Hesap makinesi

Yazan: admin | Genel | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Yirmi yıl kadar sonra, 1645 yılında filozof Blaise Pascal, vergi tahsildarı olan babasına yardımcı olmak için bir makinesi tasarladı. 1799 yılına kadar kullanılan bu mekanik , kadranlarla girilen sayıları toplayıp çıkarıyordu. Gottfried Wilhelm Leibniz 1671 yılında toplama ve dört işlemi yapabilen mekanik bir geliştirdi. Ancak bu aygıtlar, çok yaygın olarak kullanılmamıştır. Bunlardan yaklaşık bir asır kadar sonra Xavier ’ın bulduğu dört işlemi ve alma işlemini yapabilen Aritmometre, 1970’lere kadar kullanılmış olan mekanik hesap makinelerinin atası olmuştur.

makinesi

, ilk zamanlar dört işlemi yapabilen, daha sonraları geliştirilerek her türlü sayısal işlemi yapar duruma getirilen veya mekanik bir araçtır.

İlk hesap makineleri abaküsler idi. 1623 yılında Wilhelm Schickard ilk kez dört işlemi bir arada yapabilen hesap makinesini Almanya’daki Heidelberg Üniversitesinde geliştirdi. Schickard geliştirmiş olduğu araç ile astronomi, , alan ölçümleri, yüz ölçümü hesaplama ve haritacılık işlemlerinde kullanmıştır. Geliştirmiş olduğu cihaz oldukça karmaşık ve herkesin kolaylıkla kullanamayacağı bir çalışma sistemine sahipti.

Daha sonra üretilen bu hesap makineleri, ara sonuçları toplayan, eski sonuçların saklanıp gerektiğinde kullanılabilmesini sağlayan, trigonometrik, istatistiksel ve ileri matematik işlevleri içeren ve yazılımlanabilme özellikleri ile daha çok bilgisayarlara benzeyen çok karmaşık elektronik cihazlar hale gelmiştir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Hesap_makinesi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Betonarme

Yazan: admin | icatlar | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Türkiye’de beton yapılarla ilgili hesaplamalar yapı deprem bölgesinde deÄŸilse TS500 standardına dayanarak yapılmaktadır. Yapı 1. veya 2. deprem bölgesinde yapılacak ise hesaplamar Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (2007)’ye göre yapılmaktadır.

Betonarme yapı elemanında bulunan beton ve birlikte bu gerilmelere karşı koyarlar. Bu esnada, beton daha çok basınç gerilmelerini karşılar, ise daha çok çekme gerilmelerini karşılar.

Betonarme, beton’un çelik kullanılmak suretiyle güçlendirilerek imal edilen yapı malzemesinin ismidir. Dilimize Fransızcadan gelmiÅŸ bir mühendislik terimdir. Kelimenin Fransızca orijinali ‘béton armé’ kelimesi güçlendirilmiÅŸ beton anlamındadır. Yapıda kullanılan betonarme elemanlar (kolon, kiriÅŸ, döşeme vb.) birtakım gerilmelere maruz kalırlar. Bunlar genel olarak basınç, çekme, kesme ve burulma etkileridir. Davranış itibariyle gevrek olan beton, sünek çelik ile güçlendirilerek kompozit bir yapı malzemesi olan betonarme elde edilir. Bu güçlendirme ile açıklıkların daha küçük kesitlerle geçilmesi olanaklı olmuÅŸtur. Elemana yerleÅŸtirilen çeliÄŸe sonradan veya önceden gerilme verilerek öngerilmeli/ardçekmeli beton elde edilir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Betonarme

Tags: , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , ,

Fark makinesi

Yazan: admin | icatlar | Cuma 14 Ocak 2011 15:43

Uzun bir aradan sonra 1822 ‘de İngiliz matematikçi Babbage (1791 – 1871), oldukça geliÅŸmiÅŸ bir makinenin tasarımına baÅŸladığını duyurmuÅŸtur. Fark makinesi, bir deÄŸerler serisini otomatik olarak hesaplayabilmeyi öngörüyordu. Sonlu farklar yönteminden yararlanarak, çarpma ve bölme iÅŸlemlerinden yararlanmaksızın hesaplama yapmak mümkündü.

Babbage geliştirdiği ikinci Fark makinesi ile birlikte çalışabilecek, değişken sütun ve satır özelliklerine sahip, çıktı formatı programlanabilmesi gibi şaşırtıcı özelliklere sahip bir tasarlamıştır. Fark makinesinin tamamlanmasından dokuz yıl sonra, Müzesi, 19. yüzyıl cihazları için oldukça karmaşık sayılabilecek bu yazıcıyı da tamamlamıştır.

Fark makinesi, projenin ilk haliyle, 2,5 mt yüksekliÄŸinde, 15 ton ağırlığında olacak ve 25.000 parçadan oluÅŸacaktı. Babbage, projesine mali kaynak bulabilmesine raÄŸmen onu tamamlayamamıştır. Daha sonra Fark makinesinin geliÅŸtirilmiÅŸ bir modelini tasarlamasına raÄŸmen bunun yapımına hiç baÅŸlayamamıştır. 19. Yüzyılın olanak tanıdığı ölçüsel toleranslarla 1989-1991 yılları arasında tamamlanan bu , Londra Bilim Müzesi’nde çalıştırıldığı zaman ortalama bir makinesinden çok daha öteye giderek 31 basamaÄŸa kadar doÄŸru yapabildiÄŸi görülmüştür.

