Giyotin

Yazan: admin | Genel | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Dikkate değer bir örnek; Almanya’nın kullandığı “Fallbeil” (Düşen Balta) denen alettir. Bu alet çeşitli Alman eyaletlerinde 17. yüzyıldan beri kullanılmaktadır hatta Napolyon Bonapart zamanında geleneksel idam aleti olur.

Halka açık son idam mahkumu, 6 cinayet işlemiş Eugene Weidmann’dı. 17 Haziran 1939′da şu an Adalet Sarayı olan, fakat o zaman hapishane olarak kullanılan bir binada kafası kesildi. Fransa’daki son idam mahkumu Hamida Djandoubi’dir ve 10 Eylül 1977′de cezası infaz edilmiştir. Fransa’da idam cezası 1981 yılında kaldırıldı.

Giyotin, Amerika Birleşik Devletleri’nde hiçbir zaman kullanılmaz. 19. yüzyılda elektrikli kullanılmadan önce tartışıldıysa da devreye girmemiştir. 1996 yılında Georgia eyaletinin meclis üyesi Doug Teper, elektrikli yerine giyotin kullanımını önerir ve suçlunun organlarının hastalara bağışlanabileceğini söyler. Ancak bu öneri kabul edilmez.

Antoine (1723-1792), Chirurgicale Akademisinin bir üyesiydi ve giyotin konseptini ilk olarak gerçekleştiren insandı. Geliştirdiği bu alete “lousion” ya da “loisette” deniyordu ve giyotinin atası sayılırdı. Kurbanın kafasını tutan iki parçalı tahta (lunette) ve belirli bir açıya sahip bıçak, ’in makinasında da bulunuyordu.

Giyotin, belirtildiği gibi Devrimi ile adını duyurmuştur. Kendisinden çok önce, Avrupa’nın uzun yıllar kullandığı giyotin benzeri araçlar bulunsa da yapımı bu standart bir idam biçimi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Canlı kafalar yüzünden bilimadamları bir çok deney yaptı. Ancak parmak şıklatmalara ve isimlerin telaffuzuna rağmen herhangi bir tepkiyle karşılaşmadılar. Büyük ihtimalle damarların büzülmesi, gibi bir sebepten dolayı kafaların surat ifadelerinin değiştiği söylendi.[1] Fakat yine de bununla ilgili şüpheler devam etmektedir.

Giyotin ve tüfekle ederek öldürme Almanya’daki legal idam yollarıdır. Almanya’da 1871-1918 arasında, Weimar Cumhuriyeti’nde ise 1919-1933 yılları arasında kullanılmıştır.

Giyotinin ilk kullanımından itibaren Dr. Guillotin’in umduğu gibi hızlı bir ölüm yolu olup olmadığı tartışma konusu olmuştur. Geçmişteki idam yöntemlerinde acı çekmeyle ilgili minik kuşkular olmuştur. Ama giyotinin icadıyla, “insancıl” bir ölüm yolu olması dolayısıyla, bu konu ciddi bir biçimde tartışmaya açılmıştır. Giyotinin bıçağının kafayı vücuttan çok hızlı ayırması yüzünden kurbanın acı çekme süresini uzatması da olasıydı. Bıçağın yeterince çabuk kesmesi, beyne görece ufak bir etki yapması ve küçük bir ihtimal de olsa aniden bilinçsizlik haline geçilmesi de ihtimaller dahilindeydi.

Giyotin ilk kez Nicolas J. Pelletier’in idamında, 25 Nisan 1792 tarihinde kullanıldı.

Alman Federal Cumhuriyeti’nde 11 Mayıs 1949′da 24 yaşındaki Berthold Wehmeyer adlı mahkûm idam edilir ve bu giyotinli son idam olur. Batı Almanya idam cezasını 1949 yılında kaldırır. Doğu Almanya idam cezasını 1987 yılında, Avusturya ise 1968 yılında kaldırmıştır. İsveç’te ise giyotinli son idam 1910 yılında gerçekleşir.

Fransa dışında, 1792′den çok önce giyotin benzeri aletler bulunuyordu, ancak özellikle Avrupa’daki ülkeler, bu “modern” idam makinesini kullanmayı seçmiştir.

Bu süre boyunca giyotinli idamlar, idam yerine toplanan kalabalığın popüler bir eğlencesi haline gelir. Hatta bu dönemde idam saatlerinin yazılı olduğu programlar satılmaya başlanır. Her gün gelen izleyiciler en iyi izleme yerlerini öğrenirler. İdamları izlemeleri için ebeveynler, çocuklarını da getirir. Terör’ün bitimiyle bu kalabalıklar aniden dağılır. Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.

Giyotin, idam mahkumunun kafasını üst taraftan kesmek prensibiyle yapılmış bir çeşit idam aracıdır. Giyotin ilk kez 1792 yılında Jacques Nicholas Pelletier adlı bir hırsızı idam etmek için kullanılmıştır.

Mucit Guillotine hakkında yayılmış bir mit ise kendisinin, mucidi olduğu giyotinle öldürüldüğüdür; ancak, bu yanlıştır. Dr. Guillotine 26 Mayıs 1814′te doğal sebeplerden ötürü ölmüştür. Dr. Guillotine, aletin ve idam şeklinin kendi soyadıyla anılmasından rahatsız olmuş ve soyadını değiştirmiştir.

Fransa’da giyotinden önce soylular genellikle kılıçla ya da baltayla idam ediliyordu. Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi. Tüm bunların yanında çok acı veren yakılma ve eziyet içeren cezalar da bulunuyordu. Bu, giyotine göre eski ve geri kalmış yöntemlerde idam bir anda gerçekleşmiyor, acı verici bir süreç oluyordu. Hatta bu dönemde, ölüm acısız ve hızlı olsun diye kurbanın ailesi cellatlara bile teklif ediyordu. Tüm bu şartlar altında devrimini gerçekleştiren Fransa, ölüm cezalarını da modernleştirmeliydi, bunlarla birlikte 20 Mart 1792′de giyotin resmi olarak Fransa’nın idam aleti haline geldi. 1939′da kullanımı durduruldu fakat Fransa’nın 1981′de idam cezasını kaldırmasına dek resmi idam aleti olarak kalmayı sürdürdü. Bu döneme dek idamlar ya giyotinle ya da kurbanlara tüfekle ateş edilerek infaz edilirdi.

Alet, adını mucidi Joseph-Ignace Guillotin’den alır. Bir doktor olan Guillotin aynı zamanda bir meclis üyesidir. İdam cezalarını infaz etmek için bir makine tasarlar. Amaç daha “insancıl” ve eski rejimden daha modern, daha devrimsel bir idam cezası uygulamaktır.

Haziran 1793 – Temmuz 1794 arası Fransa’da “Terörün Tırmanışı” ya da kısaca “Terör” olarak adlandırılır. Monarşinin çöküşünün ardından yaşanan karışıklık, yabancı monarşist güçler tarafından saldırıya uğrama korkusu ve monarşi sonrası karşı-devrim partileri Fransa’yı tamamiyle bir paranoyaya sürükler. Devrimin gerçekleştirdiği demokratik reformların birçoğu bu dönemde iptal edilir ve giyotinli idamlar başlar. Bu dönemde Maximilien Robespierre, hükümetin en kuvvetli adamlarından biri haline gelir ve Terör’ün simgesi sayılır. Devrim Mahkemesi, binlerce insanı giyotine sürükledi. Asiller ve halk, entelektüeller, politikacılar, fahişeler… Herkes her an idam edilebilirdi. “Madam Giyotin” olarak anılan bu makineyle tanışmak için “cumhuriyet karşıtı” ifadesi bile yeterliydi. Giyotin, “Madam Giyotin” dışında “Ulusal Jilet” olarak da adlandırılmıştır. Tahminlere göre ölü sayısı 15.000 ile 40.000 kişi arasındadır. XVI. Louis ve kraliçe Marie Antoinette 1793 yılında idam edilir. Temmuz 1794′te Maximilien Robespierre de giyotinle idam edilir.

İdamları izleyenler, hareket eden gözler ya da oynayan ağızlar hakkında sayısız hikâyeler anlatırdı. Hatta Charlotte Corday’in kopmuş kafasının ensesine atılan bir tokatta bir kızgınlık ifadesi oluştuğu bile söylenmişti.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Giyotin

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Wilhelm Schickard neyi icat etti

Yazan: admin | Mucitler | Cuma 14 Ocak 2011 15:40

1623 yılında ettiği 6 haneye kadar toplama çıkarma yapabilmekte ve sayı basamakları yetmeyince çalan bir zille bunu kullanıcıya bildirmektedir. Blaise Pascal makinesininin muciti sanıldığından, Wilhelm Schickard çok az kişi tarafından bilinmektedir.

Wilhelm Schickard, (d. 22 Nisan 1592 Herrenberg – ö. 23 Ekim 1635 Tübingen) hesap makinesini icat etmiş alman adamıdır. Tübingen Üniversitesi’nde eğitim görmüş, daha sonra bu Üniversite’de akademisen olmuştur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Wilhelm_Schickard

Tags: , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , ,

Max Skladanowsky

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Max Skladanowsky (30 Nisan 1863 – 30 Kasım 1939) bir Alman ve erken dönem yönetmeni. Berlin’de dünyaya gelmiştir. Erkek kardeşi Emil ile birlikte biyoskobu etmiştir. Skladanowsky kardeşler 1 Kasım 1895′de yaptıkları icatla tarihteki ilk film gösterisi sundular. Max Skladanowsky 1939 yılında hayata gözlerini yummuştur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Max_Skladanowsky

Tags: , , , , ,

Etiketler:, , , , ,

Otto Lilienthal

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Lilienthal’in çalışması, Wright Kardeşler tarafından yakından takip ediliyordu. Daha sonraları, insanlı uçuş konusundaki çalışmaları için Lilienhtal’in önemli bir motivasyon ve ilham kaynağı olduğunu belirtmişlerdir. Ancak Wright kardeşler, iki mevsimlik planörcülükten sonra Lilienthal’in havacılık bilgisini bırakmış, kendi inşa ettikleri rüzgar tünelinde kendi verilerini elde etmeye yönelmişlerdir.[1]

Potsdam’daki ticaret okulunu ve Berlin Ticaret Akademisi’ni bitirdikten sonra, kanat çırpan modelleri ve kanatlı planörlerle deneyler yaptı. Kuşların uçuşu üzerine yazdığı Der Vogelflug als Grundlage der Fliegekunst (1889, Uçma Sanatının Temelleri:Kuş Uçuşu) adlı kitap ve makineler hakkındaki makaleleri havacılık alanındaki temel çalışmalar olarak tanındı. Lichterfelde yakınlarındaki yapay bir tepeden, kendisinin tasarımladığı tek ve çift kanatlı planörlerle iki binden çok uçuş gerçekleştirdi. 9 Ağustos 1896′daki bir uçuşunda, planörünün, Almanya’da Rhinow yakınlarında bulunan Stölln’de 17 m yükseklikten düşerek yere çakılması sonucu omurgasını kırdı. Ertesi gün hayatını kaybetti. Son sözleri “Kleine Opfer müssen gebracht werden!” (“Küçük fedakarlıklar yapılmalıdır!“) oldu. Lankwitz halk mezarlığında özel hazırlanmış bir kabre gömüldü.

Otto Lilienthal (d. 23 Mayıs 1848, Anklam, Prusya – ö. 10 Ağustos 1896, Berlin, Almanya), havacılık alanındaki öncü çalışmalarıyla tanınan Alman .

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Otto_Lilienthal

Tags: , , , ,

Etiketler:, , , ,

Siegfried Marcus

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Siegfried Samuel Marcus (d. 18 Eylül 1831 Malchin, Mecklenburg, Almanya – ö. 1 Temmuz 1898 Viyana, Avusturya) Almanya doğumlu Avusturyalı ve otomobilin öncülerindendir. İlk Avusturya otomobilini 1889 yılında yapmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Siegfried_Marcus

Tags: , ,

Etiketler:, ,

Nikolaus Otto

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Otto motorunu henüz harekete geçirmeden sattı. 1926’da Karl Benz ve Gottlieb Daimler şirketlerini birleştirdi.

1876’da ilk kez tanımlandığında, strok bir silindir içinde pistonun aşağı veya yukarı hareketiydi. Otomobil motoruna adapte edildiğinde, 4 yukarı–aşağı strok gerekti.

Otto’nun ilk atmosferik motoru, 1867 yılının mayıs ayında tamamlandı. 5 yıl sonra Gottlieb Daimler ve Wilhelm Maybach ile Otto çevrimi veya 4 zamanlı çevrim fikrini ürettiler.

Bu yapılana dek, tüm motorlar dıştan yanmalı motorlar yani yakıtın ayrı bir bölmede yandığı motorlardı. Otto 1864’te iki arkadaşı ile kurduğu kendi şirketinde, benzin motorlar ile ilgili denemelere başlamıştı. Şirket ilk içten yanmalı motoru üreten N. A. Otto & Cie. şirketiydi. Şirket bugünde Deutz AG. ismi ile varlığını sürdürmektedir.

Otto’nun patenti 1886’da geçersiz kılındı, çünkü Alphonse Beau de Rochas adlı başka bir tarafından 4 zamanlı çevrim prensibi pek bir kitapçık olarak yayınlanmıştı.

Nikolaus August Otto, (14 Haziran 1832 – 28 1891), içten yanmalı motoru bulan Alman mühendisi. O küçük bir şehir olan Holzhausen’de doğdu. Ilk öğreniminin ardından 1848′de 16 yaşında iken okumayı bıraktı. Hayatını bakkaliyecilik yaparak kazanmaya başladı ve daha sonra Köln’e taşındı. 1859′da Etienne Lenoir (şeker toptancısı)in - kömürlü dizaynını ilk kez görmesinden etkilenerek içten yanmalı motorlarla ilgili deney öncelikli çalışmalara başladı. 1861′de ilk motorunu Lenoir’in dizayn temeli üzerine imal etti. 1864′te Köln’de ilk şirketini kurdu. Daha sonra Eugen Langen ile “N.A. Otto & Cie.”i kurdu.

En son tarihi araştırmalara göre, İtalyan Eugenio Barsanti ve Felice Matteucci 1854 yılında Londra’da içten yanmalı bir motorun düzgün olarak çalışan ilk versiyonunun patentini aldılar. (Patent no: 1072) Otto motoru bazı parçalarında bu emsalden az miktarda esinlenmiştir. 1879’da Almanya’nın başka bir yerinde bu çalışmalardan bağımsız olarak, Karl Benz kendi içten yanmalı motoru için patent almış ve 1885’te 3 tekerlekli bir hareket ettirmek üzere kullanmış ve patentini onaylatmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Nikolaus_Otto

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,

Karl Ferdinand Braun

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

I. Dünya Savaşı’nın başlangıcıyla beraber Alman kablosuz iletişim istasyonunu ( Corporation’un yönettiği) İngilizlere karşı savunmaya yardım etmek için Amerika savaşa katılmadan önce Amerika, Sayville’a gitti. Amerika savaşa katıldıktan sonra Braun tutuklandı ama rahat bir şekilde Brooklyn’a gitti.

1897′de katot ışınlı tüpü ve katot ışınlı tüp osiloskobunu etti. Almanca konuşulan ülkelerde (Braunsche Röhre) ve Japonya’da (Buraun-kan) CRT, soyadına ithafen Braun tüpü olarak adlandırıldı.[3] Yüz yıl sonra yani günümüzde, CRT teknolojisi yavaş yavaş ve ekranlarında düz ekran teknolojisi (, LED, Plazma gibi) ile yer değiştirdi.[4]

1901:  | 1902: Lorentz | 1903: Becquerel, Curie & Curie | 1904: Rayleigh | 1905: Lenard | 1906:  | 1907: Michelson | 1908: Lippmann | 1909: Marconi, Braun | 1910: Waals | 1911: Wien | 1912: Dalén | 1913: Kamerlingh-Onnes | 1914: Laue | 1915: Bragg & Bragg | 1916: ödül verilmedi | 1917: Barkla | 1918: Planck | 1919: Stark | 1920: Guillaume | 1921:  | 1922: Bohr | 1923: Millikan | 1924: Siegbahn | 1925: Franck, Hertz

Braun, 1918′de savaş bitmeden önce, Brooklyn’deki evinde vefat etti.

Karl Ferdinand Braun, Nobel Ödülü sahibi[1] Alman ve fizikçi. Braun, ve televizyon teknolojisinin gelişmesine önemli katkılarda bulundu[2] ve Guglielmo Marconi ile 1909 Nobel Fizik Ödülü’nü paylaştı.

Braun, Fulda’da doğdu. 1872′de Berlin Üniversitesi’nden fizik doktorasını aldı. 1895′de Fizik Enstitüsü yöneticisi ve Strazburg Üniversitesi’nde fizik profesörü oldu.

Radyonun gelişim sürecinde, telsiz ile de uğraştı. 1898′lerde, Kristal doğrultucuyu icat etti. Guglielmo Marconi, Braun’un patentlerini kullandı. Braun’un İngiliz patentinin ayarları, Marconi’nin birçok patent ayarlarında kullanıldı. Marconi, sonralarda Braun’un patentlerinden bir parça aldığını itiraf etti. 1909′da, telsiz telgrafa olan katkıları için Marconi’yle beraber Nobel Fizik Ödülü aldı.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Ferdinand_Braun

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

Hans von Ohain

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Hans Joachim Pabst von Ohain (14 Aralık 1911 – 13 Mart 1998) motorunun mucitlerinden birisiydi.

İki mühendis, Birleşik Krallık’ta yaşayan Frank Whittle ve Almanya’da yaşayan Hans von Ohain, 1930′ların sonlarına doğru ayrı ayrı bu jet motoru fikrini meydana getirmişlerdir, buna rağmen kabul gören ilk turbojet Whittle’a aittir, Ohain ilk bağımsız jet motoru tasarlamıştır ve jet uçağına güç sağlayan ilk kişidir. Buna rağmen hiçbir tasarımı üretime geçmedi, Almanya’da jet motorunun geliştilmesi için bulunduğu katkılar paha biçilemezdir. Savaş sonrasında, kendisi gibi jetmotorları üzerinde çalışma yapan Frank Whittle ile tanıştı ve birlikte çalışmalarına devam ettiler.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Hans_von_Ohain

Tags: , , , , ,

Etiketler:, , , , ,

Johannes Gutenberg

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Gutenberg’in buluşu hızla yayıldı. 15. yüzyılın sonlarına gelmeden Avrupa’da, 1000′den fazla baskı makinesi vardı. Bu basım yöntemiyle daha çok kitabın basılabilmesi kitap fiyatlarının düşmesini sağladı. Böylece daha çok kitap okunmaya başlandı. Kitabın ve kitap okumanın yaygınlaşması, özgür düşüncenin doğmasına, bilimsel çalışmaların gelişmesine ve bilginin daha geniş kesimlere ulaşmasına yardımcı oldu. Tüm bu nedenlerden dolayı Gutenberg’in bulduğu bu baskı yöntemi, özgür düşüncenin yayılmasına ivedilik kazandıran, araştırmalarının gelişmesini sağlayan, reformların yapılmasını hızlandıran önemli olaylardan biri olarak kabul edilmektedir.

Mainz’deki Gutenberg Heykeli

Yaptığı çalışmalar ve basım deneyleri için bulmak zorunda olan Gutenberg 1450′de, Mainzlı bir tüccar olan Johannes Fust’la ortaklık kurdu. 1455′te bastıkları ilk kitap Latince bir İncildi. Gutenberg İncili denen bu yapıt Kırk İki Satırlı İncil ya da Mazarin İncili olarak da bilinir.

Gutenberg Anısına; Alman ilim, bilim, , araştırmacı ve adamlarının adlarını taşıyan kitaplardan oluşturulmuş anıt.

1960′lı Yıllara Ait Gutenberg Posta Pulu

Johannes Gutenberg (c. 1398 – 3 Şubat 1468), 1447 yılında ayrık (hareketli) harflerle dizgi ve baskıyı Avrupa’da ilk kez uygulayan kişi ve modern matbaacılığın kurucusu olarak anılır.

Almanya’da Mainz’da varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Gutenberg’in hayat hikâyesi, elimize çok sınırlı belge ulaşabildiği için, karanlıklar ve belirsizliklerle doludur. Ailesinin 1411′de Maiz’da çıkan bir ayaklanma sonrasında şehirden ayrıldığı, Eltville am Rhein (Alta Villa) şehrine göç ettiği, Gutenberg’in 1418′de Erfurt Üniversitesi’nde kayıtlı bir Johannes de Alta Villa (Eltville) ile aynı kişi olduğu , ailenin daha sonra anne tarafından akrabalarının bulunduğu Strasburg’a göç ettiği sanılıyor. Kendisinin 1934 tarihli bir mektubundan o sırada Strasburg’da yaşadığını öğreniyoruz. Burada yapımı, metaller ve değerli taşlar üzerinde çalıştığını, muhtemelen basım teknikleriyle de ilgilendiğini düşündüren bilgiler de var. Aynı dönemde ortaklarıyla aralarında çıkan bir anlaşmazlık yüzünden açılan bir dava kayıtlarından Gutenberg’in bir “buluşu” olduğunu öğreniyoruz. Nihayetinde 1448′de Mainz’a döndüğünü ve kayınbiraderi Arnold Gelthus’dan, muhtemelen matbaası için, borç aldığını biliyoruz. Görüntüler [değiştir] Gutenberg Anısına; Alman ilim, bilim, mucit, araştırmacı ve düşünce adamlarının adlarını taşıyan kitaplardan oluşturulmuş anıt.

1457′de Gutenberg borcunu ödeyemediği için Fust’la olan ortaklıkları bozuldu. Fust bütün araç ve gereçlerine el koydu. Daha sonra Konrad Humery adlı bir Alman memurun sağladığı para yardımıyla yeni bir baskı makinesi kuran Gutenberg bir dilbilgisi kitabı, bir sözlük ve başka bazı kitaplar bastı. Başarıyla yürüttüğü bu çalışmaları sırasında büyük zorluklara katlandı ve hiçbir zaman çok fazla para kazanamadı. Mainz Başpiskoposu olan Nassau kontu, son yıllarda gözleri giderek bozulan ve yoksulluğa düşen Gutenberg’i sarayına aldı ve geçimini üstlendi.

O döneme kadar kitaplar ya doğrudan elle yazılır ya da her sayfa için elle oyularak ayrı ayrı hazırlanan bloklarla basılırdı. Gutenberg ise her harf için ayrı kalıplar hazırladı. Bu kalıplara erimiş dökülüyor ve harflerin çok sayıda örnekleri çıkarılabiliyordu. Basımcı harflerle dizgi yapabiliyor, asıl baskıdan önce dizgiyi düzeltebiliyor ve harfleri basımdan sonra saklayarak yeniden kullanabiliyordu. Gutenberg’in Avrupa’da öncüsü olduğu bu tipo basım tekniği, yüzyıllar öncesinde Çin ve Kore’de tahtadan yapılan ayrık harflerle uygulandıysa da yaygınlaşamamış, zamanla da unutulmuştu.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Johannes_Gutenberg

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

Gottlieb Daimler

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Sonraları, 1890′de, Daimler Motoren Gesellschaft’ı (DMG) kurdular. İlk otomobillerini 1892′de sattılar. Daimler daha sonra hastalığa yakalanarak şirketten ayrıldı fakat deneyimlerini paylaşmak üzere hisse sahiplerinin ısrarlarıyla; 1893′te ayrıldığı şirkete 1894′te geri döndü. Maybach de şirketten ayrılmıştı fakat o da Daimler ile aynı zamanda işe geri döndü. Daimler, ′da hayata gözlerini yumdu ve Maybach DMG’den 1907 yılında ayrıldı. 1924′te, DMG yönetimi Karl Benz’in Benz & Cie. şirketiyle uzun dönemli bir ortaklık anlaşması imzaladı ve 1926′da bu iki şirket birleşerek Daimler-Benz AG adını aldı. Şirket şu anda Daimler AG’nin bir parçasıdır.

Daimler ve onu yaşam boyu iş ortağı olan Wilhelm Maybach, hayalleri küçük hızla işleyen bir yapıp bunu herhangi bir lokomotife monte etmek olan iki mucitti. İkili 1885′te modern motorların habercisi bir tasarım yaptı ve arkasından iki tekerli bir bunu uydurdular. Bu, ilk motosiklet olarak bilinmektedir. Ertesi yıl icatlarını bir posta arabası’na ve bota uyguladılar.

Gottlieb Wilhelm Daimler (17 Mart, 1834 – 6 Mart, 1900) bir mühendis, endüstri ürünleri tasarımcısıdır. Schorndorf’da (Württemberg Krallığı) doğmuştur. İçten yanmalı motorlar ve Otomobil geliştirme konusunda çığır açmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Gottlieb_Daimler

Tags: , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,

Sonraki Sayfa »