Giyotin

Yazan: admin | Genel | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Dikkate deÄŸer bir örnek; Almanya’nın kullandığı “Fallbeil” (Düşen Balta) denen alettir. Bu alet çeÅŸitli Alman eyaletlerinde 17. yüzyıldan beri kullanılmaktadır hatta Napolyon Bonapart zamanında geleneksel idam aleti olur.

Halka açık son idam mahkumu, 6 cinayet iÅŸlemiÅŸ Eugene Weidmann’dı. 17 Haziran 1939′da ÅŸu an Adalet Sarayı olan, fakat o zaman hapishane olarak kullanılan bir binada kafası kesildi. Fransa’daki son idam mahkumu Hamida Djandoubi’dir ve 10 Eylül 1977′de cezası infaz edilmiÅŸtir. Fransa’da idam cezası 1981 yılında kaldırıldı.

Giyotin, Amerika BirleÅŸik Devletleri’nde hiçbir zaman kullanılmaz. 19. yüzyılda elektrikli sandalye kullanılmadan önce tartışıldıysa da devreye girmemiÅŸtir. 1996 yılında Georgia eyaletinin meclis üyesi Doug Teper, elektrikli sandalye yerine giyotin kullanımını önerir ve suçlunun organlarının hastalara bağışlanabileceÄŸini söyler. Ancak bu öneri kabul edilmez.

Antoine (1723-1792), Chirurgicale Akademisinin bir üyesiydi ve giyotin konseptini ilk olarak gerçekleÅŸtiren insandı. GeliÅŸtirdiÄŸi bu alete “lousion” ya da “loisette” deniyordu ve giyotinin atası sayılırdı. Kurbanın kafasını tutan iki parçalı tahta (lunette) ve belirli bir açıya sahip bıçak, ’in makinasında da bulunuyordu.

Giyotin, belirtildiÄŸi gibi Devrimi ile adını duyurmuÅŸtur. Kendisinden çok önce, Avrupa’nın uzun yıllar kullandığı giyotin benzeri araçlar bulunsa da yapımı bu standart bir idam biçimi olarak kullanılmaya baÅŸlanmıştır.

Canlı kafalar yüzünden bilimadamları bir çok deney yaptı. Ancak parmak şıklatmalara ve isimlerin telaffuzuna rağmen herhangi bir tepkiyle karşılaşmadılar. Büyük ihtimalle damarların büzülmesi, gibi bir sebepten dolayı kafaların surat ifadelerinin değiştiği söylendi.[1] Fakat yine de bununla ilgili şüpheler devam etmektedir.

Giyotin ve tüfekle ederek öldürme Almanya’daki legal idam yollarıdır. Almanya’da 1871-1918 arasında, Weimar Cumhuriyeti’nde ise 1919-1933 yılları arasında kullanılmıştır.

Giyotinin ilk kullanımından itibaren Dr. Guillotin’in umduÄŸu gibi hızlı bir ölüm yolu olup olmadığı tartışma konusu olmuÅŸtur. GeçmiÅŸteki idam yöntemlerinde acı çekmeyle ilgili minik kuÅŸkular olmuÅŸtur. Ama giyotinin icadıyla, “insancıl” bir ölüm yolu olması dolayısıyla, bu konu ciddi bir biçimde tartışmaya açılmıştır. Giyotinin bıçağının kafayı vücuttan çok hızlı ayırması yüzünden kurbanın acı çekme süresini uzatması da olasıydı. Bıçağın yeterince çabuk kesmesi, beyne görece ufak bir etki yapması ve küçük bir ihtimal de olsa aniden bilinçsizlik haline geçilmesi de ihtimaller dahilindeydi.

Giyotin ilk kez Nicolas J. Pelletier’in idamında, 25 Nisan 1792 tarihinde kullanıldı.

Alman Federal Cumhuriyeti’nde 11 Mayıs 1949′da 24 yaşındaki Berthold Wehmeyer adlı mahkûm idam edilir ve bu giyotinli son idam olur. Batı Almanya idam cezasını 1949 yılında kaldırır. DoÄŸu Almanya idam cezasını 1987 yılında, Avusturya ise 1968 yılında kaldırmıştır. İsveç’te ise giyotinli son idam 1910 yılında gerçekleÅŸir.

Fransa dışında, 1792′den çok önce giyotin benzeri aletler bulunuyordu, ancak özellikle Avrupa’daki ülkeler, bu “modern” idam makinesini kullanmayı seçmiÅŸtir.

Bu süre boyunca giyotinli idamlar, idam yerine toplanan kalabalığın popüler bir eÄŸlencesi haline gelir. Hatta bu dönemde idam saatlerinin yazılı olduÄŸu programlar satılmaya baÅŸlanır. Her gün gelen izleyiciler en iyi izleme yerlerini öğrenirler. İdamları izlemeleri için ebeveynler, çocuklarını da getirir. Terör’ün bitimiyle bu kalabalıklar aniden dağılır. Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eÄŸlenceyi bile sıkıcı hale getirmiÅŸtir.

Giyotin, idam mahkumunun kafasını üst taraftan kesmek prensibiyle yapılmış bir çeşit idam aracıdır. Giyotin ilk kez 1792 yılında Jacques Nicholas Pelletier adlı bir hırsızı idam etmek için kullanılmıştır.

Guillotine hakkında yayılmış bir mit ise kendisinin, mucidi olduÄŸu giyotinle öldürüldüğüdür; ancak, bu yanlıştır. Dr. Guillotine 26 Mayıs 1814′te doÄŸal sebeplerden ötürü ölmüştür. Dr. Guillotine, aletin ve idam ÅŸeklinin kendi soyadıyla anılmasından rahatsız olmuÅŸ ve soyadını deÄŸiÅŸtirmiÅŸtir.

Fransa’da giyotinden önce soylular genellikle kılıçla ya da baltayla idam ediliyordu. Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi. Tüm bunların yanında çok acı veren yakılma ve eziyet içeren cezalar da bulunuyordu. Bu, giyotine göre eski ve geri kalmış yöntemlerde idam bir anda gerçekleÅŸmiyor, acı verici bir süreç oluyordu. Hatta bu dönemde, ölüm acısız ve hızlı olsun diye kurbanın ailesi cellatlara bile teklif ediyordu. Tüm bu ÅŸartlar altında devrimini gerçekleÅŸtiren Fransa, ölüm cezalarını da modernleÅŸtirmeliydi, bunlarla birlikte 20 Mart 1792′de giyotin resmi olarak Fransa’nın idam aleti haline geldi. 1939′da kullanımı durduruldu fakat Fransa’nın 1981′de idam cezasını kaldırmasına dek resmi idam aleti olarak kalmayı sürdürdü. Bu döneme dek idamlar ya giyotinle ya da kurbanlara tüfekle ateÅŸ edilerek infaz edilirdi.