Fark makinesi, polinom iÅŸlevlerin (fonksiyonların) hesaplanması için tasarlanmış bir mekanik hesap makinesidir. Toplama çıkarma yapabilen bir makine yapmak yüzyıllar boyunca bilim adamlarının ilgisini çekmiÅŸtir. 1642 yılında bir vergi memurunun oÄŸlu olan Blaise Pascal, babasına yardım amacıyla böyle bir makine tasarlamıştır. 1694 yılında, Gottfired Wilhelm von Leibniz, Pascal’ın tasarladığı bu makineyi geliÅŸtirerek, aynı zamanda çarpma ve bölme iÅŸlemlerini de yapabilen bir makineyi tamamladığını duyurmuÅŸtur. Daha sonra 1786′da J.H. Müller de benzeri bir makineyi tasarladığını duyurmuÅŸ ancak yapımını gerçekleÅŸtirememiÅŸtir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Fark_makinesi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

Turing makinesi

Yazan: admin | icatlar | Cuma 14 Ocak 2011 15:43

, ilk başta d0 durumunda olacak. Bu tabloya bakarak görebiliriz ki, d2 son durum olacak ve makinenin kafası şu işlemi yapacak:

Buna ek olarak, anlatılan Turing makinesi belirlenimci (determinist) bir makinedir, başka bir deyişle aynı girdi için her zaman aynı çıktıyı üretir:

Anlatılan Turing makinesi, yapılabilecek en basit makinedir. Bunu şu şekilde geliştirebiliriz:

Bu amaca ulaÅŸabilmek için, {‘d0′, ‘d1′, ‘d2′} ÅŸeklinde üç durum kullanacağız. Bu durumların geçiÅŸ tablosu ise ÅŸu ÅŸekilde olacak:

Bu tablo, o Turing makinesinin çalıştırdığı algoritmadır. Turing makinesi, her adımda:

Turing makinesi, Karmaşık matematiksel hesapların belirli bir düzenek tarafından yapılmasını saÄŸlayan makinesi. Karmaşık hesapların belirli bir düzenek tarafından yapılıp yapılanamayacağı 20.yy’ın baÅŸlarında büyük bir tartışma konusu olmuÅŸtu. Öteden beri el ile veya zihinden yapılan hesaplamalar çok zaman almakla birlikte, birçok hatayı da beraberinde getiriyordu. Tüm bu tartışmalar sürerken, 1936 yılında, ünlü matematikçi Alan M. Turing “Saptama Problemi Hakkında Bir Uygulamayla Birlikte Hesaplanabilir Sayılar” (İngilizce On computable numbers, with an application to the Entscheidungsproblem) isimli bir makalesini yayınladı. Makalesinde teorik ve matematiksel temellere dayalı sanal bir makineden bahseden Turing, her türlü matematiksel hesabın bu sanal makineyle yapılabileceÄŸini iddia ediyordu. Turing’in 1950 yılında yayınlanan “Hesaplama Mekanizması ve Zeka” (İngilizce Computing Machinery and Intelligence) isimli ikinci makalesi ise, makineler ve zekayla ilgili birçok tartışmalı konuya cevap niteliÄŸindeydi. İşte bu makalelerde sözü geçen sanal makine daha sonraları Turing Makinesi (İngilizce The Turing Machine) olarak isimlendirildi.

Birkaç denemeyle bu makinenin istediğimiz işlemi yaptığını görebiliriz.

ÖrneÄŸimizdeki Turing makinesi sembol havuzu (yani alfabe) olarak {‘B’, ’1′} kullanmaktadır. Bu makineni amacı, verilen girdinin en sağına 1 ekleyip girdinin en soluna geri dönmektir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Turing_makinesi

Tags: , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , ,

Wilhelm Schickard neyi icat etti

Yazan: admin | Mucitler | Cuma 14 Ocak 2011 15:40

1623 yılında ettiği 6 haneye kadar toplama çıkarma yapabilmekte ve sayı basamakları yetmeyince çalan bir zille bunu kullanıcıya bildirmektedir. Blaise Pascal makinesininin muciti sanıldığından, Wilhelm Schickard çok az kişi tarafından bilinmektedir.

Wilhelm Schickard, (d. 22 Nisan 1592 Herrenberg – ö. 23 Ekim 1635 Tübingen) hesap makinesini icat etmiÅŸ alman adamıdır. Tübingen Üniversitesi’nde eÄŸitim görmüş, daha sonra bu Üniversite’de akademisen olmuÅŸtur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Wilhelm_Schickard

Tags: , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , ,

Konrad Zuse

Yazan: admin | Mucitler | Cuma 14 Ocak 2011 15:40

Konrad Ernst Otto Zuse (dg. 22.06.1910 Berlin, vf 18.12.1995 Fulda yakınında Hünfeld) bir Yapı mühendisi, mucid ve girişimci (Zuse KG) idi. 1941 yarattığı Z3 dünyada tam otomatik, yazılımla yönlendirilen, programlanabilen, sayısal ve aritmetik hesaplamayla çalışan ilk bilgisayarı icad etmiştir.

Savaştan sonra Neunkirchen’de Zuse KG kuruldu. Baş harfleri Z olan seri numaralı bir çok bilgisayarlar seri üretildi. Z5 ile Leitz firması objektiflerin hesaplamalarını yaptı. Z11 ise halen röle tekniği ile çalışırken bir çok müdürlüklerde ve optik branşında, üniversitelerde, tapu kadastro müdürlüklerinin hesaplama işlemlerinde kullanıldı. Elektroniğin kullanılmaya başlaması ile yeni sayma işlemleri yaratılırken, ilk defa 1955 de Z22 ile kathod lampalar kullanılırken, bilgiler manyetik taşıyıcılara kayıt edildiler.

Henschel--Fabrika’ları için kanat hesapları için sabit programlanmış özel hesap makineleri S1 (1942) ve S2 (1943) yi geliştirdi. Bu sırada ölçüm saatlerin otomatik okunmasını mekânizleştirme fikrini yarattı. Bunun için yarattığı alet ilk Analog-to-Digital Converter’dir. 1944 de fabrikanın taşındığı atölyerinde ilk komut prozesli hesap makinesini üretti.

Daha Z1 için çalışırken mekânik çalışma prensibini elektromekânik röle sistemine bağdaştırdı. İlk önce Z2 prototipini 1939 da bitirdi. 1940 da Uçak Araştırma-Geliştirme Müdürülüğünün direktörüne gösterim sonunda cihazının geliştirilmesi için maddi destek almayı başardı.

Z3 ün gelişmiş modelini Alman Uçak Geliştirme Müdürlüğünce destekmişdi. Röle çalıştırma prensibine dayalı modeldi. Bu zamana kadar üretilen makinelerin adları Z ile başlarken, personelin savaş nedeni ile V4 diye adlandırılması, adları V1 ve V2 (V=Vergeltungwaffen / İntikam silahı) ye bağdaştırılarak tanımlandırılmış. Böylece savaşta çekilen ordu ile Göttingen şehrine kaçırılabilinmiş. Burda toplama kamplarında savaş esirlerden haberdar olan Zuse, Wernher von Braun gurubuna katılabilmiş ve onlarla beraber Bavyera’ya sığındılar.

Konrad Zuse adı ve hizmetleri birçok teknik okullarının adı verilirken özel posta pullarına ve, teknik müzelerin adlarına verildi. 100. doğum gününde özel baskı 10€ luk maden paralar basıldı.

1985 Bilitişim derneğinin onursal üyesi oldu. 1987 den beri her iki senede bir Konrad-Zuse madalyonunu vermektedir.

Konrad Zuse 22.06.1910 Berlin’de Maria ve Emil Zuse nin oğulları olarak doğdu. Büyük ablası da kendisi gibi zeki ve iyi eğitim almış bir bayan idi. İki yaşında iken babasının orta sınıf posta memur olarak tayini çıktığı aile Doğu Prusya’nın Braunsberg’ine göç ettiler. Burda Hosianum Lisesinin 9. sınıfına kadar devam etti. 1923 de babasının yeni tayini çıktığı Hoyerswerda’ya ailece taşınılınca, burda Reform Lisesine devam etti ve olgunluk sınavını 1928 de burda verdi.

Hızlı büyüme safhasında olan şirkete, bankaların bilgisayarın bir şey olmasını ve geleceği görememeleri nedeniyle ancak yüksek faizli kredi vermeye yanaşmaları, ve bu arada devlet desteğininde olmaması sonucu Z25 üretiminde sıkıntılar yaşayan firma iflasında ucuna geldi. 1964 senesinde aktif hissadarlıktan Zuse ayrılınca, şirket önce Alman BBC sonrada 1967 senesinde Siemens tarafından üstlenildi.

1937 de Zuse makineleri üzerine çalışırken “mantıksal varsayım dengeleme“ yi yeniledi. Z4 üzerine çalışırken proglama için gerekli dilinin pratik olmadığını ve zor öğrenildiğini fark eden Zuse, bunun üzerinde daha geliştirilmiş bir üst dile ihtiyaç olduğunu fark etti. İlk önce Esperanto dilini buna uygun gördü. 1945/46 senelerinde savaş nedenleriyle verimli çalışmalar yapamazken, „mantıksal varsayım dengeleme“’yi (Alm. Plankalkül) geliştirken bunu yayımlayamadı. Üstün programlama dil fikri tam on sene sonra yeniden gündeme geldiğinde Fortran, Algol ve Cobol dilleri yaratıldılar. Plankalkül ise bu dillere göre daha universel iken, ancak 2000 senesinde uyarlaması gerçekleştirelebildi.

2002 senesinde Bauhaus-Universitesi Weimar’ın kampüsünede açılan bilitişim merkezine adı verildi.

1984 de Bilitişim teknoloji Konrad-Zuse-Merkezi açıldı.

2. dünya savaşı sırasında 2 kez askere çağırılmış ama hiçbir zaman eli silah tutmamıştır. Henschel-Uçak-Fabrikalarının yöneticilerinden Prof. Herbert Wagner’in kendisinden vazgeçilemez raporu doğrultusunda askere alınmayıp fabrikanın uzaktan kumanda bombaların özel araştırma geliştirme bölümünde çalıştı. Uzaktan kumandalı uçan bombalar ve uçak kanat ölçümünde kullanılabilen özel hesap makinelerini geliştirdi. Yeteneğinin ne kadar önemsendiği ise 1941 de açtığı şirketi „Zuse Mühendislik ve Tasarımi Berlin“ ile belli olurken yanında ilk etapta 20 personel çalışmaya başladı. O zaman bir hesap makinesini tasarım etme hakkına sahip tek şirket idi.

1957 de Bad Hersfeld’ e taşınan şirket 1967 ye kadar 251 üretti. Şirket „Graphomat Z64“ adlı ilk plotteri üretti.

1941 de kendi kurduğu mühendislik firmasının atölyesinde Z3 ü inşa ettiler. Tam otomatik, sayısal kayan nokta ile çalışabilen bellekli olan ana ünitesi rölelerinden oluşuyordu. Hesaplamalar programlanabilirken, satır takip ve tekrarlamalar yapılamıyordu. Bugün Z3 dünyanın çalışabilen ilk bilgisayarı olarak tanımlanmıştır.

Bir zaman sonra Allgau bölgesine yerleşen Zuse burda Z4 ü bir ahırda tekrar üretti. Savaş sonunda yaptığı yağlı boya tabloları amerikan turistelere satarak ailesinin geçimin sağlayan Zuse’nin Z4 üzerine yayılan dedikodular sonunda IBM in ilgisini çeker ve bu makinenin geliştirilmesi ve üretilmesini patent haklarını koruma sebebi nedeniyle engellemek istendi. Amerikalı bilgisayar üreticisi Remington Rand ile delikli şerit için işbirliğine girişti. 1949 da İsviçre Teknik Üniversitesinden Prof. Eduard Stiefel Zuse’yle buluşmasında Z4’ün gösterimine şahit oldu. Büyük bir miktarda kiralama ücreti ile Zuse tekrar bir şirket (Zuse KG) kurma fırsatını yakaladı. 1954 de Avrupa’da çalışabilen yegane bilgisayar ve dünyada tek kurumsal bilgisayar ünavını alan Z4, UNIVAC dan da birkaç ay önce faaliyete geçebildiydi.

Yüksek Meslek Okulu Karlsruhe de 2005 e kadar faaliyette olan bir Z22 vardı ve bu 2005 sene başında Sanat ve Medyateknoloji Merkezi’nde çalışır vaziyette gösterim için tekrar kuruldu. Bugün sık sık bozulan ve yedeklerinin tedariki nerede ise imkânsız olan kathod lambalarının bakım maliyeti çok yüksek olması sebebi ile, pek seyrek gösterişi yapılmaktadır. Daha bazı çeşitli Z modelleri faaliyet halinde iken çeşitli müzelerde teşhir edilmektedirler.

1945 Berlin’de eşi Gisela (Brandes) ile evlendi. Beş çocukları oldu. En büyükleri profesörü oldu. Savaşın son yıllında Berlin’den kaçan Zuse ailesi Allgäu (Güney Almanya) bölgesine sığınırken, Z4 hesap makinesinide kurtarabildiler. Z4 ile savaş sonrası kurduğu yeni şirket ülkenin ilk bilgisayar şirketi oldu. Şirketin müthiş yükselişinden sonra büyük borçlanmaya giren Zuse 1964 de çoğul hisse senetlerini bırakmak zorunda kaldı. Ondan sonra danışman olarak çalışıp „Rechnenden Raum (Hesaplanan mekân)“ adlı kitabını yazdı.

Hünfeld şehrinin müzesinde bir Zuse bölümü olup burda Z23, Z25, Z31 ve Z64 Graphomat örnekleri teşhir ediliyorlar.

Kendisini gezgin öğrenci diye tanımlayan Konrad Zuse, yüksek öğrenimine Teknik Yüksek Okulu Berlin-Charlottenburg (bugün Teknik Üniversite Berlin) da makine yapımına başladıktan sonra mimarlığa geçmiş ve ordan sonrada yapı mühendislik dalını tercih etmiş. Erken yaşlarında tekniğe ve sanata yatkınlığını hissetmiş. İcat etmek istediği şeylerin ama zaten yaratılmış olduklarını fark eder.

2003 senesinde Alman ZDF tarafından yapılan ankette 15. Alman seçildi.

Zuse tarafından tekrardan yapılan dünyanın ilk bilgisayarı Z1 yanında Z11, Z22, Z23, Z25, Z31, Z60 ve Z64 bilgisayarları Alman Teknik Müzesi Berlin’in özel Zuse bölümünde teşhir ediliyorlar.

1980 de 60 bin DM li Aachen ve Münih Teknik ve Doğalbilimler özel ödülü ile onurlandırıldı.

1935 de mühendislik eğitimini diploma ile bitirdi. Önce Henschel-Uçak-Fabrikasında statikçi olarak başlamış olsada kısa bir zaman sonra bu işi terk edip ailesinin evinde kendisine bir atölye kurdu. Burda Z1 iri tasarım eder. İlk programanabilen mekânik hesap makinesinin tasarımla uğraşırken sade mekânik düzenle kurulu olup elektriksel çalışmadığı için sorunlar yaşamıştır. Z1 tasarımındaki düzenlemeyi Z2 de daha da geliştirip röle üzerine kurarak dünyanın ilk sayısal, bellekli bilgisayarını yarattı. Yaratıcı gücü yanında çevresindeki insanları idiallerine destek olmalarına inandırabilen yaradılışı vardı. Emekli olan babasını bile hem maddi destek hem de ücretsiz atölyede çalışabilmesi için ikna edebilmişti.

Yapı mühendisliğindeki monoton ve can sıkıcı hesapları otomatikleştirebilme fikrine vardı. 1937 de anı defterine „bir yıldan beri mekânik beyin için tasarımlarla uğraşmatayım“ notunu düşmüş. 1938 de mekânik çalışabilen Z1’i üretti. Dünyanın ilk sayısal hesaplayabilen, giriş ve çıkışı yongalı, bellekli ve film şeritlerine işlenmiş programlarla çalışabilen hesap makinesini yarattı. Mekânik düzeni ama sorun ediyor ve bu yüzden düzgün çalışamıyordu. Babbage i ilk bilgisayar babası olarakda sayan Zuse onda ancak savaş sonrası haberi olabildi.

Emekliliğinde zamanını daha çok sanata ayırdı. Dışarıvurumculuk stilinde yarattığı tablolarının bazılarını „Kuno See“ olarak imzaladı.

Toplam 8 fahri doktor ünvanına sahip olan Zuse’ye, Bilişim Desktekleme Derneği (Geselschaft für Informatik) ve Alman Yapı Branşı Merkez Tabanı (Zentralverband des Deutschen Baugewerbes) bilişim üzerine üstün hizmetlerinden dolayı madalya verdiler. Alman Liyakat nişanınına (1995), Wener-von-Siemens yüksüğüne (1964) ve Wilhekm-Leuschner madalyasına laik görüldü.

Cihaz pratik alanda işleme konulmuş ve karmaşık matris hesaplamalarda, özellikle uçakların kanat titreme (bir çok uçak kazalarına sebep olan simptom) araştırmalarının hesaplamalarında çalıştırıldı. Ancak Z3 hiçbirzaman öncelikli sıfatı ile tanımlanmadığından rutin işletme ile çalıştırılmadı ve 1944 de bir bomba saldırısında tahrip oldu.

Z1 için bilgisayar denkli kayan nokta (Floating point) , mantisse (Significand) ve üslü sayı (potenz) ana metodunu geliştirdi. Bilgisayarlardan, cep hesap makinelerine kadar bugün hesap makineleri bu yöntemle hesap etmektedirler. IEEE-754 standardı ile tanımlanan kayan nokta formatıda Zuse’nin geliştirme çalışmalarının bir ürünüdür.

1995 de CCC (Chaos Computer Club) bir Almanya çapında ünlü bilgisayarcılar derneğinin onursal üyesi oldu. Hoyerswerda şehri fahri hemşeriliğini verdi.

Zuse savaş zamanında bir çok patentler için başvurmuştu. Bunlardan en önemlisi ise 1941 de Z3 ün tanımlaması idi. Alman patent denetleyicilerinin bir itirazı olmadığından 1952 de patent hakkı verilip yayımlandı. İlk önce Triump sonra da IBM buna itiraz ettiler. Dava bir çok mahkemelerde bakılırken nihayen 1967 de Federal Patent Mahkemesi tarafından „yetersiz icad değeri“ sebepi ile patent hakkı Zuse’ye red edildi. Prozesli çalıştırma fikrini patentleme de Zuse’nin hiç aklına gelmedi.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Konrad_Zuse

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Gustav Robert Kirchoff

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

1875’te Berlin üniversitesinde tekerlekli sandalyede ders anlatarak araştırmalarını devam ettirdi.

1845 yılında ünlü Kirchhoff yasalarını ortaya koydu. Kirchhoff yasaları elektriksel akımın , voltajın , direncin hesaplanmasında kullanılan temel yasalardır. Bu yasayı bulmakla birlikte Ohm’un araştırıp bulduğu yöntemi biraz daha genişletmiştir.

Kirchhoff’un babası Friedrick Kirchhoff hukukçuydu ve mecliste millet vekiliydi.

Kirchhoff yasasına göre; bir düğüme giren akımla çıkan akımın toplamı eşittir. Kirchhoff gerilim yasasına göre ise; bir çevredeki potansiyel kaynakları potansiyel düşmelere ya da dirençlerin potansiyel toplamlarına eşittir.

Gustav Kirchhoff, Ohm yasalarını uygulayarak genelleştirilmiş matematiksel sonuca varmak ister ama sonuçları farklı olduğunu saptar.

1843’te okumak için Albertus üniversitesine girdi. 1833 senesinden başlayarak - semineri vermeye başlar. 1845’te Gustav Kirchhoff , Königsberg üniversitesinde Freirich Jules Richelot’tan eğitimini alırken Neumann iki önemli elektriksel indüksiyonla ilgili araştırmaları yapmaktadır.İzleyen yıllarda Neumann’la çalışırken elektriksel akım hakkında araştırmasını tamamladı.

Gustav Robert Kirchhoff d.12 mart 1824 Köningsberg, Prusya (şimdiki Kaliningrad- Rusya) – ö. 17 Ekim 1887 Schöneberg, Berlin

1847 yılında Königsberg üniversitesinden mezun olur. 1848 yılından 1850 yılına kadar Berlin üniversitesinde almaksızın eğitim verir ve Berlin’deki çalışmalarında akımını ve elektrostatiğin doğruluğunu bir daha kanıtlar. Elastik levhanın bozulmasıyla ilgili problemleri araştırarak çözümüne ulaştırır. Bu teorinin formülleşmesinde Germain ve Poisson ile birlikte çalıştı. 1857 yılında, Kirchhoff ve Weber ikisi de hızın telin cinsine bağlı olduğu ve hızına hemen-hemen yakın olduğunu buldular.

Kirchoff yasası, akımın herzaman en kısa ve en dirençsiz yolu tercih ettiğini tanımlar.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Gustav_Robert_Kirchoff

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

Carl Friedrich Gauss

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Gauss tam bir mükemmeliyetçi ve bir iÅŸkolikti. Bir hikâyeye göre, bir problem üzerinde çalışırken karısının ölmek üzere olduÄŸu haberini alınca “biraz beklesin, bitirmek üzereyim” demiÅŸti.[6] Kafasındaki fikirler tam olgunluÄŸa eriÅŸmeden onları yayımlamak istemezdi. Bu konudaki ilkesini pauca sed matura (az ama olgun) sözüyle özetliyordu. Ölümünden sonra incelenen günlükleri ortaya çıkardı ki, meslekdaÅŸları tarafından yayımlanmış olan pek çok önemli matematiksel keÅŸfi o daha önceden yapmış, ama yayımlamamayı tercih etmiÅŸti. tarihçisi Eric Temple Bell’e göre, Gauss günlüklerine yazdığı tüm matematiksel fikirleri hayattayken yayımlamış olsaydı 50 yıl ileri atlamış olurdu.[7]

1796 Gauss için oldukça verimli bir yıl oldu. Düzgün çokgenlerle ilgili keÅŸfinden bir ay kadar sonra, yine kendi keÅŸfi olan modüler aritmetik fikrini kullanarak, sayılar kuramında “karesel karşılıklılık ilkesi” (Alm. quadratisches Reziprozitätsgesetz) olarak bilinen çok önemli teoremi kanıtladı. İlk olarak Euler ve Legendre tarafından ortaya atılmış ama kanıtlanamamış olan bu teorem, ikinci dereceden denklemlerin çözülebilirliÄŸinin belirlenmesini saÄŸlıyordu. Yine aynı yıl içinde Gauss, asal sayıların tamsayılar arasındaki dağılımına iliÅŸkin önemli bir sonuç buldu. Bundan kısa bir süre sonra da, her tamsayının en fazla üç üçgensel sayının toplamı olarak yazılabileceÄŸini kanıtladı, ve 10 Temmuz 1796′da günlüğüne ÅŸu notu düştü: “Eureka! Num = Δ + Δ + Δ.” Ekim 1796′da ise katsayıları sonlu bir cisimden gelen polinomların çözümleriyle ilgili bir sonuç yayımladı. (Bu sonuç, 150 yıl sonraki Weil varsayımlarının da çıkış noktası olmuÅŸtur.)

1989-2001 yılları arasında Gauss’un resmi, bir normal dağılım eÄŸrisiyle beraber, 10 DM banknotlarının üzerine basılmıştır.

1801′de yayımladığı Disquisitiones Arithmeticae, sayılar kuramına modüler aritmetik gibi bir çok yenilik getirdi. Aynı yıl içinde, İtalyan astronom Giuseppe Piazzi, Ceres asteroidini keÅŸfetti, ama asteroidi ancak 40 gün kadar takip edebildikten sonra kaybetti. 24 yaşındaki Gauss, üç aylık bir çalışmadan sonra, Ceres’in tekrar görülebileceÄŸi pozisyonu hesapladı, ve 31 Aralık’ta iki ayrı astronom (Franz Xaver von Zach ve Heinrich Olbers), Ceres’i tam Gauss’un söylediÄŸi pozisyonda gözlemlediler. Zach, “Doktor Gauss’un zeki çalışması ve hesapları olmasaydı, Ceres’i tekrar bulamayabilirdik” diyerek Gauss’un katkısına teÅŸekkür etti. O zamana kadar hala Dük’ün verdiÄŸi bursla geçinen ve bu durumdan memnun olmayan Gauss, astronomide kariyer yapmayı düşündü, ve 1807′de Göttingen Üniversitesi’nde astronomi profesörü ve gözlemevi müdürü olarak çalışmaya baÅŸladı. Hayatının sonuna kadar aynı üniversitede çalışacaktı.

Gauss, yazdığı zeki kanıtları nasıl akıl ettiğini asla açıklamazdı. Kanıtı bir kere bulduktan sonra sanki vahiyle gelmiş gibi yazar, sonuca nasıl ulaştığı konusunda özellikle ipucu vermezdi.

Gauss, Kutsal Roma Cermen İmparatorluÄŸu’na baÄŸlı olan Braunschweig-Lüneburg Dükalığı’ndaki Braunschweig kentinde, Gebhard Dietrich ve Dorothea Gauss çiftinin tek çocuÄŸu olarak dünyaya geldi. Babası az eÄŸitimli bir taÅŸ ve duvar ustasıydı, annesinin ise okuma-yazması bile yoktu. Efsaneye göre, Gauss henüz üç yaşındayken, babasının kâğıt üzerinde yaptığı hesapları kafasından kontrol edip düzelterek dehasını belli etti.[2]

http://www.yarindansonra.net/gauss-yontemi-ardisik-dogal-sayilarin-toplanmasi-t2707.0.html

Gauss’un çocukluk yıllarından beri dahi olduÄŸunu gösteren pek çok hikâye vardır, nitekim pek çok matematiksel keÅŸfini henüz 20 yaşına gelmeden yapmıştır. Sayılar kuramının önemli sonuçlarını derleyip kendi katkılarını da ekleyerek yazdığı büyük eseri Disquisitiones Arithmeticae’yi 21 yaşında (1798) bitirmiÅŸse de, eser ilk olarak 1801′de basılmıştır.

Gauss 23 Åžubat 1855′te, 78 yaşındayken, yıllardır yaÅŸadığı Göttingen’de hayata gözlerini yumdu ve bu ÅŸehirdeki Albanifriedhof ‘a gömüldü. Cenazesinde damadı Heinrich Ewald ve yakın arkadaşı (aynı zamanda biyografisinin yazarı) Wolfgang Sartorius von Waltershausen birer konuÅŸma yaptılar. Beyni araÅŸtırma için muhafaza , ve bugün hala Göttingen Üniversitesi’nin tıp fakültesinde formalin içinde korunmaktadır.

Ay’daki Gauss krateri[8], “1001 Gaussia” asteroidi[9] ve Antarktika’da sönmüş bir volkan olan Gaussberg[10], Gauss’un anısına isimlendirilmiÅŸ bazı doÄŸal oluÅŸumlardır.

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Oldukça dindar ve muhafazakar bir adamdı. Ayrıca bir monarÅŸi destekçisiydi ve tüm Almanya’yı etkisi altına alan 1848 devrimlerini onaylamıyordu.

1818′de Hannover eyaleti için yüzey ölçümleri yapan Gauss, bu ölçümler için helyotropu ( ışığı ve aynalar yardımıyla doÄŸrultu gözlemleri yapmaya yarayan ) icat edip kullandı.

Gauss, Öklit dışı geometrilerin varlığını keÅŸfettiÄŸini, ama tepkilerden çekindiÄŸi için fikirlerini yayımlamadığını iddia etmiÅŸtir. Öklit dışı geometriler, Öklit aksiyomlarının bir kısmını atarak oluÅŸturulan, sezgilerimizle çeliÅŸen fakat kendi içinde tutarlı geometrilerdir ve ’ın genel görelilik kuramı gibi pek çok yeni fikrin doÄŸumunu mümkün kılmışlardır. Gauss’un yakın arkadaşı Farkas Bolyai’nin oÄŸlu János Bolyai, 1832′de Öklit dışı geometrilerle ilgili eserini yayımladığında, Gauss Farkas Bolyai’ye bir yazdı ve “eseri övmek kendimi övmek gibi olur, çünkü eserin içeriÄŸi son 30-35 yıldır benim kafamda dolaÅŸan fikirlerle neredeyse birebir örtüşüyor” dedi. Bu kanıtsız iddia, János Bolyai ve Gauss’un arasının açılmasına sebep oldu. (Gauss’un notları ve mektuplarından anlaşıldığı kadarıyla, Öklit dışı geometrilerle ilgili temel fikirleri János Bolyai’den önce keÅŸfettiÄŸi doÄŸrudur.[5])

KiÅŸiliÄŸi

Almanya’nın Dransfeld kentindeki 51 metrelik beton gözlem kulesinin ismi Gauss Kulesi’dir.

Gauss ilk evliliÄŸini 1805 yılında Johanna Osthoff ile yaptı. Bu evlilikten Joseph (1806-1873) adında bir oÄŸlu ve Wilhelmine (1808-1846) adında bir kızı oldu. 1809′da, adını verdikleri üçüncü çocuÄŸun doÄŸumu sırasında Johanna hayatını kaybetti, de henüz bir yaşına gelmeden annesini takip etti. Gauss, bu ölümlerden dolayı girdiÄŸi depresyondan asla tam anlamıyla kurtulamadı. ’in ölümünden kısa süre sonra, 1810′da karısının arkadaşı Minna Waldeck ile evlendi. Bu evlilikten de üç çocuÄŸu oldu: Eugen (1811-1896), Wilhelm (1813-1879) ve Therese (1816-1864). Minna 1831′de hastalıktan ölünce Gauss’a ölümüne kadar kızı Therese baktı. Eugen ve Wilhelm ABD’nin Missouri eyaletine yerleÅŸtiler.

Gauss, Hannover’de yaptığı yüzey ölçümleri sırasında, ölçüm hatalarının istatistiksel dağılımını veren (ve daha önce astronomi araÅŸtırmalarında da kullandığı) normal dağılım fikrini kafasında iyice belirginleÅŸtirdi. (Bugün normal dağılıma Gauss dağılımı da denmektedir.) Ayrıca bu ölçümler Gauss’un diferansiyel geometriye de (eÄŸriler ve yüzeylerle ilgilenen bir matematik dalı) ilgi duymasını saÄŸladı. 1828′de bu matematik dalının önemli teoremlerinden biri olan theorema egregium’u kanıtladı.

Ceres’in keÅŸfi sayesinde gezegen ve asteroidlerin GüneÅŸ çevresindeki hareketleriyle ilgilenmeye baÅŸlayan Gauss, 1809′da Theoria motus corporum coelestium in sectionibus conicis solem ambientum (GüneÅŸ çevresinde konik kesitler üzerinde hareket eden gök cisimlerinin hareketlerinin teorisi) adlı eserini yayımladı. Bu eser, günümüz bilimlerinde yaygın olarak kullanılan en küçük kareler yöntemini de ayrıntılı olarak ele alıyordu. (Aynı yöntem, 1805′te Fransız matematikçi Adrien-Marie Legendre ve 1808′de Amerikalı matematikçi Robert Adrain tarafından da tanımlanmış ve kullanılmıştı, fakat Gauss bu yöntemi 1795′den beri bildiÄŸini iddia etti.[4])

Alman yazar Daniel Kehlmann’ın 2005 tarihli romanı Die Vermessung der Welt (Dünya’nın Ölçümü), Gauss ve Alexander von Humboldt’un hayatlarını konu almaktadır.

Gauss, kendisini örnek alan genç matematikçileri desteklemediği için çok eleştirildi. Pek çok meslekdaşı onu mesafeli ve katı buluyordu. Gauss öğretmenlikten nefret ettiğini söylese de Richard Dedekind, Bernhard Riemann, Friedrich Bessel gibi bazı öğrencileri sonradan başarılı ve üretken matematikçiler oldular.

Carl Friedrich Gauss ya da Gauß (30 Nisan 1777 – 23 Åžubat 1855), Alman kökenli matematikçi ve adamı. Katkıda bulunduÄŸu alanlardan bazıları; sayılar kuramı, analiz, diferansiyel geometri, jeodezi, manyetizma, astronomi ve optiktir. “Matematikçilerin prensi” ve “antik çaÄŸlardan beri yaÅŸamış matematikçi” olarak da bilinen Gauss,[1] matematiÄŸin ve bilimin pek çok alanına etkisini bırakmıştır ve tarihin en nüfuzlu matematikçilerinden biri olarak kabul edilir.

1977′de, Gauss’un 200. doÄŸumgünü ÅŸerefine, DoÄŸu Almanya ve Batı Almanya’da ayrı ayrı hatıra pulları basılmıştır.

Gauss’un babasıyla arası iyi deÄŸildi. Babası Gauss’un matematik ve bilim okumasını istemiyor, kendisi gibi taÅŸ ustası olmasını istiyordu. Gauss, eÄŸitimi boyunca babasından görmediÄŸi desteÄŸi annesinden gördü. OÄŸullarıyla da iyi geçinemeyen Gauss, Eugen’in ve daha sonra Wilhelm’in ABD’ye göç etmesine sebep oldu.

1831 yılında Gauss, profesörü Wilhelm Weber’le beraber çalışmaya baÅŸladı. Bu beraberlik, manyetizma ve konularına pek çok yenilik getirecekti (kütle, uzunluk ve zamana baÄŸlı yeni bir manyetizma birimi gibi). 1833′te Gauss ve Weber ilk elektromanyetik telgrafı icat ettiler, ve bu telgrafla gözlemevini fizik enstitüsüne baÄŸladılar. Gauss, hala müdürü olduÄŸu gözlemevinin bahçesine bir manyetik gözlemevi kurulması talimatını verdi, ve Weber’le beraber Dünya’nın çeÅŸitli yerlerindeki manyetik alanı ölçmek amacıyla bir “manyetik kulüp” (Alm. magnetischer Verein) kurdu. Gauss’un bu sıralarda geliÅŸtirdiÄŸi, manyetik alanın yatay yoÄŸunluÄŸunu ölçmeye yarayan metod, 20. yüzyıl ortalarına kadar kullanılmaya devam etti. Gauss ayrıca, Dünya’nin manyetik alanının iç (çekirdek) ve dış (manyetosfer) kaynaklarını ayırmak için gereken matematiksel teoriyi de geliÅŸtirdi. Hayatının sonlarına doÄŸru matematiksel yeteneklerinin köreldiÄŸini hissedince edebiyatla ilgilenmeye baÅŸladı.

Commons‘ta Carl Friedrich Gauss ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Gauss en karmaşık hesapları aklından yapabilmesiyle de ünlenmiÅŸti. Anlatılana göre, Ceres’in izleyeceÄŸi yörüngeyi nasıl bu kadar hatasız hesaplayabildiÄŸi sorulunca, “ kullandım” cevabını vermiÅŸ, cetvelini nasıl bu kadar hızlı kullanabildiÄŸi sorulunca da “cetvele ne gerek var, hepsini kafamda hesaplıyorum!” demiÅŸtir.

Gauss’un ismi matematik ve fizikte onlarca teorem, formül ve kavrama verilmiÅŸtir. Cgs sistemindeki manyetik alan birimi 1 Gauss’tur.

Gauss, Braunschweig Dükü Karl Wilhelm Ferdinand’in verdiÄŸi burs sayesinde 1792-1795 arasında Collegium Carolinum’da (bugünkü adıyla Braunschweig Teknik Üniversitesi), 1795-1798 arasında da Göttingen Üniversitesi’nde öğrenim gördü. 1796′da kenar sayısı bir Fermat asalı olan her düzgün çokgenin, sadece ve pergel kullanılarak çizilebileceÄŸini kanıtladı. Bu tür ve pergel problemleri Antik Yunan’dan beri matematikçileri meÅŸgul etmekteydi, dolayısıyla da Gauss’un keÅŸfinin önemi büyüktü. Gauss bu baÅŸarısından o kadar memnun oldu ki, mezar taşına bir düzgün onyedigenin oyulmasını vasiyet etti. Ne var ki, daireye çok yakın olan bu ÅŸeklin oyulması çok zor olacağından, vasiyetini yerine getirecek bir taÅŸ ustası bulamadı.

Gauss, 1799′da bitirdiÄŸi doktora tezinde cebirin temel teoreminin bir kanıtını sundu. Bu çok önemli teorem, karmaşık sayılar üzerine tanımlanmış her polinomun en az bir kökü olduÄŸunu söyler. Gauss’tan önce pek çok matematikçi bu teoremi kanıtlamayı denemiÅŸ, ama hiçbir kanıt genel kabul görmemiÅŸti. Gauss’un kanıtına da, o zamanlar henüz kanıtlanmamış olan Jordan eÄŸri teoremini kullandığı için itiraz edildi. Bu itirazlar üzerine Gauss, hayatı boyunca üç deÄŸiÅŸik kanıt daha sunacak, 1849′daki son kanıtı tüm matematikçilerden kabul görecekti. Gauss bu kanıtlar üzerinde çalışırken, karmaşık sayılar kavramının olgunlaÅŸmasına çok büyük katkıda bulundu.

Bir baÅŸka meÅŸhur hikâyeye göre, Gauss’un ilkokul öğretmeni J.G. Büttner, öğrencilerini oyalamak için 1′den 100′e kadar olan sayıları toplamalarını isteyince, Gauss cevabı birkaç saniye içinde bularak hem öğretmenini, hem de asistanı Martin Bertels’i hayrete düşürdü. Küçük Gauss, sayı listesinin iki zıt ucundan birer sayı alıp topladığında hep aynı sonucun çıktığını farketmiÅŸti: 1 + 100 = 101, 2 + 99 = 101, 3 + 98 = 101, vesaire. Böylece 1′den 100′e kadar olan sayıların toplamı 50 × 101 = 5050 oluyordu.[3]

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Carl_Friedrich_Gauss

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ernst Abbe

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

1861′den baÅŸlayarak Göttingen Üniversitesi’nde kuramsal profesörlüğü ve gözlemevi yöneticiliÄŸi yapan Ernst Abbe, Carl Zeiss ile ortak olup (1875), Karl Zeiss ölünce, optik aygıtlar üreten ÅŸirketin yönetimini üstüne aldı.

Ernst Karl Abbe (d. 23 1840, Eisenach – ö. 14 1905, Jena), Alman fizikçisi ve sanayicisi.

Mikroskopun klasik kuramını ortaya attı. Kırınım yasaları aracılığıyla mikroskopun seçme gücünü hesapladı (1877). İlk apokromatik objektifi yaptı (1889). Abbe sinüsleri bağıntısını ortaya attı ve kırınımölçeri buldu.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ernst_Abbe

Tags: , , , , ,

Etiketler:, , , , ,

Jack Kilby

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

Jack St. Clair Kilby (d. 8 Kasım 1923, Jefferson City, Missouri – ö. 20 Haziran 2005, Dallas, Teksas) Nobel Ödülü sahibi ABD’li mühendisi, mühendisi, adamı ve .

2000 yılında, tümleÅŸik devre buluÅŸuyla Nobel Fizik Ödülü kazanan Texas Instruments mühendisi Kilby, aynı zamanda el ve termal yazıcının da mucidi olarak bilinmekteydi. 60 civarında patente sahip olan Kirby, bir çok üniversite ile yakın temas içinde oldu. Illinois Üniversitesi, Wisconsin Üniversitesi, Texas A&M Üniversitesi bunlardan birkaçıdır. Kilby 1983 yılında Texas Instruments’den emekli oldu, 81 yaşında uzun yıllar mücadele ettiÄŸi kansere yenik düştü. Bilim adamının ölümünden sonra ailesi, Kilby’nin dünyanın teknoloji ve mühendislik alanında en zengin koleksiyonunu Güney Metodist Üniversitesi’de (Southern Methodist University) kurulu DeGolyer Kütüphanesine bağışladı. Bu koleksiyonda ilk dijital saatler, ilk taşınabilir makineleri, ilk transistörler, ilk mikroçipler, ilk cep telefonlarına ait dökümanlar ve örnekler bulunmaktadır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Jack_Kilby

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

Sonraki Sayfa »