Kanadalı mucitler

Yazan: admin | Mucitler | Cuma 2 Temmuz 2010 13:00

Transparency International adındaki kurum Kanada’yı ahlaki yozlaşmanın en az olduğu 12. ülke olarak sıralamaktadır.

Türkiye ile Kanada arasında imzalanan ticari anlaşmalar şunlardır :

Kanada Haklar ve Özgürlükler Beyannamesi belirtir ki:

II. Dünya Savaşı’ndan bu yana imalat, madencilik ve hizmet sektörlerindeki artış Kanada’yı kırsal ekonomiden endüstriyel ve şehirsel bir toplum haline getirdi. Enerji üretimi bakımından kendine yeterli olan Kanada’nın doğu kıyısında ve batıdaki üç eyaletinde engin doğal gaz yatakları ve fazlaca diğer doğal kaynakları bulunmaktadır. 1989′daki Kanada-ABD Serbest Ticaret Anlaşması (FTA) ve 1994′deki Meksika’yı da içeren Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) ABD ile olan ticari ve ekonomik bütünleşmede hızlı bir artışa neden oldu. Bu yakın ilişkiden dolayı, 2001′de ABD’de ekonominin kötüye gitmeye başlaması Kanada ekonomisinde de olumsuz etkiye yol açtı, ancak Kanada ekonomisi beklenenden daha az etkilendi. 1993-2000 arası reel büyüme ortalama %3 iken, bu oran 2001′de azaldı. 2003′te imalat ve doğal kaynaklar sektörlerindeki küçülmeden dolayı işsizlik arttı. Bunlara rağmen Kanada 2001′den sonra ekonomik gerilemeyi durdurmayı başardı ve G7 grubu içerisindeki en iyi ekonomik büyüme oranını tutturdu.

Kanada’da diğer çoğu Amerika ülkelerinde olduğu gibi yaygın din Hristiyanlıkın Katolik mezhebidir.Katolikler nüfusun %42sini oluştururlar.Daha sonra ise %40 ile Protestanlar gelir.

Resmi diller dışında konuşulan dillerin de Kanada’da önemi vardır, 5,470,820 kişi ana dil olarak resmi diller dışında bir dil beyan etmişti (Bu istatistikler birden fazla ana dil beyan edenleri de içermektedir). En önemli resmi olmayan diller: Çince (853,745) özellikle Kanton lehçesi (322,315); ve İtalyanca (469,485).

Kanada’da üç büyük ulusal parti vardır: merkezci Liberal Parti, sağ-kanat Muhafazakar Parti, ve demokratik sosyalist Yeni Demokrasi Partisi. Bölgesel parti Bloc Québécois Quebec’de birçok sandalyeyi elinde tutar, ayrılıkçı amaçlı ve temelde sosyal demokrat bir partidir. Başka küçük partiler de mevcuttur, fakat Avam Kamarası’nda nadiren sandalye kazanırlar. Benzer şekilde bağımsız adaylar da nadiren seçilirler.


Muhafazakar Parti, şu anki başbakan Stephen Harper’ın partisidir ve şu anda azınlık hükümeti olarak görev yapmaktadır. Hükümet kurabilen diğer tek parti bir önceki hükümeti kuran Liberal Parti’dir. Son yıllarda Kanada ABD’ye göre sol görüşe daha yakın bir toplum olarak düşünülmekteyse de Ocak 2006′daki seçimlerde ABD yanlısı Muhafazar Parti başarılı olmuş, ancak aldıkları oylar sadece azınlık hükümeti kurmaya yeterli olmuştur.

Akçaağaç yaprağı’nın Kanada’nın ulusal sembolü olarak kullanılması 18. yüzyıl başlarına dayanır. Bu sembol eski ve şu anki Kanada bayrağı’nda, ve Kanada Arması’nda kullanılmaktadır. Ülkenin tanınan diğer özellikleri, engin ormanları, Kayalık Dağlar sıradağları ve içinde barındırdığı Amerikan geyiği, Gri ayı ve Kunduz gibi vahşi hayvanlarıdır. Ayrıca Kanada Kraliyet Atlı Polisi ve ülkenin doğal kaynaklarından yapılan akçaağaç şurubu gibi ürünleri de ünlüdür.

2001 Kanada nüfus sayımında cevap verenler etnik kökenlerini şu şekilde ifade etmişlerdir: [3]

Başbakan Avam Kamarası için seçimlerin yenilenmesine kendi takdiri ile karar verir ancak bu bir önceki seçimlerden 5 yıldan daha geç olamaz.

2005′te Kanada’da eşcinsellere evlilik izni verildi ve böylece Kanada, tüm ülke çapında eşcinsel evliliği yasallaştıran dünyanın dördüncü ülkesi oldu.[5]

Eyaletler, Kanada’nin sosyal programlarının çoğundan (örneğin sağlık sistemi, eğitim ve refah) sorumludur; ve toplamda federal hükümetten daha fazla gelir toplarlar. Federal hükümetin politikalarından muaf tutulabilirler, ancak bu federal gelirlerden alınan payın kaybı riskini de taşır. Ceza kanunları kesinlikle federal hükümetin sorumluluğu altında olan az sayıdaki alanlardan biridir ve suç ve ceza Kanada’nın çoğunda tek biçimlidir.

Asıl makale: Kanada Demografisi

Çoğu eyalette federal düzeydeki partilerin karşılığı olan eyalet duzeyinde partiler vardır. Ancak NDP dışında eyalet düzeyi partiler ile federal düzeydekilerin arasında resmi bir bağ yoktur. Bazı eyaletlerde Saskatchewan Partisi ve Labrador Partisi gibi yerel politik partiler de bulunur.

Devletin yargı erki federal ve eyalet düzeyinde çeşitli mahkemelerden oluşur. Hem federal hem de eyalet mahkemelerinin kararları Yüksek Mahkeme’de temyiz edilebilir.

(Satın alma gücü paritesi)

Kanada çağdaş ve teknolojik olarak ilerlemiş bir ülkedir ve fosil yakıt kaynakları, nükleer enerji üretimi ve hidro-elektrik güç üretim imkânları ile enerji bakımından genelde kendine yeterlidir. Ekonomisi geleneksel olarak yüksek miktarlardaki doğal kaynaklarına dayalıdır. Her ne kadar çağdaş Kanada ekonomisi çeşitlenmişse de doğal kaynakların kullanımı halen çoğu bölgesel ekonominin önemli bir parçasıdır.

Asıl Makale; Kanada’nın Eyaletleri ve Bölgeleri

Fransızca’nın sıklıkla konuşulduğu yerler, Quebec, Ontario, New Brunswick ve güney Manitoba’dır. 2001 nüfus sayımında 6,864,615 kişi Fransızca’yı ana dilleri olarak beyan ettiler, bunların %85′i Quebec’de yaşayanlardı. İngilizce’yi ana dil olarak belirtenler de 17,694,835 kişiydi.

Bölgelerin devlet başkanlarına komisyoner denir. Her ne kadar eyaletlerdeki yardımcı valilere eşit düzeydelerse de Kraliçe’nin temsilcisi değillerdir. Federal hükümet tarafından atanırlar.

Kanada’da en az 10,000 yıl boyunca İlk Halklar olarak tanınan yerliler yaşamıştır. Avrupalılar tarafından ilk ziyaret 1000 yılı civarında kısa bir süre Newfoundland’e yerleşen Vikingler tarafından yapılmıştır. Daha “temelli” Avrupalı ziyaretleri 16. ve 17. yüzyıllarda Fransızların yerleşimi ile başladı.

20. yy’in ikinci yarısında, çoğunluğu Fransızca konuşan Quebec eyaletinin bazı vatandaşları 1980 ve 1995′teki iki referandum ile bağımsızlık kazanmaya çalıştılar. Her iki referandum da Quebecois Partisi liderliğindeydi, ve ilki %60, ikincisi %50.6 hayır oyu ile reddedildi.

Ashmore ve Cartier Adaları · Avustralya Antarktik Bölgesi · Christmas Adası · Cocos Adaları · Heard Adası ve McDonald Adaları · Mercan Denizi Adaları · Norfolk Adası

7 Temmuz 1969′da Kanada federal devletinin tümünde Fransızca ve İngilizce eşit kabul edildi. Bu durum Kanada’nın kendisini federal düzeyde çift dilli ve çok kültürlü bir ulus olarak tanımlamasına yol açtı.

Quebec’deki politik durum diğerlerinden çok farklıdır, partiler arasındaki en belirgin fark, Québécois Partisi tarafından temsil edilen ayrılıkçılık ile Quebec Liberal Partisi tarafından temsil edilen federalciliktir. Bu iki parti haricinde sağ görüşlü Quebec Demokratik Eylem Partisi (ADQ) ve sol görüşlü İlerici Güçler Birliği (UFP) adlı küçük partiler de Quebec’de faaliyet göstermektedir. Ancak bunlardan sadece ADQ şimdiye kadar Quebec meclisine üye sokabilmiştir.

