Charles Lindbergh

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

Savaştan sonra Lindbergh kendi kabuğuna çekilerek çeşitli havacılık firmaları için danışmanlık yaptı. Boeing 747 jetinin tasarımına yardım etti. Başkan Dwight D. Eisenhower ona itibarını iade etti. 1953’te Lindbergh, 1927’deki Atlas Okyanusunu tek başına geçişini anlatan The Spirit of St. isimli kitabını yayınladı. Bu kitapla 1954’te Pulitzer Ödülünü kazandı. 1960’ların sonunda Lindbergh çevre koruması faaliyetlerine ayırarak geçirdi. Son yıllarını Hawaii adalarından biri olan Maui’de geçirdi. 26 August 1974’te aynı ada da kanserden öldü ve burada gömüldü. Ölmeden önce, gömüleceği yerin ve mezarının tasarımını ve tabutunu kendi yaptı.

Charles Augustus Lindbergh, Jr. (d. 4 Åžubat 1902 – ö. 26 AÄŸustos 1974), “Åžanslı Lindy” ve “Yalnız Kartal” adlarıyla da bilinen ABD’li pilottur. 1927 yılında Atlas Okyanusu’nu uçakla tek başına geçen ilk pilottur.

Charles Augustus Lindbergh 4 Åžubat 1902 yılında Detroit’te doÄŸdu. Minnesota’nın Little Falls ÅŸehrinde ki bir çiftlikte büyüdü. Babası Charles Augustus Lindbergh, Sr isimli bir avukat annesi ise Evangeline Lodge Land isimli bir öğretmendi. Babası 1907′de Amerikan Senatosu’na Minesota’dan seçilerek 1917′ye kadar orada kongre üyeliÄŸi yaptı. Lindbergh, çocukken makinalara karşı çok büyük bir ilgi duyuyordu. 18 yaşına geldiÄŸinde Wisconsin Üniversitesi’ne girdi. Üniversitede iki yıl mühendislik okuduktan sonra uçaklara olan ilgisi yüzünden okulu terkederek yeni geliÅŸmekte olan havacılık alanına girdi. Kasaba fuarlarında havada uçmakta olan uçakların kanatlarında yürümek, yüksek hızla uçaklardan aÅŸağı sarkınmak ve paraşütle uçaktan atlamak gibi o günler için çok yeni ve tehlikeli olan gösteriler yapmaya baÅŸladı. Gözü pekliÄŸiyle ünlendi. 1923 yılında babasının kefilliÄŸiyle bankadan 900 dolar krediyle ordudan çıkma bir Curtis JN-4 model, 90 beygir gücünde bir uçak satın aldı. 1924′te Lindbergh pilot olmak için orduya yazıldı. 1925′de Ordu’nun uçuÅŸ eÄŸitim okulunu birincilikle tamamlayarak mezun oldu. UçuÅŸ okulundan mezun oluduktan sonra Robertson Aircraft Corporation adlı firmada posta uçağı pilotu olarak iÅŸe baÅŸladı. St. Louis’den Chicago’ya posta taşıdı.

Lindberghler Avrupa’da yaÅŸarken, Fransa ve Almanya havacılık alanındaki katetmiÅŸ oldukları endüstriyel geliÅŸmeleri göstermek için Lindberg’ü ülkelerine davet ettiler. Lindbergh özellikle Nazi Almanyasının havacılık endüstrisinde yapmış olduÄŸu geliÅŸmelerden çok etkilendi. Bu ülkedeyken 1938 yılında Hermann Goering tarafından Almanya ÅŸeref madalyası ile taltif . Lindbergh ve ailesi 1939 yılında Amerika’ya geri döndüler. Lindbergh’de babasının Amerika’nın gönüllü olarak I. Dünya Savaşına girmesini protesto etmek için Amerikan Kongresinden istifa ettiÄŸi gibi, o da Amerika’nın gönüllü olarak II. Dünya Savaşına katılmasını önlemek için Önce Amerika Komitesine katıldı ve komitenin baÅŸ konuÅŸmacısı oldu. Franklin D. Roosevelt’i, Yahudileri ve İngilizleri gereksiz yere ABD’yi savaÅŸa sürüklemekle suçladı. Fakat Japonların 7 Aralık 1941’de Pearl Harbour’u bombalaması üzerine bu aktivitelerini durdurup orduya yazılmak istedi. Bu isteÄŸi yetkililer tarafından kabul edilmedi. Lindbergh’de ülkesine hizmet edebilmek için Ford Motor Company ve United Aircraft Corporation’ın kendisine teklif ettiÄŸi teknik danışmanlık ve test pilotluÄŸu görevlerini kabul ederek ABD’nin Büyük Okyanusunda bulunan uçak filolarını denetlemek ve teknik danışmanlıkta bulunmak üzere buraya gitti. Böylece, Lindbergh ABD’nin Büyük Okyanus’ta Japonlara karşı yaptığı savaÅŸta yerini aldı ve gayri resmi olarak 50 uçuÅŸ görevine katıldı ve Japonlara karşı en ön saflarda savaÅŸtı.

1919 yılında, Raymond Orteig adında bir Fransız asıllı Amerikalı otel sahibi New York’ tan Paris’ e kesintisiz uçan ilk pilota 25.000 dolar vaad etti. Orteig ödülünü kazanmaya çalışan birkaç pilot da hayatlarını kaybetti. 1927 yılına gelindiÄŸinde hala kimse Orteig ödülünü kazanmaya baÅŸaramamıştı. Bu arada, Lindbergh doÄŸru uçakla bu iÅŸi yapabileceÄŸine yani Atlas Okyanusunu tek başına geçip Paris’ e inebileceÄŸine inandı. Fakat yeni bir uçak alabilmesi için gerekliydi. Gerekli olan parayı da dokuz St. Louis’ li iÅŸ adamından buldu. Lindbergh, eÄŸer Atlas Okyanusunu geçecekse bunun bir tek motorlu uçakla mümkün olabileceÄŸine inanıyordu ve böyle bir uçak inÅŸa ettirmek istedi. Görüşme yaptığı bazı uçak üreticileri onun bu fikrini gerçekçi bulmadı ve uçağın güvenlik açısından iki veya daha fazla motorlu olması gerektiÄŸini söylediler. Buna karşılık Lindbergh iki motorun riski ikiye katlayacağına inandığı için bu önerileri kabul etmedi. Åžubat 1927’ de beklediÄŸi teklif Ryan Havayoları adlı San Diego, Kaliforniya’ da bulunan bir uçak üreticisinden geldi. Lindberg hemen Kaliforniya’ ya giderek firmayı ziyaret etti. İlk baÅŸta firmayı beÄŸenmese de firmanın sahibi ve baÅŸ mühendisiyle yaptığı toplantıdan sonra ikna oldu. The Spirit of St. Louis (uçak ismini yatırım yapan iÅŸ sahiplerinin yaÅŸadığı ÅŸehirden aldı) bu firma tarafından inÅŸa edilecekti. OlaÄŸanüstü özverili bir çalışmadan sonra uçak iki ay sonra 28 Nisan 1927’ de bitirildi. Lindbergh’ün isteÄŸi üzerine uçakta bazı deÄŸiÅŸiklikler yapıldı. Yakıt deposu uçağın arkası yerine ön tarafa motorun hemen arkasına konuldu. Bunun nedenini ise Lindbergh: “uçuÅŸ sırasında zorunlu iniÅŸ yapmak mecburiyetinde kalırsam motorla yakıt deposu arasında sıkışıp kalmak istemem” diye açıkladı. Bu yüzden de uçaÄŸa ön cam takılmadı. Uçarken önünü görmek için ya periskobu kullandı ya da başını camdan çıkarmak suretiyle ilerisini görmeye çalıştı. Lindbergh uçağını 10-11Mayıs, 1927’de San Diego’dan New York’a 20 saat 21 dakika da uçarak test etti. Aynı zamanda bu kıtaiçi hız rekoruydu. Bu arada 10 Mayıs’ta Charles Nungesser ve François Coli (yön bulucu) isimli iki Fıransız ödülü kazanmak için Paris’ten New York’a doÄŸru uçuÅŸa geçti. İşte bu anda Lindbergh bütün umutlarının kaybolduÄŸunu hissetti. Fakat kalkıştan sonra bu ikiliden bir daha haber alınamadı. Bu haberden sonar Åžanslı Lindy’nin bu uçuÅŸu yapabilme umudu hala devam ediyordu. Lindbergh, New York’un Long Island bölgesinde bulunan Curtis Havaalanına 12 Mayıs’ta indi ve Garden City Oteli’ne yerleÅŸti. Kıtalararası uçuÅŸunu hava ÅŸartlarından birkaç kez ertelemek zorunda kaldı ve havanın düzelmesini beklemeye baÅŸladı. Bu arada rakiplerinin de her an bu uçuÅŸu gerçekleÅŸtirebilecekleri haberlerini alıyor, acele etmesi gerektiÄŸini hissediyordu. Hava ÅŸartları uygun olmadığı halde 20 Mayıs 1927’de uçuÅŸu denemeye karar verdi. 19’u akÅŸamı oteldeki gazeteciler ve kalabalıktan uyuyamadı. Ertesi sabah uykusuz bir ÅŸekilde sisli ve buzlu bir havada Long Island’da bulunan Roosevelt Havaalanı’ndan (Åžu anda bu pistin yerinde “Roosevelt Mall” adında bir alışveriÅŸ merkezi yükselmektedir) tek başına Paris’e gitmek üzere havalandı. 21 Mayıs 1927, saat 10:22:30’da Paris’in Le Bourget Havaalanı’na indi. “The Spirit of St. Louis” onu 33,5 saatte 5.800 km taşımıştı. Bu kıtalararası uçuÅŸ onu aniden dünyada en tanınan insanlardan biri haline getirdi. Fakat Atlas Okyanusu’nu tek motorlu bir uçakla geçmesi hiç de kolay olmamıştı. Uykusuz baÅŸladığı bu 33,5 saatlik uçuÅŸ sırasında zaman zaman uykusuzluÄŸa yenik düşmüş, zaman zaman da yaÄŸmur ve fırtınalar atlatmış, hatta halisülasyonlar görmüştü. Okyanusa çok yakın uçması ve kontrolünün hassas olması sayesinde Lindbergh uykuya daldığı zaman uçağın tekerlekleri su yüzeyine çarparak onu uyandırmış ve kontrolü tekrar ele almasını saÄŸlamıştır. UçuÅŸun zorluklarından bir baÅŸkası ise, gideceÄŸi istikameti sadece bir yardımıyla bulmuÅŸ olmasıdır. Bu uçuÅŸun dünyada yarattığı büyük heyecanın sebepleri; Lindbergh’in gençliÄŸi ve daha önce haftalar süren Atlas Okyanusu geçiÅŸini saatlerle ölçülen bir süreye indirmesidir.

Amerikan Hükümeti Lindbergh’ün bu ününden yararlanmak için onu iyi niyet elçisi olarak davet edildiÄŸi ülkelere göndermeÄŸe baÅŸladı. Latin Amerika ülkelerine düzenlediÄŸi gezinin Meksika durağında Amerikan Konsolosunun kızı olan Anne Spencer Morrow’la tanıştı ve 1929 yılında evlendi. Bu evliliÄŸinden 6 çocukları oldu; Charles Augustus Lindbergh III (1930-1932), Jon Lindbergh (d. 1932), Land Morrow Lindbergh (d. 1937), Anne Lindbergh (1940-1993), Scott Lindbergh (d.1942) ve Reeve Lindbergh (d.1945). 1 March 1932’de Charles Augustus Lindbergh III, daha 20 aylıkken New Jersey’deki evlerinde beÅŸiÄŸinde uyurken çocuÄŸun yatak odası penceresine dayanan bir mediven vasıtasıyla bir kiÅŸi tarafından kaçırıldı. 10 hafta süren ve fidye pazarlıklarından sonra oÄŸlunun cesedini evlerinden birkaç kilometre ötesinde buldular. Bruno Hauptmann adındaki bir Alman göçmeni oÄŸlunun katili olarak yakalandı. Mahkeme edilip suçlu bulunduktan sonra 1938’de idam edildi. Katili yakalayan Amerikali Albay Norman H. Schwarzkopf daha sonralari Iran baskenti Tahran da jandarma kurmakla gorevlendirildi. Bu dava basının ve halkın ilgisinden dolayı “yüzyılın davası” olarak tarihe geçti. Bu davanın görülmesinden sonra Lindberghler kamuoyunun gözlerinden uzak kalabilmek için İngiltere’ye yerleÅŸtiler.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Charles_Lindbergh

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Naylon çorap

Yazan: admin | Genel | Pazartesi 20 Aralık 2010 02:15

Ancak polyester çabuk eridiÄŸi için giysi yapımında kullanmaya uygun deÄŸildi. Du Pont’un polyester yerine poliyamid kullanmasıyla, bildiÄŸimiz naylon ip 1938′de , ilk naylon çorap ise aynı ÅŸirket tarafından bir yıl sonra üretildi. İlk satışın gerçekleÅŸtirildiÄŸi 1940 yılının Mayıs ayında dört günde tüketilen çorap miktarı 4 milyon adetti. Daha sonra II. Dünya Savaşıyla birlikte Du Pont ÅŸirketi naylonu ,ip ve çadır yapımında kullanmaya baÅŸladı.

İlk naylon ipliÄŸi ABD’li ÅŸirket Du Pont’un kimyageri Wallace Hume Carothers tarafından tesadüfen bulunmuÅŸtur. ErilitmiÅŸ polyester geçirilen çubuklar birbirinden uzaklaÅŸtırıldığında , ortaya ipeÄŸe benzer yapıda kopmadan uzayabilen bir madde çıkıyordu.

Gün boyunca bacakların şeklini alan çorapların eski formuna gelmesi ve dayanıklı olması için her akşam soğuk suda, sabunla elde yıkanması ve kendi kendine kurumaya bırakılması yeterli olmaktadır.

Çabuk kaçan naylon çoraplara karşı 2003 yılında sprey çorap geliÅŸtirmiÅŸtir. Türkiye’de bulunan ve 50 gramlık kutularda toz halinde satılan sprey çoraplara, bacaklar yukanmadıkça bir ÅŸey olmamaktadır. Naylon çorap ise genellikle Türkiye’de ilk yapan Parizien markasıyla girdiÄŸinden dolayı bu isimle de anılmaktadır.

Naylon çorapların pek çok farklı çeşidi üretilmiştir. Selülit önleyi çoraplarda A vitamini, kafein ve mentol bulunurken, nemlendiricili çorap çeşitleri ise E vitamini içermektedir. Antibakteriyel çoraplar ise her türlü bakteri ve mantara karşı koruma sağlamakta ve koku oluşumunu engellemektedir. Her üç çorap çeşidi de 30 yıkamaya kadar özelliklerini yitirmemektedirler.

Tabakalar halindeki naylonların birleÅŸtirilmesiyle üretilen arkası dikiÅŸli naylon çoraplar, son derece seksi bulundu. DikiÅŸli naylon çorap bulamayan kadınlar ise bacaklarının arkasına kömür ve göz kalemi ile yukarıdan aÅŸağıya doÄŸru dikiÅŸ çizgisi çizmeye baÅŸladılar.Külotlu çorabın da ortaya çıktığı 1960′larda ipek ip karıştırılarak kullanılmaya baÅŸlanan Likralı çorap’lar ise daha esnek, hafif ve zarif görünümlüydü. Bugün ideal esneklikteki çoraplar yüzde on beÅŸ ila yüzde yirmi oranında ipek içermektedirler.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Naylon_%C3%A7orap

Tags: , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , ,

japonlar dokunmatik fare icat etti

Yazan: -icat-mucit | Yeni icatlar | Salı 28 Nisan 2009 16:51

için dokunmatik etti

windows 7 dokunmatik ekranları tanıyor.fakatbu zor olabilir ve kirlenme sorunu var

japonlarda bunun için özel fare geliştirmişler

iÅŸte….


Kaynak

Tags: , , , , , ,

Etiketler:, , , , , ,

çayı kim keşfetti

Yazan: -icat-mucit | buluşlar | Çarşamba 8 Nisan 2009 19:18

ÇAYMÖ 2737′de Çin İmparatoru Shen Nung, çayı keÅŸfetti. Çin imparatoru bahçesinde oturmuÅŸ dinlenirken yanında kaynayan suyun içine rüzgarla birlikte gelen birkaç çay yaprağı düşer. İmparator, oluÅŸan kokudan çok hoÅŸlanır ve tadına bakmak ister. İşte çayın hikayesi böyle baÅŸlar. Zamanla çeÅŸitli iÅŸlemlere tabi tutulan çay bugünkü halini almıştır.

Önce Çinliler, daha sonra çayı onlardan altıncı yüzyılın sonuna doğru aldıkları söylenen , kendi dini ritüellerine ve eskiden beri törensel olan yemek adabına uygun düşen bir çay içme töresini geliştirmişler. Dünya üzerinde milyonlarca kişi gün boyu çay içerken bunu sıradan bir iş gibi yaparken, ve Çinliler, buna derin bir anlam yüklüyor.

Avrupa’da 17. yüzyıldan beri bir keyif maddesi olarak bilinen çay, 19.yüzyılda tüm Kuzey Denizi civarında, bir halk içeceÄŸi haline gelmiÅŸtir.
Tüm dünyada, toplumsal yaşamda oldukça önemli bir yer tutan çayı, hintliler süt ve şekerle, Kuzey Afrikalılar yeşil çayı taze nane ile lezzetlendirirler. Çay kültürü her ülkede farklı yorumlanmaktadır.

İlk dönemde, yapraklar buhardan geçiriliyor, havanda eziliyor, bir kaba konuluyor ve pirinç, zencefil, tuz, portakal kabuğu, baharat, süt ve hatta bazen soğanla kaynatılıyordu. Günümüzde bu adet, farklı içerikte özel şuruplar hazırlayan Tibetliler ve bazı Moğol kabilelrinde görülmektedir. Çayı Çin kervansaraylarında tanıyan Rusların çaya limon dilimleri koymaları da bu eski adetin bir devamı olmalı.

17.yüzyılda Çin Mançuların boyunduruğuna girdi. Gelenek görenklerde kökten değişimler oldu. Çay artık sıcak su dolu bir kâse ya da fincanda yapraklar demlendikten sonra içiliyordu.

Rus Çay Kültürü

Rusya’da her öğün çay içilmesi bir gelenektir.

Ruslar çaylarını semaverde demlerler, beyazlatılmamış şeker ve limon suyu ilave ederek içerler.

Gerçek bir çay tiryakisi Rus çayına şeker atmaz, şekeri ağzına alarak çayını içer.

Eski kültürü yaÅŸatanlar arasında, çaya ÅŸeker yerine bir çay kaşığı kaymak koyanların yanısıra, Anadolu’nun kimi yörelerinde olduÄŸu gibi ve çayı bazen altlığına dökerek içenlerde bulunmaktadır.

Çay, konuklara yanında marmelat ile sunulur.

Konuk, daha fazla çay gelmesini önlemek için bardağın altlığı bardağın üstüne konulur.

Tags: , , , , , ,

Etiketler:, , , , , ,

Japonlar akıllı lcd icat etti

Yazan: alperen | Genel | Pazartesi 19 Ocak 2009 23:37
Yeni üretilen , kimse seyretmiyorsa kendiliğinden kapanacak
19 2009 Pazartesi, 12:46

Kimse seyretmiyorsa otomatikman kapanan TV üretildi.

Bir Japon ÅŸirketi, ürettiÄŸi yüksek çözünürlüklü yeni LCD TV’nin, üzerindeki algılayıcılarla “seyirci olup olmadığını” anladığını, kimse yoksa muayyen müddet sonunda kendiliÄŸinden kapandığını açıkladı.

Åžirket, ekran parlaklığını ortam ışığına göre ayarlayan yeni TV’nin seleflerinden çok daha az enerji tükettiÄŸini de bildirdi.

Japon istatistiklerine göre, evlerdeki tüketiminde TV’nin payı yüzde 10 civarında.

AA

Tags: , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , ,