Hans Geiger

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Geiger 1925′te Kiel’de, 1929′de Tübingen’de ve 1936′den sonra da Berlin’de profesörlük yapmıştır.

Geiger, II.Dünya Savaşı’ndan birkaç ay sonra Potsdam’da hayata gözlerini yummuştur.

Geiger, 1902′de Erlangen Üniversitesi’nde ve üzerine çalışmaya başlamış ve 1906 yılında doktorasını tamamlamıştır.[1]. Geiger 1907 yılından itibaren Manchester Üniversitesi’nde Ernest Rutherford ile çalışmaya başlamıştır ve 1909′da Ernest Marsden yönetiminde ünlü Geiger-Marsden deneyi ya da diğer adıyla altın folyo deneyini gerçekleştirmiştirler. Beraber Geiger sayacı’nı etmiştirler. 1911′de Geiger ve John Mitchell Nuttall, Geiger-Nuttall yasası’nı bulmuşlardır ve deneyimlerini Rutherford Modeli üzerinde paylaşmışlardır. 1928′de Geiger ve öğrencisi Walther Müller Geiger sayacını geliştirmişlerdir ve Geiger–Müller tüpü’nü bulmuşlardır. Geiger ayrıca James Chadwick ile de çalışmıştır.

Johannes (Hans) Wilhelm Geiger (30 Eylül, 1882 – 24 Eylül, 1945) bir Alman fizikçiydi. Bilinen en önemli icadları Geiger sayacı ve Atom çekirdeğinin bulunmasını sağlamış Geiger-Marsden deneyidir. Geiger, Almanya’nın Neustadt-an-der-Haardt kentinde doğmuştur. Johannes, Wilhelm Ludwig Geiger’in beş çocuğundan biriydi. Ludwig Geiger, Erlangen Üniversitesi’nde bir öğretim üyesiydi.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Hans_Geiger

Tags: , , , , ,

Etiketler:, , , , ,

Johann Christoph Denner

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Johann Christoph Denner (d. 13 Ağustos 1655, Leipzig – ö. 20 Nisan 1707, Nürnberg, Bavyera), klarneti eden Alman çalgı yapımcısı.

Denner bu mesleği korno imal eden babasından devralmıştır. İlk başlarda tek kamışlı bir çalgı olan “şamülo”yu geliştirmekle yola çıkmış ancak daha sonra klarneti icat etmiştir. Çalışmaları daha çok o dönemde var olan ahşap üflemeli üzerinedir. Ürettiği flavta, flüt, obua ve fagotlar Avrupa’da aranır nitelikte olmuşlardır. Denner çalgı yapımcılığının yanı iyi de bir icracıydı ve kendisinden sonra gelen oğulları da bu mesleğe devam ederek çalgı yapımcılığını sürdürmüşlerdir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Johann_Christoph_Denner

Tags: , , , ,

Etiketler:, , , ,

Hugo Junkers

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Uçakçılık alanında yaptığı buluşların ardınlan Junkers şirketini kurmuştur. Bu şirket Alman hava kuvvetleri Luftwaffe’ye II. Dünya Savaşı boyunca temin etmiştir.

Sosyalist bir görüşe sahip olan Junkers, Nazilerin iktidara gelişi ile 1934 yılında hapse atılmış ve şirketine el konulmuştur. Hapse atıldıktan bir yıl sonra hayata gözlerini yummuştur.

Hugo Junkers, Rheydt’da doğmuştur. Charlottenburg ve Aachen’da çalışmalar yapmıştır. Aachen’da 1897 ve 1912 yılları arasında mekanik mühendisliği üzerinde profesör olarak çalışmıştır.

Hugo Junkers (3 Şubat 1859 – 3 Şubat 1935), çeşitli alanlardaki ( mühendisliği, havacılık) icatlarıyla ve aldığı patentlerle bilinen Alman mühendistir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Hugo_Junkers

Tags: , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , ,

Carl Friedrich Gauss

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Gauss tam bir mükemmeliyetçi ve bir işkolikti. Bir hikâyeye göre, bir problem üzerinde çalışırken karısının ölmek üzere olduğu haberini alınca “biraz beklesin, bitirmek üzereyim” demişti.[6] Kafasındaki fikirler tam olgunluğa erişmeden onları yayımlamak istemezdi. Bu konudaki ilkesini pauca sed matura (az ama olgun) sözüyle özetliyordu. Ölümünden sonra incelenen günlükleri ortaya çıkardı ki, meslekdaşları tarafından yayımlanmış olan pek çok önemli matematiksel keşfi o daha önceden yapmış, ama yayımlamamayı tercih etmişti. tarihçisi Eric Temple Bell’e göre, Gauss günlüklerine yazdığı tüm matematiksel fikirleri hayattayken yayımlamış olsaydı 50 yıl ileri atlamış olurdu.[7]

1796 Gauss için oldukça verimli bir yıl oldu. Düzgün çokgenlerle ilgili keşfinden bir ay kadar sonra, yine kendi keşfi olan modüler aritmetik fikrini kullanarak, sayılar kuramında “karesel karşılıklılık ilkesi” (Alm. quadratisches Reziprozitätsgesetz) olarak bilinen çok önemli teoremi kanıtladı. İlk olarak Euler ve Legendre tarafından ortaya atılmış ama kanıtlanamamış olan bu teorem, ikinci dereceden denklemlerin çözülebilirliğinin belirlenmesini sağlıyordu. Yine aynı yıl içinde Gauss, asal sayıların tamsayılar arasındaki dağılımına ilişkin önemli bir sonuç buldu. Bundan kısa bir süre sonra da, her tamsayının en fazla üç üçgensel sayının toplamı olarak yazılabileceğini kanıtladı, ve 10 Temmuz 1796′da günlüğüne şu notu düştü: “Eureka! Num = Δ + Δ + Δ.” Ekim 1796′da ise katsayıları sonlu bir cisimden gelen polinomların çözümleriyle ilgili bir sonuç yayımladı. (Bu sonuç, 150 yıl sonraki Weil varsayımlarının da çıkış noktası olmuştur.)

1989-2001 yılları arasında Gauss’un resmi, bir normal dağılım eğrisiyle beraber, 10 DM banknotlarının üzerine basılmıştır.

1801′de yayımladığı Disquisitiones Arithmeticae, sayılar kuramına modüler aritmetik gibi bir çok yenilik getirdi. Aynı yıl içinde, İtalyan astronom Giuseppe Piazzi, Ceres asteroidini keşfetti, ama asteroidi ancak 40 gün kadar takip edebildikten sonra kaybetti. 24 yaşındaki Gauss, üç aylık bir çalışmadan sonra, Ceres’in tekrar görülebileceği pozisyonu hesapladı, ve 31 Aralık’ta iki ayrı astronom (Franz Xaver von Zach ve Heinrich Olbers), Ceres’i tam Gauss’un söylediği pozisyonda gözlemlediler. Zach, “Doktor Gauss’un zeki çalışması ve hesapları olmasaydı, Ceres’i tekrar bulamayabilirdik” diyerek Gauss’un katkısına teşekkür etti. O zamana kadar hala Dük’ün verdiği bursla geçinen ve bu durumdan memnun olmayan Gauss, astronomide kariyer yapmayı düşündü, ve 1807′de Göttingen Üniversitesi’nde astronomi profesörü ve gözlemevi müdürü olarak çalışmaya başladı. Hayatının sonuna kadar aynı üniversitede çalışacaktı.

Gauss, yazdığı zeki kanıtları nasıl akıl ettiğini asla açıklamazdı. Kanıtı bir kere bulduktan sonra sanki vahiyle gelmiş gibi yazar, sonuca nasıl ulaştığı konusunda özellikle ipucu vermezdi.

Gauss, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’na bağlı olan Braunschweig-Lüneburg Dükalığı’ndaki Braunschweig kentinde, Gebhard Dietrich ve Dorothea Gauss çiftinin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası az eğitimli bir taş ve duvar ustasıydı, annesinin ise okuma-yazması bile yoktu. Efsaneye göre, Gauss henüz üç yaşındayken, babasının kâğıt üzerinde yaptığı hesapları kafasından kontrol edip düzelterek dehasını belli etti.[2]

http://www.yarindansonra.net/gauss-yontemi-ardisik-dogal-sayilarin-toplanmasi-t2707.0.html

Gauss’un çocukluk yıllarından beri dahi olduğunu gösteren pek çok hikâye vardır, nitekim pek çok matematiksel keşfini henüz 20 yaşına gelmeden yapmıştır. Sayılar kuramının önemli sonuçlarını derleyip kendi katkılarını da ekleyerek yazdığı büyük eseri Disquisitiones Arithmeticae’yi 21 yaşında (1798) bitirmişse de, eser ilk olarak 1801′de basılmıştır.

Gauss 23 Şubat 1855′te, 78 yaşındayken, yıllardır yaşadığı Göttingen’de hayata gözlerini yumdu ve bu şehirdeki Albanifriedhof ‘a gömüldü. Cenazesinde damadı Heinrich Ewald ve yakın arkadaşı (aynı zamanda biyografisinin yazarı) Wolfgang Sartorius von Waltershausen birer konuşma yaptılar. Beyni araştırma için muhafaza edildi, ve bugün hala Göttingen Üniversitesi’nin tıp fakültesinde formalin içinde korunmaktadır.

Ay’daki Gauss krateri[8], “1001 Gaussia” asteroidi[9] ve Antarktika’da sönmüş bir volkan olan Gaussberg[10], Gauss’un anısına isimlendirilmiş bazı doğal oluşumlardır.

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Oldukça dindar ve muhafazakar bir adamdı. Ayrıca bir monarşi destekçisiydi ve tüm Almanya’yı etkisi altına alan 1848 devrimlerini onaylamıyordu.

1818′de Hannover eyaleti için yüzey ölçümleri yapan Gauss, bu ölçümler için helyotropu ( ışığı ve aynalar yardımıyla doğrultu gözlemleri yapmaya yarayan ) edip kullandı.

Gauss, Öklit dışı geometrilerin varlığını keşfettiğini, ama tepkilerden çekindiği için fikirlerini yayımlamadığını iddia etmiştir. Öklit dışı geometriler, Öklit aksiyomlarının bir kısmını atarak oluşturulan, sezgilerimizle çelişen fakat kendi içinde tutarlı geometrilerdir ve Einstein’ın genel görelilik kuramı gibi pek çok yeni fikrin doğumunu mümkün kılmışlardır. Gauss’un yakın arkadaşı Farkas Bolyai’nin oğlu János Bolyai, 1832′de Öklit dışı geometrilerle ilgili eserini yayımladığında, Gauss Farkas Bolyai’ye bir yazdı ve “eseri övmek kendimi övmek gibi olur, çünkü eserin içeriği son 30-35 yıldır benim kafamda dolaşan fikirlerle neredeyse birebir örtüşüyor” dedi. Bu kanıtsız iddia, János Bolyai ve Gauss’un arasının açılmasına sebep oldu. (Gauss’un notları ve mektuplarından anlaşıldığı kadarıyla, Öklit dışı geometrilerle ilgili temel fikirleri János Bolyai’den önce keşfettiği doğrudur.[5])

Kişiliği

Almanya’nın Dransfeld kentindeki 51 metrelik beton gözlem kulesinin ismi Gauss Kulesi’dir.

Gauss ilk evliliğini 1805 yılında Johanna Osthoff ile yaptı. Bu evlilikten Joseph (1806-1873) adında bir oğlu ve Wilhelmine (1808-1846) adında bir kızı oldu. 1809′da, Louis adını verdikleri üçüncü çocuğun doğumu sırasında Johanna hayatını kaybetti, Louis de henüz bir yaşına gelmeden annesini takip etti. Gauss, bu ölümlerden dolayı girdiği depresyondan asla tam anlamıyla kurtulamadı. Louis’in ölümünden kısa süre sonra, 1810′da karısının arkadaşı Minna Waldeck ile evlendi. Bu evlilikten de üç çocuğu oldu: Eugen (1811-1896), Wilhelm (1813-1879) ve Therese (1816-1864). Minna 1831′de hastalıktan ölünce Gauss’a ölümüne kadar kızı Therese baktı. Eugen ve Wilhelm ABD’nin Missouri eyaletine yerleştiler.

Gauss, Hannover’de yaptığı yüzey ölçümleri sırasında, ölçüm hatalarının istatistiksel dağılımını veren (ve daha önce astronomi araştırmalarında da kullandığı) normal dağılım fikrini kafasında iyice belirginleştirdi. (Bugün normal dağılıma Gauss dağılımı da denmektedir.) Ayrıca bu ölçümler Gauss’un diferansiyel geometriye de (eğriler ve yüzeylerle ilgilenen bir matematik dalı) ilgi duymasını sağladı. 1828′de bu matematik dalının önemli teoremlerinden biri olan theorema egregium’u kanıtladı.

Ceres’in keşfi sayesinde gezegen ve asteroidlerin Güneş çevresindeki hareketleriyle ilgilenmeye başlayan Gauss, 1809′da Theoria motus corporum coelestium in sectionibus conicis solem ambientum (Güneş çevresinde konik kesitler üzerinde hareket eden gök cisimlerinin hareketlerinin teorisi) adlı eserini yayımladı. Bu eser, günümüz bilimlerinde yaygın olarak kullanılan en küçük kareler yöntemini de ayrıntılı olarak ele alıyordu. (Aynı yöntem, 1805′te matematikçi Adrien-Marie Legendre ve 1808′de Amerikalı matematikçi Robert Adrain tarafından da tanımlanmış ve kullanılmıştı, fakat Gauss bu yöntemi 1795′den beri bildiğini iddia etti.[4])

Alman yazar Daniel Kehlmann’ın 2005 tarihli romanı Die Vermessung der Welt (Dünya’nın Ölçümü), Gauss ve Alexander von Humboldt’un hayatlarını konu almaktadır.

Gauss, kendisini örnek alan genç matematikçileri desteklemediği için çok eleştirildi. Pek çok meslekdaşı onu mesafeli ve katı buluyordu. Gauss öğretmenlikten nefret ettiğini söylese de Richard Dedekind, Bernhard Riemann, Friedrich Bessel gibi bazı öğrencileri sonradan başarılı ve üretken matematikçiler oldular.

Carl Friedrich Gauss ya da Gauß (30 Nisan 1777 – 23 Şubat 1855), Alman kökenli matematikçi ve bilim adamı. Katkıda bulunduğu alanlardan bazıları; sayılar kuramı, analiz, diferansiyel geometri, jeodezi, manyetizma, astronomi ve optiktir. “Matematikçilerin prensi” ve “antik çağlardan beri yaşamış matematikçi” olarak da bilinen Gauss,[1] matematiğin ve bilimin pek çok alanına etkisini bırakmıştır ve tarihin en nüfuzlu matematikçilerinden biri olarak kabul edilir.