1 Temmuz 1867′de İngiliz Kuzey Amerika Yasası’nın geçmesiyle Birleşik Krallık, Kuzey Amerikan kolonisi dört eyaletinden oluşan federasyona kendini yerel yönetim hakkı verdi. Bu eyaletlerden “Kanada” ikiye ayrılıp Quebec ve Ontario eyaletlerini meydana getirdi, diğer iki eyalet de New Brunswick ve Yeni İskoçya’ydı. Kanada Konfederasyonu terimi bu birleşimi ifade eder, ve genellikle sonuçlanan federasyon için de kullanılır. Diğer İngiliz koloni ve bölgeleri de kısa zamanda Konfederasyon’a bağlandılar.

Kanada ile Türkiye arasındaki ilişkiler hem geç başlamıştır hem de yavaş bir gelişim seyri izlemektedir. Bunun temel nedeni iki ülke arasındaki coğrafi uzaklıktır.

Anayasa yerine Parlamento kuruldukları için bölgeler eyaletlerden daha az siyasi güce sahiptirler. Bunun sonucu olarak bölgeler Parlamento’da eyaletlere eşit temsil edilmezler.

Federal hükümet ve bölgesel hükümetler arası ilişkiler her zaman gergin olmuştur. Hükümetler arası uzlaşmazlıkların çoğu kaynakların kullanımı ve finansman hakkında olmuştur. Kişi başına gelire göre bölgeler Kanada’da en yüksek oranda olsa da, bölgelerdeki yoksulluk oranı sosyal yalıtım, mal sağlamadaki aşırı zorluk ve maliyet, işlerin yıpratıcılığı ve sosyal problemlerden dolayı devamlı yüksek olmuştur.

Kanada’da az sayıda Türk yaşamaktadır.Ancak son yıllarda Kanada’ya göçte de kayda değer bir artış izlenmektedir. Bunun bir sonucu olarak Kanada ile Türkiye arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi 2005 yılında yürürlüğe girmiştir. [2]

Amerikan Devrimi’nden sonra İngiliz Birleşik Krallığı’na sadık olanlar Kanada’ya yerleştiler.

Eyaletler düzeyinde sadece New Brunswick çift resmi dillidir; diğer tüm eyaletlerde çift dillilik federal yasalarla sağlanmıştır. Her ne kadar diğer eyaletler çift resmi dilli değilse de eyalet yönetimlerinin çoğu, İngilizce ya da Fransızca konuşan azınlıklarına hizmet vermektedir.

Kanada’da yerli dillerini konuşan çok sayıda insan yaşamaktadır, ancak bunların birkaçı dışında çoğu azalmaktadır. Bunlardan en önemli olanları Cree dili (72,885); Inuktitut (29,010), ve Ojibwe dili’dir (Cree ile birlikte toplam 150000).

Kanada Birleşmiş Milletler, İngiliz Milletler Topluluğu, Frankofon, NATO, G8 ve APEC üyesidir.

•Tekstil Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı (Haziran 1995) •Yüksek Düzeyli Ticari ve Ekonomik İstişarelere İlişkin Mutabakat Zaptı (1996) •Enerji Alanında İkili İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı (Eylül 1998) •Yüksek Düzeyli Ticari ve Ekonomik İstişarelere İlişkin Mutabakat Zaptı (2000)

Kanada 10 eyalet ve 3 bölgeye ayrılmıştır. Eyaletlerin federal yönetimden geniş oranda özerkliği varsa da bölgelerin bağımsızlığı daha azdır.

Kanada parlamenter demokrasi ve anayasal monarşi ile yönetilen bir federasyondur. Devlet Başkanı ve hükümdarı “Kanada Kraliçesi” sıfatı ile Kraliçe II. Elizabeth’dir. Kraliçe’nin Kanada’daki temsilcisi Genel Vali’dir ve genellikle emekli olmuş eski politikacılar veya diğer seçkin Kanadalılar arasından Başbakan önerisiyle Kraliçe tarafından atanır. Genel Vali, siyaset dışı bir figür olup, Avam Kamarası ve Senato’nun çıkardığı kararnamelere kraliyet onayını sağlamak, devlet belgelerini imzalamak, parlamento toplantılarını resmen açıp kapatmak, ve seçimler öncesi parlamentoyu feshetmek gibi görevleri vardır. Hem Kraliçe hem de Genel Vali çok az yetkiye sahip sadece göstermelik yöneticilerdir, ve hemen her zaman Hükümet Başkanı Başbakan’ın tavsiyesi doğrultusunda hareket ederler. Bu devlet başkanının siyasi sorumsuzluğunun bir sonucudur. Siyasi sorumluluğu olmayan devlet başkanının bu gibi yetkileri birer şeklî/sembolik yetkidir.

Varlıklı ve yüksek teknolojiye sahip endüstriyel bir toplum olarak Kanada bugün, serbest pazar merkezli ekonomik sistemi, üretim modelleriyle ve yüksek yaşam standartları ile ABD’ye çok benzer.

1880′de Kanada, Newfoundland ve Labrador dışında (1949′da katıldılar) şu anki alanını kaplıyordu. Dominyon’un tüm ilişkilerinin kontrolü Westminster Tüzüğü ile 1931′de, ve 1982′de Kanada Anayasası’nın kabulü ile sağlandı.

Kanada anayasası bu sayfada bulunabilir. Ancak anayasanın bir kısmı yazılmamıştır, metin çeşitli gelenekler ve uzlaşmalar çerçevesinde yorumlanır.

Kanada’nın iki resmî dili vardır: İngilizce ve Fransızca.

Devletin yasama kolu seçilmiş Avam Kamarası ve Başbakan önerisiyle Genel Vali tarafından atanmış Senatör’lerin dahil olduğu Senato’dan oluşur. Senato’da 105 Senatör vardır, bunların 24′ü Ontario’dan, 24′ü Quebec’den, 24′ü deniz eyaletlerinden (10 Yeni İskoçya, 10 New Brunswick, 4 Prince Edward Adası), 24′ü batı eyaletlerinden (6′şar Manitoba, Britanya Kolumbiyası, Saskatchewan, Alberta), 6’sı Newfoundland’den, ve birer kişi de bölgedelerdendir (Northwest Territories, Yukon, Nunavut). Kanada’daki katı parti disiplini Başbakan’a Parlamento’dan geçen hemen her yasa üzerinde yüksek kontrol gücü verir.

Kanada’ da Türk firmalarının yatırımı bulunmamaktadır; buna karşın Kanada’ nın Türkiye’ de raylı taşımacılık, elektronik sanayi, hazır giyim sanayi, gıda sanayi, plastik sanayi ve madencilik gibi alanlardaki yatırımları 260 milyon dolar seviyesindedir. Bu da Türkiye’ deki yabancı yatırımlar içerisinde % 1 lik bir orana tekabül etmektedir. Türkiye’ deki önemli Kanadalı yatırımcılar : Bergama-Ovacık’ taki altın madeni işletmeciliği yapan Normandi(Eurogold), Uşak’ ta aynı işe yönelen El Dorado Firması, sigorta ve menkul kıymetler alanında Hudson “8″ Holdings Inc., NETAŞ’ın %53,13 hissesinin sahibi olan Nortel, Inmet Mining, Four Seasons Otelleri ve OZ Optiktir.

Kanada ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkiler 1943 Haziran’ ında Türk Hükümeti’ nin Ottawa’ da Büyükelçilik açma talebinin Kanada tarafınca kabul edilmesi ile başlamıştır. 6 Mart 1944′ te ilk Türkiye Büyükelçisi Mehmet Ali Şevki İLHAN güven mektubunu sunarak görevine başlamıştır. Bunu takiben 26 Kasım 1947′ de ilk Kanada Büyükelçisi Tümgeneral Victor W.ODLUM güven mektubunu sunmuştur. Karşılıklı elçiliklerin açılmasından sonra diplomatik ilişkiler uzun yıllar uyumlu bir şekilde yürütülmüştür. 2007 yılında Kanada Parlementosu’ sunun 1915-1918 yılları arasında Ermenilerle ilgili olarak Anadolu’ da yaşanan olayları “soykırım” olarak tanıyan bir karar alması, diplomatik ilişkilerde bir soğuk hava oluşmasına yol açmıştır. Türkiye Ottowa Büyükelçiliği Websitesi : [1]

Kanada’nın ulusal marşı “Oh Canada”dır. Her ne kadar ilk kez 24 Haziran 1880′de Quebec City’de Aziz Jean Baptiste Günü kutlamalarında söylenmişse de, 1 Temmuz 1980′e kadar Kanada’nın resmi ulusal marşı olmamıştır. Önceki 70 yıl boyunca “O Canada”, “God Save the Queen” ve “The Maple Leaf Forever” resmi olmayan ulusal marşlar olarak yarışmıştır, ancak 1960′lardan bu yana “O Canada” açıkça tercih edilmeye başlanmıştır. Resmen ulusal marş olarak ilan edildiğinde birçok Kanadalı, marşın halihazırda bu statüsü olmadığını şaşırarak öğrenmiştir.

