Kalemtıraş

Yazan: admin | Genel | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

uçları, eskiden bıçakla sivriltilirdi. Kalemtıraş bu işi kolaylaştırmış, hızlandırmıştır.

matematikçi Bernard Lassimone 1828′de kalemtıraÅŸ için ilk patenti alan kiÅŸi oldu ( patenti, numara #2444). Therry des Estwaux ise elle çalışan ilk kalemtıraşı etti. Ancak versatil kalemlerin edilmesi ve kullanımındaki artış, kalemtıraÅŸların önemini bir ölçüde azalttı.

Kalemtıraş veya kalemaçacak, kalemlerin uçlarını tıraş etmede kullanılan kırtasiye malzemesidir. Elektrikli ve elle çalışan kalemtıraşlar vardır. Genelde bir kesici bölüm ve onu tutan plastik bir dış yüzeyden oluşur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kalemt%C4%B1ra%C5%9F

Tags: , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , ,

Giyotin

Yazan: admin | Genel | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Dikkate deÄŸer bir örnek; Almanya’nın kullandığı “Fallbeil” (Düşen Balta) denen alettir. Bu alet çeÅŸitli Alman eyaletlerinde 17. yüzyıldan beri kullanılmaktadır hatta Napolyon Bonapart zamanında geleneksel idam aleti olur.

Halka açık son idam mahkumu, 6 cinayet iÅŸlemiÅŸ Eugene Weidmann’dı. 17 Haziran 1939′da ÅŸu an Adalet Sarayı olan, fakat o zaman hapishane olarak kullanılan bir binada kafası kesildi. Fransa’daki son idam mahkumu Hamida Djandoubi’dir ve 10 Eylül 1977′de cezası infaz edilmiÅŸtir. Fransa’da idam cezası 1981 yılında kaldırıldı.

Giyotin, Amerika BirleÅŸik Devletleri’nde hiçbir zaman kullanılmaz. 19. yüzyılda elektrikli kullanılmadan önce tartışıldıysa da devreye girmemiÅŸtir. 1996 yılında Georgia eyaletinin meclis üyesi Doug Teper, elektrikli yerine giyotin kullanımını önerir ve suçlunun organlarının hastalara bağışlanabileceÄŸini söyler. Ancak bu öneri kabul edilmez.

Antoine Louis (1723-1792), Chirurgicale Akademisinin bir üyesiydi ve giyotin konseptini ilk olarak gerçekleÅŸtiren insandı. GeliÅŸtirdiÄŸi bu alete “lousion” ya da “loisette” deniyordu ve giyotinin atası sayılırdı. Kurbanın kafasını tutan iki parçalı (lunette) ve belirli bir açıya sahip bıçak, Louis’in makinasında da bulunuyordu.

Giyotin, belirtildiÄŸi gibi Devrimi ile adını duyurmuÅŸtur. Kendisinden çok önce, Avrupa’nın uzun yıllar kullandığı giyotin benzeri araçlar bulunsa da yapımı bu standart bir idam biçimi olarak kullanılmaya baÅŸlanmıştır.

Canlı kafalar yüzünden bilimadamları bir çok deney yaptı. Ancak parmak şıklatmalara ve isimlerin telaffuzuna rağmen herhangi bir tepkiyle karşılaşmadılar. Büyük ihtimalle damarların büzülmesi, gibi bir sebepten dolayı kafaların surat ifadelerinin değiştiği söylendi.[1] Fakat yine de bununla ilgili şüpheler devam etmektedir.

Giyotin ve tüfekle ederek öldürme Almanya’daki legal idam yollarıdır. Almanya’da 1871-1918 arasında, Weimar Cumhuriyeti’nde ise 1919-1933 yılları arasında kullanılmıştır.

Giyotinin ilk kullanımından itibaren Dr. Guillotin’in umduÄŸu gibi hızlı bir ölüm yolu olup olmadığı tartışma konusu olmuÅŸtur. GeçmiÅŸteki idam yöntemlerinde acı çekmeyle ilgili minik kuÅŸkular olmuÅŸtur. Ama giyotinin icadıyla, “insancıl” bir ölüm yolu olması dolayısıyla, bu konu ciddi bir biçimde tartışmaya açılmıştır. Giyotinin bıçağının kafayı vücuttan çok hızlı ayırması yüzünden kurbanın acı çekme süresini uzatması da olasıydı. Bıçağın yeterince çabuk kesmesi, beyne görece ufak bir etki yapması ve küçük bir ihtimal de olsa aniden bilinçsizlik haline geçilmesi de ihtimaller dahilindeydi.

Giyotin ilk kez Nicolas J. Pelletier’in idamında, 25 Nisan 1792 tarihinde kullanıldı.

Alman Federal Cumhuriyeti’nde 11 Mayıs 1949′da 24 yaşındaki Berthold Wehmeyer adlı mahkûm idam edilir ve bu giyotinli son idam olur. Batı Almanya idam cezasını 1949 yılında kaldırır. DoÄŸu Almanya idam cezasını 1987 yılında, Avusturya ise 1968 yılında kaldırmıştır. İsveç’te ise giyotinli son idam 1910 yılında gerçekleÅŸir.

Fransa dışında, 1792′den çok önce giyotin benzeri aletler bulunuyordu, ancak özellikle Avrupa’daki ülkeler, bu “modern” idam makinesini kullanmayı seçmiÅŸtir.

Bu süre boyunca giyotinli idamlar, idam yerine toplanan kalabalığın popüler bir eÄŸlencesi haline gelir. Hatta bu dönemde idam saatlerinin yazılı olduÄŸu programlar satılmaya baÅŸlanır. Her gün gelen izleyiciler en iyi izleme yerlerini öğrenirler. İdamları izlemeleri için ebeveynler, çocuklarını da getirir. Terör’ün bitimiyle bu kalabalıklar aniden dağılır. Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eÄŸlenceyi bile sıkıcı hale getirmiÅŸtir.

Giyotin, idam mahkumunun kafasını üst taraftan kesmek prensibiyle yapılmış bir çeşit idam aracıdır. Giyotin ilk kez 1792 yılında Jacques Nicholas Pelletier adlı bir hırsızı idam etmek için kullanılmıştır.

Guillotine hakkında yayılmış bir mit ise kendisinin, mucidi olduÄŸu giyotinle öldürüldüğüdür; ancak, bu yanlıştır. Dr. Guillotine 26 Mayıs 1814′te doÄŸal sebeplerden ötürü ölmüştür. Dr. Guillotine, aletin ve idam ÅŸeklinin kendi soyadıyla anılmasından rahatsız olmuÅŸ ve soyadını deÄŸiÅŸtirmiÅŸtir.

Fransa’da giyotinden önce soylular genellikle kılıçla ya da baltayla idam ediliyordu. Bunun yanında asılma da yaygın bir idam biçimiydi. Tüm bunların yanında çok acı veren yakılma ve eziyet içeren cezalar da bulunuyordu. Bu, giyotine göre eski ve geri kalmış yöntemlerde idam bir anda gerçekleÅŸmiyor, acı verici bir süreç oluyordu. Hatta bu dönemde, ölüm acısız ve hızlı olsun diye kurbanın ailesi cellatlara bile teklif ediyordu. Tüm bu ÅŸartlar altında devrimini gerçekleÅŸtiren Fransa, ölüm cezalarını da modernleÅŸtirmeliydi, bunlarla birlikte 20 Mart 1792′de giyotin resmi olarak Fransa’nın idam aleti haline geldi. 1939′da kullanımı durduruldu fakat Fransa’nın 1981′de idam cezasını kaldırmasına dek resmi idam aleti olarak kalmayı sürdürdü. Bu döneme dek idamlar ya giyotinle ya da kurbanlara tüfekle ateÅŸ edilerek infaz edilirdi.

Alet, adını mucidi Joseph-Ignace Guillotin’den alır. Bir doktor olan Guillotin aynı zamanda bir meclis üyesidir. İdam cezalarını infaz etmek için bir makine tasarlar. Amaç daha “insancıl” ve eski rejimden daha modern, daha devrimsel bir idam cezası uygulamaktır.

Haziran 1793 – Temmuz 1794 arası Fransa’da “Terörün Tırmanışı” ya da kısaca “Terör” olarak adlandırılır. MonarÅŸinin çöküşünün ardından yaÅŸanan karışıklık, yabancı monarÅŸist güçler tarafından saldırıya uÄŸrama korkusu ve monarÅŸi sonrası karşı-devrim partileri Fransa’yı tamamiyle bir paranoyaya sürükler. Devrimin gerçekleÅŸtirdiÄŸi demokratik reformların birçoÄŸu bu dönemde iptal edilir ve giyotinli idamlar baÅŸlar. Bu dönemde Maximilien Robespierre, hükümetin en kuvvetli adamlarından biri haline gelir ve Terör’ün simgesi sayılır. Devrim Mahkemesi, binlerce insanı giyotine sürükledi. Asiller ve halk, entelektüeller, politikacılar, fahiÅŸeler… Herkes her an idam edilebilirdi. “Madam Giyotin” olarak anılan bu makineyle tanışmak için “cumhuriyet karşıtı” ifadesi bile yeterliydi. Giyotin, “Madam Giyotin” dışında “Ulusal Jilet” olarak da adlandırılmıştır. Tahminlere göre ölü sayısı 15.000 ile 40.000 kiÅŸi arasındadır. XVI. Louis ve kraliçe Marie Antoinette 1793 yılında idam edilir. Temmuz 1794′te Maximilien Robespierre de giyotinle idam edilir.

İdamları izleyenler, hareket eden gözler ya da oynayan ağızlar hakkında sayısız hikâyeler anlatırdı. Hatta Charlotte Corday’in kopmuÅŸ kafasının ensesine atılan bir tokatta bir kızgınlık ifadesi oluÅŸtuÄŸu bile söylenmiÅŸti.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Giyotin

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Hesap makinesi

Yazan: admin | Genel | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Yirmi yıl kadar sonra, 1645 yılında filozof Blaise Pascal, vergi tahsildarı olan babasına yardımcı olmak için bir tasarladı. 1799 yılına kadar kullanılan bu mekanik , kadranlarla girilen sayıları toplayıp çıkarıyordu. Gottfried Wilhelm Leibniz 1671 yılında toplama ve dört işlemi yapabilen mekanik bir geliştirdi. Ancak bu aygıtlar, çok yaygın olarak kullanılmamıştır. Bunlardan yaklaşık bir asır kadar sonra Xavier ’ın bulduğu dört işlemi ve alma işlemini yapabilen Aritmometre, 1970’lere kadar kullanılmış olan mekanik makinelerinin atası olmuştur.

makinesi

Hesap makinesi, ilk zamanlar dört işlemi yapabilen, daha sonraları geliştirilerek her türlü sayısal işlemi yapar duruma getirilen veya mekanik bir araçtır.

İlk hesap makineleri abaküsler idi. 1623 yılında Wilhelm Schickard ilk kez dört işlemi bir arada yapabilen hesap makinesini Almanya’daki Heidelberg Üniversitesinde geliştirdi. Schickard geliştirmiş olduğu araç ile astronomi, , alan ölçümleri, yüz ölçümü hesaplama ve haritacılık işlemlerinde kullanmıştır. Geliştirmiş olduğu cihaz oldukça karmaşık ve herkesin kolaylıkla kullanamayacağı bir çalışma sistemine sahipti.

Daha sonra üretilen bu hesap makineleri, ara sonuçları toplayan, eski sonuçların saklanıp gerektiğinde kullanılabilmesini sağlayan, trigonometrik, istatistiksel ve ileri matematik işlevleri içeren ve yazılımlanabilme özellikleri ile daha çok bilgisayarlara benzeyen çok karmaşık elektronik cihazlar hale gelmiştir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Hesap_makinesi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Foucault sarkacı

Yazan: admin | Genel | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Foucault Sarkacı, adını fizikçi Léon Foucault’dan alan, ilk defa deneysel olarak Dünya’nın kendi ekseni çevresinde döndüğünü kanıtlayan sarkaç düzeneÄŸidir.

Foucault sarkacına benzeyen bir düzenekle benzeri bir deney, Foucault’dan iki yüzyıl önce 1661′de Vincenzo Viviani tarafından gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir.

Düşünceleri ile toplumda büyük bir ilgi uyandıran Foucault’ya imparator III. Napolyon, deneyini Paris’teki büyük kubbeli Panthéon binasında yapmasına izin vermiÅŸtir. Foucault, kubbenin ortasına 67 metrelik telle 28 kg ağırlığında bir demir top asmıştır. Topun alt tarafına sivri bir uç takılarak, yere serili ince kum tabakasında, bu ucun bıraktığı izlerden yararlanarak, sarkacın salınım düzlemindeki deÄŸiÅŸimin gözlemciler tarafından izlenebilmesi saÄŸlanmıştır.

Dünya’daki pek çok kurum, müze ve laboratuarlarda, Foucault sarkacına benzeyen sarkaçlar bulunmaktadır. Hatta Güney Kutbu’nda da bir Foucault sarkacı bulunur. Türkiye’de Bilkent Üniversitesi Fen Fakültesi binasında ve Ege Üniversitesi Rasathanesi ve Ankara’da MTA’ya baÄŸlı müzede de Foucault sarkacı bulunmaktadır.

Bu tarihi deneyi izlemek için Pantheon’a büyük bir kalabalık toplanmıştır. Foucault’nun sarkacı hareket ettirmesinden bir önce, titreÅŸim ve hava akımlarına engel olmak üzere, gözlemcilerin hareketsiz ve sessiz olmaları temin edilmiÅŸtir. Sessizce salınımına baÅŸlayan sarkacın salınım düzleminde, bir süre her hangi bir deÄŸiÅŸim gözlenmemiÅŸtir. Bu sessiz bekleyiÅŸin ardından gözlemciler, kumun üzerindeki izlerin yavaşça deÄŸiÅŸtiÄŸini görmüşlerdir. Sarkacın salınım düzlemi gözle görünür biçimde dönmektedir. Bu topluluk, tarihte ilk kez Dünya’nın kendi ekseni etrafında döndüğüne tanık olmuÅŸtur. Foucault’nun 1851′de, bu deney sırasında Pantheon’a yerleÅŸtirdiÄŸi bu sarkaç hala aynı yerde asılı durmaktadır.

Kuzey Kutbu ya da Güney Kutbu’nda, bir sarkacın salınım düzlemi, altındaki Dünya dönmeye devam ederken, yıldızlara göre deÄŸiÅŸmeden sabit kalacaktır. Tam turunu tamamlaması bir gün sürecektir.

Bir sarkacın asılma noktası deÄŸiÅŸtiÄŸi halde salınımı deÄŸiÅŸmediÄŸini gözleyen Foucault, yeterince büyük bir sarkaç harekete geçirildiÄŸinde, bunun salınım düzeninin deÄŸiÅŸmeyeceÄŸini, fakat yerin, yani Dünya’nın hareket edeceÄŸi kuramını geliÅŸtirmiÅŸtir. EÄŸer Dünya dönüyorsa, Dünya ile birlikte sarkacı izleyen gözlemciler de dönecekler, buna karşın sarkacın salınım düzlemi hareketsiz kalacaktı. Bu nedenle sarkacın salınım düzlemi gözlemcilere göre yavaşça hareket ediyor gibi görünecekti. Gerçekte ise, gözlemcilerin dolaysız bir yolla izlemiÅŸ oldukları olay, Dünya’nın kendi etrafında dönmesinin bir sonucuydu.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Foucault_%C4%B1

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ejektörlü pompa nedir

Yazan: admin | icatlar | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Buharlı lokomotifler 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın ortalarına kadar demiryolu taşımacılığına hekim olmuşlardır, daha sonra ise dizel ve elektrikli lokomotifler bunların yerini almıştır.

Özel uygulamaları dolayısıyla, bir enjektör sık sık edüktör, buhar jeti fışkırtıcısı (enjektörü), pompası veya aspiratör(extractor, emici) gibi isimlerle anılır.

Daha iyi bir vakum oluşturmak için, seri halinde çoklu ejektörler , yukarı yönlü ejektörlerin çıkışının aşağı yönlü ejektörlere emme için öncülük etmesiyle, kullanılırlar.

Esasen, girişteki hareketli akışkanın basınç enerjisi memenin boğazında, hız formunda kinetik enerjiye dönüştürülmektedir.Daha sonra karışık akışkan genişleyen ağızda genişlerken, kinetik enerji, Bernoulli prensibine göre, bu ağzın çıkışında tekrar basınç enerjisine dönüşür.

Bernoulli prensibinin özel bir durumu olan ventüri etkisi, bu aygıtın çalışmasını sağlar.Yüksek basınç altındaki akışkan, düşük basınç yaratan kısılmalı genişlemeli memenin boğazında, yüksek hızlı jete dönüştürülür.Düşük basınç, emme akışkanını(suction fluid), hareketlendirici akışkanla(motive fluid) karışacağı bu memeye çeker.

Enjektör aslen buhar tahrikli lokomotiflerde kazan besleme suyunu kazana ve kazandan dışarı pompalamak ve enjekte etmek için kullanılmıştır.

Bitişikteki çizim tipik bir modern enjektör veya fışkırtıcıyı resmetmektedir.Hareketli akışkan giriş memesi ve ksıslıp genişleyen bir çıkış memesinden oluşur. Su, hava, buhar veya yüksek basınçtaki herhangi başka bir akışkan girişte hareket verici kuvveti sağlar.

Enjektör 1858’de Henri Giffard tarafından edilmiş, patenti ise İngiltere’de Messrs Sharp Stewart & Co. şirketi tarafından alınmıştır.Girişteki hareket kuvveti uygun bir yüksek basınç akışkanı tarafından sağlanmaktaydı.

Ejektörlü , bir enjektör veya fışkırtıcı kısılıp genişleyen bir memenin ventüri etkisini kullanarak, hareketli akışkanın basınç enerjisini; bir düşük basınç alanı yaratıp, hız enerjisine çevirerek; hareketli akışkanı çekip, emme akışkanının buna karışmasını sağlar ve hemen ardından bu karışmış akışkanları, hız enerjisini tekrar basınç enerjisine dönüştürerek, yeniden sıkıştıran pompa benzeri bir alettir.Hareketli akışkan veya sıvı olabilir. Emme akışkanı bir , bir sıvı, bir bulamaç, toz yüklü bir akışı olabilir.[1]

Aspiratör(emmeç) gibi aynı çalışma prensibine sahip benzer cihazlar kısmi bir vakum yaratmak için laboratuarlarda ve vücut sıvıları ile mukusun emiliminde medikal olarak kullanılır.

Enjektörlerin çeşitli endüstriyel uygulamalardaki kullanımı, basitlikleri ve uyum yetenekleri dolayısıyla oldukça yaygın hale gelmiştir.Örneğin:

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ejekt%C3%B6rl%C3%BC_pompa

Tags: , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Düdüklü tencere

Yazan: admin | icatlar | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Cam (payreks) olanlar sıcak-soğuk farkından etkilenip çatlama riski olsa da pişirme sırasında içleri görülebildiğinden sıkça kapaklarının açılması gerekmez, yiyeceğin vitamini kaçmaz. Bakır olanların sık sık kalaylanma ihtiyaçalrı, alüminyum olanların ise kesif soda ve alkali eriyiklerin alüminyum üzerine olan etkilerinden dolayı olumsuzlukları vardır.

Yaklaşık 300 yıl önce 1679 yılında İrlandalı fizikçi Robert Boyle’un da asistanı olan fizikçi Denis Papin ağır bir demir tencere kullanarak bir deney yaptı. Üzerine bir kapak koydu ve yüksek ısıda kaynattı.

Basınç ile hacim ters orantılıdır

Böylelikle yemekler normal bir tencerede ısıtıldığında suyun kaynama noktası olan 100 dereceye gelindiğinde, su bu derecede kaynar ve tüm su kaynayana kadar bu sıcaklık sabit kalır ve yemek te bu sıcaklık da pişer. Düdüklü tencerede ise buhar dışarı kaçamadığından tencerenin içindeki basınç gittikçe artar, dolayısıyla su 100 derecede kaynamaz, tenceredeki sıcaklık 125 °C (257 °F) dereceye kadar çıkar.

Önceleri dökme demirden yapılan düdüklü tencereleri sonraları toprak, bakır, alüminyum, emaye ve camdan olanları izledi.

Kaynama sıcaklığı atmosfer basıncı ile doğrudan ilgilidir. Basınç atmosfer basıncından düşükse, su daha düşük sıcaklıklarda da kaynayabilir veya basınç atmosfer basıncından yüksekse suyun kaynaması için daha yüksek sıcaklıklar gerekir.

, yemekleri hızlı pişirmek için buhar gücünden yararlanma prensibi ile çalışan tencere. Basınçla suyun kaynama derecesi arasındaki ilişkiden hareketle ortaya çıkmıştır. Düdüklü tencere yemekleri yüksek ısıda ve tamamen kapalı halde pişirdiğinden dolayı, yemeklerin pişme süresini en aza indiren, kaynadığının anlaşılması için subap ilave edilmiş tenceredir. Düdüklü tencerelerde patlama tehlikesine karşı, basınca, dolayısıyla pişme derecesine göre ayarlanabilen bir subap vardır ve basınç artınca düdük hava kaçırarak tencerenin patlamasına engel olur. Düdüklü tencere ismini de bu nedenle almıştır.

Temel prensip; kabın içindeki buhar basıncını arttırarak, yemeğin sıvı kısmının kaynama noktasını yükseltmesi, tencerenin içindeki buhar basıncını kontrol edebilmesi ve basıncın fazlasını kontrollü biçimde tahliye etmesidir.

Yemek piÅŸirilen tencerenin kapağını sıkı sıkıya kapatmış, buharın basıncıyla kapağın fırlamasını önlemek için de üstüne bir ağırlık oturtmuÅŸtu. Ancak, kapağın üstüne konulan ağırlık, tencere patlama noktasına geldiÄŸinde fırlayıp buharı havaya bırakacak kadardı. Sonuç olarak yemekler normal tencerelere göre çok daha hızlı piÅŸti. Bu Papin’in tenceresi olarak adlandırıldı.

Böylece pişirilmesi istenen besinlerin ısısı suyun kaynama derecesinden çok daha yükseğe çıkmasına rağmen yüksek sıcaklık yiyeceğe süratle nüfuz ettiğinden, vitamin ve mineraller tahribata uğramadan daha çabuk pişmesi sağlanır. Bundan dolayı et haşlaması en çok yarım saatte, kuru sebzeler yirmi dakikada pişebilirler.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCd%C3%BCkl%C3%BC_tencere

Tags: , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , ,

Braille alfabesi hakkında

Yazan: admin | buluşlar | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

U

Bu harfleri isimlendirmek için noktaların bulunduğu her bir pozisyon, yerlerine göre söylenir;

P

Esperanto’daki Ĉ, Äœ, Ĥ, Ä´, Åœ;

Y

Dillere göre Braille yazım sistemine yapılmış birçok harf eklentisi vardır.

C, 3

H, 8

Ünlem imi ( ! )

D, 4

X

Yaklaşık 600 yıl önce de Suriyeli seçkin bir Arap profesör olan Zain-Din el Hamidi notlarını tutmak ve kitaplarını yazmak için kendi geliştirdiği bir sistemi kullandı. Doğduktan kısa bir süre sonra görme yetisini kaybeden profesör buna rağmen hukuk ve yabancı diller konusunda kendisini, kendi hazırladığı alfabeye çevirttiği kitapları okuyarak oldukça geliştirdi.

N

gibi harfleri belirtmek için ilgili olduğu harfte küçük değişiklikler yapılır. Örneğin Ŭ harfini göstermek için U sembolünde bulunan birinci nokta ikiye geçer. Bu eklenik harfler her dilde değişiklik gösterebilir.

İki nokta üst üste ( : )

Virgül ( , )

Braille yazım sistemi ile oluşturulmuş bir bildiri

I, 9

O

Türkçe’deki Åž, Ç, Äž, Ö, Ü, İ, ı ;

S

Açılış soru imi ( ¿ )

Fransızca’daki Ô, É vb.;

W

Z

J, 0

Parantez ( ( ) )

Büyük harf başlangıcı

R

Lehçe’deki Ę, Ä„, Ń, Åš, Ć, Ź, Å»

G, 7

Kapanış tırnak imi ( )

Braille sistemi Latin harflerini kullanmayan birçok dile de uyarlanmıştır. Rusça, Arapça, , Ermenice, İbranice, Japonca ve Çince gibi dillerde harflerin alfabeler içindeki sıralarına deÄŸil orijinalde sahip olduÄŸu sese göre eÅŸlendirme yapılır. ÖrneÄŸin harf Γnın Yunan Alfabesi’nde üçüncü sırada yer almasına raÄŸmen C sesini deÄŸil G’yi temsil eder.

Braille alfabesi veya Körler alfabesi; 1821 yılında Braille tarafından geliştirilmiş görme engelli insanların okuyup yazması için kullanılan bir alfabe yöntemidir. İki kolon taşıyan dikdörtgen düzen üzerine dizilmiş altı kabartılmış noktadan oluşur. Her iki kolonda üçer nokta bulunur. Noktalardan her biri altmışdört farklı kombinasyondan birini oluşturması için farklı şekillerde dizilir.

Odenthal’deki Altenberger Katedrali için bir bilgilendirme maketi

E, 5

Sayı başlangıcı

Braille yazım sistemi, karakterleri dünyada ilk kez ikili ÅŸema ile gösteren sistemidir. Ana dili Fransızca olan Braille’in Fransızca’daki aksan harflerini göstermekte kullandığı gibi, Braille sisteminde, örneÄŸin Türkçe için Ö, Ü, Äž, Ç, Åž seslerini göstermek için de yeni semboller oluÅŸturulur. Bunun haricinde kullananlarına sadece 64 mümkün seçenek sunan yazım sistemi, ve müzik sembolleri içinde tasarlanan iÅŸaretleri kapsayabilir. Ayrıca, öğrenenlere daha hızlı okuma teknikleri de öğretilir.

Kapanış soru imi ( ? )

Odenthal’deki Altenberger Katedrali için bir bilgilendirme maketi

M

Açılış tırnak imi ( )

F, 6

A, 1

B, 2

Q

K

T

V

Kısa çizgi ( - )

L

Nokta ( . )

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Braille_alfabesi

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

Betonarme

Yazan: admin | icatlar | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Türkiye’de beton yapılarla ilgili hesaplamalar yapı deprem bölgesinde deÄŸilse TS500 standardına dayanarak yapılmaktadır. Yapı 1. veya 2. deprem bölgesinde yapılacak ise hesaplamar Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (2007)’ye göre yapılmaktadır.

Betonarme yapı elemanında bulunan beton ve birlikte bu gerilmelere karşı koyarlar. Bu esnada, beton daha çok basınç gerilmelerini karşılar, ise daha çok çekme gerilmelerini karşılar.

Betonarme, beton’un çelik kullanılmak suretiyle güçlendirilerek imal edilen yapı malzemesinin ismidir. Dilimize Fransızcadan gelmiÅŸ bir mühendislik terimdir. Kelimenin Fransızca orijinali ‘béton armé’ kelimesi güçlendirilmiÅŸ beton anlamındadır. Yapıda kullanılan betonarme elemanlar (kolon, kiriÅŸ, döşeme vb.) birtakım gerilmelere maruz kalırlar. Bunlar genel olarak basınç, çekme, kesme ve burulma etkileridir. Davranış itibariyle gevrek olan beton, sünek çelik ile güçlendirilerek kompozit bir yapı malzemesi olan betonarme elde edilir. Bu güçlendirme ile açıklıkların daha küçük kesitlerle geçilmesi olanaklı olmuÅŸtur. Elemana yerleÅŸtirilen çeliÄŸe sonradan veya önceden gerilme verilerek öngerilmeli/ardçekmeli beton elde edilir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Betonarme

Tags: , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , ,

Bikini

Yazan: admin | icatlar | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

İki parçalı bir deniz giysisi olarak da tarif edilebilen Bikini’nin ilk örnekleri, II. Dünya Savaşı sonrası Fransa plajlarında görüldü. modacı Réard tarafından 5 Temmuz 1946 yılında Paris’te tanıtılan bikini adı, ilk bombalarının test edildiÄŸi Büyük Okyanus’taki Bikini adasından esinlenilerek türetilmiÅŸtir.O dönem Vatikan tarafından müstehcen bulunan bikini kınanmıştır. 60′lı yıllarda Brigitte Bardot , Ursula Andress , Raquel Welch gibi aktrislerin bikiniyi giymesi ile popülüritesi artmıştır.

Bikiniler , 70′li yıllarda üst parçası olmayan monokini’lere dönmüştür. 80′li yıllarda tanga , 2000′li yıllarda ise mayokini olarak hayatımıza girmiÅŸtir. Özellikle vücut geliÅŸtirme gibi spor dallarında erkekler de bikini türevleri kullanmaktadır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Bikini

Tags: , , , , , ,

Etiketler:, , , , , ,

Bisiklet kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Çarşamba 9 Mart 2011 17:43

Arka viteslerde ise dişli yokuş dişlisidir, küçüldükçe düz yol viteslerine ulaşılır, en küçük dişli ise sürat dişlisidir, diğer bir bakışla öndeki ana viteslerin arkadaki dişli kadar farklı seçeneği vardır, kısaca 3 ana dişlinin arkada 7 vites dişlisi olan bir bisiklette 3 x 7 = 21 vitesi vardır. Sistemde ön küçük vites ( yokuş vites ana dişlisi ) 1. vites ana dişlisidir. Sistemde arka vitesde dişli ( yokuş vitesi ) 1. vitesdir. Dik bir yokuş icin ön 1 x arka 1 kullanılırken Düz yol için ön 2 x arka 3-4 ideal dişlilerdir. Sürat için ön 3 x arka 6-7 ideal dişliler olabilir.

2. Dünya Savaşı’nda Avrupa ülkeleri bisikleti askeri amaçla (ordu süratinin artırılması) kullanmışlardır.

sporunda da kullanılır. Yarış bisikleti, daÄŸ bisikleti, ÅŸehir bisikleti, motorlu , BMX, yatay (recumbent), çift kiÅŸilik (tandem) gibi türleri vardır. Vitesli ve vitessiz türleri bulunmaktadır. İlk 1791′de Sivrac’ın bisikletiydi. Bunun bir direksiyonu (gidonu) bile yoktu. 1818′de ilk defa gidonlu bulundu (Karl Drais) ve 1839′da Mac Millan’ın ilk pedallı bisikleti buluÅŸu bu günkü bisikletlerin taslağını oluÅŸturdu.

Asıl amacı akrobasi ve bazı özel yarışlar olan, saÄŸlam yapılı ve 20¨ tekerlekli bisikletlere BMX bisikletleri denir. Bu bisikletler 1980′li yıllardan itibaren ortaya çıkmış ve bütün dünyada popülerlik kazanmışlardır.

Frenler ön ve arka olmak üzere kolla idare edilir, tel ya da bir yerden sıkar veya hidrolik disk olabilir.

Bisiklet tipleri birkaç farklı şekilde sınıflandırılabilirler. Bunlardan birisi çaplarına göre sınıflandırmadır. 3 teker çapı şu anda çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunlar: 622mm (28¨), 559mm (26¨), 406mm (20¨). Bunların dışında 27¨ çapındaki tekerlekler uzun yıllar boyunca yol bisikletlerinde kullanılmıştır. 584mm çaplı 650B olarak tanımlanan tekerlekler de son zamanlarda bazı üreticiler tarafından kullanılmaya başlanmıştır.

İlk seri bisiklet “Michaux Company” tarafından yapılmıştır. Åžirket, yılda yüzkırk bisiklet üretiyordu. Bisikletin ilgi görmesi dönemin devletlerinin de dikkatini çekmiÅŸtir. 1800′lerin ikinci yarısında Fransa Savunma Bakanlığı bisiklet üretimini destek vermiÅŸ ve 1871′de imal edilen bisikletlerAlmanya ile yapılan savaÅŸta kullanılmıştır.

Bisikletler kullanım amaçlarına göre de sınıflandırılabilirler. Teker çapı ne olursa olsun, ince tekerli ve daha nahif yapılı, asfaltta kullanıma yönelik yapılmış bisikletlere yol bisikleti denir.

Çatı da denir. Farklı maddelerden (karbon, , titanyum gibi) yapılabilir. Sağlamlık açısından daha çok tercih edilen ve DownHill, Trial gibi alanlarda kullanılacak bisikletlerde ve karbon kadrolar, DownHill veya Trial gibi alanlarda kullanılmayacak bisikletlerde daha çok alüminyum kadro tercih edilir. Alüminyum kadroların en büyük özelliklerinden birisi hafif olması ve darbeleri emmesidir.Günümüzde Karbon Fiber MTB ve Road Tipi Bisiklet Kadroları için Tercih Sebebi Olmuştur.

Teker çapı sınıflandırmasına göre 28¨ teker çapına sahip bisikletler yol bisikleti, 26¨ teker çapına sahip bisikletler dağ bisikleti olarak kabaca tanımlanır. 20¨ tekerlere sahip bisikletler BMX bisikletleri 19¨ hacı bisikleti olabildikleri gibi, farklı 3 tekerlekli hatta 4 tekerlekli bisikletlerde ve yatay bisikletlerde sıklıkla kullanılırlar.

Ön vitesdeki 3 dişli setinden küçük dişli (1.), yokuş için gerekli ana vitesdir. Ön-orta vites (2.) düz yol için idealdir. ön-büyük dişli (3.) ise sürat için ana vitesdir.

Bisiklette tekerlek 2, 3 veya 4 tane bulunabilir. Önde bir, arkada iki tane de olabilir. Tek tekerlekli olanlar ise genellikle sirklerde gösteri ve akrobasi amaçlı olarak kullanılmaktadır.

İrlanda’da 1888 yılında havalı plastik biskletler piyasaya sürülmüştür. Bu durum, bisiklet endüstrisini geliÅŸtirmiÅŸtir. Bisiklet üretiminde kullanılan malzemenin fiyatının yüksekliÄŸi, işçilik maliyetlerinin yüksekliÄŸi nedeniyle halka inememiÅŸtir. 1800′lerin sonundan fabrikaların artması ve seri üretimin hızlanmasıyla maliyetlerde yaÅŸanan düşüş bisikletin geniÅŸ kitlelere ulaÅŸmasını saÄŸladı. Özellikle Fransa, Belçika, İngiltere, İtalya veİspanya’daki bisiklet fabrikaları bisikletin bu ülkelerde yaygınlaÅŸmasına ve bisiklet sporunu geliÅŸmesine önayak olmuÅŸtur.

Bisiklette 6, 18 ve 21,24,27,30 vites seçenekleri olabilir. Sporcular yaygın olarak 27 vites seçeneğini kullanmaktadır. Vitesler eğime göre verimlik artışı sağlamak, bisikletin süratini arttırmak ve rampaları daha kolay çıkmak içindir.

Amortisörlü ya da düz olabilir ön ve arkada bulunur. amortisörlüler yüksekten inerken yardımcı olur ama normal çatal ise yardımcı olmaz cunku yaylanma bolumu yoktur o yüzden en çok tercih edilen çatal amortisörlü olanıdır.eğer şehirde sürecekseniz amortisörsüzde olabilir..

’nin çizimleri kullanarak ilk pedallı bisikleti üreten Kirkpatrick Mac Millan’dır. 1839-1840 yılları arasında İskoçya’da yapılan bu bisiklet, halen Londra Science Museum’da sergilenmektedir. 1855′te Ernest Michaux’un bisikleti pedalı etkin olarak kullanmıştır. 1870ten sonra geliÅŸtirilen yeni bisikletlere “Bicyole” denilmiÅŸtir. Bu modelde ön tekerliÄŸin çapı bir ila 1,5 arasında deÄŸiÅŸmiÅŸtir.

Bisiklet, motorsuz, iki tekerlekli, pedallı, insan gücü ile ilerleyen bir ulaşım aracı.

Teker çapı 622mm ya da 559mm ve son zamanlarda da 584mm olarak üretilen bazı bisikletler, uzun yollarda kullanılmak üzere üretilirler. Bu bisikletlerin ön ve arka kısımlarında taşımaya imkânları vardır. Çamurluklar, rahat sele ve gidonlar kullanırlar. Tek amacı uzun mesafelere binicisini ve binicinin eşyalarını taşımak olan bu bisikletlere tur bisikleti denir.

İlk bisiklet çok ilkel biçimde 12. yüzyılda Çin’de görülmüştür. Fransız Sirvac yaptığı saÄŸ ve sol ayakların itmesiyle yürüyen bisiklet yapmıştır. “Celerifere” adını taşıyan bu alet 1791 tarihlidir. Baron Karl Von Drais, Drais de Senerbol’un yaptığı bisikleti geliÅŸtirmiÅŸ ve bisiklete gidon eklemiÅŸtir. Bu bisiklet 1816 yılında yapılmıştır. Bu bisiklet tahtadan imal edilmiÅŸtir. 1818′de bisiklette kullanılmaya baÅŸlanmıştır.

Gene teker çapı 622mm ya da 559mm olmasına bakılmaksızın (genellikle 559mm olur), sağlam gövdeli ve dayanıklı parçalardan yapılmış, daha kalın lastiklerin kullanılmasına izin veren bisikletler araziye uygundurlar ve bunlara dağ bisikleti denir. Dağ bisikletlerinin ön süspansiyonlu, ön ve arka süspansiyonlu, süspansiyonsuz tipleri olabilir. Süspansiyon miktarına ve olup-olmamasına göre bisiklet kullanım alanları değişebilir.

Sürücüsünün arkasına yaslanmasına hatta bazı durumlarda yatar pozisyonda durmasına müsaade eden bisikletlere yatay bisiklet denir. Yatay bisikletler Türkiye’de yaygın deÄŸildir. Yatay bisiklet kelimesi bile bilinmemektedir. Yatay bisikletin İngilizce’si Recumbent’dir.

Sadece tek bir tekeri olan bisikletler de vardır. Iki teker karsiligi kullanilan Ingilizcesi “bicycle” olan bisiklet ,tek tekerden olustugu icin Ingilizcedeki “unicycle” kelimesinin karsiligi olarak unisiklet kelimesiyle tanimlanmaya baslamistir. Eskiden sirklerde gosteri amaciyla kullanilan unisikletler,son yillarda sokak hareket yarismalardan unisiklet basketbolu,hokeyi ve dag unisikleti anlamina gelen “Muni” kategorilerine kadar genis bir alana yayilmis ve giderek dünyada popülerlik kazanmışlardır. Tek tekerli bisiklet,yani unisikleti kullanmayı öğrenmek normal bisiklet kullanmaktan farklıdır.

İş bisikletleri özellikle yük taşımak için üretilirler. Bazıları yüz kilo ve üstündeki yükleri taşıyabilecek kadar sağlamdır. 2 veya 3 tekerlekli modelleri vardır. Bisikletin gövdesinde bulunan boş kısımda, hizmet ettiği şirketin reklam tabelasını taşıyabilirler.

İki sürücünün aynı anda binmesine müsaade eden bisikletlere tandem denir. Tandemler uzun turlardan kısa arazi yarışlarına kadar pek çok farklı alanda kullanılabilirler.

Vites sistemi iki bölümden oluşur, ön vites ve dişlileri ile ön vites ve arka vites dişlilerinden oluşur, bunları kontrol etmek için gidon çevresinde 2 vites kontrol kolu bulunur biri sag kol arka vitesi digeri sol kol ise ön vites dislilerini kontrol etmenizi saglar, pedal devrinize göre ( 70-90 dk.devir) devir arttikca vites düsürülür, devir düsdükce vites büyütülür.

Teker çapı Türkiye’de 28¨, Fransa, İtalya, İskandinav ülkeleri gibi bölgelerde ise 650B olan bazı bisikletler vardır ki bunlara ÅŸehir bisikletleri denir. Bu bisikletlerin çoÄŸu zaman ön ve arkalarında sepetleri, dinamolu ışıklandırma sistemleri vardır. Avrupa’nın pek çok yerinde genç-yaÅŸlı insanlar ÅŸehir içindeki iÅŸlerini görmek, bir yerden bir yere gitmek, yük taşımak için bu bisikletleri kullanırlar.

Trufaut, içi boÅŸ kauçuk lastiÄŸini bulmuÅŸ, bunu İngiltere’de eÅŸit tekerlekli komple kadrolu, bilyalı ve milli bisikletlerin yapılması ve ardından ortadan katlanan portatif bisikletler izlemiÅŸtir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Bisiklet

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sonraki Sayfa »