Jiroskop

Yazan: admin | Genel | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Jiroskop olarak bilinen alet ilk olarak 1817’de J. Bohnenberger tarafından edilmiştir ve jiroskop adı 1852’de Dünya’nın dönüş hareketini incelemek üzere yaptığı deneyler sırasında J. Foucault tarafından verilmiştir. Bir jiroskop presesyon ve nutasyon olarak bilinen hareketleri de içine alan çeşitli hareketler yapar. Günlük hayatta, ve gemilerde yön bulmak için, uzay teleskoplarında yörünge kararlılığını sağlayabilmek için yaygın olarak jiroskoplardan yararlanılmaktadır.

Bunlarda gördüğümüz, bir defa bir düzlemde dönmeye başlatılan bir cismin o düzlemde dönmeye devam etmesi özelliğinden jiropusularda ve denizcilik ile havacılıkta kullanılan başka çeşitli seyir yardımcılarında faydalanılır. Bu özellik, ağırlığının büyük bir kısmı çevresine yakın toplanmış bulunan tekerleklerde daha açıktır. Bu cins ağır tekerleklerin hepsine jiroskop denir.

Jiroskop, (İngilizce: Gyroscope, Gyro) veya Yalpalık, Cayroskop, Cayro, yön ölçümü veya ayarlamasında kullanılan, açısal dengenin korunması ilkesiyle çalışan bir alet. Jiroskopik hareketin temeli kurallarına ve merkezkaç ilkesine dayalıdır.

Bisiklete binen herkes, bir hızlı gittiği vakit dengeyi sağlamanın, yavaş gittiği vaktinkine göre çok daha kolay olduğunu bilir. Bir topaç, dönme hızı büyükse, dik kalarak dönmeye devam eder, fakat yavaşladıkça yana yatmaya başlar ve sonunda devrilir. Bu örneklerin her ikisinde de, kararsız olan (yani kolayca düşebilecek olan) cisimler, yeter hızla hareket halinde oldukları vakit dik durabilmektedir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Jiroskop

Tags: , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Kalemtıraş

Yazan: admin | Genel | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

uçları, eskiden bıçakla sivriltilirdi. Kalemtıraş bu işi kolaylaştırmış, hızlandırmıştır.

matematikçi Bernard Lassimone 1828′de kalemtıraş için ilk patenti alan kişi oldu ( patenti, numara #2444). Therry des Estwaux ise elle çalışan ilk kalemtıraşı etti. Ancak versatil kalemlerin edilmesi ve kullanımındaki artış, kalemtıraşların önemini bir ölçüde azalttı.

Kalemtıraş veya kalemaçacak, kalemlerin uçlarını tıraş etmede kullanılan kırtasiye malzemesidir. Elektrikli ve elle çalışan kalemtıraşlar vardır. Genelde bir kesici bölüm ve onu tutan plastik bir dış yüzeyden oluşur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kalemt%C4%B1ra%C5%9F

Tags: , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , ,

HIV

Yazan: admin | Genel | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Su ve sabunla iyice yıkama ile (en az 15 saniye) bütün mikroplar gibi HIV de deriden uzaklaştırılabilir. Yıkandıktan sonra derinin alkol ile temizlenmesi uygun olabilir. Yaralanma durumunda yara yeri, önce sabun ve su ile iyice yıkanmalı, ardından tentürdiyot veya betadin gibi bir antiseptik ile temizlenmelidir.

Bir AIDS taşıyıcısı hastaymış gibi görünmeyebilir veya taşıyıcı kişi kendini hasta hissetmeyebilir, HI virüsü taşıdığını bile bilmeyebilir. Çünkü, AIDS taşıyıcılarında semptomların ortaya çıkmasına ve ölüme yol açan şey AIDS virüsünün kendisi değil, vücudun bağışıklık sisteminin çökmesiyle tamamen savunmasız kaldığı diğer enfeksiyonlardır..

► Bu konuda son derece zengin bir arsivi olan HIVinsite web sitesi, sureyi 6-12 hafta olarak belirliyor. http://hivinsite.ucsf.edu/InSite?page=kb-02-02-01

► Amerikan Kamu Sagligi Kurumu’nun Test Kilavuzunda, 1985-90 yillari arasinda kullanilan antikor testinin pencere doneminin ortalama 45 gun oldugu soyleniyor. Fakat gunumuzdeki testlerin, bunu 20 gun daha dusurerek, 25 gune indirdigi belirtiliyor. http://www.cdc.gov/mmwr/preview/mmwrhtml/00040546.htm

► Amerikan Seattle & King County Kamu Sagligi Sitesi, soyle diyor: “Cogu insan, saptanabilir antikor duzeyine 4-6 hafta icinde gelir. Bazi insanlarin daha uzun surebilir; ama neredeyse %99′u uc ay icinde antikor uretmis olur. Üc ayi gecen serokonversiyon olaylari cok cok nadirdir.” http://www.metrokc.gov/HEALTH/apu/healthed/background/testing.htm

HI virüsü taşıyıcısı bir anne bebeğine virüsü bulaştırabilir.

► Kizilhac, antikorlarin tespit edilme suresini en gec 70 gun olarak veriyor. http://www.redcross.org/services/biomed/blood/supply/nucleic.html

► California AIDS Merkezi’nin 1998′de yayinladigi rehber %96′dan daha fazla sayida insanin, 2 ile 12 hafta arasinda pozitif sonucu eline alacagini soyluyor. Cok nadir bazi durumlarda, bunun alti aya uzayabilecegi belirtiliyor. AIDS Saglik Projesi (ABD) danismanlari, ortalama sureyi 25 gun olarak veriyorlar. AIDS Update 98 adli brosur, “Cogu ornekte, HIV antikorlari 6 ile 8. haftada gorunur hale gelirler” diyor. http://www.thebody.com/sfaf/hiv_testing.html

► San Francisco AIDS Dernegi, soyle diyor: “Uc aylik pencere donemi, insanlarin tumu icin normal suredir. Bu insanlarin cogu, uc ile dort hafta icinde saptanabilir duzeyde antikor uretir. Cok, cok nadir (cok cok az ornekte gorulmustur) durumlarda, bir insanin antikor uretmesi alti ayi bulabilir.” http://www.sfaf.org/aids101/hiv_testing.html

Gerekli araştırma testleri yapılmamış organ, kan ve kan ürünleri nakli yoluyla da HI virüsü bulaşabilir. Bu durumun engellenmesi için her türlü organ, doku, kan ve kan ürünleri nakli öncesi nakle engel hastalıklar yönünden alınan materyaller kabul eden merkezler tarafından dikkatle kontrol edilir. Araştırma testlerinin pencere döneminde bulunan hastalarda yalancı negatif sonuç vermesi halinde, bulaşma gerçekleşebilir.

Kanında HI virüsü bulunmayan kişilere “HIV negatif” denir. Bu kişiler aynı zamanda Anti-HIV testi (ELISA testi negatif) kişilerdir. Kanında HIV virüsü bulunan kişilere “HIV pozitif” veya “HIV enfeksiyonlu” denir. Bu kişiler aynı zamanda kanında antikor bulunan seropozitif (Anti-HIV testi=ELISA testi pozitif) kişilerdir.

HIV/AIDS’in tedavisinde olumlu gelişmeler vardır. Günümüze kadar bulunan ilaçlardan farklı etki mekanizmalarında olanların ikisinin ya da üçünün birlikte kullanımıyla HIV pozitif kişilerin kaliteli ve uzun bir yaşam sürebilmeleri sağlanmaktadır. Tedavi doktor kontrolünde ve kesintisiz olarak yaşam boyu sürdürülmelidir. Bu ilaçlar çok pahalıdır. Bağkur, SSK, Emekli sandığı, Yeşil Kart gibi Sigortalar aylık masrafın 1000-1500 USD olduğu ilaç maliyetlerini karşılamaktadır. Aids şüphesi olanlar derhal eliza testi yapmalıdırlar ki uzun süreli hayat sürme imkânını yakalayabilsinler, her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da erken tanının faydası çok büyüktür. Hiv virüsünü kapmak herşeyin sonu değildir, isteyen hastalar Aids Savaş Derneğinden psikolojik destek de alabilirler.

CDC (Center of Disease Control -USA) gibi bazı büyük örgütleri, testin altıncı ayda tekrarlanması gerektiğini savunmaktadır. Serokonversiyon süreci (antikor oluşturma) üç ayı geçen çok nadir bazı vakalar rapor edilmişse de (bunlar o kadar nadirdir ki, tıp makalelerine konu olur), çoğu Avrupa kaynaklı olan birçok örgütü ve kuruluşu, eğer çok kesin bir risk (hiv+ olduğu kesin olarak saptanmış bir kişiyle girilen “korunmasız” ilişki) yoksa, ‘altıncı ay’ testini gereksiz bulmakta ve CDC’yi tutucu olmakla eleştirmektedir. Bazı kuruluşların ‘pencere dönemi’ ile ilgili olarak verdikleri süreler, “Üçüncü Ay”ın maksimum sınır olarak düşünülmesi gerekitiğini kanıtlamaktadır:

HI virüsünün üç glikoproteini vardır. Bunlar:

► BERNARD WEBER, EL HADJI MBARGANE FALL; ANNEMARIE BERGER ve HANS WILHELM DOERR’in birlikte yazdiklari “Reduction of Diagnostic Window by New Fourth-Generation Human Immunodeficiency Virus Screening Assays” (Journal of Clinical Microbiology, Aug 1998, s. 2235-2239) adli makalede, pencere donemi ortalama 10.2 gunden ile 27.4 gune kadar diye belirtiliyor.

Spermdeki ve vajina salgısındaki HIV, dış ortamda birkaç saatte, kuru ortamda ise yarım saatte ölür. HIV kurumuş kanda da kısa zamanda ölür. Hastanın, ya da seropozitif kan, sperm veya vajina salgısının bulaştığı eşyadaki HIV’in öldürülmesi: Eşyayı birkaç dakika kaynatarak ya da 60 C°’de 30 dakika ısıtarak virus öldürülür.Sulandırılmış çamaşır suyu temas ettiği HIV’i 10 dakika içinde öldürür. Sodyumhipoklorid, çamaşır suyunda bulunan etkili maddedir, içinde klor vardır. Çamaşır suyu şişesinin üzerindeki tarifeye göre (genellikle 10 kez) sulandırılarak kullanılır. Sulandırılan çamaşır suyunda klor kokusu bulunmalıdır. Çamaşır suyu kullanılacağı zaman sulandırılmalıdır, durmakla bozulur. Çamaşır suyu madensel eşyaya zarar verir. Ultraviyole ile ışınlama (mavi ) HIV’in yok edilmesi için önerilmeyen bir yöntemdir. Ultraviyole ışını doğrudan temas ettiği yüzeydeki mikropları öldürür. Cismin altında kalan mikropları öldürmez.

AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome), Sonradan Edinilen Bağışıklık Sistemi Bozukluğu) anlamaına gelir. Sonradan Edinilen ifadesi hastalığın irsi olmadığını anlamına gelmektedir. Bağışıklık Sistemi Yetersizliği ifadesi ise vücudun bağışıklık sisteminin çökmesi anlamına gelmektedir. Sendrom kelimesi ise bir başka hastalıkla bağlantısı olabilecek çeşitli hastalıklar anlamına gelmektedir.

Lateksten yapılmış bir kullanarak HIV virüsünden korunulabilir. Doğum kontrol hapları ve lateks olmayan prezervatifler, HI virüsünden koruma sağlayamaz. HI virüsü hem bir erkekten hem de bir kadından bulaşabilir. Herhangi bir cinsel hastalık, HIV virüsünün bulaşma ihtimalini daha yükseltir. HI virüsünün iki tipi mevcuttur. Tip II de kadından erkeğe bulaşma ihtimali Tip I de ise erkekden kadına bulaşma ihtimali daha yüksektir. Afrikada 2 nci tip Avrupa ve Amerika da ise 1 nci tip daha sık görülür.

HIV (İng: Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü), AIDS’e yol açan virüs. HI virüsü, bağışıklık sistemine zarar vererek hastalığa neden olur. Vücudu mikroplardan koruyan bağışıklık sistemi çalışmadığında, mikroplar daha kolay hastalığa neden olabilir.

HIV virüsünün bulaşabilmesi için, virüsün dış ortam koşullarında bozulmayacağı kadar kisa bir süre içinde bir kişiden diğerine nakledilmesi gerekir. Bu da virüsün diğer vücut sıvılarının içinde bir kişiden diğerine iletilmesi ile gerçekleşebilir. HIV virüsü vücut sıvılarının ve öncelikle kan ve semen gibi sıvılarının cinsel aktivite ya da damar içi uyuşturucu alımında ortak iğne kullanımı ile transferinden vücuda alınmaktadır. HIV virüsü HIV ile enfekte olmuş kişilerden temas ile bulaşmamaktadır.

HI virüsü taşıyan birisiyle kontamine bir iğne paylaşılırsa, virüs bulaşabilir. (Bu intravenöz (damardan) uyuşturucu bağımlıları arasında HIV’in en önemli bulaşma yoludur.) Dövme ve vücuda piercing yaptırma işlemlerinde kullanılan iğneler, kontamine ise HIV bulaşabilir…

HIV vücuda HI virüsü taşıyan birisinin kanı, spermi, vajinal akıntıları veya diğer vücut sıvıları transferi yoluyla bulaşır. Bu durum; vajinal, anal veya oral seks sırasında gerçekleşebildiği gibi ateşli öpüşme sırasında tükrük transferi ile de bulaşıcılık olacağı anlamına gelir (parenteral yol).

► Kizilay, antikorlarin tespit edilme suresini 2-6 hafta olarak veriyor. http://www.kizilay.org.tr/channels/1.asp?id=118&prev_place=&cps=0&cpp=1

► AIDS servislerinde ve laboratuarlarinda calisan doktor ve virologlarin (Dr. Sindy , Evan M Cadoff, Eugene Martin) yazdigi, “Rapid Diagnostic Testing for HIV – Clinical Implications” (Business Briefing: Clinical Virology & Infectious Disease, 2004) adli makalede, pencere donemi 30-60 gun olarak veriliyor. http://www.touchbriefings.com/pdf/1043/_edit.pdf

HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA testi (Indirekt tanı methodu) veya direkt virüsün proteinlerini tespit eden PCR testi (Direkt Tanı Methodu) gibi tarama yöntemleriyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. Anti-HIV antikorların ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için en az 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. PCR yönteminde ise bu süre 3 haftaya kadar düşmüştür. Anti-HIV testinin pozitif olması kanda HIV virüsüne karsi antikorların olduğunu gösterir. Ancak anti-HIV testinin yalancı pozitif çıkma ihtimali de vardır. Bu nedenle, kişinin HIV pozitif (seropozitif) olduğunu söyleyebilmesi için, Westernblot testi denen doğrulama testinin de yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir. Anti-HIV testi, üniversite hastanelerinin mikrobiyoloji laboratuarlarında, sigorta ve devlet hastanelerinin laboratuarlarında ve özel laboratuarlarda yaptırabilir. Son zamanlarda HIV virüsünün kandaki varlığının direkt kantlanması PCR (polymerase chain reaction = polimeraz reaksiyonu) yöntemi ile de yapılabilmektedir Olası belirsizlikleri gidermek için, pencere dönemi ile ilgili ek bir açıklama yapmakta fayda vardır. Zira “Üç Ay” ifadesi, hiv virüsüne maruz kalmış her bünyenin ‘üçüncü ayda’ antikor üreteceği gibi yaygın bir yanılgıya yol açmaktadır. Halbuki pencere döneminin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğini vurgulamak gerekir. “Üç Aylık” süre, uluslararasi saglik kuruluslarinın tum bünyesel farkliliklari da kapsayacak sekilde belirlediği ‘maksimum’ süredir. Yani bu, hiv ile enfekte olmuş yüz kişiden varsayalım ki %45′inin, 35. gunde; %25′inin 50. gunde; %15′inin 65. gunde; %10′unun 75. gunde; %5′inin de 90. gunde yeterli antikor seviyesine ulaşacağı anlamına gelir (Oranlar tamamen kurgusaldır). O halde belirlenmiş olan “üç ay” sınırı, ‘en gec antikor ureten bunyeyi’ de hesaba katarak dusunulmus ‘maksimum’ sinirdir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/HIV

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ejektörlü pompa nedir

Yazan: admin | icatlar | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Buharlı lokomotifler 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın ortalarına kadar demiryolu taşımacılığına hekim olmuşlardır, daha sonra ise dizel ve elektrikli lokomotifler bunların yerini almıştır.

Özel uygulamaları dolayısıyla, bir enjektör sık sık edüktör, buhar jeti fışkırtıcısı (enjektörü), pompası veya aspiratör(extractor, emici) gibi isimlerle anılır.

Daha iyi bir vakum oluşturmak için, seri halinde çoklu ejektörler , yukarı yönlü ejektörlerin çıkışının aşağı yönlü ejektörlere emme için öncülük etmesiyle, kullanılırlar.

Esasen, girişteki hareketli akışkanın basınç enerjisi memenin boğazında, hız formunda kinetik enerjiye dönüştürülmektedir.Daha sonra karışık akışkan genişleyen ağızda genişlerken, kinetik enerji, Bernoulli prensibine göre, bu ağzın çıkışında tekrar basınç enerjisine dönüşür.

Bernoulli prensibinin özel bir durumu olan ventüri etkisi, bu aygıtın çalışmasını sağlar.Yüksek basınç altındaki akışkan, düşük basınç yaratan kısılmalı genişlemeli memenin boğazında, yüksek hızlı jete dönüştürülür.Düşük basınç, emme akışkanını(suction fluid), hareketlendirici akışkanla(motive fluid) karışacağı bu memeye çeker.

Enjektör aslen buhar tahrikli lokomotiflerde kazan besleme suyunu kazana ve kazandan dışarı pompalamak ve enjekte etmek için kullanılmıştır.

Bitişikteki çizim tipik bir modern enjektör veya fışkırtıcıyı resmetmektedir.Hareketli akışkan giriş memesi ve ksıslıp genişleyen bir çıkış memesinden oluşur. Su, hava, buhar veya yüksek basınçtaki herhangi başka bir akışkan girişte hareket verici kuvveti sağlar.

Enjektör 1858’de Henri Giffard tarafından edilmiş, patenti ise İngiltere’de Messrs Sharp Stewart & Co. şirketi tarafından alınmıştır.Girişteki hareket kuvveti uygun bir yüksek basınç akışkanı tarafından sağlanmaktaydı.

Ejektörlü , bir enjektör veya fışkırtıcı kısılıp genişleyen bir memenin ventüri etkisini kullanarak, hareketli akışkanın basınç enerjisini; bir düşük basınç alanı yaratıp, hız enerjisine çevirerek; hareketli akışkanı çekip, emme akışkanının buna karışmasını sağlar ve hemen ardından bu karışmış akışkanları, hız enerjisini tekrar basınç enerjisine dönüştürerek, yeniden sıkıştıran pompa benzeri bir alettir.Hareketli akışkan veya sıvı olabilir. Emme akışkanı bir , bir sıvı, bir bulamaç, toz yüklü bir akışı olabilir.[1]

Aspiratör(emmeç) gibi aynı çalışma prensibine sahip benzer cihazlar kısmi bir vakum yaratmak için laboratuarlarda ve vücut sıvıları ile mukusun emiliminde medikal olarak kullanılır.

Enjektörlerin çeşitli endüstriyel uygulamalardaki kullanımı, basitlikleri ve uyum yetenekleri dolayısıyla oldukça yaygın hale gelmiştir.Örneğin:

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ejekt%C3%B6rl%C3%BC_pompa

Tags: , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Bisiklet kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Arka viteslerde ise dişli yokuş dişlisidir, küçüldükçe düz yol viteslerine ulaşılır, en küçük dişli ise sürat dişlisidir, diğer bir bakışla öndeki ana viteslerin arkadaki dişli kadar farklı seçeneği vardır, kısaca 3 ana dişlinin arkada 7 vites dişlisi olan bir bisiklette 3 x 7 = 21 vitesi vardır. Sistemde ön küçük vites ( yokuş vites ana dişlisi ) 1. vites ana dişlisidir. Sistemde arka vitesde dişli ( yokuş vitesi ) 1. vitesdir. Dik bir yokuş icin ön 1 x arka 1 kullanılırken Düz yol için ön 2 x arka 3-4 ideal dişlilerdir. Sürat için ön 3 x arka 6-7 ideal dişliler olabilir.

2. Dünya Savaşı’nda Avrupa ülkeleri bisikleti askeri amaçla (ordu süratinin artırılması) kullanmışlardır.

sporunda da kullanılır. Yarış bisikleti, dağ bisikleti, şehir bisikleti, motorlu , BMX, yatay (recumbent), çift kişilik (tandem) gibi türleri vardır. Vitesli ve vitessiz türleri bulunmaktadır. İlk 1791′de Sivrac’ın bisikletiydi. Bunun bir direksiyonu (gidonu) bile yoktu. 1818′de ilk defa gidonlu bulundu (Karl Drais) ve 1839′da Mac Millan’ın ilk pedallı bisikleti buluşu bu günkü bisikletlerin taslağını oluşturdu.

Asıl amacı akrobasi ve bazı özel yarışlar olan, sağlam yapılı ve 20¨ tekerlekli bisikletlere BMX bisikletleri denir. Bu bisikletler 1980′li yıllardan itibaren ortaya çıkmış ve bütün dünyada popülerlik kazanmışlardır.

Frenler ön ve arka olmak üzere kolla idare edilir, tel ya da bir yerden sıkar veya hidrolik disk olabilir.

Bisiklet tipleri birkaç farklı şekilde sınıflandırılabilirler. Bunlardan birisi çaplarına göre sınıflandırmadır. 3 teker çapı şu anda çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunlar: 622mm (28¨), 559mm (26¨), 406mm (20¨). Bunların dışında 27¨ çapındaki tekerlekler uzun yıllar boyunca yol bisikletlerinde kullanılmıştır. 584mm çaplı 650B olarak tanımlanan tekerlekler de son zamanlarda bazı üreticiler tarafından kullanılmaya başlanmıştır.

İlk seri bisiklet “Michaux Company” tarafından yapılmıştır. Şirket, yılda yüzkırk bisiklet üretiyordu. Bisikletin ilgi görmesi dönemin devletlerinin de dikkatini çekmiştir. 1800′lerin ikinci yarısında Fransa Savunma Bakanlığı bisiklet üretimini destek vermiş ve 1871′de imal edilen bisikletlerAlmanya ile yapılan savaşta kullanılmıştır.

Bisikletler kullanım amaçlarına göre de sınıflandırılabilirler. Teker çapı ne olursa olsun, ince tekerli ve daha nahif yapılı, asfaltta kullanıma yönelik yapılmış bisikletlere yol bisikleti denir.

Çatı da denir. Farklı maddelerden (karbon, , titanyum gibi) yapılabilir. Sağlamlık açısından daha çok tercih edilen ve DownHill, Trial gibi alanlarda kullanılacak bisikletlerde ve karbon kadrolar, DownHill veya Trial gibi alanlarda kullanılmayacak bisikletlerde daha çok alüminyum kadro tercih edilir. Alüminyum kadroların en büyük özelliklerinden birisi hafif olması ve darbeleri emmesidir.Günümüzde Karbon Fiber MTB ve Road Tipi Bisiklet Kadroları için Tercih Sebebi Olmuştur.

Teker çapı sınıflandırmasına göre 28¨ teker çapına sahip bisikletler yol bisikleti, 26¨ teker çapına sahip bisikletler dağ bisikleti olarak kabaca tanımlanır. 20¨ tekerlere sahip bisikletler BMX bisikletleri 19¨ hacı bisikleti olabildikleri gibi, farklı 3 tekerlekli hatta 4 tekerlekli bisikletlerde ve yatay bisikletlerde sıklıkla kullanılırlar.

Ön vitesdeki 3 dişli setinden küçük dişli (1.), yokuş için gerekli ana vitesdir. Ön-orta vites (2.) düz yol için idealdir. ön-büyük dişli (3.) ise sürat için ana vitesdir.

Bisiklette tekerlek 2, 3 veya 4 tane bulunabilir. Önde bir, arkada iki tane de olabilir. Tek tekerlekli olanlar ise genellikle sirklerde gösteri ve akrobasi amaçlı olarak kullanılmaktadır.

İrlanda’da 1888 yılında havalı plastik biskletler piyasaya sürülmüştür. Bu durum, bisiklet endüstrisini geliştirmiştir. Bisiklet üretiminde kullanılan malzemenin fiyatının yüksekliği, işçilik maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle halka inememiştir. 1800′lerin sonundan fabrikaların artması ve seri üretimin hızlanmasıyla maliyetlerde yaşanan düşüş bisikletin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Özellikle Fransa, Belçika, İngiltere, İtalya veİspanya’daki bisiklet fabrikaları bisikletin bu ülkelerde yaygınlaşmasına ve bisiklet sporunu gelişmesine önayak olmuştur.

Bisiklette 6, 18 ve 21,24,27,30 vites seçenekleri olabilir. Sporcular yaygın olarak 27 vites seçeneğini kullanmaktadır. Vitesler eğime göre verimlik artışı sağlamak, bisikletin süratini arttırmak ve rampaları daha kolay çıkmak içindir.

Amortisörlü ya da düz olabilir ön ve arkada bulunur. amortisörlüler yüksekten inerken yardımcı olur ama normal çatal ise yardımcı olmaz cunku yaylanma bolumu yoktur o yüzden en çok tercih edilen çatal amortisörlü olanıdır.eğer şehirde sürecekseniz amortisörsüzde olabilir..

’nin çizimleri kullanarak ilk pedallı bisikleti üreten Kirkpatrick Mac Millan’dır. 1839-1840 yılları arasında İskoçya’da yapılan bu bisiklet, halen Londra Science Museum’da sergilenmektedir. 1855′te Ernest Michaux’un bisikleti pedalı etkin olarak kullanmıştır. 1870ten sonra geliştirilen yeni bisikletlere “Bicyole” denilmiştir. Bu modelde ön tekerliğin çapı bir ila 1,5 arasında değişmiştir.

Bisiklet, motorsuz, iki tekerlekli, pedallı, insan gücü ile ilerleyen bir ulaşım aracı.

Teker çapı 622mm ya da 559mm ve son zamanlarda da 584mm olarak üretilen bazı bisikletler, uzun yollarda kullanılmak üzere üretilirler. Bu bisikletlerin ön ve arka kısımlarında taşımaya imkânları vardır. Çamurluklar, rahat sele ve gidonlar kullanırlar. Tek amacı uzun mesafelere binicisini ve binicinin eşyalarını taşımak olan bu bisikletlere tur bisikleti denir.

İlk bisiklet çok ilkel biçimde 12. yüzyılda Çin’de görülmüştür. Fransız Sirvac yaptığı sağ ve sol ayakların itmesiyle yürüyen bisiklet yapmıştır. “Celerifere” adını taşıyan bu alet 1791 tarihlidir. Baron Karl Von Drais, Drais de Senerbol’un yaptığı bisikleti geliştirmiş ve bisiklete gidon eklemiştir. Bu bisiklet 1816 yılında yapılmıştır. Bu bisiklet tahtadan imal edilmiştir. 1818′de bisiklette kullanılmaya başlanmıştır.

Gene teker çapı 622mm ya da 559mm olmasına bakılmaksızın (genellikle 559mm olur), sağlam gövdeli ve dayanıklı parçalardan yapılmış, daha kalın lastiklerin kullanılmasına izin veren bisikletler araziye uygundurlar ve bunlara dağ bisikleti denir. Dağ bisikletlerinin ön süspansiyonlu, ön ve arka süspansiyonlu, süspansiyonsuz tipleri olabilir. Süspansiyon miktarına ve olup-olmamasına göre bisiklet kullanım alanları değişebilir.

Sürücüsünün arkasına yaslanmasına hatta bazı durumlarda yatar pozisyonda durmasına müsaade eden bisikletlere yatay bisiklet denir. Yatay bisikletler Türkiye’de yaygın değildir. Yatay bisiklet kelimesi bile bilinmemektedir. Yatay bisikletin İngilizce’si Recumbent’dir.

Sadece tek bir tekeri olan bisikletler de vardır. Iki teker karsiligi kullanilan Ingilizcesi “bicycle” olan bisiklet ,tek tekerden olustugu icin Ingilizcedeki “unicycle” kelimesinin karsiligi olarak unisiklet kelimesiyle tanimlanmaya baslamistir. Eskiden sirklerde gosteri amaciyla kullanilan unisikletler,son yillarda sokak hareket yarismalardan unisiklet basketbolu,hokeyi ve dag unisikleti anlamina gelen “Muni” kategorilerine kadar genis bir alana yayilmis ve giderek dünyada popülerlik kazanmışlardır. Tek tekerli bisiklet,yani unisikleti kullanmayı öğrenmek normal bisiklet kullanmaktan farklıdır.

İş bisikletleri özellikle yük taşımak için üretilirler. Bazıları yüz kilo ve üstündeki yükleri taşıyabilecek kadar sağlamdır. 2 veya 3 tekerlekli modelleri vardır. Bisikletin gövdesinde bulunan boş kısımda, hizmet ettiği şirketin reklam tabelasını taşıyabilirler.

İki sürücünün aynı anda binmesine müsaade eden bisikletlere tandem denir. Tandemler uzun turlardan kısa arazi yarışlarına kadar pek çok farklı alanda kullanılabilirler.

Vites sistemi iki bölümden oluşur, ön vites ve dişlileri ile ön vites ve arka vites dişlilerinden oluşur, bunları kontrol etmek için gidon çevresinde 2 vites kontrol kolu bulunur biri sag kol arka vitesi digeri sol kol ise ön vites dislilerini kontrol etmenizi saglar, pedal devrinize göre ( 70-90 dk.devir) devir arttikca vites düsürülür, devir düsdükce vites büyütülür.

Teker çapı Türkiye’de 28¨, Fransa, İtalya, İskandinav ülkeleri gibi bölgelerde ise 650B olan bazı bisikletler vardır ki bunlara şehir bisikletleri denir. Bu bisikletlerin çoğu zaman ön ve arkalarında sepetleri, dinamolu ışıklandırma sistemleri vardır. Avrupa’nın pek çok yerinde genç-yaşlı insanlar şehir içindeki işlerini görmek, bir yerden bir yere gitmek, yük taşımak için bu bisikletleri kullanırlar.

Trufaut, içi boş kauçuk lastiğini bulmuş, bunu İngiltere’de eşit tekerlekli komple kadrolu, bilyalı ve milli bisikletlerin yapılması ve ardından ortadan katlanan portatif bisikletler izlemiştir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Bisiklet

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Turing makinesi

Yazan: admin | icatlar | Cuma 14 Ocak 2011 15:43

, ilk başta d0 durumunda olacak. Bu tabloya bakarak görebiliriz ki, d2 son durum olacak ve makinenin kafası şu işlemi yapacak:

Buna ek olarak, anlatılan Turing makinesi belirlenimci (determinist) bir makinedir, başka bir deyişle aynı girdi için her zaman aynı çıktıyı üretir:

Anlatılan Turing makinesi, yapılabilecek en basit makinedir. Bunu şu şekilde geliştirebiliriz:

Bu amaca ulaşabilmek için, {‘d0′, ‘d1′, ‘d2′} şeklinde üç durum kullanacağız. Bu durumların geçiş tablosu ise şu şekilde olacak:

Bu tablo, o Turing makinesinin çalıştırdığı algoritmadır. Turing makinesi, her adımda:

Turing makinesi, Karmaşık matematiksel hesapların belirli bir düzenek tarafından yapılmasını sağlayan makinesi. Karmaşık hesapların belirli bir düzenek tarafından yapılıp yapılanamayacağı 20.yy’ın başlarında büyük bir tartışma konusu olmuştu. Öteden beri el ile veya zihinden yapılan hesaplamalar çok zaman almakla birlikte, birçok hatayı da beraberinde getiriyordu. Tüm bu tartışmalar sürerken, 1936 yılında, ünlü matematikçi Alan M. Turing “Saptama Problemi Hakkında Bir Uygulamayla Birlikte Hesaplanabilir Sayılar” (İngilizce On computable numbers, with an application to the Entscheidungsproblem) isimli bir makalesini yayınladı. Makalesinde teorik ve matematiksel temellere dayalı sanal bir makineden bahseden Turing, her türlü matematiksel hesabın bu sanal makineyle yapılabileceğini iddia ediyordu. Turing’in 1950 yılında yayınlanan “Hesaplama Mekanizması ve Zeka” (İngilizce Computing Machinery and Intelligence) isimli ikinci makalesi ise, makineler ve zekayla ilgili birçok tartışmalı konuya cevap niteliğindeydi. İşte bu makalelerde sözü geçen sanal makine daha sonraları Turing Makinesi (İngilizce The Turing Machine) olarak isimlendirildi.

Birkaç denemeyle bu makinenin istediğimiz işlemi yaptığını görebiliriz.

Örneğimizdeki Turing makinesi sembol havuzu (yani alfabe) olarak {‘B’, ’1′} kullanmaktadır. Bu makineni amacı, verilen girdinin en sağına 1 ekleyip girdinin en soluna geri dönmektir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Turing_makinesi

Tags: , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , ,

Wilhelm Schickard neyi icat etti

Yazan: admin | Mucitler | Cuma 14 Ocak 2011 15:40

1623 yılında ettiği 6 haneye kadar toplama çıkarma yapabilmekte ve sayı basamakları yetmeyince çalan bir zille bunu kullanıcıya bildirmektedir. Blaise Pascal makinesininin muciti sanıldığından, Wilhelm Schickard çok az kişi tarafından bilinmektedir.

Wilhelm Schickard, (d. 22 Nisan 1592 Herrenberg – ö. 23 Ekim 1635 Tübingen) hesap makinesini icat etmiş alman adamıdır. Tübingen Üniversitesi’nde eğitim görmüş, daha sonra bu Üniversite’de akademisen olmuştur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Wilhelm_Schickard

Tags: , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , ,

Max Skladanowsky

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Max Skladanowsky (30 Nisan 1863 – 30 Kasım 1939) bir Alman ve erken dönem yönetmeni. Berlin’de dünyaya gelmiştir. Erkek kardeşi Emil ile birlikte biyoskobu etmiştir. Skladanowsky kardeşler 1 Kasım 1895′de yaptıkları icatla tarihteki ilk gösterisi sundular. Max Skladanowsky 1939 yılında hayata gözlerini yummuştur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Max_Skladanowsky

Tags: , , , , ,

Etiketler:, , , , ,

Nikolaus Otto

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Otto motorunu henüz harekete geçirmeden sattı. 1926’da Karl Benz ve Gottlieb Daimler şirketlerini birleştirdi.

1876’da ilk kez tanımlandığında, strok bir silindir içinde pistonun aşağı veya yukarı hareketiydi. Otomobil motoruna adapte edildiğinde, 4 yukarı–aşağı strok gerekti.

Otto’nun ilk atmosferik motoru, 1867 yılının mayıs ayında tamamlandı. 5 yıl sonra Gottlieb Daimler ve Wilhelm Maybach ile Otto çevrimi veya 4 zamanlı çevrim fikrini ürettiler.

Bu yapılana dek, tüm motorlar dıştan yanmalı motorlar yani yakıtın ayrı bir bölmede yandığı motorlardı. Otto 1864’te iki arkadaşı ile kurduğu kendi şirketinde, benzin motorlar ile ilgili denemelere başlamıştı. Şirket ilk içten yanmalı motoru üreten N. A. Otto & Cie. şirketiydi. Şirket bugünde Deutz AG. ismi ile varlığını sürdürmektedir.

Otto’nun patenti 1886’da geçersiz kılındı, çünkü Alphonse Beau de Rochas adlı başka bir tarafından 4 zamanlı çevrim prensibi pek bir kitapçık olarak yayınlanmıştı.

Nikolaus August Otto, (14 Haziran 1832 – 28 1891), içten yanmalı motoru bulan Alman mühendisi. O küçük bir şehir olan Holzhausen’de doğdu. Ilk öğreniminin ardından 1848′de 16 yaşında iken okumayı bıraktı. Hayatını bakkaliyecilik yaparak kazanmaya başladı ve daha sonra Köln’e taşındı. 1859′da Etienne Lenoir (şeker toptancısı)in - kömürlü dizaynını ilk kez görmesinden etkilenerek içten yanmalı motorlarla ilgili deney öncelikli çalışmalara başladı. 1861′de ilk motorunu Lenoir’in dizayn temeli üzerine imal etti. 1864′te Köln’de ilk şirketini kurdu. Daha sonra Eugen Langen ile “N.A. Otto & Cie.”i kurdu.

En son tarihi araştırmalara göre, İtalyan Eugenio Barsanti ve Felice Matteucci 1854 yılında Londra’da içten yanmalı bir motorun düzgün olarak çalışan ilk versiyonunun patentini aldılar. (Patent no: 1072) Otto motoru bazı parçalarında bu emsalden az miktarda esinlenmiştir. 1879’da Almanya’nın başka bir yerinde bu çalışmalardan bağımsız olarak, Karl Benz kendi içten yanmalı motoru için patent almış ve 1885’te 3 tekerlekli bir hareket ettirmek üzere kullanmış ve patentini onaylatmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Nikolaus_Otto

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,

Karl Ferdinand Braun

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

I. Dünya Savaşı’nın başlangıcıyla beraber Alman kablosuz iletişim istasyonunu ( Corporation’un yönettiği) İngilizlere karşı savunmaya yardım etmek için Amerika savaşa katılmadan önce Amerika, Sayville’a gitti. Amerika savaşa katıldıktan sonra Braun tutuklandı ama rahat bir şekilde Brooklyn’a gitti.

1897′de katot ışınlı tüpü ve katot ışınlı tüp osiloskobunu etti. Almanca konuşulan ülkelerde (Braunsche Röhre) ve Japonya’da (Buraun-kan) CRT, soyadına ithafen Braun tüpü olarak adlandırıldı.[3] Yüz yıl sonra yani günümüzde, CRT teknolojisi yavaş yavaş ve ekranlarında düz ekran teknolojisi (, LED, Plazma gibi) ile yer değiştirdi.[4]

1901:  | 1902: Lorentz | 1903: Becquerel, Curie & Curie | 1904: Rayleigh | 1905: Lenard | 1906:  | 1907: Michelson | 1908: Lippmann | 1909: Marconi, Braun | 1910: Waals | 1911: Wien | 1912: Dalén | 1913: Kamerlingh-Onnes | 1914: Laue | 1915: Bragg & Bragg | 1916: ödül verilmedi | 1917: Barkla | 1918: Planck | 1919: Stark | 1920: Guillaume | 1921:  | 1922: Bohr | 1923: Millikan | 1924: Siegbahn | 1925: Franck, Hertz

Braun, 1918′de savaş bitmeden önce, Brooklyn’deki evinde vefat etti.

Karl Ferdinand Braun, Nobel Ödülü sahibi[1] Alman ve fizikçi. Braun, ve televizyon teknolojisinin gelişmesine önemli katkılarda bulundu[2] ve Guglielmo Marconi ile 1909 Nobel Fizik Ödülü’nü paylaştı.

Braun, Fulda’da doğdu. 1872′de Berlin Üniversitesi’nden fizik doktorasını aldı. 1895′de Fizik Enstitüsü yöneticisi ve Strazburg Üniversitesi’nde fizik profesörü oldu.

Radyonun gelişim sürecinde, telsiz ile de uğraştı. 1898′lerde, Kristal doğrultucuyu icat etti. Guglielmo Marconi, Braun’un patentlerini kullandı. Braun’un İngiliz patentinin ayarları, Marconi’nin birçok patent ayarlarında kullanıldı. Marconi, sonralarda Braun’un patentlerinden bir parça aldığını itiraf etti. 1909′da, telsiz telgrafa olan katkıları için Marconi’yle beraber Nobel Fizik Ödülü aldı.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Ferdinand_Braun

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

Sonraki Sayfa »