Alet, adını mucidi Joseph-Ignace Guillotin’den alır. Bir doktor olan Guillotin aynı zamanda bir meclis üyesidir. İdam cezalarını infaz etmek için bir makine tasarlar. Amaç daha “insancıl” ve eski rejimden daha modern, daha devrimsel bir idam cezası uygulamaktır.

Haziran 1793 – Temmuz 1794 arası Fransa’da “Terörün Tırmanışı” ya da kısaca “Terör” olarak adlandırılır. MonarÅŸinin çöküşünün ardından yaÅŸanan karışıklık, yabancı monarÅŸist güçler tarafından saldırıya uÄŸrama korkusu ve monarÅŸi sonrası karşı-devrim partileri Fransa’yı tamamiyle bir paranoyaya sürükler. Devrimin gerçekleÅŸtirdiÄŸi demokratik reformların birçoÄŸu bu dönemde iptal edilir ve giyotinli idamlar baÅŸlar. Bu dönemde Maximilien Robespierre, hükümetin en kuvvetli adamlarından biri haline gelir ve Terör’ün simgesi sayılır. Devrim Mahkemesi, binlerce insanı giyotine sürükledi. Asiller ve halk, entelektüeller, politikacılar, fahiÅŸeler… Herkes her an idam edilebilirdi. “Madam Giyotin” olarak anılan bu makineyle tanışmak için “cumhuriyet karşıtı” ifadesi bile yeterliydi. Giyotin, “Madam Giyotin” dışında “Ulusal Jilet” olarak da adlandırılmıştır. Tahminlere göre ölü sayısı 15.000 ile 40.000 kiÅŸi arasındadır. XVI. Louis ve kraliçe Marie Antoinette 1793 yılında idam edilir. Temmuz 1794′te Maximilien Robespierre de giyotinle idam edilir.

İdamları izleyenler, hareket eden gözler ya da oynayan ağızlar hakkında sayısız hikâyeler anlatırdı. Hatta Charlotte Corday’in kopmuÅŸ kafasının ensesine atılan bir tokatta bir kızgınlık ifadesi oluÅŸtuÄŸu bile söylenmiÅŸti.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Giyotin

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Hesap makinesi

Yazan: admin | Genel | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Yirmi yıl kadar sonra, 1645 yılında filozof Blaise Pascal, vergi tahsildarı olan babasına yardımcı olmak için bir tasarladı. 1799 yılına kadar kullanılan bu mekanik , kadranlarla girilen sayıları toplayıp çıkarıyordu. Gottfried Wilhelm Leibniz 1671 yılında toplama ve dört işlemi yapabilen mekanik bir geliştirdi. Ancak bu aygıtlar, çok yaygın olarak kullanılmamıştır. Bunlardan yaklaşık bir asır kadar sonra Xavier ’ın bulduğu dört işlemi ve alma işlemini yapabilen Aritmometre, 1970’lere kadar kullanılmış olan mekanik makinelerinin atası olmuştur.

makinesi

Hesap makinesi, ilk zamanlar dört işlemi yapabilen, daha sonraları geliştirilerek her türlü sayısal işlemi yapar duruma getirilen veya mekanik bir araçtır.

İlk hesap makineleri abaküsler idi. 1623 yılında Wilhelm Schickard ilk kez dört işlemi bir arada yapabilen hesap makinesini Almanya’daki Heidelberg Üniversitesinde geliştirdi. Schickard geliştirmiş olduğu araç ile astronomi, , alan ölçümleri, yüz ölçümü hesaplama ve haritacılık işlemlerinde kullanmıştır. Geliştirmiş olduğu cihaz oldukça karmaşık ve herkesin kolaylıkla kullanamayacağı bir çalışma sistemine sahipti.

Daha sonra üretilen bu hesap makineleri, ara sonuçları toplayan, eski sonuçların saklanıp gerektiğinde kullanılabilmesini sağlayan, trigonometrik, istatistiksel ve ileri matematik işlevleri içeren ve yazılımlanabilme özellikleri ile daha çok bilgisayarlara benzeyen çok karmaşık elektronik cihazlar hale gelmiştir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Hesap_makinesi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Dinamometre icadı

Yazan: admin | icatlar | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Dinamometre, döner bir makinenin çıkış kuvvetini ölçmede kullanılan aygıttır.

Dinamometre (ya da kuvvetölçer) en çok, bir motorunun ya da bir otomobil motorunun beygir gücünü ölçmede kullanılır. Döner parçaya uygulanan burma kuvveti (moment) ile açısal hızın çarpımı, kuvveti verir. Kuvvet ölçen dinamometrelerden en yaygın kullanılanı, esnek bir halkadan oluşur. Bu halkayı sıkıştıracak biçimde bir kuvvet yüklendiğinde halka burulur ve burulma miktarına göre kuvvet ölçülür. Cismin uyguladığı kuvvet ne kadar büyükse yay o kadar gerilir. Dinamometrede ölçülen değerler, birimiyle (N) gösterilir. (1 = 1/9,81 kg)

Dinamometreler metallerin esneklik özelliğinden yararlanılarak yapılmıştır. İç içe geçmiş iki borudan oluşur. İçteki boruda yay asılıdır. İçteki borunun üzeri eşit olarak bölmelendirilmiştir. Cisim içteki borunun ucundaki çengele takılır. Yer cismi ne kadar kendine doğru çekebilirse o cismin ağırlığı o kadardır.Aynı zamanda bu Dinamometrelerin küçüğü de vardır.Bunlar ise daha küçük birimli kuvvetleri ölçer .

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Dinamometre

Tags: , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , ,

Fark makinesi

Yazan: admin | icatlar | Cuma 14 Ocak 2011 15:43

Uzun bir aradan sonra 1822 ‘de İngiliz matematikçi Babbage (1791 – 1871), oldukça geliÅŸmiÅŸ bir makinenin tasarımına baÅŸladığını duyurmuÅŸtur. Fark makinesi, bir deÄŸerler serisini otomatik olarak hesaplayabilmeyi öngörüyordu. Sonlu farklar yönteminden yararlanarak, çarpma ve bölme iÅŸlemlerinden yararlanmaksızın hesaplama yapmak mümkündü.

Babbage geliştirdiği ikinci Fark makinesi ile birlikte çalışabilecek, değişken sütun ve satır özelliklerine sahip, çıktı formatı programlanabilmesi gibi şaşırtıcı özelliklere sahip bir tasarlamıştır. Fark makinesinin tamamlanmasından dokuz yıl sonra, Müzesi, 19. yüzyıl cihazları için oldukça karmaşık sayılabilecek bu yazıcıyı da tamamlamıştır.

Fark makinesi, projenin ilk haliyle, 2,5 mt yüksekliÄŸinde, 15 ton ağırlığında olacak ve 25.000 parçadan oluÅŸacaktı. Babbage, projesine mali kaynak bulabilmesine raÄŸmen onu tamamlayamamıştır. Daha sonra Fark makinesinin geliÅŸtirilmiÅŸ bir modelini tasarlamasına raÄŸmen bunun yapımına hiç baÅŸlayamamıştır. 19. Yüzyılın olanak tanıdığı ölçüsel toleranslarla 1989-1991 yılları arasında tamamlanan bu , Londra Bilim Müzesi’nde çalıştırıldığı zaman ortalama bir makinesinden çok daha öteye giderek 31 basamaÄŸa kadar doÄŸru yapabildiÄŸi görülmüştür.

Fark makinesi, polinom iÅŸlevlerin (fonksiyonların) hesaplanması için tasarlanmış bir mekanik hesap makinesidir. Toplama çıkarma yapabilen bir makine yapmak yüzyıllar boyunca bilim adamlarının ilgisini çekmiÅŸtir. 1642 yılında bir vergi memurunun oÄŸlu olan Blaise Pascal, babasına yardım amacıyla böyle bir makine tasarlamıştır. 1694 yılında, Gottfired Wilhelm von Leibniz, Pascal’ın tasarladığı bu makineyi geliÅŸtirerek, aynı zamanda çarpma ve bölme iÅŸlemlerini de yapabilen bir makineyi tamamladığını duyurmuÅŸtur. Daha sonra 1786′da J.H. Müller de benzeri bir makineyi tasarladığını duyurmuÅŸ ancak yapımını gerçekleÅŸtirememiÅŸtir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Fark_makinesi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

Pilot ACE

Yazan: admin | icatlar | Cuma 14 Ocak 2011 15:43

Hernekadar, prototip amaçlı olarak üretilmiÅŸ olsa da, sonraları özellikle de dönemin bilgi iÅŸlem makinalarının azlığı nedeniyle oldukça faydalı bir kaynak olduÄŸu kabul edilmiÅŸtir. Daha pratik kullanımı amaçlayan birkaç güncellemeden sonra 1951′de hizmete girmiÅŸ ve sonraki yıllarda oldukça fazla kullanılmıştır.

Yaklaşık 800 adet lambasına sahipti ve hafızası için civalı bir geciktime hattı kullanılıyordu. Makinenin orijinal hafızası 128 32 bit kelimeydi fakat daha sonra bu hafıza 352 kelime olarak geliÅŸtirilmiÅŸti. 1954 yılında ise 4096 kelimelik ( drum memory ) manyetik tamburlu hafıza eklenmiÅŸti. Temel hızı ( ya da vurum sıklığı ) 1 megahertz’di ve İngiltere’de dönemin en hızlı bilgisayarıydı.

Pilot ACE Mayıs 1955′de kapatıldı ve bugün halen sergilendiÄŸi Londra Müzesi’ne bağışlandı.

o kadar başarılıydı ki English Electric adlı şirket DEUCE adıyla ticari bir versiyonu yapıp satmıştı.

İngiltere’de 1950′li yılların baÅŸlarında yapılan ilk bilgisayarlardan biriydi.( the National Physical Laboratory – NPL ) Ulusal Labaratuar’ında tarafından tasarlanan nihai ACE ( Automated Computing Engine ) bilgisayarının ilk versiyonuydu. Turing’in NPL’den ayrılmasından sonra James H. Wilkinson projeyi devralmıştı. Pilot ACE ilk programını 10 Mayıs 1950′de çalıştırmıştı , kamuoyuna takdim ise Aralık 1950′de yapılmıştı.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Pilot_ACE

Tags: , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,

Turing makinesi

Yazan: admin | icatlar | Cuma 14 Ocak 2011 15:43

, ilk başta d0 durumunda olacak. Bu tabloya bakarak görebiliriz ki, d2 son durum olacak ve makinenin kafası şu işlemi yapacak:

Buna ek olarak, anlatılan Turing makinesi belirlenimci (determinist) bir makinedir, başka bir deyişle aynı girdi için her zaman aynı çıktıyı üretir:

Anlatılan Turing makinesi, yapılabilecek en basit makinedir. Bunu şu şekilde geliştirebiliriz:

Bu amaca ulaÅŸabilmek için, {‘d0′, ‘d1′, ‘d2′} ÅŸeklinde üç durum kullanacağız. Bu durumların geçiÅŸ tablosu ise ÅŸu ÅŸekilde olacak:

Bu tablo, o Turing makinesinin çalıştırdığı algoritmadır. Turing makinesi, her adımda:

Turing makinesi, Karmaşık matematiksel hesapların belirli bir düzenek tarafından yapılmasını saÄŸlayan makinesi. Karmaşık hesapların belirli bir düzenek tarafından yapılıp yapılanamayacağı 20.yy’ın baÅŸlarında büyük bir tartışma konusu olmuÅŸtu. Öteden beri el ile veya zihinden yapılan hesaplamalar çok zaman almakla birlikte, birçok hatayı da beraberinde getiriyordu. Tüm bu tartışmalar sürerken, 1936 yılında, ünlü matematikçi Alan M. Turing “Saptama Problemi Hakkında Bir Uygulamayla Birlikte Hesaplanabilir Sayılar” (İngilizce On computable numbers, with an application to the Entscheidungsproblem) isimli bir makalesini yayınladı. Makalesinde teorik ve matematiksel temellere dayalı sanal bir makineden bahseden Turing, her türlü matematiksel hesabın bu sanal makineyle yapılabileceÄŸini iddia ediyordu. Turing’in 1950 yılında yayınlanan “Hesaplama Mekanizması ve Zeka” (İngilizce Computing Machinery and Intelligence) isimli ikinci makalesi ise, makineler ve zekayla ilgili birçok tartışmalı konuya cevap niteliÄŸindeydi. İşte bu makalelerde sözü geçen sanal makine daha sonraları Turing Makinesi (İngilizce The Turing Machine) olarak isimlendirildi.

Birkaç denemeyle bu makinenin istediğimiz işlemi yaptığını görebiliriz.

ÖrneÄŸimizdeki Turing makinesi sembol havuzu (yani alfabe) olarak {‘B’, ’1′} kullanmaktadır. Bu makineni amacı, verilen girdinin en sağına 1 ekleyip girdinin en soluna geri dönmektir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Turing_makinesi

Tags: , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , ,

Keskin nişancı

Yazan: admin | KategorilenmemiÅŸ | Cuma 14 Ocak 2011 15:42

Standart ordu eğitimlerinde çoğu asker 200 ila 300 mesafeden atışlarının yarısında hedefi vurmak üzere eğitim alır.[3] Çok iyi eğitilmiş askerler, örneğin ABD Deniz Piyadeleri askerleri 400 ila 500 metre uzaktan atışlarının yarısında hedefi vurabilir.[4] Ama bir keskin nişancı 800 metre uzaktan her atışında hedefi vurmak üzere eğitilmiştir.[5][6]

Keskin nişancı tüfekleri, tabancalarda kullanılan 0,22 inçlik (5,59 mm) .22 LR gibi küçük mermilerden, M2 Browning ağır makineli tüfeklerde kullanılan 0,5 inçlik (12,7 mm) .50 BMG mermilerine kadar değişik kalibrelerde olabilir.[20] .22 LR gibi küçük mermiler genellikle bir susturucu ile beraber yakın mesafede hızla sokak ışıklarını söndürmek veya küçük hayvanları vurmak için kullanılır.[20] Bu tip küçük mermiler, uzun mesafeli atışlarda kullanmak veya insan boyutlarında hedefleri durdurmak için yeterli güce sahip değildirler.[26] Tam tersine .50 BMG gibi büyük mermiler, zaman zaman hafif araç ve ekipmanı uzaktan tahrip etmek için de kullanılan çok büyük ve ağır nişancı tüfeklerinden ateşlenirler; bu tip tüfekler 1,5 km üstünde menzilden hedefleri vuracak isabet oranına ve güce sahiptirler, ancak kısa mesafede kullanışsız, genel kullanım için ağır ve pahalıdırlar.[27]

Genellikle kurmalı tüfekler, yarı otomatik modellere kıyasla daha uzun menzile ve isabet oranına sahiptir,[20] ancak her yeni merminin elle yüklenmesi gereksinimi yüzünden atış hızları nişancının tetik çekme hızına bağlı olan yarı otomatiklere göre daha düşüktür. Yakın mesafelerde veya nişancının ilk merminin ardından hemen ikinciyi ateşlemesi gereken durumlarda yarı otomatik tüfekler tercih edilir.[21]

Bir keskin niÅŸancının kamuflajı, en iyi vücudunun ÅŸekli ve hatlarını gizlediÄŸinde çalışır.[17] Bunun sebebi, insan gözünün insan bedeni ÅŸeklini seçmeye daha yatkın olmasıdır.[17] Keskin niÅŸancının bedeni insan ÅŸeklinde görünmediÄŸinde, çoÄŸu kiÅŸi niÅŸancıyı uyum saÄŸladığı ortamdan ayırt edemeyecektir.[17] NiÅŸancılar genellikle “ghillie suit”lerine çubuklar, yapraklar, çimen ve kumaÅŸ ekleyerek vücut hatlarını gizlerler.[15]

Bazı keskin nişancılar, hedefin elindeki bir cismi vuracak kadar isabetli atışlar yapmak üzere eğitilmişlerdir.[7] Bu tarz atışlar, özellikle uzak mesafelerde çok iyi nişan almayı gerektirir. Rüzgâr hızındaki değişimler, hedeften metrelerce sapmaya sebep olabilir. Bu sebeple keskin nişancılar rüzgârın mermi uçuşundaki etkilerini hesaba katmak zorundadırlar.[8] Ayrıca sebebiyle keskin nişancının attığı mermiler uçuş sırasında bir parabol çizecektir.[9] Bu sebeple keskin nişancı hedefin daha üstüne nişan alır.[9]

I. Dünya Savaşı sırasında, özel keskin nişancı tüfekleri yoktu. Bunun yerine, keskin nişancılar üzerine nişancı dürbünü monte edilmiş normal tüfekler kullanıyordu.[31]

II. Dünya Savaşı sırasında keskin niÅŸancılar daha sık görülmeye baÅŸlandı, hatta mücadelenin önemli bir parçası oldu. Sovyet ordusunun her takımına bir keskin niÅŸancı ya da ‘atıcı’ eklenmiÅŸti. Kamuflaj taktikleri bu süreçte geliÅŸtirilmiÅŸtir. Sovyet keskin niÅŸancılar en çok Stalingrad Savaşı sırasında yararlı oldu. Vasili Zaytsev adındaki Rus keskin niÅŸancısının 240 civarında Alman askeri öldürdüğü iddia edilmiÅŸtir.[32]

Polis keskin nişancıları kamuflaja askerî nişancılar kadar önem vermezler, çünkü polis nişancılarının asıl görevi suçludan gizlenmek değil, isabetli atışlar yapmaktır.[1][18] Ancak bazı durumlarda polis nişancılarının da suçludan gizlenmeleri gerekir, bu yüzden polis keskin nişancılarına da gizlenme eğitimi verilir.[19]

Keskin niÅŸancılar çoÄŸu video oyununda seçkin askerler olarak kullanılırlar. Bir niÅŸancı tüfeÄŸi ile karşıdakini başından vurmak öğrenmesi zor bir yetenektir. Phone Booth ve Vantage Point gibi bazı filmlerde suikastçılar keskin niÅŸancı tüfekleri kullanırlar.[33][34] Ekim 2002′de ABD’nin Virginia ve Maryland eyaletlerinde iki kiÅŸinin yakalanana dek bir ay boyunca diÄŸer insanlara etmesi[35] gibi bazı olaylar sebebiyle keskin niÅŸancılar medyada kötü bir şöhrete sahiptir.

Keskin niÅŸancılar, niÅŸancı tüfeÄŸi (İngilizce: sniper rifle) olarak adlandırılan özel tüfekler kullanırlar. Bu tüfekler, normal tüfeklerden çok daha isabetlidir.[20] Neredeyse tüm niÅŸancı tüfekleri niÅŸancı dürbünü olarak adlandırılan, uzaktaki hedeflere daha kesin niÅŸan almayı saÄŸlayan özel dürbünlere sahiptir. İki farklı niÅŸancı tüfeÄŸi türü vardır, bunlardan ilki atılan her mermiden sonra kurma kolu ile tüfeÄŸin tekrar kurulmasını gerektiren kurmalı tüfekler[21] ve tetik her çekildiÄŸinde bir mermi atan ve kendini yeniden kuran yarı otomatik tüfekler.[21] Tetik çekili tutulduÄŸu sürece mühimmat bitene dek kesintisiz ateÅŸ eden tam otomatik tüfekler, niÅŸancı tüfeÄŸine dönüştürüldükleri nadir durumlar dışında keskin niÅŸancılar tarafından kullanılmazlar. Bu nadir durumlardan biri, ABD Ordusu tarafından Vietnam Savaşı’nda kullanılan niÅŸancı dürbünü takılmış ağır makineli tüfeklerdir. ÖrneÄŸin ABD Deniz Piyadesi keskin niÅŸancısı Carlos Hathcock’un Browning M2 ağır makineli tüfeÄŸiyle Åžubat 1967′de 2.300 metreden yaptığı öldürücü atış,[22][23][24] Mart 2002′de Afganistan’da görev yapan Kanada’lı Rob Furlong’un 2,430 metrelik atışına[25] kadar dünya rekoruydu. GeliÅŸen teknolojisi ve keskin niÅŸancı eÄŸitimleri sayesinde gerçek bir niÅŸancı tüfeÄŸinin bu rekoru kırması mümkün olmuÅŸtur.[23]