Kanada ile Türkiye arasında küçük bir ticaret hacmi vardır. Türkiye’ nin Kanada’ ya ihracatının, Kanada’ nın ithalatı içerisindeki payı %0.09 dır. Kanada’ dan yapılan ithalatın oranı ise, Türkiye ithalatı içerisinde %0.05 lik bir orana sahiptir. Türkiye’ nin Kanada’ ya ağırlığını demir-çelik, seramik, hazır giyim ürünleri, kurutulmuş meyve ve kuru yemişin oluşturduğu ihracatın 2002 yılı itibarı ile büyüklüğü 255,6 milyon USD’ dir. Bu ihracat içerisindeki en önemli kalemi çubuk ve barlar ile alaşımsız çelik ürünleri oluşturur. İkinci önemli kalemi ise dekoratif amaçlı seramik ve İznik Çinileri oluşturmaktadır. Özellikle ham petrol ve yağları için hazırlık maddeleri ile tekstil ürünleri artma eğilimi içerisinde olan ihraç maddeleridir. Son yıllarda Avrupa Gümrük Birliği nedeni ile Türk ihracatçılarının Avrupa ülkelerine yönelmesi Kanada ile ticaretteki gelişimde bir duraklamaya yol açmıştır. Ancak özellikle 2002 yılında Kanada’ dan yapılan ithalatta önceki yıla göree % 50 oranında bir artış gözlenmiştir. Ağırlığını taşkömürü, gazete kağıdı, demir cevheri gibi maddeler, iletişim techizatı, mineral yağlar, elektrik makinaları ve tahıl ürünlerinin oluşturduğu bu ithalatın büyüklüğü 2002 itibarı ile 169 milyon USD’ dir. Bu ithalatın  % 31′ ini mineral yağlar kategorisindeki bir ürün olan Bituminous Medium Volatile Coal (6 Digit HS) teşkil eder.

“God Save the Queen” şu anda Kanada’nın Kraliyet marşı’dır. Kraliçe ve kraliyet ailesine mensup kişilerin varlığında çalınır. Ayrıca bir kısmı Genel Vali’nin varlığında da çalınır. Geleneklerin dışında olmak üzere “God Save the Queen” sıkça devlet törenlerinin sonunda da (örneğin devlet üyelerinin cenaze törenleri, ve Anma Günü törenleri) söylenir. Sadece müzik kısmı birçok askeri törende de çalınır, ve bazı üniversiteler mezuniyet törenlerini onunla kapatırlar. Birleşik Krallık’ta da olduğu gibi tahtta bulunan Kral olunca sözleri “God Save the King” olarak değiştirilir. Sonuc olarak Canadanin milli marsinda semfonik ve harmonik sesler baskindir.

Quebec’in resmi dili Fransızca’dır. Fransızca Dili Beyannamesi, Fransızca’nin kullanımını koruyan kurallar ortaya koyar ancak bir yandan da İngilizce ve yerli dillerini konuşanlara da çeşitli haklar verir.

1763′de Yedi Yıl Savaşı’ndan sonra Fransa, Karayip Adaları’nı tutup Kuzey Amerikan kolonisi Yeni Fransa’yı İngiliz Krallığı’na bırakmaya karar verdi.

Kanada (İngilizce: Canada (yardım·bilgi); Fransızca: Canada (yardım·bilgi)), eski adı ile Kanada Dominyonu, Kuzey Amerika kıtasının en kuzeyindeki ülkedir. 10 eyalet ve 3 bölgeden oluşan, merkezi olmayan, anayasal monarşi ile yönetilen, 1867′de Konfederasyon yasası ile kurulan bir federasyondur.

Her ne kadar Kanada kültürü İngiliz ve Amerikan kültüründen çok etkilenmişse de birçok eşsiz özelliğini de korumaktadır. Son birkaç onyılda kısmen 1967′de Kanada’nın 100. yılı sonrasında artışa geçen milliyetçilik nedeniyle daha güçlü bir Kanada kültürü gelişti.

Yukon’un eyalet meclisleriyle aynı şekilde çalışan kendi bir meclisi vardır, fakat diğer iki bölge siyasal partisiz uzlaşma yönetimi sistemi kullanırlar. Bu yöntemde her aday seçimlerde bağımsız olarak yarışır, ve bölge başbakanı adaylar arasından ve adaylar tarafından seçilir.

Kanada-ABD sınırı dünyanın en uzun korunmayan sınırıdır, ve ABD ile Kanada devletleri ticaret, ekonomi ve hukuk konusunda birçok alanda işbirliği içindedirler. Kanada ve ABD birbirlerine yaklaştıkça çok sayıda Kanadalı, Kanada’yı Kuzey Amerika’da “farklı” bir ülke yapanın ne olduğu konusunda karmaşık duygular geliştirdi. Kanada’daki Amerikan kültürel varlığı bir “kültürel ele geçirme” korkusu oluşturdu, ve bu da Kanada kültürünü koruma amaçlı yasaların çıkmasına ve devlet kurumlarının kurulmasına neden oldu. Kanada kültürünün çoğu Amerikan kültüründen farklı olarak tanımlı kalmıştır. Örneğin Kanadalılar ülkelerini bir eritme kazanı yerine eşsiz göçmen kültürlerinin bir mozaiği olarak görmektedirler. CBC gibi devlet finansmanı ile çalışan kitle iletişim kuruluşları da Kanada’da böyle bir görüşü desteklemeye devam etmektedir, ancak son yıllarda eleştirmenler Kanada “kültürel” yayıncılığını fazlasıyla politik olmakla suçlamaktadırlar.

On eyaletin eyalet başbakanı tarafından yönetilen seçilmiş yasama kolu vardır, eyalet başbakanları federal başbakanla aynı şekilde seçilirler. Ayrıca her eyaletin federal başbakan tarafından atanan ve Kraliçe’yi temsil eden göstermelik birer vali yardımcısı vardır.

Kanada’nın başkenti Ottawa’dır. Eski bir Fransız ve İngiliz kolonisi olan Kanada, hem Frankofon, hem de İngiliz Milletler Topluluğuna bağlıdır. Ülke alan bakımından dünyanın en geniş ikinci ülkesidir.[1]

Diğer bir uzun vadeli endişe de “beyin göçü” olarak da bilinen profesyonellerin daha yüksek ücret, daha düşük vergi gibi nedenlerle ABD’ye akmaya başlamasdır. Aynı anda da önemi pek farkedilmese de göçmenlik yoluyla bir “beyin kazanımı” da devam etmektedir [2]. Çoğu batı ülkesinde olduğu gibi Kanada’da da bu durumun faydaları yabancıların niteliklerinin tanınmasi kurallarıyla sınırlanmıştır; çok sayıda eğitimli ve yetenekli göçmen Kanada’da niteliksiz işlerde çalışmaktadırlar, çünkü sicilleri devlet, işverenler ve Kanada Medikal Birliği gibi çeşitli profesyonel kurumlarca tanınmamaktadır.

Ağrotur ve Dikelya · Anguilla · Bermuda · Cayman Adaları · Cebelitarık · Falkland Adaları · Guernsey · Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları · İngiliz Antarktika Bölgesi · İngiliz Hint Okyanusu Bölgesi · İngiliz Virjin Adaları · Jersey · Man Adası · Montserrat · Pitcairn Adaları · St. Helena (Ascension Adası ve Tristan da Cunha dahil) · Turks ve Caicos Adaları

Antigua ve Barbuda · Avustralya · Bahamalar · Bangladeş · Barbados · Belize · Birleşik Krallık · Botsvana · Bruney · Dominika · Gambiya · Gana · Grenada · Guyana · Güney Afrika · Hindistan · Jamaika · Kamerun · Kanada · Kenya · Kıbrıs · Kiribati · Lesoto · Malavi · Maldivler · Malezya · Malta · Mauritius · Mozambik · Namibya · Nauru · Nijerya · Pakistan · Papua Yeni Gine · St. Kitts ve Nevis · St. Lucia · St. Vincent ve Grenadinler · Samoa · Seyşeller · Sierra Leone · Singapur · Solomon Adaları · Sri Lanka · Svaziland · Tanzanya · Tonga · Trinidad ve Tobago · Tuvalu · Uganda · Vanuatu · Yeni Zelanda · Zambiya

Ekonomik durumun üzerine düşmekte olan iki gölgeden birincisi İngilizce ve Fransızca konuşan bölgeler arasında devam eden anayasal çıkmazın federasyonun bölünmesi olasılığını ortaya çıkarmasıdır. Süregelen belirsizlik Kanada’nın borçlarından kimin sorumlu olacağı, ticari ilişkilerin nasıl bir hal alacağı gibi birçok soruyu da beraberinde getirmektedir.

Coğrafi uzaklık ilişkilerin gelişmesinde önemli bir engel olmuştur. İki devletin de NATO üyesi oluşu güvenlik alanında tarafları yakınlaştırmıştır.

Cook Adaları · Niue · Ross Bölgesi · Tokelau

Toplam beyaz olmayan (“görünür azınlık”) nüfusu Kanada nüfusunun %13′ünü oluşturur. [4].

Güney komşusu Amerika Birleşik Devletleri’nin onda biri nüfusu ile, Kanada’nın ekonomik gücünün de onda biri olması beklenirken; gerçekte bu oranı genellikle aşar.

Kanada kültürü 2003′te Amerika Birleşik Devletleri liderliğindeki 2003 Irak Savaşı’na katılmayı reddetmesiyle, eşcinsel evlililiği ve küçük miktarlarda marihuana bulundurmayı yasallaştırma yolundaki adımlarıyla uluslararası bir tartışmanın konusuydu. Bir çok uluslararası gözlemci bu gelişmeleri Kanada’nın güney komşusundan toplumsal olarak daha serbestiyetçi olarak gördü. Kanada’nın bu özellikleri ülke içinde de temelde Amerika Birleşik Devletleri’ne göre toplumun daha “sol görüşlü” olarak görülmesi, sol partiler tarafından sağ partilere göre daha olumlu algılandı.

Genel Vali Başbakan’ı biçimsel olarak atar, atanan kişi genellikle Avam Kamarası’nda en fazla sandalyeye sahip partinin başkanıdır. Daha sonra başbakan Avam Kamarası ve senatodaki partilileri arasından uzlaşmayla belirlenmiş olanlarının Bakanlar Kurulu’na atamasını yapar.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

George Eastman mucit

Yazan: admin | Mucitler | Pazartesi 7 Haziran 2010 12:50

Memur olarak çalışırken fotoğrafçılığa merak sarmıştır. Bir süre sonra, fotoğraf üzerine çalışmalarını basit, kompakt bir makina üreterek ilerletmiştir. Ucuz ve pratik olan bu kameralar bir anda çok geniş pazar bulmuştur. 8 yıl içinde 100.000 makina satılmıştır.

George Eastman (12 Temmuz 1854 – 14 Mart 1932), You press the button, we do the rest sloganı ile Eastman Kodak firmasını kuran Alman asıllı Amerikalı iş adamı. 1888 yılında müşteriye ilk kez basit bir fotoğraf makinası sunarak büyük bir ticari atılım yapmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/George_Eastman

Tags: , , , , , ,

Etiketler:, , , , , ,

makineli tüfeğin icadi

Yazan: admin | icatlar | Salı 25 Mayıs 2010 22:48

Bu bileşenler tahrik edilmesi gereken bir mekanizmayı oluşturur. Eğer kartuşun geri tepmesiyle tahrik ediliyorsa geritepme işleyişli olarak, ateşlenen kartuşun oluşturduğu gaz ile tahrik ediliyorsa gaz işleyişli olarak adlandırılır. Motor gibi bir dış etkenle tahrik ediliyorsa genellikle chain gun olarak adlandırılır.

Bir mekanizma ateşleme pininin kartuşu ateşlemesini sağlar boşaltma ve doldurma adımlarını etkinleştirir. Çevrim tekrarlanır. Bütün bu çevrim saniyenin küçük bir parçası kadar sürer böylece birsaniye içinde birçok atış sağlanır. İşleyiş bu meanizmalarının etkinleşmesi ne olursa olsun, basitçe aynıdır. Örneğin:

Diğer bir etken silah konvansiyonel patlayıcı toplarıdır. Yüksek kalibreli patlayıcı mermi kullanan otomatik silahlar, otomatik toplar veya otomatik bombaatarlardır. Makineli tüfekler yüksek bir kalibreye namlu uzunluğu oranına eğilimlidirler (uzun namluya küçük kalibre).

Piyade tüfekleri tabanca kalibreli hafif makineli tüfek ile geleneksel tam güçlü kartuş ateşli tüfek karışımıdır, tek atış, tek basışla birkaç atış ve tam otomatik atışa izin vermektedir(seçilebilir atış).

Makineli tüfeklerin tamamı ilk atak saldırısı için kullanılmaz. Geri tepmeli makineli tüfekler çoğu zaman yerde kullanılır. Atış hâlindeki bir silahın mil dirseği tarafından ateşleme pini döndürülür. Bazı otomatik tüfeklerin ilk ateşlenmesi elektrik ile olmaktadır.

Hafif makineli tüfekler basit demir nişangâhlara sahiptir. Yaygın bir nişan alma sistemi katı (yuvarlak) turlar ve izli mermi turlarıyla takip edilir (genellikle dört yuvarlak mermi ardından bir izli mermi şeklindedir), böylece nişancı mermi yolunu görebilir ve hedefe doğru hareket ettirebilir, ayrıca diğer askerlerinde ateşine yön verebilir.

Bir makineli tüfeğin kalibresinin üst limitini belirtmek için iki farklı tanımlama kullanılır:

50 kalibrelik Browning M2 gibi birçok ağır makineli tüfek hedefleri uzak mesafelerden vurabilecek hassasiyettedir. Vietnam Savaşı sırasında, Carloss Hathchock 50 kalibrelik, dürbünlü görüşile donatılmış ağır makineli tüfeği ile 2250 metreden hedefini vurarak rekor oluşturdu. Bu olay Barrett M82 gibi 50 kalibrelik anti-materyal sniper tüfeklerinin tanıtımına öncülük etti.

Hemen hemen tüm silahların tetiği basitçe ateş etmekten alıkoyan bir emniyet tetiği vardır.

Makineli tüfek, tam otomatik ve/veya portatif silahtır, genellikle şarjör, mermi kayışı veya büyük kapasiteli magazinlerden mermi alarak ve yine genellikle dakikada birkaç yüz mermi atma oranıyla tasarlanmışlardır. İlk makineli tüfekler bir el kolunun çevrilmesi gibi, manuel olarak kullanılıyordu. Birleşik Devletler kanunlarında terim olarak, özellik kullanılmamak suretiyle tam otomatik silahları tanımlar, örneğin medya haberlerinde veya yasal kodlarda.[1]

Merminin namluya sürülmesi ve ateşlenmesi aynı zamanda gerçekleşen silahlarda,merminin namluya sürülmeden ateşlenmesini önlemek için, atıcının güvenliğini sağlamak amacıyla,mekanik zamanlama gereklidir.Bu ,özellikle 40mm bombatar gibi yüksek patlayıcılı mühümmatların ateşlendiği silahlarda çok daha önemlidir.

İki makineli tüfek devri vardır: Manuel makineli tüfekler devri ve otomatik makineli tüfekler devri. Teknolojik gelişme bir dizi otomatik özelliklerin gelişimini sağladı (zincirleme cephane gibi). Manuel çok atımlı araçların zamanı yüzlerce yıl öncesine dayanır; fakat manuel ve otomatik makineli tüfekler 1800′lerin son yarısına denk gelir. Manuel makineli tüfekler kolla kullanılan krank mekanizması ile çalıştırılırlardı ve kol döndürüldükçe ateşleme ve yeniden yükleme gerçekleşirdi, karşılık olarak otomatik makineli tüfeklerde basit bir tetik mekanizması mevcuttur. Daha birçok önemli fark bulunmasına rağmen en önemli gelişim daha yüksek ateş oranına izin vermesidir.

Bazı makineli tüfekler saatlerce sürecek önleme ateşi için denenmiştir, diğer otomatik silahlar bir süre kullanıldıktan (bazen bir dakika bile olmadan) sonra aşırı ısınabilir. Bütün makineli tüfekler atışlar arasında namludan hava soğutmasına izin veren açık mandaldan atış yaparlar. Ayrıca namlu soğutma sistemlerine de veya ısınan namlunun değiştirilmesine izin veren çıkartılabilir namlulara sahiptir.

Bütün makineli tüfekler şu bileşenlere sahiptir:

Modern otomatik makineli tüfeklerin başlıca iki işleme sistemi gaz işleyişli (yanan barutun gazını hareket çevrimine dönüştürür) ve geri tepme işleyişlidir (mermiyi boşaltımını geri tepme olarak çevrim hareketine dönüştürür). İlk gaz işleyişli makineli tüfek M1985 Colt-Browning makineli tüfeğidir. Diğer (daha küçük) tip dıştan çalıştırılan makineli tüfektir. İnsan gücü veya mermi enerjisinden ziyade, üçüncü bir kaynak (elektrik motoru gibi) kullanılır; bu tipler artık daha özel isimlerle anılmaktadır (minigun, Chaingun). Modern makineli tüfeklerin en yaygın tipi otomatik, geri tepme işleyişli ve kayış beslemeli tiptir. Elektrikli ve mitralyöz tipi makineli tüfekler savaş uçaklarında ve diğer araçlarda yaygındır.

Ağır makineli tüfekler genellikle su / hava soğutmalı veya değiştirilebilir namluludurlar. Değiştirilebilir namlular, namlunun aşırı ısınmasını engellemek için periyodik olarak değiştirilmelidir. Uzun süreli sürekli atışlarda namlu sıklıkla değiştirililerek soğuması sağlanmalıdır. Bu değişimi azaltmak için çoğu hava soğutmalı silahlarda sadece darbeli atışlar ya da kısa süreli sürekli atışlar yapılır.

Makineli tüfeğin yer savaşında birincil rolü düşman üzerine, saklanmaları ve etkili olmamalarını sağlayan önleme – destek ateşi yapmaktır. Bu hem düşman saldırısını durdurur hem de dost kuvvetlere düşmana saldırma sırasından daha az risk sunar.

Diğer otomatik silahlar mermi boyuna ve merminin olumlu kilit kapalı mandal veya olumlu olmayan açık mandaldan ateşlenmesi gibi bir kaç kategoriye bölünmüştür. Tabanca kalibreli cephane kullanan tam otomatik silahlar, makineli tabanca (genellikle boyut kapsamında) olarak adlanırılabilirler; tam güçlü tüfek mermisini kapalı mandaldan ateşleyen seçici ateş tüfekleri, otomatik tüfekler olarak adlandırılır, bunlardan geri dönüşü güç ile tüfek mermisi kullananlar saldırı tüfeği olarak adlandırılırlar.

Manuel makinalı tüfekler, manuel yaylım ateşi yapan silahlar gibi ilk kez Amerikan İç Savaşı’nda kullanıldı. Mitralyöz ve “coffee gun” manuel ateşlemeli ve doldurma hunisinden mermiler ile beslenen otomatik doldurmalı olarak kullanıldı. Mitralyöz – manuel çalışan dönen makinalı tüfek- 19. yüz yıl sonlarında bir numaralı silah olacaktı, bununla birlikte birçok farklı model değişik kullanım açılarıyla üreetildi (Nordenfelt makinalı tüfeği). İlk otomatik makineli tüfek kayış cephaneli tek namlulu ve otomatik dolumlu geri tepme kullanımlı Maxim tüfeğidir. Bu mermi enerjisi kullanımı ayrıca neredeyse diğer tüm 20. yüzyılın yarı ve tam otomatik silahlarında gelişim yarattı.

Her mermi için bir kez tetiğe basılan yarı otomatik silahların aksine, makineli tüfek, tetiğe basılı tutulduğu sürece ve mermi ile beslendiği sürece ateş etmek üzere tasarlanmıştır. Siviller tarafından genellikle tüm tam otomatik silahları tanımlamak üzere kullanılan “makineli tüfek” terimi, askeri dilde, elle ateşlenen göreceli olarak ağır silahlarla sınırlandırılmış, sürekli veya sık atışlı olarak cephanenin izin verdiği kadar otomatik ateşlenen silahlar için kullanılır. Makineli tüfekler savunmasız veya az savunmalı kişilere veya önleme ateşini desteklemek için kullanılması normaldir.

Bütün makineli tüfekler şu çevrimi takip eder:

Başlıca makineli tüfekler şerit beslemelidir, buna rağmen bazı hafif makineli tüfekler silindir veya kutu magazinlerden beslenebilir ve bazı araca bağlı makineli tüfekler besleme hunisinden mermi alabilir.

Makineli tüfekler bir ya da daha fazla mekanik emniyet tetiği tarafından kontrol edilir. Bir emniyet tetiği sürgüyü durdurarak merminin aynı noktaya düşmesini engeller. Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar. Diğer emniyet tetikleri mermi fişek yatağına girdiği zaman kilitlenir ve ateşleme pinini durdurur.

Hafif makineli tüfek, Orta makineli tüfek ağır makineli tüfek veya genel amaçlı makineli tüfek olarak alt dallara ayrılmasına rağmen, en hafif makineli tüfek bile daha büyük ve daha ağır olma eğilimindedir. Manga otomatik silahları (SAW), hafif makineli tüfeklerin bir versiyonudur ve sadece bir kullanıcı (bazen bir de cephane taşıyıcı gerektirir. Orta ve ağır makineli tüfekler üç ayak ya da bir aracın üzerine monte edilebilir; insan taşıdığı zaman, makineli tüfek ve radımcı ilaveler (üç yaka, cephane, yedek namlular vs.) ek olarak insan gerektirebilir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Makineli_t%C3%BCfek

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Buhar türbinini icat eden

Yazan: admin | icatlar | Çarşamba 5 Mayıs 2010 13:49

Buhar türbini (İng.: steam turbine, Alm.: dampfturbine), ısıl enerjisi yüksek yani yüksek basınç ve sıcaklığa haiz bir akışkanın ısıl enerjisini mekanik enerjiye çeviren termik turbomakinalardır. Buhar türbinlerinde akışkan olarak su buharı kullanılmaktadır.

Genelde rankine çevrimiyle güç üretiminde kullanılırlar. Dizel makinalara göre verimleri düşük olmasına rağmen güç/kütle indeksi oldukça yüksektir. Buhar türbinleri buharda bulunan termik enerjiyi mekanik enerjiye dönüştürür.

Buhar türbininin önemli kısımları:

Buhar türbininden elde edilen mekanik enerji genellikle, türbine bir dişli kutusu aracılığıyla bağlanan jeneratör yardımıyla elektrik enerjisine çevrilirken (Turbo-jeneratör grubu) bazen de bir pompanın tahrikinde de kullanılabilmektedir. (Turbo-pompa grubu)

.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Buhar_t%C3%BCrbini

Tags: , , , , ,

Etiketler:, , , , ,

transformatörü kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Çarşamba 5 Mayıs 2010 13:49

Transformatör, iki veya daha fazla elektrik devresini elektromanyetik indüksiyonla birbirine bağlayan bir elektrik aletidir. Bir elektrik devresinden diğer elektrik devresine, enerjiyi elektromanyetik alan aracılığıyla nakleder.Transformatörler elektrik enerjisinin belirli gücünde gerilim ve akım değerlerinde istenilen değişimi yapan makinalardır.

Genel olarak transformatörler bir elektrik devresinde voltaj veya akımı indirmek veya yükseltmek için kullanılır. Elektronikteyse esas olarak farklı devrelerdeki yükselticileri birleştirmek, doğru akım dalgalarını daha yüksek bir değerdeki alternatif akıma çevirmek ve sadece belirli frekansları iletmek için kullanılır. İzolasyon amacıyla ve bazen da sığaçlar ve dirençlerle beraber kullanılır. Elektrik akım iletiminde, esas olarak voltajı yükseltmek veya düşürmek için kullanılır. Ölçü aletlerinde özel transformatörler kullanılır.

Eğer her iki sargı tek bir demir çekirdeğe konur ve voltaj tatbik edilirse, demir çekirdek manyetize olur. Demir, uygun manyetik özelliklerinden dolayı tercih edilir ve bu suretle manyetik alan konsantre edilmiş olur. Bu yöntemle enerji kayıpları en düşük düzeyde kalır, verim % 97-99,9 gibi değerlere ulaşabilir.

Bir transfomatörün çıkış sargısı, giriş sargılarından daha fazla sayıda ise çıkış voltajı büyüyecektir. Akım şiddetiyse, bu oranın tersiyle değişir. Transformatörler yardımıyla gerilimi yükseltmek mümkün olduğu gibi, düşürmek de mümkündür. Transformatörün gücü manyetik alanın değişimine bağlı olduğundan, bu alan demir çekirdeği ısıtır. Bu sebepten demir çekirdekli transformatörler, genellikle 60 hertz’lik, düşük frekanslarda kullanılır. Demir çekirdeğin tek döküm olarak değil, ince levhalar şeklinde yapılması fazla ısınmayı önlemek içindir. Bu sebepten dolayı, radyo frekanslarında çalışan transformatörler hava çekirdeklidir.

Transformatör en basit halde, birbirine yakın konan iki sargıdan ibarettir. Eğer bu iki sargı ince demir levhaların üzerine sarılmışsa buna demir çekirdekli transformatör denir. Eğer demirsiz plastik tüp gibi bir çekirdeğe sarılmışsa buna hava çekirdekli transformatör denir. Sargılardan birine voltaj uygulanırsa, diğerinde de bir voltaj meydana gelir. Voltajın tatbik edilmesiyle ortaya çıkan akım, sargı etrafında bir manyetik alan doğurur. Bu alan, yakına konan diğer sargıda bir voltaj ortaya çıkarır. Ancak manyetik alanın daima değişerek çıkış sargısındaki voltajı devam ettirmesi gerekir. Birinci bobine tatbik edilen voltaj sabit olursa, diğer bobinde herhangi bir voltaj meydana gelmez. Ancak doğru akım sürekli olarak kapatılır ve açılırsa manyetik alan değişerek bir çıkış meydana gelir. Otomobillerde bulunan radyo alıcısındaki vakum tüp bu prensiple çalışır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Transformat%C3%B6r

Tags: , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , ,

daktiloyu kim icat etti daktilonun icadı

Yazan: admin | icatlar | Perşembe 25 Şubat 2010 12:44

Sholes’in yaptığı makineyi inceleyen Thomas Edison, elektrikle çalışabileceğini söyleyerek üzerinde çalışmaya başladı. Edison, çubuğun elektromıknatısla hareket ettiği elektrikli daktilo makinesi yaparak 1872′de patentini aldı.

Elektronik Daktilo:Sistem olarak mekanik ve elektrikli mekanik daktilolardan değişik olarak harfler kollar veya yazı topu üzerinde değil papatya şeklindeki disk üzerine dizilmiştir mekanik ve mekanik elektrikli makinalara nazaran çok sessiz ve daha fonksiyoneldir günümüzde kullanılan daktilo tipidir. Hafızalı modelleri vardır yazılan sayfayı hafızaya alarak istenildiği zaman gerekli düzeltmeleri yapıp kağıda dökmek mümkündür klavyedeki bazı tuşlara birden fazla fonksiyon kazandırılmıştır. Ekranlı ve ekransız modelleri vardır ekranlı modellerde yazılan metin önce ekranda gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra kağıda aktarıldığı için çok kullanışlıdır. Türkçe karakterlerden bazıları ÖÜİŞÇĞ F klavye cihazlarda bulunmaktadır Q klavye cihazlarda ÖÜİŞÇĞ gibi türkçe karakterler yoktur . F klavye cihazlarda 10 parmak yazma tekniği ile çok süratli yazılabilmektedir. F klavye satışı yapılan markalar Olivetti, Triumph Adler, Brother, Olympia gibi markalardır.Şaryo genişliği 29 cm. -34.5 cm. – 44 cm. ve 54 cm. gibi değişik genişliktedir.

