Albert Einstein kimdir

Yazan: admin | Mucitler | Çarşamba 9 Haziran 2010 15:12

20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenen Albert Einstein, Görelilik kuramını (diğer adları ile İzafiyet Teorisi ya da Rölativite Kuramı) geliştirmiş, kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar sağlamıştır. Kuramsal fiziğine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiği açıklamadan dolayı 1921 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür. (Nobel Ödülü’nün ve Nobel Komitesi’nin o zamanki ilkeleri doğrultusunda, bugün en önemli katkısı olarak nitelendirilen Görelilik kuramı fazla kuramsal bulunmuş ve ödülde açıkça söz konusu edilmemiştir.)

Lise öğrenimini 1894′te İsviçre’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi.

Albert Einstein (14 Mart 1879 – 18 Nisan 1955) , Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi.

VikiSöz‘de Albert Einstein ile ilgili özlü sözler bulunmaktadır.

Üvey kızı Margot Einstein, bilim adamının kişisel mektuplarını özenle herkesten saklamış ve kendisinin ölümunden 20 yıl sonra daha saklı kalmasını vasiyet etmisti. Günümüzde Princeton Üniversitesi tarafından basılan bu mektuplar bilim adamının gizli kalmış özel yaşamı hakkında ilginç bilgiler sunmaktaydı.

Einstein 1879 yılında Güney Almanya ’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda bu korkularının gereksizliği anlaşılacaktı. Giderek meraklı, hayal gücü zengin bir çocuk olarak büyüyordu.

Commons‘da Albert Einstein ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

1955′te hayata gözlerini yumana kadar bilim dünyasına çok şey kattı. 1916′da yayımladığı “Genel Görelilik Kuramı“, 1921′de “fotoelektrik etki ve kuramsal fizik” alanında çalışmalarıyla aldığı Nobel Fizik Ödülü, dahinin en önemli başarılarından sadece ikisi ya bilinmeyen dünyası… Bern’de federal patent dairesinde görev aldı. Bu görevden arta kalan zamanlarda çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan problemler üzerinde düşünme fırsatı buldu. Önce atomun yapısı ve Max Planck’ın kuantum teorisi ile ilgilendi. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdu vedeğerini hesaplayarak teorisini test etti. Kuantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisi oldu ve bunu ışıma enerj Avogadro sayısının isine uyguladı. Bu da onun, ışık tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını ve fotoelektrik olayını açıklayabilmesini sağladı.

Paris’te College de France’ta ders verdi; burdan Belçika’ya oradan da İngiltere’ye geçti. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study’de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçti.

Küçük oğlu Eduard akıl hastalığı nedeni ile Zürih yakınlarında bir bakım evinde hayatını geçirmiş; büyük oğlu Hans, babası ve annesinin karşılaştığı Zürih Polytecnic’te mühendislik okumuş ve daha sonra University of California, Berkley’de profesörlük yapmıştır. 1955′de Princeton’da ölmüştür; oğlu Hans yanında bulunmuştur.

VikiKaynak‘ta Albert Einstein ile ilgili belge kayıtları bulunmaktadır.

Einstein’ın fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi.

Bu teori üç bölüme ayrılır:

1901: Röntgen | 1902: Lorentz | 1903: Becquerel, Curie & Curie | 1904: Rayleigh | 1905: Lenard | 1906: Thomson | 1907: Michelson | 1908: Lippmann | 1909: Marconi, Braun | 1910: Waals | 1911: Wien | 1912: Dalén | 1913: Kamerlingh-Onnes | 1914: Laue | 1915: Bragg & Bragg | 1916: ödül verilmedi | 1917: Barkla | 1918: Planck | 1919: Stark | 1920: Guillaume | 1921: Einstein | 1922: Bohr | 1923: Millikan | 1924: Siegbahn | 1925: Franck, Hertz

Okulu hiçbir zaman sevemedi. Gerçekten de, genç Einstein’ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri, kendisinin de sonradan belirttiği gibi, okulda değil başka yerlerde atılmıştı: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklid geometrisi.Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!”

Yabancı ülkelere birçok gezi yapmakla birlikte 1933′e kadar Berlin’de yaşadı. Almanya’da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya’dan ayrıldı.

Einstein, Sırp asıllı Mileva Maric adlı bir fizik öğrencisi ile evlendi. Mileva, Einstein’nın 1905′te çıkardığı araştırmanın matematik hesaplarında yardımcı olmuştur.

1905 yılında “Annalen der Physik” dergisinde bu çalışmalarını açıklayan iki yazısından başka, üçüncü bir yazısı daha çıktı ve bu yazıda görecelik teorisinin temelini attı. Teorileri sert tartışmalara yol açtı. 1909′da Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Prag’da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü’nde profesör oldu. 1913′de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsü’nde ders verdi ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildi. Bir bilim adamı olarak 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldı. İlk eşinden Hans ve Eduard isminde iki erkek çocuk sahibi olan bilim adamını 1914 yılında eşi terk etti. 1. Dünya Savaşı nedeniyle yiyecek kıtlığı sırasında mide ağrıları çeken bilim adamına kuzeni Elsa bakmış ve ikinci defa kuzeni Elsa ile evlenmiştir.

İlk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar. Einstein atom ile ilgili olarak: “Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar.” demiştir. Ayrıca birçok kişinin ilgisini çeken “Neden Sosyalizm?” adlı yazısı Monthly Review adlı aylık dergisinin, ilk sayısının, ilk yazısıdır.

Birçok özlü inceleme yazısı yayımladı ve bunlarda teorilerini geliştirdi. 1921′de Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı.

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Albert_Einstein

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

manyetik alan

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 22 Şubat 2010 14:50

Mıknatıssal veya manyetik alan, bir mıknatısın mıknatıssal özelliklerini gösterebildiği alandır. Mıknatısın çevresinde oluşan çizgilere de, mıknatısın o bölgede oluşturduğu manyetik alan çizgileri denir. Manyetik alan çizgilerinin yönü Kuzeyden (K) Güneye doğrudur.Yerin manyetik alanı, dünyanın sıvı dış çekirdeğindeki konveksiyon akımları ile oluşur. Dış çekirdekteki konveksiyon hareketleri, zaman içinde manyetik alanı oluşturur. Bu konveksiyon hareketlerinin dünyanın oluşumundan beri meydana geldiği düşünülmektedir. Yeryüzü çekirdeğinin içi katı , dışı sıvı demir termal hareketlerle kendi manyetik alanlarını oluşturur. Atomların yeterli bir güçle ve düzenli bir şekilde yer değiştirmesi ve yönlendirmesi kalıcı mıknatıslanmaya neden olduğundan dünyanın kabuğunda kalıcı mıknatıslanma yaratır. Dünyayı, etrafı manyetik alanla çevrelenmiş büyük küresel bir mıknatıs gibi düşünebiliriz.Manyetik alanın ortamdan geçişi ==Düzgün B manyetik alanına konulmuş bir yüzeyde N ile gösterilen ve yüzeye dik gelen vektör yüzeyin normalidir. B vektörü mıknatıssal alanın yönünü gösterir.Birim yüzeyden geçen manyetik alan çizgileri sayısının ölçüsüne manyetik akı denir.Sağ el kuralı olarak adlandırılan yöntem, çeşitli mıknatıslarda ve içinden akım geçen tel çubuklarda akımın, kuvvetin ve manyetik alanın yönünü bulmamıza yardımcı olur.Michael Faraday, araştırmaları neticesinde maddelerin, manyetik alana tepki verdiğini ve bu tepki sonucunda etkileşimin olduğunu ortaya koydu. Verdikleri tepkiye göre maddeleri üç grupta toplanabildiğini gösterdi;
Dünya manyetik alanı, kuzey ve güney kutupları olan, merkezde yerleşmiş bir dipol mıknatıs çubuk olarak ta tanımlanır. Dünyanın dönüş ekseni ile dipolün ekseni arasında yaklaşık olarak 11 derece fark vardır. Bu kuzey ve güney coğrafi kutuplarla, manyetik kutupların üst üste gelmediğini gösterir. Herhangi bir noktadaki yer mıknatıssal alanı, ölçülen bileşen ve yön ile belirtilir. Yerin içindeki dev mıknatıs Coğrafi kuzey-güney doğrultusuyla yaklaşık 11-15 derece lik bir açı yapacak şekilde konumlandığından pusulanın gösterdiği yön tam olarak coğrafi kuzey yönü olmayıp 11-15 derece arasında sapma yapar.Bir mıknatısta:Yanda verilen şekilin manyetik akısını bulmak için:Em.akı= B.Alevhanın alanı.cosa formulü kullanılır.>
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Manyetik_alan

Tags: , , , , , ,

Etiketler:, , , , , ,

pusulanın icadı

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 8 Şubat 2010 01:20

Pusula, yön gösteren, kerteriz alıp mevki bulmaya yardım eden mıknatıslı veya cayro ile çalışan seyir aletidir. İtalyanca Bussola kelimesinden Türkçeye girmiştir.Kırmızı kolu kuzeyi gösterir.

Isın sülâlesi zamanında (265-419), Çinlilerin kendilerine mal ettikleri bu icadın gerçek mucitleri Normanlardır. Normanlar bu icadı MS 100 yılında bulmuşlardır . Normanlar 874′te İzlanda’yı fethetmişler, 932′de Grönland’ı keşfetmişler ve 1000 yılında; yani Kolomb’dan beş yüzyıl önce, Amerika’ya ayak basmışlardı.

Fransa’da pusuladan ilk olarak 1200′de söz edilmeye başlandı. Bunu, 1207′de İngiltere ve 1213′te İzlanda izledi. O zamanlar pusulanın ilkel bir yapısı vardı. İlk önemli gelişmeyi gerçekleştiren Pierre de Maricourt oldu (1269). İğneyi bir mile geçirdikten sonra, bunu bir yanı saydam ve derecelenmiş bir kutunun içine yerleştirdi. Mıknatıslı pusula, yerin mıknatıssal alanı ile çalışarak yön gösterir.

Pusula yönleri nasıl doğru gösterir??

Pusulanın en önemli parçası manyetik bir iğnedir. Bu iğne serbestçe hareket edebilecek şekilde pusula gövdesine monte edilmiştir. İğne serbest kaldığında her zaman aynı yönü gösterir. Bunun nedeni yeryüzünde iğneyi çeken bir gücün olmasıdır. Yeryüzü bir ucu kuzeyde, diğer ucu güneyde olan devasa bir mıknatıs gibidir. Dünyanın manyetikliği pusula iğnesinin manyetik kuzeye doğru dönmesine neden olur.

Doğada kullanılan modern pusulaların çeşitleri standart plaka (a), aynalı (b), askeri (d) ve kutu(prismatik) (c) olarak sıralanabilir. Askeri tip ve kutu pusulalar doğa sporcusunun ihtiyaç duymadığı kadar hassas ölçüm yapabilirler, bu sebeple kullanımları biraz daha karmaşıktır. Çoğu kişinin ihtiyacı standart ya da aynalı pusulalardır. Orienteering yapmak için ise en kullanışlı model parmak pusulalardır (e). Haritaya takılan ataç pusulalar (f) temel oryantiring için uygundur; tek başına veya yedek olarak taşınabilir

Mıknatıs ile çalışan pusulalarda sapmalar olabilir bunlar iki bölüme ayrılır:

Mavi Deniz, Silva, Suunto, Recta ve Brunton

Bilgiler o-tr ve offshop internet sitelerinden alınmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Pusula

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,

William Gilbert

Yazan: admin | Kategorilenmemiş | Pazartesi 8 Şubat 2010 01:20

William Gilbert (ya da William Gylberde) (d. 24 Mayıs 1544, Colchester (Essex, İngiltere) – ö. 10 Aralık 1603 Londra veya Colchester) İngiliz hekim ve fizikçi.Kraliçe I. Elizabeth’in özel doktoru; 1600 yılında “De magnete, magnetisque corporibus, et de magno magnete tellure”yı yazdı ve yermanyetizmasının yerin içinden kaynaklandığını gösterdi. Gilbert bu kitabında, dünyanın küresel bir mıknatıs olduğunu ve pusulanın ibresinin dünyanın magnetik kutbunu gösterdiğini ortaya koyarak jeomagnetizma teorisine çok büyük bir katkıda bulundu. Pusula ibresinin, kuzey – güney doğrultusunun yanı sıra düşey yönde sapma gösterdiğini ilk kez söyleyen de Gilbert olmuştur.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/William_Gilbert

Tags: , , , ,

Etiketler:, , , ,

Galileo Galilei

Yazan: admin | Mucitler | Pazartesi 8 Şubat 2010 01:20

Başlığın diğer anlamları için Galileo Galilei (anlam ayrımı) sayfasına bakınız.

Galileo Galilei (15 Şubat 1564[1] – 8 Ocak 1642)[2] bir İtalyan fizikçi, matematikçi, gökbilimci ve filozofu olup, Bilimsel devrim’de büyük bir rol oynamıştır. Galileo, “modern gözlemsel astronominin babası,”[3] the “modern fiziğin babası,”[4] “bilimin babası,”[4] ve “modern bilimin babası” olarak adlandırılmaktadır[5] Stephen Hawking, “Galileo, belki diğer insanlardan modern bilimin doğuşundan sorumlu olduğu için daha fazla bir kişiydi.” der[6]

Sarkacın, yüzen cisimlerin ve hareketin Aristo fiziğinden farklı bir düşünceyle matematiksel olarak ele alınması gerektiğine inanan Galileo, Pisa Kulesi’nden ağırlık düşürerek Aristo’nun yanlışlığını açıkça gösterdi. Yani bütün şartlar eşit olduğu takdirde, bir cismin düşüş hızı, ağırlığından bağımsızdır. Bu davranışı yaşlı profesörlerle anlaşmazlığa düşmesine sebep oldu. 1592′de Pisa’yı terk ederek, Padova Üniversitesi de bir bölüm olan matematik kürsüsüne geldi.

1597′de pratikte çok faydası olan pusulayı ticari olarak piyasaya arz etti. 1600 senesinden hemen sonra ilkel bir termometre, insan kalp atışının ölçümünde kullanılmak üzere bir sarkaç ve 1604′te serbest düşüşün matematik kanunlarını keşfetti. Ancak düzgün ivmeli hareket kavramı hatalıydı. 1609′da Hollanda’da teleskopun bulunduğunu işitti. Ve kendisi daha ileri bir alet yaparak bunu astronomi gözlemlerinde kullandı. 1610′da Aydaki dağlar, yıldız kümeleri ve Samanyolu üzerine ilk tespitlerini yayınladı. Bu arada Jüpiter’in dört uydusunun varlığını bildirdi. Bu kitabı çok ilgi uyandırdı ve Floransa’da saray matematikçisi olmasını sağladı. Hemen sonra Venüs gezegeninin evreleri ve Satürn’ün şekli hakkında bilgi verirken, astronomideki Ptolemy (Batlamyus) sistemini tartıştı.

1611′de Roma’ya gitti ve oradaki Bilim Akademisi’ne üye seçildi. Floransa’ya dönüşünde hidrostatik üzerine pek çok profesörün itirazına sebep olan kitabı ile 1613′te güneş lekeleri üzerine yazdığı eserini yayınladı. Bu eserinde Kopernik sistemini açık bir şekilde müdafaa etti. Bundan dolayı papazların ağır hücumuna uğradı. 1615′te bizzat Roma’ya giderek iddiasını müdafaa etti. Ancak 1616′da Papa Beşinci Paul tarafından kitaplarını tetkik için bir komisyon kuruldu. Bu komisyon Galileo’nun kitaplarını yasaklamadı. Sadece Dünya’nın döndüğü iddiasından vazgeçmesini istedi.

Galileo, bir müddet bilimin pratik yönüne döndü, mikroskobu geliştirdi. Ancak 1618′de üç kuyruklu yıldızın görülmesiyle kiliseyle münakaşaya girdi. Arkadaşının Sekizinci Urban olarak Papa seçilmesinden cesaret alarak yazdığı “İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar” adlı eserini 1632′de yayınladı. Ancak kitabı daha önce yapılan uyarılarla çeliştiği söylentilerine rağmen Roma’da mahkemeye çağrıldı. 1633′te bu kitap yasaklandı ve Kutsal Engizisyon’ca müebbet hapse mahkum edildi. Cezası kendi evinde göz hapsine çevrildi. Yetmiş yaşında hapsedilen Galileo kör oldu ve 1642 yılında hayatını kaybetti.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Galileo_Galilei

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Albert Einstein

Yazan: admin | Mucitler | Pazartesi 15 Aralık 2008 20:48

Albert Einstein (14 Mart 1879 – 18 Nisan 1955) , Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi.

20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenen Albert Einstein, Görelilik kuramını (diğer adları ile İzafiyet Teorisi ya da Rölativite Kuramı) geliştirmiş, kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar sağlamıştır. Kuramsal fiziğine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiği açıklamadan dolayı 1921 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür. (Nobel Ödülü’nün ve Nobel Komitesi’nin o zamanki ilkeleri doğrultusunda, bugün en önemli katkısı olarak nitelendirilen Görelilik kuramı fazla kuramsal bulunmuş ve ödülde açıkça söz konusu edilmemiştir.)
Einstein 1879 yılında Güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda bu korkularının gereksizliği anlaşılacaktı. Giderek meraklı, hayal gücü zengin bir çocuk olarak büyüyordu.

Okulu hiçbir zaman sevemedi. Gerçekten de, genç Einstein’ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri, kendisinin de sonradan belirttiği gibi, okulda değil başka yerlerde atılmıştı: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklid geometrisi.Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!”

Lise öğrenimini 1894′te İsviçre’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi.

Einstein, Sırp asıllı Mileva Maric adlı bir fizik öğrencisi ile evlendi. Mileva, Einstein’nın 1905′te çıkardığı araştırmanın matematik hesaplarında yardımcı olmuştur.

1955′te hayata gözlerini yumana kadar bilim dünyasına çok şey kattı. 1916′da yayımladığı “Genel Görelilik Kuramı“, 1921′de “fotoelektrik etki ve kuramsal fizik” alanında çalışmalarıyla aldığı Nobel Fizik Ödülü, dahinin en önemli başarılarından sadece ikisi ya bilinmeyen dünyası… Bern’de federal patent dairesinde görev aldı. Bu görevden arta kalan zamanlarda çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan problemler üzerinde düşünme fırsatı buldu. Önce atomun yapısı ve Max Planck’ın kuantum teorisi ile ilgilendi. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdu ve Avogadro sayısının değerini hesaplayarak teorisini test etti. Kuantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisi oldu ve bunu ışıma enerjisine uyguladı. Bu da onun, ışık tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını ve fotoelektrik olayını açıklayabilmesini sağladı.

1905 yılında “Annalen der Physik” dergisinde bu çalışmalarını açıklayan iki yazısından başka, üçüncü bir yazısı daha çıktı ve bu yazıda görecelik teorisinin temelini attı. Teorileri sert tartışmalara yol açtı. 1909′da Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Prag’da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü’nde profesör oldu. 1913′de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsü’nde ders verdi ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildi.Bir bilim adamı olarak 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldı. . İlk eşinden Hans ve Eduard isminde iki erkek çocuk sahibi olan bilim adamını 1914 yılında eşi terk etti. 1. Dünya Savaşı nedeniyle yiyecek kıtlığı sırasında mide ağrıları çeken bilim adamına kuzeni Elsa bakmış ve ikinci defa kuzeni Elsa (takma ismi Else) ile evlenmiştir.

Birçok özlü inceleme yazısı yayımladı ve bunlarda teorilerini geliştirdi. 1921′de Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı.

Yabancı ülkelere birçok gezi yapmakla birlikte 1933′e kadar Berlin’de yaşadı. Almanya’da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya’dan ayrıldı. Paris’te College de France’ta ders verdi; burdan Belçika’ya oradan da İngiltere’ye geçti. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study’de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçti.

Küçük oğlu Eduard akıl hastalığı nedeni ile Zürih yakınlarında bir bakım evinde hayatını geçirmiş; büyük oğlu Hans, babası ve annesinin karşılaştığı Zürih Polytecnic’te mühendislik okumuş ve daha sonra University of California, Berkley’de profesörlük yapmıştır. 1955′de Princeton’da ölmüştür; oğlu Hans yanında bulunmuştur.

Üvey kızı Margot Einstein, bilim adamının kişisel mektuplarını özenle herkesten saklamış ve kendisinin ölümunden 20 yıl sonra daha saklı kalmasını vasiyet etmisti. Günümüzde Princeton Üniversitesi tarafından basılan bu mektuplar bilim adamının gizli kalmış özel yaşamı hakkında ilginç bilgiler sunmaktaydı.

Buluşları

Einstein’ın gazetecilere dil çıkarması

Einstein’ın fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi.

Bu teori üç bölüme ayrılır:

  1. Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren Özel Görelilik (1905);
  2. Eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren Genel Görelilik (1916);
  3. Elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri.

İlk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar. Einstein atom ile ilgili olarak: “Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar.” demiştir. Ayrıca birçok kişinin ilgisini çeken “Neden Sosyalizm?” adlı yazısı Monthly Review adlı aylık dergisinin, ilk sayısının, ilk yazısıdır.

Bazı Eserleri

  • Einstein, Albert, İzafiyet Teorisi
  • Einstein, Albert (1954), Fikirler ve Tercihler
  • Einstein, Albert (1940), “On Science and Religion”, Nature 146: 605
  • Einstein, Albert (Mayıs 1949) “Neden Sosyalizm?”, dergi yazısı.
  • Einstein, Albert (1950), “On the Generalized Theory of Gravitation”, Scientific American CLXXXII (4): 13–17
Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

pusulayı kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Pazar 7 Aralık 2008 00:13

Dünyanın şeklinden dolayı kuzey ve yarım kürede manyetik alanlar oluşur.
Bu prensipden yola çıkarak pusula icat edildi.
Peki pusulayı kim buldu derseniz bu konuda bir çok fikir bulunmakla birlikte en çok çinlilerin icat ettiğine dair bilgiler var elimizde.
Pusulanın ne zaman icat edildi sorusuna da m.s. 100 diyebiliriz.

Tarihçesi

Isın sülâlesi zamanında (265-419), Çinlilerin kendilerine mal ettikleri bu icadın gerçek mucitleri Normanlardır. Normanlar 874′te İzlanda’yı fethetmişler, 932′de Grönland’ı keşfetmişler ve 1000 yılında; yani Kolomb‘dan beş yüzyıl önce, Amerika‘ya ayak basmışlardı.

Fransa’da pusuladan ilk olarak 1200′de söz edilmeye başlandı. Bunu, 1207′de İngiltere ve 1213′te İzlanda izledi. O zamanlar pusulanın ilkel bir yapısı vardı. İlk önemli gelişmeyi gerçekleştiren Pierre de Maricourt oldu (1269). İğneyi bir mile geçirdikten sonra, bunu bir yanı saydam ve derecelenmiş bir kutunun içine yerleştirdi. Mıknatıslı pusula, yerin mıknatıssal alanı ile çalışarak yön gösterir.

Özellikleri

  1. Dönebilen mıknatıssal iğne, kuzeyi gösteren ucu kolay görülmesi için diğerinden farklı (örneğin kırmızı) renkte olur.
  2. Döner kapsül, içi sıvı doludur ve pusula iğnesi bulunur. Kapsülün görevi iğnenin titreşmesini azaltarak daha doğru okuma sağlamaktır.
  3. Kapsül çevresindeki bilezik, üzerinde 0-360 arasında dereceler işaretlenir.
  4. Yön oku ve ona paralel meridyen çizgileri, iğnenin altında yer alır ve kapsül ile beraber döner.
  5. Referans çizgisi, açı buradan okunur.
  6. Pusula tabanının dikdörtgen şeklinde ve şeffaf olması, Gidilecek Yön Oku bulunması ve kenarının uzun olması kullanımı kolaylaştırır.
  7. Cetvel, metrik ve inç olarak işaretlenmiş. Kısa mesafe ölçümlerini kolaylaştırır.
  8. Pusula ile sadece kuzey yönü değil ayrıca diğer anayönler ve arayönler de bulunabilir.

Ek özellikler

  1. Ayna kerteriz almayı kolaylaştırır, ayrıca acil durumlarda sinyal vermek ve ışın odaklamak için kullanılabilir.
  2. Ayarlanabilir bir mıknatıssal sapma oku kolayca ve güvenilir bir şekilde mıknatıssal sapmayı düzeltmeye yarar. Pusula fiyatını çok arttırmakla beraber doğru ölçüm için gerekli bir özellik olması yadsınamaz.
  3. Klinometre (eğimölçer) , arazideyken yamacın eğimini ölçmeye yarar.
  4. Büyüteç, haritada iş içe geçmiş işaretleri okumayı kolaylaştırır.
  5. Romer cetvelleri. 1:25 000 başta olmak üzere çeşitli ölçekler için hazırlanmış bu cetveller haritada koordinat okuma – işaretleme işlemlerin hızlı ve doğru yapmayı sağlar.
  6. Pusula taşıma ipi, sadece taşımak için değil haritadan mesafe ölçmek içinde kullanılır.
  7. Su terazisi ve gece aydınlatması bazı özel amaçlı pusulalarda bulunur.

Pusula yönleri nasıl doğru olarak gösterir? [değiştir]

Pusulanın en önemli parçası manyetik bir iğnedir. Bu iğne serbestçe hareket edebilecek şekilde pusula gövdesine monte edilmiştir. İğne serbest kaldığında her zaman aynı yönü gösterir. Bunun nedeni yeryüzünde iğneyi çeken bir gücün olmasıdır. Yeryüzü bir ucu kuzeyde, diğer ucu güneyde olan büyük bir mıknatıs gibidir. Dünyanın manyetikliği pusula iğnesinin manyetik kuzeye doğru dönmesine neden olur.

Kaynak: wikipedia.org

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Pusulayı kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:31

Pusulayi kim icat etti

Pusulayi kim icat etti ? Pusulayi MS 100 yilinda Çinliler icat etti. Manyetik bir ortamda serbest birakilan bir objenin kuzeye yönelecegi prensibinden hareketle pusulanin kesfi gerçeklesti.

Telgraf : William Cooke ve Charles Wheatstone adli iki Ingiliz1837 yilinda , teller üzerinden elektrik akimi göndererek mesaj iletmeyi basardilar. Böylece ilk elektrikli telgraf makinesi ortaya çikti. Elektrik akimi, alici cihazin kadranindaki bir dizi igneyi hareket ettirerek ulastirilacak mesajin ekranda belirmesine yardimci oluyordu.

Mors Alfabesi : 1843′ te Samuel Morse, telgraf mesajlarinda nokta ve çizgilerden olusan ünlü Mors Alfabesi’ ni gelistirdi. Morse, Baltimore’ den Washington’ a uzanan 60 km’ lik bir telgraf hatti kurarak, hatti baskanlik seçimleriyle ilgili haberleri iletmek için kullandi.

Pusulayi kim icat etti ? Pusulayi MS 100 yilinda Çinliler icat etti. Manyetik bir ortamda serbest birakilan bir objenin kuzeye yönelecegi prensibinden hareketle pusulanin kesfi gerçeklesti.

Tags: , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , ,