Silah icadı

Yazan: admin | icatlar | Cuma 14 Ocak 2011 15:42

Her ne kadar bir olmamakla birlikte, üzerlerinde çeşitli silahlar taşıyan ve birer savaş aracı olan savaş uçağı, savaş gemisi, , gemisi, tank da komplike ve dolaylı bir silah olarak kabul etmek mümkündür. Barış zamanlarında politik, istihbarat ve propaganda faaliyetleriyle kültürel ve sosyal yapı üzerinde tahribat yapmak için kullanılan usuller ve yapılan işler de bir silahtır. Savunmada bir vasıta olarak kullanılan radar, sonar, lidar gibi sistemler, ve yapay da birer silah grubu teşkil ederler.

Ramses II at Kadesh.jpgGustavus Adolphus at the Battle at Breitenfeld.jpgM1A1 abrams front.jpg

Güdümlü mermiler, deniz hedeflerine karşı kullanılan torpidolar, çeşitli tipteki bombalar, roketler ve mayınlar da ateşli silahlar grubuna dahil edilebilir. Kara, deniz ve hava birliklerince kullanılan bu silahların bazısı saldırı, bazısı savunma, bazısı da hem saldırı hem de savunma gayesi güder. Mesela uçaklarda saldırı için kullanılan , top, , güdümlü mermi ve çeşitli bombalar bulunabildiği gibi uçaklara karşı savunmada kullanılan güdümlü uçaksavar silahları da vardır. Yine zırhlı bir savaş aracı olan tankta kullanılan , top, roket, alev makineleri, sis ve makineleri yanında tanklara karşı kullanılan tanksavar topları, roketleri, bombaları, füzeleri bu silahların değişik gayelerde kullanılmasına misaldir.

Gürz, bıçak, kılıç, mızrak, kargı, kırbaç, yay, cirit, bumerang, kalkan, zırh, mancınık, koçbaşı, hançer, balta, kama ve bunlara benzer pekçok çeşitte silah geliştirildi. Bunların savaşta en yaygın olanı kılıçtı. Meç, şimşir, gaddare, yatağan gibi çeşitleri vardı. Ateşli silahların bulunuşuna kadar yaygın olarak kullanılan diğer bir silah oktu. Mancınık, gülleleri ve büyük okları fırlatmaya yarayan bir aletten çok bir mekanizmaydı. Günümüzde hala kullanılmakta olan kasatura, tüfeğin ucuna takılan dürtücü ve kesici ateşsiz bir silahtır. Koçbaşı, ucunda demir bir koçbaşı bulunan asılı bir kirişten ibarettir. Kale kapılarını yıkmak için kullanılır.

Askeriye Portalı   g • t • d 

Doğu ülkelerinde bulunan barutun, Ortadoğu ve Avrupa’ya geçmesiyle ateşli silahlarda da önemli gelişmeler oldu. Suriye’den Bizans’a geçen bir ateşli silah şaşkınlıkla karşılandı. Çok eskiden beri Asya’da Türkler ve Çinliler tarafından kullanılan sonradan roket, top ve gibi silahlarda kullanılmaya başlandı. Selçuklu ve Osmanlılar döneminde bu tür silahlarda büyük gelişmeler kaydedildi. Kosova Meydan Muharebesi’nde ve özellikle Fatih Sultan Mehmed Han tarafından, İstanbul’un fethinde toptan büyük ölçüde faydalanıldı. Yavuz Sultan Selim Han zamanında, orduda yaygın bir şekilde kullanılmaktaydı. Top namlularına ilk yivi veren de Yavuz Sultan Selim Han’dır. O zamanlar top tekniği Avrupalılardan çok üstündü.

Silah insanların ve toplumların bir başka insana veya toplumlara karşı savunma ve saldırı amaçlı kullandığı bir araçtır.

Zamanla büyük değişikliğe uğrayan ateşli silahlar, tabanca, tüfek, bombaatar, top, obüs, havan gibi çeşitli adlar altında, değişik vasıflara sahip birçok çeşitlere ayrıldı. Bunların her birinin kullanılma gayesine göre özellikleri vardır. Ayrıca bunların makineli, yarı otomatik tipleri gelişti.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Silah

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Robert Fulton

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

Londra’da mekaniğe büyük ilgi duyan Fulton, yeni buluşlarla ilgili araştırma yapmak ve mühendis olmak için resmi bıraktı.

Fulton, uzun süreden beri buharlı gemi tasarımıyla ilgileniyordu. O zamana kadar bu düşünceyi uygulamada kimse başarılı olamamıştı. Fulton 1801′de Fransa’daki ABD büyükelçisi Robert R. Livingston’la tanıştı ve birlikte buharlı gemi tasarımı üzerine çalıştılar.

Robert Fulton (d. 1765 – ö. 1815), ilk buharlı savaş gemisini yapan İngiliz mühendis.

İngiltere’de zamanını genellikle kanal yapımında yeni bir yöntem geliştirme ve köprü tasarımıyla geçirdi. Aynı zamanda, mermer kesme ve cilalama makinesi, keten eğirme makinesi ve halat örme makinesi gibi pek çok buluşun patentini aldı. Artık ünlü biir olan Fulton, 1797′de Paris’e gitti. Orada sualtında kol gücüyle çevrilen bir uskur (pervane) yardımıyla ilerleyen bir yaptı. Bu tekne torpil fırlatacak biçimde tasarlanmıştı. Ne var ki, Fransızlar ve İngilizler için ayrı ayrı yaptığı iki deneme başarısızlığa uğrayınca buluşuna ilgi gösterilmedi.

1803′te Fulton Sen ırmağı’nda küçük bir buharlı gemiyi suya indirdi. Gemi çalıştı ama Hükümeti’nin ilgisini çekmedi. Birkaç yıl sonra New York’a döndü ve 1807′de Clermont adlı gemisini Hudson’da suya indirdi. Yeken ya da kürek kullanılmadan, akıntı ve rüzgara karşı New York’tan Albany’ye doğru ilerleyen bu değişik araç tarihsel bir olaydı.

Fulton 1814-1815 arasında, ABD yönetiminince ısmarlanan ve kendi adını taşıyan ilk buharlı savaş gemisini de yapmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Robert_Fulton

Tags: , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Sidney George Brown

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:08

Sidney George Brown (d. 1873, Chicago – ö. 1948, Sidmouth), ABD’li mühendis.

Önce tekniği üstünde çalışarak bu konuda uzman oldu. 1898′den sonra ise telsiz ve telsiz mikrofonla ilgilendi. Mikrofonlar, amplifikatörler, Hoparlörler ve alıcıları, ayrıca cayroskoplu bir etti.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Sidney_George_Brown

Tags: , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , ,

Nükleer denizaltı

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 20 Aralık 2010 21:57

Geleneksel denizaltılar ve nükleer denizaltılar arasındaki ana fark, güç sistemidir. Nükleer denizaltılar bu iş için nükleer reaktörleri görevlendirir. Biri, mile bağlı olan motorlarına güç sağlamak için üretirken diğeri, buhar türbinlerini çeviren buhar gücünü üretmek için reacktörün ısısına bel bağlar. Denizaltılarda kullanılan reaktörler küçük bir reaktörden yüksek miktarda enerji dağıtma olanağı sağlamak için genel olarak yüksek derecede zenginleştirilmiş yakıt (sıklıklar %20′den fazla) kullanırlar.

Nükleer denizaltılar pek çok kaza geçirmiştir (hepsi güç kaynağı ile alakalı değil).

1950′lerde, Sovyetler Birliği de nükleer güçlü denizaltılar geliştirme konusunda Birleşik Devletler’in arkasından takip etti. Nautilus’un ABD tarafından geliştirilmesinin kışkırtıcı etkisiyle, nükleer güç sağlama üzerine Sovyet çalışmaları 1950′lerin başlarında Obininsk’teki ve Enerji Mühendisliği Enstitüsü’nde, daha sonra Kurçatov Enstitüsü’nün başına geçecek olan Anatoliy P. Alexandrov önderliğiyle başladı. 1956′da, onun takımı tarafından tasarlanan ilk Sovyet güç reaktörü işlemsel sınamalara başladı. Aynı anda, Vladimir N. Peregudov’un önderliğinde bir tasarım takımı, reaktöre ev sahipliği yapacak tekne üzerinde çalıştı.

Nisan 1994′te Florida’da HMS Vanguard

Soğuk Savaş’ın ilerleyen günlerinde, dört adet Sovyet tersanesinin (Severodvinsk’teki Sevmash, St. Petersburg’daki Admilralteyskiye Verfi, Nizhniy Novgorod’daki Krasnoye Sormovo ve Komsomolsk on Amur’daki Amurskiy Zavod) her birinden yaklaşık sayısı 5 ten 10 kadar varan nükleer denizaltılar hizmete sokulmuştu.

Reaktörü yapmak üzere Westinghouse Şirketi atandı. Denizaltı tamamlandıktan sonra, Başkan Truman Nautilus’un pruvasında geleneksel şampanya şişesini kırdı. 17 1955′te Nautilus, Groton, Connecticut’taki limandan ayrıldıktan sonra tecrübelerine başladı. Denizaltı 320 ft (yaklaşık 97,5 metre) uzunluğundaydı ve 55 milyon Amerikan Doları’na mal olmuştu.

Nautilus’un yapımı, Birleşik Devletler Atomik Enerji Komisyonu’nun Deniz Reaktörleri Dalı’ndaki bir grup bilimci ve mühendis tarafından nükleer güç sağlama aracının başarılı geliştirimiyle olası kılınmıştır. Temmuz 1951′de, Birleşik Devletler Kongresi dünyanın ilk nükleer güçlü denizaltısının yapımına, kaptan Hyman G. Rickover’ın liderliği altında izin vermiştir. Amiral Rickover nükleer denizaltıları fikrini ileri sürmüştü.

Denizaltılar 30 yıllık işletim süresine kadar nükleer yakıtı taşıyabilir. Sualtındaki zamanı kısıtlayan tek kaynak, mürettebat için erzak ve teknenin bakımıdır.

Nükleer denizaltı, bir nükleer reaktör tarafından güç sağlanmış olan denizaltıdır. Nükleer denizaltının performans avantajları, geleneksel denizaltılara (genellikle dizel, elektrik vb.) göre dikkate değerdir: nükleer güç, tamamen havadan bağımsız olduğu için geleneksel denizaltılarda gerekli duyulduğu gibi, denizaltının sıklıkla yüzeye çıkma ihtiyacından kurtarır; bir nükleer reaktör tarafından üretilen büyük miktardaki güç, nükleer denizaltıların yüksek hızda, uzun süre kullanılmasına olanak tanır; ve varış noktalarında sadece yiyecek gibi tüketilir malların depolanması gerekir. Yeni nesil nükleer denizaltılar 25 yıllık ömrü boyunca asla yeniden doldurulma ihtiyacı duymaz. Diğer yandan geleneksel denizaltılarda, elektrik akülerinde depolanan sınırlı güç, en gelişmiş geleneksel denizaltı bile düşük hızda sadece birkaç gün, en yüksek hızda ise sadece birkaç denizin altında kalabilir anlamına gelir. Havasız güç sağlamadaki son geliştirmeler bu dezavantajı biraz azaltmıştır. Nükleer teknolojinin yüksek gideri, pek az ülkenin nükleer denizaltılara sahip olabileceği anlamına gelir.

Bu makinalar bir acil ilerleme mekanizmasına elektrik sağlayabildiği kadar, reaktör bozulma ısısı azaltımı için de acil elektrik gücü sağlayabilir.