1977′de, Gauss’un 200. doğumgünü şerefine, Doğu Almanya ve Batı Almanya’da ayrı ayrı hatıra pulları basılmıştır.

Gauss’un babasıyla arası iyi değildi. Babası Gauss’un matematik ve bilim okumasını istemiyor, kendisi gibi taş ustası olmasını istiyordu. Gauss, eğitimi boyunca babasından görmediği desteği annesinden gördü. Oğullarıyla da iyi geçinemeyen Gauss, Eugen’in ve daha sonra Wilhelm’in ABD’ye göç etmesine sebep oldu.

1831 yılında Gauss, profesörü Wilhelm Weber’le beraber çalışmaya başladı. Bu beraberlik, manyetizma ve konularına pek çok yenilik getirecekti (kütle, uzunluk ve zamana bağlı yeni bir manyetizma birimi gibi). 1833′te Gauss ve Weber ilk elektromanyetik telgrafı icat ettiler, ve bu telgrafla gözlemevini fizik enstitüsüne bağladılar. Gauss, hala müdürü olduğu gözlemevinin bahçesine bir manyetik gözlemevi kurulması talimatını verdi, ve Weber’le beraber Dünya’nın çeşitli yerlerindeki manyetik alanı ölçmek amacıyla bir “manyetik kulüp” (Alm. magnetischer Verein) kurdu. Gauss’un bu sıralarda geliştirdiği, manyetik alanın yatay yoğunluğunu ölçmeye yarayan metod, 20. yüzyıl ortalarına kadar kullanılmaya devam etti. Gauss ayrıca, Dünya’nin manyetik alanının iç (çekirdek) ve dış (manyetosfer) kaynaklarını ayırmak için gereken matematiksel teoriyi de geliştirdi. Hayatının sonlarına doğru matematiksel yeteneklerinin köreldiğini hissedince edebiyatla ilgilenmeye başladı.

Commons‘ta Carl Friedrich Gauss ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Gauss en karmaşık hesapları aklından yapabilmesiyle de ünlenmişti. Anlatılana göre, Ceres’in izleyeceği yörüngeyi nasıl bu kadar hatasız hesaplayabildiği sorulunca, “ kullandım” cevabını vermiş, cetvelini nasıl bu kadar hızlı kullanabildiği sorulunca da “cetvele ne gerek var, hepsini kafamda hesaplıyorum!” demiştir.

Gauss’un ismi matematik ve fizikte onlarca teorem, formül ve kavrama verilmiştir. Cgs sistemindeki manyetik alan birimi 1 Gauss’tur.

Gauss, Braunschweig Dükü Karl Wilhelm Ferdinand’in verdiği burs sayesinde 1792-1795 arasında Collegium Carolinum’da (bugünkü adıyla Braunschweig Teknik Üniversitesi), 1795-1798 arasında da Göttingen Üniversitesi’nde öğrenim gördü. 1796′da kenar sayısı bir Fermat asalı olan her düzgün çokgenin, sadece ve pergel kullanılarak çizilebileceğini kanıtladı. Bu tür ve pergel problemleri Antik Yunan’dan beri matematikçileri meşgul etmekteydi, dolayısıyla da Gauss’un keşfinin önemi büyüktü. Gauss bu başarısından o kadar memnun oldu ki, mezar taşına bir düzgün onyedigenin oyulmasını vasiyet etti. Ne var ki, daireye çok yakın olan bu şeklin oyulması çok zor olacağından, vasiyetini yerine getirecek bir taş ustası bulamadı.

Gauss, 1799′da bitirdiği doktora tezinde cebirin temel teoreminin bir kanıtını sundu. Bu çok önemli teorem, karmaşık sayılar üzerine tanımlanmış her polinomun en az bir kökü olduğunu söyler. Gauss’tan önce pek çok matematikçi bu teoremi kanıtlamayı denemiş, ama hiçbir kanıt genel kabul görmemişti. Gauss’un kanıtına da, o zamanlar henüz kanıtlanmamış olan Jordan eğri teoremini kullandığı için itiraz edildi. Bu itirazlar üzerine Gauss, hayatı boyunca üç değişik kanıt daha sunacak, 1849′daki son kanıtı tüm matematikçilerden kabul görecekti. Gauss bu kanıtlar üzerinde çalışırken, karmaşık sayılar kavramının olgunlaşmasına çok büyük katkıda bulundu.

Bir başka meşhur hikâyeye göre, Gauss’un ilkokul öğretmeni J.G. Büttner, öğrencilerini oyalamak için 1′den 100′e kadar olan sayıları toplamalarını isteyince, Gauss cevabı birkaç saniye içinde bularak hem öğretmenini, hem de asistanı Martin Bertels’i hayrete düşürdü. Küçük Gauss, sayı listesinin iki zıt ucundan birer sayı alıp topladığında hep aynı sonucun çıktığını farketmişti: 1 + 100 = 101, 2 + 99 = 101, 3 + 98 = 101, vesaire. Böylece 1′den 100′e kadar olan sayıların toplamı 50 × 101 = 5050 oluyordu.[3]

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Carl_Friedrich_Gauss

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Gottlieb Daimler

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Sonraları, 1890′de, Daimler Motoren Gesellschaft’ı (DMG) kurdular. İlk otomobillerini 1892′de sattılar. Daimler daha sonra hastalığa yakalanarak şirketten ayrıldı fakat deneyimlerini paylaşmak üzere hisse sahiplerinin ısrarlarıyla; 1893′te ayrıldığı şirkete 1894′te geri döndü. Maybach de şirketten ayrılmıştı fakat o da Daimler ile aynı zamanda işe geri döndü. Daimler, ′da hayata gözlerini yumdu ve Maybach DMG’den 1907 yılında ayrıldı. 1924′te, DMG yönetimi Karl Benz’in Benz & Cie. şirketiyle uzun dönemli bir ortaklık anlaşması imzaladı ve 1926′da bu iki şirket birleşerek Daimler-Benz AG adını aldı. Şirket şu anda Daimler AG’nin bir parçasıdır.

Daimler ve onu yaşam boyu iş ortağı olan Wilhelm Maybach, hayalleri küçük hızla işleyen bir yapıp bunu herhangi bir lokomotife monte etmek olan iki mucitti. İkili 1885′te modern motorların habercisi bir tasarım yaptı ve arkasından iki tekerli bir bunu uydurdular. Bu, ilk motosiklet olarak bilinmektedir. Ertesi yıl icatlarını bir posta arabası’na ve bota uyguladılar.

Gottlieb Wilhelm Daimler (17 Mart, 1834 – 6 Mart, 1900) bir mühendis, endüstri ürünleri tasarımcısıdır. Schorndorf’da (Württemberg Krallığı) doğmuştur. İçten yanmalı motorlar ve Otomobil geliştirme konusunda çığır açmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Gottlieb_Daimler

Tags: , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,

William Shockley

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

Shockley, John Bardeen ve Walter Houser Brattain ile birlikte transistörü etmiş ve bu her üçünün de (yarı iletkenler üzerinde çalışmaları ve transistör etkisini buluşları için) 1956 Nobel Ödülü’nü kazanmalarını sağlamıştır. Shockley’in 1950-1960′larda yeni bir transistör tasarımını ticarileştirme girişimleri Kaliforniya’daki Silikon Vadisi’nin, yeniliklerin yuvası haline gelmesine yol açmıştır.

William Bradford Shockley (13 Şubat 1910 – 12 Ağustos 1989) İngiltere doğumlu ABD’li fizikçi ve mucittir.

Daha sonraki yıllarda, Shockley Stanford Üniversitesi’nde profesör olarak ders vermiştir. Shockley aynı zamanda öjeniğin sağlam destekçilerinden biri olmuştur.

1951: Walton | 1952: Bloch, Purcel | 1953: Zernike | 1954: Born, Bothe | 1955: Kusch, Lamb | 1956: Bardeen, Brattain, Shockley | 1957: Lee, Yang | 1958: Frank, Tamm, Cherenkov | 1959: Chamberlain, Segrè | 1960: Glaser | 1961: Hofstadter, Mößbauer | | 1962: Landau | 1963: Mayer, Jensen, Wigner | 1964: Basov, Prokhorov, Townes | 1965: Feynman, Schwinger, Tomonaga | 1966: Kastler | 1967: Bethe | 1968: Alvarez | 1969: Mann | 1970: Alfvén, Néel | 1971: Gabor | 1972: Bardeen, Cooper, Schrieffer | 1973: Esaki, Giaever, Josephson | 1974: Hewish, Ryle | 1975: Bohr, Mottelson, Rainwater

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/William_Shockley

Tags: , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Samuel Morse

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

Morse’un mekanik araştırmalara merakı genç yaşlarında başlamıştır. 1832 senesinde yaptığı okyanus seyahatinde, Jackson’un ilgili son gelişmeleri anlatması üzerine, New York Üniversitesinde elektromanyetik konularında öğrendikleri konular, kafasında elektrikli fikrini doğurdu. Morse’un elektrikli telgrafı, bir devresinde bobinin bir kolu çekmesi ile rulo kağıdı üzerine izler bırakması esasına dayanıyordu. Kısa ve uzun çekmeler, kısa ve uzun izler bırakıyordu. 1835 senesinde başlayan bu çalışmalarına destek bulmak için Avrupa devletlerine başvurularda bulundu. Ancak bir netice elde edemedi. Bunun üzerine arkadaşı Chamberlain’i İstanbul’a gönderdi. Onlar ilme ve ilim adamlarına fevkalade destek veren ülkesinden çok ümitliydiler. Nitekim Chamberlain İstanbul’da büyük bir ilgi ve destek gördü. Fakat elindeki alet henüz pek ilkel bir vaziyetteydi. Bu sebeple aleti Viyana’da iyi bir işçilikle tekrar yapmak ve ondan sonra padişaha takdim etmek üzere geri döndü. Ancak Tuna Nehri yoluyla Viyana’ya hareket eden Chamberlain’in gemisi yolda batarak beş arkadaşı ile birlikte öldü. Böylece Devletinde telgraf kurulması için yapılmak istenen birinci teşebbüs sonuçsuz kalırdı.

Morse telgrafı 24 ’ta yüksekokullarda sergiledi. Morse elektrikli telgrafın ilk halka açık sunuşunu 8 Şubat 1838’de Philadelphia Pensilvanya’da bulunan Franklin Enstitüsü’nde bir komitesinin karşısında gerçekleştirdi(İlk çalışma tarihi 6 Ocak’tır). Morse 21 Şubat’ta telgrafı başkan Martin Van Buren’e sundu. Kısa bir zaman sonra, Birleşik Devletler Ticaret Temsilcileri Komitesi başkanı F.O.J. Smith Maine, Morse’un arkadaşı oldu ve Kongrede 30,000 Amerikan Dolarını geçmeyen telgraf hattı projesini önerdi. Morse ayrıca bir su kütlesi üstünden, demiryolu altından veya iletken herhangi bir şeyden sinyal gönderebilen telgrafın icadına öncülük etti.

Morse, ilk elektrikli telgraf denemesini 1844 senesinde Washington ile Baltimore arasına 65 kilometrelik bir hat çekimiyle yaptı. Osmanlı Devleti ilk defa 1855 senesinde Kırım Savaşı esnasında Morse telgraf sistemini kullanmıştır. (Bkz. Telgraf)

Samuel Finley Breese Morse (d. 27 Nisan 1791) – (ö. 2 Nisan 1872), Amerikan Mucit, portre ve tarih sahnesi ressamı.

1836′da Morse çalışan ilk telgraf örneğini bitirdi. Bu telgraf tek elementli bir pil ve basit bir manyetizma kullanıyordu. Bu örnek 13 – 14 gibi çok kısa mesafelerde çalışıyordu. 1836 kışında Morse ilk örneğini Leonard Gale’e gösterdi. Gale, Joseph Henry’nin elektromanyetik röleler üzerine çalışmalarından haberdardı. Bu bilgilere dayanarak Gale, Morse’a birkaç gelişme tavsiyesinde bulundu ve Henry’nin bu gelişmeleri anlatan 1831 tarihli bilimsel yayınlarını okuması için teşvik etti. Bu gelişmelerle birlikte Morse ve Gale 16 kilometrelik bir alandan gelen mesajları kaydedebilecekti. Aynı yılın Eylül ayında, Alfred Vail New York Üniversitesi’nde telgrafın gösteriminde asistanlık yaptı. Vail’in babası iyi bağlantıları olan mucit, avukat, topluluk lideri ve teknoloji yatırımcısıydı. Morse’un telgraf üstündeki çalışmalarını finanse etti.

Samuel F. B. Morse coğrafyacı ve papaz Jedidiah Morse ile Elizabeth Ann Breese Morse’un ilk çocukları olarak Massachusetts, Charlestown’da doğdu. Daha küçük bir çocukken Phillips Akademisi’ne katıldı daha sonra 14 yaşında yüksekokula başladı. Kendini sanata ve çok tanınan bir Amerikan ressam olan Washington Allston’ın öğrencisi olmaya adadı. Yale Üniversitesi’nde iken, Benjamin Silliman ve Jeremiah Day’in elektrik hakkındaki konferanslarına katıldı. Portre resimler yaparak kazandı. Ondokuz yaşında 1810 yılında Yale Üniversitesi’nden mezun oldu. Morse daha sonra 1811′de Allston’a Avrupa’ya giderken eşlik etti. Gidip döndükten sonra portre çizimi revaçta olduğu için ağırlığını portreye verdi. Eski Millet Meclisi (The Old House of Represantatives), Louvre Galerisi (The Gallery of The Louvre), Herkülün Sonu (The Dying Hercules) en ünlü tablolarıdır. Morse bir taşı ya da mermeri 3 farklı boyutta yontabilen mermer kesme makinesini etti. Morse bunun patentini alamadı, çünkü 1820′de Thomas Blanchard’ın benzer bir icadı vardı. 1826 senesinde Milli Güzel Sanatlar Akademisinin kurulmasında rol oynadı ve ilk başkanı oldu. 1832 senesinde New York Üniversitesi Resim ve Heykel Bölümü Profesörlüğüne getirildi. Telgraf çalışmalarına başlayınca portre çizimine ara verdi.

1839’da (Paris’den) Daguerre tarafından Daugerreptype Fotoğrafçılığın ilk Amerikan tanımlamasını yayınladı. Morse Amerikan daugerreptypelara öncülük etti. 24 Mayıs 1844’de Morse Washington D.C.’de bulunan Yüksek Mahkeme binasından Baltimore, Maryland’de bulunan asistanı Alfred Vail’e şu telgraf mesajını gönderdi; “What hath God wrought” (İncil’den alıntı, Numaralar 23:23).

1872 yılında 80 yaşında New York 5 West 22. Sokakta ki evinde öldü ve Brooklyn, New York’ta bulunan Gren-Wood Mezarlığına gömüldü

Morse 1837′de elektrikli telgrafı icat etti. Joseph Henry, bugün Princeton Üniversitesi’nde bulunan çalışan ilk prototipi yapmıştı. Henry ayrıca, Morse’un O’Reilly’ye karşı dava açmasına rağmen yayınlayamadığı bilimsel dokümanlara da sahipti. Patent denemesi sürecinde, Morse’un avukatı, Morse’un kendi el yazısıyla yazılmış olan bilimsel dokümanların yakıldığını iddia etti. Joseph Henry zamanının açık kaynaklı teşebbüs sahiplerindendi ve Morse gizlilik avantajlarını elinde bulunduruyordu. 1837′de Morse cihazın patentini aldı. 1832′de, Morse elektomanyetik telgraf ve Dr. Charles T. Jackson’la yaptığı telgraf görüşmelerinde kullandığı Morse Kodları olarak bilinen sinyal alfabesi fikirlerini geliştirdi.

1830′da Roma’da öğrenim görürken, Danimarkalı/İzlandalı heykeltıraş Bertel Thorvaldsen tarafından eğitildi; Bazen bu iki sanatçı Antik Roma yıkıntılarında yürüyüşe çıkardı. Morse ayrıca Thorvaldsen’in portresini de yaptı. 1835 sonbaharında, Morse hareketli kâğıt şerit üstüne kayıt yapan bir telgraf geliştirdi ve sergiledi. 1836 başlarında, Morse kayıt yapan telgrafını Dr. Leonard Gale’e sundu. Aynı yıl topladığı 1496 oyla New York belediye başkanlığı seçimlerinde başarısız oldu.

Telfraf alıcısı

1838’de, Morse her harfe bir nümerik kod atanmış olan telgrafik sözlüğünü, telgrafik bir şifreyle değiştirdi. Alfred Vail ilk günlerden beri tartışılan bu basit kodların asıl mucididir. Bu konuda ki birçok yazıya göre Vail gerçek mucitti, buna karşın Morse ve taraftarları bunun akisini iddia etti.

1850’ler de Morse Kopenhag’a gitti ve heykeltıraşın mezarının da bulunduğu Thorvaldsen müzesini ziyaret etti. Kral VII. Frederick tarafından kabul edildi ve Thorvaldsen’in 1830’da yapmış olduğu portresini vasiyeti gereği kraliyet ailesine bağışladı. Thorvaldsen’in portresi halen Danimarka Kraliçesi II. Margaret’tedir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Samuel_Morse

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Philo Farnsworth

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

Philo Taylor Farnsworth (d. 19 Ağustos 1906 – ö. 11 Mart 1971) ABD’li . Televizyonun mucididir.

Bayan Farnsworth’un ‘televizyona çıkan ilk kadın’ olarak alkışlandığı gecede Philo T. Farnsworth da ilk kez televizyonun mucidi olarak onurlandırıldı.

Orta halli laboratuvarında 7 Eylül 1927′de bir görüntüyü bir odadan diğer bir odaya nakletmeyi başardı.

Her zaman arkasında olan karısı Elma Farnsworth, bu yılın başlarında 98 yılında ölene kadar onun tarihte hak ettiği yeri alabilmesi için uğraşmaya devam etti. Çabalarının karşılığını ise ancak 2002 yılında, televizyonun icadının 75′inci yılı nedeniyle yapılan Emmy yayınında aldı.

Farnsworth ilk başarılı gösterimini gerçekleştiren ilk kişiydi. Kendi kendini yetiştiren 21 yaşındaki mütevazı dâhi orta halli laboratuvarında 7 Eylül 1927′de bir görüntüyü odadan odaya nakletmeyi başarmıştı. Bu, Idaho’da 14 yaşında bir köy çocuğuyken hayal ettiği şeydi. Tıpkı radyonun sesi ilettiği gibi havadan görüntüyü iletmeyi aklına koymuştu. 14 yaşında bir gün tarlayı sürerken, şaşkınlıkla şunu fark etti: Görüntü tıpkı tarladaki gibi yatay sıralarda dizilmiş elektronlarla nakledilebilirdi. Bu fikir, onun görüntüyü nakledecek cihazı etme yarışında bir adım öne geçmesini sağladı, çünkü diğer sorunu mekanik sistemlerle çözmeye çalışıyordu. Televizyonu bulmak, Farnsworth’a yaşarken de, öldükten sonra da yaramadı. Hayatı boyunca televizyona bir kez çıktı, CBS’in ‘Benim Bir Sırrım Var!’ adlı programına çıkmıştı.Programda ünlü konuklar, karşılarındaki ünsüz kişiye sorular yönelterek sırrını ortaya çıkarmaya çalışıyorlardı. Farnsworth ünsüz konumundaydı. Sırrı da ‘Ben televizyonu icat ettim’di. Ünlüler sırrı çözemeyince Farnsworth evine 80 dolar ve bir karton da Winston sigarası götürmeye hak kazandı.Farnsworth, 1971′de 64 yaşında öldü.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Philo_Farnsworth

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,

George Westinghouse

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

George Westinghouse (6 Ekim 1846, Central Bridge, New York – 12 Mart 1914, New York kenti, ABD), ABD’de iletiminde alternatif kullanılmasına öncülük eden ve sanayici.

1880′lerde ABD’de geliştirilen elektrik iletim sistemlerinde yalnızca doğru akım kullanılıyordu; Avrupa’da ise alternatif akımlı birkaç sistem geliştirilmişti. Bunların en başarılı olanlarından biri Lucien Gaulard ile John Gibbs’in 1881′de Londra’da kurdukları sistemdi. Westinghouse bir grup Gaulard-Gibbs transformatörü ile bir Siemens üreteci getirterek Pittsburgh’da bir elektrik dağıtım sistemi kurdu (1885). Üç elektrik mühendisinin de yardımıyla transformatörleri daha gelişkin hale getiren Westinghouse, ürettiği gerilimin değeri sabit tutalabilen bir üreteci de geliştirdi. 1886′da kurduğu Westinghouse Electric Company, üç yıl sonra Westinghouse Electric Manufacturing Company adını aldı. Nikola ’nın motoruna ilişkin patentlerini satın alan Westinghouse, Tesla’yı da motorunu geliştirip kurulucak enerji sistemine uygun duruma getirmesi için işe aldı. Enerji sistemi pazarlanacak duruma geldiğinde enerji iletiminde doğru akım kullanılması yanlıları için yoğun bir kötüleme ve gözden düşürme kampanyası açtılar.Alternatif akıma yöneltilen saldırılar, alternatif akımın insan yaşamı için tehdit oluşturduğu iddiasına dayandırılıyordu. 1893′te düzenlenen Chicago Dünya Fuarı’nın aydınlatılması işi Westinghouse’un şirketine verildi; Niyagara Irmağı üzerideki çağlayanlardan elektrik enerjisi elde etmek üzere alternatif akımlı sistemler kurma hakkını da Westinghouse aldı.

Demiryollarına duyduğu ilgi, ilk büyük icadı olan havalı freni ortaya koymasına yol açtı (1869), aynı yıl Westinghouse Air Brake Company’yi kurdu. Kimi otomatik mekanizmaların da eklenmesiyle havalı frenler trenlerde yaygın olarak kullanılmaya başladı; 1893′te kabul edilen Demiryolu Güvenlik Aygıtları Yasası, trenlerde bu tür frenlerin kullanılmasını zorunlu kıldı. Otomatik havalı frenlerin Avrupa’da da yaygınlaşması üzerine farklı hatlarda çalışan trenlerde aynı tür frenlerin kullanılabilmesi ve mevcut trenlere frenin sonradan daha gelişmiş modellerinin takılabilmesi amacıyla havalı fren aygıtlarının standartlaştırılması konusu üzerinde çalışmalar yapan Westinghouse, böylece modern standartlaştırma yöntemlerinin de öncülüğünü yapmış oldu.

Kurduğu şirket ticari olarak büyük bir gelişme gösterdi, ama Westinghouse , 1907′deki bir borsa krizi sonucunda şirket üzerindeki denetimini yitirdi ve 1911′de bütün şirketleriyle ilişkisini kesti.

İç Savaş sırasında kara ve deniz kuvvetlerinde görev yaptı. 1865′te dönme hareketi sağlayan bir buhar makinesine ilişkin ilk patentini aldı. Bu makinenin kullanışlı olmadığı sonradan anlaşıldı ama Westinghouse makinede uyguladığı çalışma ilkesinden yararlanarak yeni bir su sayacı geliştirdi. Aynı yıl raydan çıkmış yük vagonlarını raylar üzerine yerleştiren bir düzenek icat etti.

Daha sonra demiryolu işaret sistemleri üzerinde çalışmaya başlayan Westinghouse, satın aldığı patentlere kendi buluşlarını da ekleyerek elektrik ve basınçlı havayla çalışan tam bir işaret sistemi geliştirdi.Havalı frenlere ilişkin bilgi birikiminden yararlanarak 1883′te güvenlikli bir doğal boru hattı sistemi üzerinde çalışmaya başladı. Bu konuda iki yıl içinde aldığı patentlerin sayısı 38′e ulaştı (Westinghouse’un almış olduğu patentlerin toplam sayısı 100′ün üzerindedir).

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/George_Westinghouse

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Herman Hollerith

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

Herman Hollerith (d. 29 Şubat 1860 – ö. 17 Kasım 1929), Alman asıllı ABD’li istatistikçidir. Delikli kart teknikbilimine dayanan istatistikleri daha hızlı hesaplayabilmek için çizelgeyicileri etmiştir.

Hollerith, 1879′da Kolombiya Üniversitesi maden fakültesinden maden mühendisi olarak mezun oldu. Lucia Beverley Talcott ile evlendi. 1929′da kalp krizinden öldü.

1911′de Hollerith’in firmasının da içinde bulunduğu dört ortak Computing Tabulating Recording Şirketi’ni kurmak için birleşti.Şirket 1924′te IBM adını aldı.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Herman_Hollerith

Tags: , , , ,

Etiketler:, , , ,

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »