İngiltere mucitler

Yazan: admin | Mucitler | Perşembe 29 Temmuz 2010 16:13

İngiltere’nin iklimi değişken bir yapıya sahiptir ve kışlar yumuşak yazlar serin geçer.Golf stream sıcak su akıntısı iklim üzerinde etkilidir. İngiltere’nin büyük kısmı alçak tepelerle kaplıdır. Ancak kuzeye doğru biraz daha dağlık bir görünüm alır, Pennine Dağları ülkeyi kuzeyden güneye doğru ikiye ayırır. Buna karşın dağlar fazla yükselmez. En yüksek nokta, 978 m. irtifadaki Scafell Pike zirvesidir.[4] Tepelik bölgeyle dağlık bölge arasındaki sınırı Tees-Exe hattının oluşturduğu kabul edilir. Doğuda düz bir bataklık bölge olan the Fens yer alır. Bataklığın büyük kısmı tarım amacıyla kurutulmuştur. İngiltere’nin en büyük kentlerinin hangileri olduğu tartışmalı bir konudur. Sıralama “kent” kelimesinin farklı tanımlanmasıyla değişmektedir, oturdukları şehrin önemini yüksek göstermek isteyenler kendilerine uygun tanımı seçmektedir. Ancak hangi tanım esas alınırsa alınsın, Londra İngiltere’nin en büyük kenti olduğu gibi dünyanın da önemli kentleri arasındadır. Özellikle merkezi ve kuzey İngiltere’deki bazı kentler nüfus ve faaliyetler açısından önem taşır: Manchester, Birmingham, Leeds, Liverpool, Newcastle, Sheffield, Bristol, Coventry, Leicester, Nottingham ve Hull gibi.

Üçüncü Henry, Galler ülkesinde uç beyliklerinin gelişmesini destekledi ve 1170 yılında İrlanda’da “Pale” sömürgeleri kuruldu. Birinci Edward, Galler ülkesini fethetti. Etkisini İskoçya’ya kabul ettirmeyi denedi. Daha sonra 14 ve 15. yüzyıllarda İngiltere Krallığı birtakım sosyal, dini, siyasi karışıklıklara sahne oldu.

Birleşik Krallık, I. Dünya Savaşı’ndan zaferle çıktı. Savaş sonunda imparatorluğun en geniş sınırlarına ulaşmıştı. Ancak sömürgeler yavaş yavaş elden çıkıyordu. 1922 yılında bir ayaklanmayla İrlanda, Birleşik Krallıktan ayrıldı ve 1949’da İrlanda Cumhûriyeti kuruldu. İrlanda Adasının kuzeydoğusunda kalan kısmı Birleşik Krallığa kaldı. 1936′da Mısır bağımsız oldu. Sudan’da İngiliz-Mısır ortak yönetimi kuruldu.

1. Elizabeth’in uzun ve başarılı saltanatında İskoçya’da İngiliz etkisinde farklılık görülmeye başlandı. İngiltere’deki Tudor hanedanıyla, İskoçya’daki Stuart hanedanı arasındaki evlenmeler, iki geleneksel düşmanı birbirine yaklaştırdı. İskoçya Kralı 1. James İngiltere kralı oldu. 1707 yılında iki krallığı birleştiren bir antlaşma imzalandı. Bu tarihten sonra Büyük Britanya tarihi başlar.

Çalışan nüfusun %40′ını sanayi kollarındakiler oluşturur. İngiltere sanayi devrimini Avrupa’da ilk gerçekleştiren ülkedir. Sanayi 18. yüzyıl’ın ikinci yarısında zengin taş kömürü yataklarının işletilmesiyle başlamıştır. Günümüzde taşkömürü üretimi azalmıştır (yılda 122 Mt) ve hepsi iç tüketimde kullanılmaktadır. Enerjinin ancak üçte biri kömürden sağlanmaktadır. Buna karşılık hidrokarbon tüketimi artmıştır. Bunun önemli bir bölümü (53 Mt petrol, 40 milyar doğalgaz) Kuzey Denizi’nden çıkartılmaktadır. Yine de yılda 20 Mt petrol dışalımı yapılmaktadır. Elektrik üretimi 288 milyar KWh’yi bulur ve bunun 37 KWh’si nükleer santrallardan sağlanır. Çelik üretimi, çoğu dışarıdan satın alınan demir cevherinden olmak üzere yılda 20 Mt kadardır. Gemi yapımı ve motorlu taşıt endüstrileri çok gelişmiştir (2 milyona yakın taşıt, bunun %80′i binek otosu). Uçak sanayi ile birlikte daha birçok sanayi dalını bunlara eklemek gerekir (takım tezgahları, tarım ve demiryolu makineleri, elektrikli makineler vb.)

Avrupa ile ilişkiler İngiltere Krallığı ile Fransa Krallığını uzun savaşlara sürükledi. Bunların başlıcası 1337-1453 seneleri arasında süren Yüzyıl Savaşlarıdır.

İngiltere, Dünya Kupası’nı kazanan (1966) ülkeler arasındadır.

Hindistan, Pakistan, İrlanda ve Afrika’da birçok sömürge bağımsızlıklarına kavuştu. Savaş sonrası seçimleri İşçi Partisi kazandı. 1951′de Muhafazakârlar yeniden iktidara geldilerse de bazı iç ve dış güçlüklerle karşılaştılar. 1952′de Kraliçe II. Elizabeth tahta çıktı. 1951-1964 arasında iktidarda bulunan, Muhafazakâr Parti (Churchill, Eden, Macmillan, Douglas-Home hükümetleri) sosyal ve ekonomik güçlükleri yenmede başarılı olamadı. İşçi Partisi iktidarı döneminde (1964-1970), sterlin devalüe edildiyse de ekonomik bunalım tam olarak giderilemedi. Kuzey Denizi’nde petrol bulunması ülke ekonomisini bir ölçüde rahatlattı.

1979′da iktidara gelen Muhafazakâr Parti lideri Margaret Thatcher yönetimindeki yeni hükümet sıkı para politikası ve ücretlerin dondurulması siyaseti ve enflasyonu yenmeye, ülkeye eski istikrarlı ekonomik gücünü kazandırmaya çalıştı. Ancak İrlanda’daki Katolik tehdiş hareketleri ve içerde yabancılara karşı başlayan düşmanlık Thatcher Hükümeti’ni uğraştıran önemli sorunlar oldu. Thatcher’in 1990 yılının sonlarında istifa etmesi üzerine yerine John Major başbakan oldu.

İngiltere’nin en büyük doğal limanı merkezi güney kıyıda yer alan Poole’dür. Bu limanın, Avusturalya’daki Sydney’den sonra, dünyanın en büyük ikinci doğal limanı olduğu iddia edilir.[5]

Anglosaksonlar 6 ve 7. yüzyıllarda birbirine rakip küçük krallıklar kurdular. Sekizinci yüzyılda Roma İmparatorluğu ve İrlanda’nın etkisiyle Hıristiyanlığı kabul ettiler. 795’te başlayan İskandinav istilası 11. yüzyılın başına kadar birkaç defa tekrarlandı. Danimarkalı Büyük Knud, Büyük Britanya adasını tamamen fethetti. Anglosakson hanedanından Edward (1042-1066) İngiltere’nin bağımsızlığını sağladı. Onun ölümü üzerine tahta geçen Harold’u tanımayan Normandiya Dükü I. William (Fatih William diye de bilinir), taht üzerinde hak iddia etti ve ülkeye beş yıl süren savaşlar sonucunda egemen oldu. Normandiya kralları ve özellikle ilk Anjou’lu hükümdarlar Fransa’da geniş ve zengin topraklara sahiptiler. İngiltere Krallığı bir süre Avrupa’da Somme Vadisinden Pirene Dağları’na kadar uzanan büyük bir mülkün uzantısı gibi yaşadı. Norman işgalinin önemli bir sonucu, Anglosakson kültürüyle Fransa’dan gelen Norman kültürünün birbirine karışması oldu. İngilizce dili de bu kültür karışımından önemli ölçüde etkilendi.

1929-1930 dünya ekonomik buhranı büyük ölçüde İngiltere’yi de etkisi altına aldı. Ülke, 2. Dünya Savaşı’ndan da zaferle çıktıysa da batı dünyasının liderliğini Amerika Birleşik Devletleri’ne bırakmak zorunda kaldı.

İngiltere futbol’un merkezi olarak adlandırılır.

İngiltere adı günümüzde yaygın olarak uluslararası medyada ve zaman zaman da resmi düzeyde Birleşik Krallık yerine kullanılır.[3]

En eski endüstri kolu tekstildir. Ancak eski önemini yitirmiş durumdadır. Bununla birlikte dışarıdan alınan pamuk ve hem yerli hem ithal yünle yılda 90.000 ton pamuklu, 185.000 ton yünlü üretilmektedir. Sentetik tekstil üretimi ise 400.000 ton dolayındadır. Kimya endüstrisi tekstile göre daha yeni olmasına karşın büyük bir hızla gelişmiştir. Petrokimya sanayinin (plastik madde, sentetik iplik, kauçuk, vb.) önemi de diğer kimya dallarına (gübre, boya, sabun, vb. üretimi) göre daha fazladır.

İngiltere’nin önemli gelir kaynağı eskiden bu yana ticaretti. Sömürgelerden ve geri kalmış ülkelerden alınan hammaddeler işlenerek yine bu ülkelere satıldığından ekonomik zenginlik büyük boyutlara ulaşmıştı. Sömürgeler bağımsızlıklarını kazandıktan sonra bu durum değişmiştir. Bununla birlikte çok uluslu İngiliz şirketleri (British Petroleum, Imperial Chemical Ins. ve Shell gibi) ve büyük bir ticaret filosu ticaret dengesini ülke lehine destekleyici etmenlerdir. Ancak gene de ülke ekonomisi zaman zaman bunalıma düşmekte, bu da toplumsal sorunlara yol açmaktadır. Dolayısıyla İngiltere giderek eski ekonomik gücünü yitirmektedir.

İngiltere, Birleşik Krallığı oluşturan 4 ülkeden en geniş ve en kalabalık olandır. 60 milyondan fazla olan Birleşik Krallık nüfusunun %85′i (yaklaşık 50 milyon kişi) İngiltere’de yaşamaktadır.


İngiltere’nin bilinen ilk yerlileri Keltlerdir. Romalılar, Batı Avrupayı istila ederken İngiltere’yi de fethedip (MS 1. yy) adaya “Britania” adını verdiler. Roma egemenliğinin dört yüzyıl sürmesine karşın ülke bu durumdan fazla etkilenmedi. 5. yy’dan itibaren Anglus ve Sakson halklarının karışımından oluşmuş Anglosakson akınları, Keltleri kuzeydeki (İskoçya) ve batıdaki (Galler) dağlık yörelere göç etmek zorunda bıraktı. Bu göçler sonrasında İngiltere büyük ölçüde Anglosakson kültürü etkisine girdi.

İngiltere (İngilizce: England), Birleşik Krallığı meydana getiren dört devletten en büyük ve merkezi olanı. Avrupa’nın batısında, Büyük Britanya adasında bulunur.

(Satın alma gücü paritesi)

Tudor Hanedanı’ndan 7. Henry ve 8. Henry (1458-1541), parlamentoyu kullanarak ülkede düzen ve birliği sağlamlaştırdılar, krallık otoritesinin halkın kabullenmesini sağladılar. 8. Henry kilisede de reform yaptı ve İngiliz deniz gücünü kurdu. 1. Elizabeth (1558-1603) Anglikanizmi İngiltere’nin resmi dini olarak kabul edip Katolik direnişini kırdı; yenilmez İspanyol armadası’nı bozguna uğratarak, İrlanda’yı İngiltere topraklarına kattı. Saltanatı döneminde edebiyat ve sanatta önemli gelişmeler yaşandı.

İngiltere, Büyük Britanya adasının merkezi ve güney üçte ikisini, ayrıca çevredeki adaları (en büyükleri Wight Adası) kaplar. Kuzeyde İskoçya, Batıda Galler ile komşudur. Britanya takımadalarında kıta Avrupası’na en yakın olan ülkedir: Fransa’dan sadece 52 km uzunluğundaki Manş Denizi ile ayrılır. Manş Tüneli, ülkeyi kıta Avrupası’na bağlar. Fransa-İngiltere sınırı, kanalın tam ortasından geçer.

1642-1651 yılları arasında gerçekleşen İngiltere İç Savaşı sonucunda krallık devrildi. Bunun yerine önce parlamento idaresinde (1649–1653) sonra da Oliver Cromwell iktidarında (1653–1659) kısa süren bir cumhuriyet kuruldu. Cromwell’in ölümünün ardından parlamento iç karışıklıkları önlemek için sürgündeki kral 2. Charles’ı krallığı yeniden kurmak üzere İngiltere’ye davet etti.

Bu bölümde İngiltere tarihi konu edilmiştir. Birleşik Krallığın tümünün genel tarihi için bkz. Birleşik Krallık tarihi

İngiltere’de her yıl Haziran ayında tenis sporunun en eski turnuvası olan Wimbledon Tenis Turnuvası düzenlenmektedir. Ülke ragbi ve kriket sporlarının da beşiği olarak bilinir.

İngiltere, dünya çapında ün yapan futbol ligi FA Premier Lig’in anavatanıdır. İngiltere’nin Avrupa kupalarında başarılı olmuş bazı takımları, Liverpool, Nottingham Forest, Manchester United, Aston Villa, Chelsea, Arsenal, Tottenham Hotspur, Everton, Newcastle United, Leeds United’tır.

18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyılda İngiltere, sömürgelerden gelen hammadeleri işleme ve bunlara pazar bulma ihtiyacı sayesinde büyük bir sanayi devleti ve sömürge gücü haline gelen bir ülkeydi. 19. yüzyılın başlarında Avustralya, Kanada, Hindistan, Afrika’daki bazı gelişmemiş, güçsüz; fakat hammedesi bol devletlerle, Antil Adaları ve Hong Kong gibi dünyanın büyük bir kısmına yayılan dev bir sömürge imparatorluğu kurulmuştu. Kraliçe Victoria (1837-1901) zamanında İngiltere dünyanın en büyük gücü durumuna geldi. 1877′de Hindistan sömürgeleştirildi. 1882′de Mısır ele geçirildi.

İngiltere adı, 5. yüzyıl’da Saksonlar’la birlikte adayı istila eden Cermen halkı Anglus’lardan (İngilizce: kaynaklanır. Angleland (Anglus Diyarı) olarak kullanılan isim, zamanla England şekline dönüşmüştür.

Endüstrinin yanında tarım ikinci plandadır. Çalışan nüfusun ancak %5′i tarım alanındadır. Gerçekte doğal koşullar da tarıma pek elverişli değildir. Yetiştirilen başlıca ürünler; buğday (5-10 Mt), patates, şeker pancarı, sebze ve meyvedir. Hayvancılık, tarıma göre daha geniş bir yer tutar: 15 milyon baş sığır, 30 milyon baş koyun. Yılda 1 Mt balık tutulmaktadır. Yoğun gübre kullanımına karşın tarım üretimi nüfusu beslemeye yetmemektedir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ngiltere

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Rus mucitler

Yazan: admin | Mucitler | Perşembe 29 Temmuz 2010 16:13

137 milyon (tahmin)

Rusların ataları erken ortaçağ zamanlarında Doğu Avrupa Ovası’na göç eden doğu slav boylarıdır. Rusların ayrı bir etnik grup olarak ilk kez tanınması 15. yüzyıla rastlar. Bu sıralarda onlara moskova çarlığı’nın bölgesel bir güç olarak birleşmesinden dolayı Muskovit Rusları deniliyordu. 17. ve 19. yüzyıllar arasında Sibirya ve Rus Uzak Doğusu’na yerleşen Rus göçebeler sayesinde etnik Rus’ların yaşama alanı genişledi.

Rus (Rusça: Русские—Russkie), genellikle Rusya Federasyonu’nda yaşayan Doğu Slav halkı veya bu halkın soyundan olan kimselere denir. Dünya çapında yaklaşık 136 milyon kişi civarında bir nufüsa sahiptirler.

Çoğunlukla Ortodoks Hıristiyan ve Moskova merkezli Rus Ortodoks Kilisesi’ne bağlıdırlar. Ateist ve Agnostik olanları da çoktur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Rus

Tags: , , , , ,

Etiketler:, , , , ,

Almanya mucitleri

Yazan: admin | Mucitler | Salı 20 Temmuz 2010 13:35

Almanca, dünya çapında yaklaşık olarak 100 milyon kişinin ana dili ve 80 milyon civarında insanın ise ikinci dilidir. Almanca, Avrupa Birliği içinde yaşayan yaklaşık 90 milyon kişinin (%18) ana dilidir. Alman halkının %67’si en az bir yabancı dil ile, %27’si ise kendi dillerinden başka en az iki yabancı dil ile iletişim kurabilmektedirler.[86]

Başarılı geçen Kasım 1918 ihtilalinin ardından cumhuriyet ilan edildi. Devlet başkanı Friedrich Ebert tarafından 11 Ağustos 1919′da kuruluşu ilan edilen devlet, adını milli meclisin yeni anayasayı oluşturmak için toplandığı Weimar kentinden alır. Daha önce Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 1918 yılında Alman Komünist Partisi’ni kurmuşlardı. Bunun dışında Alman İşçi Partisi ise Ocak 1919′da kuruldu. Parti daha sonra adını Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne dönüştürecekti.

Alman hükümeti, çevreye zararlı maddelerin azaltılması yolundaki geniş aktiviteleriyle, bu amaca öncülük etmiştir ve günümüzde de bu aktivitelerin bir sonucu olarak ülkedeki zararlı kimyasal madde oranı azaltılmaktadır.[50] Almanya, kişi başına düşen karbondioksit oranında Avrupa Birliği içinde birinci sırada yer almasına karşı; Avustralya, Kanada, Suudi Arabistan ve Amerika Birleşik Devletleri’ne göre oldukça düşük bir orana sahiptir.

Kışları ılımlı ve yazları serindir, buna karşın sıcaklık çoğu zaman 30°C’yi (86°F) aşabilmektedir. Doğuda ise iklim daha karasaldır; kışlar çok soğuk, yazlar çok sıcak ve kuru olabilmektedir. Orta ve güney Almanya ise farklı olarak karasal ve okyanusal iklim arasında bir geçiş bölgesidir. Yine, en yüksek sıcaklık yazın 30°C’yi (86°F) aşabilmektedir.[41][42]

1939′da, milliyetçiliğin aşırıya kaçması sonucu Almanya, Polonya’yı ,Yıldırım savaşı taktiğiyle işgal etti. Bunu takip eden iki günde Britanya ve Fransa savaş deklarasyonları yayınlayarak Almanya’ya savaş ilan ettiler. Bu, II. Dünya Savaşı’nın başlaması anlamına geliyordu. Almanya çok seri bir biçimde Avrupa’nın önemli bir kısmını direk ya da dolaylı yoldan kontrol etmeyi başardı.

Almanya, Bertelsmann ve Axel Springer AG gibi dünyanın en büyük medya kuruluşlarına ev sahipliği yapmaktadır. Almanya’nın bir takım ücretsiz TV reklamcılığı ağlarının sahipliğini ProSiebenSat1 üstlenmektedir.

Protestanlık kuzey ve doğuda; Roman Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır. Tüm inanışlar nüfusun yaklaşık %31′ini kapsamaktadır. Şu anki Papa Benedict XVI Bavyera’da doğmuştur. Ateistler ve agnostikler de dahil herhangi bir inanca dahil olmayan insanlar nüfusun yaklaşık %29.6’sını oluşturmaktadır ve özellikle eski Doğu Almanya bölgelerinde ve büyük metropol bölgelerinde yaşamaktadırlar.[78]

Almanya, tarihte Das Land der Dichter und Denker (şairlerin ve düşünürlerin ülkesi) diye anılır.[116] 2006 yılından bu yana Almanya kendisini Fikirlerin Ülkesi olarak adlandırmaktadır.[117] Alman kültürü, Almanya’nın ulus devlet olarak doğmasından çok önceleri ortaya çıkmıştır ve Almanca konuşulan tüm coğrafyayı etkisi altına almıştır. Köklerinin etkisiyle Almanya’da kültür, Avrupa’daki din ve laiklik gibi zihinsel ve popüler eğilimlerin etkisiyle şekillenmiştir. Bu yüzden Avrupa kültüründen ayrı olarak özel bir Alman geleneği tanımlamak zor olacaktır.[118] Bu yargı bağlamında diğer bir çıkarım da tarihi şahsiyetlerde olacaktır; Wolfgang Amadeus Mozart, Franz Kafka ve Paul Celan modern düşüncede birer Alman yerlisi olmamalarına rağmen, tarihsel durumları, çalışma ve sosyal ilişkilerinin anlaşılmaları açısından Alman kültürel çevresinin içinde değerlendirilmektedirler.

Alman kitap pazarında her yıl yaklaşık 60.000 yeni basım yapılmaktadır. Bu rakam tüm dünyada basılan kitapların %18′ine tekabül etmektedir ve böylece Almanya dünyanın 3. büyük kitap üreticisi konumunda bulunmaktadır[kaynak belirtilmeli]. Frankfurt Kitap Fuarı, uluslararası pazar ve ticarette dünyanın en önemli kitap fuarı olarak anılmaktadır ve 500 yılın üzerinde bir zamandır düzenlenmesiyle artık bir gelenek hâline gelmiştir.

Dünyanın gelirlerine göre sıralanmış en büyük 500 şirketini gösteren Fortune Global 500 sıralamasında Almanya’dan 37 şirket bulunmaktadır. Bunların en büyük on tanesi Daimler, Volkswagen, Allianz SE (en fazla kar yapan şirket), Siemens, Deutsche Bank (2. en fazla kar yapan), E.ON, Deutsche Post, Deutsche Telekom, Metro ve BASF’tır.[90] En fazla çalışana sahip şirketler ise Deutsche Post, Robert Bosch GmbH ve Edeka’dır.[91] Dünya çapında bilinen markaları; Mercedes-Benz, SAP, BMW, Adidas, Audi, Porsche, Volkswagen ve Nivea’dır.[92]

Üniversiteye girmek için, lise öğrencilerinin Abitur sınavına girmeleri gerekmektedir; ayrıca meslek lisesi diplomasına sahip olan öğrenciler de başvurabilmektedir. Özel bir çıraklık sistemi olan Duale Ausbildung, öğrencilere mesleki eğitimlerini bir şirket bünyesinde sürdürebilmelerine izin vermektedir. Bir çok Alman üniversitesi devlete aittir ve öğrencilerden istenen bir dönemlik harç ücreti 50–500 Avro arasında değişmektedir.[114]

Alman edebiyatı, Walther von der Vogelweide ve Wolfram von Eschenbach gibi yazarların çalışmalarıyla Orta Çağ’a kadar uzanabilmektedir. Johann Wolfgang von Goethe ve Friedrich Schiller gibi birçok Alman yazar ve şair büyük bir üne sahip olmuşlardır. Grimm Kardeşler tarafından basılan halk masalları, Alman Halk Edebiyatını uluslararası seviyede ün sahibi yapmıştır. 20. yüzyılın etkili yazarları Thomas Mann, Bertolt Brecht, Hermann Hesse, Heinrich Böll, ve Günter Grass’tır.[122]

Alman internet kullanıcıları tarafından Kasım 2008′de en fazla ziyaret edilen internet siteleri Google, YouTube, eBay, Vikipedi, Yahoo!’dur.[124]

OECD bünyesinden sağlanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı, OECD ülkeleri ve birkaç partner ülkeden 15 yaşındaki öğrencilerin yeteneklerini değerlendirmesi için tasarlanmıştır. 2006 yılında Alman okul çocukları önceki yıllara göre seviyelerini geliştirdiler ve yapılan istatistik araştırmalara göre bilimsel yeteneklerde ortalamanın oldukça üzerinde 13.sırada olup, matematikte 20.sırada ve okuma yeteneklerinde ise 18.sırada bulunarak ortalamanın ne çok üzerinde, ne de aşağısında kalmışlardır.[113] Almanya’da sosyo-ekonomik durumlar oldukça yüksektir, öğrencilerin performansları da sosyo-ekonomik faktörlerden diğer ülkelere göre daha çok etkilenir.[113]

Alman Ordusu ya da diğer adıyla Bundeswehr, Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Merkezi Tıp Servisi‘nden oluşur. Askeri hizmet 18 yaşını geçmiş her erkek vatandaş için zorunludur ve dokuz aydır. İsteyen kişiler, askerlik görevi yerine gönüllü olarak Zivildienst (bir tür sosyal görev), ya da altı yıl boyunca gönüllü olarak; Kızıl Haç, itfaiye servisi gibi bir acil vaka ekibinde görev alabilir. 2003 yılı verilerine göre ülke GSYİH’nin %1.5′i askeriyeye harcanmaktadır.[39] Barış zamanı; Bundeswehr, savunma bakanı kişi tarafından kontrol edilir. Eğer Almanya bir savaşa katılırsa, bu durumda Alman Şansölyesi Bundeswehrin yönetimini ele alır.[64]

Almanca, Almanya’da resmî ve ağırlıklı olarak konuşulan dildir. Ayrıca bu dil, Avrupa Birliği’ndeki 23 resmî dilden biridir ve Avrupa Komisyonu’nun İngilizce ve Fransızcayla beraber üç çalışma dilinden biridir. Bilinen daha az konuşulan yerel diller ise Danca, Sırpça, Romanca ve Frizcedir. Bu diller, resmî olarak Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Koruma Anlaşması tarafından korunmaktadır. Çok kullanılan göçmen dilleri ise Türkçe, Lehçe, Balkan dilleri ve Rusçadır.

2004 yılının ilk altı ayında Almanya’da en çok sahtesi yapılan banknot 50 Avro (%43,6), ardından 20 Avro (%28,2) ve 100 Avro (%21,3) banknotları idi. 500 Avro banknotların sahteleri ise çok nadir görülüyordu. 2004 yılında Avrupa bölgesinde toplamda yaklaşık 594.000 sahte para ortaya çıkarıldı. 2005 yılında bu sayı 579.000 ve 2006 yılında da 565.000’e geriledi. Almanya’da kayıt altına alınan sahtecilik sayısı da son yıllarda (2004) 80.583’den 40.204 (2007)’e geriledi. Avro’nun piyasaya çıkarılma aşamasında çoğu kez sahte 300 ve 1000 Avro (bu banknotların gerçekleri yoktu) banknotların da piyasaya çıkarılması girişiminde bulunuldu ve bazı durumlarda bu girişim başarıyla sonuçlandı. 2006 yılında 20 Avro banknotlar %36’lık oranla en fazla sahtesi yapılan banknottu.

2000 yılında hükümet ve Almanya nükleer güç endüstrisi; 2021′e kadar nükleer santralleri kademeli olarak azaltma konusunda anlaşmıştırlar.[101] Fakat yenilenebilir enerji, enerji tüketiminde oldukça düşük paya sahiptir. 2006 yılı enerji tüketiminin kaynaklara göre dağılımı şu şekilde gerçekleşmiştir: akaryakıt (%35.7); kömür (%23.9); doğal gaz (%22.8); nükleer enerji (%12.6); su ve rüzgar gücü (%1.3); diğerleri (%3.7).

Almanya geçmişten beri çeşitli bilimsel alanlarda en göze çarpan araştırmaların bazılarına ev sahipliği yapmaktadır.[102] Nobel Ödülü bugüne kadar 101 Alman tarafından alınmıştır.[103] Albert Einstein ve Max Planck’ın çalışmaları modern fiziğin temelleri adına çok önemlidir ve daha sonraları bu çalışmalar Werner Heisenberg ve Max Born tarafından geliştirilmiştir.[104] Bu isimler, daha önceleri yetişmiş Hermann von Helmholtz, Joseph von Fraunhofer ve Daniel Gabriel Fahrenheit gibi isimlerdend etkilenmiştir. Wilhelm Conrad Röntgen X-ışınını keşfetmiştir ve bu hem Almanca’da hem de diğer dillerde Röntgenstrahlen (Röntgen ışınları) ismiyle anılmıştır. Bu başarı onu, 1901 yılında ilk Nobel Fizik Ödülü kazanan kişisi yapmıştır.[105]

Commons‘da Almanya ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Alman lehçeleri, Standart Almanca’nın farklılaşmalarıyla oluşmuştur. Alman lehçeleri geleneksel yerel türlerdir ve farklı Cermen kabilelerinden günümüze ulaşmıştır. Bu lehçelerin birçokları; sadece Standart Almanca bilen birisi tarafından bile, tam olarak anlaşılamamaktadır; çünkü bilinen Almancadan sözlük, fonoloji ve sözdizimi olarak bazı farklılıkları vardır.

Doğu Almanya, Varşova Paktı’nı imzalayarak Sovyetler Birliği’nin askeri ve politik kontrolü altındaki Doğu Bloğu ülkelerinden biri haline geldi. Demokrasi haklarına karşın, politik güç yalnızca önde gelen üyeler (Politburo) tarafından düzenlendi. Güçleri Ministerium für Staatssicherheit tarafından sağlanıyordu, geniş bir alana yayılmış gizli servis ve hükümetteki Sosyalist Birlik Partisi’nin birçok kenar mahalle organizasyonu toplumdaki her türlü görüşü takip ediyordu. Halkın temel ihtiyaçları çok ucuz fiyatlara devlet tarafından karşılanıyordu. Sovyetler benzeri planlı ekonomi kuruldu; Sonra, Doğu Almanya Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi’nin bir üyesi oldu. Ülkenin sosyal programını anlatan ve bunun faydalarından bahseden Komünist propagandaya rağmen birçok vatandaş, Batı’daki politik özgürlük ve ekonomik refaha hayranlık duyuyordu.[36] Berlin Duvarı,1961 yılında Doğu Almanya’dan, Batı Almanya’ya kaçışları önlemek üzere inşa edildi ve Soğuk Savaş’ın simgesi oldu.

Almanya hayvanat bahçeleri, yabani yaşam parkları , sualtı parkları, ve kuş parkları ile ünlüdür.[44] 400′den fazla kayıtlı hayvanat bahçesi ve doğa parkıyla ülke, dünyada bu alanda bir numaradır.[45] Berlin Zoolojik Bahçesi, Almanya’nın en eski ve günümüzde Dünya’nın en çok hayvan çeşidine sahip hayvanat bahçesidir.[46]

Almanya, çevre bilinci yerinde bir ülke olarak bilinir.[47] Çoğu Alman, insanın yaptıklarının, Küresel Isınma’nın en önemli nedeni olduğunu bilir.[48] Ülke, Kyoto Protokolü’nü ve birçok diğer çevre güvenliği anlaşmasını imzalayarak, az emisyon stardardına uymaya, geri dönüşümü arttırmaya ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanımının yaygınlaştırılmasına söz vermiştir.[49]

Almanya, kuruluşundan beri Avrupa Birliği içinde lider rol oynamaktadır. II. Dünya Savaşı’ndan beri ülke, Fransa ile yakın ilişki içindedir. Bu dostluk özellikle 1980′ler sonunda ve 1990′ların başında, Hristiyan Demokrat Helmut Kohl ve Sosyalist François Mitterrand önderliğinde oldukça güçlendi. Almanya, Avrupalı devletlere yeni teknolojilerin bulunmasında, birleşik ve duyarlı Avrupa politikası oluşturulmasında, defans ve güvenlik cihazları yapımında öncülük etmektedir.[53]

Almanya Avrupa’nın en büyük ulusal ekonomisi, dünyada üçüncü en büyük gayri safi yurtiçi hasılaya sahip ülke, satın alma gücü paritesine göre beşinci ülke konumundadır;[87] 2007 yılındaki reel büyüme oranı %2.4′tür. Sanayileşmesinden beri ülke; küresel ekonomide bir lokomotif, yenilikçi ve öncü olarak rol almıştır. “Made in Germany” etiketli ihraç malları ülkenin zenginliğindeki ana unsurdur. Almanya 2006 yılındaki $1.133 trilyon dolarlık ihracatıyla Dünya’nın en fazla ihracat yapan ülkesi olmuştur. Ülke; Avro Alanı ülkeleri dahildir ve 165 milyar avro ticaret fazlasına sahip olmuştur.[88] Toplam gelirinin %70′ini hizmet sektörü, %29.1′ini endüstri alanları ve %0.9′unu da tarım sektörü oluşturmaktadır. Üretilen ürünlerin büyük çoğunluğunu otomobil, makine, metal sanayi ve kimyasal madde kollarındaki mühendislik ürünleri oluşturmaktadır. Almanya dünyadaki rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi teknolojisi alanında bir numaralı üreticidir. Her yıl Hannover, Frankfurt ve Berlin gibi birçok Alman şehrinde büyük uluslararası ticaret fuarları ve kongreler düzenlenmektedir.[89]

Otto hanedanı (919–1024) döneminde, 962 yılında; Lorraine, Saksonya, Franconia, Suabiya, Thüringen ve Bavyera Düklükleri birleştirildi ve Alman kralına Kutsal Roma Cermen İmparatoru olarak taç giydirildi.[16]Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, Salian sülalesinin (1024–1125) yönetimindeyken Kuzey İtalya’yı ve Burgonya’yı ele geçirdi. Buna karşı imparatorlar, başa geçme konusunda çekişmelere girince güçlerini kaybettiler.[17] Hohenstaufen Hanedanı’nın (1138–1254) yönetimi altında, Alman prensleri, güney ve doğudaki Slav topraklarındaki etkilerini arttırdılar. Buraya yerleşen Alman göçmenler Hansa Birliği’ni kurarak ticarette geliştiler ve o günün Avrupa’sına göre, oldukça zengin duruma geldiler[18].

Birleşmeden beri Almanya, NATO ve Avrupa Birliği içinde aktif rol almaktadır. Almanya Balkanlar’a barış gücü göndermiştir.Ayrıca Alman Ordusu, Afganistan Savaşı’nda Taliban’ın devrilmesinden sonra, güvenliğin sağlanması için Afganistan’a giden NATO ordusu içinde rol üstlenmiştir.[38] Bu askeri harekatlar çok tartışıldı, çünkü II. Dünya Savaşı’ndan sonra ülkenin sadece savunma adına asker bulundurması kabul edilmiş, ülke dışına asker göndermesi, yasalarca engellenmişti. Buna karşın meclis, barış gücü için bunun gerçekleştirilebileceğini kabul etti.

Almanya dünyada motorsporlarında öncü ülkelerden biridir. Yarış kazanan arabalar, takımlar ve sürücüler Almanya’dan çıkmaktadır. Tarihteki en başarılı Formula 1 pilotu olan Michael Schumacher, kariyeri boyunca birçok önemli motorsporları rekorlarına imza atmıştır ve 1946 yılından bu yana düzenlenen Formula 1′de en fazla yarış ve şampiyonluk kazanan pilot durumundadır. Tarihteki en fazla kazanan sporculardan biri olup, milyar dolarlık bir servete sahiptir.[131] BMW ve Mercedes üreticileri motorsporlarında öncü takımlardandır. Fransa’da her yıl düzenlenen saygın yarış bir organizasyonu olan Le Mans 24 Saati Porsche 16 kere kazanmıştır.[132]

27 Şubat 1933′te, Alman Parlementosu kundaklandı. Ertesi gün bazı temel demokratik haklar kaldırıldı. Hitler, tüm yasama ve yürütme yetkilerini kendinde topladı. Bununla ilgili karar mecliste alınırken Almanya Sosyal Demokrat Partisi tasarının karşısında durdu; fakat Komünistlerin meclisteki 81 sandalyesi, bu kararın çıkmasına engel olamadı.[32] Yine anayasada yapılan bir takım değişiklikler ülkede Tek parti rejiminin ortaya çıkmasını sağladı. Endüstri alanına kotalar konuldu. Böylece sanayi sadece yeteri kadar temel ihtiyaç maddesi üretecek, bunun dışında tüm üretim gücünü silah sanayine kaydıracaktı.[33] 1936′da Alman birlikleri Versailles Antlaşması’na göre silahsız bölge olan Ren-Ruhr Bölgesi’ne girdiler. İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain’in olayı Yatıştırma politikasının yetersiz olduğu görüldü. Bundan cesaret alan Hitler 1938′den itibaren yayılma politikasını uygulamaya başladı. İki cephede birden savaşmaktan çekinen Hitler, Sovyetler Birliği ile, daha sonra kendisinin bozacağı, Molotov-Ribbentrop Saldırmazlık Paktı imzaladı.

28 Haziran 1914′te, Saraybosna’da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu prensi Arşidük Franz Ferdinand’a suikast düzenlenmesi I. Dünya Savaşı’nı başlattı. Almanya’nın aralarında bulunduğu İttifak Devletleri, İtilaf Devletleri’ne karşı 4 yıl süren savaşlar sonucunda başarısız oldu. Almanya’da kasım 1918′de ihtilal yaşandı ve imparator II. Wilhelm, tahttan feragat etmek zorunda kaldı. 11 Kasım’da ateşkes ilan edildi. 28 Haziran 1919′da Versailles Barış Antlaşması imzalandı. Fakat anlaşma şartları Almanya’yı küçük düşürücü bulundu, bu durum ülkede milliyetçiliği arttırdı ve halk yavaş yavaş Nazizm akımı etrafında birleşmeye başladı.[30]

1930 yılında Avusturyalı-Amerikan Josef von Sternberg, ilk önemli Alman sesli filmi olan Mavi Melek’i yönetti ve bu film aktris Marlene Dietrich’e dünya çapında bir ün kazandırdı.[125] Walter Ruttmann’ın yönettiği izlenimci belgesel Berlin: Büyük Bir Şehrin Senfonisi, şehir senfonisi türünün ilk önemli örneklerinden biridir. Leni Riefenstahl çalışmalarında yeni estetik öğelere yer vermiş olsa da Nazi dönemi filmleri genel olarak propaganda ağırlıklı olmuştur.[126]

Almanya dünyanın beşinci büyük enerji tüketicisi konumundadır ve 2002 yılında birincil enerji ihtiyacının üçte ikisi ithalatla karşılanmıştır.[97] Aynı yıl Almanya, Avrupa’nın en büyük elektrik tüketicisi olmuştur: toplam olarak elektrik tüketimi 512.9 terawatt-saat olarak gerçekleşmiştir.[98] Hükümet politikası; güneş, rüzgar enerjisi, biyodizel, hidroelektrik ve jeotermal enerji gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesini vurgulamaktadır.[99] Enerji tasarrufu ölçümünün sonuçlarına göre, enerji verimliliği 1970′lerin başlarından beri gelişmektedir. Hükümet, 2050 yılında ülkenin enerji ihtiyacının yarısını yenilenebilir kaynaklardan karşılama adına bir hedef koymuştur[100].

23 Mayıs 1949′dan, Batı Almanya’nın kuruluşundan beri ülke, gerek yakın geçmişi gerekse işgal altına girmesi nedeniyle varolan dış ilişkisindeki zayıflığının farkına vardı.[54] Soğuk Savaş süresince, Almanya’nın Doğu Bloğu tarafındaki parçası, Avrupa’da siyasi anlamdaki Doğu-Batı geriliminin sembolü oldu. Buna karşı 1970′lerde, Willy Brandt’ın Ostpolitiki détentenin ana faktörü oldu .[55] 1999′da, Şansölye Gerhard Schröder’in hükümeti temel Alman temel dış politikasında farklı bir karar alarak NATO’nun Yugoslavya’ya yaptığı operasyona asker gönderdi. Böylece Alman askerleri, II. Dünya Savaşı’nda beri ilk kez yurtdışına çıkmış oldu.[56]

2005 yılındaki Eurobarometre Anketi’ne göre, Alman halkının %47’si “Bir Yaratıcının var olduğuna inanıyorum” düşüncesini desteklerken, %25′i “Bir çeşit ruh veya hayat kaynağının var olduğuna inanıyorum” ve %25′i de “Herhangi bir ruh, yaratıcı veya hayat kaynağının var olduğuna inanmıyorum” düşüncesini benimsemişlerdir.[84]

Ülkedeki en büyük azınlık grubunu (2.7 milyon), Türkiye’den gelmiş insanlar oluşturur. Diğer azınlıklar ise İtalya’dan, Sırbistan’dan, Yunanistan’dan, Polonya’dan ve Hırvatistan’dan gelmiştir.[72][73] Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu listesine göre Almanya, Dünya’da göçmen nüfusu en fazla olan üçüncü ülkesi konumundadır. Bu; Dünya üzerindeki göçmenlerin %5′i yani 191 milyon göçmenin 10 milyonu, ya da başka bir tabirle Almanya nüfusunun %12’si demektir.[74] Almanya’nın geçmişte olan fazla zorluk çıkarmayan göç yasaları sayesinde birçok yabancı Alman vatandaşı olmuş ve Alman etniğini tercih etmiştir (Daha çok eski Sovyetler Birliği ülkelerinden). Fakat 2000 yılından itibaren yasalar sertleştirilmiş ve vatandaşlığa geçmek zorlaştırılmştır.[75]

Almanya; Avrupa’nın Orta ve Atlantik bölgelerinde bulunmasıyla birçok hayvan ve bitki çeşidini barındırmaktadır. Ülke, dört ana Ekobölgeye ayrılır: Atlantik ormanları, Baltık ormanları, Orta Avrupa ormanları ve Batı Avrupa ormanları.[43] Almanya’nın geneli, işlenebilir toprak (%33) ve Silvikültürler, ormanlar (%31) ile kaplanmıştır. Sadece %15′lik bir kısım kalıcı çayırlarla kaplıdır.

Almanya’da eğitimin idaresinin sorumluluğu, öncelik olarak federal eyaletlerindir. Federal hükümet eğitim konusunda oldukça küçük bir role sahiptir. İsteğe bağlı olmak üzere anaokulu eğitimi üç ve altı yaş arasındaki tüm çocuklara sağlanmaktadır, sonrasında da en az dokuz yıl sürecek zorunlu eğitim vardır. İlköğretim genelde dört yıl sürmektedir ve devlet okulları bu ilköğretim sürecinde katmanlara ayrılmamıştır. [kaynak belirtilmeli] Buna zıt olarak, orta öğretimde öğretmenlerin öğrencilerin yeteneklerine ve öğretmenlerin tavsiyesilerine göre öğrencilerin gidebilecekleri dört çeşit okul bulunmaktadır: Gymnasiuma en yetenekli öğrenciler kayıt olur ve Gymnasium onları üniversite eğitimine hazırlar; eğitim, eyaletlerin sistemine bağlı olarak sekiz veya dokuz yıl sürmektedir; Realschule daha yaygın olarak orta düzey öğrencilere hitap eder ve altı yıl sürer; Hauptschule okulları, öğrencileri mesleki eğitime hazırlar ve Gesamtschule de önceki üç türü kapsayan bir eğitim sistemini benimsemektedir.[kaynak belirtilmeli]

Almanya’daki Milli Parklar şunlardır: Schleswig-Holstein Wadden Denizi Ulusal Parkı, Hamburg Wadden Denizi Ulusal Parkı, Aşağı Saksonya Wadden Denizi Ulusal Parkı, Jasmund Ulusal Parkı, Vorpommern Lagün Bölgesi Ulusal Parkı, Müritz Ulusal Parkı, Aşağı Oder Vadisi Ulusal Parkı, Harz Ulusal Parkı, Sakson İsviçre Ulusal Parkı ve Bavyera Ormanı Ulusal Parkı.

Ekim 2006′ya göre; Alman Ordusu; yaklaşık 9,000[67] kişilik askeri güçle yurtdışındaki birçok barış gücünün ortağıdır. Bunlardan 1,180 asker Bosna Hersek’te; 2,844 asker Kosova’da; 750 asker EUFOR bünyesinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde; ve 2,800 asker NATO tarafından oluşturulan ISAF bünyesinde Afganistan’dadır. Şubat 2007′ye göre; Almanya, Afganistan’daki yaklaşık 3,000 ISAF gücüyle Amerika Birleşik Devletleri (14,000) ve Büyük Britanya’nın (5,200) ardından en çok askeri güç gönderen 3. ülke konumunda yer almaktadır.[68] Almanya’da, Amerika Birleşik Devletleri tarafından Büchel’e konuşlandırılmış nükleer silahlar bulunmaktadır.[69]

Bundespräsident (Federal Başkan) —şu an Christian Wulff— Devlet başkanı, sembolik görevleri ve güçleriyle öncelikli yetkilidir. Görevini beş yıllık bir dönem için icra eder. Bir diğer dönem için yeniden seçilebilir. Kısmen Federal Meclis üyeleri, kısmen ise on altı eyaletin parlamentolarınca seçilen ve Federal Meclis üyelerine eşit sayıda üyelerden oluşan bir kurul tarafından seçilir. Bundestag başkanı, protokol bakımından resmi olarak ikinci sırada yer alır. Protokolde üçüncü sırada ise Şansölye gelir. Bundestag tarafında seçilen şansölye, Cumhurbaşkanı tarafından atanır.

Uzay mühendisi Wernher von Braun, ilk uzay roketini geliştirdi ve daha sonra NASA’nın önde gelen üyelerinden oldu, ABD’nin Apollo programının başarısına öncülük eden Saturn V ay roketini geliştirdi. Heinrich Rudolf Hertz’in elektromanyetik ışın alanındaki çalışmaları, modern telekomünikasyonun gelişiminin temelini oluşturmuştur.[106] 1879 yılında Leipzig Üniversitesi’nde ilk laboratuarını inşa eden Wilhelm Wundt, Deneysel psikolojinin babası olarak kabul edilmiştir.[107] Alexander von Humboldt’un doğa bilimci ve kaşif olarak yaptığı çalışmalar, biyocoğrafyanın temelini oluşturmuştur.[108]

Spor, Alman yaşamında önemli bir yer tutmaktadır. Yirmi yedi milyon Alman bir spor kulübüne üyedir ve bunun yanında on iki milyon kişi bireysel olarak bir aktiviteyi takip etmektedir.[130] Futbol, en popüler spor dalıdır. 6,3 milyon resmi üyesiyle Alman Futbol Federasyonu (Deutscher Fußball-Bund), dünyada kendi türünde en geniş organizasyon kurumdur.[130] Bundesliga dünyadaki tüm profesyonel spor ligleri arasında en fazla seyirci ortalamasına sahip ligdir. Almanya Milli Futbol Takımı 1954, 1974 ve 1990 yıllarında Fifa Dünya Kupası’nı ve 1972, 1980 ve 1996 yıllarında da Avrupa Futbol Şampiyonası’nı kazanmıştır. Almanya, FIFA Dünya Kupası’na 1974 ve 2006 yıllarında ve UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası’na da 1988 yılında ev sahipliği yapmıştır. En başarılı ve ünlü futbolcuları Franck Ribery, Gerd Müller, Jürgen Klinsmann, Lothar Matthäus ve Oliver Kahn’dır. Seyirciler arasında popüler olan diğer spor dalları da hentbol, voleybol, basketbol, buz hokeyi ve tenistir.[130]

Ülke haberleri, İngilizce olarak haber dergisi Der Spiegel, yayımcı Deutsche Welle ve haber sitesi The Local’da yayımlanmaktadır.

Federal Almanya Cumhuriyeti’nin gelişim yardımları, resmi ülke politikasından bağımsızdır. Bu yardımlar, Ekonomik Dayanışma ve Gelişme Bakanlığı (BMZ) tarafından düzene konur ve uygulanır. Alman hükümeti bu yardımları uluslararası bir sorumluluk olarak görür.[62]

1970 ve 80′li yıllar boyunca, Volker Schlöndorff, Werner Herzog, Wim Wenders ve Rainer Werner Fassbinder gibi Yeni Alman Sineması yönetmenleri, çoğunlukla yaptıkları kışkırtıcı filmlerle uluslararası arenada Batı Almanya sinemasının ilerlemesine engel olmuşlardır.[127]

Almanya; herbiri alt bölgelere ayrılmış toplam 13 eyalet (Bundesländer) ve 3 serbest şehir içerir.

Almanya, 2007 yılında gelişim yardımları ve insani yardımlar adına 8.96 milyar avro kullanmıştır. Bu bir önceki yıl olan 2006′ya göre %5.9 artış demektir. Böylece ülke, Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra en çok bağışta bulunan ülke konumuna gelmiştir.[63] Almanya, her yıl ülke bütçesinin %0,37’sini bu yardımlara harcamaktadır ve hükümetin 2010 hedefi bunu %0,51′e çıkarmaktır.

Doğu ve Batı Almanya arasındaki tansiyon, başbakan Willy Brandt’ın Ostpolitik politikası ile azaldı. Doğu Almanya’dan, Batı Almanya’ya yapılan göçlerin artışına karşı Doğu Almanya hükümeti, sınırlardaki geçiş engellerini hafifletti ve vatandaşlarının Batı Almanya’ya gezilerine izin verdi. Artan halk baskıları karşısında Doğu Almanya, sınırlarını açtı.En nihayetinde, Alman yeniden birleşmesi, 3 Ekim 1990′da sağlandı. Yapılan anlaşmalarla, bu devletleri kuran dört büyük güç haklarından vazgeçti ve Almanya tam bağımsızlığına kavuştu. Berlin ülkenin resmi başkenti ilan edildi, Bonn ise bazı bakanlıkların merkezi oldu.[37]

Alman mutfağı, bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir. Bavyera ve Suabiya’nın güney bölgeleri buna örnektir. Bu bölgelerin mutfak kültürü; Avusturya ve İsviçre’ninkine benzerdir. Domuz eti, sığır eti ve kümes hayvanları eti ile yapılan yemek çeşitleri Almanya’da tüketilen yemeklerin önde gelenleridir. Özellikle domuz eti’nin Alman mutfağı’ndaki yeri özeldir.[135] Hemen hemen bütün bölgelerde, yemekler sosisle yenir. Almanya’da 1500′den fazla sosis çeşidi üretilmektedir. En popüler sebzeler patates, lahana, havuç, şalgam, ıspanak ve fasülyedir.[136] Organik gıda satışı bir pazar haline gelmiştir ve satılan ürünlerin %3.0′ünü bu grup besinler oluşturur.Bu bir trend halinde yükselmektedir.[137]

Almanya sınırlarının hepsini Avrupa Birliği üyesi ülkelerle paylaşır. Ülkenin komşuları kuzeyde Danimarka, doğuda Polonya ve Çek Cumhuriyeti, güneyde Avusturya ve İsviçre, batıda Fransa ve Lüksemburg, kuzeybatıda Belçika ve Hollanda’dır.

Batı Almanya, Federal Parlamenter Cumhuriyeti ilan etti ve Birleşik Devletler, Fransa ve Birleşik Krallık ile işbirliğine giderek pazar ekonomisine ağırlık verdi. Ülke, 1950′lerin başından itibaren hızla ekonomik gelişme içine girdi. Batı Almanya, aynı zamanda 1955′te NATO’ya katıldı; 1958′de Avrupa Topluluğu’nun altı kurucu ülkesi arasında yer aldı[35]

Alman televizyon pazarı, 34 milyon TV sahibi ile Avrupa’nın en büyüğüdür. Birçok bölgesel ve ulusal yayın istasyonu federal politik yapısı içinde kablo bağlantıları ile organize edilir. Alman hanehalklarının yaklaşık %90′ı kablolu veya uydu yayınına sahiptir ve izleyicilerin kamu kanallarından özel kanallarına kadar izlemek için birçok seçim olanağı vardır. Ücretli TV hizmetleri, genel TV yayımcıları ZDF ve ARD’nin yaygın dijital kanal imkânı sunmasından dolayı rağbet görmemektedir.[123]

Cermen Kabileleri’nin, Tunç Çağı’nda veya Demir Çağı’nın hemen öncesinde ortaya çıktığı sanılmaktadır. M.Ö. 1. yüzyılda, Güney İskandinavya ve Kuzey Almanya’dan gelen kabileler, güneye, doğuya ve batıya yayılarak Keltlerle, Galyalılarla, Slavlarla, Baltık kabileleriyle ve İran halkları ile ilişkiye girdiler. Erken Cermen tarihi hakkında bilinenler, Roma İmparatorluğu zamanındaki verilerle sınırlıdır.[11]

Carl Friedrich Gauss, David Hilbert, Bernhard Riemann, Gottfried Leibniz, Karl Weierstrass ve Hermann Weyl gibi önemli matematikçiler de Almanya’da doğmuştur. Almanya, Avrupa’da matbaa’yı ilk kuran Johannes Gutenberg, Geiger sayacının yaratıcısı Hans Geiger ve ilk tam otomatik dijital bilgisayarı yapan Konrad Zuse gibi birçok ünlü kâşif ve mühendisin vatanıdır.[109] Ferdinand von Zeppelin, Otto Lilienthal, Gottlieb Daimler, Rudolf Diesel, Hugo Junkers ve Karl Benz gibi Alman mucit, mühendis ve sanayici modern otomotiv ve hava ulaşım teknolojisinin şekillenmesine yardım etmişlerdir.[110][111]

Almanya’da kültürel kurumlardan Federal Eyaletler sorumludur. Mali destek sağlanan 240 tiyatro, yüzlerce senfonik orkestra, binlerce müze ve 25.000′in üzerinde kütüphane, 16 eyalete dağılmış durumdadır. Bu kültürel olanaklar milyonlarca insan tarafından değerlendirilmektedir: Almanya’da her yıl 91 milyon kişi müzeleri ziyaret etmekte, 20 milyon kişi tiyatro ve operaya gitmekte ve 3,6 milyon kişi senfonik orkestraları dinlemektedir.[119]

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Bitki ve hayvan çeşidi genellikle Orta Avrupa ile aynıdır. Kayınlar, meşeler ve diğer yaprak döken ağaçlar, ormanların üçte birini teşkil etmektedir; ağaçlandırma ile kozalaklı ağaçlar artış göstermektedir. Ladin ve köknar ağaçları dağların üst kısımlarını domine etmiş durumdadırlar, buna karşı çam ve karaçam, kumlu arazilerde bulunur. Ülkede birçok eğreltiotu, çiçek, mantar ve karayosun çeşidi bulunur. Balık, Kuzey Denizi’nde ve nehirlerde bulunur. Yabani hayvan çeşitleri genel olarak geyik, yaban domuzu, yabani koyun, tilki, porsuk, yabani tavşan ve kunduzdan oluşur. İlkbahar ve sonbaharda birçok çeşit göçmen kuş, Almanya’dan geçer.

Almanya’daki üniversiteler, ülkedeki yüksek eğitim standartlarıyla uluslararası bir saygınlığa sahiptir. THES – QS Dünya Üniversiteler Sıralaması kriterlerine göre 2007 yılında 3 Alman üniversitesi dünyada ilk 100′de yer alırken, ilk 200′de bulunan üniversite sayısı 11 olmuştur.[115]

22 Temmuz 1941′de, Hitler, Sovyetler Birliği ile yapılan paktı tek taraflı feshetti, Doğu Cephesi’ni açtı ve Barbarossa Harekatı’nı başlattı. Kısa bir süre sonra Japon İmparatorluğu, Birleşik Devletler’in Pearl Harbor üssüne saldırı düzenledi. Almanya, Birleşik Devletler’e savaş ilan etti. Alman ordusunun, Sovyetler Birliği’ne karşı savaş başlangıcında hızla geliştirdiği saldırılar Stalingrad Savaşı’yla son buldu. Moskova yolunu açmak için yapılan bu savaşta Alman orduları yenildi. Ardından, Alman orduları doğu cephesinden geri çekilmek zorunda kaldı. Normandiya Çıkarması, savaşın batı cephesindeki dönüm noktası oldu. Müttefik kuvvetleri, Normandiya sahillerine çıkarma yaparak hızlı bir şekilde Alman hakimiyetindeki bölgelerde ilerlediler. Bu, Almanya için savaşın sonu oldu. 8 Mayıs 1945′te Kızıl Ordu, Berlin’i kontrolü altına aldı.

Nazi hükümeti, daha sonraları Holokost olarak tanımlanacak soykırımla, Yahudileri, Komünistleri, Romanları, eşcinselleri, Yehova’nın Şahitleri’ni, politik rakiplerini, papazları, özürlüleri ortadan kaldırma politikası izledi. Nazi Almanyası döneminde yaklaşık on bir milyon kişi Holokost’ta soykırıma uğradı. Bunların altı milyonu Yahudi, üç milyonu Polonyalıydı. II. Dünya Savaşı ve Nazi soykırımları, Avrupa’da yaklaşık 35 milyon insanın canına mal oldu.[34]

Değer bakımından 100 Frank Banknotlar 2003 yılında %53’lük kullanım oranıyla en geçerli birimdi. Bu birimi %16’lık oranla 50 Frank Banknotlar ve %14’lük oranla 20 Frank banknotlar takip etmektedir. En az sahtesi üretilen banknotlar %2,9 oranıyla 1000 Frank banknotlardır. Ayrıca resmi olarak piyasada bulunmayan 2000 Frank banknotlar da saptanmıştır.

Büyük Bunalım’dan, Versailles Antlaşması tarafından dikte edilen ağır barış koşullarından ve uzun bir dizi istikrarsız hükümetlerden zarar gören Almanya’daki siyasi kitleler, siyasi sistemleri olan parlamenter sistem’le kendilerini daha az özdeşleştirmeye başlamışlardı. Yaygın bir sağcı (monarşist, vökisch, ve Nazi) Dolchstoßlegende yani Almanya’nın I. Dünya Savaşı’nı askeri yenilgi sebebiyle değil de Alman Devrimi sebebiyle kaybettiğini iddia eden bir siyasi mit bu durumu daha da kötüleştirmişti. Diğer taraftan, radikal solcu komünistler, örneğin Spartaküs Birliği, “kapitalist yönetimi” olarak gördükleri sistemi bir Räterepublik kurmak amacıyla yıkmak istiyorlardı[31].

Birçok parti tarafından yarı askeri (paramiliter) güçler kurulmuştu ve siyasi sebeplerle binlerce cinayet işlenmişti. Paramiliter güçler seçmenlerin gözünü korkutmakta ve zaten yüksek işsizlik oranları ve yoksulluktan muzdarip olan halkta şiddet ve nefret tohumları ekmekteydiler. Bir dizi başarısız kabineden sonra, Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg, hem pek fazla alternatif görememesinden hem de sağcı danışmalarının baskısı sebebiyle, 30 Ocak 1933′te Adolf Hitler’i Almanya Şansölyesi olarak atamıştır[31].

82 milyonun üzerindeki vatandaşı ile Almanya; Avrupa Birliği içinde en çok nüfusa sahip ülke konumundadır. Buna karşı ülkede doğurganlık oranı, anne başına 1.39 çocuk ile Dünya ortalaması’nın oldukça altındadır.[39] Federal İstatistik Ofisi tahminlerine göre nüfus 2050 yılında 69-74 milyon arasında olacaktır (69 milyon yıllık +100,000 göçle; 74 milyon yıllık +200,000 göçle).[70] Almanya birçok büyük şehre sahiptir. Bunlardan en büyükleri Berlin, Hamburg, Münih, Köln, Frankfurt ve Stuttgart’tır. Bununla beraber Almanya’daki birçok kent, birbiriyla kaynaşmış ve geniş yerleşim yerleri meydana getirmiştir. Bunlardan biri de Ren-Ruhr Bölgesidir. Bu bölge; Düsseldorf (KRV’nin başkenti), Köln, Essen, Dortmund, Duisburg ve Bochum şehirlerini kapsar.

Tam otomatik para işleme makinesi NGZ 6000 farklı makine parçalarından (Percotronic, LCC20, bilgisayar, Arbeitstisch, dokunmatik ekran) oluşmaktadır ve demir paraları 2 Avro, 1Avro ve 50 ve 20 Sent gibi küçük birimlere bölebilmektedir. NGZ ayrıca demir paraları 5 DM, 2 DM, 1 DM ve 50 Fenik para birimlerine de dönüştürebilmektedir. Aktarım hızı, küçük değerlere bölme işlemine ve demir paraların kalitesine bağlıdır.

1951′den bu yana her yıl düzenlenen Berlin Film Festivali, dünyanın önde gelen film festivalleri arasındadır. Dünyanın her yerinden gelen filmleri değerlendirmek üzere uluslararası bir jüri yer alır ve kazananlar Altın ve Gümüş Ayı ile ödüllendirilirler.[129] Her yıl düzenlenen Avrupa Film Ödülleri töreni, her iki yılda bir Avrupa Film Akademisi’nin (EFA) bulunduğu şehir olan Berlin’de düzenlenmektedir. Potsdam’daki Babelsberg Stüdyoları, dünyadaki geniş ölçekli film stüdyolarının en eskisidir ve uluslararası film yapımları için bir merkez halindedir.

2003 yılında İsviçre banknotlarından 4 Milyon İsviçre Frankı değerindeki 8.277 adedinin sahte olduğu saptandı. Nominal değere göre (Tedavüldeki toplam banknot 34 Milyar Frank) hesaplandığında sahte para payı %0,022’dir. 4 Milyon sahte Frank’tan 2,3 Milyon Frank Faksimile-Banknot denen sahte banknotlardır. Bu banknotlar organize kara para aklamada, para teslimatı yapılırken İsviçre banknotlarını tanımayan alıcıları dolandırmada kullanılır. Faksimile-Banknotlar genellikle gerçek banknotların arasına yerleştirilmiş demetler halinde elden çıkarılır.

M.S. 100 yılından önce Cermen halkları Cermanya olarak isimlendirilen bölgede yaşamışlardır.[6] 10. yüzyıldan 1806 yılına kadar Cermen bölgeleri Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nun bir parçası oldu. 16. yüzyıl boyunca kuzey Almanya bölgeleri, Protestan Reformu’nun merkezi oldu. Cermen halkı ilk olarak 1871′de Fransa-Prusya Savaşı sırasında ulus-devlet haline geldi. II. Dünya Savaşı sonrasında, 1949′da, Almanya savaşı kazanan devletler tarafından iki devlete bölündü. Bu iki devlet 1990 yılında birleşti. Batı Almanya daha sonra adı Avrupa Birliği olan Avrupa Topluluğu’nun 1957′deki kurucu üyelerindendir. Birleşmeyle Doğu Almanya’da 1993′te bu birliğe üye olmuştur. Almanya Schengen bölgesi’nin bir parçası ve Avrupa ortak para birimi Avro’yu 1999′da kabul etmiş durumdadır.

Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri yakın dosttur.[57] 1948′tee Marshall Planı ile, ABD hükümeti, Almanya’nın savaş sonrasında tekrar endüstrisinin kurulmasına yardım etmiştir. Ayrıca ABD yine savaş sonrası Almanya’daki yiyecek krizi konusunda yardımlarda bulunmuştur. Irak Savaşı sırasında Almanya, Amerikan hükümetine soğuk davranarak AB ile ABD’nin ortak hareket etmesine dayanan Atlantisizm tezini bozmuşlardır. Buna karşı iki ülke arasında yakın bir sosyo-kültürel ilişki bulunmaktadır.[58] İki ülke ayrıca ekonomik olarak birbirine oldukça bağımlıdır: Almanya’nın ithalatının %8.8, ihracatının ise %6.6’sı Amerika Birleşik Devletleri’ne aittir.[59] Yine Ameraik Birleşik Devletleri %8.8′lik ithalatını, %9.8′lik ihracatını Almanya ile yapar.[59] Bir diğer yakınlık, Amerika’daki etnik gruplarla ilgilidir. Ülkedeki en büyük azınlığı Alman vatandaşları oluşturur.[60]. Ayrıca Kaiserslautern’in yakınlarındaki Ramstein Havaalanı Amerikan Ordusu’nun kendi toprakları dışındaki en büyük üssüdür.[61]

Almanya’nın emperyal politikası ülke dışına taşmış ve devlet diğer Avrupa güçleri gibi Afrika’nın paylaşımına katılmıştır. Berlin Konferansı’nda bu kıta Avrupa güçlerine pay edilmiştir. Almanya’nın payına Alman Doğu Afrikası, Alman Kuzey-Batı Afrikası, Togo ve Kamerun düştü. Büyük güçler arası Afrika’da olan bu mücadele I. Dünya Savaşı’nın nedenlerinden biri olacaktı[29].

VikiSöz‘de Almanya ile ilgili özlü sözler bulunmaktadır.

Kömür yakımı ve endüstri atıklarından gelen emisyon, hava kirliliğine sebep olmaktadır. Sülfürik asit tarafından oluşturulan Asit yağmurları, ormanların zarar görmesine neden olmaktadır. Baltık Denizi’ne Doğu Almanya tarafından, kanalizasyon atığı ve endüstri artığı ile oluşturulan kirlilik azaltıldı. Gerhard Schröder yönetimindeki hükümet zamanında elektrik üretimi adına nükleer enerji kullanımının bitirilmesinin planlandığı açıklandı.

Bundeskanzler (Federal Şansölye) —şu an Angela Merkel’dir — hükümetin başıdır ve yürütmeyi gerçekleştiren kişidir, görevleri itibariyle Parlamenter demokrasilerdeki başbakan ile benzerdir . Ana yasama organı Bundestag ve on altı eyaleti temsil eden, yasaların yapılmasına katılan anayasal organ Bundesrat, federal yasama organlarıdır. Bu iki yapı yasa yapar. Bundestag’ta 614 milletvekili bulunur. Bu milletvekilleri dört yılda bir seçilir ve Alman halkını temsil eder. Seçim sistemi çoğunluk sistemi ve nispi temsil sisteminin bir karışımıdır. Bundesrat üyeleri on altı eyaletten seçilmiş kişilerden oluşur ve bunlar eyalet kabinelerinde de bulunur. Her eyalet hükümeti, kendi delegesini herhangi bir zamanda değiştirme hakkına sahiptir.

Almanya, Ludwig van Beethoven, Johann Sebastian Bach, Johannes Brahms ve Richard Wagner gibi dünyaca ünlü klasik müzik bestecilerine sahip çıkmaktadır. 2006′dan itibaren Almanya, dünyadaki beşinci büyük müzik pazarı haline gelmiş ve Kraftwerk, Scorpions ve Rammstein gibi müzik gruplarıyla pop ve rock müzik üzerinde etkili olmuştur.[120]

20.yüzyıl’ın son on yılı boyunca Almanya, göçmenlere karşı tutumunu değiştirmiştir. 90′ların ortasına değin genel düşünce Almanya’nın bir göç ülkesi olmadığı yönündeydi. Buna karşı nüfusun %10′u Alman olmayan kişilerden oluşmaktaydı. Gastarbeiterların (mavi yakalı, misafir işçi) ülkeye girişinin bitmesinden sonra, bu sığınmacılar tolare edildiler. Günümüzde hükümetin ve Alman toplumunun düşüncesi kontrol altında kalifiye göçmenlerin ülkeye gelişinin kabul edilebilir olduğudur.[149] 1984′de 4,4 milyon olan Almanya’da yaşayan yabancı nüfusu, 2008′de 7,3 milyona çıkmıştır.[150]

Almanya sınırları 357,021 km²’lik bir alanı kaplar. Bunun 349,223 km²’si karadan, 7,798 km²’si su kaynaklarından oluşur. Almanya, yüzölçümü bakımından Avrupa’nın yedinci, Dünya’nın altmış üçüncü büyük ülkesi konumundadır. Yükselti; güneydeki Alp Dağları’ndan , kuzeydeki Kuzey Denizi’ne (Nordsee) ve kuzeybatıdaki Baltık Denizi’ne (Ostsee) doğru azalmaktadır. Ülkenin en yüksek noktası, Alpler üzerinde bulunan 2.962 m yükseklikteki Zugspitze noktasıdır. Orta Almanya’daki ağaçlanmış konumdaki yaylalar ile kuzeydeki alçak seviyedeki ovalara ulaşım; Rhine, Tuna ve Elbe[39] gibi, Avrupa’nın bazı önemli büyük nehirleri ile sağlanır.

Almanya yasal ve toplum olarak homoseksüellere karşı toleranslıdır. Medeni birlikteliliğe 2001′den beri izin verilmektedir.[147] Geyler ve lezbiyenler yasal olarak eşlerinin biyolojik çocuklarını evlat edinebilir (Üvey çocuk olarak). İki büyük Almanya şehrinin belediye başkanları, kendilerini açıkça gay olarak açıklamıştır.[148]

Bazı sahtecilikler öyle belirgindir ki Federal Bankanın deneyimli görevlileri ve Polise bağlı Sahte Para birimlerindeki görevliler ve para sayma makineleri bu paraları tanıyabilirler.

Alman sporcuları tüm zamanlar Olimpiyat Oyunları madalya sıralamasında Doğu ve Batı Almanya beraber değerlendirildiğinide üçüncü sırada olarak Olimpiyat Oyunlarında en başarılı ülkeleri arasında bulunmaktadır. 2008 Yaz Olimpiyatları’nda Almanya madalya sıralamasında beşinci sırada bulunurken[133] 2006 Kış Olimpiyatlarında ilk sırada yer almıştır.[134] Almanya 1936 yılında Berlin ve 1972 yılında da Münih olmak üzere Yaz Olimpiyat Oyunlarına iki kez ev sahipliği yapmıştır. Kış Olimpiyat Oyunları da 1936 yılında Bavyera’nın ikiz şehirleri olan Garmisch ve Partenkirchen’de gerçekleştirilmiştir.

Aralık 2004 itibariyle, Almanya’da yaklaşık 7 milyon yabancı, Alman vatandaşlığına geçmiştir. Ülkede ikamet edenlerinden %19′u yabancı veya yabancı kökenlidir. Genç olanlar yaşlı olanlara göre daha yabancı kökenlidir. 15 yaşını aşmış Almanların %30′unun yurtdışında doğmuş en az bir ebeveyni bulunmaktadır. Büyük şehirlerde 5 yaş ve küçük çocukların %60′ının yurtdışında doğmuş en az bir ebeveyni bulunmaktadır.[71]

Almanya; Avrupa Birliği ile, AB’nin fauna, flora ve habitat’ının korunması amacıyla çalışmaktadır. Almanya’nın son buzul bölgesinin bulunduğu Alp bölgesindeki buzullar, erimeye maruz kalmaktadır.

Almanya çok merkezli bir hızlı tren ağı kurmuştur. InterCityExpress diğer adıyla ICE genelde komşu ülkelerdeki büyük şehirlere ve mesafelere ulaşım sağlamaktadır. Trenlerin hızları 160 km/sa ile 300 km/sa arasında değişmektedir ve en üst ileri hizmeti Deutsche Bahn vermektedir. Ulaşımlar 30 dakikalık, saatlik veya iki saatte birlik periyotlar şeklinde gerçekleşmedir.[96]

Napolyon Bonapart’ın tahttan düşmesinden sonra 1814 yılında toplanan Viyana Kongresi’nde alınan kararlarla Alman Konfederasyonu adı altında 39 tane bağımsız Alman eyaleti kuruldu. Bu konfederasyonun liderliğine Avusturya-Macaristan İmparatorluğu seçildi. Viyana Kongresi’ne tepki olarak Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ayaklanmalar çıktı. Özellikle Almanya’da bilim ve felsefede görülen gelişme ve liberalizm akımı halkların haklarını aramasında temel etken oldu. Bu süreçte Alman halkının çoğunluğu Fransız Devrimi’den ve milliyetçilik akımından etkilendiler. Halk, ulusal birliğin sağlanmasını istiyordu. Seçilen Kurucu Meclis, 13 Mayıs 1848′de Frankfurt’ta bir anayasa hazırlamak için toplandı. 28 Mart 1849′da anayasa kabul edildi. Bu hareketi temsil eden siyah, kırmızı ve altın sarısı renkler daha sonra Almanya Bayrağı’na renk vermiştir.[23]

Demir paraların ayrılması için Alman Federal Bankası Scancoin firmasının makinelerini kullanmaktadır. Bu makine demir paraları sağlamlığına, manyetikliğine ve çaplarına göre ayırır. Scancoin’in güvenilirliği %95’dir. Scancoin’de problem yaşanabilen paralar Ronden’ler ve yabancı demir paralardır. Demir paralar genellikle tomar şeklinde birbirlerine yapışık olarak paketlenir.

Avrupa’da merkezi bir konumda bulunması, Almanya’yı önemli bir ulaşım bağlantı noktası haline getirmiştir. Bu durum ülkenin yoğun ve modern ulaşım ağı sayesinde gerçekleşmiştir. Bu ağın en meşhurları, dünyada toplam uzunlukta üçüncü en büyük olan geniş motorlu araç yolu (Otoyol)’dur. Otoyollarda güzergahlar arasında hız sınırlamasının olmaması da önemli bir özelliktir.[95]

Şu anda Bundeswehr’de görevli 230,000 profesyonel asker, 55,000 18-25  yaş arası zorunlu askeri hizmetini yerine getiren asker ve 2,500 aktif yedek güç bulunur.[65] Aşağı yukarı 300,000 yedek asker ordu gücü için hazırdır.[66] Bunlar savunma talimlerine katılmaktadırlar ve bir kısmı da yurtdışına yayılmıştır. 2001′den bu yana kadınlar da yasal herhangi bir sınırlama olmaksızın askere alınmaktadır; fakat görev almak zorunlu değildir, isteğe bağlıdır. Yaklaşık 14,500 kadın şu anda aktif görevdedir.[67] Bu sayının içinde barış misyonu amacıyla çeşitli ülkelerde bulunan kadın askerler de vardır. Ülkede şu an iki kadın tıp görevlisi general rütbesinde bulunmaktadır.

İsviçre’deki Avro sahteciliği en çok sorun yaşanan konulardan biridir. 2004 yılında 2 Milyon Avro değerinde sahte Avro banknot ve sikkelere el koyuldu. Bunun yanında 1 Milyon Dolar değerinde Dolar sahteciliği de yapılmıştır.

Almanya’nın felsefeye etkisi tarihsel olarak büyük önem arz eder ve birçok unutulmaz Alman filozofu, Orta Çağ’dan beri Batı felsefesine önemli katkılarda bulunmuşlardır. Gottfried Leibniz’in rasyonalizme katkıları; Klasik Alman idealizminin Immanuel Kant, Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Friedrich Wilhelm Joseph Schelling ve Johann Gottlieb Fichte tarafından kurulması; Karl Marx ve Friedrich Engels’in Komünist teoriyi formüle etmeleri; Arthur Schopenhauer’un metafiziksel pesimizm derlemesi; Friedrich Nietzsche’in Perspektivizmi geliştirmesi; Martin Heidegger’in varoluşçuluk üzerine çalışmaları; Jürgen Habermas’ın sosyal teorileri; felsefenin gelişmesi adına oldukça etkileyiciydiler.

2005 yılındaki 58 milyar avro tatil harcamasıyla Almanya, bu konuda birinci olmuştur. En popüler gezi yerleri Avusturya, İspanya, İtalya ve Fransa’dır.[151]

1356′da ilan edilen fermanla hükümdarlık seçimi ile ilgili bir takım değişiklikler yapıldı. Buna göre kralı, başpiskoposluklardan ve etkili eyaletlerdeki prenslerin katılımıyla oluşan yedi kişilik bir heyet seçecekti.[19] 15. yüzyıldan itibaren, kral sadece Habsburg Hanedanı’na üye kişilerden olmuştur.

Orta Çağ’ın bölünmüş devletçiklerini Şarlman bir araya getirdi.[13] 25 Aralık 800′de Vatikan’da krallık tacını giyerek Karolenj İmparatorluğu’nu kurdu.[14] 843 yılına gelindiğinde bu devlet üç parçaya ayrıldı ve değişikliklere uğrayarak varlığını 1806 yılına kadar sürdürdü. Devlet, Eider Nehri’nden Akdeniz’e kadar yayıldı. Devlet, Kutsal Roma İmparatorluğu olarak bilinse de, 1448′den itibaren resmi olarak Alman Halkının Kutsal Roma İmparatorluğu (Sacrum Romanum Imperium Nationis Germanicæ) olarak anılmıştır[15].

Percotronic- Açılmış kesenin içi Percotronic’in içine dökülür ve bir tabak üzerinde ayrıştırılır, her sikke elektriğe dayanıklılık, manyetiklik, büyüklük, kalınlık ve bükülebilirliğe göre test edilir. Ön kontrolden geçen demir paralar LCC20 adı verilen bölüme transfer edilir ve bir tabak aracılığıyla yeniden ayrıştırılır. Bir kamera her bir demir parayı fotoğraflar ve bu fotoğrafları, bilgisayara yüklenmiş bir resimle karşılaştırır.

1517′de Martin Luther görevini kötüye kullanan Roma Katolik Kilisesi’ne karşı 95 maddelik bir bildiri hazırlayarak Protestan Reformunu başlattı. 1530′dan sonra, Luthercilik Katolik Kilisesi’nden ayrıldı ve birçok Alman Eyaletinde resmi din kabul edildi. Bunun üzerine, Alman ülkesini harap eden Otuz Yıl Savaşları (1618–1648) başladı.[20] Alman eyaletlerindeki nüfus yaklaşık %30 oranında azaldı.[21] 1648′de imzalanan Vestfalya Antlaşması bu din savaşını bitirdi. Savaşın sonunda krallık, birçok bağımsız eyalete ayrıldı. 1740′dan sonra, Avusturya’da hüküm süren Habsburg Hanedanı ve Prusya Devleti, Alman eyaletlerini kendi yanlarına çekip ülkeye tamamen hükmetmeye çalıştılar. Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu 1806 yılında Napolyon Savaşları sırasında tamamen yıkıldı.[22]

Daha yakın dönemdeki filmler olan Good Bye Lenin! (2003), Duvara Karşı (2004) ve Der Untergang (Çöküş) (2004) uluslararası camiada önemli başarılar kazanmışlardır. En İyi Yabancı Dilde Film Akademi Ödülü, Alman yapımları olan, 1979 yılında Die Blechtrommel (Teneke Trampet)‘a, 2002 yılında Irgendwo in Afrika (Afrika’nın Hiçbir Yerinde)‘ye ve 2007 yılında Das Leben der Anderen (Başkalarının Hayatı)‘a gitmiştir.[128] En tanınan Alman aktörleri Marlene Dietrich, Klaus Kinski, Hanna Schygulla, Armin Mueller-Stahl, Jürgen Prochnow ve Thomas Kretschmann.

Alman sineması, Max Skladanowsky’nin çalışmalarıyla oldukça erken zamanlara dayanmaktadır. Sinema, Weimar Cumhuriyeti yılları boyunca Alman dışavurumcuları Robert Wiene ve Friedrich Wilhelm Murnau ile etkili olmuştur. Avusturya kökenli olup 1926 yılında Alman vatandaşlığına geçen ve savaş öncesi Alman film endüstrisinde kariyeri parlamış olan yönetmen Fritz Lang’ın Hollywood sineması üzerinde büyük bir etkisi olduğu söylenebilir. Sessiz filmi Metropolis (1927) modern anlamda Bilim Kurgu filmlerinin babası olarak kabul edilir.

Ünlü bir Alman değişi şöyle demektedir: “Kahvaltı bir imparator, öğle yemeği bir kral ve akşam yemeği bir fakir gibidir.” kahvaltı genelde tahıllı yiyeceklerle ve bal ya da reçelli ekmekle yapılır. Almanların bir kısmı kahvaltıda soğuk yemekleri ya da peynirli ekmeği tercih etmektedir.[138] Ülkede 300′den fazla ekmek çeşidi fırınlarda satılmaktadır.[139]

Karte Bundesrepublik Deutschland.svg

Almanya (Almanca: Deutschland, /ˈdɔʏtʃlant/), ya da resmî adıyla Almanya Federal Cumhuriyeti (Almanca: Bundesrepublik Deutschland (yardım·bilgi); /ˈbʊndəsʁepuˌbliːk ˈdɔʏtʃlant/), Orta Avrupa’da bir ülkedir. Kuzeyinde Kuzey Denizi, Danimarka, ve Baltık Denizi; doğusunda Polonya ve Çek Cumhuriyeti; güneyinde Avusturya ve İsviçre; ve batısında Fransa, Lüksemburg, Belçika, ve Hollanda bulunur. Almanya 357.021 km²’lik bir alanı kaplar ve ılıman iklim kuşağının içinde yer alır. 81,5 milyonun üzerindeki nüfusu ile Avrupa Birliği’nin en fazla nüfusa sahip ülkesi konumundadır.[4] Ayrıca en çok göçmen barındıran üçüncü ülke konumundadır.[5]

Almanya bir federal parlementer cumhuriyettir. On altı eyaletten oluşmaktadır (Bundesländer). Başkenti ve en büyük şehri Berlin’dir. Almanya Birleşmiş Milletler’e, NATO’ya, G8′e üyedir ve Kyoto Protokolünü imzalamıştır. Almanya 2007 yılına göre, GSYİH’ye göre dünyanın 3. büyük ekonomisi ve en çok ihracat gerçekleştiren ülkesidir. Ülke dünyada gelişme için en çok bağışta bununan ikinci ülke konumundadır.[7] Buna karşın ülke, askeri harcama bütçesi olarak 6. sıradadır.[8] Ülke, sosyal güvenlik sistemiyle yüksek yaşam seviyesine sahiptir. Almanya, Avrupa meselelerinde yüksek ülke nüfusu ve ekonomik gelişmişliğiyle dünya seviyesinde kilit rol oynamaktadır.[9] Almanya birçok bilim ve teknoloji alanında lider durumda olarak kabul edilmiştir.[10]

İmparatorluğun inşaası sırasında tahtta olan I. William dış siyasette Almanya’yı diğer büyük devletler gibi güçlü ve güvenli bir duruma getirmek için uğraşmıştır. Fransa’dan diplomatik olarak uzak durulmaya çalışılmış, savaştan kaçınılmıştır. II. Wilhelm döneminde, Almanya, diğer Avrupa güçleri gibi emperyal bir politika izlemiş ve zaman zaman sömürgeleri konusunda komşu devletlerle sürtüşmeye girmiştir. Bu, bir takım dostlukları zedelemiş ve Almanya’ya karşı Fransa, Birleşik Krallık ve Rusya İmparatorluğu bir anlaşma imzalayarak kutup oluşturmuştur. Almanya ise sadece Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile ittifak kurabilmiştir.[28]

Çoğu Türkiye’den gelen Sünniler ve Alevilerden oluşan yaklaşık 3.3 milyon Müslüman nüfusu ile birlikte az sayıda da Şii vardır.[79] Ülke nüfusunun %1.7’sini oluşturan, Ortodoks Mezhebi’ne bağlı insanların büyük çoğunluğu Sırplar ve Yunanlılardan oluşur.[80] Almanya, Batı Avrupa’nın üçüncü büyük Yahudi nüfusuna sahip ülkesidir.[81] 2004′te, Almanya’ya, İsrail’de olduğu gibi Sovyet cumhuriyetlerinden gelen Yahudi nüfusu, Almanya’nın Birleşmesi sırasındaki rakam olan 30,000 ile karşılaştırıldığında 200,000′den fazla bir sayıya ulaşmıştır. Yahudi nüfusunun ağırlıklı olduğu şehirler arasında Berlin, Frankfurt ve Münih bulunmaktadır.[82] Yaklaşık 250,000 Budist Almanya’da yaşamaktadır ve bunların %50’si Asya göçmenidir.[83]

Başka ülkelerden gelen göçmenler sayesinde, Alman mutfağı ve günlük yemek alışkanlıkları birçok mutfaktan etkilenmiştir. Pizza ve makarna gibi İtalyan yemekleri, Döner gibi Türk ve Arap yemekleri özellikle büyük şehirlerde oldukça yaygın olarak satılmaktadır. Uluslararası burger zincirleri ve Çin restorantları ülkenin birçok yerine yayılmıştır. Hint, Japon ve diğer Asya mutfaklarının popüleritesi artmaktadır. Yüksek profilli dokuz Alman restorantı, restorantları uluslararası derecelendiren Michelin Rehberi tarafından üç yıldızlı olarak ilan edilmiştir. Yine 15 restorant iki yıldız almıştır.[140]

Almanya; federal, parlamenter, temsili demokrasili bir cumhuriyettir. Alman politik sistemi 1949′da ilan edilen anayasayla, bilinen adıyla Grundgesetz ile, temellendirilmiştir. Grundgesetz adıyla anılan doküman, Verfassung sözüne (anayasa) karşı tercih edilmiştir; çünkü ülke o zaman iki ayrı devletti ve Grundgesetz’i yazanlar, Almanya birleştiğinde bunun asıl anayasayla değiştirilebileceğini vurgulamak istemişlerdir. Grundgesetz üzerinde değişikliklerin önerilmesi için parlamentonun üçte ikilik çoğunluğu gerekmektedir; temel hakları koruyan maddeleri, güçlerin ayrılığını, federal yapılanmayı ve anayasayı kaldırmaya yönelik teşebbüşlere direnişi, daima yasal ve değiştirilemez kılar.[51] Grundgesetz, 1990′daki Alman yeniden birleşmesinden sonra küçük değişikliklerle günümüzde varlığını sürdürmektedir.

Batı bölgeleri kontrol eden Fransa, Birleşik Krallık ve Birleşik Devletler bölgelerini birleştirip, 23 Mayıs 1949′da Federal Almanya Cumhuriyeti’ni (Bundesrepublik Deutschland, veya BRD) kurdular; 7 Ekim 1949′de, Sovyet bölgesi, Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne (Deutsche Demokratische Republik, veya DDR) dönüştürüldü. Bunlar; “Batı Almanya” ve “Doğu Almanya”, ve Berlin’in iki parçası “Batı Berlin” ve “Doğu Berlin” olarak anıldı. Doğu Almanya, Doğu Berlin’i başkent ilan etti, buna karşılık Batı Almanya başkentini Bonn yaptı.

Şarabın ülkenin birçok kesiminde yaygın olmasına rağmen Almanya’nın milli içkisi bira olarak bilinmektedir. Almanya’da kişi başına bira tüketimi yıllara göre düşmesine rağmen, kişi başına yıllık 116 litre ile üst sıralardaki yerini korumaktadır.[141] 18 batı ülkesi üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda Almanya; kişi başına alkolsüz içecek tüketimi konusunda 14., kişi başına meyve suyu tüketiminde ise 3. olmuştur.[142] Bunların dışında, mineralli su ve Schorle (meyve suyuyla karıştırılmış) Almanya’da oldukça popülerdir.

VikiSözlük‘te Almanya ile ilgili kelime açıklaması bulunmaktadır.