Bazı keskin niÅŸancılar yüzlerce düşman askeri öldürmeleri ile tanınmışlardır. Bu niÅŸancılara örnek olarak Vietnam Savaşı’nda görev yapan Carlos Hathcock[22] verilebilir. Hathcock aynı zamanda en uzak mesafeden (2.300 metre) öldürücü atış yapma rekorunu da uzun süre elinde tutmuÅŸtur.[23][22][24] Bu rekor Afganistan Savaşı’nda 2.430 metrelik atışıyla Kanada’lı keskin niÅŸancılar tarafından kırılmıştır.[25] DiÄŸer keskin niÅŸancılar yaptıkları çok zorlu atışlarla tanınırlar. ÖrneÄŸin İngiliz keskin niÅŸancı Matt Hughes, Irak Savaşı’nda sert rüzgâr altında 860 metreden düşmanının 17 metre soluna niÅŸan alıp ateÅŸ ederek öldürücü bir atış yapmıştır.[8][36] Bir diÄŸer ünlü keskin niÅŸancı ise II. Dünya Savaşı’nda Stalingrad Muharebesi sırasında 400 Alman askeri öldürdüğü iddia edilen Sovyet Vasily Zaytsev’dir.[37]

Birçok polis departmanı, özel eÄŸitimli ekiplerinde keskin niÅŸancılara yer verir.[1] Genellikle deneyimli avcılar da keskin niÅŸancılarla benzer yeteneklere ihtiyaç duyarlar. İngilizcede keskin niÅŸancılar için kullanılan “sniper” terimi de avcılar için görüp vurması çok zor olan su çulluÄŸu (İngilizce: snipe) kuÅŸundan türetilmiÅŸtir.[2]

Keskin nişancılar genellikle rüzgârın etkisini azaltmak için daha ağır mermiler kullanır. Bu mermileri yeterli namlu çıkış hızına ulaştırmak için kullanılan miktarı diğer mermilere kıyasla daha fazladır[10] ve bu mermiler daha yüksek hızla namludan çıkarlar. Bu sayede hedefi hareket etmeden vurmak ve yer çekimi ile rüzgârın etkisini azaltmak mümkün olur.[9][10] Ayrıca, daha büyük ve daha hızlı mermiler hedefi vurdukları zaman daha fazla zarar yaratırlar.[11]

Polis departmanları da keskin niÅŸancılar kullanmaktadır. Bu keskin niÅŸancılar genellikle SWAT ve benzeri özel eÄŸitimli departmanlara baÄŸlıdırlar.[19] Bu niÅŸancılar sıklıkla özel olaylarda güvenlik saÄŸlamak veya diÄŸer keskin niÅŸancıların suikast giriÅŸimlerini önlemek üzere savunma rolünde görev yaparlar.[18] Bu tip görevlere genel olarak “karşı-niÅŸancılık” (İngilizce: counter-sniping) adı verilir.[18] ÇoÄŸu polis niÅŸancısı ordu tarafından eÄŸitilmiÅŸtir.[19]

Keskin nişancılar, yakın mesafede bile düşmandan gizlenmekte çok iyi olmaları sayesinde, çoğu kez ordu için gözcüler olarak kullanılmıştır.[3] Keskin nişancılar, tüfeklerindeki sayesinde diğer askerlerden daha iyi gözlem yapabilirler.[3] Diğer askerlerden daha iyi eğitimli olan keskin nişancılar diğer askerlere kıyasla daha ayrıntılı gözlemler yaparlar.[28] Keskin nişancılar genellikle bir gözlemci/hedef saptayıcı ve bir nişancıdan oluşan iki kişilik takımlar halinde çalışırlar.[29] Hedef saptayıcı nişancı için hedefleri bulur ve nişancının ıskalaması halinde ikinci atışın ayarlanmasına yardımcı olur.[29] Hedef saptayıcı aynı zamanda yakın mesafeden gelen düşmana karşı nişancıyı korur,[29] ayrıca telsiz iletişim kullanarak diğer askeri birliklerle haberleşir ve keskin nişancının zarar veremeyeceği hedefler için hava ve topçu bombardıman destek sağlar.[30] Bu sayede diğer birlikler daha güvenli biçimde ilerleyebilir.

Keskin nişancı (İngilizce: Sniper), orduda bir asker türü. Bu askerlere keskin nişancı tüfekleri ile özel eğitim verilmektedir. Keskin nişancılar hedeflere çok uzaktan isabet kaydetmek ya da çok küçük hedefleri vurmak için keskin nişancı ekipmanlarını kullanırlar. Ayrıca, düşman tarafından görülmemeleri için gizlilik ve kamuflaj eğitimlidirler.

Keskin niÅŸancılar genellikle düşmana görünmeyi engellemek için kamuflaj kıyafetleri giyerler[12] ve çoÄŸu zaman yüzlerini yeÅŸil ya da siyaha boyayarak parlamasını engelleyip çevreye uyum saÄŸlarlar.[13] Ayrıca bazen, ortama özel olarak çevrelerindeki çeÅŸitli bitkilerin yaprakları ile hazırladıkları “ghillie suit” olarak adlandırılan özel kıyafetler kullanırlar.[14] Bu kıyafetler keskin niÅŸancıyı saklamakta çok etkilidir.[14] ÇoÄŸu zaman keskin niÅŸancı, hemen yanında ayakta duran bir asker tarafından bile görülemez.[15] Keskin niÅŸancılar farklı ÅŸartlarında o ortama uygun farklı kıyafetler kullanarak düşmandan saklanırlar.[16]

Çanakkale SavaÅŸları sırasında keskin niÅŸancılar iki tarafta da yer almaktaydı. Gelibolu yarımadasının topografyası ve Müttefik askerlerin konumları keskin niÅŸancılara avantaj saÄŸlamaktaydı.[38] Özellikle Åžarapnel Vadisi ve Korku Deresi gibi Anzak çıkarma bölgeleri Türk keskin niÅŸancılarının en fazla etkinlik gösterdiÄŸi alanlar arasındaydı.[39][40] Avustralyalı keskin niÅŸancı William Edward Sing (1886-1943), 1915-1916 yıllarında Çanakkale Savaşı’nda bulundu. Sing 201 asker vurdu.[41] Sing diÄŸer bir ünlü asker olan Türk keskin niÅŸancı Korkunç Abdül ile girdiÄŸi düelloyu daha hızlı davranarak kazanmıştır.[42]

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Keskin_ni%C5%9Fanc%C4%B1

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Silah icadı

Yazan: admin | icatlar | Cuma 14 Ocak 2011 15:42

Her ne kadar bir olmamakla birlikte, üzerlerinde çeşitli silahlar taşıyan ve birer savaş aracı olan savaş uçağı, savaş gemisi, , gemisi, tank da komplike ve dolaylı bir olarak kabul etmek mümkündür. Barış zamanlarında politik, istihbarat ve propaganda faaliyetleriyle kültürel ve sosyal yapı üzerinde tahribat yapmak için kullanılan usuller ve yapılan işler de bir silahtır. Savunmada bir vasıta olarak kullanılan radar, sonar, lidar gibi sistemler, ve yapay da birer silah grubu teşkil ederler.

Ramses II at Kadesh.jpgGustavus Adolphus at the Battle at Breitenfeld.jpgM1A1 abrams front.jpg

Güdümlü mermiler, deniz hedeflerine karşı kullanılan torpidolar, çeşitli tipteki bombalar, roketler ve mayınlar da ateşli silahlar grubuna dahil edilebilir. Kara, deniz ve hava birliklerince kullanılan bu silahların bazısı saldırı, bazısı savunma, bazısı da hem saldırı hem de savunma gayesi güder. Mesela uçaklarda saldırı için kullanılan makineli , top, , güdümlü mermi ve çeşitli bombalar bulunabildiği gibi uçaklara karşı savunmada kullanılan güdümlü uçaksavar silahları da vardır. Yine zırhlı bir savaş aracı olan tankta kullanılan makineli tüfek, top, , alev makineleri, sis ve makineleri yanında tanklara karşı kullanılan tanksavar topları, roketleri, bombaları, füzeleri bu silahların değişik gayelerde kullanılmasına misaldir.

Gürz, bıçak, kılıç, mızrak, kargı, kırbaç, yay, cirit, bumerang, kalkan, zırh, mancınık, koçbaşı, hançer, balta, kama ve bunlara benzer pekçok çeşitte silah geliştirildi. Bunların savaşta en yaygın olanı kılıçtı. Meç, şimşir, gaddare, yatağan gibi çeşitleri vardı. Ateşli silahların bulunuşuna kadar yaygın olarak kullanılan diğer bir silah oktu. Mancınık, gülleleri ve büyük okları fırlatmaya yarayan bir aletten çok bir mekanizmaydı. Günümüzde hala kullanılmakta olan kasatura, tüfeğin ucuna takılan dürtücü ve kesici ateşsiz bir silahtır. Koçbaşı, ucunda demir bir koçbaşı bulunan asılı bir kirişten ibarettir. Kale kapılarını yıkmak için kullanılır.

Askeriye Portalı   g • t • d 

DoÄŸu ülkelerinde bulunan barutun, OrtadoÄŸu ve Avrupa’ya geçmesiyle ateÅŸli silahlarda da önemli geliÅŸmeler oldu. Suriye’den Bizans’a geçen bir ateÅŸli silah ÅŸaÅŸkınlıkla karşılandı. Çok eskiden beri Asya’da Türkler ve Çinliler tarafından kullanılan sonradan roket, top ve tüfek gibi silahlarda kullanılmaya baÅŸlandı. Selçuklu ve Osmanlılar döneminde bu tür silahlarda büyük geliÅŸmeler kaydedildi. Kosova Meydan Muharebesi’nde ve özellikle Fatih Sultan Mehmed Han tarafından, İstanbul’un fethinde toptan büyük ölçüde faydalanıldı. Yavuz Sultan Selim Han zamanında, tüfek orduda yaygın bir ÅŸekilde kullanılmaktaydı. Top namlularına ilk yivi veren de Yavuz Sultan Selim Han’dır. O zamanlar top tekniÄŸi Avrupalılardan çok üstündü.

Silah insanların ve toplumların bir başka insana veya toplumlara karşı savunma ve saldırı amaçlı kullandığı bir araçtır.

Zamanla büyük değişikliğe uğrayan ateşli silahlar, tabanca, tüfek, bombaatar, top, obüs, havan gibi çeşitli adlar altında, değişik vasıflara sahip birçok çeşitlere ayrıldı. Bunların her birinin kullanılma gayesine göre özellikleri vardır. Ayrıca bunların makineli, yarı otomatik tipleri gelişti.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Silah

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Wilhelm Schickard neyi icat etti

Yazan: admin | Mucitler | Cuma 14 Ocak 2011 15:40

1623 yılında ettiği makinesi 6 haneye kadar toplama çıkarma yapabilmekte ve sayı basamakları yetmeyince çalan bir zille bunu kullanıcıya bildirmektedir. Blaise Pascal makinesininin muciti sanıldığından, Wilhelm Schickard çok az kişi tarafından bilinmektedir.

Wilhelm Schickard, (d. 22 Nisan 1592 Herrenberg – ö. 23 Ekim 1635 Tübingen) hesap makinesini icat etmiÅŸ alman adamıdır. Tübingen Üniversitesi’nde eÄŸitim görmüş, daha sonra bu Üniversite’de akademisen olmuÅŸtur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Wilhelm_Schickard

Tags: , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , ,

Konrad Zuse

Yazan: admin | Mucitler | Cuma 14 Ocak 2011 15:40

Konrad Ernst Otto Zuse (dg. 22.06.1910 Berlin, vf 18.12.1995 Fulda yakınında Hünfeld) bir Yapı mühendisi, mucid ve girişimci (Zuse KG) idi. 1941 yarattığı Z3 dünyada tam otomatik, yazılımla yönlendirilen, programlanabilen, sayısal ve aritmetik hesaplamayla çalışan ilk bilgisayarı icad etmiştir.

Savaştan sonra Neunkirchen’de Zuse KG kuruldu. Baş harfleri Z olan seri numaralı bir çok bilgisayarlar seri üretildi. Z5 ile Leitz firması objektiflerin hesaplamalarını yaptı. Z11 ise halen röle tekniği ile çalışırken bir çok müdürlüklerde ve optik branşında, üniversitelerde, tapu kadastro müdürlüklerinin hesaplama işlemlerinde kullanıldı. Elektroniğin kullanılmaya başlaması ile yeni sayma işlemleri yaratılırken, ilk defa 1955 de Z22 ile kathod lampalar kullanılırken, bilgiler manyetik taşıyıcılara kayıt edildiler.

Henschel--Fabrika’ları için kanat hesapları için sabit programlanmış özel makineleri S1 (1942) ve S2 (1943) yi geliştirdi. Bu sırada ölçüm saatlerin otomatik okunmasını mekânizleştirme fikrini yarattı. Bunun için yarattığı alet ilk Analog-to-Digital Converter’dir. 1944 de fabrikanın taşındığı atölyerinde ilk komut prozesli makinesini üretti.

Daha Z1 için çalışırken mekânik çalışma prensibini elektromekânik röle sistemine bağdaştırdı. İlk önce Z2 prototipini 1939 da bitirdi. 1940 da Uçak Araştırma-Geliştirme Müdürülüğünün direktörüne gösterim sonunda cihazının geliştirilmesi için maddi destek almayı başardı.

Z3 ün gelişmiş modelini Alman Uçak Geliştirme Müdürlüğünce destekmişdi. Röle çalıştırma prensibine dayalı modeldi. Bu zamana kadar üretilen makinelerin adları Z ile başlarken, personelin savaş nedeni ile V4 diye adlandırılması, roket adları V1 ve V2 (V=Vergeltungwaffen / İntikam silahı) ye bağdaştırılarak tanımlandırılmış. Böylece savaşta çekilen ordu ile Göttingen şehrine kaçırılabilinmiş. Burda toplama kamplarında savaş esirlerden haberdar olan Zuse, Wernher von Braun gurubuna katılabilmiş ve onlarla beraber Bavyera’ya sığındılar.

Konrad Zuse adı ve hizmetleri birçok teknik okullarının adı verilirken özel posta pullarına ve, teknik müzelerin adlarına verildi. 100. doğum gününde özel baskı 10€ luk maden paralar basıldı.

1985 Bilitişim derneğinin onursal üyesi oldu. 1987 den beri her iki senede bir Konrad-Zuse madalyonunu vermektedir.

Konrad Zuse 22.06.1910 Berlin’de Maria ve Emil Zuse nin oğulları olarak doğdu. Büyük ablası da kendisi gibi zeki ve iyi eğitim almış bir bayan idi. İki yaşında iken babasının orta sınıf posta memur olarak tayini çıktığı aile Doğu Prusya’nın Braunsberg’ine göç ettiler. Burda Hosianum Lisesinin 9. sınıfına kadar devam etti. 1923 de babasının yeni tayini çıktığı Hoyerswerda’ya ailece taşınılınca, burda Reform Lisesine devam etti ve olgunluk sınavını 1928 de burda verdi.

Hızlı büyüme safhasında olan şirkete, bankaların bilgisayarın bir şey olmasını ve geleceği görememeleri nedeniyle ancak yüksek faizli kredi vermeye yanaşmaları, ve bu arada devlet desteğininde olmaması sonucu Z25 üretiminde sıkıntılar yaşayan firma iflasında ucuna geldi. 1964 senesinde aktif hissadarlıktan Zuse ayrılınca, şirket önce Alman BBC sonrada 1967 senesinde Siemens tarafından üstlenildi.

1937 de Zuse makineleri üzerine çalışırken “mantıksal varsayım dengeleme“ yi yeniledi. Z4 üzerine çalışırken proglama için gerekli dilinin pratik olmadığını ve zor öğrenildiğini fark eden Zuse, bunun üzerinde daha geliştirilmiş bir üst dile ihtiyaç olduğunu fark etti. İlk önce Esperanto dilini buna uygun gördü. 1945/46 senelerinde savaş nedenleriyle verimli çalışmalar yapamazken, „mantıksal varsayım dengeleme“’yi (Alm. Plankalkül) geliştirken bunu yayımlayamadı. Üstün programlama dil fikri tam on sene sonra yeniden gündeme geldiğinde Fortran, Algol ve Cobol dilleri yaratıldılar. Plankalkül ise bu dillere göre daha universel iken, ancak 2000 senesinde uyarlaması gerçekleştirelebildi.

2002 senesinde Bauhaus-Universitesi Weimar’ın kampüsünede açılan bilitişim merkezine adı verildi.

1984 de Bilitişim teknoloji Konrad-Zuse-Merkezi açıldı.

2. dünya savaşı sırasında 2 kez askere çağırılmış ama hiçbir zaman eli tutmamıştır. Henschel-Uçak-Fabrikalarının yöneticilerinden Prof. Herbert Wagner’in kendisinden vazgeçilemez raporu doğrultusunda askere alınmayıp fabrikanın bombaların özel araştırma geliştirme bölümünde çalıştı. Uzaktan kumandalı bombalar ve uçak kanat ölçümünde kullanılabilen özel hesap makinelerini geliştirdi. Yeteneğinin ne kadar önemsendiği ise 1941 de açtığı şirketi „Zuse Mühendislik ve Tasarımi Berlin“ ile belli olurken yanında ilk etapta 20 personel çalışmaya başladı. O zaman bir hesap makinesini tasarım etme hakkına sahip tek şirket idi.

1957 de Bad Hersfeld’ e taşınan şirket 1967 ye kadar 251 üretti. Şirket „Graphomat Z64“ adlı ilk plotteri üretti.

1941 de kendi kurduğu mühendislik firmasının atölyesinde Z3 ü inşa ettiler. Tam otomatik, sayısal kayan nokta ile çalışabilen bellekli olan ana ünitesi telefon rölelerinden oluşuyordu. Hesaplamalar programlanabilirken, satır takip ve tekrarlamalar yapılamıyordu. Bugün Z3 dünyanın çalışabilen ilk bilgisayarı olarak tanımlanmıştır.

Bir zaman sonra Allgau bölgesine yerleşen Zuse burda Z4 ü bir ahırda tekrar üretti. Savaş sonunda yaptığı yağlı boya tabloları amerikan turistelere satarak ailesinin geçimin sağlayan Zuse’nin Z4 üzerine yayılan dedikodular sonunda IBM in ilgisini çeker ve bu makinenin geliştirilmesi ve üretilmesini patent haklarını koruma sebebi nedeniyle engellemek istendi. Amerikalı bilgisayar üreticisi Remington Rand ile delikli şerit için işbirliğine girişti. 1949 da İsviçre Teknik Üniversitesinden Prof. Eduard Stiefel Zuse’yle buluşmasında Z4’ün gösterimine şahit oldu. Büyük bir miktarda kiralama ücreti ile Zuse tekrar bir şirket (Zuse KG) kurma fırsatını yakaladı. 1954 de Avrupa’da çalışabilen yegane bilgisayar ve dünyada tek kurumsal bilgisayar ünavını alan Z4, UNIVAC dan da birkaç ay önce faaliyete geçebildiydi.