Nükleer reaktör ayrıca, hava kalitesinin bakımı, tuzlu okyanus suyunu damıtarak taze su üretimi, ısı düzeni vb. gibi denizaltının diğer altsistemlerine enerji sağlar. Tüm nükleer deniz reaktörleri günümüzde, yedek bir güç sistemi olarak dizel üreteçlerle birlikte çalışır.

Téméraire, sister-ship of Triomphant

Buhar üretimi sorunları, ışınım (radyasyon) sızıntıları ve diğer zorlukları içeren pek çok engeli aştıktan sonra, bu çabalar üzerinde temellenen Sovyet Donanması’ndaki ilk nükleer denizaltı 1958′de görevine başladı.

Bugün, şu altı ülke nükleer güçlü stratejik denizaltının herhangi bir çeşidini kullanmaktadır: Birleşik Devletler, Rusya, Fransa, Birleşik Krallık, Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan. Arjantin ve Brezilya’yı da kapsayan pek çok ülkenin, nükleer güçlü denizaltılar yapmak için gelişmekte olan değişik biçimlerdeki tasarıları (projelere) vardır.

Birleşik Devletler, ilk nükleer denizaltı USS Nautilus (SSN-571)’u 1954 yılında denize indirmiştir. Nautilus, yüzeye çıkmaksızın dünyayı dört aya kadar turlayabilirdi.

20. yüzyılda, Birleşik Devletler (ABD) ve Sovyetler Birliği (SSCB) geleneksel denizaltıların kısıtlamalarının üstesinden gelmek amacıyla nükleer denizaltılar yapmak için teknolojiyi takip ediyordu. Nükleer güçlü denizaltılar geçmiş ABD-Sovyet silahlanma yarışının en güçlü göstergelerinden biridir.

Birleşik Krallık’ta, Kraliyet Donanması’na ait bütün eski ve mevcut nükleer denizaltılar Barrow-in-Furness’te yapılmıştır.

1950′lerin sonlarından 1997′nin sonuna kadar, Sovyetler Birliği ve ardından gelen Rusya, diğer bütün ülkelerin ürettiğinden daha fazla sayıda, toplam 245 adet nükleer denizaltı yapmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/N%C3%BCkleer_denizalt%C4%B1

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

1953 tarihi

Yazan: admin | Önemli tarihler | Cumartesi 7 Ağustos 2010 16:32
  • 18 Eylül – Grażyna Szapołowska, Polonyalı oyuncusu
  • 16 Ağustos – İzmir Selçuk Panayakapu’daki Meryem Ana Evi, onarılarak hizmete açıldı.
  • 21 Mart – II. Dünya Savaşı sonrası boşaltılmış olan Alman Elçiliği tekrar bu ülkeye verildi.
  •  ? – Hans Aanrud, Norveç’li yazar (d. 1863)
  • 26 – 1952 yılında resmi olarak kurulan Gümrük İşbirliği Konseyi, ilk toplantısını üyesi olan 17 Avrupa ülkesi ile Brüksel’de yapmıştır.
  • 16 Mart – Richard Matthew Stallman, ABD’li programcı
  •  ? – Åke Edwardson, İsveçli yazar
  • 28 Mayıs – Kore Savaşı’nda 28-29 Mayıs çatışmalarında tugayından 155 kişi öldü.
  • 10 Kasım – Atatürk’ün 15. ölüm yıldönümü’nde Etnoğrafya Müzesi’nde olan naaşı, Anıtkabir’e taşındı.
  • - Jim Jarmusch, ABD’li yönetmen
  • 29 Mayıs – İstanbul’un Fethi’nin 500. yıl dönümü
  • 9 Ekim – Tony Shalhoub, ABD’li sinema ve dizi oyuncusu
  •  ? – Francis Crick ile James Watson, DNA molekülünün yapısını keşfetti
  • 7 Mayıs – Müslüm Gürses, Türk sanatçısı
  • 1 Ağustos – Yeşilköy Havaalanı ilk kez uluslararası hava trafiğine açıldı.
  • 23 Ekim – Taner Akçam, Türk sosyolog, tarihçi
  • 28 Şubat – Ankara’da Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında Balkan Paktı imzalandı.
  • 28 Mart – Jim Thorpe, ABD’li sporcu.
  • 27 Temmuz – Amerika Birleşik Devletleri, Çin Halk Cumhuriyeti ve Kuzey Kore arasında imzalanan ateşkes antlaşması ile Kore Savaşı fiilen bitti.
  • 4 Eylül – Fatih Terim, Türk futbolcu, teknik direktör
  • 28 Ocak – Neyzen Tevfik’in Ölümü
  •  ? – André Abbal, heykeltraş (d. 1876)
  • 29 Mayıs – Edmund Hillary ve Tenzing Norgay, Nepal/Tibet’teki Everest Dağı’na tırmandılar
  • 1 Haziran – David Berkowitz, ABD’li seri katil
  • 1 Temmuz – Lawrence Gonzi, Malta başbakanı
  • - Allen, ABD’li girişimci
  • 4 Nisan – Deniz Kuvvetleri’ne bağlı Dumlupınar denizaltısı, NATO tatbikatından dönerken Çanakkale Boğazı’nda İsveç gemisi Naboland’la çarpışarak battı; 81 denizci öldü.
  • 7 Aralık – Şükrü Saraçoğlu, eski Başbakanlardan
  • 18 Mart – Yenice – Gönen’de meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki depremde 265 vatandaş öldü.
  • 5 Mart – Stalin, Sovyetler Birliği lideri öldü
  • 20 Ocak – General Eisenhower, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı seçildi.
  • 8 Aralık – Kim Basinger, ABD’li oyuncu
  • 13 Haziran – Tim Allen, ABD’li komedyen ve aktör.
  • 18 Kasım – İngiliz yazar ve karükatürist Alan Moore doğdu.
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1953

    Tags: , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , ,

    İtalyan mucitler

    Yazan: admin | Mucitler | Cumartesi 7 Ağustos 2010 16:27

    Yüzyıllar boyunca, İtalya’dan pek çok bilim insanı yetişti. Bu bilim insanlarının çeşitli alanlarda insanlığa kazandırdıkları buluşlar ile kendilerinin ve ülkelerinin adını duyurdular. Bunlar içinde en bilinen isimlerden biri de ’dir. Da Vinci, biyolojiden teknolojiye pek çok alanda çağdaş bilime rehberlik eden buluşlara imza attı. Aynı şekilde , matematik ve astronomi alanlarında çalışan ve pek çok buluşa imza atan bir başka İtalyan bilim insanıdır. Galilei teleskobun geliştirilmesine önemli katkılarda bulunmuş ve bir bölümünü kendi gerçekleştirdiği sayısız astronmik buluşa olanak sağlamıştır. Nobel ödülü de kazanan fizikçi Enrico Fermi dünyanın ilk nükleer reaktörünü oluşturan gruba önderlik etmiş, kuantum teorisinin oluşturulmasına verdiği destek ve alanındaki diğer önemli çalışmalarıyla adını duyurmuştur.

    Kara ölüm olarak da anılan 1348 tarihli veba salgını, İtalya nüfusun neredeyse üçte birini öldürerek İtalya’nın tarihine damgasını vurmuştur.[9] Bu salgının yaralarının sarılmasının ardından İtalyan şehirleri gerek ticaret gerekse ekonomi alanında büyümüştür. Bu iyileşme durumu daha sonra gerçekleşen hümanizm ve Rönesans hareketine ortam hazırlamıştır.

    İtalyan dilinin temelleri, 1300′lü yıllarda Floransalı şair Dante Alighieri tarafından atılmıştır. İtalyan yazınının en erken ve önemli temsilcileri arasında sayılan Dante’nin İlahî Komedya adlı yapıtı Orta Çağlarda Avrupa’da üretilen en önemli yazınsal eserlerden biridir. Bunu dışında Giovanni Boccaccio, Giacomo Leopardi, Alessandro Manzoni, Torquato Tasso, Ludovico Ariosto ve Francesco Petrarca|Petrarch gibi ünlü İtalyan edebiyatçıları yüzyıllar boyu Avrupa yazınına katkıda bulunmuşlardır. Felsefe alanında öne çıkan düşünürler arasında Giordano Bruno, Marsilio Ficino, Niccolò Machiavelli ve Giambattista Vico sayılabilir.

    İtalya’da bilim alanında önemli katkılar veren araştırmacılar arasında Güneş Sistemi ile ilgili pek çok buluşa imza atan gökbilimci Giovanni Domenico Cassini, pili bulan fizikçi Alessandro Volta, matematikçiler Lagrange, Fibonacci ve Gerolamo Cardano, mikroskopik anatominin kurucusu doktor Marcello Malpighi, hücre teorileri, hayvan üremesi ve insan bedeninin işlevleri konusunda yeni bilgiler ortaya çıkarak biyoloji araştırmacısı Lazzaro Spallanzani, kendisiyle aynı adla anılan golgi aygıtını bularak Nobel ödülü kazanan bir diğer İtalyan bilim insanı Camillo Golgi ve radyoyu icat ederek, yine Nobel kazanan bir başka İtalyan olan Guglielmo sayılabilir.

    İtalya, Roma devrinden sonra ilk kez tek bir ülke hâline gelebilmişti. Yeni İtalyan Krallığı’nda 20. yüzyılda kuzey İtalya hızlı sanayileşerek gelişirken, güney İtalya’da nüfus hızla yükseliyor ve milyonlarca insan daha iyi bir yaşam için yurdışına göç etme yolları arıyordu. 1861 yılında ülkede çıkarılan anayasa insanlara pek çok temel hak ve özgürlüğü sağlıyordu. Ancak seçme ve seçilme hakları bunun dışındaydı ve varlıklı olmayan kişilerle eğitimsiz sınıfın oy kullanma hakkı yoktu. Daha sonra, 1913′te ülkedeki tüm erkeklere oy kullanma hakkı tanındı. Böylece sosyalist parti liberalleri ve muhafazakârları alt ederek ana politik parti hâline geldi. 19. yüzyılın son yirmi yılından başlayarak İtalya da diğer Avrupa ülkeleri gibi sömürgeleşme yoluna gitti. Osmanlı Devleti’na karşı yaptığı Trablusgarp Savaşı’nı kazandı. Batı Türkiye’de Oniki Ada; Afrika’da Libya, Etyopya ve Somali gibi bazı ülkeleri de işgal ederek sömürgeleştirdi.[10] I. Dünya Savaşı başladığında önce tarafsızlığını ilan eden İtalya, sonuç olarak 1915′te Londra Paktı ile İtilaf Devletleri arasına katıldı. İtalya’ya savaşa girmesi koşuluyla Trento, Trieste, Istria, Dalmaçya ve Osmanlı Devleti’nin bazı bölgeleri vadedildi. Savaş süresince 600.000 İtalyan askeri yaşamını yitirdi ve İtalya ekonomisi çöktü. Savaşın sonucunda İtalya’ya verilen sözlerden çoğu tutulmadı. St. Germain Antlaşması ile İtalya galip tarafta olmasına karşın yalnızca Trento, Trieste ve Bolzano’yu alabildi. Bu sonuç İtalyan toplumu arasında büyük hoşnutsuzluklara yol açtı.

    1494 yılında Fransa Kralı VIII. Charles, İspanya’yı ele geçirebilmek amacıyla 16. yüzyıla dek sürecek olan saldırılar dizisinin ilk ayağını başlattı. Bu saldırılar ve rekabet sonunda İspanya Cateau-Cambrésis Antlaşması’yla galip taraf oldu. Böylece İspanya, Milan Düklüğü ve Napoli Krallığı üzerinde egemen güç durumuna geldi. Daha sonra İtalya üzerindeki etkili güç olma durumu, Utrech Antlaşması’yla Avusturya’ya geçti. Avusturya etkisi altında İtalya’nın kuzeyinde güçlü bir ekonomik dinamizm ve entelektüel canlılık oluştu. Fransız Devrimi ve Napolyon Savaşları (1796-1815) İtalyanlar arasında eşitlik, demokrasi, hukuk ve ulus olma bilinci gibi düşünceler uyandırdı.

    İtalya, yüzyıllar boyunca çok çeşitli Avrupa uygarlıklarına ev sahipliği yapmıştır. Etrüskler ve Antik Romalıların İtalya topraklarını kendilerine yurt edinmelerinin yanı sıra, Rönesans hareketi de İtalya’nın Toskana kentinde doğmuş ve tüm Avrupa’ya buradan yayılmıştır. İtalya’nın başkenti Roma, yüzyıllar boyunca Batı uygarlığının merkezi olmuş, mimaride barok üslûbunun doğuşuna tanıklık etmiş ve eskiden beri Katolik Kilisesi’nin merkezi olmuştur.

    İtalyan tiyatro sanatı incelenecek olursa, kökenleri Yunan tiyatrosu etkisinde kalmış Roma tiyatrosuna kadar indirilebilir. Roma dönemi drama yazarları genelde Yunanca oyunları çevirmişlerdir. 16. yüzyılda ve 18. yüzyıla kadar Commedia dell’arte akımı doğaçlama tiyartonun bir dalı olarak kalmıştır ve bugün bile İtalya sahnelerinde görülebilmektedir. İtalya’da yaygın olan bir başka tiyatro geleneği de canovaccio adı verilen gezici tiyatro truplarıdır. Bu truplardaki sanatçılar gittikleri yerlerde açıkhava sahneleri kurarlar ve kabataslak bir senaryo çerçevesinde hokkabazlık ve akrobasi ile karışık eğlence şovları düzenleyerek tiyatro yaparlar.

    İtalya Yarımadasındaki insan varlığının izleri bu İtalik kavimlerin yarımadaya ulaşmalarından çok öncelerine, 200 binyıl öncesi Yeni Taş Çağı’na kadar dayanır.[5] Lombardiya’daki Val Camonica vadisinde M.Ö. 8000 yılında kayalara oyulmuş resimler bulunmuştur. M.Ö. 1500-1100 yılları civarında kuzey İtalya’da izlerine rastlanan Terramare kültürü ise Tunç Çağına ait balta, kılıç ve hançer gibi cisimlerle günümüze kadar ulaşmıştır. Demir Çağının örnekleri ise M.Ö. 11.-7. yüzyıllar arasında Toskana civarında yerleşmiş Villinova kültürüne aittir.

    İtalya’da turizm ise ülkede en hızlı gelişen ve en çok kâr getiren sektörlerdendir. Her yıl 43.7 milyon turist ülkeyi ziyaret etmekte ve ülkeye 4.7 milyar dolar bırakmaktadır. İtalya dünya sıralamasında en çok ziyaret edilen beşinci ülke, turizmden en çok kazanan dördüncü ülkedir.[48]

    2008 yılının sonunda, İtalya’nın toplam nüfusu 60 milyonu aştı.[15] Bu sayılar ışığında, İtalya günümüzde Avrupa Birliği içinde Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık’tan sonra dördüncü, dünya genelindeyse yirmi üçüncü en kalabalık ülkedir. İtalya’da kilometrekareye düşen kişi sayısı 199.2′dir ve bu yoğunluk da İtalya’yı Avrupa Birliği içinde en yoğun nüfuslu beşinci ülke yapar. Ülkenin en yoğun nüfuslu bölgesi Kuzey İtalya’dır ve ülkenin yüzölçümünün yaklaşık üçte birini oluşturan bu bölge, ülkenin toplam nüfusunun ise neredeyse yarısını barındırmaktadır.

    İtalya adı ilk önceleri yalnızca, bugünkü İtalya’nın güneyindeki bir bölgeyi anlatmak için kullanılıyordu. Sirakuzalı Antiochus’a göre bu ad Calabria yarımadasının (o dönemki adıyla Bruttium) güney kesimleri için kullanılıyordu. Zamanla İtalya adı bölgeleri de kapsayacak biçimde geniş bir kullanım alanı edindi. Antik Yunanistanlılar da bu bu adı daha geniş bir bölge için kullandılarsa da bu adın tüm yarımadayı anlatacak biçimde kullanılması ancak Romalıların bölgeyi ele geçirmesiyle oldu.[4]

    Apenin Dağları yarımadayı boydan boya aşar ve Alplerin bir koludur. Alpler ise ülkenin kuzey sınırında, İsviçre ile İtalya arasında yer alır. Ülkenin gölleri, kuzeyde yer alan 143 kilometrekarelik Garda Gölü ve ülkenin orta kesimlerinde bulunan Trasimeno Gölü’dür. Ülkenin akarsuyu Po Nehri, Alplerden başlayarak Padan Ovası’nı geçer ve batı sınırında Adriyatik Denizi’ne sularını boşaltır. İtalya’da ayrıca pek çok aktif volkan bulunur. Bunlardan Etna Avrupa kıtasındaki yanardağdır. İtalya’nın diğer önemli yanardağları, Vezüv, Stromboli ve Vulcano’dur.

    İtalyan hükûmetinin yaptığı açıklamaya göre İtalya’da Ocak 2009 tarihinde toplam 3.891.295 göçmen yaşamaktadır. Bu rakam İtalya’nın toplam nüfusunun %6.5′ine denk gelmektedir.[20] Avrupa Birliği’nin son yıllarda gerçekleştirdiği genişleme girişimleri sonucu İtalya’ya yapılan en yeni göç dalgası komşu Avrupa Birliği üyesi ülkeler ve Doğu Avrupa ülkelerinden gelmiştir. Önceden en yoğun göçün alındığı Kuzey Afrika’nın yerine günümüzde öne çıkan gruplar Asyalı göçmenlerdir. İtalya’da en büyük göçmen grup resmî olarak kayıtlı yaklaşık 800 bin kişiyle Romenlerdir. Romenler son yıllarda Arnavutları ve Faslıları sayıca geçerek İtalya’daki en büyük azınlık durumuna gelmişlerdir. Bazı gayrıresmî varsayımlar ve savlar, İtalya’da yaşayan Romenlerin sayısının belirtilen rakamdan iki katı kadar hatta daha fazla olduğunu öne sürmektedir.[21] 2009 Yılı itibarıyla İtalya nüfusu içinde yurtdışında doğmuş olanların sınıflandırılması şöyledir: Avrupa (53.5%), Afrika (22.3%), Asya (15.8%), Amerika (8.1%) ve Okyanusya (0.06%). İtalya’da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise olduka dengesizdir. Ülkedeki göçmenlerin %87.3′ü ülkenin ekonomik olarak en gelişmiş yerleri olan kuzey ve orta kesimlerinde yaşarken, yalnızca %12.8′i yarımadanın güney kesimlerinde yaşar.

    İtalya, Güney Avrupa’da anakaradan Akdeniz’e çıkıntı yapan uzun, çizme biçimindeki İtalya Yarımadası ile bu yarımada ve Alpler arasındaki topraklar üstüne kuruludur. Ülke, en büyükleri Sicilya ve Sardinya olmak üzere Akdeniz’de irili ufaklı pek çok adanın da sahibidir. Toplam yüz ölçümü 301.230 kilometrekaredir. Bunun 294.020′sini kara, 7.210′unu ise sular oluşturmaktadır.

    İkinci Dünya Savaşı’nın sonrasında İtalya, uzun süreli bir ekonomik yükseliş sürecine girmiş ve bu dönemde ülkenin kırsal kesimlerinden büyük kentlere göç patlaması yaşanmıştır. Bunun yanı sıra ülke göç ile nüfus yitiren bir ülke olmaktan çıkmış, göçmen kabul eder hâle gelmiştir. Bu ekonomik canlılık ve atılım süreci 1970′lere dek sürmüştür.[16] Buna karşın, son yirmi yılda İtalya’nın aldığı yoğun dış göç sayesinde İtalya 2000′li yıllarda yeni doğum oranlarında gözle görülür bir artış yaşamaktadır. Bu artış özellikle uzun süredir düşük oranlarda seyreden kuzey bölgelerinin nüfuslarında görülmektedir.[17]

    2004 yılında İtalya’da ulaşım sektörü, yaklaşık 119.4 milyon avroluk iş hacmine ulaştı ve ulaşım alanında hizmet veren 153.700 şirkette 935.700 kişiye istihdam sağlandı. Ulusal yol ağında bakıldığında, 2002 yılında İtalya’da iş görür durumda toplam 668.721 kilometre uzunluğunda karayolu vardır. Bunun 6.487 kilometresi bir özel şirket tarafından işletilen devlet yollarıdır.

    (Satın alma gücü paritesi)

    İtalyan jandarma askerlerine Carabinieri adı verilir. Bunlar asker donanımına sahip polis ekipleridir. Ülkede sivil güvenliğin sağlanmasından sorumlulardır. İtalyan jandarmasının geçmişi Savoy dükü I. Victor Emmanuel’e dayanmaktadır. Mussolini iktidarı dönemi faşist İtalya’da jandarma askerleri her türlü karşı eylem ve gösteriyi bastırmak için kullanılmıştır. Jandarma askerlerinin üniformaları lacivert renkli bir takım, yaka ve manşetlerde gümüşî şeritler ile gümüş rengi apoletlerden oluşmaktadır. Bu birimin kullandığı araçlar bölgeye göre değişen gereksinimler doğrultusunda otomobil, motorsiklet, zodyak bot ya da unimoglar olabilir.

    İtalya’da askerlik görevi 2003 yılından bu yana zorunlu olmaktan çıkarılmıştır. 18 yaş ve üstü kişiler istedikleri taktirde orduya katılabilirler. İtalya’nın 2007 yılı askerî harcaması 33.1 milyar dolar olmuştur. (ulusal gelirin %1.8′i) [13]

    İtalya’da iklim özellikleri son derece çeşitlidir ve bölgenin coğrafi özelliğine göre ülkenin büyük bölümünde egemen olan tipik Akdeniz ikliminden büyük farklılıklar gösterebilir. Örneğin Turin, Milano ve Bologna gibi şehirlerin bulunduğu İtalya’nın iç kuzey bölgeleri Köppen iklim sınıflandırmasında Cfa kategorisinde yani karasal iklim bölgesi olarak gösterilir. Ligurya Bölgesi’nin kıyı kesimleri ve Floransa’nun güneyinde kalan bölgeler genel olarak Akdeniz iklimine uysa da, yarımadanın kıyı kesimleriyle yüksek rakımlı iç bölgeler ve vadiler arasındaki büyük iklim farklılıkları göze çarpar. Özellikle kış ayları boyunca yüksek yerler soğuk, yağışlı ve çoğu zaman da karlı olur. Bunun yanında kıyı kesimlerinde ise ılıman kışlar ile ılık ve yağışız yazlar geçirilir.

    İtalyan folk müziğinden, Avrupa klasik müziğine kadar, müzik her zaman İtalya kültüründe önemli bir rol oynamıştır. Opera’ya hayat veren İtalya, klasik müziğin temellerinin atıldığı yerdir. Aynı zamanda piano ve violin gibi klasik müzikle ilgili çalgılarında ortaya çıkış yeri İtalya’dır. Senfoni, konçertove sonata da köklerini İtalya’da 16. ve 17. yüzyıllarda gelişen akımlardan alan müzik türleridir. İtalya’nın en önde gelen bestecileri arasında, Rönesans dönemi bestecisi Giovanni Pierluigi da Palestrina ve Claudio Monteverdi, Barok besteciler Alessandro Scarlatti, Arcangelo Corelli ve Antonio Vivaldi, klasik dönem besteciler Niccolò Paganini ve Gioachino Rossini ile romantik besteciler Giuseppe Verdi ve Giacomo Puccini sayılabilir.

    İtalya ekonomisinin büyüklüğündeki diğer ülkelerde karşılaştırıldığında İtalya’da oldukça az sayıda dünya çapında çokuluslu şirket vardır. Buna karşın İtalya’daki küçük ve orta ölçekteki şirket sayısı oldukça fazladır. Bu durum İtalya’da üretim sektöründe tek bir ürünün öne çıkmasına neden olmuştur. İtalya’nın dışsatımını yaparak ekonomisini canlı tuttuğu lüks tüketim malları son dönemlerde Çin gibi yükselmekte olan ve işgücünün ucuz olduğu ülkelerle rekabet içine girmektedir.[47] İtalya’nın dışarıya sattığı ürünler içinde en önde gelenler motorlu araçlar (Fiat Group, Aprilia, Ducati, Piaggio); kimyasal ve petrokimyasal ürünler (Eni); enerji ve elektrik mühendisliği sistemleri (Enel, Edison); elektrikli ev gereçleri (Candy, Indesit); uzay ve savunma teknolojileri (Alenia, Agusta, Finmeccanica); ateşli silahlar (Baretta); moda ve tekstil ürünleri (Armani, Valentino, Versace, Dolce & Gabbana, Robert Cavalli, Benetton, Prada, Luxottica); gıda ürünleri (Ferrero, Barilla, Martini & Rossi, Campari, Parmalat) ve lüks ((Ferrari, Maserati, Lamborghini, Pagani) ile yatlardır (Ferretti, Azimut)

    İtalyan Hava Kuvvetleri (İtalyanca: Aeronautica Militare) İtalyan ordusunun en önemli ve gelişmiş birimlerinden biridir. İtalyan havacılık tarihi 1884 yılına kadar uzanmaktadır ve İtalya, 1911 yılında Osmanlı Devleti ile İtalya arasında yapılan Trablusgarp Savaşı’nda uçağı dünya üzerinde ilk kez savaş aleti olarak kullanarak tarihe geçmiştir. Çağdaş İtalyan havacılık kuvvetleri ise 28 Mart 1923 tarihinde kurulmuş ve bugün 45 bin personel ve 763 hava aracıyla hizmet vermektedir. İtalya 29 adet havaüssüne ve kendi ürettiği çok sayıda patentli hava savaş aracına sahiptir.

    İtalyan Donanması (İtalyanca: Marina Militare) 2008 yılı itibarıyla 43.882 gemi ve gemisi, muhrip, fırkateyn, denizaltı ve daha küçük boyutlu araştırma gemisine sahiptir.[14] Marina Militare olarak anılan donanma son dönemlerde daha yüksek kapasiteli uçak gemileri, muhripler, denizaltılar ve çok amaçlı fırkateynler ile donatmaktadır. (Cavour gibi). İtalyan donanması NATO’nun bir üyesi olan İtalya adına dünyanın çeşitli bölgelerinde görevler yürütmüştür.

    İtalya’nın bölgeleri 19. yüzyıla kadar ya bağımsız yönetimler olarak kaldı ya da komşu devletlerin yönetimleri altında bulundu. Bu otorite boşluğu sırasında İtalyan şehirlerinde anarşik koşullar hüküm sürüyordu ve şehirler derebeylik düzenine göre birbirlerinden ayrılmış biçimde yönetiliyordu. İtalya bu dönemde ticaret cumhuriyetleriyle ünlenmişti. Bu şehir devletleri oligarşiye göre yönetilen tüccarların ayrıcalık sahibi olduğu yönetimlerdi. Venedik, Cenova, Pisa ve Amalfi bu dönemin deniz ticaret konusunda öne çıkan şehirleridir.

    Günümüzde İtalya demokrasiyle yönetilmekte olan bir cumhuriyettir ve ülkelerin kişibaşına nominal gayrisafi yurtiçi hasıla sıralamasında yirminci,[1] insanî gelişme endeksi sıralamasında yirminci, yaşam kalitesi endeksinde sekizinci sırada yer alan gelişmiş bir ülkedir. İtalya, 1957yılında başkent Roma ‘da imzalanan Roma Antlaşması’yla kurulan Avrupa Birliği adlı siyasi ve ekonomik örgütlenmenin kurucu üyelerindendir. Yedinci en büyük gayri safi yurtiçi hasılasıyla G8 Zirveleri’nin, NATO’nun, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün, Avrupa Konseyi’nin, Batı Avrupa Birliği’nin ve Schengen Antlaşması’nın da katılımcılarındandır. 1 Ocak 2007 tarihinde sürekli üye sıfatı olmaksızın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde iki yıllık sürecek üyelik dönemine başlamıştır.

    2 2002 öncesi: İtalyan Lireti.

    İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İtalyan filmlerinin yıldızı parladı ve 1980′lerde televizyonun yaygınlaşmaya başlamasıyla İtalyan sineması bir gerileme sürecine girdi. Dünyaca tanınmış İtalyan film yönetmenleri arasında Vittorio De Sica, Federico Fellini, Sergio Leone, Pier Paolo Pasolini, Michelangelo Antonioni ve Dario Argento sayılabilir. Tatlı Hayat, İyi, Kötü ve Çirkin, Bisiklet Hırsızları gibi eski dönem İtalyan filmleri dünya sinemasında yer etmiş yapımlardır. Daha yakın geçmişte çekilen ve uluslararası düzeyde sükse yapan İtalyan filmleri arasında Roberto Benigni tarafından yönetilen Hayat Güzeldir ve Massimo Troisi’nin başrolünde oynadığı Postacı vardır.

    Sözkonusu bu bölgelerde hazırlanan resmî belge ve tabelalar ve trafik levhaları ikidillidir. Ladincenin konuşulduğu bölgelerde ise üçdilli olarak da hazırlanabilmektedir. azınlık okullarının bulunduğu yerlerde azınlık dillerinde eğitim göre olanağı bulunabilmektedir.

    1848 yılında Lombardiya Avusturya’nın elinde bulunuyordu. İtalya’yı birleştirmek konusunda Fransa’nın desteğini almayı başaran İtalya, 1859′da Fransa ile birlikte Avusturya’yı mağlup etti ve 11 Kasım 1859′da Avusturya ile Piyemonte arasında Zürih’te barış antlaşması yapıldı. Buna göre; Avusturya, Lombardiya’yı Piyemonte’ye verdi. Venedik dâhil olmak üzere diğer İtalyan Devletleri arasında bir konfederasyon oluşturulması ve konfederasyonun fahri başkanının papa, fiilî başkanının Piyemonte olması kabul . Bir süre sonra Kuzey İtalya’daki küçük devletler de Piyemonte’ye katılma kararı aldılar. Böylece bütün Kuzey ve Orta İtalya Piyemonte’ye katılmış oldu. 1870′de Roma ve 1886′da Venedik, İtalya birliğine dâhil oldular. Bunların da katılımı sonucu İtalyan Millî Birliği tamamlanmış oldu. İtalya Krallığı kuruldu.

    İtalya (İtalyanca: Italia, /iˈtaːlja/) ya da resmî olarak İtalya Cumhuriyeti (Repubblica Italiana) Güney Avrupa’da, büyük ölçüde İtalya Yarımadası üzerinde yer alan bir ülkedir. Akdeniz’in en büyük iki adası Sicilya ve Sardunya da İtalyan topraklarıdır. Kuzeyde Alpler bölgesinde Fransa, İsviçre, Avusturya ve Slovenya’yla kara sınırı vardır. Bağımsız iki Avrupa ülkesi olan Vatikan ve San Marino da İtalya’nın yarımadadaki toprakları içine sıkışmış enklav (bir başka ülkeyle tümüyle kuşatılmış) ülkelerdir. Campione d’Italia bölgesiyse İtalya’nın İsviçre içinde kalan bir eksklavıdır (ana topraklardan ayrı mülkiyet).

    İtalya’da resim sanatı tarihin hemen her döneminde gelişim göstermiştir.Tiziano Vecellio ve Caravaggio İtalyan resminin en seçkin erken örneklerini vermişlerdir. İtalyan ressamların işlerinde çoğunlukla dinî figürler öne çıkmıştır. Bunda ülkenin Vatikan ile olan yoğun ilişkisi etkili olmuştur. İtalya’da resim sanatında verilen yapıtlar çoğu zaman Avrupa’nın en önde gelen sanat eserleri olmuştur. Romanesk ve Gotik sanattan,Rönesans ve Barok üslubuna kadar her sanat akımında İtalyan ressamlar kaydadeğer ürünler vermişlerdir. Bu dönemlerde yapıtlar veren ressamlar arasında Michelangelo, Leonardo da Vinci, Donatello, Botticelli, Fra Angelico, Tintoretto, Caravaggio,Bernini, Titian ve Raphael sayılabilir. Bu dönemlerden sonra İtalya dış güçler tarafından sürekli baskılarla maruz kalmış ve bu da ülkede ilginin sanattan, daha çok politik sorunlara kaymasına neden olmuştur. Tüm bunlar sonucunda İtalya Avrupa’da sanat alanında elde ettiği otoriteyi yitirmiştir. Daha sonraları İtalyan resminde ilk canlanma 20. yüzyılda Fütürizm akımıyla olmuş ve bunu metafizik resim akımı izlemiştir. Bu akımda en önemli katkıları Giorgio de Chirico vermiş ve kendinden sonra gelecek olan kuşak ve gerçeküstücülük akımı temsilcileri üzerinde büyük etkiye sahip olmuştur.

    Adalar da işin içine katıldığında İtalya Adriyatik, İyon ve Tiren denizleri aracılığıyla toplamda 7.600 kilometre uzunluğunda deniz kıyısına; İsviçre ile 740, Fransa ile 488, Avusturya ile 430, Slovenya ile 232, San Marino ile 39 ve Vatikan ile 3.2 kilometre kara sınırına sahiptir. Mikrodevletler olarak anılan Vatikan ve San Marino tümüyle İtalya içinde yer alır ve tek komşusu İtalya’dır. Benzer olarak İtalya’nın da İsviçre içinde kalan Campione d’Italia adında, yaklaşık 1.5 kilometrekare büyüklüğünde ve 2.500 nüfuslu bir eksklav beldesi vardır.

    M.Ö. 800 yılından sonra ortaya çıkan Etrüskler İtalya yarımadasında Antik Roma kültüründen önce ortaya çıkmış en önemli kültürdür. Etrüsklerin kökeni hakkında birçok değişik hipotez mevcuttur. Konuştukları dilin bir Hint-Avrupa dili olmadığı bilinmektedir. Roma kentinin kendisi Etrüsk topraklarına dâhildi. M. Ö. 396 yılında Etrüsklerin en büyük kenti olan Veio kentinin Romalılar tarafından istila edilmesiyle sona eren bu uygarlık Roma kültürüne damgasını vurmuş, Roma kültürü, mimarisi ve sanatına çok büyük bir etki yapmıştır.

    Ulusal sınırlar içinde kalan akarsu ağı genelinde toplam uzunluğu 1.477 kilometreyi bulan ırmak ve kanallarda ulaşım ve taşımacılık yapılabilmektedir. Ülkede ayrıca 2004 yılı itibarıyla büyük çapta havalimanlarının sayısı 30, büyük limanların sayısı ise 43 olarak saptanmıştır. Cenova limanı İtalya’nın en büyük, Akdeniz’in ise ikinci büyük limanıdır. 2005 yılında İtalya’da 389 bin birimlik sivil havacılık filosu ve 581 gemilik bir ticaret filosu bulunmaktadır.[49]

    İtalyan ordusu (İtalyanca: Esercito Italiano) İtalya Cumhuriyeti’nin savunma birimleri içinde en temel olanıdır. Ülkede, 2003 yılından bu yana katılımın isteğe bağlı olduğu profesyonel ordu görev yapmaktadır. 2008 yılında İtalyan ordusunun asker sayısı 109.703 olarak bildirilmiştir. İtalya’nın elinde bulundurduğu önemli savunma araçları içinde Dardo piyade savaş aracı, Centuaro tank imha edici, Ariete tanklar; hava savunma araçları içindeyse A-129 taktik taarruz saldırı helikopteri bulunmaktadır. İtalyan ordusu pek çok kez Birleşmiş Milletler kararları uyarınca dünyanın çeşitli yerlerinde görev yapmıştır.

    İtalya’da en çok oynanan spor türü futboldur. İtalyan futbolunun en üst ligi olan Serie A, yalnızca ülke içinde değil tüm dünyada ilgiyle izlenmektedir. İtalya Millî Takımı, bugüne dek kazanmış olduğu 4 FIFA Dünya Kupası ile dünyanın en başarılı ikinci takımıdır. İtalya Millî Takımı’nın kazandığı ilk dünya kupası 1934 yılındadır. Kriket de İtalya’da yeniden önem kazanmaya başlamış olan ve hızla popülerlik kazanan bir spor dalıdır. İtalya’da kriket sporu İtalya Kriket Federasyonu (İtalyanca: Federazione Cricket Italiana) tarafından düzenlenmektedir ve İtalyan Millî Kiriket Takımı dünya sıralamasında 27. sırada yer almaktadır.

    Daha yakın dönemlerde, 8. ve 7. yüzyıllarda İtalya Yarımadası’nın güney kıyılarında ve Sicilya Adası’nda Yunan sömürge şehirleri kurulmuş ve bu bölgelere yoğun olarak Yunanlar yerleşmiştir. Daha sonraları bu nedenle Romalılar bu bu bölgeye Magna Graecia (Türkçe: Büyük Yunanistan) adını vermişlerdir.[6][7][8] Antik Roma, başlangıçta İ.Ö. 8. yüzyılda küçük bir tarım köyü olarak kurulmuş ancak yüzyıllar geçtikçe büyüyerek bütün Akdeniz’i çeveleyen muazzam bir uygarlık hâlini almıştır. Ele geçirdiği bölgelerde hâkim olan Yunan kültürüyle Roma kültürü birleşerek ortak bir uygarlık oluşturmuş; hukuk, devlet yönetimi, sanat ve felsefede bugün çağdaş Avrupa uygarlığının temelini oluşturan bir zemin yaratmıştır. Yaklaşık 12 yüzyıl boyunca varlığını sürdürmüş olan Roma uygarlığı bir monarşiden oligarşi ve cumhuriyetin bileşimi bir demokrasiye ve daha sonra da otokratik bir imparatorluğa dönüşmüştür. Roma İmparatorluğu zaman içinde düşüşe geçmiş ve çökmüştür. Hispanya, Galya ve İtalya’yı içine alan batı imparatorluğu 5. yüzyılda bağımsız krallıklara bölündü. Batı imparatorluğunun 476 yılında sona ermesi Roma’nın yıkılışı ve Orta Çağ’ın başlangıç tarihi kabul edilir.

    İtalyan mutfağı dünyanın en zengin mutfaklarından biridir ve karakteristik özellikleriyle öne çıkmaktadır. İtalyan mutfağının geçmişi M.Ö. 4. yüzyıla kadar uzanmakla birlikte 18. yüzyılda Yeni Dünya keşifleriyle mutfaklara giren birtakım sebze ve meyveler sayesinde büyük bir değişime uğramıştır. İtalyan mutfağı bölgelere göre büyük farklılıklar gösterir. Sebze ve hamur işleri ağırlıktadır. Peynir ve şarap İtalyan mutfağının önemli ögeleri arasındadır. Geniş bir Kahve çeşitliğine sahip olan İtalyan mutfağında özellikle espresso önemli bir yer tutar. İtalyan mutfağının dünyaya mâl olmuş yemekleri arasında pizza, spagetti ve bazı makarnalar ile bunların kendilerine özgü sosları, risotto, parmesan peyniri, lazanya ve tiramisu sayılabilir.

    Italie par régions sans noms.svg

    OECD raporlarına göre İtalya’daki metropoller şunlardır:,[19]

    İtalya’da pek çok etnik grup hükûmet tarafından resmî olarak tanınmakta ve bu gruplara azınlık hakları çerçevesinde bazı ayrıcalıklar verilmektedir. Bu haklar uyarınca kimi azınlıkların dilleri, yaşadıkları bölgelerde ikinci bir resmî dil olarak kabul edilebilmektedir.

    İtalya’nın yönetim biçimi çok partili ve parlementer demokrasi ile işleyen cumhuriyettir. İtalya’nın politikaları bu bağlamda oluşturulur. Yürütme erki, bakanlar kurulunun elindedir ve bu kurula ülkenin cumhurbaşkanı başkanlık eder. Yasama organı, ulusal meclis ve bakanlar kurulu tarafından ortaklaşa yürütülür. Yargı, yasama ve yürütme erklerinden bağımsızdır. İtalya 2 Ocak 1946′dan bu yana demokratik cumhuriyet olarak yönetilmektedir. Bunun öncesinde ülkede bulunan kraliyet sistemi halkoylaması sonucu kaldırılmıştır. İtalyan Anayasası ise 1 Ocak 1948 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

    İtalya Birleşmiş Milletler ve uluslararası güvenlik konusundaki politikalarını desteklemektedir. İtalyan ordusu çeşitli zamanlarda Somali, Mozambik ve Doğu Timor’da barışgücü askeri olarak görev yapmış; Bosna, Kosova ve Arnavutluk’ta NATO ile Birleşmiş Milletler operasyonlarına katılmıştır. Şubat 2003′te Afganistan’a 2.000 asker yollamıştır. İtalya Irak’ta istikrar ve güvenliğin sağlanabilmesi amacıyla yürütülen uluslararası çalışmalara da destek vermektedir. Irak’a göndermiş olduğu askerlerden 3.200 kadarını Kasım 2006′da geri çekmişse de günümüzde yalnızca insanî yardım ve sivil güvenlik ekipleri ile hizmet vermeyi sürdürmektedir.

    İtalyan Parlamentosu’nun kendine özgü (sui generis) özelliklerinden biri de İtalya’nın kalıcı olarak yurtdışında yaşayan İtalyan vatandaşlarına da temsil hakkı vermesidir. Günümüzde çoğunluğu eski sömürge ülkelerinde olan 2.5 milyon yurtdışında yaşayan İtalyan vatandaşı vardır. 630 ulusal meclis temsilcisi içinde 12, 315 senato temsilcisi içindeyse 6 kişi yurtdışındaki İtalyan vatandaşları arasından seçilmiştir. Bu olay ilk kez Nisan 2006′ta yaşanmıştır ve bu milletvekillerine İtalya’dan seçilenler ile eşit haklar verilmektedir. İtalyan hukuk sistemi büyük ölçüde Roma hukuku üstüne kuruludur. İtalya Anayasa Mahkemesi yasaların anayasaya uygunluğunu ve anayasanın korunmasını denetler. İtalya’da anayasa mahkemesi İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan yeniliklerdendir.

    İtalya, 1861 yılında ulusal birliğini sağlayana dek tek bir ülke değildi. İtalya topraklarındaki küçük devlet ve krallıklar birbirleri arasında farklılık gösterebilen kendi kültürlerini geliştiriyorlardı. Bu nedenle günümüzde İtalyan geleneği ya da İtalyan kökenli olarak adlandırılan şeyler bölge ve kökenlerine göre ayrılabilir. İtalya’nın Avrupa’nın kültürel ve tarihî mirasına katkısı çok büyüktür. Roma İmparatorluğu gibi dünyanın köklü devletlerine ev sahiplliği yapmış olması ve Hıristiyanlığın en önemli merkezi Vatikan’ı içinde bulundurması nedeniyle kültürel miras ögeleri bakımından son derece zengindir. İtalya, günümüzde UNESCO’nun 44 Dünya Kültür Mirası alanına ev sahipliği yaparak birinciliği elinde bulundurmaktadır.

    İtalya sözcüğünün kökeni (İtalyanca: Italia) Latince Italia sözcüğüne dayanmaktadır.[2] Ancak başlı başına bu sözcüğün ne anlama geldiği belirsizdir. Yaygın biçimde inanılan savlardan biri, İtalya sözcüğünün antik dönemlerde Campania bölgesinin kuzeyinde yaşayan toplumların dili aracılığıyla Antik Yunancadaki Víteliú (anlam olarak genç sığır, Latince: Vitulus – buzağı) sözcüğünden geldiğini öne sürmektedir. Víteliú sözcüğü ise hayvanlar tanrısı Mars adına verilmiştir.[3] Büyük olasılıkla bununla ilgili olarak boğa figürü uzun yıllar güneydeki İtalyan boylarının simgesi olmuş ve çoğunlukla Roma’nın kurt figürünü boynuzlarken betimlenmiştir. Bu betimlemeler bağımsız İtalya’nın simgesi olarak Samnit Savaşları’nda sık sık kullanılmıştır.


    19. yüzyılın ilk yıllarında İtalya I. Napolyon tarafından işgal edilerek Fransız etkisi altına girdi. Viyana Kongresi İtalya’nın Fransız işgalinden önce yöneten hanedanlara geri verilmesini öngörüyordu. Böylece Papalık Devleti, Sardinya-Piemonte Krallığı, Toskana Grandüklüğü, Modena Düklüğü ve Lombardiya-Venedik Krallığı tekrar kuruldu. Ancak Carbonari adı verilen gizli dernekler İtalya’nın birleşmesi için çalışmaya başladılar. Giuseppe Mazzini ve Giuseppe Garibaldi birleşme hareketinin öncüleri arasında yer alıyorlardı. Ayrıca Sardinya kralı II. Victor Emmanuel de bu birleşme hareketini destekleyenler arasındaydı.

    1800′lerin sonunda İtalya topraklarında ulusal birliğin sağlanmasının ardından İtalya’da yurtdışına verilen kitlesel göçler başladı. 1898 ve 1914 yılları arasında tüm dünya ülkelerinde İtalyan diasporası kayde değer ölçüde büyüdü. Bu süreçte her yıl yaklaşık 750 bin İtalyan yurtdışına göç etti.[22] İtalyan toplulukları, önceleri İtalya’nın eski Afrika sömürgelerinde büyüme gösterdi. Bu dönemde Eritre’de (İkinci dünya savaşı başladığındaki sayıları 100 bin)[23], Somali’de ve Libya’da (150 bin nüfusla toplam ülke nüfusunun %18′ini oluşturuyorlardı) pek çok sayıda İtalyan bulunuyordu. Ancak Libya’da yaşayan İtalyanlar 1970 yılında tümüyle ülkeden uzaklaştırıldılar.[24] İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen on yıllık dönemde yaklaşık 350 bin İtalyan kökenli kişi Yugoslavya’yı terk etti.[25] Geçmişte İtalyanların göç ettikleri bölgelerde bugün onların soyundan gelen milyonlarca insan bulunmaktadır: Brezilya (25 milyon),[26] Arjantin (20 milyon),[27] Amerika Birleşik Devletleri (17.8 milyon),[28] Uruguay (1.5 milyon),[29] Kanada (1.4 milyon),[30] Venezuela (900,000)[31] ve Avustralya (800,000).[32]

    Özellikle Venedik ve Cenova ticarette Avrupa’nın Doğu’ya açılan kapısıydı. Venedik, yöreye özgü bir tür camın üretilmesi ile ünlüydü. Floransa, ipek, yün, bankacılık ve mücevheratın önde gelen merkezlerindendi. Denizcilikte ileri bu şehir devletleri ayrıca Doğu’ya düzenlenen Haçlı seferlerinde de başı çeken güçlerdi.

    Ülkedeki en eski dinî azınlık grubu ise Yahudilerdir. Geçmişte İtalya’nın en büyük Hıristiyan olmayan azınlığı olarak anılan Yahudilerin bugün İtalya’daki sayısı ortalama 45.000 kadardır. Son yıllarda Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan aldığı yoğun göçler sayesinde ülkede 825 bin kişiden oluşan bir Müslüman azınlık oluşmuştur.[35] Müslümanlar İtalya nüfusunun %1.4′ünü oluşturmaktadır ama bunların içinden yalnızca 45.000′inin İtalyan vatandaşlığı vardır. Ülkede ayrıca 50 bin kadar budist [36][37] 70 bin kadar Sih[38] ve 70 bin kadar da Hindu yaşamaktadır.

    İtalyan silahlı kuvvetleri, İtalya Cumhuriyeti cumhurbaşkanı tarafından başkanlık edilen Yüksek Savunma Konseyi’nin komutasındadır. 2008 yılında ordu 186.798 kişilik personelden oluşmaktadır. Bunun yanı sıra 114.778 kişilik bir jandarma ekibi de görev yapmaktadır.[12]

    İtalya, 20 adet bölgeye ayrılmıştır (çoğul: regioni, tekil regione). Bunların beş tanesi, yerel sorunları çözmek için yasalar uygulayabilmelerine izin veren özerk statüye sahiptir; bu bölgeler, aşağıdaki tabloda bir yıldız (*) işareti ile etiketlenmiş. Ek olarak ülke toplam 109 il (province) ve 8.101 kömün’e (comuni) bölünmüştür.

    Çağdaş İtalyan besteciler Luciano Berio ve Luigi Nono elektronik müzik konusunda önemli eserler vermişlerdir. Ülkede çok sayıda işler hâlde operaevinin bulunmasından dolayı ülkede klasik müziğin hâlâ tutunmakta olduğu görülmektedir. Milano’daki La Scala ve Napoli’deki San Carlo operaevleri ve Maurizio Pollini ile Luciano Pavarotti dünyaca ünlü tenörler İtalya’nın klasik müzik alanındaki başarı ve egemenliğinin birer göstergesidir.

    İtalyan sinema tarihi, Lumière Kardeşlerin hareketli resimler ile sinema tekniğini bulmasının kısa süre sonra başladı. İlk İtalyan filmi, dönemin papası XIII. Leo’nun kameraya karşı kutsama yapan görüntüsünden oluşan birkaç saniyelik, oldukça kısa bir kayıttı. Gerçek anlamda İtalyan sinema endüstrisi 1903 ve 1908 yılları arasında kurulan Società Italiana Cines, Ambrosio Film ve Itala Film adlarında üç film şirketiyle doğdu. Daha sonra Milano ve Napoli’de de film şirketler boy göstermeye başladı. Kısa süre içinde bu şirketler büyüyerek nitelikli işler çıkartmaya başladılar ve İtalyan filmleri dışarıya da gönderilmeye başlandı. İtalya’da sinema Benito Mussolini iktidarı döneminde bir tür siyasi propaganda aracı olarak da kullanıldı.

    Orta Çağın sonlarında İtalya daha da küçük şehir devletlerine ve bölgelere bölündü: Napoli Krallığı İtalya’nın güneyinde etkili olan bir güçtü, Floransa Cumhuriyeti ve Papalık Devleti orta İtalya’yı yönetmekteydi, Cenova ve Milan kuzey ile batıda söz sahibi olan güçtü, Venedik ise doğu İtalya’da etkiliydi. 15. yüzyıl İtalyası Avrupa’nın en yoğun nüfuslanmış bölgelerinden biriydi ve sanatta Rönesans hareketinin de doğumyeridir. Dante Alighieri (1265–1321), Francesco Petrarch (1304–1374) ve Giovanni Boccaccio (y. 1313–1375)’nun yazıları ve Giotto di Bondone (1267–1337)’nin resimleriyle özellikle de Floransa bu kültür-sanat hareketinin merkezi olarak görülmektedir. Bu dönemde Niccolò de’ Niccoli ve Poggio Bracciolini gibi düşünürler kütüphanelerde Plato, , Öklid, Ptolemy, Cicero ve Vitruvius gibi ünlü Antik Yunan filozoflarının yapıtlarını incelemişlerdir.

    İtalya’nın asker gönderdiği bir başka ülke de 2006 yılında Lübnan olmuş ve Birleşmiş Milletler aracılığıyla 2.450 İtalyan askeri bölgede konuşlandırılmıştır.[11]

    İtalya’da yapılan popüler sporlar futbol, basketbol, voleybol, sutopu, eskrim, ragbi, bisiklet ve yarışları ile buz hokeyidir. (Çoğunlukla Milano, Trentino-Alto Adige ve Veneto bölgelerinde yapılır) Coğrafi koşulların elverişli olmasından dolayı kuzey bölgelerde en yaygın sporlar kış sporlarıdır. İtalyanlar kış sporları kategorilerinde yapılan yarışma ve karşılaşmalarda öne çıkmaktadırlar. İtalyan şehirlerinden Torino 2006 Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmıştır. İtalya’da spor türleri, çoğu zaman festivallerle birleştirilir. Bir tür at yarışı olan palio Palio di Siena festivalinde, gondol yarışları da her eylül ayının ilk pazar günü Venedik’te gerçekleşir. İtalya sporu Antik Roma’da gladyatör dövüşlerinin yapıldığı Kolezyum’dan, çağdaş Roma’da futbol kulüplerinin yarıştığı çağdaş Stadio Olimpico’ya varan uzun bir yol katetmiştir.

    Uluslararası Fonu’nun verilerine göre İtalya, 2008 yılında dünyanın en büyük yedinci, Avrupa’nın ve Avrupa Birliği’nin ise dördüncü ekonomisidir. Ülkenin kuzeyinde gelişmiş bir sanayi ile köklü ve zengin özel şirketler öne çıkarken, ülkenin güney kesimleri devlet destekli tarım ve ufak çaplı sanayi alanları ile ayakta durmaktadır.

    Çağdaş İtalyan yazınını temsilcileri arasında ise pek çok yazar bulunur. Nobel ödülü almış İtalyan edebiyatçılar şunlardır: ulusalcı şair Giosuè Carducci (1906)’da, realist yazar Grazia Deledda (1926)’da, çağdaş tiyatro yazarı Luigi Pirandello (1936)’da, şair Salvatore Quasimodo (1959)’da, Eugenio Montale (1975′te), satirist tiyatro yazarı Dario Fo (1997′de).

    2005 yılında İtalya’da 34.667.000 otomobil (Her bin kişiye 590 otomobil) ve 4.015.000 yük taşıtı olduğu kayda geçmiştir. Devlete ait olan ancak yine bir özel şirket tarafından yönetilmekte olan demiryolları da 2003 yılında toplam 16.287 kilometre olarak ölçülmüştür. Ülkedeki demiryolu ağının %69′u elektrikli olup demiryollarında toplam 4937 lokomotif ve vagon çalışmaktadır. Fréjus Demiryolu Tüneli, Alpleri aşarak ülkeyi Fransa ile bağlayarak demiryolu ulaşımında önemli bir yer tutmaktadır. Yapımı sürmekte olan Brenner Tüneli ise Avusturya ile İtalya’yı demiryolu ile birbirine bağlayacaktır.

    İtalya Yarımadası’nın İ.S. 6. yüzyılda Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından Ostragotlardan kısa süreli geri alınmasından sonra İtalya içlerine yeni bir Germen boyları dalgası başladı. Bu süreçte Lombardlar İtalya’nın kuzeyine gelerek buraya yerleşti. Yüzyıllar boyunca Bizans orduları, Arapların, Kutsal Roma İmparatorluğu’nun ve Papalık Devleti’nin birleşik bir İtalyan Krallığı kurmasını engelleyecek güçteydi. Ancak Bizans aynı zamanda Roma İmparatorluğu’nun eski topraklarını yeniden ele geçirecek güçten de yoksundu. Yine de Orta Çağ boyunca İtalya üzerindeki güç dengeleri çeşitli devlet ya da hanedanlar arasında değişkenlik gösterdi.

    Geride bırakılan son 10 yıl içinde ülke ekonomisinin yıllık ortalama büyümesi %1.23 olmuştur. Bu sayı Avrupa Birliği ortalaması için %2.28′dir.[39] Son yıllarda yaşadığı ekonomik durgunluk, siyasi çalkantılar ve reform programlarını uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle basın tarafından Avrupa’nın hasta adamı biçiminde anılmaktadır.[40][41] Ancak yapılan son istatistiksel araştırmalar ışığında İtalyanların satın alım gücünün Avrupa Birliği ortalaması değerlerine yakın olduğu gözlenmektedir.[42]

    İtalya’da genel olarak ülkenin coğrafi yapısından kaynaklanan nedenlerden ileri gelen yapısal sorunlar vardır. Hammadde eksikliği ve enerji kaynaklarının azlığı da öne çıkan baika sorunlardır. Ülkenin coğrafi yapısı genel olarak dağlıktır. Bu nedenle yoğun tarım yapılabilecek topraklar oldukça kısıtlıdır. Enerji sektöründe büyük ölçüde dışa bağımlılık sözkonusudur. 2006 yılı verilerine göre ülkede tüketilen toplam enerji miktarının %86′sı dış kaynaklardan sağlanmıştır.(katı yakıtların %99.7′si, petrolün %92.5′i, doğalgazın %91.2′si ve elektriğin %15′i.)[43][44]

    İtalya ekonomisi ayrıca altyapı yatırımlarının gelişmemesi, pazara yönelik reformların uygulanamaması ya da yapılmaması ve araştırma konusunda yatırımlar yapılmaması nedeniyle güç yitirmektedir. Dünya Ekonomik Özgürlük Endeksi, 2008 yılında yayınladığı çalışmada ülkenin sırasını dünyada 64. Avrupa’da ise 29. olarak belirlemiştir. Böylece İtalya, avro alanı içinde en son sıraye yerleşmiştir. Dünya Bankası’na göre İtalya iş kurma, yatırım yapma ve ticaret konularında oldukça uygun ülkeler arasında gösterilmektedir. Buna karşın, ülkede bürokrasi alanında, mülkiyet haklarının korunması ve yüksek vergilendirmeler konusunda sorunlar göze çarpmaktadır.[45] Bununla birlikte son yapılan araştırmalarda İtalya’nın 2006 yılında araştırma ve geliştirme konularına ayırdığı bütçe gayrisafi millî hasılanın %1.14′üyle sınırlı kalmış ve böylece, %1.84′lük Avrupa Birliği ortalamasının ve %3′lük Lizbon Stratejisi hedeflerinin oldukça altında kalınmıştır.[46]

    İtalya, günümüzdeki anlamıyla Avrupa Birliği’ne dönüşmeden önce oluşturulam Avrupa Topluluğu’nun kurucu üyelerindendir. Ülke, 1955 yılında Birleşmiş Milletler’e kabul edilmiştir ve NATO’nun da en büyük destekçilerinden ve üyelerindendir. Ayrıca Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması/Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Konseyi gibi örgütler de İtalya’nın üyesi olduğu bazı diğer kuruluşlardır. 1994 yılında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın, 2001 ve 2003 yıllarında Avrupa Birliği’nin, ve G8 topluluğunun dönüşümlü başkanlık görevlerini de yürütmüştür.

    Kadın başına düşen çocuk sayısı da gerek göçmen annelerin, gerekse İtalyan kadınlarının dünya getirdikleri çocuklarla geçen yıllara oranla artış göstermiştir. 2005 yılında kadın başına düşen çocuk sayısı 1.32 iken, 2008 yılında bu sayı 1.41′e kadar çıkmıştır.[18]

    I. Dünya Savaşı’nın neden olduğı yıkımdan sonra oluşan karışılık ortamında, 1917 Ekim Devrimi’nin ateşlediği hareketlilik bir anarşi ve kargaşa ortamı yarattı. Sosyalist bir devrimden kaygı duyan liberal görüşler Benito Mussolini önderliğinde küçük bir Ulusal Faşist Parti kurdular. Ekim 1922′de faşistler krala karşı bir darbe girişiminde bulundular. Kral, ordularına darbeci güçlere karşı koymamaları yönünde buyruk verdi ve Mussolini ile iş birliği yapma yoluna gitti. Bunu izleyen birkaç yıl içinde Mussolini tüm siyasi partileri kapattı ve birtakım kişisel özgürlükleri kısıtlayarak kendi diktatörlük rejimini ilân etti. 1935′te İtalya Habeşistan’ı görece uzun süren bir direniş sürecinin ardından işgâl edince Milletler Cemiyeti olaya müdâhil oldu. Buna karşılık faşist İtalya, Nazist Almanya ile anlaşma ve iş birliği yoluna gitti. Nazi Almanya ile ilk antlaşma 1936 yılında yapıldı. Ardından 1938′de Çelik Paktı geldi. İspanya İç Savaşı’nda İtalya, Franco’yu sonuna kadar destekledi. Avusturya’nın ve Çekoslovakya’nın Almanya’ya bağlanması girişimlerinde de Hitler’e destek verdi.

    Ülkede ilk olarak 1920′lerde ortaya çıkan caz müziği hızla tutuldu ve İtalya’da geniş kitlelere yayıldı. Faşist dönemin Amerikan karşıtı politikalarına karşın caz müziği ülkede hep popüler kaldı. 70′li yıllarda Progressive rock hareketinin başını çeken ülkelerden oldu ve rock müzik alanında dünyaya Premiata Forneria Marconi ve Goblin (grup) gibi gruplar kazandırdı. Pop müzik sanatçısı Mina Anna Mazzini, Andrea Bocelli, Laura Pausini ve Eros Ramazzotti İtalya’nın son dönemlerde uluslararası düzeyde sükse yapmış sanatçılarıdır.

    İtalya’da iki meclisli sistem uygulanmaktadır ve bu meclisler halk tarafından oylama yöntimiyle seçilir. Halk meclisinde 630 sandalye varken, sentadodaki sandalye sayısı 315′tir. Senatoda bunun yanı sıra az sayıda ömürboyu katılım hakkına sahip olan temsilci de yer alır. İtalya’da halk meclisine katılacak temsilcileri seçmek için yapılan oylamalara 18 yaşını doldurmuş olan her İtalyan vatandaşı katılabilir. Ancak senato üyelerini seçerken oy kullanma yaşı alt sınırı 25 olarak belirlenmiştir. Her iki meclis de 5 yıllık süreler için seçilir. Ancak cumhurbaşkanının bazı olağanüstü hâllerde meclisi feshetme hakkı vardır. Bu durumun örnekleri 1972, 1976, 1979, 1983, 1994, 1996 ve 2008 yıllarında yaşanmıştır.

    İtalya Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı (İtalyanca: Presidente della Repubblica) her yedi yılda bir ulusal meclis ve az sayıda bölgesel temsilci tarafından seçilir. İtalya’da cumhurbaşkanları tarafsız bir biçimde ülkenin birlik ve bütünlüğü simgelemekle yükümlüdürler. Daha önceleri İtalya krallarına verilen hakların büyük bölümünü elinde bulundurur. Cumhurbaşkanı, yasama, yürütme ve yargı erklerinin ortasında tüm bunların işlerliğini sağlamakla görevlidir. Yöneticileri atamak, yargıya başkanlık etmek ve ülke ordusunun başkomutanı olmak gibi görevleri de yürütmektedir. Seçim ile işbaşına gelmiş partiler içinden çıkacak başbakanı da cumhurbaşkanı atar ve başbakana kabineyi kurma görevi verir. Kabinenin onaylanması ulusal mecliste yürütülen güven oylamasına bağlıdır.

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0talya

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    1942

    Yazan: admin | Genel | Cumartesi 7 Ağustos 2010 16:26
  • 14 Mart – Emin Çölaşan, gazeteci.
  • 6 Ekim – Britt Ekland, İsveçli oyuncusu.
  •  ? – Ömer Barutçu, Türk politikacı.
  • 9 Eylül – Tuğbay Şevki Savaşcı (d. 1878, Trabzon) İstiklal Savaşı gazisi.
  • 5 Nisan – Pascal Couchepin, İsviçreli politikacı
  • 27 Kasım – Jimi Hendrix, ABD’li gitarist, şarkıcı, söz yazarı, kültürel ikon
  • 2 Mayıs – Ömür Göksel, Türk pop müziği sanatçısı.
  • 26 Haziran – Candan Tarhan, Türk futbolcu ve teknik adam. (ö. 18 Nisan 1989, Kuşadası)
  •  ? – Ayvaz Gökdemir, Türk siyasetçi
  • 17 Temmuz – Harrison Ford, ABD’li aktör.
  • 17 Kasım – Martin Scorsese, ABD’li yönetmen
  • 2 Temmuz – Ahmet Türk, Demokratik Toplum Partisi genel başkanı Türk siyasetçi.
  •  ? – Cengiz Tuncer, Türk politikacı.
  • 13 Mart – Scatman John, ABD’li sanatçı. (ö. 3 Aralık 1999)
  • 14 Temmuz, Atılay faciası. Atılay denizaltısı eğitim dalışı yaptı, bir daha su yüzüne çıkmadı. 37 subay ve er öldü.
  • 1 Nisan – Savaş Dinçel, Türk tiyatro sanatçısı, karikatürist, oyuncusu ve yönetmeni.(ö. 20 Aralık 2007)
  • 26 Nisan – Manfred Korfmann, Alman arkeolog (ö. 11 Ağustos 2005)
  • 14 Temmuz – Fethi Yüceses, Hamiyet Yüceses’in eşi.
  • 2 Ağustos – Isabel Allende, Şilili yazar.
  • 15 Kasım – Daniel Barenboim, Arjantin asıllı İsrailli orkestra şefi ve piyanisti
  •  ? – Hüseyin Suat Yalçın, Türk yazar ve şair (d. 1867)
  • 17 Haziran- Doğu Perinçek, İşçi Partisi (Türkiye) Genel Başkanı, yazar
  • 29 Mayıs – John Blyth Barrymore, ABD’li aktör (d. 14 Şubat 1882)
  • 30 Haziran – Şener Kökkaya, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, sahne amiri, yönetmen
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1942

    Tags: , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , ,

    1939 tarihli icatlar

    Yazan: admin | Önemli tarihler | Cumartesi 7 Ağustos 2010 16:26
  • 23 Eylül – Sigmund Freud, Avusturyalı nörolog (d. 1856)
  • 12 Şubat – Søren Sørensen, Danimarkalı biyokimyacı (d. 1868)
  • 1 Nisan – İspanya İç Savaşı, milliyetçi güçlerin zaferiyle sona erdi.
  • 18 Kasım – Margaret Atwood, Kanadalı yazar
  • 18 Mayıs – Peter Grünberg, Nobel Ödülü sahibi Alman fizikçi
  •  ??? – Seyit Onbaşı – asker (d. 1889)
  • 5 Temmuz – Hatay Devleti, Türkiye Cumhuriyeti devleti’ne bağlandı.
  • – Adolf Hitler, Reichstag konuşmasında, Avrupa’da bir savaşa gidildiğinde mutlak suretle “Tüm Yahudi kökenlilerin ortadan kaldırılabileceğini (Auswanderung oder Evakuierung)” ilk defa dile getirdi ve Alman toplumundan destek aldı.
  • 9 Ağustos – Romano Prodi, İtalyan politikacı
  • 7 Temmuz – Robert Nixon, İngiliz çizer (ö. 2002)
  • 8 Kasım – Adolf Hitler’e ilk defa suikast girişiminde bulunuldu. Münih’de bir biraevinde (Bürgerbräukeller) konuşma yapacağı yere bir marangoz olan George Elser tarafından bomba yerleştirildi. Hitler bombanın patlamasından 27 dakika önce olay mahallini terk etiiği için yara almadan kurtuldu.
  •  ??? – Birgen Keleş, Türk siyasetçi.
  • 18 Mart – Stalin, Hitler’e karşı Birleşik Krallık’tan resmen koalisyon isteğinde bulundu; ancak önerisi Chamberlain tarafından geri çevrildi.
  • 16 Nisan – Dusty Springfield, İngiliz pop müzik şarkıcısı (ö. 1999).
  • 30 Kasım – Ruslar Finlandiya’yı savaşıyor ama işgal etme. Hemen arkasından Danimarka, İsveç ve Norveç bu konudaki tarafsızlıklarını ilan ettiler.
  • 27 Aralık – Erzincan’da meydana gelen 8 şiddetindeki depremde, Erzincan ili haritadan tamamen silindi. Sarsıntının ardından, yaklaşık 33 bin kişi yaşamını yitirdi;100 binden fazla insan da evsiz kaldı.
  • 23 Ağustos – Almanya ve Sovyetler Birliği, Moskova’da bir tarafsızlık anlaşması imzaladı. Bu gizli anlaşma, Doğu Avrupa’nın tamamen Almanya ve yandaşlarının çıkarlarına göre bölünmesine yönelik idi.
  • 31 Ağustos – Almanya’da yaptırılan Batıray denizaltısı denize indirildi.
  • 31 Ağustos – Alman SS taburları Polonya askerleri kılığında Gliewitz yakınlarındaki bir istasyonuna sahte bir baskın yaptı. Amaçları Polonya askerinin saldırgan olduğunu göstererek diğer ulusların da desteğini almak ve bu sayede eli kulağında olan Polonya istilasını haklı çıkarmak.
  • 7 Nisan – İtalyan taburları Arnavutluk’u işgal etti.
  • 28 Ocak – William Butler Yeats, İrlandalı şair, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1865)
  • 8 Ekim – Hogan, Avustralyalı aktör
  • 25 Eylül – Ali Saip Ursavaş, Türk asker ve siyaset adamı (d. 1887).
  • 20 Kasım – BBC Türkçe Servisi, yayınlarına başladı.
  • 15 Mart – Alman taburları Çekoslovakya’ya doğru yola çıktı. Amaçları, bir “Alman Morivya ve Bohem Kurtarılmış Bölgesi” kurmak.
  • 1 Ocak – Aytekin Ünal, Dedeş
  •  ??? – Ekrem Pakdemirli, Türk siyasetçi
  • 3 Eylül – Sonlanacağı 1945 yılına kadar çok sayıda insanın hayatına mâl olacak II. Dünya Savaşı resmen başladı. İngiltere ve Fransa, Almanya’ya savaş ilan etti. Bu iki devleti sırasıyla Hindistan, Avustralya, Güney Afrika ve Yeni Zelanda takip etti. Ancak bu savaş ilanları yine’de Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesini engelleyemedi. Bu sebeple bu milletlerin Almanya’ya karşı açtığı savaş Fransızlar tarafından “drole de guerre” (Yapmacık Savaş) olarak isimlendirilmektedir.
  • 10 Temmuz – Ahmet Taner Kışlalı, eski Türk Kültür Bakanı, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi (ö. 1999)
  • 27 Eylül – Batıdan Almanlar ve doğudan Ruslar tarafından işgal edilen Polonya, Varşova’nın düşüşüyle birlikte bu devletler tarafından her biri bir millete ait olacak şekilde iki parçaya bölündü.
  • 26 Ağustos – Hitler bir açıklama ile Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka ve İsviçre’ye Almanlar tarafından asla zarar verilmeyeceğini belirtti.
  • Şubat – Japon taburları Hainan Adası’nı işgal etti.
  • 23 Mart – Pervin Par, Türk oyuncusu
  • 29 Haziran – Hatay Devleti Meclisi, oybirliğiyle Türkiye’ye katılma kararı aldı.
  • 6 Ekim – Son Polonya taburları da Nazi Almanyası’na teslim oldu. Polonya’nın kayıpları: 700.000 esir (Almanlar tarafından), 200.000 esir (Ruslar tarafından); sayısı belli olmayan ancak 1,5-2 milyon civarı olduğu tahmin edilen ölü, yaklaşık 120.000 Polonya askeri de savaş alanından kaçarak dağıldı. Almanların Polonya kaybı yaklaşık 10.000 asker iken Rusların yalnızca birkaç yüz kişi olarak kayıtlara geçmiştir.
  • 15 Aralık – Rüzgâr Gibi Geçti filmi gösterime girdi
  • 22 Ocak – Columbia Üniversitesi’nden bir grup insanı uranyum atomunu parçalamayı başardı.
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1939

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    1918

    Yazan: admin | -1 | Perşembe 10 Haziran 2010 12:41
  • 18 Temmuz – Nelson Mandela, Güney Afrikalı politikacı.
  • 2 Kasım – İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin liderleri Talat Paşa, Enver Paşa, Cemal Paşa, Bahattin Şakir, Doktor Nazım bir Alman denizaltısıyla İstanbul’dan Odessa’ya kaçtılar.
  • 28 Eylül – Georg Simmel, Alman filozof ve sosyolog
  • 2 Aralık – Edmond Rostand, yazar (d. 1 Nisan 1868)
  • 1 Mayıs – Grove Karl Gilbert, Amerikan jeolog
  • 28 Mayıs – Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu.
  • 2 Mart – Rize’nin kurtuluşu
  • 1 Ekim – İngiliz Orduları Şam’a girdi.
  •  ??? – Nihad Kürşad, gazeteci ve Turizm ve Tanıtma Bakanı.
  • 9 – Émile Reynaud, çizgi filmin mucidi (d. 8 Aralık 1844)
  • 21 Nisan – Manfred von Richthofen, “Kızıl Baron”, (d. 2 Mayıs 1892)
  • 16 Temmuz – Anastasya, Rus Çarı II. Nikolay’ın kızı
  • 3 Mart – Rusya ile Brest-Litovsk Antlaşması imzalandı.
  • 28 Nisan – Gavrilo Princip, Sırp suikastçi (d. 1894).
  • 6 Şubat – Gustav Klimt, Avusturyalı ressam (d. 14 Temmuz 1862)
  • 5 Şubat – Kara Karayev, Azeri besteci (ö. 1982)
  • 20 Kasım – John Bauer, İsveçli ressam (d. 4 Haziran 1882)
  • 23 Nisan – Sébillot, Fransız etnolog (d. 6 Şubat 1843)
  • 31 Ekim – Egon Schiele, Avusturyalı ressam (d. 1890)
  • 6 Ekim – Fransız Donanması, Beyrut’a asker çıkardıktan sonra Halep’e doğru ilerlemeye başladı.
  • 18 Nisan – Andre Bazin, Fransız eleştirmeni ve kuramcısı (ö. 1958)
  •  ??? – Osman Kavuncu, Kayseri Belediye Başkanı.
  • 13 Kasım – İtilaf devletleri donanmalarının İstanbul Limanı’nda demirlemesiyle İstanbul İşgali fiilen başladı.
  • 19 Aralık – Bahçe, Islahiye, Hassa, Mamure ve Osmaniye, Fransızlar tarafından işgal
  • 16 Şubat — Litvanya’nın bağımsızlık ilanı.
  • 3 Nisan – İngiliz Ordusu Ürdün Nehri’ni aşarak Filistin’e girdi.
  • 8 Ekim – Sadrazam Talat Paşa istifa etti.
  • 25 Şubat – Hasan Kavruk, Türk ressamı.
  • 2 Ekim – Émile Moselly, Goncourt ödüllü Fransız yazar (d. 1907)
  • 25 Mart – Fransız besteci Claude Debussy (d. 1862)
  • 26 Ocak – Nicolae Ceauşescu, Romanya Dikatatörü (ö. 1989)
  • 21 Nisan – Manfred von Richthofen (Kızıl Baron) uçağının düşürülmesi sonucunda öldü.
  • 30 Ekim – Hükümeti adına Bahriye Nazırı Rauf Bey (Orbay), Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda İngiliz Akdeniz Başkomutanı Amiral Arthur Calthorpe ile Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladı.
  • 10 Şubat – II. Abdülhamit, Osmanlı Devleti’nin 34. padişahı. (d. 1842)
  • 9 Kasım – Guillaume Apollinaire, Fransız şair (d. 26 Ağustos 1880)
  • 10 Şubat – II. Abdülhamit vefat etti.
  • 26 Şubat – Rusya’daki Bolşevik İhtilali dolayısıyla doğu illerindeki Rus işgali sona erdi.
  • 5 Mart — Sovyet Rusya’nın başkentı Petrograd’dan Moskova’ya aktarıldı.
  • 15 Ocak – Cemal Abdülnasır, Mısırlı Devlet Adamı (ö. 1970).
  • 25 Aralık – Ahmed Bin Bella, Cezayir’in ilk başkanı
  • 21 Eylül – Megiddo Savaşı sonunda Sina ve Filistin Cephesi’ndeki Osmanlı direnişi tamamen çöktü.
  • 8 Ekim – İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidardan uzaklaştırılması.
  • 1 Mart — Alman denizaltısı U 19, HMS Calgarian‘ı Kuzey İrlanda’da Rathlin Adası açıklarında batırdı.
  • 3 Mart — I. Dünya Savaşı: Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bolşevik Rusya arasında Brest-Litovsk Antlaşması imzalandı: Rusya savaştan çekildi.
  • 3 Temmuz – Padişah V. Mehmet Reşat öldü.
  • 7 Ekim – Raymond Duchamp-Villon, Fransız heykeltraş
  • 24 Şubat — Estonya’nın bağımsızlık ilanı.
  • 4 Temmuz – Son Osmanlı Padişahı VI. Mehmet, çıktı.
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1918

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,

    1914 nedir

    Yazan: admin | Önemli tarihler | Perşembe 10 Haziran 2010 12:41
  • 19 Şubat – Kamil (Siyasetçi/Devlet Adamı)
  • 14 Kasım – Padişahı ve Halife V. Mehmet Reşat dünya Müslümanlığını, itilaf devletlerine karşı savaşa çağıran Cihad-ı Ekber’i ilan etti.
  • Bertus Aafjes Hollanda’lı şair
  • 1 Şubat – Ferruh Başağa (Ressam)
  • Augustine Sackett , Alçıpan’ın yaratıcısı (d. 1862)
  • Girgi Zaidan, Mısırlı Arap yazar. (d. 1861)
  • 2 Haziran – Orhan Kemal, yazar (ö. 1970)
  • 16 Ocak – İzmir’in en köklü kulüplerinden biri olan Altay Spor Kulübü kuruldu
  • 9 Ağustos – Tove Jansson, Finli romancı, ressam, çizgi karikatür bant yazarı ve çizeri (ö. 2001)
  • 5 Kasım – Birleşik Krallık ve Fransa’nın Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilanı
  • 26 Ağustos – Fazıl Hüsnü Dağlarca, Şair
  • 26 Kasım – Mesudiye zırhlısı, Çanakkale’de, bir İngiliz denizaltısı tarafından batırıldı.
  • 17 Kasım – Rus donanması Trabzon’u bombaladı.
  • 10 Haziran – Oktay Rifat Horozcu, Türk şair.
  • 13 Mart – Osmanlı Devleti ve Sırbistan ile yapılan antlaşma; iki devletin ortak sınırı kalmadığından, bu antlaşmada daha çok Sırbistan’da kalan Türkler’in durumu konusuna yer verildi.
  • 8 Kasım – Midilli kruvazörü, Rusya’nın Poti limanını bombaladı.
  • 28 Mart – Bohumil Hrabal Çek yazar (ö. 3 Şubat 1997)
  • 13 Nisan – Orhan Veli,Türk şair.Modern Türk Şairi,Garip Akımı’nın lideri. (ölümü 1950
  • 22 Aralık – Sarıkamış Harekatı başladı.
  • 21 Kasım – Irak Cephesi’nde İngilizler Basra’yı ele geçirdiler.
  • 19 Mayıs – Max Perutz, Avusturyalı-İngiliz moleküler biyolog (ö. 2002)
  • Abdürrezzak Abdi Efendi Osmanlı Devleti tuluat sahnesinin önemli temsilcisi (d.1835)
  • 8 Mayıs – Romain Gary, yazar, direktörü, savaş pilotu ve büyükelçi.
  • 11 Kasım – Türkiye, itilaf devletlerine (Birleşik Krallık, Rusya, Fransa) resmen savaş ilan etti.
  • 10 Ağustos – İngiliz donanmasının izlemesinden kaçan Almanların, Goeben ve Bresleau adlı zırhlıları, Çanakkale Boğazı’ndan geçerek, Türkiye’ye sığındı.Bu gemiler satın alınmış gösterilip, Türk bayrağı çekildi.Adları Yavuz ve Midilli olarak değiştirilmelerine rağmen gemilerin yönetimi Alman denizcilerde kaldı.
  • 2 Ağustos – Osmanlı Devleti ile Almanya arasında gizli bir askeri anlaşma imzalandı.Seferberlik ilan .
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1914

    Tags: , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , ,

    Sonraki Sayfa »