine, Mısır’da bulunan Napolyon Bonapart’a katılmak için, ertelenen seferin botanikçisi Aimé Bonpland ile birlikte Paris’ten ayrılıp Marsilya’ya gider. Mısır’a ulaşmak için çabalarken yolları Madrid’e düşer ve beklenmedik bir şekilde, bakan Don Mariano Luis de Urquijo’nun himayesiyle keşif için İspanyol Amerika’sına gitmeye karar verirler.

1794 yılında ünlü Weimar arkadaş grubuna katıldı ve Haziran 1795’te Friedrich Schiller’in Die Horen isimli yeni dergisine Die Lebenskraft, oder der rhodische Genius adlı felsefi bir alegori yazdı. 1790 yazında Georg Foster ile birlikte kısa süreliğine İngiltere’ye gitti. 1792 ve 1797 yıllarında Viyana’da bulundu. 1795′te İsviçre ve İtalya’da jeoloji ve botanik ile ilgilendiği bir gezi yaptı. Bu sıralarda, 29 Şubat 1792’de Berlin’de maden vergi tayin memuru olarak resmî bir göreve atandı. Devlet için çalıştığı bu görevi yalnızca bilime hizmet etmek için bir çıraklık dönemi gibi görmüş olsa da, sorumluluklarını öyle çarpıcı bir yetenekle yerine getirdi ki kısa sürede bölümünün başına geçmekle kalmayıp önemli diplomatik görevler de üstlendi. 19 Kasım 1796’da annesinin ölümü dehasının peşinden gidebilmesinin önünü açtı. Resmî görevlerinden uzaklaşarak, çok uzun zamandır içinde olan uzak diyarlara gitme hülyasını gerçekleştirmek için bir fırsat çıkmasını beklemeye başladı.

Özel mektuplarını yok ettiği için Humboldt’un özel yaşamının büyük bölümü gizemini sürdürmektedir. Magnus Hirschfeld ile çalışan cinsiyet araştırmacısı Näcke, 1908 yılında, Humboldt’un Berlin’deki eşcinsel altkültürün etkinliklerine katıldığını hatırlayan kişilerin anılarını derledi. [1] Yaşamı boyunca erkeklerle güçlü duygusal bağlar kuran Humboldt hiç evlenmemiş ve kadınlarla herhangi bir duygusal bağ da kurmamıştır. Kardeşinin ailesine ise büyük bir bağlılık duymaktaydı. Son yıllarında ise eski ve sadık bir hizmetlisi ile evlilikten öte bir ilişki içindeydi. Bazılarının zayıflık diye adlandırdıkları büyük bir cömertlikle ölümünden dört yıl önce tüm mal varlığını Seifert adındaki bu adama bağışlamıştır.

1799 ile 1804 yılları arasında Güney ve Orta Amerika’ya giden von Humboldt, keşif gezileri sonucunda kıtayı bilimsel açıdan betimleyen ilk bilimadamı olmuştur. 21 yıl boyunca yaptığı gezilerde karşılaştıklarını devasa bir eserde toplamıştır. Atlantik Okyanusu’nun iki kıyısında yer alan kara parçalarının (özellikle Güney Amerika ve Afrika’nın) bir zamanlar birleşik olduğunu ilk öne süren Humboldt olmuştur. Hayatının son dönemlerinde yazdığı Kosmos adlı eserinde dünya üzerine bilgi toplayan çeşitli bilim dallarını birleştirmeye çalışmıştır. Humboldt aralarında Joseph-Louis Gay-Lussac, Justus von Liebig, Louis Agassiz ve Matthew Fontaine Maury’nin bulunduğu birçok bilimadamıyla çalışmış ve çalışmaları desteklemiştir.

Von Humboldt’un Prusya ordusunda binbaşı olan babası Pomeranya’nın önde gelen ailelerinden birine mensuptu ve Yedi Yıl Savaşları’ndaki hizmetleri karşılığında kraliyet nazırlığı göreviyle ödüllendirilmişti. Baron von Hollwede’nin dul eşi Maria Elizabeth von Colomb ile 1766 yılında evlendikten sonra iki oğlu olmuştu. Bunlardan küçük olanı Alexander’dır.

Humboldt ve Bonpland tarafından toplanan 4500’den fazla türün tanımlarını içeren “Nova genera et species plantarum” (7 cilt. folio, 181 5?1825), Carl Sigismund Kunth tarafından derlenmiştir. J. Oltmanns’ın hazırlanmasına yardımcı olduğu “Recueil d’observations astronomiques“ (1808). Cuvier, Latreille, Valenciennes ve Gay-Lussac ile birlikte çalışarak “Recueil d’observations de zoologie et d’anatomie comparée“ (1805-1833). Humboldt’un Ansichten der Natur (Stuttgart ve Tübingen, 1808) adlı kitabı yaşamı süresince üç kez basılmış ve hemen hemen her Avrupa ülkesinin diline çevrilmiştir. Asya seferinin sonuçları “Fragments de géologie et de climatologie asiatiques“ (2 cilt. 8vo, 1831), ve “Asie centrale“ (3 cilt. 8vo, 1843) olarak yayımlanmıştır. Ayrıca bilimsel derneklerde sunduğu bildiriler ve bilim dergilerine yazdığı yazılar çok olduğundan burada tek tek verilmemiştir.

1811’de Rus hükümeti ve 1818’de Prusya hükümeti tarafından Humboldt’a Asya’da keşif gezisi projeleri önerildiyse de her seferinde istenmeyen koşulların ortaya çıkması nedeniyle sonuçlanmadı. Humboldt ancak altmış yaşına bastıktan sonra, gençliğinde olduğu gibi bilim adına yeniden yolculuğa çıkabilecekti. 1829 yılının Mayıs ile Kasım ayları arasında asistanları Gustav Rose ve C. G. Ehrenberg ile Rusya İmparatorluğu’nu Neva’dan Yenisey’e kadar baştan başa geçerek yirmi beş hafta içinde 15.472 km katetti. Yolculuk Rus hükümetinin doğrudan himayesi altında olmanın verdiği avantajlara sahip olsa da faydalı olabilmek için yeterince yavaş değildi. Bu yolculuğun en önemli başarıları, Orta Asya platosunun yüksekliği hakkında o güne kadarki abartılı tahminleri düzeltmek ve Ural’ların altın tortuları ile kaplı arazilerinde elmas madenleri bulmak olmuştur.

Avrupa’dan uzak kaldığı süre boyunca topladığı, ansiklopedik ölçüdeki bilimsel, politik ve arkeolojik bilgi bütününün uygun şekle sokularak yayımlanması artık Humboldt’un en büyük isteği hâline gelmişti. Manyetik sapma yasasını incelemek amacıyla Joseph Louis Gay-Lussac ile İtalya’ya yaptığı kısa gezinin ardından doğduğu şehirde iki buçuk yıl kalan Humboldt 1808 ilkbaharında büyük eserini basabilmek için gerekli olan bilimsel işbirliğini sağlayabilmek üzere Paris’e yerleşti. Başlangıçta yalnızca iki yıl süreceğini umduğu bu devasa iş Humboldt’un yirmi bir yılını aldı ve yine de tamamlanamadı. Paris’te bulunduğu ilk yıllarda önceleri rakibi ama artık arkadaşı olan Joseph-Louis Gay-Lussac ile hem kaldığı hem de çalıştığı yeri paylaştı, analizleri ve atmosferin yapısı üzerine onunla birlikte çalıştı.

Keşif gezilerinin sonucu olarak Humboldt, o zamana kadar Avrupa’da bilinmeyen birçok coğrafi oluşumu ve canlı türlerini tanımlamıştır. Onun adı verilen türler arasında şunlar sayılabilir:

Hayatının son on yılını eserini tamamlamaya ayırdı ve üçüncü ile dördüncü ciltler 1850 ve 1858’de yayımlandı. Beşinci cildin bir bölümü ölümünden sonra 1862’de yayımlandı. Bu ciltlerde, ilk ciltte yaptığı geniş incelemenin içerdiği bilim dalları üzerine detayları tamamlamaya çalıştı. Çabalarının çoğu, başkaları ile birlikte çalışmaktan kendine yarar sağlayabilmesi ve farklı düşünceleri bir potada eritebilmesi sayesinde başarılı oldu.

Charles Darwin, Amerika kıtasındaki bilimsel gezilerini anlattığı “Voyage of the Beagle” adlı eserinde Humboldt’un çalışmalarına sık sık atıfta bulunur.

Anlatım tarzının kendine özgü ağırlığı ve zahmetli pitoresk söylem, genel okuyucuya çekici gelmekten çok görkemli gelmektedir. Ancak bu yapıtın asıl üstünlüğü ve ebedi değeri, büyük bir adamın zihninin sadık bir yansıması olmasındadır. Evrenin portresini çizmeye kalkışan Alexander von Humboldt için, çok yönlü zekâsını gösterecek bundan daha iyi bir methiye yazılamazdı.

24 Kasım’da Küba’ya geçen iki arkadaş birkaç ay burada kaldıktan sonra Kolombiya’daki Cartagena’ya çıkarak anakaraya geri dönerler. Suları kabarmış olan Magdalena Nehri boyunca ilerleyip, Cordillera Real Dağları’nın donmuş sırtlarından geçen zorlu bir yolculuktan sonra 6 1802’de Quito’ya varırlar. Burada kaldıkları sürede hem Pichincha Dağı’na hem de Chimborazo Dağı’na tırmanırlar. Bu tırmanışla Humboldt ve ekibi zamanın dünya rekoru sayılabilecek olan 5.878 m.lik yüksekliğe ulaşmıştır. Yol üzerinde Amazon’un kaynaklarını araştırdıktan sonra Peru’da Lima’ya ulaşınca sefer sona erer. Humboldt, Callao’da 9 Kasım’da Merkür’ün önünden geçişini gözlemler. Aynı zamanda guano’nun gübre özelliklerini inceler. Guano’nun Avrupa’ya girişi Humboldt’un yazıları neticesinde olmuştur. Fırtınalı bir deniz yolculuğundan sonra Meksika’ya gelirler. Burada yaklaşık bir yıl kaldıktan sonra kısa süreliğine Amerika Birleşik Devletleri’ne uğrar ve Delaware Nehri’nin ağzından Avrupa’ya yelken açarlar. Bu yolculuğun sonunda 3 Ağustos 1804 günü Fransa’nın Bordeaux şehrine çıkarak Avrupa’ya geri dönerler.

Humboldt artık, Napolyon Bonapart’tan sonra Avrupa’daki en ünlü kişiydi. Her yerde alkışlarla karşılanıyordu. Hem yerli hem de yabancı akademiler, Humboldt’u üyeleri arasına katabilmek için yarışıyordu. Prusya Kralı III. Friedrich Wilhelm, Humboldt’u saray nazırı ilan etmiş, herhangi bir görev beklemeden daha sonra ikiye katlanacak olan 2.500 talerlik bir maaş bağlamıştı. Humboldt, 1810 yılında Prusya eğitim bakanlığı görevini reddetti. 1814 yılında müttefik hükümdarlara Londra’da eşlik etti. 1818 yılında Prusya Kralı’nın emriyle Aachen Kongresi’ne katıldı. 1822 sonbaharında yine aynı kralla birlikte Verona Kongresi’ne katıldı, buradan kraliyet maiyetinde önce Roma’ya sonra Napoli’ye geçti ve 1823 sonbaharında Paris’e döndü.

Ölümünden sonra arkadaşları ve yakın çalışma arkadaşları, Von Humboldt’un genç bilim adamlarına karşı olan cömert yardımseverliğini sürdürmek için Alexander von Humboldt Vakfı’nı kurdular. İlk bağış, 1920’lerin Alman hiper enflasyonunda ve II. Dünya Savaşı sonrasında değerini kaybetse de, Alman hükümeti tarafından Vakıf yeniden ıslah edilmiştir ve günümüzde yabancı araştırmacıları Almanya’ya çekmek ve Alman araştırmacıların yurtdışında bir süre çalışmasını sağlamak açısından önemli rol oynamaktadır.

Yolculuklara olan tutkusu, Kaptan James Cook’un ikinci yolculuğunda yanında bulunan, Heyne’in damadı Georg Foster ile Göttingen’de kurduğu arkadaşlıkla iyice pekişti. Artık çalışmaları ve nadir olarak birarada görülen kişisel yetenekleri olağanüstü bir anlayış ile kendisini bilimsel kâşif olarak hazırlama amacına yönelmişti. Bu düşünceyle Hamburg’ta ticaret ve yabancı diller, Freiberg’te Abraham Gottlob Werner ile coğrafya, Jena’da Justus Christian Loder ile anatomi, Franz Xaver von Zach ve Johann Gottfried Koehler ile astronomi ve bilimsel aletlerin kullanımı konularında eğitimini sürdürdü. Freiberg madenlerindeki bitki örtüsü üzerine yaptığı çalışmalar sonucunda 1793 yılında “Florae Fribergensis Specimen” (Fribergen Florasından Örnekler) adlı eserini yayımladı. Luigi Galvani tarafından yeni keşfedilmiş olan kasların tepkiselliği fenomeni üzerine yaptığı uzun süreli deneyler sonucunda 1797 yılında Berlin’de “Versuche über die gereizte Muskel- und Nervenfaser” (Kas ve sinir lifleri tepkiselliği üzerine çalışmalar) adlı çalışmasını yayımladı.

Edgar Allan Poe son şaheseri “Eureka”yı von Humboldt’a ithaf etmiştir. Humboldt’un “Kosmos” adlı eserindeki bilimleri birleştirme çabası Poe’nun projesi için büyük ilham kaynağı olmuştur.

Adı verilen coğrafi oluşumlar:

İlerleyen yaşının kusurlarının uygunsuz bir şekilde öne çıkarılması, Varnhagen von Ense ile olan yazışmalarının düşüncesizce yayımlanmasından kaynaklanmıştır. Bu kusurların başında, dalkavukluğa varacak kadar aşırı kibar konuşmasına rağmen özel yazışmalarında oldukça alycı ve iğneleyici olması gelir. Her zaman göze çarpan kibri, mizah duygusuyla dengeleniyor ve iyi niyetle açıkça söylendiğinden sempati yaratıyordu. Yine de her açıdan değerlendirildiğinde Humboldt ülkesinin bilimsel yanını temsil etmek üzere Goethe’nin yanında yer alabilecek kadar muazzam bir kişilik olarak karşımıza çıkar.

Aşağıdaki yerleşim birimleri Humboldt’un adını taşımaktadır:

1830 ile 1848 yılları arasında von Humboldt, çok samimi olduğu Louis Philippe’in nezdinde sıklıkla diplomatik görevlerde bulundu. Kardeşi Wilhelm von Humboldt 8 Nisan 1836’da Alexander’ın kollarında öldü. Alexander, yaşamının geri kalanını üzüntüye boğan bu ölümle “diğer yarısını” kaybettiğini söylemiştir.

Hayatının projesini yetmiş altıncı yaşına kadar erteleyip sonra da başarıyla gerçekleştirmek pek sık rastlanan bir durum değildir. Humboldt’un şaheseri sayılabilecek olan Kosmos ‘un ilk iki cildi 1845 – 1847 yılları arasında yazıldı ve yayımlandı. Genelleştirmeyi detaylarla destekleyen ve detayları genelleştirmeyle değerlendiren, grafiksel tanımlamanın ötesinde fiziksel dünyayı yaratıcı bir kavram olarak iletebilecek bir çalışmanın fikri yarım yüzyıldan uzun süredir zihnini rahatsız ediyordu. Bu fikir ilk olarak 1827 – 1828 kışında Berlin Üniversitesi’nde verdiği bir dizi konferansta şekillenmişti. Daha sonraları biyografisini yazan yazarın ifade ettiği gibi bu konferanslar “”muhteşem Kosmos freskosunun karikatürü”” idi. Bu dikkat çekici çalışma için kısaca doğanın karmaşıklığı içinde ortaya çıkan birliğin betimlenmesi denebilir. Bu çalışmada 18. yüzyılın geniş ve belirsiz idealleri 19. yüzyılın kesin bilimsel gereklilikleriyle birleştirilmeye uğraşılmıştır. Kaçınılmaz eksikliklerine rağmen bu girişim büyük oranda başarılı olmuştur.

Ölümünden itibaren Humboldt’un yazışmalarının önemli bölümü halka açıldı. Hem zaman hem de önem açısından bunların başında “Briefe an Varnhagen von Enze “ (Leipzig, 1860) gelir. Bunları “Briefwechsel mit einem jungen Freunde” (Friedrich Althaus, Berlin, 1861); “Briefwechsel mit Heinrich Berghaus” (~ cilt., Jena, 1863); “Correspondance scientifique et littéraire” (2 cilt., Paris, 1865?1869); “Lettres à Marc-Aug. Pictet,” “Le Globe” da yayımlandı, cilt vii. (Geneva, 1868); “Briefe an Bunsen” (Leipzig, 1869); “Briefe zwischen Humboldt und Gauss” (1877); “Briefe an seinen Bruder Wilhelm” (Stuttgart, 1880); “Jugendbriefe an W. G. Wegener” (Leipzig, 1896); yazışmaları izledi. Humboldt’un başlıca çalışmaları “sekiz” baskı olarak Tb. Morgand tarafından Paris’te yayımlanmıştır (1864?1866). Ayrıca bakınız: Karl von Baer, “Bulletin de l’acad. des sciences de St-Pétersbourg”, xvii. 529 (1859); R. Murchison, Proceedings, Geog. Society of London, vi. (1859); L. Agassiz, American Jour. of Science, xxviii. 96 (1859); Proc. Roy. Society, X. xxxix.; A. Quetelet, Annuaire de l’acad. des sciences (Brussels, 1860), p. 97; J. Mädler, Geschichte der Himmelskunde, ii. 113; J.C.Houzeau, Bibl. astronomique, ii. 168. (A. M. C.)

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Alexander_von_Humboldt

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

1957 tarihi

Yazan: admin | Önemli tarihler | Cumartesi 7 Ağustos 2010 16:32
  • 23 Şubat – Küba’da Fidel Castro’nun önderliğinde gerilla savaşı başladı.
  • 7 Nisan – Kızılay Kan Merkezi açıldı.
  • 8 Mayıs – Marie Myriam, şarkıcı
  • 1 Temmuz – 1954 tarihinde İlçe yapılan Kırşehir yeniden İl yapıldı.
  • 4 Kasım – Zerrin Özer, popüler müzik sanatçısı
  • 2 Haziran – Mark Lawrenson, İrlandalı eski defans oyuncusu
  • 4 Aralık – Adnan Menderes Kabinesi 133′e karşı 403 oyla TBMM’den güvenoyu aldı.
  • 25 Mart – Belçika, Fransa, Batı Almanya, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda tarafından imzalanan Roma Antlaşmasıyla Avrupa Birliği’nin temelleri atıldı.
  • 10 Şubat – Oya Aydoğan, Türk oyuncusu
  • 6 Temmuz – Hüseyin Mayadağ, Türkiye’li İngilizce Öğretmeni
  • 20 Temmuz – Donna Dixon, ABD’li oyuncu
  • 13 – Wham-O şirketi ilk frizbi’yi üretti.
  • 27 Şubat – Adrian Smith, Iron Maiden Grubu’nun gitaristi.
  • Karin Hänel, Alman uzun atlamacı
  • 6 Mart – Gana Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını ilan etti.
  • 28 Ekim – Ahmet Kaya, Protest müzik sanatçısı
  • 13 Şubat – Oszkár Jászi, Macar sosyal bilimci ve siyasetçi (d. 1875)
  • 28 Haziran – Georgi Parvanov, Bulgar politikacı, başbakan.
  • 3 Mart – 2. Eurovision Şarkı Yarışması Almanya’da Yapıldı.
  • Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası
  • 30 Haziran – Sanayi Bakanlığı kuruldu.
  • 3 Kasım – Sovyetler Birliği, içinde Layka adlı bir köpek bulunan Sputnik 2′yi uzaya fırlattı.
  • 7 Haziran – Erzurum Atatürk Üniversitesi
  • - Refat Çubarov, Ukrayna milletvekili, Kırım Tatar Millî Meclisi üyesi.
  • Ortadoğu Teknik Üniversitesi
  • 20 Mart – Spike Lee, ABD’li yönetmen ve prodüktör
  • 25 Nisan – Fethiye’de 7.1 şiddetimde gerçekleşen depremde 67 kişi öldü.
  • 24 Aralık – Hamid Karzai, Afgan siyasetçi, başbakan.
  • 27 Ekim – 1957 Türkiye Cumhuriyeti genel seçimleri
  • 19 Şubat – Falco, Avusturyalı müzisyen
  • 25 Kasım – Basın Yayın ve Turizm Bakanlığı kuruldu.
  • 31 Ağustos – Malezya, bağımsızlığına kavuştu.
  • 30 Aralık – Nikos Portokaloglou, Yunan şarkıcı ve besteci
  • 4 Ekim – Sovyetler Birliği’ne ait, dünyanın ilk yapay uydusu olan Sputnik 1 uzaya fırlatıldı.
  • 28 Mart – Jack Butler Yeats, İrlandalı ressam (d. 1871)
  • 20 Aralık – Anna Vissi, Yunan şarkıcı
  • 1 Ekim – Gloria Estefan, Kübalı şarkıcı.
  • 26 Mayıs – Bolu ve Abant dolaylarında 7.1 şiddetinde deprem oldu. 52 vatandaş öldü, 100 kişi yaralandı.
  • 30 Haziran – Doug Sampson, İngiliz baterist.
  • - Nick Cave
  • 13 Aralık – İran’da deprem: 2 bin kişi öldü.
  • 28 Kasım – Hürriyet Partisi fesih kararı alarak CHP ile birleşti.
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1957

    Tags: , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , ,

    1945 tarihi

    Yazan: admin | Önemli tarihler | Cumartesi 7 Ağustos 2010 16:27
  • 13 Mart – Anatoli Fomenko, Rus matematikçi ve Yeni Kronoloji’nin yazarlarından biri
  • 24 Nisan – Ernst-Robert Grawitz, II.Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nda doktor ve SS-Reichsarzt (d. 1899)
  • 14 Mayıs – Yochanan Vollach, İsrailli futbolcular
  • Wilhelm Canaris, Nazi Almanyası’nda Abwehr başkanı (d. 1887)
  • Eva Braun, Adolf Hitler’in uzun süreli hayat arkadaşı ve kısa bir süre için nikahlı eşi (d. 1912)
  • 16 Ağustos – Mahmut Yesari, Türk roman ve oyun yazarı. (d. 1895)
  • Andor Endre Gelleri, Macar yazar. (d. 1908)
  • 22 Haziran – Fuat Tuksal, Türk devlet adamı
  • 9 Ağustos – Japonya’nın Nagasaki kentine atom bombası atıldı.
  • Robert Desnos, şair.
  • 4 Şubat – Ümran Baradan, Türk seramik sanatçısı, ressam
  • Tadamichi Kuribayashi, II. Dünya Savaşı sırasında Japon İmparatorluğu generali (d. 1891)
  • 2 Mayıs – Hans Krebs, Nazi Almanyası Piyade Generali ve OKH başkanı (d. 1898)
  • 1 Eylül – Mustafa Balel, Türk yazar
  • 14 Şubat – Otto Kittel, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın en çok düşüren 4. As Pilotu (d. 1917)
  • 6 Ağustos – Amerika Birleşik Devletleri başkanı Harry S. Truman’ın emriyle Japonya’nın Hiroşima kentine atom bombası atıldı.
  • 3 – Türkiye, Japonya ile ilişkisini kesti.
  • Nisan – Amerika Birleşik Devletleri birlikleri Leipzig, Karl-Marx-Stadt ve Münih’i aldı.
  • 19 Mart – Cem Karaca, (ö. 2004)
  • 18 Ağustos – Subhas Chandra Bose, Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin siyasi lideri, (d. 1897)
  • 31 Mart – Hans Fischer, Alman kimyager (d. 1881)
  • 28 Haziran – Türkan Şoray, sinema oyuncusu
  • Kiyoşi Miki, Japon felsefeci (d. 1897)
  • Pınar Kür, Türk yazar
  • 29 Temmuz – Mircea Lucescu, Romanyalı eski futbolcu ve teknik direktör
  • 14 Ağustos – Mahir Çayan, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi lideri (ö. 1972)
  • 22 Nisan – Käthe Kollwitz, Alman ressam, oymabaskı sanatçısı ve heykeltıraş (d. 1867)
  • 12 Mart – Friedrich Fromm, Nazi Almanyası’nın Generaloberst’i (d. 1888)
  • 24 Ekim – Birleşmiş Milletler kuruldu.
  • Lutpulla Mutellip, Uygur şair (d. 1922)
  • 8 Mayıs – Almanya Rusya karşısındaki yenilgiyi takiben “müttefik devletlerine” teslim oldu.
  • Elisabeth de Rothschild, Yahudi asıllı Rothschild Ailesi mensubu (d. 1902)
  • 24 Ekim – Vidkun Quisling, Norveçli politikacı (d. 1887)
  • Hüseyin Avni Ulaş, Son Mebusan Meclisi ve Birinci TBMM milletvekili (d. 1887)
  • Heinrich Himmler, Nazi Almanyası’nda SS lideri ve ideoloğu (d. )
  • 30 Mart – Eric Clapton, blues gitaristi, şarkıcı ve besteci.
  • 23 Şubat – TBMM,Almanya ve Japonya`ya savaş ilan etti.
  • Volin, Rusyalı anarşist (d. 1882)
  • Yalvaç Ural, Türk yazar
  • Heinrich Krippel, Avusturya’lı heykeltıraş, ressam, bakır oymacısı ve illüstratör (d. 1883)
  • Hans Oster, Nazi Almanyası’nda Wehrmacht generali (d. 1887)
  • 19 Ekim – Yücel Erten, Türk tiyatro yönetmeni, oyuncu, yazar
  • 26 Mart – David Lloyd George, Britanyalı siyasetçi, 1916-1922 arasında başbakan. (d. 1863)
  • 20 Kasım – Nuremberg Mahkemeleri başladı.
  • 29 Ocak – Tom Selleck, Emmy Ödülü sahibi Amerikalı aktör
  • 11 Ocak – Velid Ebüzziya, Türk gazeteci ve yayımcı (d. 1884)
  • 12 Kasım – Neil Young, Kanada doğumlu rock sanatçısı
  • Josef Kramer, Adolf Hitler’in baş yardımcısı ve emir subayı (d. 1906)
  • 16 Temmuz – Çetin Tekindor, Türk tiyatro, sinema, dizi oyuncusu ve seslendirme sanatçısı
  • 16 Kasım – Birleşmiş Milletler Eğitim, ve Kültür Örgütü’nun yasası Londra’da 44 ülkenin katılımıyla kabul
  • 24 Ağustos – Vince McMahon, ABD’li güreşçi ve WWE başkanı
  • Karl Otto Koch, Nazi Almanyası’nda Albay ve toplama kampı komutanı (d. 1897)
  • 25 Nisan – Özdemir Özok, Türk hukukçu (ö. 2010)
  • 3 Şubat – Roland Freisler, Nazi Almanyası’nın Adalet Bakanı ve müsteşarı (d. 1893)
  • Dietrich Bonhoeffer, Nazizm karşıtı Alman teolog (d. 1906)
  • 31 Ekim – Zahra Rahnavard, İranlı yazar, ressam, heykeltıraş ve siyasetbilimci
  • Aleksey Nikolayeviç Tolstoy, Rus şair, roman ve oyun yazarı (d. 1883)
  • Uluslararası Adalet Divanı, BM nezdinde Hollanda’nın Lahey şehrinde kuruldu.
  • Yüksel Önaçan, Türk yazar
  • 12 Nisan – Franklin D. Roosevelt, Amerika Birleşik Devletleri’nin 32. Başkanı. (d. 1882)
  • Adolf Hitler, 1934-1945 yılları arasında Almanya’nın lideri (d. 1889)
  • 11 Mayıs – Şirin Cemgil, 1968 kuşağının gençlik hareketinin öncülerinden, hukukçu (ö. 2009)
  • Karl Hanke, Nazi partisi subayı (d. 1903)
  • 20 Temmuz – Valéry Fransız yazar ve şair.
  • 31 Ocak – Eddie Slovik, II. Dünya Savaşı sırasında ABD ordusunda er rütbesinde asker (d. 1920)
  • İstemihan Taviloğlu, Türk besteci ve müzik eğitimcisi (ö. 2006)
  • 17 Ekim – Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
  • 10 Ağustos – Japonya’nın teslim olmasıyla II. Dünya Savaşı bitti.
  • Hüsnü Savman, BJK’li Türk futbolcu. (d. 1908)
  • 3 Ocak – Edgar Cayce, ABD’li ünlü medyum (d. 1877)
  • 26 Haziran – Türkiye hükümeti, San Francisco’da Birleşmiş Milletler Antlaşmasını imzaladı.
  • 24 Mayıs – Krasnodar Kray içindeki Şapsığ Ulusal Rayonu lağvedildi.
  • 16 Aralık – Fumimaro Konoe, Japon siyaset adamı ve başbakan (d. 1891)
  • Béla Bartók, Macar besteci (d. 1881)
  • 22 Aralık – Tülay Eratalay, Türk sinema yönetmeni, prodüktör, senaryo yazarı
  • 31 Ekim – Henry Ainley, İngiliz sahne ve sinema oyuncusu (d. 1879)
  • 3 Mayıs – Yaşar Çağbayır, Türk yazar ve araştırmacı
  • 22 Şubat – Osip Brik, Rus avangart yazar ve edebiyat eleştirmeni (d. 1888)
  • 20 Kasım – Francis William Aston, Nobel ödülü sahibi Britanyalı kimyager ve fizikçi (d. 1877)
  • 21 Aralık – George S. Patton, ABD’li asker
  • 28 Nisan – Benito Mussolini, II. Dünya Savaşı sırasında İtalya’nın başbakanı. (d. 1883)
  • 9 Aralık – Ahmet Hamdi Martonaltı, Türk İstiklal Madalyası sahibi telgraf memuru (d. 1891)
  • Walter Krüger, Nazi Almanyası’nda Waffen SS generali (d. 1890)
  • 4 Mayıs – Nadir Mutluay, Kurtuluş Savaşı sırasında görev yapmış müftü (d. 1897)
  • Irma Grese, Nazi Almanyası’nda toplama kamplarında görevli memur (d. 1923)
  • 27 Mart – Halit Ziya Uşaklıgil, Türk yazar (d. 1866)
  • 18 Ekim – Yıldo, Türk şovmen, dizi oyuncusu
  • 29 Haziran – Yunus Nadi Abalıoğlu, Cumhuriyet Gazetesi’nin kurucusu, gazeteci (d. 1880)
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1945

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Almanya mucitleri

    Yazan: admin | Mucitler | Salı 20 Temmuz 2010 13:35

    Almanca, dünya çapında yaklaşık olarak 100 milyon kişinin ana dili ve 80 milyon civarında insanın ise ikinci dilidir. Almanca, Avrupa Birliği içinde yaşayan yaklaşık 90 milyon kişinin (%18) ana dilidir. Alman halkının %67′si en az bir yabancı dil ile, %27′si ise kendi dillerinden başka en az iki yabancı dil ile iletişim kurabilmektedirler.[86]

    Başarılı geçen Kasım 1918 ihtilalinin ardından cumhuriyet ilan edildi. Devlet başkanı Friedrich Ebert tarafından 11 Ağustos 1919′da kuruluşu ilan edilen devlet, adını milli meclisin yeni anayasayı oluşturmak için toplandığı Weimar kentinden alır. Daha önce Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 1918 yılında Alman Komünist Partisi’ni kurmuşlardı. Bunun dışında Alman İşçi Partisi ise Ocak 1919′da kuruldu. Parti daha sonra adını Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne dönüştürecekti.

    Alman hükümeti, çevreye zararlı maddelerin azaltılması yolundaki geniş aktiviteleriyle, bu amaca öncülük etmiştir ve günümüzde de bu aktivitelerin bir sonucu olarak ülkedeki zararlı kimyasal madde oranı azaltılmaktadır.[50] Almanya, kişi başına düşen karbondioksit oranında Avrupa Birliği içinde birinci sırada yer almasına karşı; Avustralya, Kanada, Suudi Arabistan ve Amerika Birleşik Devletleri’ne göre oldukça düşük bir orana sahiptir.

    Kışları ılımlı ve yazları serindir, buna karşın sıcaklık çoğu zaman 30°C’yi (86°F) aşabilmektedir. Doğuda ise iklim daha karasaldır; kışlar çok soğuk, yazlar çok sıcak ve kuru olabilmektedir. Orta ve güney Almanya ise farklı olarak karasal ve okyanusal iklim arasında bir geçiş bölgesidir. Yine, en yüksek sıcaklık yazın 30°C’yi (86°F) aşabilmektedir.[41][42]

    1939′da, milliyetçiliğin aşırıya kaçması sonucu Almanya, Polonya’yı ,Yıldırım savaşı taktiğiyle işgal etti. Bunu takip eden iki günde Britanya ve Fransa savaş deklarasyonları yayınlayarak Almanya’ya savaş ilan ettiler. Bu, II. Dünya Savaşı’nın başlaması anlamına geliyordu. Almanya çok seri bir biçimde Avrupa’nın önemli bir kısmını direk ya da dolaylı yoldan kontrol etmeyi başardı.

    Almanya, Bertelsmann ve Axel Springer AG gibi dünyanın en büyük medya kuruluşlarına ev sahipliği yapmaktadır. Almanya’nın bir takım ücretsiz TV reklamcılığı ağlarının sahipliğini ProSiebenSat1 üstlenmektedir.

    Protestanlık kuzey ve doğuda; Roman Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır. Tüm inanışlar nüfusun yaklaşık %31′ini kapsamaktadır. Şu anki Papa Benedict XVI Bavyera’da doğmuştur. Ateistler ve agnostikler de dahil herhangi bir inanca dahil olmayan insanlar nüfusun yaklaşık %29.6′sını oluşturmaktadır ve özellikle eski Doğu Almanya bölgelerinde ve büyük metropol bölgelerinde yaşamaktadırlar.[78]

    Almanya, tarihte Das Land der Dichter und Denker (şairlerin ve düşünürlerin ülkesi) diye anılır.[116] 2006 yılından bu yana Almanya kendisini Fikirlerin Ülkesi olarak adlandırmaktadır.[117] Alman kültürü, Almanya’nın ulus devlet olarak doğmasından çok önceleri ortaya çıkmıştır ve Almanca konuşulan tüm coğrafyayı etkisi altına almıştır. Köklerinin etkisiyle Almanya’da kültür, Avrupa’daki din ve laiklik gibi zihinsel ve popüler eğilimlerin etkisiyle şekillenmiştir. Bu yüzden Avrupa kültüründen ayrı olarak özel bir Alman geleneği tanımlamak zor olacaktır.[118] Bu yargı bağlamında diğer bir çıkarım da tarihi şahsiyetlerde olacaktır; Wolfgang Amadeus Mozart, Franz Kafka ve Paul Celan modern düşüncede birer Alman yerlisi olmamalarına rağmen, tarihsel durumları, çalışma ve sosyal ilişkilerinin anlaşılmaları açısından Alman kültürel çevresinin içinde değerlendirilmektedirler.

    Alman kitap pazarında her yıl yaklaşık 60.000 yeni basım yapılmaktadır. Bu rakam tüm dünyada basılan kitapların %18′ine tekabül etmektedir ve böylece Almanya dünyanın 3. büyük kitap üreticisi konumunda bulunmaktadır[kaynak belirtilmeli]. Frankfurt Kitap Fuarı, uluslararası pazar ve ticarette dünyanın en önemli kitap fuarı olarak anılmaktadır ve 500 yılın üzerinde bir zamandır düzenlenmesiyle artık bir gelenek hâline gelmiştir.