Yüksek Meslek Okulu Karlsruhe de 2005 e kadar faaliyette olan bir Z22 vardı ve bu 2005 sene başında Sanat ve Medyateknoloji Merkezi’nde çalışır vaziyette gösterim için tekrar kuruldu. Bugün sık sık bozulan ve yedeklerinin tedariki nerede ise imkânsız olan kathod lambalarının bakım maliyeti çok yüksek olması sebebi ile, pek seyrek gösterişi yapılmaktadır. Daha bazı çeşitli Z modelleri faaliyet halinde iken çeşitli müzelerde teşhir edilmektedirler.

1945 Berlin’de eşi Gisela (Brandes) ile evlendi. Beş çocukları oldu. En büyükleri matematik profesörü oldu. Savaşın son yıllında Berlin’den kaçan Zuse ailesi Allgäu (Güney Almanya) bölgesine sığınırken, Z4 hesap makinesinide kurtarabildiler. Z4 ile savaş sonrası kurduğu yeni şirket ülkenin ilk bilgisayar şirketi oldu. Şirketin müthiş yükselişinden sonra büyük borçlanmaya giren Zuse 1964 de çoğul hisse senetlerini bırakmak zorunda kaldı. Ondan sonra danışman olarak çalışıp „Rechnenden Raum (Hesaplanan mekân)“ adlı kitabını yazdı.

Hünfeld şehrinin müzesinde bir Zuse bölümü olup burda Z23, Z25, Z31 ve Z64 Graphomat örnekleri teşhir ediliyorlar.

Kendisini gezgin öğrenci diye tanımlayan Konrad Zuse, yüksek öğrenimine Teknik Yüksek Okulu Berlin-Charlottenburg (bugün Teknik Üniversite Berlin) da makine yapımına başladıktan sonra mimarlığa geçmiş ve ordan sonrada yapı mühendislik dalını tercih etmiş. Erken yaşlarında tekniğe ve sanata yatkınlığını hissetmiş. İcat etmek istediği şeylerin ama zaten yaratılmış olduklarını fark eder.

2003 senesinde Alman tv ZDF tarafından yapılan ankette en büyük 15. Alman seçildi.

Zuse tarafından tekrardan yapılan dünyanın ilk bilgisayarı Z1 yanında Z11, Z22, Z23, Z25, Z31, Z60 ve Z64 bilgisayarları Alman Teknik Müzesi Berlin’in özel Zuse bölümünde teşhir ediliyorlar.

1980 de 60 bin DM li Aachen ve Münih Teknik ve Doğalbilimler özel ödülü ile onurlandırıldı.

1935 de mühendislik eğitimini diploma ile bitirdi. Önce Henschel-Uçak-Fabrikasında statikçi olarak başlamış olsada kısa bir zaman sonra bu işi terk edip ailesinin evinde kendisine bir atölye kurdu. Burda Z1 iri tasarım eder. İlk programanabilen mekânik hesap makinesinin tasarımla uğraşırken sade mekânik düzenle kurulu olup elektriksel çalışmadığı için sorunlar yaşamıştır. Z1 tasarımındaki düzenlemeyi Z2 de daha da geliştirip röle üzerine kurarak dünyanın ilk sayısal, bellekli bilgisayarını yarattı. Yaratıcı gücü yanında çevresindeki insanları idiallerine destek olmalarına inandırabilen yaradılışı vardı. Emekli olan babasını bile hem maddi destek hem de ücretsiz atölyede çalışabilmesi için ikna edebilmişti.

Yapı mühendisliğindeki monoton ve can sıkıcı hesapları otomatikleştirebilme fikrine vardı. 1937 de anı defterine „bir yıldan beri mekânik beyin için tasarımlarla uğraşmatayım“ notunu düşmüş. 1938 de mekânik elektrikle çalışabilen Z1’i üretti. Dünyanın ilk sayısal hesaplayabilen, giriş ve çıkışı yongalı, bellekli ve şeritlerine işlenmiş programlarla çalışabilen hesap makinesini yarattı. Mekânik düzeni ama sorun ediyor ve bu yüzden düzgün çalışamıyordu. Charles Babbage i ilk bilgisayar babası olarakda sayan Zuse onda ancak savaş sonrası haberi olabildi.

Emekliliğinde zamanını daha çok sanata ayırdı. Dışarıvurumculuk stilinde yarattığı tablolarının bazılarını „Kuno See“ olarak imzaladı.

Toplam 8 fahri doktor ünvanına sahip olan Zuse’ye, Bilişim Desktekleme Derneği (Geselschaft für Informatik) ve Alman Yapı Branşı Merkez Tabanı (Zentralverband des Deutschen Baugewerbes) bilişim üzerine üstün hizmetlerinden dolayı madalya verdiler. Alman Liyakat nişanınına (1995), Wener-von-Siemens yüksüğüne (1964) ve Wilhekm-Leuschner madalyasına laik görüldü.

Cihaz pratik alanda işleme konulmuş ve karmaşık matris hesaplamalarda, özellikle uçakların kanat titreme (bir çok uçak kazalarına sebep olan simptom) araştırmalarının hesaplamalarında çalıştırıldı. Ancak Z3 hiçbirzaman öncelikli sıfatı ile tanımlanmadığından rutin işletme ile çalıştırılmadı ve 1944 de bir bomba saldırısında tahrip oldu.

Z1 için bilgisayar denkli kayan nokta (Floating point) , mantisse (Significand) ve üslü sayı (potenz) ana metodunu geliştirdi. Bilgisayarlardan, cep hesap makinelerine kadar bugün hesap makineleri bu yöntemle hesap etmektedirler. IEEE-754 standardı ile tanımlanan kayan nokta formatıda Zuse’nin geliştirme çalışmalarının bir ürünüdür.

1995 de CCC (Chaos Computer Club) bir Almanya çapında ünlü bilgisayarcılar derneğinin onursal üyesi oldu. Hoyerswerda şehri fahri hemşeriliğini verdi.

Zuse savaş zamanında bir çok patentler için başvurmuştu. Bunlardan en önemlisi ise 1941 de Z3 ün tanımlaması idi. Alman patent denetleyicilerinin bir itirazı olmadığından 1952 de patent hakkı verilip yayımlandı. İlk önce Triump sonra da IBM buna itiraz ettiler. Dava bir çok mahkemelerde bakılırken nihayen 1967 de Federal Patent Mahkemesi tarafından „yetersiz icad değeri“ sebepi ile patent hakkı Zuse’ye red edildi. Prozesli çalıştırma fikrini patentleme de Zuse’nin hiç aklına gelmedi.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Konrad_Zuse

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sonraki Sayfa »