Almanya’nın geneli, nemli batı rüzgarlarının üstünlük kurduğu ılımlı bir iklime sahiptir. İklim; Gulf Stream’in etkisi altındaki Kuzey Atlantik Akıntıları tarafından etkilenmektedir. Bu ısıtıcı sular, Kuzey Denizi sınırlarındaki Jutland Yarımadası ve Ren Bölgesi dahil olmak üzere birçok bölgeyi etkilemektedir. Sonuç olarak kuzeybatı ve kuzey bölgelerinde iklim okyanusal iklimdir; yağış yaz boyunca maksimuma çıkmak üzere her dönem sürer[40].

2006 Dünya Kupası’ndan beri, ülkenin imajı iç ve dış dünyada değişmiştir.[143] Bu turnuvadan sonra, yıllık yapılan Ulusal Marka Göstergesi araştırmasına Almanya üst sıralara tırmanmış ve 2008 yılında liderliğe ulaşmıştır. 20 farklı ülkeden insanlara ülkenin tanınmışlığı; kültür, politika, ihracat, ülkenin insanları, ülkeye turizm, göçmenlerin ilgisini çekme ve yatırımlar açısından sorulmuştur.[144] Bir başka küresel düşünce araştırması BBC tarafından yapılmış ve sonuçta Almanya’nın, 22 önde gelen yatırımcı ülkesi arasında en pozitif etkiye sahip ülke olduğu ortaya çıkmıştır. %56′lık büyük bir grup ülke hakkında positif bakış açısına sahipken, %18lik bir kısım ülkeye olumsuz bakmaktadır.[145][146]

1949′dan beri seçimler ve bakanlıklar Hıristiyan Demokrat Birliği ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi tarafından kazanılmıştır. Buna karşı, az bir kesim tarafından desteklenen, liberal parti olan Liberal Demokrat Parti (1949′dan bu yana hep mecliste yer almıştır) ve Birlik 90/Yeşiller (1983′ten bu yana meclistedir) Bundestag’ta önemli rol üstlenmektedir[52]. Bu partiler koalisyon hükümetlerde küçük roller almaktadır.

Bilinen ulusal temellere dayalı modern Almanya yapılan düzenlemelerle 1871′de kuruldu. Ülkenin kurucusu Prusya Krallığı’ydı. Fransa-Prusya Savaşı’ndan sonra, 18 Ocak 1871′de Versailles’da alınan kararlarda imparatorluk ilan edildi.[26] İmparatorluğa Hohenzollern Hanedanı hükmetti. Başkent Berlin yapıldı. İmparatorluk tüm dağınık Alman devletçiklerini içine alarak kuruldu fakat Avusturya bu birliğin dışında bırakıldı. Ülke 1884′den itibaren Avrupa dışında sömürgeler kurmaya başladı[27].

Standard Almanca Cermen dilleri grubuna mensuptur ve İngilizce, Felemenkçe ve Frizce ile çok yakın olup aynı sınıflandırmaya sahiptirler. Ayrıca, Standard Almanca az miktarda da Doğu Cermen dilleri (yok olmuşturlar) ve Kuzey Cermen dilleri ile benzerlik göstermektedir. Birçok Almanca kelime Hint-Avrupa dil ailesinin Cermence kolundan türetilmiştir.[85] Önemli azınlık kelimeler ise Latince ve Yunancadan, daha az miktarda da Fransızcadan ve günümüzde de İngilizceden türemektedir. Almanca, Latin alfabesi kullanılarak yazılmaktadır. 26 standart harfe ek olarak, Almanca ä, ö ve ü olmak üzere üç tane umlaut harfe ve Eszett veya scharfes S (keskin S) denilen “ß” harfine sahiptir.

Almanya; kapalı Avrupa ekonomisi ve politik birleşmenin savunucusudur. Ticari kararlarında ise Avrupa Birliği üyelerinin ve AB tek pazar yasalarının kararları doğrultusunda hareket etmektedir. Almanya, Avrupa’nın genel para birimi olan avroyu kullanmaktadır ve Almanya’nın para politikası ile ilgili kararları, diğer Avrozonda olan ülkeler gibi Frankfurt’taki Avrupa Merkez Bankası tarafından verilmektedir. 1990 yılındaki yeniden birleşmeden sonra, yaşam standardı ve yıllık gelirler eski Batı Almanya eyaletlerinde yüksekti ve bütün Almanya’da bu standartların korunması sağlanılmaya çalışıldı.[93] Eski Doğu Almanya ekonomisinin modernizasyonu ve batı eyaletlerin standartlarına entegre olması 2019 yılına kadar uzun dönemli olacak şekilde programlanmıştır ve yıllık batıdan doğuya doğru yaklaşık 80 milyar dolar transfer olmaktadır. 2005′den beri işsizlik oranı düşüşe geçmiştir ve 2008 Haziran ayında son 15 yılın en düşük seviyesine gerileyerek %7.5′a ulaşmıştır.[94] Yüzde oranlar Batı Almanya’dan Doğuya doğru %6.2 ile %12.7 arasında değişmektedir. Şu anki hükümet sınırlayıcı bir mali politika izleyip kamu sektöründeki işlerde kesintiye gitmişken, Şansölye Angela Merkel hükümeti işçi pazarı ve refah düzeyi adına bir dizi reform gerçekleştirmiştir.

Augustus yönetimindeki Roma İmparatorluğu zamanında, Romalı General Cermanya’ya saldırılara başladı.Cermen kabileleri bu sırada savaş taktiklerini öğrendiler. Bu esnada kimliklerini muhafaza etmeyi başardılar. M.S. 9 yılında, tarafından yönetilen Roma lejyonu, Çeruskerlerin lideri tarafından Varus Savaşında yenildi. Böylece , Tuna ve Ren nehirleri arasında sınırlarına kadar genişledi. M.S. 100 civarında talebe, Tacitus’un Cermenler üzerinde yazdığı esere göre, Cermen kabileleri bugünün modern yurtlar Tuna ve Ren nehri arasındaki bölgeye yerleştiler. 3. yüzyıl civarında birkaç büyük Cermen kabilesi ortaya çıktı. Alamanlar, Franklar, Saksonlar, Frizler, Chattiler, Sicambriler bunlardan bazılardır. 260 civarında, Cermen halkları, Tuna’yı geçip Roma kontrolündeki alanlara girmeye başladılar.[12]

Hristiyanlık, Almanya’da 53 milyon (%64) taraftarla en yaygın olan dini inanıştır.[76] İkinci yaygın inanış ise 3.3 milyon kişi ile İslam dini (4%), daha sonra ise her ikisine inanan toplam 200,000 kişi (0.25) ile Budizm ve Yahudilik gelmektedir. Hinduizm 90,000 inanana sahiptir (0.1%). Almanya’daki diğer tüm dini topluluklar 50,000′den az sayıda (veya %0,05′ten) taraftara sahiptir. Yaklaşık 24.4 milyon Alman ise (29.6%) herhangi bir dine inanmamaktadır[77].

1848 Devrimleri sonucunda Fransa’da cumhuriyet ilan edildi. Bu hareketin başarıya ulaşması üzerine Alman entellektüeller ve halk da ihtilal başlattılar.[24] Başlangıçta hükümdarlar talep edilen liberal hakları onayladı. Prusya kralı IV. Friedrich Wilhelm’e bir takım hakları alınmış şekilde krallık önerildi. Fakat o, bunu reddetti. Çünkü kabul etseydi, tacı Tanrının inayetinde değil, meclisin huzurunda giyecek ve meclise bağlı olacaktı.[25] Ölümünden sonra yerine I.Wilhelm geçti. 1862 yılında, başbakanlığa Otto von Bismarck’ı atadı. Bismark Danimarka’yla 1864 yılında yapılan savaşta bir kısım yerleri ele geçirdi. Ertesi yıl yapılan savaşlarda Avusturya ordusunu mağlup ederek Kuzey Almanya Konfederasyonu’nu kurdu. Avusturya bu konfederasyonun dışında bırakıldı.

Para işleme makineleri imparatorluk bankalarında da bulunmaktaydı ve kalite olarak sürekli geliştiriliyordu. Eskiden banknotların ve sikkelerin Zählbrettern üzerinde elle incelemelerinin yapıldığı yerde bugün kullanışlı makineler hizmet vermektedir:

Birçok Alman ressam farklı artistik tarzdaki çalışmalarıyla uluslararası bir prestij kazanmıştır. Hans Holbein, Matthias Grünewald, ve Albrecht Dürer Rönesans döneminin, Caspar David Friedrich Romantik Dönemin, Max Ernst’de gerçeküstücülüğün önemli sanatçılarındandır. Almanya’nın Karolenj mimarisi ve Otto mimarisi ile bu alana yaptığı katkılar, Romanesk mimarinin önemli habercileri olmuşlardır. Bölge daha sonraları Gotik, Rönesans ve Barok gibi tarzların önemli çalışmalarının yapıldığı bir mekan haline gelmiştir. Almanya yakın modern akımda özellikle Walter Gropius’un başlattığı Bauhaus akımıyla oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir. Aynı zamanda yine Almanyalı olan Ludwig Mies van der Rohe, 20. yüzyılın ikinci yarısında dünyanın en ünlü mimarlarından biri haline gelmiştir. Cam cepheli gökdelenler onun fikridir.[121]

Almanya’daki önemli araştırma birimleri Max Planck Topluluğu, Helmholtz-Gemeinschaft ve Fraunhofer-Gesellschaft’dir. Bu kurumlar bağımsız veya harici olarak üniversite sistemine bağlıdır ve bilimsel üretimlere önemli katkılar sağlamaktadırlar. Prestijli Gottfried Wilhelm Leibniz Ödülü her yıl on bilim adamı veya akademisyene verilmektedir. Her bir ödülün değeri en fazla 2.5 milyon avro’ye kadar çıkabilmektedir ve bu ödül, dünyada verilen en yüksek ödül değerine sahip araştırma ödüllerinden biridir.[112]

Savaş yaklaşık on milyon asker ve sivil Alman’ın ölümüyle sonuçlanmıştı. Oder nehrinin doğusundaki geniş topraklar kaybedilmiş; yeni sınırlar dışında kalan başka ülkelerdeki on beş milyon Alman, bu ülkeler tarafından sınırdışı edilmiş; birçok büyük şehir tahribe uğramıştı. Geriye kalan ulusal bölge ve Berlin, Müttefikler tarafından dört askeri bölgeye ayrılmıştı.

(Satın alma gücü paritesi)

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Almanya

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

1923 hakkında

Yazan: admin | Önemli tarihler | Cuma 2 Temmuz 2010 13:00
  • 4 Ekim – Charlton Heston, ABD’li sinema ve tiyatro oyuncusu (ö. 2008).
  • 17 Şubat – Türkye’de Mustafa Kemal ikinci defa Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na seçildi.
  • 8 Kasım – Münih’te Birahane darbesi.
  • 2 Ekim – Britanyalı birlikleri İstanbul’u boşalttı.
  • 10 Mayıs – Haydar Aliyev, Azeri devlet adamı, Azerbaycan cumhurbaşkanı.
  • 1 Mayıs – Türkiye’de ilk defa İşçi Bayramı kutlandı.
  • 13 Ağustos – Almanya’da Gustav Stresemann’ın koalisyon hükûmeti kuruldu.
  • 27 Aralık – Gustave Eiffel, Eyfel Kulesi’nin tasarımcısı.
  • 1 Eylül – Japonya’da Büyük Kantō Depremi meydana geldi.
  • 8 Kasım – Jack Kilby, ABD’li mühendis ve mucit (ö. 2005)
  • 26 Haziran – İlk defa Le Mans 24 Saat yarışması düzenlendi.
  • 19 Ocak – Markus Wolf, Doğu Almanya başcasusu (ö. 2006).
  •  ??? – Yaşar Kemal, Türk romancı, yazar
  • 29 Ekim – Türkiye’de cumhuriyet ilan edildi.
  • 6 Ekim – Selahattin İçli, Türk besteci ve doktor (ö. 2006).
  •  ??? – Fahd bin Abdül Aziz, Suudi Arabistan Kralı (ö. 2005).
  • Dünyada ilk seri atışlı sahra topunun mucidi Ahmed Süreyya Emin Bey vefat etti.
  • 10 Şubat – Wilhelm Conrad Röntgen, Nobel ödüllü Alman fizikçi.
  • 11 Ocak – Fransa ve Belçika, Almanya’nın tazminatı tazminatı ödemediği gerekçesiyle Ruhr bölgesini işgal ettiler.
  • 14 Ocak – Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi (d. 1857)’de İzmir’de vefat etti
  • 17 Şubat – 4 Mart 1923 – Türkiye’de İzmir İktisat Kongresi toplandı.
  • 6 Ekim – Türk birlikleri İstanbul’a girdi.
  • 31 Mayıs – Monako Prensi Rainier (ö. 2005)
  • 11 Haziran – Özdemir Asaf (Arun), Türk şair (ö. 1981).
  • 20 Nisan – Oktay Akbal, Türk yazar.
  • 30 Ağustos – Türkiye’de Zafer Bayramı ilk defa Afyonkarahisar, Ankara ve İzmir’de kutlandı.
  • 26 Ocak – Şanghay’da Sun Yat-sen – Adolf İoffe görüşmesi.
  • 31 Ocak – Norman Mailer, ABD’li gazeteci, romancı, oyun yazarı, film yönetmeni, senarist (ö. 2007).
  • 23 Eylül – İspanya’da Miguel Primo de Rivera’nın askerî rejimi kuruldu.
  • 16 Ekim – Almanya’da Rentenmark basıldı.
  • 21 Aralık – Nepal bağımsızlığını kazandı.
  • 3 Ocak – Jaroslav Haşek (Çekoslovakyalı yazar)
  • 3 Mart – Kraliyet Hava Kuvvetlerinin başlattığı saldırılarda Kürt köyleri bombalandı. Bu olay üzerine Berzenci hareketi 1924 yılında yenildi.[kaynak belirtilmeli]
  • 13 Ekim- Türkye’nin başkenti Ankara oldu.
  • 10 Temmuz – Şemsi Yastıman, Türk Halk Müziği Sanatçısı. (ö. 10 Temmuz 1994, Lapseki)
  • 24 Temmuz – İsviçre’nin Lausanne (Lozan) şehrinde Lozan Barış Antlaşması imzalandı.
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1923

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

    Buzdolabını icat eden mucit

    Yazan: admin | icatlar | Cuma 2 Temmuz 2010 13:00

    Bazı buzdolaplarında hareket eden bir kısım yoktur. Buharlaşma ve yoğunlaşma işlemlerinde ısı (ekseriya bir gaz alevi) kullanılır. Absorbsiyonlu soğutucular elektriğin olmadığı veya pahalı olduğu uzak köşelerde kullanılır.

    Termostat soğutma sıcaklığını ayarlayan devre elemanıdır.İç yapısında yine soğutma sistemlerinde kullanılan gazlardan biri bulunur (R 12 ,R134 a v.b) Buzdolaplarında evaporatöre monteli olur içi gaz dolu bulpun ucu (yaklaşık termostatın 1,5 metre uzunluğunda kılcal borusu bulunur) evaporatöre monteli olup evaporatördeki soğutma arttıkça bulp içindeki gaz termostat gödesindeki körüğün şişerek kontağı açmasına ve bu kontağa bağlı kompresörün devre dışı kalmasına sıcaklık yükseldiği zaman körüğün sönerek tekrar kontağı kapamasıyla kompresörün çalışmasına sebeb olur.Bu şekilde soğutma sıcaklığı termostatda ayarlanan değerde kalır aynı zamanda kompresörün dinlenmesi sağlanır.Klima sistemlerinde termostat ortam sıcaklığına göre kompresörü devreye alıp çıkarır.

    İdeal çevrimde, soğutucu akışkan kompresöre doymuş buhar halinde girer. Uygulamada ise soğutucu akışkanın hal değişimi hassas bir şekilde kontrol edilemediğinden, soğutucu akışkanın kompresöre kızgın buhar halinde girmesi sağlanacak şekilde sistem tasarlanır. Kompresör (1), buharlaştırıcıdan (5) gelen kızgın buhar halindeki soğutkanı, emme vanasının açılmasıyla emer. Soğutkan silindire girmeden kompresör içinde basınç kaybına uğramaktadır.

    1960’larda ise soğutucularda Peltier etkisinden yararlanılmaya başlandı.

    Modern soğutucularda da gazların hızla genleştirilmesi ilkesinden yararlanılır. Buharlaştırarak soğutma yöntemi yüzyıllardan beri bilinmekle birlikte, mekanik soğutma yönteminin temel ilkeleri ancak 19. yüzyılın ortalarında ortaya konabildi. Bilinen ilk yapay soğutma sistemi 1748’de William Cullen tarafından Glaskov Üniversitesi’nde sergilendi. Cullen etil eterin kısmî vakumda kaynatılmasından yararlanılıştı; ama bu yöntemini herhangi bir pratik amaca yönelik olarak kullanmadı. 1805’te ABD’li mucit Oliver Evans, sıvı yerine buharla çalışan ilk soğutma makinesini tasarladı.

    Buzdolabının içindeki ısıyı dışarı taşımak için kullanılan akışkan maddelerdir. Soğutkanlarda bulunması gereken bazı özellikler şunlardır:

    Kompresörler soğutucu sistemin kalbini oluşturmaktadır ve çalışma prensipleri ne olursa olsun buharlaştırıcıdan çıkan gazı yoğuşma basıncına kadar sıkıştırılması işlevini yerine getirmektedir. Bu işlevi yerine getirebilecek başka kompresör çeşitleri ve tasarımları mevcut olmakla birlikte ev tipi buzdolaplarında hermetik pistonlu kompresörler kullanılmaktadır. Hermetik kompresörlerde tek fazlı, iki kutuplu asenkron indüksiyon motorları bulunmaktadır. Değişken hızlı kompresör uygulamalarında, hız kontrolü frekansın değiştirilmesi yoluyla gerçekleştirilmektedir. Hız kontrolü yapılan kompresörlerde doğru akım motorları, indüksiyon motorları ve senkron motorlar kullanılmaktadır.

    Yoğuşturucular, kompresörden çıkan kızgın buharın soğuyup doymuş hale geçmesi ve bunu takiben yoğuşmasını sağlayan ve sonunda açığa çıkan ısıyı dışarı veren çevrim elemanıdır. Buzdolabının dışında veya yalıtım malzemesinin içinde saklı olarak yer almaktadır. Buzdolabının dışında yer aldığında, düz boruların kıvrılarak kat kat yapılmasıyla oluşturulan geçişlerin sayısı arttırılarak, yoğuşturucunun ısıyı havaya atması kolaylaştırılmakta, soğutkanın aşırı soğutulmuş sıvı haline geçmesi sağlanmaktadır. Yoğuşturucunun yalıtım malzemesi içinde saklı olarak yer alması, ısının atılmasında kabin yüzeylerinin de kullanılmasına olanak sağladığı için tercih edilmektedir.

    Mekanik soğutucu sistemlerin geliştirilmesinden önce eski uygarlıklarda, örneğin Eski Yunanlılar ve Romalılarda besin maddeleri dağlardan taşınan buz ya da karla soğutuluyordu. Buz ve kar özel kilerlerde ya da yere açılmış ve odunlar ya da samanlarla yalıtılmış çukurlarda uzun süre erimeden korunabiliyordu. Daha sonraları geliştirilen buz depoları 20. yüzyılın başlarına değin temel soğutma ortamı olarak kaldı.

    Drayer filtre kurutucu;Soğutma sistemlerinde montaj sırasında kalabilecek kaynak artıklarını kompresörün zamanla aşınıp soğutucu akışkanla sisteme yayılan metal tozlarını süzer nem ve oluşabilecek asidi tutar.Kondanser çıkışına varsa likit deposundan sonra monte edilir. Kompesör yanması,gaz kaçağı gibi arızalar ve büyük tadilatlarda drayerin değişimi gerekir.

    Ticari amaçlı ilk soğutma işleminin, 1856’da buhar sıkıştırma makinesi yardımıyla ürettiği buzları satmaya başlayan ABD’li işadamı Alexander C. Twinning tarafından gerçekleştirildiği sanılmaktadır. Birkaç yıl sonra, Avustralyalı James Harrison ilk buhar sıkıştırmalı soğutma makinelerini yaptı. Fransız Ferdinand Carré 1959’da biraz daha karmaşık bir sistem geliştirdi. Carré’nin aygıtında buhar sıkıştırmalı makinelerde soğutucu gaz olarak kullanılan havanın yerine hızla genleşen amonyak kullanılıyordu. Carré’nin soğutucuları kısa sürede tutuldu ve bu teknik ufak değişikliklerle günümüze kadar geldi.

    No frost buzdolaplarında gazlı, kompresörlü soğutma sistemi devre elemanlarının her biri mevcuttur tek farkı evapratör yüzeyinde bulunan ısıtıcı rezistanslar ve bu rezistansları devreye alan ve çıkaran zaman rölesi bulunur.Bu şekilde gün içerisinde belli aralıklarla rezistanslar evaporatör üzerinde biriken karı eriterek hem buzdolabının daha verimli çalışmasını sağlar hemde hiç bir zaman kullanıcının buzları eritmesini ihtiyaç kalmaz.Kullanıcı bu işlemin farkına olmaz.Buzdolaplarında eriyen buzların suları genelde kompresör üzerindeki hazneye giderek kompresörün sıcaklığı ile buharlaşır veya dolabın altına kadar uzatılan kondenser borularının içinden geçtiği bir su toplama kabında kondenser borusunun sıcaklığı ile buharlaşır.

    Kompresör silindir hacmi, buzdolabı hacmi ve kullanılan soğutkana bağlı olarak 2 cm3 ve 10 cm3 arasında değişmektedir.

    Soğutmanın amacı kapalı bir mahâlde, çevre sıcaklığının altında sıcaklıklar elde etmek ve bu düşük sıcaklığı sürekli olarak muhafaza etmektir. Ancak ısı sıcaktan soğuğa kendiliğinden akarken, tersine akış kendi kendine olmaz. İki sistem arasındaki dengeyi bozabilmek için enerji gereklidir. Günümüzde bu iş soğutucu makineler tarafından gerçekleştirilir. Soğutucu makineler çalışma prensiplerine ve çalıştıkları sıcaklık aralığına göre sınıflandırılırlar. Buzdolapları ise soğutucu makinelerin evlerde kullanılan tipidir.

    Evde kullanılmak amacıyla 1913 yılında Chicago’da yapıldı.Domelre marka bu buzdolabı,elektrikle çalışıyordu.Ahşap gövdesinin üzerinde kompresör tipi bir soğutucu vardı.Ev tipi ilk buzdolabı,1913 yılında ABD’nin Chicago kentinde üretildi.Gövdesi ahşaptan yapılan bu buzdolabının soğutucu aygıtı,dolabın tavanına konmuştu ve neredeyse yarısı kadardı.

    Buzdolabı; buhar sıkıştırma yöntemiyle çalışan, gıdaların soğuk tutularak uzun zaman muhafaza edilmesini sağlayan soğutma makinesidir.

    Buzdolabı soğutma devresinde, yüksek basınçlı soğutkanın dolaştığı borulara basma boruları, alçak basınçlı soğutkanın dolaştığı borulara da emme boruları denilmektedir. Emme ve basma borularının bir bölümü birleştirilerek bir ısı değiştirici meydana getirilir. Isı değiştirici; basma borusu, emme borusunun içinden geçecek şekilde yapılabileceği gibi, basma ve emme borularının ayrı ve açıkta birleştirilmesiyle de elde edilebilmektedir. Isı değiştiricisinde, buharlaştırıcıdan gelen soğutkan bir miktar ısınma yoğuşturucudan gelen soğutkan bir miktar soğuma imkânı bulur. Yoğuşturucudan gelen soğutkanın soğuması, kısılma vanasında başlayan buharlaşmayı azaltıcı yönde etki yapmaktadır. kısılma vanasında buharlaşamayan soğutkan, buharlaştırıcıda buharlaştığından soğutma kapasitesi artmaktadır. Buharlaştırıcıdan gelen soğutkanın ısınması, kompresöre sıvı soğutkan ulaşmamasını garanti altına alırken, soğutkanın kızgın buhar haline geçmesini de sağlamaktadır. Bu yöntem soğutma sisteminin verimini artırmaktadır.

    Soğutma çevrimlerinin analizinde, genellikle ideal bir referans çevrim kullanılır. Sıkıştırma sürecinin izentropik olduğu varsayılmaktadır. Kısılma süreci de ısı değiştiricideki ısı geçişi göz önünde bulundurulmayarak adyabatik olarak kabul edilmektedir. Buharlaştırıcı ve yoğuşturucudaki basınç kayıpları dikkate alınmamaktadır.

    Buharlaştırıcı, kısılma vanasından gelen düşük sıcaklık ve düşük basınçtaki sıvının, kabin ısısını alarak buharlaştığı bölümdür. Bu nedenle demir, çelik, pirinç, bakır ve alüminyum gibi malzemelerden imal edilir. Kabin içinde saklı veya kabin yüzeyinden yaklaşık 30 mm uzaklıkta harici olarak monte edilmektedir. Harici olarak yerleştirmede toplam ısı geçiş katsayısı daha yüksek olmaktadır. Hava ile buharlaştırıcı yüzeyi arasındaki ısı geçişi, doğal ya da zorlanmış taşınım ile gerçekleşir. Doğal ısı taşınımı, ufak dirençlerle karşılaştığında bile sorun yaratmaktadır. Bu nedenle bir fan kullanılarak, hava dolaşımının zorlanmış ısı taşınımıyla elde edilmesi tercih edilmektedir. Zorlanmış ısı taşınımında daha çok kanatlı buharlaştırıcılar kullanılmaktadır. Buzdolabında, tek buharlaştırıcı kullanılabileceği gibi, birden fazla buharlaştırıcı da kullanılabilmektedir. İki buharlaştırıcı kullanıldığında, bunlardan biri donmuş gıda depolama bölümüne, diğeri de taze gıda depolama bölümüne konulmaktadır. Tek buharlaştırıcılı sistemlerde, fanlar yardımıyla hava hareketi sağlanarak, değişik bölmelerin istenilen oranlarda soğutulması sağlanmaktadır.

    Soğutkan, kompresör içinde bulunan silindir hacmindeki bir piston aracılığıyla sıkıştırılır. Sıkıştırılan soğutkanın basıncı yükselir. Soğutkanın silindiri terk edebilmesi için basma vanasındaki basınç kayıplarını yenmesi gerekmektedir. Basma vanasının açılmasıyla soğutkan yüksek basınç ve sıcaklıkta pompalanır.

    Soğutkanın Kılcal borudan gaz halde geçişi zordur(buhar tıkacı),sıvı haldeki soğutkan daha kolay geçer,Kılcal borunun bu özelliğiyle Soğutkanın akışı kontrol edilerek kondanserde yüksek basınç evaporatörde alçak basınç alanı oluşturulur. Küçük kapasiteli soğutma,klima sistemleri için basit ve ucuz bir çözümdür. Kompresör durduğunda akış soğutma devresindeki basınç farklılığı dengeleninceye kadar devam eder,bu olay kompresörün bir sonraki çalışması için kalkış kolaylığı sağlar. Kullanılacak kılcal borunun boy ve çap ölçüleri soğutma kapasitesi,Soğutkanın cinsi,evaporasyon,kondanzasyon durumuna göre değişir.

    Hindistan ve Mısır’da ise buharlaştırarak soğutma tekniğinden yararlanılmıştır. Sıvılar hızla buharlaştırıldığında (kaynatma), buhar kısa sürede genleşir. Buharla yükselen moleküllerin kinetik enerjisi de aniden artar. Bu ek enerjinin büyük bölümü, buharın yakın çevresindeki ortamdan soğurulur, bu da ortamın soğumasına yol açar. Örneğin bir tepsiye su konur ve tepsi serin bir tropik akşamda gece boyu açıkta bırakılırsa , suyun hızla buharlaşması sonucunda hava sıcaklığı donma noktasının altına düşmese bile tepside buz oluşur. Buharlaşma koşulları denetlenerek, aynı yöntemle çok büyük buz blokları üretilebilir.

    Basma borusu boyunca ilerleyerek yoğuşturucuya (2) gelen yüksek basınç ve sıcaklıktaki soğutkan, ortama ısı atarak önce yoğuşmakta, sonrasında aşırı soğutularak yine yüksek basınçta sıvı soğutkan haline geçmektedir. Soğutkan yoğuşturucuda da basınç kaybına uğramaktadır.

    Buharlaştırıcıda da bir miktar basınç kaybına uğrayan soğutkan, soğutma ortamından ısı çekerek buharlaşır. Ardından emme borusu boyunca ilerleyerek tekrar ısı değiştiriciye gelir. Bu sefer ısı kazanır ve kompresöre kızgın buhar halinde döner.

    Daha sonra soğutkan kısılma vanası (3) girişine gelir. Soğutucu akışkanın kılcal boruda kısılması esnasında entalpisi sabit kalır. Kısılma sürecinde sistem basıncı yoğuşturucu basıncından (yüksek basınç), buharlaştırıcı basıncına (alçak basınç) düşer. Isı değiştiricide (4) bir miktar ısı kaybeden soğutkan buharlaştırıcıya (5) ulaşır.

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Buzdolab%C4%B1

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Kanadalı mucitler

    Yazan: admin | Mucitler | Cuma 2 Temmuz 2010 13:00

    Transparency International adındaki kurum Kanada’yı ahlaki yozlaşmanın en az olduğu 12. ülke olarak sıralamaktadır.

    Türkiye ile Kanada arasında imzalanan ticari anlaşmalar şunlardır :

    Kanada Haklar ve Özgürlükler Beyannamesi belirtir ki:

    II. Dünya Savaşı’ndan bu yana imalat, madencilik ve hizmet sektörlerindeki artış Kanada’yı kırsal ekonomiden endüstriyel ve şehirsel bir toplum haline getirdi. Enerji üretimi bakımından kendine yeterli olan Kanada’nın doğu kıyısında ve batıdaki üç eyaletinde engin doğal gaz yatakları ve fazlaca diğer doğal kaynakları bulunmaktadır. 1989′daki Kanada-ABD Serbest Ticaret Anlaşması (FTA) ve 1994′deki Meksika’yı da içeren Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) ABD ile olan ticari ve ekonomik bütünleşmede hızlı bir artışa neden oldu. Bu yakın ilişkiden dolayı, 2001′de ABD’de ekonominin kötüye gitmeye başlaması Kanada ekonomisinde de olumsuz etkiye yol açtı, ancak Kanada ekonomisi beklenenden daha az etkilendi. 1993-2000 arası reel büyüme ortalama %3 iken, bu oran 2001′de azaldı. 2003′te imalat ve doğal kaynaklar sektörlerindeki küçülmeden dolayı işsizlik arttı. Bunlara rağmen Kanada 2001′den sonra ekonomik gerilemeyi durdurmayı başardı ve G7 grubu içerisindeki en iyi ekonomik büyüme oranını tutturdu.

    Kanada’da diğer çoğu Amerika ülkelerinde olduğu gibi yaygın din Hristiyanlıkın Katolik mezhebidir.Katolikler nüfusun %42sini oluştururlar.Daha sonra ise %40 ile Protestanlar gelir.

    Resmi diller dışında konuşulan dillerin de Kanada’da önemi vardır, 5,470,820 kişi ana dil olarak resmi diller dışında bir dil beyan etmişti (Bu istatistikler birden fazla ana dil beyan edenleri de içermektedir). En önemli resmi olmayan diller: Çince (853,745) özellikle Kanton lehçesi (322,315); ve İtalyanca (469,485).

    Kanada’da üç büyük ulusal parti vardır: merkezci Liberal Parti, sağ-kanat Muhafazakar Parti, ve demokratik sosyalist Yeni Demokrasi Partisi. Bölgesel parti Bloc Québécois Quebec’de birçok sandalyeyi elinde tutar, ayrılıkçı amaçlı ve temelde sosyal demokrat bir partidir. Başka küçük partiler de mevcuttur, fakat Avam Kamarası’nda nadiren sandalye kazanırlar. Benzer şekilde bağımsız adaylar da nadiren seçilirler.


    Muhafazakar Parti, şu anki başbakan Stephen Harper’ın partisidir ve şu anda azınlık hükümeti olarak görev yapmaktadır. Hükümet kurabilen diğer tek parti bir önceki hükümeti kuran Liberal Parti’dir. Son yıllarda Kanada ABD’ye göre sol görüşe daha yakın bir toplum olarak düşünülmekteyse de Ocak 2006′daki seçimlerde ABD yanlısı Muhafazar Parti başarılı olmuş, ancak aldıkları oylar sadece azınlık hükümeti kurmaya yeterli olmuştur.

    Akçaağaç yaprağı’nın Kanada’nın ulusal sembolü olarak kullanılması 18. yüzyıl başlarına dayanır. Bu sembol eski ve şu anki Kanada bayrağı’nda, ve Kanada Arması’nda kullanılmaktadır. Ülkenin tanınan diğer özellikleri, engin ormanları, Kayalık Dağlar sıradağları ve içinde barındırdığı Amerikan geyiği, Gri ayı ve Kunduz gibi vahşi hayvanlarıdır. Ayrıca Kanada Kraliyet Atlı Polisi ve ülkenin doğal kaynaklarından yapılan akçaağaç şurubu gibi ürünleri de ünlüdür.

    2001 Kanada nüfus sayımında cevap verenler etnik kökenlerini şu şekilde ifade etmişlerdir: [3]

    Başbakan Avam Kamarası için seçimlerin yenilenmesine kendi takdiri ile karar verir ancak bu bir önceki seçimlerden 5 yıldan daha geç olamaz.

    2005′te Kanada’da eşcinsellere evlilik izni verildi ve böylece Kanada, tüm ülke çapında eşcinsel evliliği yasallaştıran dünyanın dördüncü ülkesi oldu.[5]

    Eyaletler, Kanada’nin sosyal programlarının çoğundan (örneğin sağlık sistemi, eğitim ve refah) sorumludur; ve toplamda federal hükümetten daha fazla gelir toplarlar. Federal hükümetin politikalarından muaf tutulabilirler, ancak bu federal gelirlerden alınan payın kaybı riskini de taşır. Ceza kanunları kesinlikle federal hükümetin sorumluluğu altında olan az sayıdaki alanlardan biridir ve suç ve ceza Kanada’nın çoğunda tek biçimlidir.

    Asıl makale: Kanada Demografisi

    Çoğu eyalette federal düzeydeki partilerin karşılığı olan eyalet duzeyinde partiler vardır. Ancak NDP dışında eyalet düzeyi partiler ile federal düzeydekilerin arasında resmi bir bağ yoktur. Bazı eyaletlerde Saskatchewan Partisi ve Labrador Partisi gibi yerel politik partiler de bulunur.

    Devletin yargı erki federal ve eyalet düzeyinde çeşitli mahkemelerden oluşur. Hem federal hem de eyalet mahkemelerinin kararları Yüksek Mahkeme’de temyiz edilebilir.

    (Satın alma gücü paritesi)

    Kanada çağdaş ve teknolojik olarak ilerlemiş bir ülkedir ve fosil yakıt kaynakları, nükleer enerji üretimi ve hidro-elektrik güç üretim imkânları ile enerji bakımından genelde kendine yeterlidir. Ekonomisi geleneksel olarak yüksek miktarlardaki doğal kaynaklarına dayalıdır. Her ne kadar çağdaş Kanada ekonomisi çeşitlenmişse de doğal kaynakların kullanımı halen çoğu bölgesel ekonominin önemli bir parçasıdır.

    Asıl Makale; Kanada’nın Eyaletleri ve Bölgeleri

    Fransızca’nın sıklıkla konuşulduğu yerler, Quebec, Ontario, New Brunswick ve güney Manitoba’dır. 2001 nüfus sayımında 6,864,615 kişi Fransızca’yı ana dilleri olarak beyan ettiler, bunların %85′i Quebec’de yaşayanlardı. İngilizce’yi ana dil olarak belirtenler de 17,694,835 kişiydi.

    Bölgelerin devlet başkanlarına komisyoner denir. Her ne kadar eyaletlerdeki yardımcı valilere eşit düzeydelerse de Kraliçe’nin temsilcisi değillerdir. Federal hükümet tarafından atanırlar.

    Kanada’da en az 10,000 yıl boyunca İlk Halklar olarak tanınan yerliler yaşamıştır. Avrupalılar tarafından ilk ziyaret 1000 yılı civarında kısa bir süre Newfoundland’e yerleşen Vikingler tarafından yapılmıştır. Daha “temelli” Avrupalı ziyaretleri 16. ve 17. yüzyıllarda Fransızların yerleşimi ile başladı.

    20. yy’in ikinci yarısında, çoğunluğu Fransızca konuşan Quebec eyaletinin bazı vatandaşları 1980 ve 1995′teki iki referandum ile bağımsızlık kazanmaya çalıştılar. Her iki referandum da Quebecois Partisi liderliğindeydi, ve ilki %60, ikincisi %50.6 hayır oyu ile reddedildi.

    Ashmore ve Cartier Adaları · Avustralya Antarktik Bölgesi · Christmas Adası · Cocos Adaları · Heard Adası ve McDonald Adaları · Mercan Denizi Adaları · Norfolk Adası

    7 Temmuz 1969′da Kanada federal devletinin tümünde Fransızca ve İngilizce eşit kabul edildi. Bu durum Kanada’nın kendisini federal düzeyde çift dilli ve çok kültürlü bir ulus olarak tanımlamasına yol açtı.

    Quebec’deki politik durum diğerlerinden çok farklıdır, partiler arasındaki en belirgin fark, Québécois Partisi tarafından temsil edilen ayrılıkçılık ile Quebec Liberal Partisi tarafından temsil edilen federalciliktir. Bu iki parti haricinde sağ görüşlü Quebec Demokratik Eylem Partisi (ADQ) ve sol görüşlü İlerici Güçler Birliği (UFP) adlı küçük partiler de Quebec’de faaliyet göstermektedir. Ancak bunlardan sadece ADQ şimdiye kadar Quebec meclisine üye sokabilmiştir.

    1 Temmuz 1867′de İngiliz Kuzey Amerika Yasası’nın geçmesiyle Birleşik Krallık, Kuzey Amerikan kolonisi dört eyaletinden oluşan federasyona kendini yerel yönetim hakkı verdi. Bu eyaletlerden “Kanada” ikiye ayrılıp Quebec ve Ontario eyaletlerini meydana getirdi, diğer iki eyalet de New Brunswick ve Yeni İskoçya’ydı. Kanada Konfederasyonu terimi bu birleşimi ifade eder, ve genellikle sonuçlanan federasyon için de kullanılır. Diğer İngiliz koloni ve bölgeleri de kısa zamanda Konfederasyon’a bağlandılar.

    Kanada ile Türkiye arasındaki ilişkiler hem geç başlamıştır hem de yavaş bir gelişim seyri izlemektedir. Bunun temel nedeni iki ülke arasındaki coğrafi uzaklıktır.

    Anayasa yerine Parlamento kuruldukları için bölgeler eyaletlerden daha az siyasi güce sahiptirler. Bunun sonucu olarak bölgeler Parlamento’da eyaletlere eşit temsil edilmezler.

    Federal hükümet ve bölgesel hükümetler arası ilişkiler her zaman gergin olmuştur. Hükümetler arası uzlaşmazlıkların çoğu kaynakların kullanımı ve finansman hakkında olmuştur. Kişi başına gelire göre bölgeler Kanada’da en yüksek oranda olsa da, bölgelerdeki yoksulluk oranı sosyal yalıtım, mal sağlamadaki aşırı zorluk ve maliyet, işlerin yıpratıcılığı ve sosyal problemlerden dolayı devamlı yüksek olmuştur.

    Kanada’da az sayıda Türk yaşamaktadır.Ancak son yıllarda Kanada’ya göçte de kayda değer bir artış izlenmektedir. Bunun bir sonucu olarak Kanada ile Türkiye arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi 2005 yılında yürürlüğe girmiştir. [2]

    Amerikan Devrimi’nden sonra İngiliz Birleşik Krallığı’na sadık olanlar Kanada’ya yerleştiler.

    Eyaletler düzeyinde sadece New Brunswick çift resmi dillidir; diğer tüm eyaletlerde çift dillilik federal yasalarla sağlanmıştır. Her ne kadar diğer eyaletler çift resmi dilli değilse de eyalet yönetimlerinin çoğu, İngilizce ya da Fransızca konuşan azınlıklarına hizmet vermektedir.

    Kanada’da yerli dillerini konuşan çok sayıda insan yaşamaktadır, ancak bunların birkaçı dışında çoğu azalmaktadır. Bunlardan en önemli olanları Cree dili (72,885); Inuktitut (29,010), ve Ojibwe dili’dir (Cree ile birlikte toplam 150000).

    Kanada Birleşmiş Milletler, İngiliz Milletler Topluluğu, Frankofon, NATO, G8 ve APEC üyesidir.

    •Tekstil Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı (Haziran 1995) •Yüksek Düzeyli Ticari ve Ekonomik İstişarelere İlişkin Mutabakat Zaptı (1996) •Enerji Alanında İkili İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı (Eylül 1998) •Yüksek Düzeyli Ticari ve Ekonomik İstişarelere İlişkin Mutabakat Zaptı (2000)

    Kanada 10 eyalet ve 3 bölgeye ayrılmıştır. Eyaletlerin federal yönetimden geniş oranda özerkliği varsa da bölgelerin bağımsızlığı daha azdır.

    Kanada parlamenter demokrasi ve anayasal monarşi ile yönetilen bir federasyondur. Devlet Başkanı ve hükümdarı “Kanada Kraliçesi” sıfatı ile Kraliçe II. Elizabeth’dir. Kraliçe’nin Kanada’daki temsilcisi Genel Vali’dir ve genellikle emekli olmuş eski politikacılar veya diğer seçkin Kanadalılar arasından Başbakan önerisiyle Kraliçe tarafından atanır. Genel Vali, siyaset dışı bir figür olup, Avam Kamarası ve Senato’nun çıkardığı kararnamelere kraliyet onayını sağlamak, devlet belgelerini imzalamak, parlamento toplantılarını resmen açıp kapatmak, ve seçimler öncesi parlamentoyu feshetmek gibi görevleri vardır. Hem Kraliçe hem de Genel Vali çok az yetkiye sahip sadece göstermelik yöneticilerdir, ve hemen her zaman Hükümet Başkanı Başbakan’ın tavsiyesi doğrultusunda hareket ederler. Bu devlet başkanının siyasi sorumsuzluğunun bir sonucudur. Siyasi sorumluluğu olmayan devlet başkanının bu gibi yetkileri birer şeklî/sembolik yetkidir.

    Varlıklı ve yüksek teknolojiye sahip endüstriyel bir toplum olarak Kanada bugün, serbest pazar merkezli ekonomik sistemi, üretim modelleriyle ve yüksek yaşam standartları ile ABD’ye çok benzer.

    1880′de Kanada, Newfoundland ve Labrador dışında (1949′da katıldılar) şu anki alanını kaplıyordu. Dominyon’un tüm ilişkilerinin kontrolü Westminster Tüzüğü ile 1931′de, ve 1982′de Kanada Anayasası’nın kabulü ile sağlandı.

    Kanada anayasası bu sayfada bulunabilir. Ancak anayasanın bir kısmı yazılmamıştır, metin çeşitli gelenekler ve uzlaşmalar çerçevesinde yorumlanır.

    Kanada’nın iki resmî dili vardır: İngilizce ve Fransızca.

    Devletin yasama kolu seçilmiş Avam Kamarası ve Başbakan önerisiyle Genel Vali tarafından atanmış Senatör’lerin dahil olduğu Senato’dan oluşur. Senato’da 105 Senatör vardır, bunların 24′ü Ontario’dan, 24′ü Quebec’den, 24′ü deniz eyaletlerinden (10 Yeni İskoçya, 10 New Brunswick, 4 Prince Edward Adası), 24′ü batı eyaletlerinden (6′şar Manitoba, Britanya Kolumbiyası, Saskatchewan, Alberta), 6’sı Newfoundland’den, ve birer kişi de bölgedelerdendir (Northwest Territories, Yukon, Nunavut). Kanada’daki katı parti disiplini Başbakan’a Parlamento’dan geçen hemen her yasa üzerinde yüksek kontrol gücü verir.

    Kanada’ da Türk firmalarının yatırımı bulunmamaktadır; buna karşın Kanada’ nın Türkiye’ de raylı taşımacılık, elektronik sanayi, hazır giyim sanayi, gıda sanayi, plastik sanayi ve madencilik gibi alanlardaki yatırımları 260 milyon dolar seviyesindedir. Bu da Türkiye’ deki yabancı yatırımlar içerisinde % 1 lik bir orana tekabül etmektedir. Türkiye’ deki önemli Kanadalı yatırımcılar : Bergama-Ovacık’ taki altın madeni işletmeciliği yapan Normandi(Eurogold), Uşak’ ta aynı işe yönelen El Dorado Firması, sigorta ve menkul kıymetler alanında Hudson “8″ Holdings Inc., NETAŞ’ın %53,13 hissesinin sahibi olan Nortel, Inmet Mining, Four Seasons Otelleri ve OZ Optiktir.

    Kanada ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkiler 1943 Haziran’ ında Türk Hükümeti’ nin Ottawa’ da Büyükelçilik açma talebinin Kanada tarafınca kabul edilmesi ile başlamıştır. 6 Mart 1944′ te ilk Türkiye Büyükelçisi Mehmet Ali Şevki İLHAN güven mektubunu sunarak görevine başlamıştır. Bunu takiben 26 Kasım 1947′ de ilk Kanada Büyükelçisi Tümgeneral Victor W.ODLUM güven mektubunu sunmuştur. Karşılıklı elçiliklerin açılmasından sonra diplomatik ilişkiler uzun yıllar uyumlu bir şekilde yürütülmüştür. 2007 yılında Kanada Parlementosu’ sunun 1915-1918 yılları arasında Ermenilerle ilgili olarak Anadolu’ da yaşanan olayları “soykırım” olarak tanıyan bir karar alması, diplomatik ilişkilerde bir soğuk hava oluşmasına yol açmıştır. Türkiye Ottowa Büyükelçiliği Websitesi : [1]

    Kanada’nın ulusal marşı “Oh Canada”dır. Her ne kadar ilk kez 24 Haziran 1880′de Quebec City’de Aziz Jean Baptiste Günü kutlamalarında söylenmişse de, 1 Temmuz 1980′e kadar Kanada’nın resmi ulusal marşı olmamıştır. Önceki 70 yıl boyunca “O Canada”, “God Save the Queen” ve “The Maple Leaf Forever” resmi olmayan ulusal marşlar olarak yarışmıştır, ancak 1960′lardan bu yana “O Canada” açıkça tercih edilmeye başlanmıştır. Resmen ulusal marş olarak ilan edildiğinde birçok Kanadalı, marşın halihazırda bu statüsü olmadığını şaşırarak öğrenmiştir.

    Kanada ile Türkiye arasında küçük bir ticaret hacmi vardır. Türkiye’ nin Kanada’ ya ihracatının, Kanada’ nın ithalatı içerisindeki payı %0.09 dır. Kanada’ dan yapılan ithalatın oranı ise, Türkiye ithalatı içerisinde %0.05 lik bir orana sahiptir. Türkiye’ nin Kanada’ ya ağırlığını demir-çelik, seramik, hazır giyim ürünleri, kurutulmuş meyve ve kuru yemişin oluşturduğu ihracatın 2002 yılı itibarı ile büyüklüğü 255,6 milyon USD’ dir. Bu ihracat içerisindeki en önemli kalemi çubuk ve barlar ile alaşımsız çelik ürünleri oluşturur. İkinci önemli kalemi ise dekoratif amaçlı seramik ve İznik Çinileri oluşturmaktadır. Özellikle ham petrol ve yağları için hazırlık maddeleri ile tekstil ürünleri artma eğilimi içerisinde olan ihraç maddeleridir. Son yıllarda Avrupa Gümrük Birliği nedeni ile Türk ihracatçılarının Avrupa ülkelerine yönelmesi Kanada ile ticaretteki gelişimde bir duraklamaya yol açmıştır. Ancak özellikle 2002 yılında Kanada’ dan yapılan ithalatta önceki yıla göree % 50 oranında bir artış gözlenmiştir. Ağırlığını taşkömürü, gazete kağıdı, demir cevheri gibi maddeler, iletişim techizatı, mineral yağlar, elektrik makinaları ve tahıl ürünlerinin oluşturduğu bu ithalatın büyüklüğü 2002 itibarı ile 169 milyon USD’ dir. Bu ithalatın  % 31′ ini mineral yağlar kategorisindeki bir ürün olan Bituminous Medium Volatile Coal (6 Digit HS) teşkil eder.

    “God Save the Queen” şu anda Kanada’nın Kraliyet marşı’dır. Kraliçe ve kraliyet ailesine mensup kişilerin varlığında çalınır. Ayrıca bir kısmı Genel Vali’nin varlığında da çalınır. Geleneklerin dışında olmak üzere “God Save the Queen” sıkça devlet törenlerinin sonunda da (örneğin devlet üyelerinin cenaze törenleri, ve Anma Günü törenleri) söylenir. Sadece müzik kısmı birçok askeri törende de çalınır, ve bazı üniversiteler mezuniyet törenlerini onunla kapatırlar. Birleşik Krallık’ta da olduğu gibi tahtta bulunan Kral olunca sözleri “God Save the King” olarak değiştirilir. Sonuc olarak Canadanin milli marsinda semfonik ve harmonik sesler baskindir.

    Quebec’in resmi dili Fransızca’dır. Fransızca Dili Beyannamesi, Fransızca’nin kullanımını koruyan kurallar ortaya koyar ancak bir yandan da İngilizce ve yerli dillerini konuşanlara da çeşitli haklar verir.

    1763′de Yedi Yıl Savaşı’ndan sonra Fransa, Karayip Adaları’nı tutup Kuzey Amerikan kolonisi Yeni Fransa’yı İngiliz Krallığı’na bırakmaya karar verdi.

    Kanada (İngilizce: Canada (yardım·bilgi); Fransızca: Canada (yardım·bilgi)), eski adı ile Kanada Dominyonu, Kuzey Amerika kıtasının en kuzeyindeki ülkedir. 10 eyalet ve 3 bölgeden oluşan, merkezi olmayan, anayasal monarşi ile yönetilen, 1867′de Konfederasyon yasası ile kurulan bir federasyondur.

    Her ne kadar Kanada kültürü İngiliz ve Amerikan kültüründen çok etkilenmişse de birçok eşsiz özelliğini de korumaktadır. Son birkaç onyılda kısmen 1967′de Kanada’nın 100. yılı sonrasında artışa geçen milliyetçilik nedeniyle daha güçlü bir Kanada kültürü gelişti.

    Yukon’un eyalet meclisleriyle aynı şekilde çalışan kendi bir meclisi vardır, fakat diğer iki bölge siyasal partisiz uzlaşma yönetimi sistemi kullanırlar. Bu yöntemde her aday seçimlerde bağımsız olarak yarışır, ve bölge başbakanı adaylar arasından ve adaylar tarafından seçilir.

    Kanada-ABD sınırı dünyanın en uzun korunmayan sınırıdır, ve ABD ile Kanada devletleri ticaret, ekonomi ve hukuk konusunda birçok alanda işbirliği içindedirler. Kanada ve ABD birbirlerine yaklaştıkça çok sayıda Kanadalı, Kanada’yı Kuzey Amerika’da “farklı” bir ülke yapanın ne olduğu konusunda karmaşık duygular geliştirdi. Kanada’daki Amerikan kültürel varlığı bir “kültürel ele geçirme” korkusu oluşturdu, ve bu da Kanada kültürünü koruma amaçlı yasaların çıkmasına ve devlet kurumlarının kurulmasına neden oldu. Kanada kültürünün çoğu Amerikan kültüründen farklı olarak tanımlı kalmıştır. Örneğin Kanadalılar ülkelerini bir eritme kazanı yerine eşsiz göçmen kültürlerinin bir mozaiği olarak görmektedirler. CBC gibi devlet finansmanı ile çalışan kitle iletişim kuruluşları da Kanada’da böyle bir görüşü desteklemeye devam etmektedir, ancak son yıllarda eleştirmenler Kanada “kültürel” yayıncılığını fazlasıyla politik olmakla suçlamaktadırlar.

    On eyaletin eyalet başbakanı tarafından yönetilen seçilmiş yasama kolu vardır, eyalet başbakanları federal başbakanla aynı şekilde seçilirler. Ayrıca her eyaletin federal başbakan tarafından atanan ve Kraliçe’yi temsil eden göstermelik birer vali yardımcısı vardır.

    Kanada’nın başkenti Ottawa’dır. Eski bir Fransız ve İngiliz kolonisi olan Kanada, hem Frankofon, hem de İngiliz Milletler Topluluğuna bağlıdır. Ülke alan bakımından dünyanın en geniş ikinci ülkesidir.[1]

    Diğer bir uzun vadeli endişe de “beyin göçü” olarak da bilinen profesyonellerin daha yüksek ücret, daha düşük vergi gibi nedenlerle ABD’ye akmaya başlamasdır. Aynı anda da önemi pek farkedilmese de göçmenlik yoluyla bir “beyin kazanımı” da devam etmektedir [2]. Çoğu batı ülkesinde olduğu gibi Kanada’da da bu durumun faydaları yabancıların niteliklerinin tanınmasi kurallarıyla sınırlanmıştır; çok sayıda eğitimli ve yetenekli göçmen Kanada’da niteliksiz işlerde çalışmaktadırlar, çünkü sicilleri devlet, işverenler ve Kanada Medikal Birliği gibi çeşitli profesyonel kurumlarca tanınmamaktadır.

    Ağrotur ve Dikelya · Anguilla · Bermuda · Cayman Adaları · Cebelitarık · Falkland Adaları · Guernsey · Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları · İngiliz Antarktika Bölgesi · İngiliz Hint Okyanusu Bölgesi · İngiliz Virjin Adaları · Jersey · Man Adası · Montserrat · Pitcairn Adaları · St. Helena (Ascension Adası ve Tristan da Cunha dahil) · Turks ve Caicos Adaları

    Antigua ve Barbuda · Avustralya · Bahamalar · Bangladeş · Barbados · Belize · Birleşik Krallık · Botsvana · Bruney · Dominika · Gambiya · Gana · Grenada · Guyana · Güney Afrika · Hindistan · Jamaika · Kamerun · Kanada · Kenya · Kıbrıs · Kiribati · Lesoto · Malavi · Maldivler · Malezya · Malta · Mauritius · Mozambik · Namibya · Nauru · Nijerya · Pakistan · Papua Yeni Gine · St. Kitts ve Nevis · St. Lucia · St. Vincent ve Grenadinler · Samoa · Seyşeller · Sierra Leone · Singapur · Solomon Adaları · Sri Lanka · Svaziland · Tanzanya · Tonga · Trinidad ve Tobago · Tuvalu · Uganda · Vanuatu · Yeni Zelanda · Zambiya

    Ekonomik durumun üzerine düşmekte olan iki gölgeden birincisi İngilizce ve Fransızca konuşan bölgeler arasında devam eden anayasal çıkmazın federasyonun bölünmesi olasılığını ortaya çıkarmasıdır. Süregelen belirsizlik Kanada’nın borçlarından kimin sorumlu olacağı, ticari ilişkilerin nasıl bir hal alacağı gibi birçok soruyu da beraberinde getirmektedir.

    Coğrafi uzaklık ilişkilerin gelişmesinde önemli bir engel olmuştur. İki devletin de NATO üyesi oluşu güvenlik alanında tarafları yakınlaştırmıştır.

    Cook Adaları · Niue · Ross Bölgesi · Tokelau

    Toplam beyaz olmayan (“görünür azınlık”) nüfusu Kanada nüfusunun %13′ünü oluşturur. [4].

    Güney komşusu Amerika Birleşik Devletleri’nin onda biri nüfusu ile, Kanada’nın ekonomik gücünün de onda biri olması beklenirken; gerçekte bu oranı genellikle aşar.

    Kanada kültürü 2003′te Amerika Birleşik Devletleri liderliğindeki 2003 Irak Savaşı’na katılmayı reddetmesiyle, eşcinsel evlililiği ve küçük miktarlarda marihuana bulundurmayı yasallaştırma yolundaki adımlarıyla uluslararası bir tartışmanın konusuydu. Bir çok uluslararası gözlemci bu gelişmeleri Kanada’nın güney komşusundan toplumsal olarak daha serbestiyetçi olarak gördü. Kanada’nın bu özellikleri ülke içinde de temelde Amerika Birleşik Devletleri’ne göre toplumun daha “sol görüşlü” olarak görülmesi, sol partiler tarafından sağ partilere göre daha olumlu algılandı.

    Genel Vali Başbakan’ı biçimsel olarak atar, atanan kişi genellikle Avam Kamarası’nda en fazla sandalyeye sahip partinin başkanıdır. Daha sonra başbakan Avam Kamarası ve senatodaki partilileri arasından uzlaşmayla belirlenmiş olanlarının Bakanlar Kurulu’na atamasını yapar.

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    1922 tarihi

    Yazan: admin | Önemli tarihler | Cuma 2 Temmuz 2010 13:00
  • 2 Kasım – TBMM’nin gizli oturumunda Lozan Konferansı’na katılacak heyetin Hükümetçe belirlenmesi kararı alındı.
  • 11 Ekim-Mudanya Konferansı bitti.Doğu Trakya,İstanbul,Boğazlar,Gökçeada ve Bozcaada savaşsız kurtarıldı.
  • 18 Kasım – Marcel Proust, Fransız yazar.
  • 30 Ağustos – Büyük Taarruz zaferle sonuçlandı.
  • 25 Kasım – Edirne’nin kurtuluşu.
  • 17 Kasım – Halife Vahdettin, sığınma talep ettiği ingilizler tarafından gizlice Malaya zırhlısına bindirilerek, Malta’ya götürüldü.
  • 25 Kasım – Sütçü İmam, Kurtuluş Savaşı’na katılmış dinadamı.
  • 11 Eylül -Bursa ilinin kurtuluşu.
  • 12 Mart – Jack Kerouac, ABD’li yazar.
  • 3 Ekim-Mudanya Konferansı başladı.
  • 22 Mart – İtilaf Devletleri 22 Mart 1922′de, Türk ve Yunan kuvvetlerine yeni bir barış önerisi sundu.Ancak bu öneride yer alan askeri denetim hükmü,tam bagımsızlık iklesiyle çelistigi için, TBMM hÜKÜMETİ tarafından reddedildi.
  • 2 Ağustos – Graham Bell, Amerikalı mucit.
  • 3 Eylül – Emet’in kurtuluşu ( Gazi EMET’li efelerin düşmanı önüne katıp abideye kadar çıkarıp izmirden denize dökülmesinin fitilinin ateşlenmesi)
  • 7 Ocak – Osmaniye’nin kurtuluşu
  • 8 Nisan – Erich von Falkenhayn
  • 16 Aralık – Gabriel Narutowicz, seçilen ilk Polonya devlet başkanı (d. 17 Mart 1865).
  • 5 Ocak – Adana’nın kurtuluşu
  • 22 Kasım – José Saramago, Portekizli yazar
  • 12 Kasım – Tadeusz Borowski, Polonyalı şair ve yazar.
  • Büyük İzmir Yangını
  •  ?? Mayıs – Nihat Akyunak, (ö. 23 Ocak 1986, Aydın) ressam.
  • 30 Aralık -Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu
  • 6 Aralık – İrlanda Bağımsız Eyaleti kuruldu.
  • 18 Kasım – TBMM, II. Abdülmecit efendiyi Halife olarak seçti.
  • 3 Haziran – Duiliu Zamfirescu, Rumen yazar
  • 28 Şubat – Mısır, Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını ilan etti.
  • 11 Kasım – Kurt Vonnegut Jr., ABD’li yazar, humanist.
  •  ? – Fatmir Gjata – Arnavut yazar
  •  ? – Yaşar Kemal – Türk yazar
  • 3 Ocak – Mersin’in kurtuluşu
  • 2 Ocak – Ankara Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti arasında dostluk antlaşması imzalandı
  • 9 Eylül -Yunanlılar İzmir’i boşalttılar.Aynı gün General Fahrettin Paşa(Altay)komutasındaki Türk birlikleri İzmir’e geldiler ve burada denetimi sağladılar.Hükümet konağına ve diğer resmi dairelere Türk bayrakları çekildi.Yunan askerleri İzmir’de denize döküldüler.
  • 24 Temmuz – Namık Kemal Şentürk, İzmir valisi
  • 21 Temmuz – Ahmet Cemal Paşa, Osmanlı asker ve siyaset adamı.
  •  ? – Ankara İlköğretim Okulu (İzmir) açıldı.
  • 13 Aralık – Ali Fuat Paşa, TBMM İkinci Başkanı seçildi.
  • 17 Eylül – Agostinho Neto, Angola’lı yazar, bağımsızlık önderi, ilk Devlet Başkanı.
  • 4 Ağustos – Enver Paşa, Osmanlı Komutanı.
  • 30 Ağustos – Kütahya’nın kurtuluşu.
  • 4 Nisan – Hayrettin Karaca, TEMA kurucularından ve ilk genel başkanı
  • 1 Kasım – Saltanatın Kaldırılması. Saltanatın,İstanbul’un işgal tarihinden (16 Mart 1920) başlayarak kalkmış olduğu TBMM’de oy birliği ile kabul edildi.
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1922

    Tags: , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , ,

    Norveçli mucitler

    Yazan: admin | Mucitler | Perşembe 10 Haziran 2010 12:41

    Norveç Avrupa ortalamasının üstünde yaşam standartına ve ekonomik gelişmişliğe sahip olduğu için Avrupa Birliği’ne girmek istememektedir. Zira, ülke kıyılarındaki petrol rezervlerinin zenginliği ve dünya ve Avrupa balıkçılık sektörünü elinde bulundurması ile tanınmaktadır.[kaynak belirtilmeli] Avrupa Birliği’ne olumsuz yaklaşmalarının bir nedeni de balıkçılık sektörünü olumsuz etkileyeceği yönündeki çekinceleridir. Öte yandan; Norveç, İsviçre, İzlanda ve Lihtenştayn ile birlikte EFTA (Avrupa Serbest Dolaşım Örgütü) üyesidir ve bu örgütü terk edip AB’ye geçmeyi istememektedir.

    Norveç, Kuzey Avrupa’nın en kuzey kısmını oluşturan İskandinav Yarımadası’nın en kuzey ülkesidir. Komşuları; doğu ve kuzeydoğuda İsveç, kuzeydoğuda Finlandiya ve Rusya Federasyonu olan ülkenin batıda Norveç Denizi dolayısı ile Atlas Okyanusu’na kıyısı vardır.Güneşin Hiç Batmadığı Nokta; Nordkapp., güneşin ufuk çizgisini teğet geçip batmadığı nokta.

    Öte yandan Avrupa’nın en pahalı ülkesidir.[kaynak belirtilmeli]

    Norveç I. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldı. II. Dünya Savaşı’nda da tarafsız kalma niyetinde olmasına rağmen 9 Nisan 1940 tarihinde Nazi Almanyası tarafından işgal edildi. 8 Mayıs 1945 tarihinde Almanya’nın teslim olmasına kadar Norveç işgal altında kaldı. 1949 yılında Norveç NATO’ya üye oldu. 1960′ların sonlarında Norveç sularında keşfedilen petrol ve doğal gaz Norveç’e büyük bir refah kazandırdı. 1972 ve 1994′de yapılan referandumlarda Norveç halkı Avrupa Birliği’ne üyeliği reddetti. Norveç Avrupa Birliği ile olan ilişkilerini üyesi bulunduğu EFTA kurumu aracılığıyla sürdürmektedir. Günümüzde Norveç Birleşmiş Milletler raporlarına göre yaşam standartları bakımından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir.

    Anayasal monarşi ile yönetilen ülkenin başkenti Oslo’dur. 385,252 km² alana yayılan Norveç’in, Finlandiya ile 729, İsveç ile 1.619, Rusya ile 167 kilometre sınırı vardır ve 21.925 kilometrelik çok uzun bir sahil şeridi vardır.

    reel büyüme 3.23

    Norveç resmi adıyla Norveç Krallığı (Norveççe: Kongeriket Norge, Kongeriket Noreg). Kuzey Avrupa’da bulunan İskandinav Yarımadası’nın batısında bir ülke. Finlandiya, İsveç ve Rusya Federasyonu ile komşu olan ülkenin batıda Atlas Okyanusu’nun bir kolu olan Norveç Denizi’ne kıyısı vardır. Kıyıları binlerce fiyordla çizilmektedir.

    Avrupa Birliği’nin ısrarları işe yaramamaktadır. Zira ülkede iki kere referandum yapılmış ikisinde de Avrupa Birliği’ne red çıkmıştır. Bugünlerde yapılan anketlerde AB’yi isteyenlerin oranı %50 civarındadır.[kaynak belirtilmeli]

    Petrol, bakır, doğalgaz, nikel, demir, çinko, kurşun, balık, kereste, hidro enerji başlıca doğal kaynaklarıdır.Norveç’in işsizlik oranı ABD ve Lüxemburg gibi ülkelerden bile daha düşüktür.Dünyada kişi başına düşen milli gelir sıralamasında Lüxemburg’dan sonra ikinci sırada yer almaktadır.Asgari ücretin dünyadaki en yüksek olduğu ülkeler arasında yine ikinci sıradadır.

    Norveç halkının genel özelliği iklimden ve ekonomik rahatlıktan kaynaklanan rahatlıkları ve sakinlikleridir. Bireysel yaşam ön plandadır. Ülkede İngilizce anadil kadar etkilidir.

    1363 yılında Norveç kralı VI. Håkon Danimarka kralı IV. Valdemar’ın kızı I. Margrete’le evlenerek iki ülkeyi bir bayrak altında birleştirdi. Ayrıca Håkon İsveç kraliyet ailesiyle de akrabaydı. Çiftin evliliğinden doğan Olaf’ın 1387 yılında erken yaşta ölmesi üzerine tahta I. Margrete tahta çıktı (1387-1412). Margrete’in yönetimi altında 1397 yılında İsveç, Norveç, Danimarka ve sömürgeleri (Faroe Adaları, İzlanda, Grönland ve Finlandiya) birleşerek Kalmar Birliği adı altında büyük bir İskandinav İmparatorluğu haline geldiler.

    8.-11. yüzyıl arasında Norveç’te Vikingler olarak bilinen bir kavim hüküm sürmüştür. Savaşçı bir ulus olarak tanınan Vikingler batıda Britanya, İzlanda, Grönland ve hatta Kuzey Amerika’ya kadar ulaşarak sömürgeler kurdular. 1000 yılı civarında Hristiyan misyonerler Norveç’te Hristiyanlığı yaymaya başladılar. Norveç kralı I. Haakon Hristiyanlığı kabul etti. 1030 yılında Danimarkalılar Norveç’i ellerine geçirdiler. Norveç Danimarka kralı Knud’un kurduğu Kuzey Denizi İmparatorluğu’nun bir parçası haline geldi.

    Norveçin en önemli sorunu azalan ve yaşlanan nüfus sorunudur[kaynak belirtilmeli], ülkede yaşayan insanların sayısı beş milyon civarındadır ve işgücü eksikliği çekmektedir.[kaynak belirtilmeli]

    Bölgede kıyı boyunca ılıman iklim görülür. Kuzey Atlas akımının etkisiyle sıcaklık değişiklikleri ortaya çıkar. Arazi buzulludur. Çoğunlukla yüksek platolar ve dik dağların arasında verimli vadiler yer alır. Ovalar küçük ve dağınıktır. Kıyıda derinliklerden başlayan fiyortlar yer alır. Kuzeyde arktik tundra bölgesi vardır. Doğal afetlerden en sık görülenler de heyelan ve çığdır.

    Norveç ayrıca bir NATO ülkesidir. Kuzey kutbunda Rusya ile ABD arasında dengeleyici role sahiptir.[kaynak belirtilmeli]

    1521 yılında İsveç Kalmar Birliği’nden ayrıldı. Bu arada İskandinav ülkeleri Martin Luther tarafından Almanya’da başlatılan Protestan Reformu ile sarsıldı. Danimarka ve Norveç 1821 yılına kadar Danimarka-Norveç adı altında birlikte hareket etmeye devam ettiler. Kralları tekti ama yasaları, devlet kurumları ve orduları ayrı ayrı gelişmeye devam etti. 19. yüzyılın başlarında Norveç Napolyon Savaşları’yla temelinden sarsıldı. Fransa savaşı kaybedince Danimarka 1814 yılında imzaladığı Kiel Antlaşması uyarınca savaşı kazanan tarafın üyesi olan İsveç’e Norveç’i bırakmak zorunda kaldı. Norveçliler İsveç yönetiminden memnun kalmadılar. Ayaklanmalar baş gösterdi. Nihayet 1905 tarihinde İsveç Norveç’in bağımsızlığını tanıdı. Danimarka prensi VII. Haakon Norveç kralı ilan edildi.

    Deniz seviyesinden en yüksek noktası 2.469 metrelik rakımıyla Galdhøpiggen’dir.

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Norve%C3%A7

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

    Polonya mucitler

    Yazan: admin | Mucitler | Pazartesi 7 Haziran 2010 13:14

    Polonya Meclisi (Sejm) Başkan kürsüsünün arkasında Haç vardır. Anayasa’da ilgili her bölümde Katolikliğe atıf vardır. Bu anlamda, Katoliklik devletin resmi dini olarak kabul edilmektedir de denebilir. Kilise; devlet, siyaset ve toplum hayatında gerektiğinde kullandığı ciddi bir nüfuza sahiptir. Bazı katolik papaz ve din grupları, siyasete açıkça girmekte ve bugünkü koalisyon iktidarının bazı partilerini desteklemektedir. Bugün Polonya’da hiçbir kişi ya da resmi veya özel kurumun, Katolikliği açıkça reddetmesi ya da eleştirmesinin düşünülmesi imkânsızdır. Kilise ile açıkça ters düşen bir partinin siyasi yaşamda yer sahibi olması neredeyse imkânsızdır. Papa II. Jean Paul’e incitici eleştiriler yönelten bir gazeteci, mahkeme tarafından suçlu bulunmuştur. Resmi kurumların devlet ile kilise ilişkisini, 1989 yılı yasaları düzenlemektedir. Söz konusu yasalar, inanç özgürlüğünü garanti altına almakta, Roma Katolik Kilisesi’nin radyo ve televizyon programları yapmasına, ayrıca okul, hastane ve tarihi değeri olan binaları işletmesine izin vermektedir. Lublin Katolik Üniversitesi ve Varşova İlahiyat Akademisi dışında birçok üniversite ve eğitim kurumunda ilahiyat bölümleri vardır. 28 Temmuz 1993 yılında hükümet, Başpiskoposluk ile aralarındaki karşılıklı ilişkileri düzenleyen bir Konkordato imzalamış, söz konusu anlaşma üzerinde 5 yıl görüşmeler yapıldıktan sonra Parlamento tarafından yasallaştırılmıştır. Varşova Başpiskoposu, aynı zamanda Polonya Başpiskoposu’dur ki, 1981′den bu yana bu görevi Kardinal Józef Glemp üstlenmektedir. Dini başkent Gniezno’dur ve bu kentin piskoposu doğrudan, başpiskopos ûnvanı alır. 1978 yılının Ekim ayında, Krakow Piskoposu kardinal Karol Wojtyła (Karol Voytıua), II. Jean Paul (ikinci Jan Pol) adı ile ‘Papa’ seçilmiştir. Wojtyła, yani II. Jean Paul 2005 yılında yaşlılık nedeniyle ölmüştür.

    Polonya’da ulaşım %80 oranında trenlerle sağlanır. Heryere hatta köylere bile trenlerle gidebilirsiniz. Trenler otobüslere göre daha ucuz ve daha hızlı olabilmektedir. Yerleşim birimlerinde tren istasyonları genellikle merkezdedir ve otobüs istasyonlarına göre daha yakındırlar.

    Polonya‘da bulunan Galeria Sztuki w Legnicy Galeria Bielak Galeria Yes Galeria Milano Galeria Srebra Pod Przepiórczym Koszem ve diger galeriler bu modern sanatçıları takdim edip ve eserlerini satışa sunmaktadır.

    1990′ların başından beri istikrarlı bir ekonomik liberalizasyon politikası izleyen Polonya, geçiş süreci ekonomileri arasında bir başarı örneği olarak öne çıkmaktadır. Buna rağmen, Polonya ekonomisinin gelişimi için başta işsizlik oranının düşürülmesi olmak üzere atılması gereken birçok adım bulunmaktadır.

    Polonya’da 5.000 kadar müslüman Tatar yaşamaktadır. 1989 yılından itibaren, yeni müslüman göçmenler ülkeye yerleşmiştir.[kaynak belirtilmeli]

    Polonyadaki dünyaca tanınmış sinema yönetmenleri Roman Polanski ve Krzysztof Kieślowski’dir.

    Polonya’nın ünlü takı tasarımcıları Jacek Byczewski, Jan Suchodolski, Piotr Małysz, Krzysztof Ginko, Maryla Dubiel, Jan ve Alicja Wyganowski, Marcin Gronkowski, Jakub Zeligowski, Piotr Modliński ve digerleri modern gümüş takı tasarımında çağdaş sanatin dünyaca tanınmış sanatçılarıdır.

    2004 yılı ekonomik verileri 2005 2006

    Polonya (Lehçe: Polska (yardım·bilgi)), resmî adı Polonya Cumhuriyeti (Lehçe: Rzeczpospolita Polska (yardım·bilgi)) Orta Avrupa’da bulunan bir ülke. Komşuları, batıda Almanya, güneybatıda Çek Cumhuriyeti, güneyde Slovakya, kuzeydoğuda Rusya Federasyonu ve Litvanya, doğuda Belarus, güneydoğuda Ukrayna ve kuzeyde Baltık Denizi’dir. Ülke 312.679 km²’lik yüzölçümüyle Avrupa’nın dokuzuncu, dünyanın altmış dokuzuncu büyük ülkesidir. Yaklaşık 38 milyonluk nüfusu da, dünya sıralamasında en kalabalık 33. ülke olmasını sağlar.

    1 Ocak 1999 tarihinde yapılan idari reformla, daha önce 49 idari bölgeye ayrılmış Polonya, bu sayıyı 16 idari bölgeye düşürmüştür. Bu iller Wroclaw, Bydgoszcz/Toruń, Łódź, Lublin, Gorzów Wielkopolski/Zielona Góra, Kraków, Varşova, Opole, Rzeszów, Białystok, Gdańsk, Katowice, Kielce, Olsztyn, Poznań ve Szczecin’dir.


    1414′te Macar Kralı Sigismund’un Leh kralına gönderdiği bir rica mektubu, Polonya-Litvanya Krallığı ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkilerin yeni bir dönemini başlattı. Söz konusu mektupta Sigismund, Osmanlılar karşısında Lehistan kralından yardım istiyordu. Jagiello askeri katkı yerine Sultan I. Mehmet Çelebi’ye Skarbek z Gory (Gura’lı Sıkarbek) ve Grzegorz Ormianin (Ermeni Gregor) adlarında iki sefir gönderdi. Bu ilk sefaret, Osmanlı Devleti ile Lehistan-Litvanya Krallığı arasındaki resmi ilişkilerin başlangıcı olarak düşünülebilir. O dönemde Macaristan’ı himaye altına almak, gerek Lehistan gerekse Osmanlı Devleti için önemli bir siyasi sorundu. 1439′da, bugün adı belli olmayan, ilk Osmanlı sefiri, o zamanki Lehistan Başkenti Krakov’a geldi. Gelişinin amacı, Macarlara karşı Lehistan ve Osmanlı Devleti’nin işbirliğini sağlamaktı. 1440′ta Leh Kralı III. Wladyslaw Warnenczyk’ın (Varnalı Vladislav) Macaristan kralı olarak seçilmesi, Leh-Osmanlı dostluk havasının değişmesine yol açmıştır. Genç kral, Polonya soylularının tavsiyeleriyle Osmanlı’ya karşı bir sefere hazırlandı ve 1444′te aslında Lehler arasında çok taraftar bulmayan ve resmi olarak da Lehistan tarafından desteklenmeyen bir Haçlı Seferi’ne başladı. Saflarında bazı Leh şövalyelerini de barındıran Macar ordusu, Varna Muharebesi’nde yenilgiye uğradı. 1455′te Boğdan Prensi Petru Aron, Osmanlıların hakimiyetini tanıyor ama bir yandan da Lehistan hakimiyetinde kalıyordu. 1504′e kadar süren bu ilginç siyasi durum, Lehler ile Osmanlılar arasında yeni anlaşmazlıklara yol açmıştı. 1476′da Lehistan Kralı Kazimierz Jagiellonczyk (Kazimir Yagyelonçık) Boğdan Prensi Stefan Çel Mare’ye destek vermek amacıyla Fatih Sultan Mehmet’e Marcin Wrocimowski (Martin Vrotsimovski) adında bir elçi gönderdi. 1476′da Osmanlı ve Tatar sefirleri, Macaristan’a karşı padişahın yeni bir önerisini Leh kralına ilettiler. Ancak ne Lehistanlı ne de Osmanlı sefirleri amaçlarına ulaştı. Kırım Tatarlarının Osmanlı korumasına alınması ve Fatih Sultan Mehmet’in ölümü, Lehistan-Osmanlı ilişkilerini etkilemiştir. II. Beyazıt’ın saltanatının ilk yıllarında Kili ve Akkirman’in zaptı Lehistan’da Osmanlılardan yana bir kaygı doğurdu. Kralın gönderdiği ordu, bu kaleleri geri alamadı. Kanuni Sultan Süleyman zamanında iki ülke dostluk içinde yaşamışlar. 17. yüzyılda Kozak ve Tatarların, Polonya Krallığı’nın yaptığı saldırılar Kozakların da Kırım tarafına yaptığı saldırılar iki ülke arasını bozuyor.

    Polonya 2004 yılı Mayıs ayında Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmuştur. 2004 yılında Polonya’nın Avrupa Birliği ülkelerine olan ihracatında yaşanan artış ülkenin büyümesine katkıda bulunmuştur. Polonya 2006 yılına kadar AB fonlarından yaklaşık olarak 13.5 milyar ABD Doları katkı sağlayacaktır.

    Devletin sahibi olduğu küçük ve orta ölçekli işletmelerin özelleştirilmesi, yeni firmaların kuruluşunu düzenleyen liberal bir yasanın kabul edilmesi özel sektörün gelişimini teşvik etse de, süregelen yosuzluklara ilaveten yasal ve bürokratik engellerin bulunması özel sektörün daha da gelişmesini baltalamaktadır. Tarım sektörü, işçi fazlası, verimsiz küçük tarlalar ve yatırım eksikliği nedeniyle gelişememektedir. Kömür, çelik, demiryolları ve enerji gibi “hassas sektörlerin” yeniden yapılandırılması ve özelleştirilmesi süreci başlatılsa da, bu süreç yavaş işlemektedir. Sağlık, eğitim, emeklilik sistemi ve devlet yönetiminde yapılan reformlar devlet bütçesine beklenenden daha fazla yük getirmiştir.

    Yönetim şekli cumhuriyet. Cumhuriyetin ilan ediliş tarihi 11 Kasım 1918′dir. Şimdiki cumhurbaşkanı Lech Kaczynski, 23 Ekim 2005′te göreve gelmiştir. 10 Nisan 2010 da Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve beraberindeki heyeti taşıyan Tu-154 tipi uçak aşırı sisli havada iniş yapmaya çalışırken düşmüs ve kurtulan olmamistir. Polonya Başbakanı Donald Tusk, Devlet Başkanı Lech Kaczynski’yi taşıyan uçağın Rusya’da düşmesinin, “Polonya’nın savaş sonrası tarihinin en trajik olayı olduğunu” söylemistir. Düşen uçaktaki Polonya heyetinde Kaczynkski ile eşi Maria’nın yanı sıra Genelkurmay Başkanı Franciszek Gagor, Merkez Bankası Başkanı Slawir Skrzypek, Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrej Kremer, Polonya’nın sürgündeki son Devlet Başkanı Ryszard Kaczorowski, Ulusal Güvenlik Bölümü Başkanı Aleksander Szczyglo, Devlet Başkan Yardımcıları Pawel Wypch ile Mariusz Handzlik, Parlamento Başkan Yardımcısı Jerzego Szmajdzinski gibi üst düzey devlet görevlileri yer alıyordu.

    Kamu maliyesinin gelişimi kamu iktisadi teşekküllerinden kaynaklanan kayıpların azaltılmasına, kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınmasına ve vergi reformu gerçekleştirilmesine bağlı gözükmektedir. Polonya Hükümeti, 2004 yılında kamu harcamalarını 2007 yılına kadar yaklaşık olarak 17 milyar ABD Doları azaltmaya yönelik bir ekonomik paket yürürlüğe koymuştur.

    Adam Mickiewicz, Jan Kochanowski, Witold Gombrowicz, Stanisław Lem, Bruno Schulz, Stanisław Ignacy Witkiewicz, Jan Polkowski, Adam Zagajewski, Julian Kornhauser, Ewa Lipska ve Rafal Wojaczek gibi tanınmış yazarları vardır. Ayrıca, Henryk Sienkiewicz,Władysław Reymont,Czesław Miłosz ve Wisława Szymborska Nobel ödülü alan edebiyatçılarıdır.

    Sözleri J. Wybicki tarafından yazılıp M. Oginski tarafından bestelenmiş olan “Dabrowski’nin Mazurkası”, “Jeszcze Polska nie zginela” (Polonya Daha Ölmedi) marşı, Polonya’nın ulusal marşıdır. Ulusal simgesi Beyaz Kartal’dır. Ulusal rengi kırmızı ve beyazdır. Polonya’nın bir sloganı “Polonya Aile Cumhuriyeti”dir.

    Polonya Avrupa’nın en dindar ülkesidir. Katolik olduğunu söyleyenler %90′a, düzenli olarak kiliseye gittiğini beyan edenler %80′e ulaşmaktadır. Dini inancı olanlar arasından 4 grup saptanabilir niteliktedir.

    Polonya ve Türkiye’nin ikili ilişkilerinde önemli noktalar vardır. 1386-87 yılları Osmanlı Devleti’nin Polonya’yı karşısına çıkaran zamanlardır. 1386′da Litvanya prensi Wladyslaw Jagiello (Vladıslav Yagyelo), Lehistan kraliçesi Jadwiga (Yadviga) ile evlendi. Eskiden önemsiz sayılan Lehistan ve Litvanya devletleri, bu birleşmeyle Avrupa’nın en büyük ve en güçlü devletlerinden biri oldu. Boğdan Prensi Petro’nun 1387′de Lehistan kralının himayesine girişi, Osmanlı Devleti ile Lehistan-Litvanya Krallığı’nı komşu haline getirdi. Bunu izleyen yıl, I. Kosova Savaşı’na (1389′da) Sırp saflarında Polonya şövalyelerinin de katılışı, Türklerle ilk kesin karşılaşmaydı. Kosova Savaşı’ndan sonra iki devlet arasındaki ilişkinin uzun yıllar için kesilmesinin başka önemli nedenleri de vardı: Bir tarafta Lehistan kralı II. Wladyslaw Jagiello, Meryem Ana Haçlı Şövalyeleri’ne karşı 1410′a kadar sürecek bir savaşa girişmişti. Öbür tarafta ise Timur’un Anadolu’ya girişi ve 1402′deki Ankara Savaşı, Osmanlı Devleti’nin dikkatini içeride tutuyordu.

    1620′de Osmanlı Devleti ile İran arasındaki savaş biter bitmez, Osmanlı ordusu Lehistan’a doğru ilerledi. Çeçora olarak bilinen savaşta Leh ordusu büyük yenilgiye uğratılmıştır. Bir yıl sonra ise yeni bir savaş başladı: Hotin Savaşı. Bu savaşın galibi yoktu ve sonucunda yeni barış antlaşması hazırlandı. Sonraki yıllarda barışı koruyabilmek için diplomasiye ağırlık verildi, her iki ülke arasında elçilerin sürekli gidip geldiğini görüyoruz. Bu dönemde Lehistan, bazı iç sorunları nedeniyle ciddi bir mali krize girmiştir.

    (Satın alma gücü paritesi)

    Polonya’nın en ünlü sanatçısı, on dokuzuncu yüzyılda yaşamış besteci ve piyanist Fredric Chopin dir.

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Polonya

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Limuere kardeşler kimdir

    Yazan: admin | Mucitler | Pazartesi 7 Haziran 2010 12:54

    Bioskop’un mucitleri Max ve Emile Skladanowsky, bir ay önce (1 Kasım 1985) para ödeyen bir topluluğa hareketli görüntü sunumu yaptıkları halde, sinema tarihçileri Lumiére kardeşlerin Grand Café’deki sunumlarını sinemanın gerçek doğuşu olarak kabul ederler. Çünkü Skladanowsky kardeşlerin çift sistemli film yansıtıcıları oldukça kullanışsızdır ve yerini kısa sürede sinematografa bırakmıştır.

    Lumiére kardeşlerin, ilk filmlerini gösterim yılıyla aynı olan 1895′te, Léon Bouly’nin bir yıl önce patenti alınan sinematograf cihazı ile kaydettikleri düşünülmektedir. Daha sonra Lumiére kardeşler tarafından da geliştirilen sinematograf, filmlerin kaydedilebildiği, düzenlenebildiği ve yansıtılabildiği bir cihazdı.

    Lumiére kardeşler, ilk özel sinema sunumlarını 22 Mart 1895 tarihinde, halka açık olan ve izleyiciden ücret alınan ilk gösterimlerini ise Paris’te Salon Indian Du Grand Café’de 28 Aralık 1895 tarihinde gerçekleştirmişlerdir. Tarihe geçen bu genel sunum, Lumiére kardeşlerin ilk filmi olan Sortie des Usines Lumière à Lyon (Lumiére Fabrikasından Çıkan Isik) un da aralarında bulunduğu on kısa metrajlı filmden oluşuyordu. Her film 17 metre uzunluğundaydı ve yansıtıcı ile çevrildiklerinde 46 saniye sürüyorlardı.

    Lumière kardeşler, Auguste Marie Louis Nicolas (19 Ekim 1862, Besançon, Fransa – 10 Nisan 1954, Lyon) ile Louis Jean (5 Ekim 1864, Besançon, Fransa – 6 Haziran 1948, Bandol), ilk film yapımcıları arasındadırlar. (Lumiére, Fransızca “ışık” anlamındadır.)

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Limuere_karde%C5%9Fler

    Tags: , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , ,

    Sonraki Sayfa »