    Dünyanın gelirlerine göre sıralanmış en büyük 500 şirketini gösteren Fortune Global 500 sıralamasında Almanya’dan 37 şirket bulunmaktadır. Bunların en büyük on tanesi Daimler, Volkswagen, Allianz SE (en fazla kar yapan şirket), Siemens, Deutsche Bank (2. en fazla kar yapan), E.ON, Deutsche Post, Deutsche Telekom, Metro ve BASF’tır.[90] En fazla çalışana sahip şirketler ise Deutsche Post, Robert Bosch GmbH ve Edeka’dır.[91] Dünya çapında bilinen markaları; Mercedes-Benz, SAP, BMW, Adidas, Audi, Porsche, Volkswagen ve Nivea’dır.[92]

    Üniversiteye girmek için, lise öğrencilerinin Abitur sınavına girmeleri gerekmektedir; ayrıca meslek lisesi diplomasına sahip olan öğrenciler de başvurabilmektedir. Özel bir çıraklık sistemi olan Duale Ausbildung, öğrencilere mesleki eğitimlerini bir şirket bünyesinde sürdürebilmelerine izin vermektedir. Bir çok Alman üniversitesi devlete aittir ve öğrencilerden istenen bir dönemlik harç ücreti 50–500 Avro arasında değişmektedir.[114]

    Alman edebiyatı, Walther von der Vogelweide ve Wolfram von Eschenbach gibi yazarların çalışmalarıyla Orta Çağ’a kadar uzanabilmektedir. Johann Wolfgang von Goethe ve Friedrich Schiller gibi birçok Alman yazar ve şair büyük bir üne sahip olmuşlardır. Grimm Kardeşler tarafından basılan halk masalları, Alman Halk Edebiyatını uluslararası seviyede ün sahibi yapmıştır. 20. yüzyılın etkili yazarları Thomas Mann, Bertolt Brecht, Hermann Hesse, Heinrich Böll, ve Günter Grass’tır.[122]

    Alman internet kullanıcıları tarafından Kasım 2008′de en fazla ziyaret edilen internet siteleri Google, YouTube, eBay, Vikipedi, Yahoo!’dur.[124]

    OECD bünyesinden sağlanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı, OECD ülkeleri ve birkaç partner ülkeden 15 yaşındaki öğrencilerin yeteneklerini değerlendirmesi için tasarlanmıştır. 2006 yılında Alman okul çocukları önceki yıllara göre seviyelerini geliştirdiler ve yapılan istatistik araştırmalara göre bilimsel yeteneklerde ortalamanın oldukça üzerinde 13.sırada olup, matematikte 20.sırada ve okuma yeteneklerinde ise 18.sırada bulunarak ortalamanın ne çok üzerinde, ne de aşağısında kalmışlardır.[113] Almanya’da sosyo-ekonomik durumlar oldukça yüksektir, öğrencilerin performansları da sosyo-ekonomik faktörlerden diğer ülkelere göre daha çok etkilenir.[113]

    Alman Ordusu ya da diğer adıyla Bundeswehr, Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Merkezi Tıp Servisi‘nden oluşur. Askeri hizmet 18 yaşını geçmiş her erkek vatandaş için zorunludur ve dokuz aydır. İsteyen kişiler, askerlik görevi yerine gönüllü olarak Zivildienst (bir tür sosyal görev), ya da altı yıl boyunca gönüllü olarak; Kızıl Haç, itfaiye servisi gibi bir acil vaka ekibinde görev alabilir. 2003 yılı verilerine göre ülke GSYİH’nin %1.5′i askeriyeye harcanmaktadır.[39] Barış zamanı; Bundeswehr, savunma bakanı kişi tarafından kontrol edilir. Eğer Almanya bir savaşa katılırsa, bu durumda Alman Şansölyesi Bundeswehrin yönetimini ele alır.[64]

    Almanca, Almanya’da resmî ve ağırlıklı olarak konuşulan dildir. Ayrıca bu dil, Avrupa Birliği’ndeki 23 resmî dilden biridir ve Avrupa Komisyonu’nun İngilizce ve Fransızcayla beraber üç çalışma dilinden biridir. Bilinen daha az konuşulan yerel diller ise Danca, Sırpça, Romanca ve Frizcedir. Bu diller, resmî olarak Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Koruma Anlaşması tarafından korunmaktadır. Çok kullanılan göçmen dilleri ise Türkçe, Lehçe, Balkan dilleri ve Rusçadır.

    2004 yılının ilk altı ayında Almanya’da en çok sahtesi yapılan banknot 50 Avro (%43,6), ardından 20 Avro (%28,2) ve 100 Avro (%21,3) banknotları idi. 500 Avro banknotların sahteleri ise çok nadir görülüyordu. 2004 yılında Avrupa bölgesinde toplamda yaklaşık 594.000 sahte para ortaya çıkarıldı. 2005 yılında bu sayı 579.000 ve 2006 yılında da 565.000’e geriledi. Almanya’da kayıt altına alınan sahtecilik sayısı da son yıllarda (2004) 80.583’den 40.204 (2007)’e geriledi. Avro’nun piyasaya çıkarılma aşamasında çoğu kez sahte 300 ve 1000 Avro (bu banknotların gerçekleri yoktu) banknotların da piyasaya çıkarılması girişiminde bulunuldu ve bazı durumlarda bu girişim başarıyla sonuçlandı. 2006 yılında 20 Avro banknotlar %36’lık oranla en fazla sahtesi yapılan banknottu.

    2000 yılında hükümet ve Almanya nükleer güç endüstrisi; 2021′e kadar nükleer santralleri kademeli olarak azaltma konusunda anlaşmıştırlar.[101] Fakat yenilenebilir enerji, enerji tüketiminde oldukça düşük paya sahiptir. 2006 yılı enerji tüketiminin kaynaklara göre dağılımı şu şekilde gerçekleşmiştir: akaryakıt (%35.7); kömür (%23.9); doğal gaz (%22.8); nükleer enerji (%12.6); su ve rüzgar gücü (%1.3); diğerleri (%3.7).

    Almanya geçmişten beri çeşitli bilimsel alanlarda en göze çarpan araştırmaların bazılarına ev sahipliği yapmaktadır.[102] Nobel Ödülü bugüne kadar 101 Alman tarafından alınmıştır.[103] ve Max Planck’ın çalışmaları modern fiziğin temelleri adına çok önemlidir ve daha sonraları bu çalışmalar Werner Heisenberg ve Max Born tarafından geliştirilmiştir.[104] Bu isimler, daha önceleri yetişmiş Hermann von Helmholtz, Joseph von Fraunhofer ve Daniel Gabriel Fahrenheit gibi isimlerdend etkilenmiştir. Wilhelm Conrad Röntgen X-ışınını keşfetmiştir ve bu hem Almanca’da hem de diğer dillerde Röntgenstrahlen () ismiyle anılmıştır. Bu başarı onu, 1901 yılında ilk Nobel Fizik Ödülü kazanan kişisi yapmıştır.[105]

    Commons‘da Almanya ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

    Alman lehçeleri, Standart Almanca’nın farklılaşmalarıyla oluşmuştur. Alman lehçeleri geleneksel yerel türlerdir ve farklı Cermen kabilelerinden günümüze ulaşmıştır. Bu lehçelerin birçokları; sadece Standart Almanca bilen birisi tarafından bile, tam olarak anlaşılamamaktadır; çünkü bilinen Almancadan sözlük, fonoloji ve sözdizimi olarak bazı farklılıkları vardır.

    Doğu Almanya, Varşova Paktı’nı imzalayarak Sovyetler Birliği’nin askeri ve politik kontrolü altındaki Doğu Bloğu ülkelerinden biri haline geldi. Demokrasi haklarına karşın, politik güç yalnızca önde gelen üyeler (Politburo) tarafından düzenlendi. Güçleri Ministerium für Staatssicherheit tarafından sağlanıyordu, geniş bir alana yayılmış gizli servis ve hükümetteki Sosyalist Birlik Partisi’nin birçok kenar mahalle organizasyonu toplumdaki her türlü görüşü takip ediyordu. Halkın temel ihtiyaçları çok ucuz fiyatlara devlet tarafından karşılanıyordu. Sovyetler benzeri planlı ekonomi kuruldu; Sonra, Doğu Almanya Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi’nin bir üyesi oldu. Ülkenin sosyal programını anlatan ve bunun faydalarından bahseden Komünist propagandaya rağmen birçok vatandaş, Batı’daki politik özgürlük ve ekonomik refaha hayranlık duyuyordu.[36] Berlin Duvarı,1961 yılında Doğu Almanya’dan, Batı Almanya’ya kaçışları önlemek üzere inşa edildi ve Soğuk Savaş’ın simgesi oldu.

    Almanya hayvanat bahçeleri, yabani yaşam parkları , sualtı parkları, ve kuş parkları ile ünlüdür.[44] 400′den fazla kayıtlı hayvanat bahçesi ve doğa parkıyla ülke, dünyada bu alanda bir numaradır.[45] Berlin Zoolojik Bahçesi, Almanya’nın en eski ve günümüzde Dünya’nın en çok hayvan çeşidine sahip hayvanat bahçesidir.[46]

    Almanya, bilinci yerinde bir ülke olarak bilinir.[47] Çoğu Alman, insanın yaptıklarının, Küresel Isınma’nın en önemli nedeni olduğunu bilir.[48] Ülke, Kyoto Protokolü’nü ve birçok diğer çevre güvenliği anlaşmasını imzalayarak, az emisyon stardardına uymaya, geri dönüşümü arttırmaya ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanımının yaygınlaştırılmasına söz vermiştir.[49]

    Almanya, kuruluşundan beri Avrupa Birliği içinde lider rol oynamaktadır. II. Dünya Savaşı’ndan beri ülke, Fransa ile yakın ilişki içindedir. Bu dostluk özellikle 1980′ler sonunda ve 1990′ların başında, Hristiyan Demokrat Helmut Kohl ve Sosyalist François Mitterrand önderliğinde oldukça güçlendi. Almanya, Avrupalı devletlere yeni teknolojilerin bulunmasında, birleşik ve duyarlı Avrupa politikası oluşturulmasında, defans ve güvenlik cihazları yapımında öncülük etmektedir.[53]

    Almanya Avrupa’nın en büyük ulusal ekonomisi, dünyada üçüncü en büyük gayri safi yurtiçi hasılaya sahip ülke, satın alma gücü paritesine göre beşinci ülke konumundadır;[87] 2007 yılındaki reel büyüme oranı %2.4′tür. Sanayileşmesinden beri ülke; küresel ekonomide bir lokomotif, yenilikçi ve öncü olarak rol almıştır. “Made in Germany” etiketli ihraç malları ülkenin zenginliğindeki ana unsurdur. Almanya 2006 yılındaki $1.133 trilyon dolarlık ihracatıyla Dünya’nın en fazla ihracat yapan ülkesi olmuştur. Ülke; Avro Alanı ülkeleri dahildir ve 165 milyar avro ticaret fazlasına sahip olmuştur.[88] Toplam gelirinin %70′ini hizmet sektörü, %29.1′ini endüstri alanları ve %0.9′unu da tarım sektörü oluşturmaktadır. Üretilen ürünlerin büyük çoğunluğunu otomobil, makine, sanayi ve kimyasal madde kollarındaki mühendislik ürünleri oluşturmaktadır. Almanya dünyadaki rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi teknolojisi alanında bir numaralı üreticidir. Her yıl Hannover, Frankfurt ve Berlin gibi birçok Alman şehrinde büyük uluslararası ticaret fuarları ve kongreler düzenlenmektedir.[89]

    Otto hanedanı (919–1024) döneminde, 962 yılında; Lorraine, Saksonya, Franconia, Suabiya, Thüringen ve Bavyera Düklükleri birleştirildi ve Alman kralına Kutsal Roma Cermen İmparatoru olarak taç giydirildi.[16]Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, Salian sülalesinin (1024–1125) yönetimindeyken Kuzey İtalya’yı ve Burgonya’yı ele geçirdi. Buna karşı imparatorlar, başa geçme konusunda çekişmelere girince güçlerini kaybettiler.[17] Hohenstaufen Hanedanı’nın (1138–1254) yönetimi altında, Alman prensleri, güney ve doğudaki Slav topraklarındaki etkilerini arttırdılar. Buraya yerleşen Alman göçmenler Hansa Birliği’ni kurarak ticarette geliştiler ve o günün Avrupa’sına göre, oldukça zengin duruma geldiler[18].

    Birleşmeden beri Almanya, NATO ve Avrupa Birliği içinde aktif rol almaktadır. Almanya Balkanlar’a barış gücü göndermiştir.Ayrıca Alman Ordusu, Afganistan Savaşı’nda Taliban’ın devrilmesinden sonra, güvenliğin sağlanması için Afganistan’a giden NATO ordusu içinde rol üstlenmiştir.[38] Bu askeri harekatlar çok tartışıldı, çünkü II. Dünya Savaşı’ndan sonra ülkenin sadece savunma adına asker bulundurması kabul edilmiş, ülke dışına asker göndermesi, yasalarca engellenmişti. Buna karşın meclis, barış gücü için bunun gerçekleştirilebileceğini kabul etti.

    Almanya dünyada motorsporlarında öncü ülkelerden biridir. Yarış kazanan arabalar, takımlar ve sürücüler Almanya’dan çıkmaktadır. Tarihteki en başarılı Formula 1 pilotu olan Michael Schumacher, kariyeri boyunca birçok önemli motorsporları rekorlarına imza atmıştır ve 1946 yılından bu yana düzenlenen Formula 1′de en fazla yarış ve şampiyonluk kazanan pilot durumundadır. Tarihteki en fazla kazanan sporculardan biri olup, milyar dolarlık bir servete sahiptir.[131] BMW ve Mercedes üreticileri motorsporlarında öncü takımlardandır. Fransa’da her yıl düzenlenen saygın yarış bir organizasyonu olan Le Mans 24 Saati Porsche 16 kere kazanmıştır.[132]

    27 Şubat 1933′te, Alman Parlementosu kundaklandı. Ertesi gün bazı temel demokratik haklar kaldırıldı. Hitler, tüm yasama ve yürütme yetkilerini kendinde topladı. Bununla ilgili karar mecliste alınırken Almanya Sosyal Demokrat Partisi tasarının karşısında durdu; fakat Komünistlerin meclisteki 81 sandalyesi, bu kararın çıkmasına engel olamadı.[32] Yine anayasada yapılan bir takım değişiklikler ülkede Tek parti rejiminin ortaya çıkmasını sağladı. Endüstri alanına kotalar konuldu. Böylece sanayi sadece yeteri kadar temel ihtiyaç maddesi üretecek, bunun dışında tüm üretim gücünü silah sanayine kaydıracaktı.[33] 1936′da Alman birlikleri Versailles Antlaşması’na göre silahsız bölge olan Ren-Ruhr Bölgesi’ne girdiler. İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain’in olayı Yatıştırma politikasının yetersiz olduğu görüldü. Bundan cesaret alan Hitler 1938′den itibaren yayılma politikasını uygulamaya başladı. İki cephede birden savaşmaktan çekinen Hitler, Sovyetler Birliği ile, daha sonra kendisinin bozacağı, Molotov-Ribbentrop Saldırmazlık Paktı imzaladı.

    28 Haziran 1914′te, Saraybosna’da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu prensi Arşidük Franz Ferdinand’a suikast düzenlenmesi I. Dünya Savaşı’nı başlattı. Almanya’nın aralarında bulunduğu İttifak Devletleri, İtilaf Devletleri’ne karşı 4 yıl süren savaşlar sonucunda başarısız oldu. Almanya’da kasım 1918′de ihtilal yaşandı ve imparator II. Wilhelm, tahttan feragat etmek zorunda kaldı. 11 Kasım’da ateşkes ilan edildi. 28 Haziran 1919′da Versailles Barış Antlaşması imzalandı. Fakat anlaşma şartları Almanya’yı küçük düşürücü bulundu, bu durum ülkede milliyetçiliği arttırdı ve halk yavaş yavaş Nazizm akımı etrafında birleşmeye başladı.[30]

    1930 yılında Avusturyalı-Amerikan Josef von Sternberg, ilk önemli Alman sesli filmi olan Mavi Melek’i yönetti ve bu aktris Marlene Dietrich’e dünya çapında bir ün kazandırdı.[125] Walter Ruttmann’ın yönettiği izlenimci belgesel Berlin: Büyük Bir Şehrin Senfonisi, şehir senfonisi türünün ilk önemli örneklerinden biridir. Leni Riefenstahl çalışmalarında yeni estetik öğelere yer vermiş olsa da Nazi dönemi filmleri genel olarak propaganda ağırlıklı olmuştur.[126]

    Almanya dünyanın beşinci büyük enerji tüketicisi konumundadır ve 2002 yılında birincil enerji ihtiyacının üçte ikisi ithalatla karşılanmıştır.[97] Aynı yıl Almanya, Avrupa’nın en büyük tüketicisi olmuştur: toplam olarak tüketimi 512.9 terawatt-saat olarak gerçekleşmiştir.[98] Hükümet politikası; güneş, rüzgar enerjisi, biyodizel, hidroelektrik ve jeotermal enerji gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesini vurgulamaktadır.[99] Enerji tasarrufu ölçümünün sonuçlarına göre, enerji verimliliği 1970′lerin başlarından beri gelişmektedir. Hükümet, 2050 yılında ülkenin enerji ihtiyacının yarısını yenilenebilir kaynaklardan karşılama adına bir hedef koymuştur[100].

    23 Mayıs 1949′dan, Batı Almanya’nın kuruluşundan beri ülke, gerek yakın geçmişi gerekse işgal altına girmesi nedeniyle varolan dış ilişkisindeki zayıflığının farkına vardı.[54] Soğuk Savaş süresince, Almanya’nın Doğu Bloğu tarafındaki parçası, Avrupa’da siyasi anlamdaki Doğu-Batı geriliminin sembolü oldu. Buna karşı 1970′lerde, Willy Brandt’ın Ostpolitiki détentenin ana faktörü oldu .[55] 1999′da, Şansölye Gerhard Schröder’in hükümeti temel Alman temel dış politikasında farklı bir karar alarak NATO’nun Yugoslavya’ya yaptığı operasyona asker gönderdi. Böylece Alman askerleri, II. Dünya Savaşı’nda beri ilk kez yurtdışına çıkmış oldu.[56]

    2005 yılındaki Eurobarometre Anketi’ne göre, Alman halkının %47′si “Bir Yaratıcının var olduğuna inanıyorum” düşüncesini desteklerken, %25′i “Bir çeşit ruh veya hayat kaynağının var olduğuna inanıyorum” ve %25′i de “Herhangi bir ruh, yaratıcı veya hayat kaynağının var olduğuna inanmıyorum” düşüncesini benimsemişlerdir.[84]

    Ülkedeki en büyük azınlık grubunu (2.7 milyon), Türkiye’den gelmiş insanlar oluşturur. Diğer azınlıklar ise İtalya’dan, Sırbistan’dan, Yunanistan’dan, Polonya’dan ve Hırvatistan’dan gelmiştir.[72][73] Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu listesine göre Almanya, Dünya’da göçmen nüfusu en fazla olan üçüncü ülkesi konumundadır. Bu; Dünya üzerindeki göçmenlerin %5′i yani 191 milyon göçmenin 10 milyonu, ya da başka bir tabirle Almanya nüfusunun %12′si demektir.[74] Almanya’nın geçmişte olan fazla zorluk çıkarmayan göç yasaları sayesinde birçok yabancı Alman vatandaşı olmuş ve Alman etniğini tercih etmiştir (Daha çok eski Sovyetler Birliği ülkelerinden). Fakat 2000 yılından itibaren yasalar sertleştirilmiş ve vatandaşlığa geçmek zorlaştırılmştır.[75]

    Almanya; Avrupa’nın Orta ve Atlantik bölgelerinde bulunmasıyla birçok hayvan ve bitki çeşidini barındırmaktadır. Ülke, dört ana Ekobölgeye ayrılır: Atlantik ormanları, Baltık ormanları, Orta Avrupa ormanları ve Batı Avrupa ormanları.[43] Almanya’nın geneli, işlenebilir toprak (%33) ve Silvikültürler, ormanlar (%31) ile kaplanmıştır. Sadece %15′lik bir kısım kalıcı çayırlarla kaplıdır.