Daktilo, bir klavye aracılığıyla harekete getirilen harfleri mürekkepli bir sistem yardımıyla kağıda basarak yazı yazan makine.

İlk yapılışı 1829′da Teroitli William Austin Burt tarafından gerçekleştirildi. Tipograf adı verilen bu makine elden daha yavaş yazıyordu. Bundan sonraki denemeler pek başarılı olamadı. Aradan 40 yıl geçtikten sonra Sholes 1868′de ilk pratik daktiloyu yaptı. Remington’un 1878′de yaptığı daktilo ise bir dikiş makinesinın üzerine yerleştirilmişti. Şaryo dikiş makinesinin pedalına benzeyen bir pedalla döndürülüyordu. Makine ise silik ve büyük harf yazabiliyordu. Bu mahsurlarının yanında büyük ve pahalı olması piyasaya sürülmesine engel oldu. Remington, Royal Smith gibi Amerikan firmaları yanında İtalyan Underwood-Olivetti, Alman Olympia, Adler ve Triumph ve İsveç Facit firmaları da daktiloların yapımında görülen çeşitli kusurları yavaş yavaş düzelterek bugün kullanılan daktiloya benzeyen makineler yaptılar.

Çeşitli deneme ve üzerinde yapılan çalışmalardan sonra 1930 yılında seri halde elektrikli makinelerin satışına başlandı. Piyasada tutunması, seri iş yapması bunun üzerinde firmaların çalışmasını sağladı.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Daktilo

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

James Clerk Maxwell kimdir

Yazan: admin | Mucitler | Salı 23 Şubat 2010 12:52

Maxwell ayrıca gazların kinetik teorisini istatistiksel olarak açıklayan Maxwell dağılımı’nı geliştirmiştir. Bu iki buluş modern fizikte yeni bir çağ başlatmaya neden olmuştur, özel görelilik ve quantum mekaniği alanlarının başlamasına katkıda bulunmuştur. Maxwell ayrıca ilk 1861′de ilk renkli fotoğraf makinasını bulan kişi olarak da bilinir.

James Clerk Maxwell (13 Haziran 1831 – 5 Kasım 1879), İskoç fizikçi ve matematikçidir. En önemli başarısı klasik elektromanyetik teorisinde daha önceden bir birleriyle ilişkisiz olarak gözüken elektrik ve manyetiğin aynı şey olduğunu kendisine ait olan maxwell denklemleriyle(4 denklem) ispatlamıştır, bu denklemler elektrik, manyetik ve optik alanlarda kullanılır. Maxwell denklemleri sayesinde bu alandaki klasik denklemler ve yasalar basitleştirilmiş oldu. Maxwell’in elektromanyetikteki çalışmaları “fizikteki ikinci en büyük birleştirme” olarak isimlendirilir, birincisi Isaac Newton tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bir çok fizikçi tarafından Maxwell 19. yüzyılda yaşayıp 20. yüzyıl fiziğini en çok katkı sağlayan kişi olarak görülür. Maxwell’in bilime katkıları Isaac Newton ve Albert Einstein’ın katkılarıyla eş görülür.1931 yılında Einstein Maxwell’in doğumgünü töreninde maxwell’in çalışmasını ” newton’dan sonra fizikte en verimli ve en önemli çalışmadır” diye tanımlamıştır. Einstein çalışma duvarında Michael Faraday ve Isaac Newton’un fotoğraflarının yanında Maxwell’in fotoğrafını koymuştu.

Maxwell elektrik ve manyetik alanların uzayda dalga formunda sabit ışık hızında ilerlediğini bulmuştur. 1864 yılında Maxwell “A Dynamical Theory of the Electromagnetic Field” (Elektromanyetik alanın dinamik teorisi) aldı kitabını yazmıştır, kitabında ışığın aslında aynı ortamda dalga hareketi yaptığına ve bu da elektriksel ve manyetik bulgulardır diye ilk defa bu kitabında bahsetmiştir. Elektromanyetik modeli birleştirdiği çalışması fizikteki en önemli gelişmelerden biri olarak kabul edilir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/James_Clerk_Maxwell

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

transformatörün icadı

Yazan: admin | icatlar | Salı 23 Şubat 2010 12:52

Primer sargısı ince iletkenden çok spirli, sekonder sargısı kalın iletkenden az spirlidir.

Transformatör su kuyularında dalgıç pompa çalıştırmak için kullanılır

Bir transfomatörün çıkış sargısı, giriş sargılarından daha fazla sayıda ise çıkış voltajı büyüyecektir. Akım şiddetiyse, bu oranın tersiyle değişir. Transformatörler yardımıyla gerilimi yükseltmek mümkün olduğu gibi, düşürmek de mümkündür. Transformatörün gücü manyetik alanın değişimine bağlı olduğundan, bu alan demir çekirdeği ısıtır. Bu sebepten demir çekirdekli transformatörler, genellikle 60 hertz’lik, düşük frekanslarda kullanılır. Demir çekirdeğin tek döküm olarak değil, ince levhalar şeklinde yapılması fazla ısınmayı önlemek içindir. Bu sebepten dolayı, radyo frekanslarında çalışan transformatörler hava çekirdeklidir.

Transformatör en basit halde, birbirine yakın konan iki sargıdan ibarettir. Eğer bu iki sargı ince demir levhaların üzerine sarılmışsa buna demir çekirdekli transformatör denir. Eğer demirsiz plastik tüp gibi bir çekirdeğe sarılmışsa buna hava çekirdekli transformatör denir. Sargılardan birine voltaj uygulanırsa, diğerinde de bir voltaj meydana gelir. Voltajın tatbik edilmesiyle ortaya çıkan akım, sargı etrafında bir manyetik alan doğurur. Bu alan, yakına konan diğer sargıda bir voltaj ortaya çıkarır. Ancak manyetik alanın daima değişerek çıkış sargısındaki voltajı devam ettirmesi gerekir. Birinci bobine tatbik edilen voltaj sabit olursa, diğer bobinde herhangi bir voltaj meydana gelmez. Ancak doğru akım sürekli olarak kapatılır ve açılırsa manyetik alan değişerek bir çıkış meydana gelir. Otomobillerde bulunan radyo alıcısındaki vakum tüp bu prensiple çalışır.

Eğer her iki sargı tek bir demir çekirdeğe konur ve voltaj tatbik edilirse, demir çekirdek manyetize olur. Demir, uygun manyetik özelliklerinden dolayı tercih edilir ve bu suretle manyetik alan konsantre edilmiş olur. Bu yöntemle enerji kayıpları en düşük düzeyde kalır, verim % 97-99,9 gibi değerlere ulaşabilir.

Transformatör, iki veya daha fazla elektrik devresini elektromanyetik indüksiyonla birbirine bağlayan bir elektrik aletidir. Bir elektrik devresinden diğer elektrik devresine, enerjiyi elektromanyetik alan aracılığıyla nakleder.Transformatörler elektrik enerjisinin belirli gücünde gerilim ve akım değerlerinde istenilen değişimi yapan makinalardır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Transformat%C3%B6r

Tags: , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , ,

termodinamiğin mucidi

Yazan: admin | icatlar | Salı 23 Şubat 2010 12:47

Mekanik değişkenler, temel klasik veya parçacık fiziği tanımlarıyla tarif edilebilirken, istatistiksel değişkenler sadece istatistiksel mekanik tanımlarıyla anlaşılabilir.1A2C1 ve 1B2C1 çevrimleri birbirlerine eşittir. Termodinamiğin 1. kanunu uygulandığında a ve b denklemleri ortaya çıkar b denklemi a denkleminden çıkarırsak c denklemini buluruz.Örnek hal değişimi.JPG
Aşağıdaki formüllerdeKlasik mekanik | Elektromanyetizm | Termodinamik | Genel görelilik | Kuantum mekaniği Ya da, (1) oyunu ne kazanabilirsiniz ne de oyundan çıkabilirsiniz, (2) çok soğuk olmadığı sürece oyunu berabere bitiremezsiniz, (3) hava o kadar soğumaz.Bu denklemde R evrensel gaz sabiti’dir. Ayrıca istatistiksel mekanik terimleriyle bu denklem şöyle yazılır:olmak üzere;Bu yazıda oldukça yararlanılan Wikipedia İngilizce termodinamik başlığıTermodinamik her ne kadar sistemlerin madde ve/veya enerji alış-verişiyle ilgilense de, bu işlemlerin hızıyla ilgilenmez. Bundan dolayı aslında termodinamik denilirken, denge termodinamiği kastedilir. Bu yüzden termodinamiğin ana kavramlarından biri “quasi-statik” (yarı-durağan) adı verilen, idealize edilmiş “sonsuz yavaşlıkta” olaylardır. Zamana bağlı termodinamik olaylarla, denge halinde olmayan termodinamik ilgilenir.Bu yasaların çeşitli komik çeşitlemeleri de vardır:göstersin. Ama bir de çevrime ihtiyaç duyuyoruz şimdi onu da basit olarak çizelim,
Termal olarak izole edilmiş büyük bir sistemin entropisi hiçbir zaman azalmaz (bkz: Maxwell’in Cini). Ancak mikroskopik bir sistem, yasanın dediğinin tersine entropi dalgalanmaları yaşayabilir (bkz: Dalgalanma Teoremi). Aslında, dalgalanma teoreminin zamana göre tersinebilir dinamik ve nedensellik ilkesinden çıkan matematiksel kanıtı ikinci yasanın bir kanıtını oluşturur. Mantıksal bakımdan ikinci yasa bu şekilde aslında fiziğin bir yasasından ziyade göreli olarak büyük sistemler ve uzun zamanlar için geçerli bir teoremi haline gelir. Ludwig Boltzmann tarafından tanımlanmıştır. Sisteme dışardan enerji verilmediği sürece düzenin düzensizliğe düzensizliğin de kaosa dönüşeceğini anlatır. Kırık bir bardağın durup dururken veya kırarken harcanan enerjiden daha azı kullanılarak eski haline döndürülemeyeceği örneği verilir klasik olarak. Yine aynı şekilde devrilen bir kitabı düzeltmek için devirirken harcanan enerjiden fazlasını kullanmak gerekir, potansiyel enerjinin bir kısmı ısıya dönüşmüştür ve geri getirilemez. Aynı zamanda evrendeki düzensizlik eğilimini de anlatır. Düzensizlik eğilimini anlatırken entropi kelimesini kullanır. Yunanca, en = ingilizcedeki ‘in’ gibidir, önüne geldiği kelimeye -de, -da eki verir ve tropos = yol kelimesinin çoğulu olan ‘tropoi’ (tropi diye telaffuz edilir) kelimesinden. Yani; “yolda”).Bu yasa neden bir maddeyi mutlak sıfıra kadar soğutmanın imkânsız olduğunu belirtir:Daha basit bir ifadeyle farklı sıcaklıklarda iki cisim ısıl bakımdan temas ederse sıcak olan cisim soğur, soğuk olan cisim ısınır. İşin temelinde, iki farklı sıcaklığa sahip iki cisim arasında gerçekleşen ısı akışının sıcak cisimden soğuk cisme gerçekleştiği gerçeği yatar, bazı soğuk cisimlerin sıcak, ya da bazı sıcak cisimlerin soğuk algılanması mümkündür. –30 derece soğuk olarak düşünülebilirse de –50 dereceye göre daha sıcaktır. Isı akışının soğuktan sıcağa doğru olmayışının temeli şudur: sıcaklık, malzeme atomlarının, daha doğrusu elektronlarının kinetik enerjisine etki eden bir faktördür. Elektronlar her zaman temel enerji seviyesinde olacak şekilde davranış gösterirler. Fazla kinetik enerjilerini aktarmak ve temel enerji seviyesine dönmek isterler. Sıcaklık, malzeme içinde atomların titreşmesi ile iletilir. Bu nedenledir ki, ısı akışı sıcak cisimden soğuk cisime doğru gerçekleşir.Sistemin herhangi bir hal değişimindeki enerjisi de;Termodinamiğin en basit yasasıdır. Eğer iki sistem birbirleriyle etkileşim içerisindeyken aralarında ısı veya madde alışverişi olmuyorsa bu sistemler termodinamik dengededirler. Sıfırıncı yasa şöyle der:formülü çıkar. Termodinamikte enerji, maddenin yapısına bağlı iç enerji ve koordinat eksenlerine bağlı olan kinetik enerji (EK) ve potansiyel enerji (EP) olarak ayrılabilir;Ginsberg’in teoremi: (1) kazanamazsınız, (2) berabere kalamazsınız, ve (3) oyundan çıkamazsınız.Ya da: (1) çalışmadan bir şey elde edemezsiniz, (2) çalışarak en fazla elde edebileceğiniz şey ancak karsız zararsız olmaktır, ve (3) bunu da ancak mutlak sıfırda elde edebilirsiniz.Parçacık fiziği |  | Yoğun madde fiziği  | Atom fiziği |Bu yasalardan birini ihlal eden makinalara o yasanın numarası türünden (örneğin, yoktan enerji yaratıyorsa birinci türden) devridaim makinası (ilginç bir şekilde Türkçe’de “Con Ahmet Makinası“) denir.Termodinamik, (Yunancada: thermos:ısı ve dynamic:enerji). Bazı Türkçe kaynaklarda ısıl devingi olarak da geçer. Enerji, ısı, iş, entropi ve ekserji gibi fiziksel kavramlarla ilgilenen bilim dalı. Termodinamik yasalarının istatistiksel mekanikten türetilebileceği gösterilmiştir.Bir sistemin iç enerjisindeki artış: sisteme verilen ısı ile, sistemin çevresine uyguladığı iş arasındaki farktır.”Dökülen sütün arkasından ağlamayın, evrenin bütün kuvvetleri sütü dökmeyi aklına koymuştu bir kez.” – William Somerset Maugham
Termodinamiğin çoğu uygulamasında, bir ya da daha çok değişken sabit tutulurken, diğer değişkenlerin bunlara göre nasıl değiştiği incelenir ve bu da sistemin matematiksel olarak (n sabit tutulmayan değişkenlerin sayısı olmak üzere) n boyutlu bir uzay olarak tarif edilebileceği anlamına gelir. İstatistiksel mekaniği fizik yasalarıyla birleştirerek, bu değişkenleri birbirleri cinsinden ifade edecek “durum denklemleri” yazılabilir. Bunların en basit ve en önemli olanlarından biri ise ideal gaz yasasıdır.Bu değişkenler genellikle sistemin ya kendisini, ya da çevre koşulları tarif etmek için kullanılır. En çok kullanılanlar ve simgeleri şunlardır:”Bu evde biz termodinamik kurallarına uyarız!” (Lisa enerjisi zamanla artan bir devridaim makinası yaptıktan sonra ) – Homer Simpson1931 yılında Ralph H. Fowler tarafından tanımlanan bu yasa, temel bir fizik ilkesi olarak karşımıza çıktığından, doğal olarak 1. ve 2. yasalardan önce gelmek zorunluluğu doğmuş ve sıfırıncı yasa adını almıştır.Fizik Portalı konusudur. diğer konularSıcaklık mutlak sıfıra yaklaştıkça, bir sistemin entropisi bir sabite yaklaşır. Bu sayının sıfır değil de bir sabit olmasının sebebi, bütün hareketler durmasına ve buna bağlı olan belirsizliklerin yok olmasına rağmen kristal olmayan maddelerin moleküler dizilimlerinin farklı olmasından kaynaklanan bir belirsizliğin hala mevcut olmasıdır. Ayrıca üçüncü yasa sayesinde maddelerin mutlak sıfırdaki entropileri referans alınmak üzere kimyasal tepkimelerin incelenmesinde çok yararlı olan mutlak entropi tanımlanabilir.Termodinamik yasaları çok genel bir geçerliliğe sahiptirler ve karşılıklı etkileşimlerin ayrıntılarına veya incelenen sistemin özelliklerine bağlı olarak değişmezler. Yani bir sistemin sadece madde veya enerji giriş-çıkışı bilinse dahi bu sisteme uygulanabilirler.1A2 ve 1B2 aynı haller arasında herhangi iki hal değişimi olduğundan δQ – δW ifadesinin 1-2 noktası arasındaki bütün hal değişimleri için bağımsız olduğu söylenebilir. Bunların farkı nokta fonksiyonudur ve tam diferansiyeldir. Bu sisteme has bir özellik olup sistemin enerjisidir ve E ile gösterilir (E=δQ-δW) sonsuz küçük hal değişimi için bu formülün integrali alınırsa;Bu denklemde de k Boltzmann sabiti’dir.Şimdi bu şekilde sistemin herhangi iki hali görünüyor yani 1 ve 2 nolu noktalar. Hal değişimleri ise A , B , C çizgileriyle sağlansın. Ok yönleri de hal değişimlerinin olacağı yönler. Şimdi hal değişimleri 1A2 ve 1B2 ise 2C1 ilk hale dönülen durumdur. Şimdi çevrimleri kurguluyalım elimizde 1A2C1 ve 1B2C1 çevrimleri var:Birçok alanda uygulanabilen ikinci yasa şöyle tanımlanabilir:Entalpi,özel bir fonksiyondur.Basınç sabit olduğu zaman bize ısıyı verir. Bu dört potansiyelin diferansiyel denklemlerini ve zincirleme türev kuralını kullanarak bu dört potansiyel, değişkenler ve birbirleri cinsinden yazılabilir:”Termodinamik komik bir konudur. İlk defa öğrendiğinizde, ne olduğunu anlamazsınız bile. İkinci defa üzerinden geçtiğinizde, bir-iki nokta hariç anladığınızı düşünürsünüz. Üçüncü defa baktığınızda ise, anlamadığınızı bilirsiniz, ama o zamana kadar konuya alıştığınız için bu sizi o kadar rahatsız etmez.” – Arnold SommerfeldBu yasa “enerjinin korunumu” olarak da bilinir. Enerji yoktan var edilemez ve yok edilemez sadece bir şekilden diğerine dönüşür. Bir sistemin herhangi bir çevrimi için çevrim sırasında ısı alışverişi ile iş alışverişi aynı birim sisteminde birbirlerine eşit farklı birim sistemlerinde ise birbirlerine orantılı olmak zorundadır. Bu ifadelerin yapılan deneylerle doğruluğu gözlenmiştir fakat ispat edilememektedir. Bütün bu ifadeler matematiksel olarak çok daha kolay ifade edilebilir.Termodinamik değişkenler vasıtasıyla dört tane termodinamik potansiyel tanımlanabilir:
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Termodinamik

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

buhar makinesi

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 22 Şubat 2010 14:50

Buhar makinesi, buharın içinde var olan ısı enerjisini, mekanik enerjiye dönüştüren bir dıştan yanmalı motordur. Buhar makineleri, lokomotifler, buharlı gemiler, pompalar, buharlı traktörler ve endüstriyel devreler olabilir.1764 yılında bozulan Newcomen makinalarından biri onarılması için İskoçyalı mühendis James Watt’a verildi. [3] Makinayı onaran watt aynı zamanda randımanı düşük bu makineyi geliştirmek de istedi. Arkadaşı İskoç kimyacı Joseph Black’tan gizli ısıyı [4] öğrenmiş olan Watt aynı odayı sürekli ısıtıp soğutmanın ne kadar israflı bir şey olduğunu anladı ve aklına iki oda yapmak fikri geldi. Biri sürekli sıcak, diğeri de sürekli soğuk tutulacaktı. Buhar işini yaparken sıcak odada bulunacaktı ve su haline getirilmesi gerektiğinde supaplar sistemiyle soğuk odaya alınacaktı.1712 ‘de İngiliz mühendis Thomas Newcomen (1663-1729) yeni bir tür buhar makinesi geliştirdi. Bu makinenin Savery Makinesinden en büyük avantajı pistonun bir zincir yardımıyla tahterevalli benzeri bir tür kaldıraca tutturulmuş olmasıydı. Bu kaldıracın diğer ucu ise bir tür tulumbaya bağlanmıştı. Piston silindirin en üst noktasında iken silindirin içine gönderilen soğuk su buharı yoğunlaştırıyordu. Böylece atmosferik basınç pistona aşağıya doğru kuvvet uyguladığı anda su madenden yükseliyordu. Buhar pistona dolunca bu çevrim tekrar ediyordu. Ayrıca daha az tehlikeliydi. Yine de makine istenilen verime ulaşamamış ve yakıt tüketimi azalmamıştı.Bilinen ilk buhar makinesi diyebileceğimiz örnek Mısırlı mühendis Heron’nun birinci yüzyılda 50 yıllarına doğru Mısır İskenderiye’de uçları birbirlerine göre zıt yönleri gösteren iki eğik tüpün yerleştirildiği oyuk bir küreden yaptığı türbin’dir. Kürede su kaynatıldığında buhar borulardan dışarı çıkmakta günümüzde etki tepki kanunu dediğimiz şeyin sonucunda kürenin dönmesine yol açmakta idi. Hero buharlı bir türbin ya da motor icat etmesine rağmen toplumda bir etki yaratmadığından bunu motor aygıtının icadı olarak görülmemektedir1884 yılında İngiliz mühendis Charles Algernon Parsons (1854-1931) ilk başarılı buhar türbinini yapmıştır. [5] Bu sayede yüksek hızlı gemi yapımı kolaylaşmış. Jeneratörlerin de kullanılması kolaylaşmıştır.İlk buharlı motorların gemilerde kullanılmasından sonra 1804 yılında Richard Trevithick bir vagonun şasesi üzerine sabit bir buhar motoru yerleştirerek dünyanın ilk buharlı lokomotifini üretti. Yaptığı özel yolda lokomotifini hareket ettirerek gösteri düzenlemiş fakat bundan ticari bir kazanç elde edememiştir. [12]1787 yılına kadar buharlı motorlar sadece su pompalarını ve tekstil makinalarını çalıştırmak için kullanılmıştı. 22 Ağustos 1787 yılında ise Amerikalı mucit John Fitch (1743-1798) ilk vapuru Delaware Nehri’ne indirmiştir.[6] Bir süre Philaderphia ile Trenton arasında düzenli vapur yolculuğu yapılmasını sağlamıştır.Fakat Fitch ticari anlamda başarı kazanamamıştır. 1807 yılına gelindiğinde ise yine Amerikalı mucit olan Robert Fulton saatte 8 km hızla giden adını Clermont koyduğu kırk metre uzunluğundaki vapurları Hudson Nehri’nde işletmeye başladı. [7] Bu sefer Fitch’in tersine ticari başarı kazanıldığından Fulton vapuların mucidi kabul edilmektedir. 1809 yılında ise Moses Rogers komutası altındaki Phoenix okyonusa açılan ilk buharlı vapur oldu. [8]1811 yılında Mississippi Nehri üzerinde işleyen ilk gemi New Orleans faaliyete geçti. [9]Buhar makinasının verimini inceleyen ilk kişi Fransız fizikçi Nicolas Leonard Sadi Carnot’tur (1796-1832) 1824 yılında yayımladığı Ateşin Tahrik Kuvveti Üzerine isimli kitabında buhar makinasının maksimum veriminin en sıcak halindeki buhar ile en soğuk halindeki suyun sıcaklığı arasındaki farka bağlı olduğunu gösterdi. Carnot ısı ve işin birbirlerine dönüşmesi yolunu ilk olarak ele alan kişi olduğundan Termodinamik biliminin kurucusu kabul edilmektedir.Bilinen ilk örnek Fransız mühendis Nicolas Joseph Cugnot tarafından yapılan Fardier’dir. Nicholas Joseph Cugnot küçük ölçekte yaptığı iki kazanlı Newcomen makinesini üç tekerlekli bir arabaya yükleyerek 1769 yılında deneme yapmıştır. Fakat buharlaşma yoluyla azalan kazan suyunu yenileyecek bir sistem olmadığından araç 15 dakikada bir durmak ve su ikmali yapıp suyun kaynamasını beklemek gerekmekteydi.Bir buhar makinesi basınç altında buhar üretmek için suyu kaynatacak bir kazana ihtiyaç duyar. Herhangi bir ısı kaynağı kullanılabilir, fakat genelde odun, kömür veya petrol türevi yakıtların yakılmasından elde edilen ateş kullanılır. [1]Buhar gücünün Heron tarafından uygulamasından sonra 1679 yılında ilk faydalı uygulama Fransız fizikçi Denis Papin ‘den (1647-1712) geldi. İçinde suyun kaynadığı ve biriken buharın suyun kaynama noktasını yükselttiği sıkıca kapanan bir kapağı olan düdüklü tencere icat edilmişti. Papin’in dikkat ettiği şey daha yüksek ısıda kemikler yumuşuyor ve et daha çabuk pişiyordu. Tencereye buhar basıncının çok yükselmesine karşın bir de güvenlik vanası eklenmişti.1825 yılına gelindiğinde ise İngiliz mucit George Stephenson geliştirilmiş buharlı motorlardan faydalanarak ilk buharlı lokomotif denebilecek ve adına Rocket dediği aracı yaptı.Çalışma prensibi ise, buhar kazanından gelen buhar odacığa dolar. Odacık buhar ile doluyken üzerine soğuk su döküldüğünde suya donüşen buhar vakum yaratır böylece odacıktaki su seviyesi yükselir. Vana yardımıyla odaya buhar dolduğunda iş yapılmış olur yani madenden su çekilmiş olur. Bu makinede vanalar insan gücüyle sırayla kapatılıp açılması gerekmektedir.James Watt’ın geliştirmesine rağmen buhar makinalarının verimi halen %7 civarında idi kalan %93 boşa giden ısı olarak kayboluyordu.Buhar makineleri iki ana başlıkta sınıflandırılabilir.Çalışma prensibi olarak, ısı enerjisini alan su buharlaşarak genişler ve bir odacığa alınır, odacık soğutulduğunda sıvı hale geçen buhar vakum yaratır böylece mekanizmaların hareket alması ile mekanik enerjiye yani işe dönüşür.Okyanusu aşan ilk gemi ise 1819 yılında Georgia Savannah’tan İngiltere’deki Liverpool’a beşbuçuk haftada ulaşan Savannah isimli gemi oldu. Yolculuğun büyük kısmı yelkenlerin açılması ile bitirildiğinden aslında buharlı gemi sayılmazdı. [10]Watt 1781 yılına gelindiğinde makinasını iyice geliştirmiş ve pistonun ileri geri hareketini ustalıkla bir tekerleğin dönme hareketine çeviren mekanik aletleride icat etmişti. Watt’ın makine tarihi ve makine mühendisliğine katkıları çok büyük önem taşır.1827 yılında Türbinlerin ve gemi pervanesinin keşfedilmesi sonucu , pervanenin yan çarktan daha etkili olduğu anlaşıldı ve gemi teknolojisi hızla gelişti [11]1698 yılında, İngiliz mühendis Thomas Savery (1650-1715), ilk ticari olarak satılan buhar makinesini yapmıştır. Bu makine maden ocağından suyu dışarı atmak amacıyla kullanılmıştır. Madencinin Arkadaşı olarak tanınmaktaydı.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Buhar_makinesi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sonraki Sayfa »