fotokopi makinesi nasıl icat edildi

Yazan: afe | icatlar | Pazartesi 2 Şubat 2009 14:29

Xerox, doküman kopyalama teknolojisinin mucidi Chester Carlson’un 100. doğum yılını kutluyor. Fotokopinin ilk bulunuşunun ve mucidinin hikayesi SDN’de.

İnsanoğlunun bilgi paylaşım şeklini değiştiren, fotokopinin mucidi Chester Carlson, bundan tam yüz yıl önce, Şubat 1906′da dünyaya geldi. Gelmiş geçmiş en önemli buluşlardan biri kabul edilen fotokopiyi eden Chester Carlson aynı zamanda, şu an bir çok büyük firmanın rekabet ettiği, yıllık cirosu 112 milyar dolar olan doküman yönetimi pazarının da yaratıcısı.

Chester Carlson’un buluşu!
Chester Carlson’un bu önemli buluşu, bugün iş yaşamımızda kullandığımız gelişmiş yazıcı, faks, tarayıcı ve dijital baskı sistemleri gibi ürünlerin de ortaya çıkmasına neden oldu. Tüm bu ürünler aynı çalışma prensibinden hareketle geliştirildi. Konu uzmanları, 2004 yılında ofis makineleri ile 4 trilyon sayfa dokümanın çoğaltıldığını tahmin ediyor.

Chester Carlson fakir bir ailenin çocuğu olarak 1906 yılında Amerika’da dünyaya geldi. Köhne bir barakada büyüyen Chester Carlson, anne ve babasını tüberkülozdan kaybettiğinde, bu yaşantıdan ancak bir şey keşfederek kurtulabileceğini anladı. Küçük yaşlardan itibaren çalışmaya başlayan Chester Carlson, zor koşullara rağmen eğitimini sürdürdü ve Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nde eğitimi aldı. Okuldan sonra bir tescil ofisinde asistan olarak çalışmaya başlayan Chester Carlson’un ağırlıklı bir işi vardı ve sürekli olarak belge çoğaltıyordu. O zamanlar bir belgenin çoğaltılması için ya fotoğrafının çekilmesi ya da elle yazılarak kopyalanması gerekiyordu. Bu iki yöntem de, çok pahalı ve zaman alıcıydı. Bu şekilde belge kopyalamanın çok zor olduğunu gören Carlson, kopyalamanın daha kolay bir yolunu bulmaya karar verdi.

New York kütüphanesinde aylarca fotoğrafçılık üzerine yazılmış bilimsel araştırmaları inceledi ve bu konuda deneysel araştırmalar yapmaya başladı. Carlson, fotoiletken özellikli materyaller üzerinde elektrostatik denemeler yaptı ve ışığına maruz kalan nesnelerin görüntülerini yansıttıklarını keşfetti. Carlson, 22 Ekim 1938 tarihinde ilk Xerografik görüntüyü keşfettiğinde 32 yaşındaydı. Bu buluşa daha sonra eski Yunan’da kuru ve yazma anlamlarına gelen kelimelerin birleşiminden Xerografi adı verildi.

Dev firmalardan red!
Carlson, Xerografi keşfi için patent başvurusunda bulundu ve buluşunu nihai bir ürün haline getirmek için büyük firmaların kapısını çaldı ve bu firmaları buluşuna yatırım yapmaya ikna etmeye çalıştı. IBM, General Electric, Kodak, RCA gibi büyük firmalar Chester Carlson’u dinlediler ama bu buluşu yatırım yapmaya değecek kadar önemli bir olarak değerlendirmeyerek, Chester Carlson’un teklifini reddettiler. Yıllar süren bu süreç sonunda Haloid adında malzemeleri satan bir firma, Chester Carlson’un buluşunun önemini kavrayarak, bu buluşa yatırım kararı aldı. Bu riskli yatırım kararını alan Haloid şirketi, 1961 yılında ismini “Xerox Corporation” olarak değiştirdi.

Chester Carlson’un keşfinin, kolay ve hızlıca siyah beyaz fotokopi çeken bir ürün haline gelme süreci yıllar aldı. 1949 yılında kamuoyuna tanıtılan ilk ürün denemesinden sonra, 1961 yılında piyasaya sürülen Xerox 914, basitçe ve çabukça siyah beyaz kopyalama yapan ilk otomatik fotokopi makinasıydı. Xerox 914 ürünü o kadar başarılı oldu ki yıllar sonra, Fortune dergisi Xerox 914′ü Amerika’da satışa sunulan gelmiş geçmiş en başarılı ürün seçti. Xerox, 2000′li yıllara gelene kadar Xerox 914′e servis vermeye devam etti.

Chester Carlson 1968 yılında öldüğünde 62 yaşındaydı. Chester Carlson buluşçu kimliğinin ötesinde hayatını başkalarına yardım etmeye adayan bir kişi idi. Ölmeden önce Xerografi keşfi ile elde ettiği 100 milyon doların üzerindeki servetini hayır kurumlarına bağışladı.

Vefatından sonra bile ödül alan adamı
Chester Carlson’un yaşamı ve buluşu ile ilgili yüzlerce makale yazıldı ve bilimsel araştırma yapıldı. Chester Carlson ölmeden önce ve hatta öldükten yıllar sonra bile bir çok başarı ödülüne layık görüldü. Araştırmacı yazar David Owen tarafından 2004 yılında kaleme alınan “Saniyeler içinde kopyalama” adlı kitap, tüm detayları ile Chester Carlson’un bu sıradışı buluşunu ve yaşamını ortaya koyan en son eserlerden biridir.

Chester Carlson’un açtığı buluşçu yoldan ilerleyen Xerox, Xerografi buluşunu temel alarak binlerce yeni buluşa imza attı ve dünya üzerinde yenilikçi ve buluşçu kimliği ile bir çok yeni sektör yaratan ve insanoğlunun günlük yaşamını değiştiren bir firma oldu. Xerox, şu an dünya üzerinde 130 ülkede faaliyet gösteren, üç farklı kıtada yer alan bir çok AR-GE Merkezi, 65.000 çalışanı ve 16 milyar dolar cirosu ile alanında pazar lideri ve teknolojiye yön veren büyük firmalardan biri.

Bilgi için: Xerox Türkiye

SDN

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

ateşin bulunuşu ateşi kim icat etti

Yazan: berfin kayran | icatlar | Salı 13 Ocak 2009 23:41

Bu yazımızda da ateşi kim buldu,,ateşin icadı ve kimin ettiği hakkında bilgiler sunacağım.

Ateşin denetim altına alınmasından bilinçli üretimine geçiş yüzbinlerce yıl alan büyük bir adımdır. İsrail’de, Şeria Nehri kıyısında bulunan kalıntılar, insanın 790 bin yıl önce ürettiğini ve kullandığını göstermektedir.[1][2]

Ateşin yakılabileceği düşüncesini uyandıran ilk kıvılcımın, çakmaktaşını piritlere sürterken mi, yoksa ağaç içinde delik açmaya çalışırken mi çaktığı bilinmemektedir. Avrupa’daki Neolitik yerleşim bölgelerinde çakmaktaşı ve piritlerin yanı ateş delgileri de bulunmuştur. İlkel toplumlarda en yaygın ateş yakma yöntemi sürtmeydi. Bambudan yapılmış küçük bir tüp içindeki havanın sıkıştırılmasıyla ısı ve ateş üreten ateş pistonu Güneydoğu Asya, Endonezya ve Filipinler’de geliştirilip kullanılan karmaşık bir aygıttı. Bundan tümüyle bağımsız olarak 1800′lerde Avrupa’da da metalden bir ateş pistonu geliştirildi. İngiliz kimyacı John Walker, içinde fosfor sülfat bulunan ve sürtülünce yanan kibriti 1827′de icat etti. Modern teknoloji ve tarihi, büyük ölçüde ateşten sağlanarak insanoğlunun kullanımına sunulan enerji toplamındaki sürekli artış olarak nitelenebilir. Enerji üretimindeki artışın büyük bölümü hem miktar, hem çeşit bakımından ateş kullanımının artmasıyla sağlanmıştır. Atom enerjisinin denetim altına alınması, ateş kullanımında atılan son adım sayılabilir.

———————————————————

ATEŞİ KİM BULDU
1600′lü yılların sonuna doğru ise, bilim tarihi bir başka yanılgıya sahne oldu. Ateş ve saçtığı alevler her devirde insanların ilgisini çekmişti. O döneme kadar henüz sırrı keşfedilememiş ateşin kaynağı üzerinde düşünen insanlardan biri de Alman bilim adamı G. E. Stahl’dı. Stahl araştırmaları sonucunda, ateşe “flojiston” adı verilen gözle görülemeyen bir maddenin yol açtığını ileri sürdü. Stahl’a göre flojiston nesnelere girip çıkabilen bir maddeydi. Flojistona sahip bir nesne hızla yanarken, flojistonun olmadığı nesneler ise yanmıyordu. Yanan maddelerden duman çıkması, bu maddelerin yanarken küçülmeleri ve hafiflemeleri, flojistonun bu maddeleri terk etmesi olarak yorumlandı. Araştırmalarda, yanan maddelerin üzerlerinin kapatılmasıyla veya toz ve toprak atılıp söndürülmeleriyle flojistonun çıkışının engellendiği ve böylece ateşin söndüğü düşünülüyordu. Ancak zamanla, metallerin yanarken küçülmemeleri veya hafiflememeleri flojistonun gerçekliği hakkında bazı kuşkuların doğmasına neden oldu. 1700′lü yılların sonunda ise havanın farklı birkaç gazın karışımı olduğu keşfedildi. Bu farklı gazların farklı biçimlerde yanmaları da flojiston kuramıyla açıklanmaya çalışılırken, oksijen gazıyla ilgili yapılan araştırmaların biri kuramın sonunu getirdi. Antoine Lavoisier adlı bilim adamı oksijen gazı içinde yaktığı bir metali gözlemledi. Bu gözlemi sonucunda yanan metalin ağırlığının arttığını, oksijen miktarının da azaldığını fark etti. İşte bu deney insanlara ateşin kaynağını da gösterdi. Nesneler oksijen aldıkları için yanıyorlardı. Flojiston isimli teorik madde ise asla var olmamıştı.
Tarihteki bilimsel yanılgılara bir diğer örnek ise, elektriğin kaynağı üzerine yapılmış bir yorumdur. Doktor Luigi Galvani 1780′li yıllarda hayvanlarla ilgili araştırma yaparken, birdenbire yeni bir kaynağı bulduğunu sandı. Kurbağalar üzerinde yaptığı araştırmalarda, bir parçaya bağlanan kurbağa bacağındaki kasların kıpırdadığını gördü. Galvani bu canlı üzerinde yaptığı birkaç araştırma sonucunda kararını verdi: Bir hayvanların kaslarından ve sinirlerinden kaynaklanan elektriğin dışarı çıkmasını sağlıyordu. Galvani deneyi tek bacak üzerinde tek parçasıyla yapmıştı. Bu deneyin mantığından şüphelenen Alessandro Volta isimli bilim adamı konuyla ilgili çalışmalara başladı. Volta kurbağanın bacağına bir telin farklı iki ucunu bağladı ve bacaklardaki kasların seyirmediğini gördü. Bu deneyden sonra çalışmalarına devam eden Volta, kurbağadan veya başka bir hayvandan kaynaklanan elektrik iddiasının gerçek olmadığını ortaya koydu. Elektrik, elektronlardan kaynaklanan bir akımdı ve metaller elektronu daha kolay iletiyordu. Hayvansal elektrik kuramı bir dönem insanlarını şaşırtmış bir yanılgıydı.

Bu örneklerde de açıkça görüldüğü gibi, günümüzde çok iyi bilinen gerçekler hakkında geçmişte çok yanlış bazı iddialarda bulunuldu. Birçok bilim adamı gerek dönemlerinin geri kalmış bilimsel düzeyleri, gerekse sahip oldukları bazı önyargıları dolayısıyla birçok bilimsel yanılgıya kapıldı. Tarihte gerçekleşmiş bu gibi bilimsel yanılgılara verilecek örnek, yaşamın kökeni üzerine ortaya atılmış iddialardan biriydi. Çünkü bu iddianın etkileri ve mantıksızlığı yukarıda örneğini verdiğimiz yanılgılardan çok daha büyük oldu. Bu yanılgı, evrim inancıyla materyalist dünya görüşünün birleştiği ‘Darwinizm’di.
Bir zamanlar Darwinizm, elde yeterince bilimsel kanıt olmadığı için bazılarınca bilimsel bir teori gibi kabul ediliyordu. Darwin’in 1859 yılında yayınlanan Türlerin Kökeni adlı kitabı o dönemde bile anlaşılan tutarsızlıklarına rağmen, bazı çevrelerde yankı uyandırdı. Darwin’in genetik veya biyokimya biliminden habersiz olarak yaptığı varsayımlar, fosil kayıtlarının yetersizliğinden yararlanarak ileri sürdüğü hatalı iddialar, bu teoriyi kabul etmeye felsefi nedenlerle çok yatkın olan kişiler tarafından hararetle kabul gördü. Bu felsefi neden, Darwin’in teorisi ile materyalist felsefe arasındaki ilişkiydi. Darwin, tüm canlıların kökenini maddesel faktörlerle ve rastlantılarla açıklamaya çalışan, dolayısıyla bir Yaratıcı’nın varlığını reddeden bir teori öne sürmüştü. Akla ve mantığa tamamen aykırı olan bu teorinin yanlışlığının bilimsel olarak ortaya çıkması içinse, 20. yüzyıldaki bir dizi bulgu gerekecekti.
Bugün Darwinizm hala bazı saplantılı bilim çevrelerinde yaygın bir kabul görmektedir; ama bu, Darwinizm devrinin sona erdiğini kabul etmemize engel değildir. Çünkü teoriyi ayakta tutan sözde bilimsel varsayımlar birer birer çökmüştür. Teoriyi hala ayakta tutan tek neden, onun temeli olan materyalist felsefenin hala bir kısım bilim çevrelerinde fanatik bir tutkuyla savunulmasıdır. Darwinizm dünyası, 1980′li yılların ikinci yarısındaki Sovyetler Birliği’ne benzemektedir. O dönemlerde komünizmin bir ideoloji olarak iflas ettiği, varsayımlarının geçersiz olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak komünist sistemin kurumları hala varlığını koruyordu. Komünist ideolojiyle beyni yıkanmış bir kuşak hala körü körüne bu ideolojiyi savunuyordu. Bu dogmatizm nedeniyle, pratikte çökmüş olan komünist sistem bir süre daha yaşatıldı. “Glasnost” ve “Perestroyka” denen formüllerle reforme edilip yaşatılmak istendi

———————————————————————————

İnsanoğlu tarafından yakılan ilk ateş konusunda değişik bir tahmin daha vardır. Bu tahmin,günümüzde ilkel topluluklarda yapılabilecek bir gözlemle ilgilidir.Şimdi,sözünü ettiğimiz bu ilkel topluluklardaki bazı yöntemlere eğilelim. Alaska’da bazı kabilelerden yerliler, iki taş üzerine sülfür (kükürt) sürer ve bu taşları birbirine sürterler. Kükürt ateşlenince de,yanan taşı kuru otların veya ateş alabilecek başka şeylerin üzerine atarlar.

Hindistan’da ve Çin’de, kırık bir çömlek parçasına , bir bambu (kamış) çubukla sertçe sürtülür. Bambu çubuğun dış yüzü çok serttir ve taşı niteliklerine sahiptir. Eskimolar ise, alelade bir kuvartz parçasını, bir demir piriti parçasına sürterler. Kuvartz,bünyesinde silis bulunan bir nevi taştır. Gerek bu tür kuvartz gerekse silisli demir parçaları, Eskimolar’ın yaşadıkları çevrede çok yaygın ölçüde bulunur . Kuzey Amerika’da yaşayan kızılderililer arasında da, ateş yakmak için iki çubuğu birbirine kuvvetle sürtüştürmek çok yaygın bir yöntemdir. Örneklerden de anlaşılacağı gibi, bu uygulama ve yöntemlerin hepsi yaklaşık olarak aynı esasa dayanmaktadır.

Eski Yunanlılar ve Romalılar ise başka bir yöntemden yararlanırlardı. Bu yöntemin temel unsuru, güneşin ışınlarını belirli bir noktada odaklaştıran bir nevi mercekti.

Güneşin ışınları bu mercek sayesinde belirli bir noktada yoğunlaştırıldığı zaman, kuru bir ağaç parçasının yanmasını sağlayacak kadar ısı uygulanmış oluyordu.

Eski çağlarda ateşle ilgili olarak dikkati çeken bir şey de, birçok ilkel toplumlarda insanların “devamlı ateş”i muhafaza etmeleri,bu bakımdan gösterdikleri titizliktir. Şimdiki Meksika’da yaşayan eski Mayalar, Aztekler, tapınaklarında veya belirli yerlerde hiç sönmeyen,sönmesi ne meydan verilmeyen devamlı ateşler yakarlardı. Eski Yunanlılar, Mısırlılar ve Romalılar da, tapınaklarında aynı yöntemi uygulamışlardır.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nikola Tesla

Yazan: berfin kayran | Mucitler | Cumartesi 20 Aralık 2008 13:34

Nikola Tesla, (Sırpça: Никола Тесла)(d. 10 Temmuz 1856, Smiljana-Hırvatistan – ö. 7 Ocak 1943, New York). Sırp asıllı fizikçi, mucit, makine mühendisi ve mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir.

Babası papazdı. Hiçbir zaman okuyup yazamamasına rağmen, annesi halk arasında pratik ev aletleri mucidi olarak bilinirdi. Ona göre Tesla, yaratıcı dahi olmaya adaydı. Papaz olması için babasının zorlamasına karşı çıkarak, genç Tesla, mühendislik mesleğinde ısrar etti. Annesi de onu destekledi, ve matematikte bilgisini arttırırken Graz’daki Politeknik okuluna girdi ve Prag Üniversitesi’nde eğitimine devam etti. Yabancı teknik eserleri okuyabilmek için, orada, yabancı dil kursuna devam etti. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi.

Prag’daki tahsilini 1880′de bitirdikten sonra, Budapeşte’de lisans üstü yaparken, profesörüyle alternatif akımın özelliklerini tartıştı. Sonra bir Paris şirketinde çalışmaya başladı. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştığı döner makineleri korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti.

Elektrik endüstrisinin durumu

O günlerde genellikle doğru akım, ısıtmaya, aydınlatmaya, güç sağlamaya ve iletmeye en uygun elektrik akımı olarak bilinirdi. Fakat doğru akım kayıpları o kadar büyüktü ki, her mil kare için bir güç santralına gerek vardı. İlk akkor ampuller (110 Volt’ta), güç santralına yakın olsalar bile parlak yanmıyorlar ve bir milden daha uzaklıktakiler ise kaybolan güce bağlı olarak sönük yanıyorlardı.

1884′de genç Tesla, kafası fikirlerle dolu ve cebinde 4 sentle New York’ta gemiden ayrıldı. Tecrübesi onu doğru akım motorları ve dinamolardaki komütatörün sonsuz sorunlar yaratan, gereksiz bir karışıklık olduğuna inandırmıştı. doğru akım üretecinin bir komütatörle dış devrede tamamen aynı yöne akan dalga dizileri şeklinde oluşturduğunu gördü. O zaman, motorda dönme hareketini sağlayacak bir doğru akım elde etmek için, yöntem tersine çevrilmeliydi. Her elektrik motorunun endüvi’si, motora beslemek için döndüğü anda manyetik kutupların yönlerini değiştiren, döner komütatöre sahipti.

İlham

Tesla’ya göre bu doğru akım, saçmalığın ta kendisiydi. Hem jeneratör (üreteç) hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışabilen bir motoru oluşturmamıştı ve Tesla bu sorunu çok düşündü. 1882 Şubatında, Budapeşte’nin bir parkında Szigetti adında bir sınıf arkadaşı ile gezinirken aniden haykırdı: “Buldum!” Tüm elektrik endüstrisinde devrim yapacak olan “dönen manyetik alan”ı bulmuştu. Dönen elemana bağlantı gereği olmayacaktı. Komütatör yoktu artık.

Sonradan tüm alternatif akım elektrik sistemlerini tasarladı. Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve alçaltıcı transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları. Dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini tasarladı. Budapeşte’de “Birgün Niyagara Çağlayanını elektrik elde etmek için kullanacağım” diyerek dinleyenleri şaşırttı.

Edison tarafından cesareti kırıldı

Tesla’nın aradığı fırsat ve şans kolayca eline geçmedi. O zamanlar New York’da Pearl caddesindeki ilk laboratuvarında akkor lambası için pazar aramakla meşgul olan Edison’a rastladığı zaman Tesla, gençlik heyecanıyla, kendisinin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. Bu düşünceyi derhal ve tamamen kestirip atan o büyük adam, “Sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun” dedi.

Bir yıl boyunca, uzun boylu, zayıf Yugoslav, bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti. Gün geldi, çukur kazarak geçimini sağladı. Fakat birlikte çalıştığı çukur kazıcı, Western Union’un ustası, yemek saatlerinde Tesla’ nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Tesla’yı A.K.Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Tesla’nın parlak planlarıyla büyülenerek, Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirili bir miktar para koydular ve Tesla Batı Broadway’de bir deney laboratuvarı kurdu. Orada Tesla jeneratör, transformatörler, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.

Cornell Üniversitesi’nden Profesör W.A. Anthony yeni alternatif akım sistemini sınadı ve derhal Tesla’nın senkron motorunun en iyi doğru akım motoruna eşit yeterlikte olduğunu açıkladı.

Alternatif akım ortaya çıkıyor

O zaman Tesla bütün kısımlara sahip tek bir patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent Bürosu her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Tesla, 1887′nin Kasım ve Aralığında dilekçelerini verdi ve daha sonraki altı ayda yedi tane A.B.D. patenti aldı. 1888 Nisan’ında çok fazlı sistemini de içeren dört ayrı patent için başvurdu. Bunlar da hızla, bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Avrupa patentleri izledi. Bu kadar hızla dağıtılan bu patent çığırının, eşi görülmemişti. Fakat fikirler ilginçti. O kadar ki, bir çelişme ya da bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan verildi.

Bu sırada Tesla, New York’da AIEE (Şimdiki IEEE)’nin bir toplantısında çok gösterişli konferans verip, tek ve çok fazlı alternatif akım sistemlerinin gösterisini yaptı. Dünya mühendisleri, muazzam gelişmenin kapısını açarak, telle yapılan elektrik enerjisi iletimindeki sınırlamaların giderilmiş olduğunu gördüler.

Fakat, kim, tümüyle daha iyi olan bu sistemi uygulayacaktı? Doğal olarak, bu kuruluş, Edison-General Electric olmayacaktı. Aksi halde kendi yatırımlarının eskimiş olduğunu kabul edeceklerdi.

İşte tam o sırada George Westinghouse, Tesla’nın laboratuvarlarına gitti ve Tesla ile tanıştı. Westinghouse, “Alternatif akım patentleri için bir milyon Dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim” diyerek teklifini yaptı. Satış payı, beygir gücü başına 1 Dolar olmak üzere anlaştılar.

Ülke çapındaki Westinghouse yatırımlarının başarısı, gelişen elektrik endüstrisinde rakip durumunu korumak için General electric, Westinghouse’dan bir lisans almak zorunda kaldı.

1890′da, uluslararası Niagara komisyonu elektrik üretmek için, Niagara çağlayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin, komisyonun başkanlığına atandı ve derhal doğru akım sisteminin en iyi olacağına dair açıklamasını yaptı. Fakat güç, 26 mil uzaklıktaki Buffalo‘ya iletilecekti. Bu durumda alternatif akımın gerekliliğini kabul etti.

Westinghouse, on tane 5000 beygirgücündeki hidroelektrik jeneratörü için ve General Electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. Bu sistem iletim hattı, yükseltici ve alçaltıcı transformatörler Tesla’nın 2 faz projesine uygundu. Hareket eden parçaları azaltmak için, dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü, büyük alternatörler planlanmıştı.

O zamana kadar bu büyüklükte bir proje yapılmadığı için, bu tarihi proje heyecan yarattı. Dakikada 250 devir yapan, herbiri 1775 Amper veren, 2250 Volt’luk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz (Hertz)’de 50 000 Beygir gücü veya 37 000 kW’lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların herbiri, 3 çapında, 4,5 uzunluğunda (düşey jeneratörlerde 4,5 yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçaların herbiri 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim, iletim için 22.000 Volt’a çıkarıldı.

Uzaktan kontrolü

Sonradan Telsiz denilen, radyo alanında Tesla’nın öncülüğü, Mors koduyla yapılan haberleşmeden de ileri gitti. 1898′de New York şehrinin Madison Parkı’nda (Madison Square Garden) telsiz ile uzaktan kontrola ait parlak bir gösteri düzenledi.Geleneksel Elektrik Fuarının geliştiği yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. Bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı.

Yüksek frekans öncülüğü

Tesla, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O zaman yararlanılmamış olmasına rağmen, Tesla’nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Tesla Bobinleri – Tesla Coils) çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu. O günlerde Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.

Bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, Tesla’yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan, Tesla’nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarengiz bir şekilde dans etmeye başladı. Böylece, Tesla, rezonans, vibrasyon ve “doğal 7 periyot”a ait matematiksel teorileri ispatladı.

Dünya’nın en güçlü vericisi

Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Tesla’yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu. Yarım asırlık bir süre içerisinde giderilemeyen bir hayret yarattı.

İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW’lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstein’in, Tesla’nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.

1899′da alternatif akım patentleri için Westinghouse’dan aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colorado Springs’deki denemeleri için 30.000 Dolar sağladı. Sonra bu para da bitti ve Tesla New York’a geri döndü.

Morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, Nikola Tesla’nını hayranı olmuştu. Tesla, kısa zamanda Morgan’ın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen Tesla, New York sosyetesinin gözdesi oldu.

Dünya çapında telsiz

Long Island’ın tepelik bölümünde, Wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapı bütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. Tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki kısmı geniş ve 62 metre yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küre şeklindeki tepe, üstten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tüm yapıda demir metali yoktu.

Ünlü mimar Standford White, konuyla o kadar ilgilendi ki, en iyi yardımcısı W. D. Crow’u görevlendirerek proje işini ücretsiz yaptı.

34′üncü caddedeki eski Waldorf-Astoria otelinde oturan Tesla, hergün, taksiyle, çarklı vapuruna binerek Long Island şehrine giderek , oradan da Long Island demiryoluyla Shoreham’e aktarma yaparak inşaata gidiyordu. Proje kontrolünün aksamaması için, trenin yemek servisi onun için özel yemek hazırlıyordu.

Büyük kulenin yakınında, 30 metre karelik tuğla bina tamamlandığı zaman, Tesla Houston caddesindeki laboratuarını binaya taşımaya başladı. Bu sırada radyo frekans jeneratörleri ve onları çalıştıran motorların yapımında üzücü bazı gecikmelerle karşılaşıldı. Birkaç camcı, planları hazır olan özel tüpleri şekillendirmeye çalışıyorlardı.

Kahin gelecekten bahsediyor

Bu sırada Tesla (1904), Mors koduyla sınırlı olan büyük endüstrinin geleceğine ait, uzak görüşünü açıklayan kuramsal broşürünü yayınladı. Bu broşür, Tesla ‘nın kahin olduğuna herkesi inandırdı. “Dünya çapında telsiz sistemi”nde, çeşitli olanakları sağlayacak olan özellikler açıklanıyordu. Broşürde, , Telefon, haber yayını, Borsa görüşmeleri, Deniz-Hava trafiğine yardım, Eğlence ve Müzik yayını, saat ayarı, Resimli , Telefoto ve Teleks hizmetleri ile, Tesla’nın sonradan oluşumunu gördüğü Radyo sitesi anlatılıyordu..

Morgan’ın yardımı sona eriyor

1904 Mart’ı, Elektrik Dünyası ve Mühendisliği Dergisinde, Tesla, Kanada Niyagara Enerji firmasının telsiz enerji iletimi sistemini uygulamasını istediğini ve bunun için 10 milyon Volt’luk gerilimde 10.000 beygir gücü dağıtabilecek bir sistem kullanmayı istediğini açıkladı.

Niyagara Projesi asla gerçekleşmedi. Fakat, gösterişli Long Island’ın kaderine etki yaptı. Aydınlığa çıkmayan nedenlerle, J. P Morgan düşüncesini değiştirdi ve Tesla’nın para kaynağı aniden kurudu. Başlangıçta Tesla, Morgan’ın hemen hemen bitmek üzere olan işin tamamlanmasını sağlamayacağına inanmak istemedi, ama Morgan kararlıydı. Morgan’ın çekilme nedeni asla öğrenilemedi.

Mantıksız bir saygısızlık

Birinci Dünya Savaşı sırasında ulusal savunma adına çok saçma saygısızlıklar öne sürüldü. Garip bir nedene göre Long Island, Wardenclyffe’deki Tesla’nın şanlı kulesinin, A.B.D.’nin emniyetini tehlikeye soktuğuna ve tahrip edilmesi gerektiğine karar verildi.

Kablo bağlanarak yüksek yapıyı öne çekip, dengesini bozmak için yapılan boş teşebbüslerden sonra, en sonunda temeli dinamitlenerek devrildi. O zaman bile, kule çökerken parçalanmadı. Zedelenmeksizin yana yattı ve en sonunda parça parça söküldü.

Radyo frekans alternatörü

1890′da Tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı. 184 kutuplu olan bir tanesi 10 kHz’lik çıkış veriyordu. Daha sonra, 20 kHz’e kadar yüksek frekansları elde etti. Ancak on yıl kadar sonra 50 kW çıkışlı radyo frekans üretecini Reginald Fessenden geliştirdi. Bu makine, General Electric tarafından 200 kilo Watt’a çıkarıldı ve Fessenden’in ilk alternatörlerini kuran, çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek, Alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı.

Hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan İngiliz işadamlarının, bu makineye ait patentleri elde etmek üzere olduklarını görünce, A.B.D. Donanmasının acele çağrısıyla “Radio Corporation of America (RCA)” şirketi kuruldu. Yeni firmanın 1919′da kurulmasıyla, Marconi Wireless Telegraph Co. of America firmasının güçlü fakat yetersiz, Marconi kıvılcımlı vericileri, çok başarılı olan Radyo Frekans alternatörleri ile yer değiştirdiler.

Birincisi N.J. New Brunswick’te kuruldu. 200 kilo Watt’da ve 21,8 kilo Hertz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı. Bu ilk, sürekli, güvenilir Atlantik aşırı Radyo servisi idi. Bu alternatörler, Tesla’nın kulesinin yerine, Radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı. Böylece Nikola Tesla’nın Dünya çapında telsiz hayali, 30 yıl sonra, icat ettiği vericinin kullanılmasıyla yeniden gerçekleştirildi.

Radar ve Türbinler

Tesla, birçok alanlarda yaratıcı araştırmalara devam etti. 1917′de uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla izlenebileceklerini açıkladı. Eğer bu radar değilse, neydi? Diğer bilim adamlarının varlıklarını keşfetmelerinden 20 yıl önce, kozmik ışınları açıkladı. 1929′a kadar çeşitli zamanlarda, buhar ve gaz için “kepçesiz” yüksek hızlı türbinler üzerinde çalıştı. Kolay öfkelenen Tesla ile, Edison Waterside Enerji Tesisi ve Allis Charmes Fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında ortaya çıkan sürtüşme, aleyhine oldu. Bugün, düz rotorlu Tesla türbinlerinin sonucu hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.

Yıllar geçtikçe, ondan, gittikçe daha az haber alınmaya başlandı. Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp röportaj yapmak istiyorlardı. Gittikçe garipleşti, gerçeklerden uzaklaştı, aldatıcı hayalciliğe yöneldi. Not alma alışkanlığı edinmemişti. Her zaman tüm araştırma ve deneylerine ait tüm bilgiyi aklında tutabildiğini iddia ve ispat etti. 150 yıl yaşamaya kararlı olduğunu ve 100 yaşının üstüne eriştiği zaman, araştırma ve deneyleri sırasında topladığı bütün bilgiyi etraflıca anlatarak, anılarını yazacağını söyledi. İkinci Dünya Savaşı sırasında öldüğü zaman, kasasına askeri yöneticiler el koydular ve kayıtların cinsine ait herhangi bir şey duyulmadı.

Tesla’nın kendine özgü bir tutarsızlığı da, kendisine iki şeref unvanı verildiği zaman ortaya çıktı. Birini reddetti. 1912′de Nikola Tesla ve Thomas Alva Edison’un 40.000 $’lık Nobel Ödülü’nü paylaşmaya seçildikleri açıklandı. Tesla, bu ödülü de reddetti. Her nasılsa, Edison’u sevenler tarafından kurulan AIEE Edison madalyasını 1917′de Tesla’ya layık görüldüğünde, bunu kabul etmeye yanaşabildi.

Kişilik

Tesla, yaklaşık 2 metrelik boyuyla kendi dönemine göre oldukça uzundu. Narin yapılı, beyaz tenli, mavi gözlü ve dalgalı kahverengi saçlıydı. Her zaman resmi giyinirdi.

Tesla saplantılı biriydi, garip huyları ve fobileri vardı. İşlerini üçerli gruplar halinde yapardı, ve numarası üçe tam bölünebilen bir otel odasında kalmak konusunda ısrarcıydı. Tesla mücevherden, özellikle inci küpelerden iğrenirdi. Temizlik ve hijyen konusunda çok titizdi. Yuvarlak nesnelere ve kendisininki dışında insan saçına dokunmaktan hoşlanmazdı.

Tesla güvercinlere özel bir ilgi duyardı. Parkta beslediği güvercinler için özel yemler sipariş eder ve güvercinlerin bazılarını otel odasına getirirdi. Hayvanları severdi.

Resmi yemekler dışında her zaman yalnız başına yemek yerdi, ve hiçbir koşul altında bir bayanla tek başına yemek yemezdi.

Tesla hiç evlenmedi. Bekar ve aseksüel olmasının bilimsel yeteneklerine yardımcı olduğunu düşünüyordu.

Tesla muhteşem şovmenlik yeteneğiyle tanınırdı. Buluşlarını ve deneylerini tıpkı bir sihirbaz gibi sanatsal bir şekilde tanıtırdı.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Albert Einstein

Yazan: admin | Mucitler | Pazartesi 15 Aralık 2008 20:48

(14 Mart 1879 – 18 Nisan 1955) , Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi.

20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenen Albert Einstein, Görelilik kuramını (diğer adları ile İzafiyet Teorisi ya da Rölativite Kuramı) geliştirmiş, kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar sağlamıştır. Kuramsal fiziğine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiği açıklamadan dolayı 1921 Nobel Ödülü’ne layık görülmüştür. (Nobel Ödülü’nün ve Nobel Komitesi’nin o zamanki ilkeleri doğrultusunda, bugün en önemli katkısı olarak nitelendirilen Görelilik kuramı fazla kuramsal bulunmuş ve ödülde açıkça söz konusu edilmemiştir.)
Einstein 1879 yılında Güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda bu korkularının gereksizliği anlaşılacaktı. Giderek meraklı, hayal gücü zengin bir çocuk olarak büyüyordu.

Okulu hiçbir zaman sevemedi. Gerçekten de, genç Einstein’ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri, kendisinin de sonradan belirttiği gibi, okulda değil başka yerlerde atılmıştı: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklid geometrisi.Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!”

Lise öğrenimini 1894′te İsviçre’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi.

Einstein, Sırp asıllı Mileva Maric adlı bir fizik öğrencisi ile evlendi. Mileva, Einstein’nın 1905′te çıkardığı araştırmanın hesaplarında yardımcı olmuştur.

1955′te hayata gözlerini yumana kadar dünyasına çok şey kattı. 1916′da yayımladığı “Genel Görelilik Kuramı“, 1921′de “fotoelektrik etki ve kuramsal fizik” alanında çalışmalarıyla aldığı Nobel Fizik Ödülü, dahinin en önemli başarılarından sadece ikisi ya bilinmeyen dünyası… Bern’de federal patent dairesinde görev aldı. Bu görevden arta kalan zamanlarda çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan problemler üzerinde düşünme fırsatı buldu. Önce atomun yapısı ve Max Planck’ın kuantum teorisi ile ilgilendi. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdu ve Avogadro sayısının değerini hesaplayarak teorisini test etti. Kuantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisi oldu ve bunu ışıma enerjisine uyguladı. Bu da onun, tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını ve fotoelektrik olayını açıklayabilmesini sağladı.

1905 yılında “Annalen der Physik” dergisinde bu çalışmalarını açıklayan iki yazısından başka, üçüncü bir yazısı daha çıktı ve bu yazıda görecelik teorisinin temelini attı. Teorileri sert tartışmalara yol açtı. 1909′da Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Prag’da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü’nde profesör oldu. 1913′de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsü’nde ders verdi ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildi.Bir bilim adamı olarak 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldı. . İlk eşinden Hans ve Eduard isminde iki erkek çocuk sahibi olan bilim adamını 1914 yılında eşi terk etti. 1. Dünya Savaşı nedeniyle yiyecek kıtlığı sırasında mide ağrıları çeken bilim adamına kuzeni Elsa bakmış ve ikinci defa kuzeni Elsa (takma ismi Else) ile evlenmiştir.

Birçok özlü inceleme yazısı yayımladı ve bunlarda teorilerini geliştirdi. 1921′de Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı.

Yabancı ülkelere birçok gezi yapmakla birlikte 1933′e kadar Berlin’de yaşadı. Almanya’da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya’dan ayrıldı. Paris’te College de France’ta ders verdi; burdan Belçika’ya oradan da İngiltere’ye geçti. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study’de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçti.

Küçük oğlu Eduard akıl hastalığı nedeni ile Zürih yakınlarında bir bakım evinde hayatını geçirmiş; büyük oğlu Hans, babası ve annesinin karşılaştığı Zürih Polytecnic’te mühendislik okumuş ve daha sonra University of California, Berkley’de profesörlük yapmıştır. 1955′de Princeton’da ölmüştür; oğlu Hans yanında bulunmuştur.

Üvey kızı Margot Einstein, bilim adamının kişisel mektuplarını özenle herkesten saklamış ve kendisinin ölümunden 20 yıl sonra daha saklı kalmasını vasiyet etmisti. Günümüzde Princeton Üniversitesi tarafından basılan bu mektuplar bilim adamının gizli kalmış özel yaşamı hakkında ilginç bilgiler sunmaktaydı.

Buluşları

Einstein’ın gazetecilere dil çıkarması

Einstein’ın fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi.

Bu teori üç bölüme ayrılır:

  1. mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren Özel Görelilik (1905);
  2. Eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren Genel Görelilik (1916);
  3. Elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri.

İlk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar. Einstein atom ile ilgili olarak: “Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar.” demiştir. Ayrıca birçok kişinin ilgisini çeken “Neden Sosyalizm?” adlı yazısı Monthly Review adlı aylık dergisinin, ilk sayısının, ilk yazısıdır.

Bazı Eserleri

  • Einstein, Albert, İzafiyet Teorisi
  • Einstein, Albert (1954), Fikirler ve Tercihler
  • Einstein, Albert (1940), “On Science and Religion”, Nature 146: 605
  • Einstein, Albert (Mayıs 1949) “Neden Sosyalizm?”, dergi yazısı.
  • Einstein, Albert (1950), “On the Generalized Theory of Gravitation”, Scientific American CLXXXII (4): 13–17
Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Tüm icatlar 2

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 1 Aralık 2008 22:50

MİLATTAN SONRA

999 Bir keşiş tarafından ilk mekanik saat icat edildi
1000~Türk gök bilimci BıRUNı 13 000 sayfalık araştırmalarını yayımladı
1010~Türk ıbn SıNA 270 kitaplık araştırmalarını yayımladı
1020~Irak ıbn-ül HEYSEM Optik konusunda ayrıntılı araştırmalar kitabını yayımladı
1045 Çin Pi CHENG portatif matbaa harflerini keşfetti
1280 ıtalyan ARMATı gözlüğü ict etti (kontak lens üzerindeki ilk çalışmalar ise Leanardo da Vinci tarafından yapılmıştır)
1453 Polonyalı Keşiş Nicolas KOPERNICUS Dünya ve güneş sistemi kuramını ortaya attı
1521 Türk Piri REıS Kitab-ı Bahriye adını verdiği gerçeğe en yakın Dünya haritasını yayınladı
1528 Türk PıRı Reis ikinci haritasını yaptı
1592 ıtalyan GALıLEO 30 kez büyüten teleskopu yaptı (daha önce Hollandalı gözlükçü Hans Lippershey ilk teleskopu bulmuştu)
1614 ıskoçyalı John NAPıER Logaritma cetvelini ict etti
1618 Alman Johannes KEPLER Güneş sisteminin yasalarını keşfetti
1642 matematikçi Blaise PASCAL ilk toplama makinesini icat etti
1643 ıtalyan Evangelista TORıCELLı cıvalı barometreyi buldu
1666 Pariste Kraliyet Bilimler akademisi kuruldu
1687 ıngiliz ısac NEWTON evrensel çekim yasalarını keşfetti.
1492 ıspanyol Kristof KOLOMB Amerika’ya ayak bastı
1507 ıtalyan Amerigo VESPUCCı Amerikanın yeni kıta olduğunu kanıtlar
1630~Türk Hazarfen Ahmet çelebi yaptığı kanatlarla ilk kez uçmayı başaran adam oldu
1680~Türk Lagari Hasan çelebi aya gitme denemesini yaptı
1698 ıngiliz Thomas SAVERY ilk buharlı makineyi yaptı
1704 ıngiliz NEWTON Optik adlı kitabını yayımladı
1742 ısveç Anders CELSıUS sıcaklık ölçümleri için standart geliştirdi
1763~Fransız Claude CHAPPE uzaktan yazma anlamına gelen Telgrafı icat etti
1777 ıngiliz James WATT uzun süreli çalışan buharlı makineyi yaptı
1778 Fransız Joseph BRAMAH ilk modern tuvaleti tasarladı ve patentini aldı
1783 Fransız MONTGOLFıER kardeşler ilk uçan balonla yolculuk yaptılar
1783 Fransız LENORAD ilk tasarladı
1789 Fransız Antoine LAVOISIER Oksijeni ve kimyasal adlandırma tablosunu yayımladı
1796 Edvard JENNER çiçek aşısını buldu
1799 ıtalyan Alessandro VOLTA ilk elektrik bataryasını yaptı
1800~Fransız Dominique LARREY ilk fikrini ortaya atmıştır.
1804 ıngiliz Richard TREVıTHıCK ray üzerinde 16 Km hızla giden ilk lokomotifi icat etti
1816 ıngiliz George MANBY yangın söndürücü bir tüp tasarladı
1816 Fransız Rene LAENNEC ilk tıpta kullanılan stetoskobu ict etti
1820 Danimarkalı Hans OERSTED elektromanyetik akımı keşfetti
1826 Fransız Joseph NIEPCE ilk fotoğraf çekimini başardı
1830 Fransız terzi Berthelemy THIMONNIER ilk dikiş makinesini yaptı (bu tip makineleri üretip satan ilk kişi Isac SINGER dir)
1831 ıngiliz Michael FARADAY elektromanyetik kuramları keşfetti
1836 ABD Samuel COLD kendi adını verdiği tabancayı tasarladı
1837 ıngiliz COOKE ve WHEATSTONE ilk elektrikli telgrafı icat ettiler
1843 ABD Samuel MORS kendi adını verdiği bir kodu tasarladı
1846 ABD dişçi William ORTON ik kez ameliyatında uyuşturma ve ağrıyı azaltmak için eteri kullandı
1849 ABD Walter HUNT ilk modern çengelli iğneyi tasarladı ve patentini aldı
1852 ABD Elisha OTıS ilk Asansörü icat etti
1853 Fransız PRAVAZ ilk deri altı şırıngasını tasarladı
1853 ıtalyan Linus YALE kendi adıyla anılan pimli kapı anahtarını icat etti
1855 ıskoç James MAXWELL Faraday kanunlarını matematiksel olarak kanıtladı ve kendi kuramını yazdı
1859 ıngiliz Charles DARWIN Türlerin kökenleri adlı evrim kuramını yayınladı
1860 Belçika Müh ilk tek zamanlı ve içten yanmalı motor yaptı
1867 ABD Christopher SHOLES gerçek anlamda ilk daktiloyu icat etti
1863 ıngiltere Londrada ilk metro çalışmaya başladı
1869 Rus Dimitriy MENDELEYEV Periyodik elementler tablosunu yayımladı
1865 ısveç Alfred NOBEL dinamiti ict etti
1876 ABD EDıSON tarafından dünyanın ilk Endüstriyel Araştırma Laboratuvarı kuruldu. ( bu laboratuarda 1093 adet patentli icatta bulunmuştur.)
1876 Alman Nikolaus OTTO 4 zamanlı motoru yaptı
1876 ABD ıskoç asıllı Alexander ilk telefonu icat etmiştir. (Tarihteki ılk uzaktan konuşma denilen Tele-Phone konuşması 10 Mart 1876 BELL ile yardımcısı Watson arasında yapılmıştır)
1877 ABD Thomas EDıSON Fonograf denilen ses kayıt cihazını icat etti
1878 ıngiliz Joseph SWAN elektrik ampulünü icat etti
1879 Alman Ernst von SıEMENS ilk elektrikli treni icat etti
1880 ABD Thomas EDıSON elektrikli ampulü güvenli hale getirerek satışa sundu
1882 Alman Robert KOCH Kolera virüsünü tanımladı
1884 Hiram MAXIM tam otomatik makineli tüfeği yaptı
1885 Alman Karl BENZ 14,5 Km hız yapabilen satış amaçlı ilk arabayı üretti
1885 Alman Heinrich HERTS Elektromanyetik dalgalarının varlığını keşfetti
1885 Fransız Louis PASTEUR kuduz aşısını buldu
1887 ABD Emile BERLıNER Gramafonu (Plak) icat etti ve patentini aldı
1888 ABD George EASTMAN ilk taşınabilir fotoğraf makinesini yaptı
1894 ABD Jesse RENO ilk yürüyen merdiveni tasarladı
1894 Fransız LıMUERE kardeşler ilk sinema makinesini icat ettiler
1895 Alman Wilhelm RONTGEN X ışınlarını keşfetti
1896 ıtalyan Guglielmo MARCONı Radyo dalgalarıyla ilk yayını yaptı
1896 Fransız Antoine BECQUEREL Uranyumun radyoaktif madde olduğunu keşfetti
1898 Danimarkalı Valdemer POULSEN ılk teybi icat etti
1900 Norveç VAALER Kağıt tutturmada kullanılan Ataç ı geliştirdi
1901 ABD GıLETTE ve NıCKERSON körlenince atılan tıraş bıçağının patentini aldı
1901 ıngiliz Hubert BOOTH ilk elektrikli süpürgeyi icat etti
1901 ılk kez okyanus aşırı radyo yayını yapıldı
1902 Polonya Marie CURıE ve kocası Pierre CURıE Radyumu keşfettiler
1903 ABD WRIGHT kardeşler ilk motorlu uçağı tasarladılar
1903 Fransız Gustave LıEBAU ilk emniyet kemerini tasarladı ve patentini aldı
1903 Hollanda Dr Willem EıNTHOVEN Elektro kardiografi cihazını icat etti
1904 ıngiliz John FLEMıNG ilk vakum tüpü () icat etti
1905 ABD EINSTEIN (Musevi asıllı Alman) görecelik kuramını yayınladı. Bu yazısını 1915 ve 1919 da tamamladı
1906 ABD Alva FıSHER ilk çamaşır makinesını ict etti
1907 Kanada Reginald FESSENDEN radyo aracılığıyla ilk insan sesini iletti
1907 Fransız Paul CORNU ilk motorlu helikopteri uçurdu
1908 Alman GEIGER kendi adını verdiği ve Radyasyonun varlığını saptayan cihazı geliştirdi
1908 ABD Henry FORD T modeli adındaki ilk seri üretim otomobili yaptı. ılk üretim bandı fikrinin de babası olan Ford 1913 de günde 1000 üretebiliyordu
1911 Norveç Roald AMUNDSEN Güney kutbunu keşfetti
1913 ABD Elmer SPERRY ilk Robotu yaptı (ROBOT kelimesi Çek dilinde “zorunlu emekanlamındadır ve deyim tarlada köle gibi sürekli çalışan işçiler için kullanılmıştır)

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

ilginç icatlar

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 1 Aralık 2008 22:42

İlginç İcatlar...........

Yeni çıkacak bu yüzükler sayesinde, doğum günlerini, evlilik yıldönümlerini unutmayacaksınız. Son 24 saat içinde her saat, parmağınızı 10 saniye boyunca 120 dereceye kadar ısıtıyor.

İlginç İcatlar...........

Bu tam 444 adet devreler ihtiva eden plaketten yapılmış. Gün boyu ışığı ile şarj olan elbise, geceleyin ise değişik renk ve şekillerde ışımaya başlıyor. Üstelik bu ışık oyunları bir bilgisayarla değiştiriliyor

İlginç İcatlar...........

Güzel bayan nefes aldıkça, pervane dönüp üretiyor ve şiddetine göre led parlıyor.

İlginç İcatlar...........

Ev kadınlarının büyük yardımcısı olmaya aday bir .. Yemeklerin lezzeti artacak.. Kesme tahtası üzerinde doğradığınız malzemenin ağırlığını görebiliyorsunuz.

İlginç İcatlar...........

Hijyen günümüzün sorunu. Bir kullanımlık ve hijyenik şartları yerine getiren ürünler revaçta..Ve işte tek kullanımlık sabun.. 18 boyunca mükemmel temizlik. 3-4 cm koparın ve kullanmaya başlayın. Bitkisel bazlı rulo, kullan at sabun.

İlginç İcatlar...........

Dünyada ve Türkiye’de bir ilk.. FOTOSELLİ TAHARET MUSLUĞU
Elinizi her uzatışta 10 saniye süreyle su verir ve otomatik kapanır.Maksimum hijyeni,su tasarrufu ve sağlamlık.4 adet AAA kalem pille 1 yıldan fazla çalışır.

İlginç İcatlar...........

Geçebileceğiniz şekilde açılabilen otomatik kapılar..Yatay çubukların uçlarında bulunan sayesinde çubuklar geçeceğiniz kadar açılıp, ısı yalıtımında yüksek başarı sağlıyorlar.

İlginç İcatlar...........

Dünyanın en hızlı transistörü…Amerika’da geliştirilen bu transistör 604 GHz frekansta çalışabiliyor. Diğer bir deyişle saniyede 604 milyon işlem yapabiliyor ve kullanılmakta olan en hızlı transistörden tam üç kat hızlı.

İlginç İcatlar...........

LED ( Işık yayan ) teknolojisiyle üretilmiş süper ışık kaynakları…Yeni nesil aydınlatma araçlarında artık plastik kılıflarından çıkarılarak daha verimli hale getirilen ‘ LED ‘ adı verilen elektronik parçalar kullanılıyor. 22 watt bir elektrik gücü ile 45 – 65 wat arası ışık gücü almak artık mümkün. Sistemin ömrü ısınan bir eleman olmadığı için 50,000 saate kadar, yani yaklaşık olarak 35 seneye çıkıyor.

İlginç İcatlar...........

Teknoloji hız kesmiyor. Ve şimdi de yer kaplamayan rulo tv….Görüntülemede “OLEDs”, yani organik led teknolojisi kullanılmış kağıdı kalınlığında kıvrılabilir ekran

İlginç İcatlar...........

Bluetooth Sanal Klavye…Şarjlı pillerle 120 dakika çalışabilen 64 tuşlu bu ‘Q’ sanal klavyeyi kullanabilmek için sadece görüntünün oluşacağı düz bir alan gerekli. Üstelik tuşlar da ‘beep’ sesli!

İlginç İcatlar...........

Suyun basıncı ile çalışan, veya elektirik gerektirmeyen ışıklı duş başlıkları…Suyun basıncı ile çalışan bu ışıklı duş başlıkları, suyun sıcaklığına göre renklerini değiştiriyorlar.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Fizik icatları

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:21

BİLİM ADAMLARININ FİZİKTEKİ BULUŞLARI

1897:Pieter Zeeman Joseph John ;
Zeeman, ışığın bir içindeki yüklü parçacıkların hareketi sonucu yayımlandığını
buldu.Thomson’da , elektronu keşfetti.

: Max Planck:
Karacisim ışınmasını kuantum enerji yayımı ile açıkladı. Kuantum kuramı böylece doğmuş oldu

1914:James Franck Gustav Hertz ;
bir elektron saçılım deneyiyle duragan durumların varlığını doğruladı.

1923: Arthur Compton;
x- ışınlarının elektronlarla etkileşimlerinde minyatür bilardo topları gibi davrandıklarını gözlemledi. Böylece ışığın parçacık davranışı hakkında yeni kanıtlar ortaya koydu.

1924: Erwin Schrödinger;
kuantum fiziğinin, “dalga mekaniği” diye adlandırılan yeni bir betimlemesini geliştirdi. Yeni kavram daha sonra “Schrödinger denklemi” diye adlandırılan, bilimin en önemli formüllerinden birinide kapsıyordu.

1924: Satyedra Nath Bose ;
Kuantum parçacıklarını saymak için daha sonra Bose-Einstein  İstatistiği diye adlandırılacak olan yeni bir yöntem buldular. Ayrıca uç , derecelerde soğutulmuş atomların tek bir kuantum  durumuna yoğuşacaklarını önerdiler. “Bose-Einstein Yoğunlaşması”  1990’lı yıllarda deneysel olarak gerçekleştirildi.

1925:Wolfgang Pauli;
Aynı özelliklere sahip fermiyon türü iki parçacığın, aynı enerji düzeyinde bulunamıyacağını söyleyen “Dışlama İlkesi”ni açıkladı.

1926;Erwin Schrodinger;
Kuantum fiziginin,”dalga mekanigi” diye adlandirilan yeni betimlemesini gelistirdi.

1926: . A-M. Dirac;
İki adamı, kuantum mekaniğinin parçacıkları saymak için yeni bir yola gereksinme duyduğunu belirlediler. “Fermi-Pirac istatistiği”katıhal fiziğine kapıyı aradı.

1928: Dirac;
Elektronun karşı maddenin varığını da öngören relativistik bir kuramını ortaya koydu.

1934: Hideki Yukawa;
Çekirdek kuvvetlerinin, mezon denen ağır parçacıklarca ilettiği düşüncesini ortaya attı. Bunların elektromanyetik kuvvete aracılık eden fotonlarla benzer işlev yaptığını öne sürdü.

1946-48: Isidor ı.Rabi. Willis Lamb Polykarp Kusah;
Dirac kuramında tutarsızlıklar keşfetti.

1964: John S. Bell;
“Bell eşitsizlikleri” denen deneysel bir testle kuantum mekaniğinin bir sistem için en eksiksiz tamamı verip vermediğinin sınana bileceğini söyledi.

1964: Murray Gelln – Mann;
Madde parçacıklarını oluşturan ve kuark adı verilen temel parçacıklarla ilgili bir model geliştirdi. Kuarkların varlığı 1969 yılında deneysel olarak kanıtladı.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

« Önceki Sayfa