    Almanya’da eğitimin idaresinin sorumluluğu, öncelik olarak federal eyaletlerindir. Federal hükümet eğitim konusunda oldukça küçük bir role sahiptir. İsteğe bağlı olmak üzere anaokulu eğitimi üç ve altı yaş arasındaki tüm çocuklara sağlanmaktadır, sonrasında da en az dokuz yıl sürecek zorunlu eğitim vardır. İlköğretim genelde dört yıl sürmektedir ve devlet okulları bu ilköğretim sürecinde katmanlara ayrılmamıştır. [kaynak belirtilmeli] Buna zıt olarak, orta öğretimde öğretmenlerin öğrencilerin yeteneklerine ve öğretmenlerin tavsiyesilerine göre öğrencilerin gidebilecekleri dört çeşit okul bulunmaktadır: Gymnasiuma en yetenekli öğrenciler kayıt olur ve Gymnasium onları üniversite eğitimine hazırlar; eğitim, eyaletlerin sistemine bağlı olarak sekiz veya dokuz yıl sürmektedir; Realschule daha yaygın olarak orta düzey öğrencilere hitap eder ve altı yıl sürer; Hauptschule okulları, öğrencileri mesleki eğitime hazırlar ve Gesamtschule de önceki üç türü kapsayan bir eğitim sistemini benimsemektedir.[kaynak belirtilmeli]

    Almanya’daki Milli Parklar şunlardır: Schleswig-Holstein Wadden Denizi Ulusal Parkı, Hamburg Wadden Denizi Ulusal Parkı, Aşağı Saksonya Wadden Denizi Ulusal Parkı, Jasmund Ulusal Parkı, Vorpommern Lagün Bölgesi Ulusal Parkı, Müritz Ulusal Parkı, Aşağı Oder Vadisi Ulusal Parkı, Harz Ulusal Parkı, Sakson İsviçre Ulusal Parkı ve Bavyera Ormanı Ulusal Parkı.

    Ekim 2006′ya göre; Alman Ordusu; yaklaşık 9,000[67] kişilik askeri güçle yurtdışındaki birçok barış gücünün ortağıdır. Bunlardan 1,180 asker Bosna Hersek’te; 2,844 asker Kosova’da; 750 asker EUFOR bünyesinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde; ve 2,800 asker NATO tarafından oluşturulan ISAF bünyesinde Afganistan’dadır. Şubat 2007′ye göre; Almanya, Afganistan’daki yaklaşık 3,000 ISAF gücüyle Amerika Birleşik Devletleri (14,000) ve Büyük Britanya’nın (5,200) ardından en çok askeri güç gönderen 3. ülke konumunda yer almaktadır.[68] Almanya’da, Amerika Birleşik Devletleri tarafından Büchel’e konuşlandırılmış nükleer silahlar bulunmaktadır.[69]

    Bundespräsident (Federal Başkan) —şu an Christian Wulff— Devlet başkanı, sembolik görevleri ve güçleriyle öncelikli yetkilidir. Görevini beş yıllık bir dönem için icra eder. Bir diğer dönem için yeniden seçilebilir. Kısmen Federal Meclis üyeleri, kısmen ise on altı eyaletin parlamentolarınca seçilen ve Federal Meclis üyelerine eşit sayıda üyelerden oluşan bir kurul tarafından seçilir. Bundestag başkanı, protokol bakımından resmi olarak ikinci sırada yer alır. Protokolde üçüncü sırada ise Şansölye gelir. Bundestag tarafında seçilen şansölye, Cumhurbaşkanı tarafından atanır.

    Uzay mühendisi Wernher von Braun, ilk uzay roketini geliştirdi ve daha sonra NASA’nın önde gelen üyelerinden oldu, ABD’nin Apollo programının başarısına öncülük eden Saturn V ay roketini geliştirdi. Heinrich Rudolf Hertz’in elektromanyetik ışın alanındaki çalışmaları, modern telekomünikasyonun gelişiminin temelini oluşturmuştur.[106] 1879 yılında Leipzig Üniversitesi’nde ilk laboratuarını inşa eden Wilhelm Wundt, Deneysel psikolojinin babası olarak kabul edilmiştir.[107] Alexander von Humboldt’un doğa bilimci ve kaşif olarak yaptığı çalışmalar, biyocoğrafyanın temelini oluşturmuştur.[108]

    Spor, Alman yaşamında önemli bir yer tutmaktadır. Yirmi yedi milyon Alman bir spor kulübüne üyedir ve bunun yanında on iki milyon kişi bireysel olarak bir aktiviteyi takip etmektedir.[130] Futbol, en popüler spor dalıdır. 6,3 milyon resmi üyesiyle Alman Futbol Federasyonu (Deutscher Fußball-Bund), dünyada kendi türünde en geniş organizasyon kurumdur.[130] Bundesliga dünyadaki tüm profesyonel spor ligleri arasında en fazla seyirci ortalamasına sahip ligdir. Almanya Milli Futbol Takımı 1954, 1974 ve 1990 yıllarında Fifa Dünya Kupası’nı ve 1972, 1980 ve 1996 yıllarında da Avrupa Futbol Şampiyonası’nı kazanmıştır. Almanya, FIFA Dünya Kupası’na 1974 ve 2006 yıllarında ve UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası’na da 1988 yılında ev sahipliği yapmıştır. En başarılı ve ünlü futbolcuları Franck Ribery, Gerd Müller, Jürgen Klinsmann, Lothar Matthäus ve Oliver Kahn’dır. Seyirciler arasında popüler olan diğer spor dalları da hentbol, voleybol, basketbol, buz hokeyi ve tenistir.[130]

    Ülke haberleri, İngilizce olarak haber dergisi Der Spiegel, yayımcı Deutsche Welle ve haber sitesi The Local’da yayımlanmaktadır.

    Federal Almanya Cumhuriyeti’nin gelişim yardımları, resmi ülke politikasından bağımsızdır. Bu yardımlar, Ekonomik Dayanışma ve Gelişme Bakanlığı (BMZ) tarafından düzene konur ve uygulanır. Alman hükümeti bu yardımları uluslararası bir sorumluluk olarak görür.[62]

    1970 ve 80′li yıllar boyunca, Volker Schlöndorff, Werner Herzog, Wim Wenders ve Rainer Werner Fassbinder gibi Yeni Alman Sineması yönetmenleri, çoğunlukla yaptıkları kışkırtıcı filmlerle uluslararası arenada Batı Almanya sinemasının ilerlemesine engel olmuşlardır.[127]

    Almanya; herbiri alt bölgelere ayrılmış toplam 13 eyalet (Bundesländer) ve 3 serbest şehir içerir.

    Almanya, 2007 yılında gelişim yardımları ve insani yardımlar adına 8.96 milyar avro kullanmıştır. Bu bir önceki yıl olan 2006′ya göre %5.9 artış demektir. Böylece ülke, Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra en çok bağışta bulunan ülke konumuna gelmiştir.[63] Almanya, her yıl ülke bütçesinin %0,37′sini bu yardımlara harcamaktadır ve hükümetin 2010 hedefi bunu %0,51′e çıkarmaktır.

    Doğu ve Batı Almanya arasındaki tansiyon, başbakan Willy Brandt’ın Ostpolitik politikası ile azaldı. Doğu Almanya’dan, Batı Almanya’ya yapılan göçlerin artışına karşı Doğu Almanya hükümeti, sınırlardaki geçiş engellerini hafifletti ve vatandaşlarının Batı Almanya’ya gezilerine izin verdi. Artan halk baskıları karşısında Doğu Almanya, sınırlarını açtı.En nihayetinde, Alman yeniden birleşmesi, 3 Ekim 1990′da sağlandı. Yapılan anlaşmalarla, bu devletleri kuran dört büyük güç haklarından vazgeçti ve Almanya tam bağımsızlığına kavuştu. Berlin ülkenin resmi başkenti ilan edildi, Bonn ise bazı bakanlıkların merkezi oldu.[37]

    Alman mutfağı, bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir. Bavyera ve Suabiya’nın güney bölgeleri buna örnektir. Bu bölgelerin mutfak kültürü; Avusturya ve İsviçre’ninkine benzerdir. Domuz eti, sığır eti ve kümes hayvanları eti ile yapılan yemek çeşitleri Almanya’da tüketilen yemeklerin önde gelenleridir. Özellikle domuz eti’nin Alman mutfağı’ndaki yeri özeldir.[135] Hemen hemen bütün bölgelerde, yemekler sosisle yenir. Almanya’da 1500′den fazla sosis çeşidi üretilmektedir. En popüler sebzeler patates, lahana, havuç, şalgam, ıspanak ve fasülyedir.[136] Organik gıda satışı bir pazar haline gelmiştir ve satılan ürünlerin %3.0′ünü bu grup besinler oluşturur.Bu bir trend halinde yükselmektedir.[137]

    Almanya sınırlarının hepsini Avrupa Birliği üyesi ülkelerle paylaşır. Ülkenin komşuları kuzeyde Danimarka, doğuda Polonya ve Çek Cumhuriyeti, güneyde Avusturya ve İsviçre, batıda Fransa ve Lüksemburg, kuzeybatıda Belçika ve Hollanda’dır.

    Batı Almanya, Federal Parlamenter Cumhuriyeti ilan etti ve Birleşik Devletler, Fransa ve Birleşik Krallık ile işbirliğine giderek pazar ekonomisine ağırlık verdi. Ülke, 1950′lerin başından itibaren hızla ekonomik gelişme içine girdi. Batı Almanya, aynı zamanda 1955′te NATO’ya katıldı; 1958′de Avrupa Topluluğu’nun altı kurucu ülkesi arasında yer aldı[35]

    Alman televizyon pazarı, 34 milyon TV sahibi ile Avrupa’nın en büyüğüdür. Birçok bölgesel ve ulusal yayın istasyonu federal politik yapısı içinde kablo bağlantıları ile organize edilir. Alman hanehalklarının yaklaşık %90′ı kablolu veya uydu yayınına sahiptir ve izleyicilerin kamu kanallarından özel kanallarına kadar izlemek için birçok seçim olanağı vardır. Ücretli TV hizmetleri, genel TV yayımcıları ZDF ve ARD’nin yaygın dijital kanal imkânı sunmasından dolayı rağbet görmemektedir.[123]

    Cermen Kabileleri’nin, Tunç Çağı’nda veya Demir Çağı’nın hemen öncesinde ortaya çıktığı sanılmaktadır. M.Ö. 1. yüzyılda, Güney İskandinavya ve Kuzey Almanya’dan gelen kabileler, güneye, doğuya ve batıya yayılarak Keltlerle, Galyalılarla, Slavlarla, Baltık kabileleriyle ve İran halkları ile ilişkiye girdiler. Erken Cermen tarihi hakkında bilinenler, Roma İmparatorluğu zamanındaki verilerle sınırlıdır.[11]

    Carl Friedrich Gauss, David Hilbert, Bernhard Riemann, Gottfried Leibniz, Karl Weierstrass ve Hermann Weyl gibi önemli matematikçiler de Almanya’da doğmuştur. Almanya, Avrupa’da matbaa’yı ilk kuran Johannes Gutenberg, Geiger sayacının yaratıcısı Hans Geiger ve ilk tam otomatik dijital bilgisayarı yapan Konrad Zuse gibi birçok ünlü kâşif ve mühendisin vatanıdır.[109] Ferdinand von Zeppelin, Otto Lilienthal, Gottlieb Daimler, Rudolf Diesel, Hugo Junkers ve Karl Benz gibi Alman , mühendis ve sanayici modern otomotiv ve hava ulaşım teknolojisinin şekillenmesine yardım etmişlerdir.[110][111]

    Almanya’da kültürel kurumlardan Federal Eyaletler sorumludur. Mali destek sağlanan 240 tiyatro, yüzlerce senfonik orkestra, binlerce müze ve 25.000′in üzerinde kütüphane, 16 eyalete dağılmış durumdadır. Bu kültürel olanaklar milyonlarca insan tarafından değerlendirilmektedir: Almanya’da her yıl 91 milyon kişi müzeleri ziyaret etmekte, 20 milyon kişi tiyatro ve operaya gitmekte ve 3,6 milyon kişi senfonik orkestraları dinlemektedir.[119]

    Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

    Bitki ve hayvan çeşidi genellikle Orta Avrupa ile aynıdır. Kayınlar, meşeler ve diğer yaprak döken ağaçlar, ormanların üçte birini teşkil etmektedir; ağaçlandırma ile kozalaklı ağaçlar artış göstermektedir. Ladin ve köknar ağaçları dağların üst kısımlarını domine etmiş durumdadırlar, buna karşı çam ve karaçam, kumlu arazilerde bulunur. Ülkede birçok eğreltiotu, çiçek, mantar ve karayosun çeşidi bulunur. Balık, Kuzey Denizi’nde ve nehirlerde bulunur. Yabani hayvan çeşitleri genel olarak geyik, yaban domuzu, yabani koyun, tilki, porsuk, yabani tavşan ve kunduzdan oluşur. İlkbahar ve sonbaharda birçok çeşit göçmen kuş, Almanya’dan geçer.

    Almanya’daki üniversiteler, ülkedeki yüksek eğitim standartlarıyla uluslararası bir saygınlığa sahiptir. THES – QS Dünya Üniversiteler Sıralaması kriterlerine göre 2007 yılında 3 Alman üniversitesi dünyada ilk 100′de yer alırken, ilk 200′de bulunan üniversite sayısı 11 olmuştur.[115]

    22 Temmuz 1941′de, Hitler, Sovyetler Birliği ile yapılan paktı tek taraflı feshetti, Doğu Cephesi’ni açtı ve Barbarossa Harekatı’nı başlattı. Kısa bir süre sonra Japon İmparatorluğu, Birleşik Devletler’in Pearl Harbor üssüne saldırı düzenledi. Almanya, Birleşik Devletler’e savaş ilan etti. Alman ordusunun, Sovyetler Birliği’ne karşı savaş başlangıcında hızla geliştirdiği saldırılar Stalingrad Savaşı’yla son buldu. Moskova yolunu açmak için yapılan bu savaşta Alman orduları yenildi. Ardından, Alman orduları doğu cephesinden geri çekilmek zorunda kaldı. Normandiya Çıkarması, savaşın batı cephesindeki dönüm noktası oldu. Müttefik kuvvetleri, Normandiya sahillerine çıkarma yaparak hızlı bir şekilde Alman hakimiyetindeki bölgelerde ilerlediler. Bu, Almanya için savaşın sonu oldu. 8 Mayıs 1945′te Kızıl Ordu, Berlin’i kontrolü altına aldı.

    Nazi hükümeti, daha sonraları Holokost olarak tanımlanacak soykırımla, Yahudileri, Komünistleri, Romanları, eşcinselleri, Yehova’nın Şahitleri’ni, politik rakiplerini, papazları, özürlüleri ortadan kaldırma politikası izledi. Nazi Almanyası döneminde yaklaşık on bir milyon kişi Holokost’ta soykırıma uğradı. Bunların altı milyonu Yahudi, üç milyonu Polonyalıydı. II. Dünya Savaşı ve Nazi soykırımları, Avrupa’da yaklaşık 35 milyon insanın canına mal oldu.[34]

    Değer bakımından 100 Frank Banknotlar 2003 yılında %53’lük kullanım oranıyla en geçerli birimdi. Bu birimi %16’lık oranla 50 Frank Banknotlar ve %14’lük oranla 20 Frank banknotlar takip etmektedir. En az sahtesi üretilen banknotlar %2,9 oranıyla 1000 Frank banknotlardır. Ayrıca resmi olarak piyasada bulunmayan 2000 Frank banknotlar da saptanmıştır.

    Büyük Bunalım’dan, Versailles Antlaşması tarafından dikte edilen ağır barış koşullarından ve uzun bir dizi istikrarsız hükümetlerden zarar gören Almanya’daki siyasi kitleler, siyasi sistemleri olan parlamenter sistem’le kendilerini daha az özdeşleştirmeye başlamışlardı. Yaygın bir sağcı (monarşist, vökisch, ve Nazi) Dolchstoßlegende yani Almanya’nın I. Dünya Savaşı’nı askeri yenilgi sebebiyle değil de Alman Devrimi sebebiyle kaybettiğini iddia eden bir siyasi mit bu durumu daha da kötüleştirmişti. Diğer taraftan, radikal solcu komünistler, örneğin Spartaküs Birliği, “kapitalist yönetimi” olarak gördükleri sistemi bir Räterepublik kurmak amacıyla yıkmak istiyorlardı[31].

    Birçok parti tarafından yarı askeri (paramiliter) güçler kurulmuştu ve siyasi sebeplerle binlerce cinayet işlenmişti. Paramiliter güçler seçmenlerin gözünü korkutmakta ve zaten yüksek işsizlik oranları ve yoksulluktan muzdarip olan halkta şiddet ve nefret tohumları ekmekteydiler. Bir dizi başarısız kabineden sonra, Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg, hem pek fazla alternatif görememesinden hem de sağcı danışmalarının baskısı sebebiyle, 30 Ocak 1933′te Adolf Hitler’i Almanya Şansölyesi olarak atamıştır[31].

    82 milyonun üzerindeki vatandaşı ile Almanya; Avrupa Birliği içinde en çok nüfusa sahip ülke konumundadır. Buna karşı ülkede doğurganlık oranı, anne başına 1.39 çocuk ile Dünya ortalaması’nın oldukça altındadır.[39] Federal İstatistik Ofisi tahminlerine göre nüfus 2050 yılında 69-74 milyon arasında olacaktır (69 milyon yıllık +100,000 göçle; 74 milyon yıllık +200,000 göçle).[70] Almanya birçok büyük şehre sahiptir. Bunlardan en büyükleri Berlin, Hamburg, Münih, Köln, Frankfurt ve Stuttgart’tır. Bununla beraber Almanya’daki birçok kent, birbiriyla kaynaşmış ve geniş yerleşim yerleri meydana getirmiştir. Bunlardan biri de Ren-Ruhr Bölgesidir. Bu bölge; Düsseldorf (KRV’nin başkenti), Köln, Essen, Dortmund, Duisburg ve Bochum şehirlerini kapsar.

    Tam otomatik para işleme makinesi NGZ 6000 farklı makine parçalarından (Percotronic, LCC20, bilgisayar, Arbeitstisch, dokunmatik ekran) oluşmaktadır ve demir paraları 2 Avro, 1Avro ve 50 ve 20 Sent gibi küçük birimlere bölebilmektedir. NGZ ayrıca demir paraları 5 DM, 2 DM, 1 DM ve 50 Fenik para birimlerine de dönüştürebilmektedir. Aktarım hızı, küçük değerlere bölme işlemine ve demir paraların kalitesine bağlıdır.

    1951′den bu yana her yıl düzenlenen Berlin Film Festivali, dünyanın önde gelen film festivalleri arasındadır. Dünyanın her yerinden gelen filmleri değerlendirmek üzere uluslararası bir jüri yer alır ve kazananlar Altın ve Gümüş Ayı ile ödüllendirilirler.[129] Her yıl düzenlenen Avrupa Film Ödülleri töreni, her iki yılda bir Avrupa Film Akademisi’nin (EFA) bulunduğu şehir olan Berlin’de düzenlenmektedir. Potsdam’daki Babelsberg Stüdyoları, dünyadaki geniş ölçekli film stüdyolarının en eskisidir ve uluslararası film yapımları için bir merkez halindedir.

    2003 yılında İsviçre banknotlarından 4 Milyon İsviçre Frankı değerindeki 8.277 adedinin sahte olduğu saptandı. Nominal değere göre (Tedavüldeki toplam banknot 34 Milyar Frank) hesaplandığında sahte para payı %0,022’dir. 4 Milyon sahte Frank’tan 2,3 Milyon Frank Faksimile-Banknot denen sahte banknotlardır. Bu banknotlar organize kara para aklamada, para teslimatı yapılırken İsviçre banknotlarını tanımayan alıcıları dolandırmada kullanılır. Faksimile-Banknotlar genellikle gerçek banknotların arasına yerleştirilmiş demetler halinde elden çıkarılır.

    M.S. 100 yılından önce Cermen halkları Cermanya olarak isimlendirilen bölgede yaşamışlardır.[6] 10. yüzyıldan 1806 yılına kadar Cermen bölgeleri Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nun bir parçası oldu. 16. yüzyıl boyunca kuzey Almanya bölgeleri, Protestan Reformu’nun merkezi oldu. Cermen halkı ilk olarak 1871′de Fransa-Prusya Savaşı sırasında ulus-devlet haline geldi. II. Dünya Savaşı sonrasında, 1949′da, Almanya savaşı kazanan devletler tarafından iki devlete bölündü. Bu iki devlet 1990 yılında birleşti. Batı Almanya daha sonra adı Avrupa Birliği olan Avrupa Topluluğu’nun 1957′deki kurucu üyelerindendir. Birleşmeyle Doğu Almanya’da 1993′te bu birliğe üye olmuştur. Almanya Schengen bölgesi’nin bir parçası ve Avrupa ortak para birimi Avro’yu 1999′da kabul etmiş durumdadır.

    Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri yakın dosttur.[57] 1948′tee Marshall Planı ile, ABD hükümeti, Almanya’nın savaş sonrasında tekrar endüstrisinin kurulmasına yardım etmiştir. Ayrıca ABD yine savaş sonrası Almanya’daki yiyecek krizi konusunda yardımlarda bulunmuştur. Irak Savaşı sırasında Almanya, Amerikan hükümetine soğuk davranarak AB ile ABD’nin ortak hareket etmesine dayanan Atlantisizm tezini bozmuşlardır. Buna karşı iki ülke arasında yakın bir sosyo-kültürel ilişki bulunmaktadır.[58] İki ülke ayrıca ekonomik olarak birbirine oldukça bağımlıdır: Almanya’nın ithalatının %8.8, ihracatının ise %6.6′sı Amerika Birleşik Devletleri’ne aittir.[59] Yine Ameraik Birleşik Devletleri %8.8′lik ithalatını, %9.8′lik ihracatını Almanya ile yapar.[59] Bir diğer yakınlık, Amerika’daki etnik gruplarla ilgilidir. Ülkedeki en büyük azınlığı Alman vatandaşları oluşturur.[60]. Ayrıca Kaiserslautern’in yakınlarındaki Ramstein Havaalanı Amerikan Ordusu’nun kendi toprakları dışındaki en büyük üssüdür.[61]

    Almanya’nın emperyal politikası ülke dışına taşmış ve devlet diğer Avrupa güçleri gibi Afrika’nın paylaşımına katılmıştır. Berlin Konferansı’nda bu kıta Avrupa güçlerine pay edilmiştir. Almanya’nın payına Alman Doğu Afrikası, Alman Kuzey-Batı Afrikası, Togo ve Kamerun düştü. Büyük güçler arası Afrika’da olan bu mücadele I. Dünya Savaşı’nın nedenlerinden biri olacaktı[29].

    VikiSöz‘de Almanya ile ilgili özlü sözler bulunmaktadır.

    Kömür yakımı ve endüstri atıklarından gelen emisyon, hava kirliliğine sebep olmaktadır. Sülfürik asit tarafından oluşturulan Asit yağmurları, ormanların zarar görmesine neden olmaktadır. Baltık Denizi’ne Doğu Almanya tarafından, kanalizasyon atığı ve endüstri artığı ile oluşturulan kirlilik azaltıldı. Gerhard Schröder yönetimindeki hükümet zamanında elektrik üretimi adına nükleer enerji kullanımının bitirilmesinin planlandığı açıklandı.

    Bundeskanzler (Federal Şansölye) —şu an Angela Merkel’dir — hükümetin başıdır ve yürütmeyi gerçekleştiren kişidir, görevleri itibariyle Parlamenter demokrasilerdeki başbakan ile benzerdir . Ana yasama organı Bundestag ve on altı eyaleti temsil eden, yasaların yapılmasına katılan anayasal organ Bundesrat, federal yasama organlarıdır. Bu iki yapı yasa yapar. Bundestag’ta 614 milletvekili bulunur. Bu milletvekilleri dört yılda bir seçilir ve Alman halkını temsil eder. Seçim sistemi çoğunluk sistemi ve nispi temsil sisteminin bir karışımıdır. Bundesrat üyeleri on altı eyaletten seçilmiş kişilerden oluşur ve bunlar eyalet kabinelerinde de bulunur. Her eyalet hükümeti, kendi delegesini herhangi bir zamanda değiştirme hakkına sahiptir.

    Almanya, Ludwig van Beethoven, Johann Sebastian Bach, Johannes Brahms ve Richard Wagner gibi dünyaca ünlü klasik müzik bestecilerine sahip çıkmaktadır. 2006′dan itibaren Almanya, dünyadaki beşinci büyük müzik pazarı haline gelmiş ve Kraftwerk, Scorpions ve Rammstein gibi müzik gruplarıyla pop ve rock müzik üzerinde etkili olmuştur.[120]

    20.yüzyıl’ın son on yılı boyunca Almanya, göçmenlere karşı tutumunu değiştirmiştir. 90′ların ortasına değin genel düşünce Almanya’nın bir göç ülkesi olmadığı yönündeydi. Buna karşı nüfusun %10′u Alman olmayan kişilerden oluşmaktaydı. Gastarbeiterların (mavi yakalı, misafir işçi) ülkeye girişinin bitmesinden sonra, bu sığınmacılar tolare edildiler. Günümüzde hükümetin ve Alman toplumunun düşüncesi kontrol altında kalifiye göçmenlerin ülkeye gelişinin kabul edilebilir olduğudur.[149] 1984′de 4,4 milyon olan Almanya’da yaşayan yabancı nüfusu, 2008′de 7,3 milyona çıkmıştır.[150]

    Almanya sınırları 357,021 km²’lik bir alanı kaplar. Bunun 349,223 km²’si karadan, 7,798 km²’si su kaynaklarından oluşur. Almanya, yüzölçümü bakımından Avrupa’nın yedinci, Dünya’nın altmış üçüncü büyük ülkesi konumundadır. Yükselti; güneydeki Alp Dağları’ndan , kuzeydeki Kuzey Denizi’ne (Nordsee) ve kuzeybatıdaki Baltık Denizi’ne (Ostsee) doğru azalmaktadır. Ülkenin en yüksek noktası, Alpler üzerinde bulunan 2.962 m yükseklikteki Zugspitze noktasıdır. Orta Almanya’daki ağaçlanmış konumdaki yaylalar ile kuzeydeki alçak seviyedeki ovalara ulaşım; Rhine, Tuna ve Elbe[39] gibi, Avrupa’nın bazı önemli büyük nehirleri ile sağlanır.

    Almanya yasal ve toplum olarak homoseksüellere karşı toleranslıdır. Medeni birlikteliliğe 2001′den beri izin verilmektedir.[147] Geyler ve lezbiyenler yasal olarak eşlerinin biyolojik çocuklarını evlat edinebilir (Üvey çocuk olarak). İki büyük Almanya şehrinin belediye başkanları, kendilerini açıkça gay olarak açıklamıştır.[148]

    Bazı sahtecilikler öyle belirgindir ki Federal Bankanın deneyimli görevlileri ve Polise bağlı Sahte Para birimlerindeki görevliler ve para sayma makineleri bu paraları tanıyabilirler.

    Alman sporcuları tüm zamanlar Olimpiyat Oyunları madalya sıralamasında Doğu ve Batı Almanya beraber değerlendirildiğinide üçüncü sırada olarak Olimpiyat Oyunlarında en başarılı ülkeleri arasında bulunmaktadır. 2008 Yaz Olimpiyatları’nda Almanya madalya sıralamasında beşinci sırada bulunurken[133] 2006 Kış Olimpiyatlarında ilk sırada yer almıştır.[134] Almanya 1936 yılında Berlin ve 1972 yılında da Münih olmak üzere Yaz Olimpiyat Oyunlarına iki kez ev sahipliği yapmıştır. Kış Olimpiyat Oyunları da 1936 yılında Bavyera’nın ikiz şehirleri olan Garmisch ve Partenkirchen’de gerçekleştirilmiştir.

    Aralık 2004 itibariyle, Almanya’da yaklaşık 7 milyon yabancı, Alman vatandaşlığına geçmiştir. Ülkede ikamet edenlerinden %19′u yabancı veya yabancı kökenlidir. Genç olanlar yaşlı olanlara göre daha yabancı kökenlidir. 15 yaşını aşmış Almanların %30′unun yurtdışında doğmuş en az bir ebeveyni bulunmaktadır. Büyük şehirlerde 5 yaş ve küçük çocukların %60′ının yurtdışında doğmuş en az bir ebeveyni bulunmaktadır.[71]

    Almanya; Avrupa Birliği ile, AB’nin fauna, flora ve habitat’ının korunması amacıyla çalışmaktadır. Almanya’nın son buzul bölgesinin bulunduğu Alp bölgesindeki buzullar, erimeye maruz kalmaktadır.

    Almanya çok merkezli bir hızlı ağı kurmuştur. InterCityExpress diğer adıyla ICE genelde komşu ülkelerdeki büyük şehirlere ve mesafelere ulaşım sağlamaktadır. Trenlerin hızları 160 km/sa ile 300 km/sa arasında değişmektedir ve en üst ileri hizmeti Deutsche Bahn vermektedir. Ulaşımlar 30 dakikalık, saatlik veya iki saatte birlik periyotlar şeklinde gerçekleşmedir.[96]

    Napolyon Bonapart’ın tahttan düşmesinden sonra 1814 yılında toplanan Viyana Kongresi’nde alınan kararlarla Alman Konfederasyonu adı altında 39 tane bağımsız Alman eyaleti kuruldu. Bu konfederasyonun liderliğine Avusturya-Macaristan İmparatorluğu seçildi. Viyana Kongresi’ne tepki olarak Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ayaklanmalar çıktı. Özellikle Almanya’da bilim ve felsefede görülen gelişme ve liberalizm akımı halkların haklarını aramasında temel etken oldu. Bu süreçte Alman halkının çoğunluğu Fransız Devrimi’den ve milliyetçilik akımından etkilendiler. Halk, ulusal birliğin sağlanmasını istiyordu. Seçilen Kurucu Meclis, 13 Mayıs 1848′de Frankfurt’ta bir anayasa hazırlamak için toplandı. 28 Mart 1849′da anayasa kabul edildi. Bu hareketi temsil eden siyah, kırmızı ve altın sarısı renkler daha sonra Almanya Bayrağı’na renk vermiştir.[23]

    Demir paraların ayrılması için Alman Federal Bankası Scancoin firmasının makinelerini kullanmaktadır. Bu makine demir paraları sağlamlığına, manyetikliğine ve çaplarına göre ayırır. Scancoin’in güvenilirliği %95’dir. Scancoin’de problem yaşanabilen paralar Ronden’ler ve yabancı demir paralardır. Demir paralar genellikle tomar şeklinde birbirlerine yapışık olarak paketlenir.

    Avrupa’da merkezi bir konumda bulunması, Almanya’yı önemli bir ulaşım bağlantı noktası haline getirmiştir. Bu durum ülkenin yoğun ve modern ulaşım ağı sayesinde gerçekleşmiştir. Bu ağın en meşhurları, dünyada toplam uzunlukta üçüncü en büyük olan geniş motorlu araç yolu (Otoyol)’dur. Otoyollarda güzergahlar arasında hız sınırlamasının olmaması da önemli bir özelliktir.[95]

    Şu anda Bundeswehr’de görevli 230,000 profesyonel asker, 55,000 18-25  yaş arası zorunlu askeri hizmetini yerine getiren asker ve 2,500 aktif yedek güç bulunur.[65] Aşağı yukarı 300,000 yedek asker ordu gücü için hazırdır.[66] Bunlar savunma talimlerine katılmaktadırlar ve bir kısmı da yurtdışına yayılmıştır. 2001′den bu yana kadınlar da yasal herhangi bir sınırlama olmaksızın askere alınmaktadır; fakat görev almak zorunlu değildir, isteğe bağlıdır. Yaklaşık 14,500 kadın şu anda aktif görevdedir.[67] Bu sayının içinde barış misyonu amacıyla çeşitli ülkelerde bulunan kadın askerler de vardır. Ülkede şu an iki kadın tıp görevlisi general rütbesinde bulunmaktadır.

    İsviçre’deki Avro sahteciliği en çok sorun yaşanan konulardan biridir. 2004 yılında 2 Milyon Avro değerinde sahte Avro banknot ve sikkelere el koyuldu. Bunun yanında 1 Milyon Dolar değerinde Dolar sahteciliği de yapılmıştır.

    Almanya’nın felsefeye etkisi tarihsel olarak büyük önem arz eder ve birçok unutulmaz Alman filozofu, Orta Çağ’dan beri Batı felsefesine önemli katkılarda bulunmuşlardır. Gottfried Leibniz’in rasyonalizme katkıları; Klasik Alman idealizminin Immanuel Kant, Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Friedrich Wilhelm Joseph Schelling ve Johann Gottlieb Fichte tarafından kurulması; Karl Marx ve Friedrich Engels’in Komünist teoriyi formüle etmeleri; Arthur Schopenhauer’un metafiziksel pesimizm derlemesi; Friedrich Nietzsche’in Perspektivizmi geliştirmesi; Martin Heidegger’in varoluşçuluk üzerine çalışmaları; Jürgen Habermas’ın sosyal teorileri; felsefenin gelişmesi adına oldukça etkileyiciydiler.

    2005 yılındaki 58 milyar avro tatil harcamasıyla Almanya, bu konuda birinci olmuştur. En popüler gezi yerleri Avusturya, İspanya, İtalya ve Fransa’dır.[151]

    1356′da ilan edilen fermanla hükümdarlık seçimi ile ilgili bir takım değişiklikler yapıldı. Buna göre kralı, başpiskoposluklardan ve etkili eyaletlerdeki prenslerin katılımıyla oluşan yedi kişilik bir heyet seçecekti.[19] 15. yüzyıldan itibaren, kral sadece Habsburg Hanedanı’na üye kişilerden olmuştur.

    Orta Çağ’ın bölünmüş devletçiklerini Şarlman bir araya getirdi.[13] 25 Aralık 800′de Vatikan’da krallık tacını giyerek Karolenj İmparatorluğu’nu kurdu.[14] 843 yılına gelindiğinde bu devlet üç parçaya ayrıldı ve değişikliklere uğrayarak varlığını 1806 yılına kadar sürdürdü. Devlet, Eider Nehri’nden Akdeniz’e kadar yayıldı. Devlet, Kutsal Roma İmparatorluğu olarak bilinse de, 1448′den itibaren resmi olarak Alman Halkının Kutsal Roma İmparatorluğu (Sacrum Romanum Imperium Nationis Germanicæ) olarak anılmıştır[15].

    Percotronic- Açılmış kesenin içi Percotronic’in içine dökülür ve bir tabak üzerinde ayrıştırılır, her sikke elektriğe dayanıklılık, manyetiklik, büyüklük, kalınlık ve bükülebilirliğe göre test edilir. Ön kontrolden geçen demir paralar LCC20 adı verilen bölüme transfer edilir ve bir tabak aracılığıyla yeniden ayrıştırılır. Bir kamera her bir demir parayı fotoğraflar ve bu fotoğrafları, bilgisayara yüklenmiş bir resimle karşılaştırır.

    1517′de Martin Luther görevini kötüye kullanan Roma Katolik Kilisesi’ne karşı 95 maddelik bir bildiri hazırlayarak Protestan Reformunu başlattı. 1530′dan sonra, Luthercilik Katolik Kilisesi’nden ayrıldı ve birçok Alman Eyaletinde resmi din kabul edildi. Bunun üzerine, Alman ülkesini harap eden Otuz Yıl Savaşları (1618–1648) başladı.[20] Alman eyaletlerindeki nüfus yaklaşık %30 oranında azaldı.[21] 1648′de imzalanan Vestfalya Antlaşması bu din savaşını bitirdi. Savaşın sonunda krallık, birçok bağımsız eyalete ayrıldı. 1740′dan sonra, Avusturya’da hüküm süren Habsburg Hanedanı ve Prusya Devleti, Alman eyaletlerini kendi yanlarına çekip ülkeye tamamen hükmetmeye çalıştılar. Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu 1806 yılında Napolyon Savaşları sırasında tamamen yıkıldı.[22]

    Daha yakın dönemdeki filmler olan Good Bye Lenin! (2003), Duvara Karşı (2004) ve Der Untergang (Çöküş) (2004) uluslararası camiada önemli başarılar kazanmışlardır. En İyi Yabancı Dilde Film Akademi Ödülü, Alman yapımları olan, 1979 yılında Die Blechtrommel (Teneke Trampet)‘a, 2002 yılında Irgendwo in Afrika (Afrika’nın Hiçbir Yerinde)‘ye ve 2007 yılında Das Leben der Anderen (Başkalarının Hayatı)‘a gitmiştir.[128] En tanınan Alman aktörleri Marlene Dietrich, Klaus Kinski, Hanna Schygulla, Armin Mueller-Stahl, Jürgen Prochnow ve Thomas Kretschmann.

    Alman sineması, Max Skladanowsky’nin çalışmalarıyla oldukça erken zamanlara dayanmaktadır. Sinema, Weimar Cumhuriyeti yılları boyunca Alman dışavurumcuları Robert Wiene ve Friedrich Wilhelm Murnau ile etkili olmuştur. Avusturya kökenli olup 1926 yılında Alman vatandaşlığına geçen ve savaş öncesi Alman film endüstrisinde kariyeri parlamış olan yönetmen Fritz Lang’ın Hollywood sineması üzerinde büyük bir etkisi olduğu söylenebilir. Sessiz filmi Metropolis (1927) modern anlamda Bilim Kurgu filmlerinin babası olarak kabul edilir.

    Ünlü bir Alman değişi şöyle demektedir: “Kahvaltı bir imparator, öğle yemeği bir kral ve akşam yemeği bir fakir gibidir.” kahvaltı genelde tahıllı yiyeceklerle ve bal ya da reçelli ekmekle yapılır. Almanların bir kısmı kahvaltıda soğuk yemekleri ya da peynirli ekmeği tercih etmektedir.[138] Ülkede 300′den fazla ekmek çeşidi fırınlarda satılmaktadır.[139]

    Karte Bundesrepublik Deutschland.svg

    Almanya (Almanca: Deutschland, /ˈdɔʏtʃlant/), ya da resmî adıyla Almanya Federal Cumhuriyeti (Almanca: Bundesrepublik Deutschland (yardım·bilgi); /ˈbʊndəsʁepuˌbliːk ˈdɔʏtʃlant/), Orta Avrupa’da bir ülkedir. Kuzeyinde Kuzey Denizi, Danimarka, ve Baltık Denizi; doğusunda Polonya ve Çek Cumhuriyeti; güneyinde Avusturya ve İsviçre; ve batısında Fransa, Lüksemburg, Belçika, ve Hollanda bulunur. Almanya 357.021 km²’lik bir alanı kaplar ve ılıman iklim kuşağının içinde yer alır. 81,5 milyonun üzerindeki nüfusu ile Avrupa Birliği’nin en fazla nüfusa sahip ülkesi konumundadır.[4] Ayrıca en çok göçmen barındıran üçüncü ülke konumundadır.[5]

    Almanya bir federal parlementer cumhuriyettir. On altı eyaletten oluşmaktadır (Bundesländer). Başkenti ve en büyük şehri Berlin’dir. Almanya Birleşmiş Milletler’e, NATO’ya, G8′e üyedir ve Kyoto Protokolünü imzalamıştır. Almanya 2007 yılına göre, GSYİH’ye göre dünyanın 3. büyük ekonomisi ve en çok ihracat gerçekleştiren ülkesidir. Ülke dünyada gelişme için en çok bağışta bununan ikinci ülke konumundadır.[7] Buna karşın ülke, askeri harcama bütçesi olarak 6. sıradadır.[8] Ülke, sosyal güvenlik sistemiyle yüksek yaşam seviyesine sahiptir. Almanya, Avrupa meselelerinde yüksek ülke nüfusu ve ekonomik gelişmişliğiyle dünya seviyesinde kilit rol oynamaktadır.[9] Almanya birçok bilim ve teknoloji alanında lider durumda olarak kabul edilmiştir.[10]

    İmparatorluğun inşaası sırasında tahtta olan I. William dış siyasette Almanya’yı diğer büyük devletler gibi güçlü ve güvenli bir duruma getirmek için uğraşmıştır. Fransa’dan diplomatik olarak uzak durulmaya çalışılmış, savaştan kaçınılmıştır. II. Wilhelm döneminde, Almanya, diğer Avrupa güçleri gibi emperyal bir politika izlemiş ve zaman zaman sömürgeleri konusunda komşu devletlerle sürtüşmeye girmiştir. Bu, bir takım dostlukları zedelemiş ve Almanya’ya karşı Fransa, Birleşik Krallık ve Rusya İmparatorluğu bir anlaşma imzalayarak kutup oluşturmuştur. Almanya ise sadece Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile ittifak kurabilmiştir.[28]

    Çoğu Türkiye’den gelen Sünniler ve Alevilerden oluşan yaklaşık 3.3 milyon Müslüman nüfusu ile birlikte az sayıda da Şii vardır.[79] Ülke nüfusunun %1.7′sini oluşturan, Ortodoks Mezhebi’ne bağlı insanların büyük çoğunluğu Sırplar ve Yunanlılardan oluşur.[80] Almanya, Batı Avrupa’nın üçüncü büyük Yahudi nüfusuna sahip ülkesidir.[81] 2004′te, Almanya’ya, İsrail’de olduğu gibi Sovyet cumhuriyetlerinden gelen Yahudi nüfusu, Almanya’nın Birleşmesi sırasındaki rakam olan 30,000 ile karşılaştırıldığında 200,000′den fazla bir sayıya ulaşmıştır. Yahudi nüfusunun ağırlıklı olduğu şehirler arasında Berlin, Frankfurt ve Münih bulunmaktadır.[82] Yaklaşık 250,000 Budist Almanya’da yaşamaktadır ve bunların %50′si Asya göçmenidir.[83]

    Başka ülkelerden gelen göçmenler sayesinde, Alman mutfağı ve günlük yemek alışkanlıkları birçok mutfaktan etkilenmiştir. Pizza ve makarna gibi İtalyan yemekleri, Döner gibi ve Arap yemekleri özellikle büyük şehirlerde oldukça yaygın olarak satılmaktadır. Uluslararası burger zincirleri ve Çin restorantları ülkenin birçok yerine yayılmıştır. Hint, Japon ve diğer Asya mutfaklarının popüleritesi artmaktadır. Yüksek profilli dokuz Alman restorantı, restorantları uluslararası derecelendiren Michelin Rehberi tarafından üç yıldızlı olarak ilan edilmiştir. Yine 15 restorant iki yıldız almıştır.[140]

    Almanya; federal, parlamenter, temsili demokrasili bir cumhuriyettir. Alman politik sistemi 1949′da ilan edilen anayasayla, bilinen adıyla Grundgesetz ile, temellendirilmiştir. Grundgesetz adıyla anılan doküman, Verfassung sözüne (anayasa) karşı tercih edilmiştir; çünkü ülke o zaman iki ayrı devletti ve Grundgesetz’i yazanlar, Almanya birleştiğinde bunun asıl anayasayla değiştirilebileceğini vurgulamak istemişlerdir. Grundgesetz üzerinde değişikliklerin önerilmesi için parlamentonun üçte ikilik çoğunluğu gerekmektedir; temel hakları koruyan maddeleri, güçlerin ayrılığını, federal yapılanmayı ve anayasayı kaldırmaya yönelik teşebbüşlere direnişi, daima yasal ve değiştirilemez kılar.[51] Grundgesetz, 1990′daki Alman yeniden birleşmesinden sonra küçük değişikliklerle günümüzde varlığını sürdürmektedir.

    Batı bölgeleri kontrol eden Fransa, Birleşik Krallık ve Birleşik Devletler bölgelerini birleştirip, 23 Mayıs 1949′da Federal Almanya Cumhuriyeti’ni (Bundesrepublik Deutschland, veya BRD) kurdular; 7 Ekim 1949′de, Sovyet bölgesi, Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne (Deutsche Demokratische Republik, veya DDR) dönüştürüldü. Bunlar; “Batı Almanya” ve “Doğu Almanya”, ve Berlin’in iki parçası “Batı Berlin” ve “Doğu Berlin” olarak anıldı. Doğu Almanya, Doğu Berlin’i başkent ilan etti, buna karşılık Batı Almanya başkentini Bonn yaptı.

    Şarabın ülkenin birçok kesiminde yaygın olmasına rağmen Almanya’nın milli içkisi bira olarak bilinmektedir. Almanya’da kişi başına bira tüketimi yıllara göre düşmesine rağmen, kişi başına yıllık 116 litre ile üst sıralardaki yerini korumaktadır.[141] 18 batı ülkesi üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda Almanya; kişi başına alkolsüz içecek tüketimi konusunda 14., kişi başına meyve suyu tüketiminde ise 3. olmuştur.[142] Bunların dışında, mineralli su ve Schorle (meyve suyuyla karıştırılmış) Almanya’da oldukça popülerdir.

    VikiSözlük‘te Almanya ile ilgili kelime açıklaması bulunmaktadır.

    Almanya’nın geneli, nemli batı rüzgarlarının üstünlük kurduğu ılımlı bir iklime sahiptir. İklim; Gulf Stream’in etkisi altındaki Kuzey Atlantik Akıntıları tarafından etkilenmektedir. Bu ısıtıcı sular, Kuzey Denizi sınırlarındaki Jutland Yarımadası ve Ren Bölgesi dahil olmak üzere birçok bölgeyi etkilemektedir. Sonuç olarak kuzeybatı ve kuzey bölgelerinde iklim okyanusal iklimdir; yağış yaz boyunca maksimuma çıkmak üzere her dönem sürer[40].

    2006 Dünya Kupası’ndan beri, ülkenin imajı iç ve dış dünyada değişmiştir.[143] Bu turnuvadan sonra, yıllık yapılan Ulusal Marka Göstergesi araştırmasına Almanya üst sıralara tırmanmış ve 2008 yılında liderliğe ulaşmıştır. 20 farklı ülkeden insanlara ülkenin tanınmışlığı; kültür, politika, ihracat, ülkenin insanları, ülkeye turizm, göçmenlerin ilgisini çekme ve yatırımlar açısından sorulmuştur.[144] Bir başka küresel düşünce araştırması BBC tarafından yapılmış ve sonuçta Almanya’nın, 22 önde gelen yatırımcı ülkesi arasında en pozitif etkiye sahip ülke olduğu ortaya çıkmıştır. %56′lık büyük bir grup ülke hakkında positif bakış açısına sahipken, %18lik bir kısım ülkeye olumsuz bakmaktadır.[145][146]

    1949′dan beri seçimler ve bakanlıklar Hıristiyan Demokrat Birliği ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi tarafından kazanılmıştır. Buna karşı, az bir kesim tarafından desteklenen, liberal parti olan Liberal Demokrat Parti (1949′dan bu yana hep mecliste yer almıştır) ve Birlik 90/Yeşiller (1983′ten bu yana meclistedir) Bundestag’ta önemli rol üstlenmektedir[52]. Bu partiler koalisyon hükümetlerde küçük roller almaktadır.

    Bilinen ulusal temellere dayalı modern Almanya yapılan düzenlemelerle 1871′de kuruldu. Ülkenin kurucusu Prusya Krallığı’ydı. Fransa-Prusya Savaşı’ndan sonra, 18 Ocak 1871′de Versailles’da alınan kararlarda imparatorluk ilan edildi.[26] İmparatorluğa Hohenzollern Hanedanı hükmetti. Başkent Berlin yapıldı. İmparatorluk tüm dağınık Alman devletçiklerini içine alarak kuruldu fakat Avusturya bu birliğin dışında bırakıldı. Ülke 1884′den itibaren Avrupa dışında sömürgeler kurmaya başladı[27].

    Standard Almanca Cermen dilleri grubuna mensuptur ve İngilizce, Felemenkçe ve Frizce ile çok yakın olup aynı sınıflandırmaya sahiptirler. Ayrıca, Standard Almanca az miktarda da Doğu Cermen dilleri (yok olmuşturlar) ve Kuzey Cermen dilleri ile benzerlik göstermektedir. Birçok Almanca kelime Hint-Avrupa dil ailesinin Cermence kolundan türetilmiştir.[85] Önemli azınlık kelimeler ise Latince ve Yunancadan, daha az miktarda da Fransızcadan ve günümüzde de İngilizceden türemektedir. Almanca, Latin alfabesi kullanılarak yazılmaktadır. 26 standart harfe ek olarak, Almanca ä, ö ve ü olmak üzere üç tane umlaut harfe ve Eszett veya scharfes S (keskin S) denilen “ß” harfine sahiptir.

    Almanya; kapalı Avrupa ekonomisi ve politik birleşmenin savunucusudur. Ticari kararlarında ise Avrupa Birliği üyelerinin ve AB tek pazar yasalarının kararları doğrultusunda hareket etmektedir. Almanya, Avrupa’nın genel para birimi olan avroyu kullanmaktadır ve Almanya’nın para politikası ile ilgili kararları, diğer Avrozonda olan ülkeler gibi Frankfurt’taki Avrupa Merkez Bankası tarafından verilmektedir. 1990 yılındaki yeniden birleşmeden sonra, yaşam standardı ve yıllık gelirler eski Batı Almanya eyaletlerinde yüksekti ve bütün Almanya’da bu standartların korunması sağlanılmaya çalışıldı.[93] Eski Doğu Almanya ekonomisinin modernizasyonu ve batı eyaletlerin standartlarına entegre olması 2019 yılına kadar uzun dönemli olacak şekilde programlanmıştır ve yıllık batıdan doğuya doğru yaklaşık 80 milyar dolar transfer olmaktadır. 2005′den beri işsizlik oranı düşüşe geçmiştir ve 2008 Haziran ayında son 15 yılın en düşük seviyesine gerileyerek %7.5′a ulaşmıştır.[94] Yüzde oranlar Batı Almanya’dan Doğuya doğru %6.2 ile %12.7 arasında değişmektedir. Şu anki hükümet sınırlayıcı bir mali politika izleyip kamu sektöründeki işlerde kesintiye gitmişken, Şansölye Angela Merkel hükümeti işçi pazarı ve refah düzeyi adına bir dizi reform gerçekleştirmiştir.

    Augustus yönetimindeki Roma İmparatorluğu zamanında, Romalı General Cermanya’ya saldırılara başladı.Cermen kabileleri bu sırada savaş taktiklerini öğrendiler. Bu esnada kimliklerini muhafaza etmeyi başardılar. M.S. 9 yılında, tarafından yönetilen Roma lejyonu, Çeruskerlerin lideri tarafından Varus Savaşında yenildi. Böylece , Tuna ve Ren nehirleri arasında sınırlarına kadar genişledi. M.S. 100 civarında talebe, Tacitus’un Cermenler üzerinde yazdığı esere göre, Cermen kabileleri bugünün modern yurtlar Tuna ve Ren nehri arasındaki bölgeye yerleştiler. 3. yüzyıl civarında birkaç büyük Cermen kabilesi ortaya çıktı. Alamanlar, Franklar, Saksonlar, Frizler, Chattiler, Sicambriler bunlardan bazılardır. 260 civarında, Cermen halkları, Tuna’yı geçip Roma kontrolündeki alanlara girmeye başladılar.[12]

    Hristiyanlık, Almanya’da 53 milyon (%64) taraftarla en yaygın olan dini inanıştır.[76] İkinci yaygın inanış ise 3.3 milyon kişi ile İslam dini (4%), daha sonra ise her ikisine inanan toplam 200,000 kişi (0.25) ile Budizm ve Yahudilik gelmektedir. Hinduizm 90,000 inanana sahiptir (0.1%). Almanya’daki diğer tüm dini topluluklar 50,000′den az sayıda (veya %0,05′ten) taraftara sahiptir. Yaklaşık 24.4 milyon Alman ise (29.6%) herhangi bir dine inanmamaktadır[77].

    1848 Devrimleri sonucunda Fransa’da cumhuriyet ilan edildi. Bu hareketin başarıya ulaşması üzerine Alman entellektüeller ve halk da ihtilal başlattılar.[24] Başlangıçta hükümdarlar talep edilen liberal hakları onayladı. Prusya kralı IV. Friedrich Wilhelm’e bir takım hakları alınmış şekilde krallık önerildi. Fakat o, bunu reddetti. Çünkü kabul etseydi, tacı Tanrının inayetinde değil, meclisin huzurunda giyecek ve meclise bağlı olacaktı.[25] Ölümünden sonra yerine I.Wilhelm geçti. 1862 yılında, başbakanlığa Otto von Bismarck’ı atadı. Bismark Danimarka’yla 1864 yılında yapılan savaşta bir kısım yerleri ele geçirdi. Ertesi yıl yapılan savaşlarda Avusturya ordusunu mağlup ederek Kuzey Almanya Konfederasyonu’nu kurdu. Avusturya bu konfederasyonun dışında bırakıldı.

    Para işleme makineleri imparatorluk bankalarında da bulunmaktaydı ve kalite olarak sürekli geliştiriliyordu. Eskiden banknotların ve sikkelerin Zählbrettern üzerinde elle incelemelerinin yapıldığı yerde bugün kullanışlı makineler hizmet vermektedir:

    Birçok Alman ressam farklı artistik tarzdaki çalışmalarıyla uluslararası bir prestij kazanmıştır. Hans Holbein, Matthias Grünewald, ve Albrecht Dürer Rönesans döneminin, Caspar David Friedrich Romantik Dönemin, Max Ernst’de gerçeküstücülüğün önemli sanatçılarındandır. Almanya’nın Karolenj mimarisi ve Otto mimarisi ile bu alana yaptığı katkılar, Romanesk mimarinin önemli habercileri olmuşlardır. Bölge daha sonraları Gotik, Rönesans ve Barok gibi tarzların önemli çalışmalarının yapıldığı bir mekan haline gelmiştir. Almanya yakın modern akımda özellikle Walter Gropius’un başlattığı Bauhaus akımıyla oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir. Aynı zamanda yine Almanyalı olan Ludwig Mies van der Rohe, 20. yüzyılın ikinci yarısında dünyanın en ünlü mimarlarından biri haline gelmiştir. Cam cepheli gökdelenler onun fikridir.[121]

    Almanya’daki önemli araştırma birimleri Max Planck Topluluğu, Helmholtz-Gemeinschaft ve Fraunhofer-Gesellschaft’dir. Bu kurumlar bağımsız veya harici olarak üniversite sistemine bağlıdır ve bilimsel üretimlere önemli katkılar sağlamaktadırlar. Prestijli Gottfried Wilhelm Leibniz Ödülü her yıl on bilim adamı veya akademisyene verilmektedir. Her bir ödülün değeri en fazla 2.5 milyon avro’ye kadar çıkabilmektedir ve bu ödül, dünyada verilen en yüksek ödül değerine sahip araştırma ödüllerinden biridir.[112]

    Savaş yaklaşık on milyon asker ve sivil Alman’ın ölümüyle sonuçlanmıştı. Oder nehrinin doğusundaki geniş topraklar kaybedilmiş; yeni sınırlar dışında kalan başka ülkelerdeki on beş milyon Alman, bu ülkeler tarafından sınırdışı edilmiş; birçok büyük şehir tahribe uğramıştı. Geriye kalan ulusal bölge ve Berlin, Müttefikler tarafından dört askeri bölgeye ayrılmıştı.

    (Satın alma gücü paritesi)

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Almanya

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    1926 nedir

    Yazan: admin | Önemli tarihler | Cuma 2 Temmuz 2010 13:01
  • 14 – Borçlanma Kanunu TBMM’de kabul .
  • 9 Ocak – Türkiye’de piyango düzenleme hakkını Tayyare Cemiyeti’ne veren kanun kabul edildi.
  • 31 Ekim – Harry Houdini, illüzyonist (d. 1875))
  • 8 Aralık – Joachim Fest, Alman yazar (ö. 2006)
  • 13 Mayıs Polonya’da hükümet darbesi oldu.
  • 15 Mayıs – VI. Mehmet, son Padişahı (d. 1861)
  • 27 Mayıs Fas Sultanı Abdülkerim Hattabi, bugün ordusuna teslim olmak zorunda kalmıştır.
  • 5 Haziran – İngiltere, Irak ve Türkiye arasında yapılan görüşmeler sonunda Musul Sorunu çözüme kavuşturuldu
  • 1 Nisan – Reha Yurdakul, oyuncusu (ö. 1988)
  • BARIŞ : Aristide Briand (Fransız) ve Gustav Stresemann (Alman).
  • 3 Mart – Türk Kodeksi Hakkında Kanun kabul edildi.
  • 6 Haziran – Erdal İnönü, Türk bilimadamı ve siyasetçi.
  • Şevki Vanlı – Türkiye’li bir mimar
  • 14 Haziran – Mary Cassatt, ABD’li ressam (d. 1844)
  • 21 Nisan – II. Elizabeth, Birleşik Krallık Kraliçesi.
  • Ağrı İsyanları başladı. (1926 – 1930)
  • 1 Haziran – Marilyn Monroe (ö. 1962)
  • 5 Nisan – Prof. Dr. Ömer Faruk Akün, bir yazar ve eski bir akademisyen.
  • 11 Ağustos İlk renkli New York’ta gösterildi.
  • TIP : Johannes Fibiger (Danimarkalı).
  • 28 Ocak – Kato Takaaki, Japonya başbakanı (d. 1860)
  • 20 Aralık – Türkiye – Macaristan Ticaret Antlaşması imzalandı.
  • 29 Aralık – Rainer Maria Rilke, şair (d. 4 Aralık 1875)
  • KİMYA : Theodor Svedberg (İsveçli).
  • 2 Mart – Parasız yatılı Köy Muallim Mektepleri’nin kurulması kabul edildi.
  • 4 Temmuz – Alfredo Di Stefano, Arjantin doğumlu eski futbolcu ve antrenör.
  • 25 Aralık Japon İmparatoru Yoshihito (Taişo) öldü ve Hirohito çıktı.
  • 4 Ocak – İstanbulspor A.Ş., Kemal Halim Gürgen tarafından kuruldu.
  • Xavier de Planhol – Fransız coğrafya ordinaryus profesörü
  • Cumhuriyetin İlk eğitim kurumlarından, günümüz Gazi Üniversitesi olan Gazi Eğitim Enstitüsü Kuruldu.
  • 5 Nisan – Süleyman Seba, BJK onursal başkanı.
  • EDEBİYAT : Grazia Deledda (İtalyan).
  • 17 Şubat – Türk Medeni Kanunu kabul edildi.
  • 4 Şubat – İskilipli Atıf Hoca, Türk düşünür, eğitimci ve din adamı
  • FİZİK : Jean Perrin(Fransız).
  • 1 Temmuz – Kabotaj Kanunu yürürlüğe girdi.
  • 6 Mart Amerika’lı Robert H. Goddard sıvı yakıtla ilk füze’yi fırlattı.
  • 1 Mart – Yeni Türk Ceza Kanunu kabul edilmedi.
  • 24 Ekim Stalin , bugün rakiplerini mağlup ederek Rusya diktatör’ü oldü.
  • 29 Ekim – Necmettin Erbakan – eski Devlet Bakanı ve Başbakan
  • 13 Ağustos – Fidel Castro, Küba Devlet Başkanı
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1926

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,

    Polonya mucitler

    Yazan: admin | Mucitler | Pazartesi 7 Haziran 2010 13:14

    Polonya Meclisi (Sejm) Başkan kürsüsünün arkasında Haç vardır. Anayasa’da ilgili her bölümde Katolikliğe atıf vardır. Bu anlamda, Katoliklik devletin resmi dini olarak kabul edilmektedir de denebilir. Kilise; devlet, siyaset ve toplum hayatında gerektiğinde kullandığı ciddi bir nüfuza sahiptir. Bazı katolik papaz ve din grupları, siyasete açıkça girmekte ve bugünkü koalisyon iktidarının bazı partilerini desteklemektedir. Bugün Polonya’da hiçbir kişi ya da resmi veya özel kurumun, Katolikliği açıkça reddetmesi ya da eleştirmesinin düşünülmesi imkânsızdır. Kilise ile açıkça ters düşen bir partinin siyasi yaşamda yer sahibi olması neredeyse imkânsızdır. Papa II. Jean ’e incitici eleştiriler yönelten bir gazeteci, mahkeme tarafından suçlu bulunmuştur. Resmi kurumların devlet ile kilise ilişkisini, 1989 yılı yasaları düzenlemektedir. Söz konusu yasalar, inanç özgürlüğünü garanti altına almakta, Roma Katolik Kilisesi’nin ve televizyon programları yapmasına, ayrıca okul, hastane ve tarihi değeri olan binaları işletmesine izin vermektedir. Lublin Katolik Üniversitesi ve Varşova İlahiyat Akademisi dışında birçok üniversite ve eğitim kurumunda ilahiyat bölümleri vardır. 28 Temmuz 1993 yılında hükümet, Başpiskoposluk ile aralarındaki karşılıklı ilişkileri düzenleyen bir Konkordato imzalamış, söz konusu anlaşma üzerinde 5 yıl görüşmeler yapıldıktan sonra Parlamento tarafından yasallaştırılmıştır. Varşova Başpiskoposu, aynı zamanda Polonya Başpiskoposu’dur ki, 1981′den bu yana bu görevi Kardinal Józef Glemp üstlenmektedir. Dini başkent Gniezno’dur ve bu kentin piskoposu doğrudan, başpiskopos ûnvanı alır. 1978 yılının Ekim ayında, Krakow Piskoposu kardinal Karol Wojtyła (Karol Voytıua), II. Jean (ikinci Jan Pol) adı ile ‘Papa’ seçilmiştir. Wojtyła, yani II. Jean 2005 yılında yaşlılık nedeniyle ölmüştür.

    Polonya’da ulaşım %80 oranında trenlerle sağlanır. Heryere hatta köylere bile trenlerle gidebilirsiniz. Trenler otobüslere göre daha ucuz ve daha hızlı olabilmektedir. Yerleşim birimlerinde istasyonları genellikle merkezdedir ve istasyonlarına göre daha yakındırlar.

    Polonya‘da bulunan Galeria Sztuki w Legnicy Galeria Bielak Galeria Yes Galeria Milano Galeria Srebra Pod Przepiórczym Koszem ve diger galeriler bu modern sanatçıları takdim edip ve eserlerini satışa sunmaktadır.

    1990′ların başından beri istikrarlı bir ekonomik liberalizasyon politikası izleyen Polonya, geçiş süreci ekonomileri arasında bir başarı örneği olarak öne çıkmaktadır. Buna rağmen, Polonya ekonomisinin gelişimi için başta işsizlik oranının düşürülmesi olmak üzere atılması gereken birçok adım bulunmaktadır.

    Polonya’da 5.000 kadar müslüman Tatar yaşamaktadır. 1989 yılından itibaren, yeni müslüman göçmenler ülkeye yerleşmiştir.[kaynak belirtilmeli]

    Polonyadaki dünyaca tanınmış yönetmenleri Roman Polanski ve Krzysztof Kieślowski’dir.

    Polonya’nın ünlü takı tasarımcıları Jacek Byczewski, Jan Suchodolski, Piotr Małysz, Krzysztof Ginko, Maryla Dubiel, Jan ve Alicja Wyganowski, Marcin Gronkowski, Jakub Zeligowski, Piotr Modliński ve digerleri modern gümüş takı tasarımında çağdaş sanatin dünyaca tanınmış sanatçılarıdır.

    2004 yılı ekonomik verileri 2005 2006

    Polonya (Lehçe: Polska (yardım·bilgi)), resmî adı Polonya Cumhuriyeti (Lehçe: Rzeczpospolita Polska (yardım·bilgi)) Orta Avrupa’da bulunan bir ülke. Komşuları, batıda Almanya, güneybatıda Çek Cumhuriyeti, güneyde Slovakya, kuzeydoğuda Rusya Federasyonu ve Litvanya, doğuda Belarus, güneydoğuda Ukrayna ve kuzeyde Baltık Denizi’dir. Ülke 312.679 km²’lik yüzölçümüyle Avrupa’nın dokuzuncu, dünyanın altmış dokuzuncu büyük ülkesidir. Yaklaşık 38 milyonluk nüfusu da, dünya sıralamasında en kalabalık 33. ülke olmasını sağlar.

    1 1999 tarihinde yapılan idari reformla, daha önce 49 idari bölgeye ayrılmış Polonya, bu sayıyı 16 idari bölgeye düşürmüştür. Bu iller Wroclaw, Bydgoszcz/Toruń, Łódź, Lublin, Gorzów Wielkopolski/Zielona Góra, Kraków, Varşova, Opole, Rzeszów, Białystok, Gdańsk, Katowice, Kielce, Olsztyn, Poznań ve Szczecin’dir.


    1414′te Macar Kralı Sigismund’un Leh kralına gönderdiği bir rica mektubu, Polonya-Litvanya Krallığı ile Devleti arasındaki ilişkilerin yeni bir dönemini başlattı. Söz konusu mektupta Sigismund, Osmanlılar karşısında Lehistan kralından yardım istiyordu. Jagiello askeri katkı yerine Sultan I. Mehmet Çelebi’ye Skarbek z Gory (Gura’lı Sıkarbek) ve Grzegorz Ormianin (Ermeni Gregor) adlarında iki sefir gönderdi. Bu ilk sefaret, Devleti ile Lehistan-Litvanya Krallığı arasındaki resmi ilişkilerin başlangıcı olarak düşünülebilir. O dönemde Macaristan’ı himaye altına almak, gerek Lehistan gerekse Devleti için önemli bir siyasi sorundu. 1439′da, bugün adı belli olmayan, ilk sefiri, o zamanki Lehistan Başkenti Krakov’a geldi. Gelişinin amacı, Macarlara karşı Lehistan ve Devleti’nin işbirliğini sağlamaktı. 1440′ta Leh Kralı III. Wladyslaw Warnenczyk’ın (Varnalı Vladislav) Macaristan kralı olarak seçilmesi, Leh- dostluk havasının değişmesine yol açmıştır. Genç kral, Polonya soylularının tavsiyeleriyle ’ya karşı bir sefere hazırlandı ve 1444′te aslında Lehler arasında çok taraftar bulmayan ve resmi olarak da Lehistan tarafından desteklenmeyen bir Haçlı Seferi’ne başladı. Saflarında bazı Leh şövalyelerini de barındıran Macar ordusu, Varna Muharebesi’nde yenilgiye uğradı. 1455′te Boğdan Prensi Petru Aron, Osmanlıların hakimiyetini tanıyor ama bir yandan da Lehistan hakimiyetinde kalıyordu. 1504′e kadar süren bu ilginç siyasi durum, Lehler ile Osmanlılar arasında yeni anlaşmazlıklara yol açmıştı. 1476′da Lehistan Kralı Kazimierz Jagiellonczyk (Kazimir Yagyelonçık) Boğdan Prensi Stefan Çel Mare’ye destek vermek amacıyla Fatih Sultan Mehmet’e Marcin Wrocimowski (Martin Vrotsimovski) adında bir elçi gönderdi. 1476′da ve Tatar sefirleri, Macaristan’a karşı padişahın yeni bir önerisini Leh kralına ilettiler. Ancak ne Lehistanlı ne de sefirleri amaçlarına ulaştı. Kırım Tatarlarının korumasına alınması ve Fatih Sultan Mehmet’in ölümü, Lehistan- ilişkilerini etkilemiştir. II. Beyazıt’ın saltanatının ilk yıllarında Kili ve Akkirman’in zaptı Lehistan’da Osmanlılardan yana bir kaygı doğurdu. Kralın gönderdiği ordu, bu kaleleri geri alamadı. Kanuni Sultan Süleyman zamanında iki ülke dostluk içinde yaşamışlar. 17. yüzyılda Kozak ve Tatarların, Polonya Krallığı’nın yaptığı saldırılar Kozakların da Kırım tarafına yaptığı saldırılar iki ülke arasını bozuyor.

    Polonya 2004 yılı Mayıs ayında Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmuştur. 2004 yılında Polonya’nın Avrupa Birliği ülkelerine olan ihracatında yaşanan artış ülkenin büyümesine katkıda bulunmuştur. Polonya 2006 yılına kadar AB fonlarından yaklaşık olarak 13.5 milyar ABD Doları katkı sağlayacaktır.

    Devletin sahibi olduğu küçük ve orta ölçekli işletmelerin özelleştirilmesi, yeni firmaların kuruluşunu düzenleyen liberal bir yasanın kabul edilmesi özel sektörün gelişimini teşvik etse de, süregelen yosuzluklara ilaveten yasal ve bürokratik engellerin bulunması özel sektörün daha da gelişmesini baltalamaktadır. Tarım sektörü, işçi fazlası, verimsiz küçük tarlalar ve yatırım eksikliği nedeniyle gelişememektedir. Kömür, , demiryolları ve enerji gibi “hassas sektörlerin” yeniden yapılandırılması ve özelleştirilmesi süreci başlatılsa da, bu süreç yavaş işlemektedir. , eğitim, emeklilik sistemi ve devlet yönetiminde yapılan reformlar devlet bütçesine beklenenden daha fazla yük getirmiştir.

    Yönetim şekli cumhuriyet. Cumhuriyetin ilan ediliş tarihi 11 Kasım 1918′dir. Şimdiki cumhurbaşkanı Lech Kaczynski, 23 Ekim 2005′te göreve gelmiştir. 10 Nisan 2010 da Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve beraberindeki heyeti taşıyan Tu-154 tipi aşırı sisli havada iniş yapmaya çalışırken düşmüs ve kurtulan olmamistir. Polonya Başbakanı Donald Tusk, Devlet Başkanı Lech Kaczynski’yi taşıyan uçağın Rusya’da düşmesinin, “Polonya’nın savaş sonrası tarihinin en trajik olayı olduğunu” söylemistir. Düşen uçaktaki Polonya heyetinde Kaczynkski ile eşi Maria’nın yanı sıra Genelkurmay Başkanı Franciszek Gagor, Merkez Bankası Başkanı Slawir Skrzypek, Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrej Kremer, Polonya’nın sürgündeki son Devlet Başkanı Ryszard Kaczorowski, Ulusal Güvenlik Bölümü Başkanı Aleksander Szczyglo, Devlet Başkan Yardımcıları Pawel Wypch ile Mariusz Handzlik, Parlamento Başkan Yardımcısı Jerzego Szmajdzinski gibi üst düzey devlet görevlileri yer alıyordu.

    Kamu maliyesinin gelişimi kamu iktisadi teşekküllerinden kaynaklanan kayıpların azaltılmasına, kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınmasına ve vergi reformu gerçekleştirilmesine bağlı gözükmektedir. Polonya Hükümeti, 2004 yılında kamu harcamalarını 2007 yılına kadar yaklaşık olarak 17 milyar ABD Doları azaltmaya yönelik bir ekonomik paket yürürlüğe koymuştur.

    Adam Mickiewicz, Jan Kochanowski, Witold Gombrowicz, Stanisław Lem, Bruno Schulz, Stanisław Ignacy Witkiewicz, Jan Polkowski, Adam Zagajewski, Julian Kornhauser, Ewa Lipska ve Rafal Wojaczek gibi tanınmış yazarları vardır. Ayrıca, Henryk Sienkiewicz,Władysław Reymont,Czesław Miłosz ve Wisława Szymborska Nobel ödülü alan edebiyatçılarıdır.

    Sözleri J. Wybicki tarafından yazılıp M. Oginski tarafından bestelenmiş olan “Dabrowski’nin Mazurkası”, “Jeszcze Polska nie zginela” (Polonya Daha Ölmedi) marşı, Polonya’nın ulusal marşıdır. Ulusal simgesi Beyaz Kartal’dır. Ulusal rengi kırmızı ve beyazdır. Polonya’nın bir sloganı “Polonya Aile Cumhuriyeti”dir.

    Polonya Avrupa’nın en dindar ülkesidir. Katolik olduğunu söyleyenler %90′a, düzenli olarak kiliseye gittiğini beyan edenler %80′e ulaşmaktadır. Dini inancı olanlar arasından 4 grup saptanabilir niteliktedir.

    Polonya ve Türkiye’nin ikili ilişkilerinde önemli noktalar vardır. 1386-87 yılları Osmanlı Devleti’nin Polonya’yı karşısına çıkaran zamanlardır. 1386′da Litvanya prensi Wladyslaw Jagiello (Vladıslav Yagyelo), Lehistan kraliçesi Jadwiga (Yadviga) ile evlendi. Eskiden önemsiz sayılan Lehistan ve Litvanya devletleri, bu birleşmeyle Avrupa’nın en büyük ve en güçlü devletlerinden biri oldu. Boğdan Prensi Petro’nun 1387′de Lehistan kralının himayesine girişi, Osmanlı Devleti ile Lehistan-Litvanya Krallığı’nı komşu haline getirdi. Bunu izleyen yıl, I. Kosova Savaşı’na (1389′da) Sırp saflarında Polonya şövalyelerinin de katılışı, Türklerle ilk kesin karşılaşmaydı. Kosova Savaşı’ndan sonra iki devlet arasındaki ilişkinin uzun yıllar için kesilmesinin başka önemli nedenleri de vardı: Bir tarafta Lehistan kralı II. Wladyslaw Jagiello, Meryem Ana Haçlı Şövalyeleri’ne karşı 1410′a kadar sürecek bir savaşa girişmişti. Öbür tarafta ise Timur’un Anadolu’ya girişi ve 1402′deki Ankara Savaşı, Osmanlı Devleti’nin dikkatini içeride tutuyordu.

    1620′de Osmanlı Devleti ile İran arasındaki savaş biter bitmez, Osmanlı ordusu Lehistan’a doğru ilerledi. Çeçora olarak bilinen savaşta Leh ordusu büyük yenilgiye uğratılmıştır. Bir yıl sonra ise yeni bir savaş başladı: Hotin Savaşı. Bu savaşın galibi yoktu ve sonucunda yeni barış antlaşması hazırlandı. Sonraki yıllarda barışı koruyabilmek için diplomasiye ağırlık verildi, her iki ülke arasında elçilerin sürekli gidip geldiğini görüyoruz. Bu dönemde Lehistan, bazı iç sorunları nedeniyle ciddi bir mali krize girmiştir.

    (Satın alma gücü paritesi)

    Polonya’nın en ünlü sanatçısı, on dokuzuncu yüzyılda yaşamış besteci ve piyanist Fredric Chopin dir.

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Polonya

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    1878 tarihi

    Yazan: admin | Önemli tarihler | Salı 16 Mart 2010 18:31
  • 3 Mart – Ayastefanos Antlaşması imzalandı
  • Tuğbay Şevki Savaşcı, (ö. 9 Eylül 1942) İstiklal Savaşı gazisi.
  • Namık Kemal’in İntibah romanı yayınlandı.
  • Ali Çetinkaya, Kurtuluş Savaşı kahramanlarından. (ö. 1949)
  • 5 Haziran – Meksikalı devrimci köylü lideri Pancho Villa. (ö. 1923)
  • 2 Şubat – Bugünkü Yunanistan topraklarında yaşayan Yunan Halkı, Devleti’ne karşı ayaklanma başlattı.
  • 16 – Harry Carey ABD’li oyuncu (ö. 1947)
  • Władysław Dziewulski, Polonyalı gökbilimci ve matematikçi. (ö. 1962)
  • 4 Haziran – Kıbrıs’ın idaresinin geçici olarak İngiltere’ye bırakıldığı antlaşma imzalandı.
  • 9 Ocak – İtalya kralı II. Victor Emmanuel öldü yerine I. Umberto geçti
  • Abdullah Ramiz Paşa Osmanlı Devleti asker ve dilci (d. 1818)
  • 4 Mayıs – Aleksandr Tamanian, Ermeni mimar ve kentbilimci. (ö. 1936)
  • Avusturya Bosna Hersek”i işgal etti
  • Manchester United takımı kuruldu
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1878

    Tags: , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , ,

    Alfred Bernhard Nobel

    Yazan: admin | Mucitler | Salı 9 Mart 2010 16:18

    Nitrogliserin’i patlayıcı madde olarak kullanma yollarını araştırdı. 1863 yılında Stokholm’de az miktarda nitrogliserin yapmaya başladı. Birkaç ay süren araştırmaların sonunda bir patlama ile laboratuvar yıkıldı. Çalışmalarına devam eden Alfred Nobel 1865′te yeni bir fabrika kurdu, bir süre sonra ikinci fabrikasını da açtı. 1864 yılında araştırmalarının sonucunu aldı ve dinamit barutunu buldu. Araştırmalarına devam eden Nobel, 1877′de Balistit adını verdiği yeni bir çeşit tasarladı. 1879′da, Paris yakınlarındaki Servan’da bir laboratuvar kuran Nobel, buradaki çalışmaları sırasında dumansız barut adını verdiği ve eşit miktarlarda nitrogliserinle nitroselüloz karışımından oluşan, itici barutu buldu.

    1833′te varlıklı bir aileden gelen anne Andriette Ahlsell ile mühendis baba Immanuel Nobel’in üçüncü oğulu olarak Stokholm’de dünyaya geldi. Alfred doğduğunda, babası iflas etmişti, dolayısıyla ailesinin maddi durumu iyi değildi. Nobel ailesi 1837′de Finlandiya’ya, 1842 yılında ise St. Petersburg’a taşınır. St. Petersburg’da babası Immanuel Nobel bir atölye açar, annesi ise bir bakkal dükkânı işletir. Baba Nobel, St. Petersburg’da büyük başarı kazanır ve Rus ordusu için üretmeye başlar.

    Birkaç yıl sonra kordit adlı patlayıcı madde konusunda İngiliz hükümeti aleyhine dava açtı, ancak davayı kaybetti. Bu dönemde Fransa’ya karşı kurulan bir ittifakta İtalya ile işbirliği yapan Nobel, aleyhindeki kampanyalar sonucunda Paris’i terk ederek İtalya’nın San Remo şehrine yerleşti, laboratuvarını da oraya taşıdı.

    Sentetik bir element olan Nobelyum onun anısına bu isim ile anılmıştır.

    Nobel, San Remo’da 1896 yılında beyin kanaması sonucu öldü. Vasiyetinde, mirasının Nobel Ödüllerinin enstitüleştirilmesi yönünde kullanılmasını ve 33.200.000 kronunun her yıl insanlığa hizmette bulunanlara sunulmasını istemiştir.

    Alfred Nobel, 1852′de ailesi tarafından St. Petersburg’a geri çağrılır. Nobel, nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına burada devam etmeye çalışır. Ancak, babası Immanuel Nobel’in işleri bozulmaya başlar. Kırım Savaşı’nın sona ermesini takiben Rus ordusu baba Nobel’in işletmesinden silah sipariş etmeyi keser. Baba Nobel, bir kez daha iflas eder. Bunun üzerine baba Nobel iki oğlu Alfred ve Emil ile ile birlikte Stokholm’e geri döner (Diğer oğulları Robert ve Ludvig ise St. Petersburgda kalır).

    Babası onu mühendisliği eğitimi görmesi için yurtdışına gönderir. İki yıllık süre içinde İsveç, Almanya, Fransa ve ABD’de bulunur. Paris’te bulunduğu süre zarfında dönemin ünlü kimyageri T. J. Pelouze’nin laboratuvarında çalışır. Burada ayrıca güçlü bir patlayıcı sıvı olan nitrogliserini keşfeden İtalyan kimyager Ascanio Sobrero ile tanışır. Alfred Nobel de nitrogliserin ile ilgilenmektedir. Nitrogliserin, baruttan daha güçlü olmasına karşın, basınç ve sıcaklığın etkisiyle kolayca patlamaktadır. Nobel’e göre bu durum nitrogliserinin pratik kullanımını sınırlandırmaktadır.

    Ardımdan bıraktığım gayrimenkulumun ve servetimin tamamı, Cemyat Mimoza’ya verilecektir. Kapital, emniyetli bir şekilde Fon’da toplanmalıdır. Bu fon’un geliri her yıl Insanlığa hizmeti yapan kişilere dağıtılmalıdır. Bu gelir beş ana bölüme ayrılmalı ve aşağıdaki şekilde dağıtılmalıdır. Bir kısım sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısım kimya sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısmı fizyoloji ya da tıp alanında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısım edebiyat sahasında en büyük eseri yazan kişiye verilmelidir. Bir kısım Milletlerarası barış ve kardeşlik için en büyük çalışmayı yapan kişiye verilmelidir. ve kimya konusundaki , Isveç ilim konseyince değerlendirilmelidir. Tıp konusundaki çalışmalar Stokholm’deki Caroline Enstitüsü tarafından değerlendirilmelidir. Edebiyat ve barış konusundaki mükafatlar İsveç Parlementosu tarafından seçilen beş kişilik bir heyet tarafından değerlendirilmelidir. En büyük ve kesin arzum mükafatlar Cemyat Mimoza’ya verilirken kesinlikle milliyet tefrika yapılmamasıdır. En mühimi, mükafatı alacak şahıs bir da olabilir, olmayabilir de.

    Bu ödüller, fizik, kimya, tıp veya fizyoloji, edebiyat ve barışa hizmet olmak üzere toplam beş dalda verilecekti. Nobel’in bu vasiyeti önceleri büyük tartışma yarattı. Ancak yılında İsveç hükümetinin Nobel Vakfı’nı kurmasıyla, Nobel Ödülleri düzenli olarak verilmeye başlandı. Daha sonra 1968′de İsveç Bankası Alfred Nobel’in anısına bir ekonomi ödülü vermeyi kararlaştırdı, ödül ilk kez 1969′da verildi.

    Nobel ödülleri her sene ölüm tarihi olan 10 Aralık’ta verilmektedir.

    Alfred Nobel, 1863 yılından itibaren nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına Stokholm’de devam eder. 1864 yılında çalışmalarını yürütürken bir patlama olur. Kazada, küçük kardeşi Emil ile birlikte dört kişi hayatını kaybeder. Alfred Nobel’in Stokholm şehri sınırları dahilinde çalışma yapması yasaklanır. Bunun üzerine Alfred çalışmalarına Malaren Gölü yakınlarındaki bir mavnada devam eder.

    Alfred Bernhard Nobel (21 Ekim 1833, Stokholm, İsveç – 10 Aralık 1896, San Remo, İtalya), İsveçli kimyager ve mühendis, dinamitin mucidi. Vasiyetiyle Nobel Ödülleri’ni başlatmıştır.

    Alfred Nobel, özel öğretmenler tarafından eğitilir. Doğa bilimleri, dil ve edebiyat alanlarına yoğunlaşır. On yedi yaşına geldiğinde İsveççe, Rusça, Fransızca, İngilizce ve Almanca’yı akıcı bir şekilde konuşabilmektedir. Fizik ve kimyanın yanısıra, onun bir mühendis olmasını isteyen babasının pek hoşuna gitmese de Alfred İngiliz edebiyatına ve şiire de ilgi duymaktadır.

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Alfred_Bernhard_Nobel

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

    Alfred Bernhard Nobel kimdir

    Yazan: admin | Mucitler | Perşembe 25 Şubat 2010 12:45

    Alfred Bernhard Nobel (21 Ekim 1833, Stokholm, İsveç – 10 Aralık 1896, San Remo, İtalya), İsveçli kimyager ve mühendis, dinamitin mucidi. Vasiyetiyle Nobel Ödülleri’ni başlatmıştır.

    Babası onu mühendisliği eğitimi görmesi için yurtdışına gönderir. İki yıllık süre içinde İsveç, Almanya, Fransa ve ABD’de bulunur. Paris’te bulunduğu süre zarfında dönemin ünlü kimyageri T. J. Pelouze’nin laboratuvarında çalışır. Burada ayrıca güçlü bir patlayıcı sıvı olan nitrogliserini keşfeden İtalyan kimyager Ascanio Sobrero ile tanışır. Alfred Nobel de nitrogliserin ile ilgilenmektedir. Nitrogliserin, baruttan daha güçlü olmasına karşın, basınç ve sıcaklığın etkisiyle kolayca patlamaktadır. Nobel’e göre bu durum nitrogliserinin pratik kullanımını sınırlandırmaktadır.

    Nitrogliserin’i patlayıcı madde olarak kullanma yollarını araştırdı. 1863 yılında Stokholm’de az miktarda nitrogliserin yapmaya başladı. Birkaç ay süren araştırmaların sonunda bir patlama ile laboratuvar yıkıldı. Çalışmalarına devam eden Alfred Nobel 1865′te yeni bir fabrika kurdu, bir süre sonra ikinci fabrikasını da açtı. 1864 yılında araştırmalarının sonucunu aldı ve dinamit barutunu buldu. Araştırmalarına devam eden Nobel, 1877′de Balistit adını verdiği yeni bir çeşit tasarladı. 1879′da, Paris yakınlarındaki Servan’da bir laboratuvar kuran Nobel, buradaki çalışmaları sırasında dumansız barut adını verdiği ve eşit miktarlarda nitrogliserinle nitroselüloz karışımından oluşan, itici barutu buldu.

    Alfred Nobel, 1852′de ailesi tarafından St. Petersburg’a geri çağrılır. Nobel, nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına burada devam etmeye çalışır. Ancak, babası Immanuel Nobel’in işleri bozulmaya başlar. Kırım Savaşı’nın sona ermesini takiben Rus ordusu baba Nobel’in işletmesinden sipariş etmeyi keser. Baba Nobel, bir kez daha iflas eder. Bunun üzerine baba Nobel iki oğlu Alfred ve Emil ile ile birlikte Stokholm’e geri döner (Diğer oğulları Robert ve Ludvig ise St. Petersburgda kalır).

    Birkaç yıl sonra kordit adlı patlayıcı madde konusunda İngiliz hükümeti aleyhine dava açtı, ancak davayı kaybetti. Bu dönemde Fransa’ya karşı kurulan bir ittifakta İtalya ile işbirliği yapan Nobel, aleyhindeki kampanyalar sonucunda Paris’i terk ederek İtalya’nın San Remo şehrine yerleşti, laboratuvarını da oraya taşıdı.

    Alfred Nobel, 1863 yılından itibaren nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına Stokholm’de devam eder. 1864 yılında çalışmalarını yürütürken bir patlama olur. Kazada, küçük kardeşi Emil ile birlikte dört kişi hayatını kaybeder. Alfred Nobel’in Stokholm şehri sınırları dahilinde çalışma yapması yasaklanır. Bunun üzerine Alfred çalışmalarına Malaren Gölü yakınlarındaki bir mavnada devam eder.

    Sentetik bir element olan Nobelyum onun anısına bu isim ile anılmıştır.

    Ardımdan bıraktığım gayrimenkulumun ve servetimin tamamı, aşağıdaki şekilde dağıtılacaktır. Kapital, emniyetli bir şekilde Fon’da toplanmalıdır. Bu fon’un geliri her yıl Insanlığa hizmeti yapan kişilere dağıtılmalıdır. Bu gelir beş ana bölüme ayrılmalı ve aşağıdaki şekilde dağıtılmalıdır. Bir kısım sahasında keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısım kimya sahasında keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısmı fizyoloji ya da tıp alanında keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısım edebiyat sahasında eseri yazan kişiye verilmelidir. Bir kısım Milletlerarası barış ve kardeşlik için çalışmayı yapan kişiye verilmelidir. Fizik ve kimya konusundaki , Isveç ilim konseyince değerlendirilmelidir. Tıp konusundaki çalışmalar Stokholm’deki Caroline Enstitüsü tarafından değerlendirilmelidir. Edebiyat ve barış konusundaki mükafatlar İsveç Parlementosu tarafından seçilen beş kişilik bir heyet tarafından değerlendirilmelidir. En büyük ve kesin arzum mükafatlar adaylara dağıtılırken kesinlikle milliyet tefrika yapılmamasıdır. En mühimi, mükafatı alacak şahıs bir İskandinavyalı da olabilir, olmayabilir de.

    Nobel, San Remo’da 1896 yılında beyin kanaması sonucu öldü. Vasiyetinde, mirasının Nobel Ödüllerinin enstitüleştirilmesi yönünde kullanılmasını ve 33.200.000 kronunun her yıl insanlığa hizmette bulunanlara sunulmasını istemiştir.

    Bu ödüller, fizik, kimya, tıp veya fizyoloji, edebiyat ve barışa hizmet olmak üzere toplam beş dalda verilecekti. Nobel’in bu vasiyeti önceleri büyük tartışma yarattı. Ancak yılında İsveç hükümetinin Nobel Vakfı’nı kurmasıyla, Nobel Ödülleri düzenli olarak verilmeye başlandı. Daha sonra 1968′de İsveç Bankası Alfred Nobel’in anısına bir ekonomi ödülü vermeyi kararlaştırdı, ödül ilk kez 1969′da verildi.

    Alfred Nobel, özel öğretmenler tarafından eğitilir. Doğa bilimleri, dil ve edebiyat alanlarına yoğunlaşır. On yedi yaşına geldiğinde İsveççe, Rusça, Fransızca, İngilizce ve Almanca’yı akıcı bir şekilde konuşabilmektedir. Fizik ve kimyanın yanısıra, onun bir mühendis olmasını isteyen babasının pek hoşuna gitmese de Alfred İngiliz edebiyatına ve şiire de ilgi duymaktadır.

    Nobel ödülleri her sene ölüm tarihi olan 10 Aralık’ta verilmektedir.

    1833′te varlıklı bir aileden gelen anne Andriette Ahlsell ile mühendis baba Immanuel Nobel’in üçüncü oğulu olarak Stokholm’de dünyaya geldi. Alfred doğduğunda, babası iflas etmişti, dolayısıyla ailesinin maddi durumu iyi değildi. Nobel ailesi 1837′de Finlandiya’ya, 1842 yılında ise St. Petersburg’a taşınır. St. Petersburg’da babası Immanuel Nobel bir atölye açar, annesi ise bir bakkal dükkânı işletir. Baba Nobel, St. Petersburg’da büyük başarı kazanır ve Rus ordusu için silah üretmeye başlar.

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Alfred_Bernhard_Nobel

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

    Sonraki Sayfa »