Carl Friedrich Gauss

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:12

Gauss tam bir mükemmeliyetçi ve bir işkolikti. Bir hikâyeye göre, bir problem üzerinde çalışırken karısının ölmek üzere olduğu haberini alınca “biraz beklesin, bitirmek üzereyim” demişti.[6] Kafasındaki fikirler tam olgunluğa erişmeden onları yayımlamak istemezdi. Bu konudaki ilkesini pauca sed matura (az ama olgun) sözüyle özetliyordu. Ölümünden sonra incelenen günlükleri ortaya çıkardı ki, meslekdaşları tarafından yayımlanmış olan pek çok önemli matematiksel keşfi o daha önceden yapmış, ama yayımlamamayı tercih etmişti. tarihçisi Eric Temple Bell’e göre, Gauss günlüklerine yazdığı tüm matematiksel fikirleri hayattayken yayımlamış olsaydı 50 yıl ileri atlamış olurdu.[7]

1796 Gauss için oldukça verimli bir yıl oldu. Düzgün çokgenlerle ilgili keşfinden bir ay kadar sonra, yine kendi keşfi olan modüler aritmetik fikrini kullanarak, sayılar kuramında “karesel karşılıklılık ilkesi” (Alm. quadratisches Reziprozitätsgesetz) olarak bilinen çok önemli teoremi kanıtladı. İlk olarak Euler ve Legendre tarafından ortaya atılmış ama kanıtlanamamış olan bu teorem, ikinci dereceden denklemlerin çözülebilirliğinin belirlenmesini sağlıyordu. Yine aynı yıl içinde Gauss, asal sayıların tamsayılar arasındaki dağılımına ilişkin önemli bir sonuç buldu. Bundan kısa bir süre sonra da, her tamsayının en fazla üç üçgensel sayının toplamı olarak yazılabileceğini kanıtladı, ve 10 Temmuz 1796′da günlüğüne şu notu düştü: “Eureka! Num = Δ + Δ + Δ.” Ekim 1796′da ise katsayıları sonlu bir cisimden gelen polinomların çözümleriyle ilgili bir sonuç yayımladı. (Bu sonuç, 150 yıl sonraki Weil varsayımlarının da çıkış noktası olmuştur.)

1989-2001 yılları arasında Gauss’un resmi, bir normal dağılım eğrisiyle beraber, 10 DM banknotlarının üzerine basılmıştır.

1801′de yayımladığı Disquisitiones Arithmeticae, sayılar kuramına modüler aritmetik gibi bir çok yenilik getirdi. Aynı yıl içinde, İtalyan astronom Giuseppe Piazzi, Ceres asteroidini keşfetti, ama asteroidi ancak 40 gün kadar takip edebildikten sonra kaybetti. 24 yaşındaki Gauss, üç aylık bir çalışmadan sonra, Ceres’in tekrar görülebileceği pozisyonu hesapladı, ve 31 Aralık’ta iki ayrı astronom (Franz Xaver von Zach ve Heinrich Olbers), Ceres’i tam Gauss’un söylediği pozisyonda gözlemlediler. Zach, “Doktor Gauss’un zeki çalışması ve hesapları olmasaydı, Ceres’i tekrar bulamayabilirdik” diyerek Gauss’un katkısına teşekkür etti. O zamana kadar hala Dük’ün verdiği bursla geçinen ve bu durumdan memnun olmayan Gauss, astronomide kariyer yapmayı düşündü, ve 1807′de Göttingen Üniversitesi’nde astronomi profesörü ve gözlemevi müdürü olarak çalışmaya başladı. Hayatının sonuna kadar aynı üniversitede çalışacaktı.

Gauss, yazdığı zeki kanıtları nasıl akıl ettiğini asla açıklamazdı. Kanıtı bir kere bulduktan sonra sanki vahiyle gelmiş gibi yazar, sonuca nasıl ulaştığı konusunda özellikle ipucu vermezdi.

Gauss, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’na bağlı olan Braunschweig-Lüneburg Dükalığı’ndaki Braunschweig kentinde, Gebhard Dietrich ve Dorothea Gauss çiftinin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası az eğitimli bir taş ve duvar ustasıydı, annesinin ise okuma-yazması bile yoktu. Efsaneye göre, Gauss henüz üç yaşındayken, babasının kâğıt üzerinde yaptığı hesapları kafasından kontrol edip düzelterek dehasını belli etti.[2]

http://www.yarindansonra.net/gauss-yontemi-ardisik-dogal-sayilarin-toplanmasi-t2707.0.html

Gauss’un çocukluk yıllarından beri dahi olduğunu gösteren pek çok hikâye vardır, nitekim pek çok matematiksel keşfini henüz 20 yaşına gelmeden yapmıştır. Sayılar kuramının önemli sonuçlarını derleyip kendi katkılarını da ekleyerek yazdığı büyük eseri Disquisitiones Arithmeticae’yi 21 yaşında (1798) bitirmişse de, eser ilk olarak 1801′de basılmıştır.

Gauss 23 Şubat 1855′te, 78 yaşındayken, yıllardır yaşadığı Göttingen’de hayata gözlerini yumdu ve bu şehirdeki Albanifriedhof ‘a gömüldü. Cenazesinde damadı Heinrich Ewald ve yakın arkadaşı (aynı zamanda biyografisinin yazarı) Wolfgang Sartorius von Waltershausen birer konuşma yaptılar. Beyni araştırma için muhafaza , ve bugün hala Göttingen Üniversitesi’nin tıp fakültesinde formalin içinde korunmaktadır.

Ay’daki Gauss krateri[8], “1001 Gaussia” asteroidi[9] ve Antarktika’da sönmüş bir volkan olan Gaussberg[10], Gauss’un anısına isimlendirilmiş bazı doğal oluşumlardır.

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Oldukça dindar ve muhafazakar bir adamdı. Ayrıca bir monarşi destekçisiydi ve tüm Almanya’yı etkisi altına alan 1848 devrimlerini onaylamıyordu.

1818′de Hannover eyaleti için yüzey ölçümleri yapan Gauss, bu ölçümler için helyotropu (güneş ışığı ve aynalar yardımıyla doğrultu gözlemleri yapmaya yarayan ) edip kullandı.

Gauss, Öklit dışı geometrilerin varlığını keşfettiğini, ama tepkilerden çekindiği için fikirlerini yayımlamadığını iddia etmiştir. Öklit dışı geometriler, Öklit aksiyomlarının bir kısmını atarak oluşturulan, sezgilerimizle çelişen fakat kendi içinde tutarlı geometrilerdir ve Einstein’ın genel görelilik kuramı gibi pek çok yeni fikrin doğumunu mümkün kılmışlardır. Gauss’un yakın arkadaşı Farkas Bolyai’nin oğlu János Bolyai, 1832′de Öklit dışı geometrilerle ilgili eserini yayımladığında, Gauss Farkas Bolyai’ye bir mektup yazdı ve “eseri övmek kendimi övmek gibi olur, çünkü eserin içeriği son 30-35 yıldır benim kafamda dolaşan fikirlerle neredeyse birebir örtüşüyor” dedi. Bu kanıtsız iddia, János Bolyai ve Gauss’un arasının açılmasına sebep oldu. (Gauss’un notları ve mektuplarından anlaşıldığı kadarıyla, Öklit dışı geometrilerle ilgili temel fikirleri János Bolyai’den önce keşfettiği doğrudur.[5])

Kişiliği

Almanya’nın Dransfeld kentindeki 51 metrelik beton gözlem kulesinin ismi Gauss Kulesi’dir.

Gauss ilk evliliğini 1805 yılında Johanna Osthoff ile yaptı. Bu evlilikten Joseph (1806-1873) adında bir oğlu ve Wilhelmine (1808-1846) adında bir kızı oldu. 1809′da, Louis adını verdikleri üçüncü çocuğun doğumu sırasında Johanna hayatını kaybetti, Louis de henüz bir yaşına gelmeden annesini takip etti. Gauss, bu ölümlerden dolayı girdiği depresyondan asla tam anlamıyla kurtulamadı. Louis’in ölümünden kısa süre sonra, 1810′da karısının arkadaşı Minna Waldeck ile evlendi. Bu evlilikten de üç çocuğu oldu: Eugen (1811-1896), Wilhelm (1813-1879) ve Therese (1816-1864). Minna 1831′de hastalıktan ölünce Gauss’a ölümüne kadar kızı Therese baktı. Eugen ve Wilhelm ABD’nin Missouri eyaletine yerleştiler.

Gauss, Hannover’de yaptığı yüzey ölçümleri sırasında, ölçüm hatalarının istatistiksel dağılımını veren (ve daha önce astronomi araştırmalarında da kullandığı) normal dağılım fikrini kafasında iyice belirginleştirdi. (Bugün normal dağılıma Gauss dağılımı da denmektedir.) Ayrıca bu ölçümler Gauss’un diferansiyel geometriye de (eğriler ve yüzeylerle ilgilenen bir matematik dalı) ilgi duymasını sağladı. 1828′de bu matematik dalının önemli teoremlerinden biri olan theorema egregium’u kanıtladı.

Ceres’in keşfi sayesinde gezegen ve asteroidlerin Güneş çevresindeki hareketleriyle ilgilenmeye başlayan Gauss, 1809′da Theoria motus corporum coelestium in sectionibus conicis solem ambientum (Güneş çevresinde konik kesitler üzerinde hareket eden gök cisimlerinin hareketlerinin teorisi) adlı eserini yayımladı. Bu eser, günümüz bilimlerinde yaygın olarak kullanılan en küçük kareler yöntemini de ayrıntılı olarak ele alıyordu. (Aynı yöntem, 1805′te matematikçi Adrien-Marie Legendre ve 1808′de matematikçi Robert Adrain tarafından da tanımlanmış ve kullanılmıştı, fakat Gauss bu yöntemi 1795′den beri bildiğini iddia etti.[4])

Alman yazar Daniel Kehlmann’ın 2005 tarihli romanı Die Vermessung der Welt (Dünya’nın Ölçümü), Gauss ve Alexander von Humboldt’un hayatlarını konu almaktadır.

Gauss, kendisini örnek alan genç matematikçileri desteklemediği için çok eleştirildi. Pek çok meslekdaşı onu mesafeli ve katı buluyordu. Gauss öğretmenlikten nefret ettiğini söylese de Richard Dedekind, Bernhard Riemann, Friedrich Bessel gibi bazı öğrencileri sonradan başarılı ve üretken matematikçiler oldular.

Carl Friedrich Gauss ya da Gauß (30 Nisan 1777 – 23 Şubat 1855), Alman kökenli matematikçi ve bilim adamı. Katkıda bulunduğu alanlardan bazıları; sayılar kuramı, analiz, diferansiyel geometri, jeodezi, manyetizma, astronomi ve optiktir. “Matematikçilerin prensi” ve “antik çağlardan beri yaşamış en büyük matematikçi” olarak da bilinen Gauss,[1] matematiğin ve bilimin pek çok alanına etkisini bırakmıştır ve tarihin en nüfuzlu matematikçilerinden biri olarak kabul edilir.

1977′de, Gauss’un 200. doğumgünü şerefine, Doğu Almanya ve Batı Almanya’da ayrı ayrı hatıra pulları basılmıştır.

Gauss’un babasıyla arası iyi değildi. Babası Gauss’un matematik ve bilim okumasını istemiyor, kendisi gibi taş ustası olmasını istiyordu. Gauss, eğitimi boyunca babasından görmediği desteği annesinden gördü. Oğullarıyla da iyi geçinemeyen Gauss, Eugen’in ve daha sonra Wilhelm’in ABD’ye göç etmesine sebep oldu.

1831 yılında Gauss, profesörü Wilhelm Weber’le beraber çalışmaya başladı. Bu beraberlik, manyetizma ve elektrik konularına pek çok yenilik getirecekti (kütle, uzunluk ve zamana bağlı yeni bir manyetizma birimi gibi). 1833′te Gauss ve Weber ilk elektromanyetik telgrafı icat ettiler, ve bu telgrafla gözlemevini enstitüsüne bağladılar. Gauss, hala müdürü olduğu gözlemevinin bahçesine bir manyetik gözlemevi kurulması talimatını verdi, ve Weber’le beraber Dünya’nın çeşitli yerlerindeki manyetik alanı ölçmek amacıyla bir “manyetik kulüp” (Alm. magnetischer Verein) kurdu. Gauss’un bu sıralarda geliştirdiği, manyetik alanın yatay yoğunluğunu ölçmeye yarayan metod, 20. yüzyıl ortalarına kadar kullanılmaya devam etti. Gauss ayrıca, Dünya’nin manyetik alanının iç (çekirdek) ve dış (manyetosfer) kaynaklarını ayırmak için gereken matematiksel teoriyi de geliştirdi. Hayatının sonlarına doğru matematiksel yeteneklerinin köreldiğini hissedince edebiyatla ilgilenmeye başladı.

Commons‘ta Carl Friedrich Gauss ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Gauss en karmaşık hesapları aklından yapabilmesiyle de ünlenmişti. Anlatılana göre, Ceres’in izleyeceği yörüngeyi nasıl bu kadar hatasız hesaplayabildiği sorulunca, “logaritma kullandım” cevabını vermiş, logaritma cetvelini nasıl bu kadar hızlı kullanabildiği sorulunca da “cetvele ne gerek var, hepsini kafamda hesaplıyorum!” demiştir.

Gauss’un ismi matematik ve fizikte onlarca teorem, formül ve kavrama verilmiştir. Cgs sistemindeki manyetik alan birimi 1 Gauss’tur.

Gauss, Braunschweig Dükü Karl Wilhelm Ferdinand’in verdiği burs sayesinde 1792-1795 arasında Collegium Carolinum’da (bugünkü adıyla Braunschweig Teknik Üniversitesi), 1795-1798 arasında da Göttingen Üniversitesi’nde öğrenim gördü. 1796′da kenar sayısı bir Fermat asalı olan her düzgün çokgenin, sadece ve pergel kullanılarak çizilebileceğini kanıtladı. Bu tür ve pergel problemleri Antik Yunan’dan beri matematikçileri meşgul etmekteydi, dolayısıyla da Gauss’un keşfinin önemi büyüktü. Gauss bu başarısından o kadar memnun oldu ki, mezar taşına bir düzgün onyedigenin oyulmasını vasiyet etti. Ne var ki, daireye çok yakın olan bu şeklin oyulması çok zor olacağından, vasiyetini yerine getirecek bir taş ustası bulamadı.

Gauss, 1799′da bitirdiği doktora tezinde cebirin temel teoreminin bir kanıtını sundu. Bu çok önemli teorem, karmaşık sayılar üzerine tanımlanmış her polinomun en az bir kökü olduğunu söyler. Gauss’tan önce pek çok matematikçi bu teoremi kanıtlamayı denemiş, ama hiçbir kanıt genel kabul görmemişti. Gauss’un kanıtına da, o zamanlar henüz kanıtlanmamış olan Jordan eğri teoremini kullandığı için itiraz edildi. Bu itirazlar üzerine Gauss, hayatı boyunca üç değişik kanıt daha sunacak, 1849′daki son kanıtı tüm matematikçilerden kabul görecekti. Gauss bu kanıtlar üzerinde çalışırken, karmaşık sayılar kavramının olgunlaşmasına çok büyük katkıda bulundu.

Bir başka meşhur hikâyeye göre, Gauss’un ilkokul öğretmeni J.G. Büttner, öğrencilerini oyalamak için 1′den 100′e kadar olan sayıları toplamalarını isteyince, Gauss cevabı birkaç saniye içinde bularak hem öğretmenini, hem de asistanı Martin Bertels’i hayrete düşürdü. Küçük Gauss, sayı listesinin iki zıt ucundan birer sayı alıp topladığında hep aynı sonucun çıktığını farketmişti: 1 + 100 = 101, 2 + 99 = 101, 3 + 98 = 101, vesaire. Böylece 1′den 100′e kadar olan sayıların toplamı 50 × 101 = 5050 oluyordu.[3]

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Carl_Friedrich_Gauss

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Voleybol

Yazan: admin | Yeni icatlar | Pazartesi 20 Aralık 2010 21:58

BÖLÜM ÜÇ OYUN DÜZENİ

3.TOPLAR

4.1TAKIMIN OLUŞUMU 4.1.1Bir takım en fazla 12 oyuncu, bir koç, bir yardımcı koç, bir masör ve bir tıp doktorundan oluşur. Oyunculardan biri müsabaka cetvelinde takım kaptanı olarak belirtilmelidir. FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda tıp doktoruna FIVB tarafından önceden yetki verilmiş olmalıdır. 4.1.2 Her takımın 12 oyuncudan oluşan nihai listesinde bir (1) “Libero” belirtme hakkı vardır. 4.1.3 Libero dışıdaki oyunculardan biri müsabaka cetvelinde takım kaptanı olarak belirtilmelidir. 4.1.4 Sadece müsabaka cetveline kayıtlı oyuncular oyun alanına girebilirler ve müsabakaya iştirak edebilirler. Koç ve takım kaptanı müsabaka cetvelini imzaladıktan sonra kayıtlı oyuncular değiştirilemez.

Bir oyuncunun malzemeleri forma, şort, çorap ve spor ayakkabısından oluşur.Oyuncuların formaları 1’den 18’e kadar numaralandırılır.Takım kaptanının formasında, göğüs numarasının altında bir şerit olmalıdır. Diğer oyunculardan farklı renkte olan (libero oyuncuları haricinde) ve/veya kurallara uygun numarası bulunmayan formaların giyilmesi yasaktır. Oyuncular riski kendisine ait olmak kaydıyla gözlük ve lens takabilirler.

4.3MALZEMELER Bir oyuncunun malzemeleri forma, tort, çorap ve spor ayakkabısından oluşur. 4.3.1 Bir takımın forma, şort ve çorapları tektip, temiz ve aynı renkte olmalıdır. 4.3.2 Ayakkabılar hafif, esnek, lastik veya deri tabanlı ve topuksuz olmalıdır. FIVB’nin Büyükler Dünya ve Kıta Müsabakaları’nda bir takımın renkleri aynı olmalıdır; ancak marka ambleminin rengi ve dizaynında farklılık olabilir. Forma ve şortların FIVB homologasyon standartlarına uyması gerekir.” 4.3.3 Oyuncuların formaları 1’den 18’e kadar numaralandırılmış olmalıdır. a) Numaralar formanın ön ve arka ortasında bulunmalıdır. Numaraların renk ve parlaklığı formanın renk ve parlaklığına zıt olmalıdır. b) Numaraların yüksekliği göğüste en az 15 cm., sırtta en az 20 cm. olmalıdır. Numaraların yazıldığı bandın genişliği ise en az 2 cm. olacaktır. 4.3.4 Takım kaptanının formasında, göğüs numarasının altında 8 x 2 cm.’lik bir şerit olmalıdır. 4.3.5 Diğer oyunculardan farklı renkte olan (Kural 4.3.1) (Libero oyuncusu haricinde – Kural 8.5) ve/veya kurallara uygun olmayan şekilde numaralandırılmış (Kural 4.3.3) formaların giyilmesi yasaktır. 4.3.6 FIVB Dünya Müsabakaları’nda oyuncuların numaraları şortun sağpaçasında tekrarlanacaktır. Numaranın yüksekliği 4 ile 6 cm. arasında ve numaranın yazıldığı bant minimum 1cm. olmalıdır.

8.OYUNCU DEĞİŞİKLİĞİ Oyuncu değişikliği, bir oyuncunun hakem tarafından kaydedildikten sonra oyun alanını terk etmesi gereken bir başka oyuncunun pozisyonuna geçmek için oyuna girme hareketidir. Oyuncu değişikliği, hakem müsaadesi gerektirir (oyuncu değişikliği işlemleri için Kural 16.5’e bakınız).

1.4BÖLGELER VE SAHALAR 1.4.1 Ön bölge Her oyun alanında ön bölge orta çizginin tam ortasıve hücum çizgisiyle (genişliği dahil) sınırlıdır.Ön bölgenin yan çizgiler dışında serbest bölgenin sonuna kadar uzandığı varsayılır. 1.4.2 Servis bölgesi Servis bölgesi, dip çizginin gerisinde 9 m. genişliğindedir (dip çizgi hariç). Bu bölgenin yan sınırları, yan çizgilerin uzantısı olarak dip çizgilerden 20 cm. geride ve bunlara dik 15 cm. uzunluğunda iki kısa çizgiyle belirlenir. Her iki kısa çizgi de servis bölgesinin genişliğine dahildir. Servis bölgesinin derinliği serbest bölgenin sonuna kadar devam eder. 1.4.3 Oyuncu değiştirme bölgesi Oyuncu değiştirme bölgesi, her iki hücum çizgisiyle sınırlanan ve yazı hakeminin masasına kadar olan bölgedir. 1.4.4 Isınma sahası FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda ısınma sahaları yaklaşık 3 x 3 m. boyutlarında, serbest bölgenin dışında ve oturma sıralarının bulunduğu taraftaki köşelerde yer alır (Şekil 1).

Filenin önünde bulunan üç oyuncu ön hat oyuncusudur ve 4 (ön-sol), 3 (ön-orta), 2 (ön-sağ) numaralı pozisyonlarda dururlar.Diğer üç oyuncu geri hat oyuncusudur ve 5 (geri-sol), 6 (geri -orta), 1 (geri-sağ) numaralı pozisyonlarda dururlar.

5.3. YARDIMCI KOÇ 5.3.1 Yardımcı koç, takımın oturma sırasında oturur; ancak maça müdahale etme hakkı yoktur. 5.3.2 Koç takımın başından ayrılmak zorunda kalırsa, yardımcı koç oyun kaptanının isteği ve baş hakemin müsaadesiyle koçun görevlerini üstlenebilir.

Oyun alanı, 18×9 m ölçülerinde bir dikdörtgendir ve her yönde en az 3 m genişliğinde olan bir serbest bölge ile çevrilmiştir.Oyun sahasının üzerinde bulunan serbest oyun boşluğu, her türlü engelden arındırılmış olmalıdır. Serbest oyun boşluğu, oyun sahası yüzeyinden ölçüldüğünde en az 7 m yüksekliğinde olmalıdır.

3.3ÜÇ TOP SİSTEMİ FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda üç top kullanılacaktır. Bu durumda birer tane serbest bölgenin her bir köşesinde, birer tane baş ve yardımcı hakemlerin arkasında olmak üzere altı top toplayıcı bulunur.

Dönüşümler

2.5 DİREKLER 2.5.1 Filenin bağlandığı direkler, yan çizgilerin dışından 0.50 m. ile 1.00 m. mesafede yerlettirilmittir. Direkler 2.55 m. yüksekliğinde ve tercihen ayarlanabilir olmalıdır. 2.5.2 Direkler düzgün ve yuvarlak olmalı, zemine tel kullanılmadan tutturulmalıdır. Tehlikeli ve engelleyici unsurlar taşımamalıdır.

ısınma sahası: FIVB Dünya ve Resmi Müsabakalarında ısınma sahaları yaklaşık 3x3m boyutlarında, serbest bölgenin dışında ve oturma sıralarının bulunduğu taraftaki köşelerde yer alır.

8.5 LİBERO OYUNCUSU 8.5.1 Liberonun (Kural 4.1.2) maçtan önce müsabaka cetvelinde özel olarak ayrılmış çizgiye kaydedilmesi gerekir. Numarasının da ilk setin pozisyon kağıdına eklenmesi gerekir (Kural 7.3.1). 8.5.2 Bir libero oyuncusuna ait özel kurallar aşağıdaki gibidir: 8.5.2.1 Malzemeler: Liberonun takımın diğer üyeleriyle zıtlık oluşturacak farklı renkte bir forma ya da yelek giymesi (ya da farklı tasarımlı) gerekir (Kural 4.3.5). 8.5.2.2 Oyun hareketleri: a) Libero herhangi bir geri hat oyuncusunun yerini alabilir. b) Görevleri bir geri hat oyuncusu olmakla sınırlandırılmıştır ve temas anında top file üst kenar yüksekliğini tümüyle aşmışsa, hiçbir yerden (oyun sahası ve serbest alanda dahil) bir hücum vuruşunu tamamlayamaz. c) Servis atamaz, blok yapamaz ya da blok tetebbüsünde bulunamaz. d) Ön bölge ya da uzantısında bulunan bir liberonun “overhand” parmak pasından gelen bir topa filenin üst kenar seviyesinden daha yüksekte hücum yapılamaz. Eğer libero böyle bir vuruşu ön bölgenin arkasında yapıyorsa, topa serbestçe hücum yapılabilir. 8.5.2.3 Oyuncuların yerine geçiş: a) Liberonun bir oyuncunun yerine geçmesi düzenli değişiklik olarak sayılmaz. Bu yer değiştirmeler sınırsızdır; ancak liberonun yerine sadece daha önce yer değiştirdiği oyuncu geçebilir ve ikisi arasında bir rally olması gerekir. b) Bu yer değiştirmeler ancak top oyun dışındayken ya da yardımcı hakemin takım dizilişini kontrol etmesinden sonra (bir setin başlamasından önce) ve servis düdüğünden önce yapılabilir. c) Bir libero ancak hücum çizgisi ve dip çizgisi arasında takım sırasının önündeki yan çizgiden sahaya girip çıkabilir. d) Sakatlanan bir liberonun değiştirilmesi: Baş hakemin onayının ardından sakatlanan bir liberonun yerine maç sırasında o setin pozisyon kağıdında yer almayan kayıtlı oyuncularda biri geçebilir. Sakatlanan libero maçın geri kalan bölümünde oyuna tekrar giremez. Sakatlanan bir liberonun yerine geçecek oyuncunun görevleri, oyunun geri kalan kısmında ve oynanmakta olan FIVB ya da Kıta Müsabakası’nın diğer maçlarında libero olmakla sınırlandırılır.

7. OYUNUN YAPISI

5.1 KAPTAN 5.1.1 MAÇ ÖNCESİ takım kaptanı müsabaka cetvelini imzalar ve kurada takımını temsil eder. 5.1.2 MAÇ ESNASINDA takım kaptanı oyun alanında olduğu sürece oyunkaptanı olarak görev yapar. Takım kaptanı oyunda olmadığı zaman koç veya bizzat kendisi oyun kaptanı rolünü üstlenmek üzere bir başka oyuncuyu tayineder. Bu oyun kaptanı; değiştirilene, takım kaptanı oyuna dönene veya set bitene kadar takım kaptanının sorumluluklarını üstlenir. Topun oyun dışı olduğu zamanlarda tüm takım mensupları içerisinde sadece oyun kaptanı hakemlerle konuşma hakkına sahiptir: 5.1.2.1 kuralların uygulanması ve yorumu hakkında açıklama ister ve aynı zamanda takım arkadaşlarının istek veya sorularını da iletir. Eğer oyun kaptanı baş hakemin açıklamalarına katılmazsa, bu karara itiraz edebilir ve derhal hakeme maçın sonunda müsabaka cetveline resmi bir itiraz kaydettirme hakkını saklı tuttuğunu belirtir (Kural 23.2.4); 5.1.2.2 Şu konularda yetki ister: a)malzeme değişikliği b)takımların pozisyonlarının tetkiki c)zemin, file ve top, vs. kzntrolü; 5.1.2.3 mola ve oyuncu değişikliği talebinde bulunur (Kural 16.2.1). 5.1.3 MAÇ SONUNDA takım kaptanı: 5.1.3.1 hakemlere tetekkür eder ve sonucu tasdik etmek için müsabaka cetvelini imzalar; 5.1.3.2 Eğer takım kaptanı (veya yerine tayin edilen oyun kaptanı) daha önce baş hakeme herhangi bir uyuşmazlık bildirmişse, uyuşmazlık teyit edilebilir ve müsabaka cetveline resmi bir itiraz olarak kaydedilebilir (Kural 5.1.2.1).

8.4KURALLARA UYGUN OLMAYAN DEĞİŞİKLİK 8.4.1 Oyuncu değişikliği Kural 8.1’de belirtilen sınırları aşıyorsa, bu kurallarauygun olmayan bir değişikliktir (Kural 8.2’deki durum hariç). 8.4.2 Bir takım kurallara uygun olmayan bir değişiklik yapmış ve oyuna başlamışsa (Kural 9.1), aşağıdaki işlemler uygulanacaktır: 8.4.2.1 takım rally kaybı ile cezalandırılır; rakip takım bir sayı alır ve servis atma hakkı kazanır; 8.4.2.2 değişiklik düzeltilir, 8.4.2.3 hatalı takımın hata oluştuğu andan itibaren aldığı sayılar iptal edilir. Rakibinin sayıları aynen kalır.

7.5 POZİSYON HATASI 7.5.1 Eğer servis atan oyuncunun topa vurduğu anda herhangi bir oyuncu düzgün pozisyonda değilse, takımı pozisyon hatası yapar (Kural 7.3 ve 7.4). 7.5.2 Servis atan oyuncu topa vurduğu anda servis hatası yaparsa (Kural 13.4 ve 13.7.1), bu hata pozisyon hatasından önce gelir. 7.53 Eğer topa vurulduktan sonra bir servis hatası olursa (Kural 13.7.2), cezalandırılacak olan pozisyon hatasıdır. 7.5.4 Bir pozisyon hatası aşağıdaki sonuçları doğurur: 7.5.4.1 takım rally’nin kaybedilmesiyle cezalandırılır (Kural 6.1.2); rakip takım bir sayı alır (Kural 6.2) ve servis atma hakkı kazanır; 7.5.4.2 oyuncuların pozisyonları düzeltilir.

Modern 4-2: İki pasör, iki smaçör, iki orta adamı ile oynanır. 4-2′den farkı, pasörlük görevinin arka alanda bulunan pasöre ait olmasıdır, öne geçen pasör, pasör çaprazı gibi oynar ve takım sürekli olarak 3′lü hucüm yapabilir.

4.2 TAKIMIN YERLEŞİMİ 4.2.1 Oyunda olmayan oyuncular takımın oturma sıralarında oturmalı veya kendi ısınma sahalarında bulunmalıdırlar (Kural 1.4.4). Koç (Kural 5.2.3) ve takımın diğer mensupları da takımın oturma sıralarında oturmakla birlikte buradan geçici olarak ayrılabilirler. Takımların oturma sıraları yazı hakemi masasının yan taraflarına, serbest bölgenin dışına yerleştirilir. 4.2.2 Müsabaka esnasında sadece takım mensuplarının takımlarının sırasında oturmalarına veya ısınma sahasında bulunmalarına müsaade edilir (Kural 4.1.1). 4.2.3 Oyunda olmayan oyuncular oyun esnasında ısınma sahasında (Kural 1.4.4), molalarda ise kendi oyun alanlarının arkasındaki serbest bölgede topsuz olarak ısınabilirler. Oyuncular set aralarında serbest bölge içinde ısınma amacıyla top kullanabilirler.

ABD’nin Massachusetts eyaletinde, Genç Erkekler Hıristiyan Birliği (YMCA) adındaki spor kulübünde çalışan beden öğretmeni William G. Morgan tarafından tasarlandı (9 Şubat 1895). Bir kapalı alan sporu olarak 1895’te oynanmaya başlandı. Morgan, bu oyunu “mintonette” olarak adlandırmıştı; daha sonraları topa yere değmeden vurma ilkesinden (vole) yola çıkılarak “voleybol” adı önerildi ve oyun bu adla tanındı. İlk kez Morgan tarafından kaleme alınan voleybol kuralları, YMCA ile Üniversiteler Ulusal Spor Birliği (NCAA) ’ nın ortak çalışması sonunda 1916’da yeniden düzenlendi. ABD ‘de kısa sürede tutulan voleybol, I. Dünya Savaşı sırasında ABD askerleri aracılığıyla Avrupa’ya da geçti. Sporun, çeşitli ülkelerde uzun bir dönem bağımsız bir çizgide gelişmesinden sonra, 1947’de Paris’te Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) kuruldu.İlk Dünya Şampiyonası 1949 yılında erkekler, 1952′de kadınlar tarafından oynanmıştır. Günümüzde, merkezi İsviçre’nin Lozan kentinde bulunan FIVB ‘ ye 140’tan fazla ülke üyedir.

4.4MALZEME DEĞİŞİKLİKLERİ Bat hakem bir veya daha fazla oyuncuya tu konularda müsaade verebilir: 4.4.1 çıplak ayakla oynamak, 4.4.2 set aralarında veya oyuncu değişikliğinden sonra ıslak formaları renk, dizayn ve numarası aynı olmak şartıyla yenileriyle değiştirme, 4.4.3 soğuk havalarda bütün takım için (Libero hariç) aynı renk ve dizayna sahip ve (4.3.3.1)’e uygun numaralı olması şartıyla takımların eşofmanla oynaması. Böyle bir müsaade takımın tüm oyuncularının eşofman giymesini gerektirir.

2.6İLAVE MALZEMELER Bütün ilave malzemeler FIVB yönetmelikleriyle belirlenir.

7.2 ISINMA DEVRESİ 7.2.1 Maç öncesinde takımlar başka bir sahada ısınma olanağı bulmuşlarsa, 3’er dakika, bulamamışlarsa 5’er dakika filede ısınabilirler. 7.2.2 İki takımın kaptanı anlaşarak birlikte ısınmak isterlerse, Kural 7.2.1’dekişartlara göre filede 6 veya 10 dakika ısınabilirler.

2.1 FİLENİN YÜKSEKLİĞİ 2.1.1 File, orta çizginin üstünde ve buna dik olarak yer alır; erkekler için 2.43 m. ve bayanlar için 2.24 m. yüksekliğindedir. 2.1.2 Filenin yüksekliği oyun alanının ortasından ölçülür. Filenin iki kenar yüksekliği kesinlikle aynı olmalı ve buradaki yükseklik kuralda belirtilen yüksekliği 2 cm.’den fazla geçmemelidir.

7.6 DÖNÜŞ 7.6.1 Dönüş sırası başlangıç dizilişiyle belirlenir ve set boyunca oyuncuların pozisyonları ve servis sırasına göre kontrol edilir. 7.6.2 Servisi karşılayan takım servis atma hakkını kazandığı zaman bu takımın oyuncuları saat yönünde bir pozisyon dönmelidir: 2 no’lu pozisyondaki oyuncu servis atmak için 1 no’ya gider, 1 no’lu pozisyondaki oyuncu 6 no’ya geçer, vs…

9.3 DAHİL TOP Top, sınır çizgileri dahil olmak üzere oyun alanı içinde yere değdiği zaman dahildir (Kural 1.3.2).

BÖLÜM DÖRT OYUN HAREKETLERİ

servis bölgesi: Servis bölgesi, her dip çizginin gerisinde 9 m genişliğindeki sahadır.Bu bölgenin yan sınırları, dip çizgilerden 20 cm geriye, yan çizgilerin uzantısı olarak çizilen 15 cm uzunluğunda iki kısa çizgiyle belirlenir. Her iki kısa çizgi de servis bölgesinin genişliğine dahildir.Servis bölgesinin derinliği serbest bölgenin sonuna kadar devam eder.

sınır çizgileri: İki yan ve iki dip çizgi oyun alanını belirler. Yan ve dip çizgilerin her ikisi de oyun alanının boyutlarına dahil olarak çizilir.

8.1 DEĞİŞİKLİKLERİN LİMİTLERİ 8.1.1 Her sette her takıma en fazla altı oyuncu değişikliği yapma izni verilir. Bir veya daha fazla oyuncu aynı anda değiştirilebilir. 8.1.2 Başlangıç dizilişinde yer alan bir oyuncu bir sette yalnız bir defa oyundan çıkabilir ve diziliş pozisyonunda önceki yerine girebilir. 8.1.3 Bir yedek oyuncu başlangıç dizilişindeki bir oyuncunun yerine bir sette bir defa girebilir ve sadece aynı oyuncuyla yer değiştirebilir.

Voleybol, file ile ikiye bölünmüş bir oyun alanı üzerinde iki takım tarafından oynanan bir spordur.

7.1 KURA Müsabakadan önce baş hakem ilk servisi atacak takımı ve takımların birinci setteki sahalarını belirlemek için kura atışı yapar. Eğer netice seti oynanacaksa, yeniden kura atışı yapılır. 7.1.1 Kura iki takım kaptanının huzurunda atılır. 7.1.2 Kurayı kazananın seçenekleri: YA 7.1.2.1 servis atma ya da karşılama hakkı YA DA 7.1.2.2 oyun alanının seçimi. Kurayı kaybeden kalan seçenekleri alır. 7.1.3 Ayrı ayrı ısınma halinde ilk servisi atacak takım filede ilk ısınacak takımdır.

Smaçör: 4 numaradan oynayan ve genellikle uzun pasla hucüm eden elemanlara denir. Sahada bu görevde oynayan 2 oyuncu bulunur. Birisi servise geçtiğinde diğeri (yani “çaprazı”) öne geçer, bu nedenle 4 numaradan sürekli olarak hucüm yapılabilir.

9.2 OYUN DIŞI TOP Top, hakemlerden biri tarafından düdük çalınarak değerlendirilen hatanın yapıldığı veya hata dışı olarak düdüğün çalındığı andan itibaren oyun dışıdır.

3.1STANDARTLAR Top, içinde lastik veya benzeri bir maddeden bir kese bulunan, küresel ve dış kısmı esnek deri ya da sentetik deriden yapılmış olacaktır. Sentetik deri materyalin onayı FIVB yönetmeliklerince belirlenmiştir. Tek bir açık renk ya da FIVB tarafından homologe edilmiş renklerin kombinasyonu kullanılabilir. Çevresi 65-67 cm. ve ağırlığı 260-280 gr.’dir. İç basıncı 0.30-0.325 kg/cm2’dir (294.3-318.82 mbar veya hPa).

5.2 KOÇ 5.2.1 Koç, maç süresince takımının oyuncularını oyun alanının dışındanyönlendirir. Başlangıç pozisyonlarını, oyuncu değişikliklerini ve direktif vermek Için molaları tayin eder. Bu görevlerde temas kuracağı yetkili yardımcı hakemdir. 5.2.2 MAÇTAN ÖNCE koç kendi oyuncularının isim ve numaralarını müsabaka cetveline kaydettirir veya bunları kontrol eder ve daha sonra müsabaka cetvelini imzalar. 5.2.3 MAÇ ESNASINDA koç: 5.2.3.1 her setten önce pozisyon kağıdını düzgün bir şekilde doldurarak imzalar ve yazı hakemine veya yardımcı hakeme verir; 5.2.3.2 takımının sırasında, yazı hakemine en yakın yerde oturur; ancak geçici olarak yerini terk edebilir; 5.2.3.3 mola ve oyuncu değişikliği taleplerinde bulunur; 5.2.3.4 diğer takım mensupları gibi oyun sahasındaki oyunculara direktif verebilir. Koç bu direktifleri maçı engellemeden ya da geciktirmeden, takımının oturma sırasının önündeki serbest bölgede durarak ya da ısınma sahasına kadar yürüyerek verebilir.

Pasör Çaprazı: Pasör servise geçtiğinde öne gelen ve genellikle uzun pasla hucüm eden oyuncu. 2 numara oyuncusu da denilebilir. Bu oyuncu 4-2 taktiğinde görev almaz.

7.3 TAKIMIN DİZİLİŞİ 7.3.1 Her takımın oyunda daima altı oyuncusu olmalıdır. 7.3.1.1 Oyun alanındaki oyuncuların dönme sırası, takımların başlangıç dizilişiyle belirlenir. Bu set boyunca korunmalıdır. 7.3.1.2 Bir takım “libero” bildirme hakkını kullandığında (Kural 8.5) altı başlangıç oyuncusunun yanında liberonun numarasının da ilk setin pozisyon kağıdında belirtilmesi gerekir. 7.3.2 Her setin batlamasından önce koç kendi takımının başlangıç dizilişinipozisyon kağıdında göstermelidir. Bu düzgün bir şekilde doldurulup imzalanarak yardımcı hakeme veya yazı hakemine verilir. 7.3.3 Bir setin başlangıç dizilişinde yer almayan oyuncular, o set için yedek oyunculardır. 7.3.4 Pozisyon kağıdının yardımcı hakem veya yazı hakemine teslim edilmesinden sonra dizilişte normal oyuncu değişikliğinin dışında hiçbir değişiklik yapılmasına izin verilemez. 7.3.5 Oyuncuların sahadaki yerleri ve pozisyon kağıdı arasında çelişki 7.3.5.1 Setin başlamasından önce oyuncuların oyun alanındaki yerleriyle pozisyon kağıdı arasında farklılık varsa, oyuncular pozisyon kağıdında gösterilen yerlerine geçmelidirler. Bu durumda ceza verilmez. 7.3.5.2 Aynı şekilde, eğer oyun alanında pozisyon kağıdına yazılmamış bir oyuncu varsa, set başlamadan önce sahadaki diziliş pozisyon kağıdına göre düzeltilmelidir. Bu durumda ceza verilmez. 7.3.5.3 Bununla beraber eğer koç pozisyon kağıdına yazılmamış bir oyuncuyu veya oyuncuları oyun alanında tutmak isterse, kurallara uygun oyuncu değişikliği talep etmelidir. Bu değişiklik veya değişiklikler müsabaka cetveline işlenecektir.

6.3 MAÇ KAZANMAK 6.3.1 Maç, üç seti alan takım tarafından kazanılır. 6.3.2 Setlerde 2-2’lik eşitlik olması halinde, netice seti (5’inci) en az 2 sayı farkla 15 sayı üzerinden oynanır.

1.3OYUN ALANININ ÜZERİNDEKİ ÇİZGİLER 1.3.1 Bütün çizgiler 5 cm. genişliğindedir. Çizgiler, zeminden ve diğer çizgilerden farklı ve açık renkte olmalıdır. 1.3.2 Sınır çizgileri İki yan ve iki dip çizgi oyun alanını belirler. Yan ve dip çizgilerin her ikisi de oyun alanının boyutlarına dahil olarak çizilir. 1.3.3 Orta çizgi Orta çizginin tam ortası oyun alanını 9 x 9 m. boyutlarında iki eşit alana böler. Bu çizgi, filenin tam altından iki yan çizgi arasında uzanır. 1.3.4 Hücum çizgisi Her oyun alanında orta çizginin tam ortasından geriye doğru 3 m.’lik bir hücum çizgisi çizilir. FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda hücum çizgisi yan çizgilerden itibaren toplam 1.75 m.’lik kesik çizgilerle uzatılmıştır. 5 cm. eninde, 15 cm. boyundaki bu 5 adet kısa çizgi 20 cm. aralıklarla çizilmelidir.

libero değişim bölgesi: Libero değişim bölgesi, serbest bölgenin, takım sıraları tarafındaki bir bölümü olup, hücum çizgisi uzantısından dip çizgiye kadar olan alanla sınırlandırılmıştır.

orta çizgi: Orta çizginin tam ortası oyun alanını 9×9 m boyutlarında iki eşit alana böler ; bununla beraber orta çizgi kalınlığının, bütünüyle, her iki oyun alanının da sınırları içerisinde olduğu kabul edilir. Bu çizgi filenin altından iki yan çizgi arasında uzanır.

OYUN ALANI VE GEREÇLERİ

1.5ISI En düşük ısı 10 C’nin (50 F) altında olmayacaktır. FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda maksimum ısı 25 C’den (77 F) daha yüksek ve minimum ısı 16 C’den (61 F) daha düşük olmayacaktır.

9.1 OYUNDAKİ TOP Bat hakemin müsaadesiyle servis için topa vurulduğu an top oyundadır.

hücum çizgisi: Her oyun alanında, arka kenarı, orta çizginin tam ortasından 3 m geride çizilmiş bir hücum çizgisi, ön bölgeyi belirler.

oyuncu değiştirme bölgesi: Oyuncu değiştirme bölgesi, her iki hücum çizgisinin yazı hakemi masasına kadar olan uzantısı ile sınırlıdır.

1. OYUN SAHASI Oyun sahası, oyun alanı ve serbest bölgeden oluşur. Bu saha dikdörtgen ve simetrik olmalıdır.

9.4 HARİÇ TOP Top şu koşullarda “hariçtir”: 9.4.1 zemine temas eden kısmı sınır çizgisinin tamamen dışındaysa; 9.4.2 oyun alanı dışında bir cisme, tavana veya oyun dışındaki bir kişiye değerse; 9.4.3 antenlere, kablolara ve direklere veya yan bantlar dışındaki fileye değerse; 9.4.4 Kural 11.1.2’de belirtilen durum hariç, file dikey düzlemini geçiş boşluğunun kısmen veya tamamen dışından geçerse; 9.4.5 filenin altından alt boşluğu tamamen geçerse (Kural 11.1.3).

Top oyuna servis ile sokulur, servisi atan oyuncu topu filenin üzerinden rakip alana gönderir. Rally, topun oyun alanına değmesi, harice gitmesi veya bir takımın hata yapmasına kadar devam eder.

5.TAKIM LİDERLERİ Takım kaptanı ve koç kendi takım mensuplarının davranış ve disiplininden sorumludur.

3 oyuncunun tamamlanmış bloğu

4–2: İki pasör, iki smaçör ve iki orta oyuncu ile sahaya çıkılan taktiktir. Pasörler arka alanda savunma oyuncusu olarak sayılırken öne geldiklerinde pas atmakla görevlidirler. Hucüm görevinin sürekli olarak iki oyuncuda olması, bu taktiğin zayıf yönüdür.

2.4ANTENLER Anten, 1.80 m. uzunluğunda ve 10 mm. çapında, fiberglas ya da benzeri bir maddeden yapılmış esnek bir çubuktur. Anten yan bandın dış tarafına bağlanır. Antenler karşılıklı olarak filenin ters yönlerine yerleştirilir Antenlerin her birinin 80 cm.’lik üst kısımları filenin üzerinde devam eder ve bu kısımlar zıt (tercihen kırmızı ve beyaz) renkte 10 cm.’lik teritlerle itaretlenir. Antenler filenin bir parçası sayılır ve geçiş boşluğunun yan sınırlarını belirler ( Kural 11.1.1).

1.6AYDINLATMA FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda aydınlatma, oyun sahası yüzeyinden 1 m. yükseklikte ölçülmek suretiyle 1000 ile 1500 lux arasında olacaktır.

Voleybol sahası

4.5YASAKLANMIŞ EŞYALAR 4.5.1 Oyuncuların sakatlanmasına sebep olabilecek veya onlara suni bir avantaj sağlayacak şeylerin kullanılması yasaklanmıştır. 4.5.2 Oyuncular riski kendisine ait olmak kaydıyla gözlük ve lens takabilir.

Oyun bölgeleri

9. OYUNUN SEYRİ

4. TAKIMLAR

ceza sahası: Yaklaşık 1×1 m boyutlarında olan ve 2 bulundurulan bir ceza sahası, her bir dip çizgi uzantısının dışında olacak şekilde, kontrol sahası içinde yer alır. Bu sahalar 5 cm genişliğinde kırmızı bir çizgiyle sınırlandırılabilirler.

ön bölge: Her oyun alanında ön bölge orta çizginin tam ortası ve hücum çizgisinin arka kenarıyla sınırlıdır. Ön bölgenin yan çizgiler dışında serbest bölgenin sonuna kadar uzandığı varsayılır.

5-1: Tek pasör, iki smaçör, iki orta adamı ve bir pasör çaprazıyla sahaya çıkılan taktiktir. Pasör arka alana geçtiğinde, öncelikli olarak bir savunma oyuncusudur. Top pasöre gelirse, pasör topu karşılar ve pası atmakla yükümlü olan oyuncu pasör çaprazı olur, aksi takdirde pasör 3 içine kaçarak pasını atar ve yeniden savunma pozisyonunu alır. Pasörün arkada olduğu pozisyon takımın 3 oyuncusunun hucüm edebildiği, dolayısıyla güçlü oldukları pozisyondur.

Libero: Takımın 6. oyuncusudur. Farklı renkli (genellikle takım formasının tam zıt renginde) forma giyer, diğer oyunculardan farklı olarak oyuncu listesinde adının yanında bir “L” ibaresi bulunur ve bu ibare bu oyuncunun o maç sırasında başka bir görevde kullanılamayacağını gösterir. Takımın savunma oyuncusudur. Oyun sırasında servis atılmadan önce, takımının o sırada savunmada olan oyuncularından biriyle yer değiştirebilir. Bu yer değiştirme, sahanın arka alanından gerçekleştirilir. Arka alanda parmak pas ve manşet alabilirken, topu 3 metre içinde parmak pasla alamaz. Yerine geçtiği oyuncu 4 numaraya geldiğinde ya da başka bir oyuncuyla değişmesi gerekiyorsa oyundan çıkar. Her iki durumda da oyuna tekrar girebilmesi için bir sayı beklemelidir. Servis atamaz ve 3 metre içinden hucüm yapamaz. Arka alandan hucüm yapabilir, ancak zıplayamaz.

6.2 SET KAZANMA Bir set (netice seti -5’inci- hariç) en az 2 sayı farkla 25 sayıya ulaşan takım tarafından kazanılır. Sayılarda 24-24’lük eşitlik olması halinde oyun iki sayılık farka ulaşılana kadar (26-24, 27-25) devam eder.

Orta Oyuncu: 3 numaradan oynayan ve kısa,kurşun paslarla hucüm eden elemanlara denir. Bu görevle 2 oyuncu sahada yer alır. Birisi servise geçtiğinde diğeri (yani “çaprazı”) öne geçer, bu nedenle 3 numaralı bölge de sürekli hucüm bölgesidir.

Voleybolda bir rally kazanan takım bir sayı alır (Rally Sayı Sistemi). Servisi karşılayan takım rallyi kazandığında bir sayı ve servis kullanma hakkı kazanır ve oyuncuları saat yönünde bir pozisyon dönerler.

2.FİLE VE DİREKLER

Oyunun amacı, topu filenin üzerinden göndererek rakip takımın oyun alanında yere değmesini sağlamak ve rakip takımında aynı amaca ulaşmasını önlemektir. Takımların rakip alana gönderirken topa üç kez vurma hakkı vardır (blok teması dışında).

Oyuncuların oyun alanında duruşu

6.1 BİR SAYI ALMAK 6.1.1 Oyun Hataları Ne zaman takım bu kurallara uymayan bir harekette bulunur veya bir şekilde bu kuralları çiğnerse, hakemlerden biri oyun hatası için düdük çalar. Hatalara hakemler karar verir ve kurallara göre cezalarını tayin ederler. 6.1.1.1 eğer art arda iki veya daha fazla hata yapılırsa, sadece ilk yapılan hata dikkate alınır; 6.1.2.2 eğer iki ya da daha fazla hata rakipler tarafından aynı anda yapılırsa, bu bir ÇİFT HATA’dır ve rally tekrarlattırılır. 6.1.2 Bir hatanın sonuçları Her hata rally’nin kaybedilmesiyle sonuçlanır: 6.1.2.1 Eğer hatalı takımın rakibi servis attıysa, bir sayı alır ve servis atmaya devam eder; 6.1.2.2 Eğer hatalı takımın rakibi servis karşıladıysa, bir sayı alır ve servis kullanma hakkı kazanır.

FIVB | FIVB Dünya Sıralaması | Erkekler Dünya Voleybol Şampiyonası | Bayanlar Dünya Voleybol Şampiyonası | Olimpiyatlar | Erkekler Voleybol Dünya Kupası | Bayanlar Voleybol Dünya Kupası | Dünya Ligi | World Grand Prix | Erkekler World Grand Champions Cup | Bayanlar World Grand Champions Cup | Genç Erkekler Dünya Voleybol Şampiyonası | Genç Kızlar Dünya Voleybol Şampiyonası | Yıldız Erkekler Dünya Voleybol Şampiyonası | Yıldız Kızlar Dünya Voleybol Şampiyonası

1.1 ÖLÇÜLER Oyun alanı, 18 x 9 m. ölçülerinde bir dikdörtgendir ve en az 3 m. genişliğinde olan bir serbest bölge ile çevrilmiştir. Oyun sahasının üzerinde bulunan serbest oyun boşluğu, her türlü engelden arındırılmış olmalıdır. Serbest oyun boşluğu, oyun sahasının yüzeyinden ölçüldüğünde en az 7 m. yüksekliğinde olmalıdır. FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda serbest bölge yan çizgilerden ölçüldüğünde en az 5 m. ve dip çizgilerden ölçüldüğünde en az 8 m. genişliğinde olacaktır. Serbest oyun boşluğu ise oyun sahasının yüzeyinden ölçüldüğünde en az 12.5 m. yüksekliğinde olacaktır.

6.4 MAÇTA HAZIR BULUNMAMA VE EKSİK TAKIM 6.4.1 Eğer bir takım sahaya davet edildikten sonra oynamayı reddederse,maçta hazır bulunmadığı ilan edilir ve ceza olarak setleri 25-0, maçı da 3-0’lık sonuçla kaybeder. 6.4.2 Geçerli bir sebep göstermeksizin zamanında oyun alanında bulunmayan bir takımın maçta hazır bulunmadığı ilan edilir ve Kural 6.4.1’deki gibi itlem görür. 6.4.3 Bir takım set veya maç için EKSİK ilan edilirse, seti veya maçı kaybeder (Kural 7.3.1.a). Rakip takıma seti veya maçı kazanması için gerekli sayılar ya da sayı ve setler verilir. Eksik ilan edilen takım ise daha önce aldığı sayı ve setleri aynen muhafaza eder.

8.2 İSTİSNAİ DEĞİŞİKLİK Oyuna devam edemeyecek şekilde sakatlanmış bir oyuncu kurallara uygun olarak değiştirilmelidir. Bu mümkün değilse, Kural 8.1’de belirtilen sınırlamalar dışında takıma bir İSTİSNAİ değişiklik yapma hakkı tanınır. İstisnai değişiklik, sakatlanma anında oyun alanında olmayan herhangi bir oyuncunun (libero dışında) sakatlanan oyuncunun yerine oyuna girmesi demektir. Sakatlanan oyuncuya değiştirildikten sonra tekrar maça girme izni verilmez.

File

8.3 İHRAÇTAN DOLAYI DEĞİŞİKLİK OYUNDAN ÇIKARILAN veya DİSKALİFİYE edilen bir oyuncu (Kural 21.2.3 ve 21.2.4) kurallara uygun olarak değiştirilmelidir. Bu mümkün değilse,takım EKSİK ilan edilir (Kural 6.4.3).

2.2YAPISI File, 1 m. genişliğinde, 9.50 m. uzunluğundadır ve 10 cm’lik karelerden müteşekkil siyah iplerden yapılmıştır. Filenin üst kısmında 5 cm. genişliğinde, iki kat beyaz çadır bezinden yapılmış yatay bir bant file boyunca dikilmiştir. Bandın her iki ucunda onu direklere bağlayan ve gergin durmasını sağlayan bir ipin geçtiği bir delik bulunur. Bandın içinden geçen elastiki kablo fileyi direklere bağlar ve üst kısmının gergin durmasını sağlar. Filenin alt kısmında (yatay bantsız) kareler arasından geçen bir ip onu direklere bağlar ve filenin alt kısmının gergin durmasını sağlar.

1.2OYUN SAHASININ YÜZEYİ 1.2.1 Sahanın yüzeyi düz, yatay ve yeknesak olmalıdır. Oyuncular için sakatlanmaya yol açacak herhangi bir tehlike teşkil etmemelidir. Pürüzlü ve kaygan yüzeylerde oynanması yasaktır. FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda sadece veya sentetik bir yüzeyin kullanılmasına izin verilir. Bu yüzey daha önce FIVB tarafından onaylanmış olmalıdır. 1.2.2 Kapalı salonlarda oyun alanının yüzeyi açık renkte olmalıdır. FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nda çizgiler için beyaz, oyun alanı ve serbest bölge için farklı renkler kullanılmalıdır. 1.2.3 Açık hava sahalarında drenaj amacıyla her metre için 5 mm.’lik bir eğime müsaade edilir. Saha çizgilerinin sert bir maddeden oluşturulması yasaktır.

3.2TOPLARIN BENZERLİĞİ Bir müsabakada kullanılan tüm toplar genişliği, ağırlık, basınç, cins ve renk olarak aynı özellikte olmalıdır. FIVB’nin Dünya Müsabakaları’nın, Kıtasal ve Ulusal ya da Lig Şampiyonaları’nın FIVB onaylı toplarla oynanması gerekir.

7.7 DÖNÜŞ HATALARI 7.7.1 Dönüş hatası, SERVİSİN dönüş sırasına göre atılmadığı zaman yapılır (Kural 7.6.1). Bu durum aşağıdaki sonuçları doğurur: 7.7.1.1 takım rally’nin kaybedilmesiyle cezalandırılır (Kural 6.1.2); rakip takım bir sayı alır (Kural 6.2) ve servis atma hakkı kazanır; 7.7.1.2 oyuncuların dönüş sırası düzeltilir. 7.7.2 Buna ilave olarak yazı hakemi hatanın yapıldığı anı tam olarak belirleyecek ve takımın hata yaptıktan sonra kazandığı bütün sayılar iptal edilecektir. Rakip takımın sayıları geçerli kalır. Eğer hatanın yapıldığı an tespit edilemiyorsa, kazanılmış sayılar iptal edilmez; uygulanacak tek ceza rally kaybıdır.

Oyunda olmayan oyuncular oyun esnasında ısınma sahasında, molalarda ve teknik molalarda kendi oyun alanlarının arkasındaki serbest bölgede topsuz olarak, set aralarında serbest bölge içinde top kullanarak ısınabilirler.

7.4 POZİSYONLAR Servis atan oyuncunun topa vurduğu anda her takım kendi oyun alanında dönüş sırasına göre pozisyon almalıdır (servis atan oyuncu hariç). 7.4.1 Oyuncuların pozisyonları aşağıdaki gibi numaralandırılmıştır: 7.4.1.1 Filenin önünde bulunan üç oyuncu ön hat oyuncusudur ve 4 (ön-sol), 3 (ön-orta), 2 (ön-sağ) numaralı pozisyonlarda dururlar. 7.4.1.2 Diğer üç oyuncu arka hat oyuncusudur ve 5 (arka-sol), 6 (arka-orta), 1 (arka-sağ) numaralı pozisyonlarda dururlar. 7.4.2 Oyuncular arasındaki bağlantılı pozisyonlar 7.4.2.1 Her arka hat oyuncusu kendisiyle ilgili ön hat oyuncusuna göre filenin daha gerisinde yer almalıdır. 7.4.2.2 Ön hat ve arka hat oyuncuları, Kural 7.4.1’de belirtilen sıraya göre birbirlerinin yanında durmalıdırlar. 7.4.3 Oyuncuların pozisyonları, yere temas eden ayaklarının pozisyonlarına göre ve aşağıda belirtilen şekilde tespit ve kontrol edilir: 7.4.3.1 her ön hat oyuncusunun ayağının en azından bir kısmı orta çizgiye kendisiyle ilgili arka hat oyuncusunun ayaklarından daha yakın olmalıdır. 7.4.3.2 sağ (sol) tarafta bulunan her oyuncunun ayağının en azından bir kısmı sağ (sol) taraftaki yan çizgiye kendi sırasında ortada bulunan oyuncunu ayaklarından daha yakın olmalıdır. 7.4.4 Servis atıldıktan sonra oyuncular her tarafa hareket edebilir ve kendi oyun alanlarında veya serbest bölgede herhangi bir pozisyon alabilirler.

2.3 YAN BANTLAR İki adet beyaz bant, her iki yan çizginin üzerinde yer alacak şekilde fileye dik olarak bağlanır. Bunlar 5 cm. genişliğinde ve 1 m. uzunluğunda olup filenin bir parçası olarak kabul edilir.

Pasör: Smaçörlere pas dağıtan oyuncudur. 3 numarada oynar. oyunu asıl yönlendiren oyuncudur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Voleybol

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Periyodik elementler tablosunu

Yazan: admin | -1 | Perşembe 25 Şubat 2010 12:45

Daha sonraları elementlerin ağırlıkları yeniden belirlenip periyodik tabloda düzeltmeler yapıldıysa da, Mendeleyev ile Meyer’in 1871 deki tablolarında özelliklerine bakılarak yerleştirilmiş olan bazı elementlerin bu yerleri, ağarlıklarına göre dizilme düzenine uymuyordu. Örneğin argon – potasyum, kobalt – nikel ve tellür – iyot çiftlerinde, birinci elementlerin ağırlıkları daha büyük olmakla birlikte periyodik sistemdeki konumları ikinci elementlerden önce geliyordu. Bu tutarsızlık yapısının iyice anlaşılmasından sonra çözümlendi.

Mendeleyev’in hazırladığı ilk 17 grup (sütun) ile 7 periyottan oluşuyordu ; periyotlardan, potasyumdan broma ve rubidyumdan iyoda kadar olan elementlerin sıralandığı ikisi tümüyle doluydu ; bunun üstünde, her birinde 7 element bulunan (lityumdan flüora ve sodyumdan klora) iki kısmen dolu periyot ile altında üç boş periyot bulunuyordu. Mendeleyev 1871 de tablosunu yeniden düzenledi ve 17 elementin yerini (doğru biçimde) değiştirdi. Daha sonra Lothar Meyer ile birlikte, uzun periyotların her birinin 7 elementlik iki periyoda ayrıldığı ve 8. gruba demir, kobalt, nikel gibi üç merkezi elementin yerleştirildiği 8 sütunluk yeni bir tablo hazırladı.

b) Atom çapı ve hacmi büyür.

19. yüzyıl başlarında kimyasal çözümleme yöntemlerinde hızlı gelişmeler elementlerin ve bileşiklerin fiziksel ve kimyasal özelliklerine ilişkin çok geniş bir bilgi birikimine neden oldu. Bunun sonucunda adamları elementler için çeşitli sınıflandırma sistemleri bulmaya çalıştılar. Rus kimyacı Dimitriy İvanoviç Mendeleyev 1860′larda elementlerin özellikleri arasındaki ilişkileri ayrıntılı olarak araştırmaya başladı.

Periyodik sistemin bugün kullanılan uzun Periyotlu biçiminde, doğal olarak bulunmuş ya da yapay yolla elde edilmiş olan 107 element artan atom numaralarına göre yedi yatay periyotta sıralanır ; lantandan (atom numarası 57) lütesyuma (71) kadar uzanan lantanitler dizisi ile aktinyumdan (89) lavrensiyuma (103) aktinitler dizisi bu periyotların altında ayrıca sıralanır. Periyotların uzunlukları farklıdır. İlk periyot hidrojen periyodudur. Ve burada hidrojen (1) ile helyum (21) yer alır. Bunun ardından her birinde 8 element bulunan iki kısa periyot uzanır. Birinci kısa periyotta lityumdan (3) neona (10) kadar olan elementler, ikinci kısa periyotta ise sodyumdan (11) argona (18) kadar olan elementler yer alır. Bunları, her birinde 18 elementin bulunduğu iki uzun periyot izler. Birinci uzun periyotta potasyumdan (19) kriptona (36), ikinci uzun periyotta rubidyumdan (37) ksenona (54) kadar olan elementler bulunur. Sezyumdan (55) radona (86) kadar uzanan 32 elementlik çok uzun altıncı periyot, lantanitlerin ayrı tutulmasıyla 18 sütunda toplanmıştır ve özellikleri birinci ve ikinci uzun periyottaki elementlerinkine çok benzeyen elementler bu elementlerin altında yer alır. 32 elementlik en son uzun periyot tamamlanmamıştır. Bu periyot ikinci en uzun periyottur ve atom numarası 118 olan elementlerle tamamlanacaktır.

Periyodik Tablonun Tarihçesi

I. grup alkali metaller grubudur ; lityum ve sodyumun yanı potasyumdan fransiyuma kadar inen metalleri kapsayan bu grup, farklı özelliklere sahip Ib grubu metallerini içermez. Aynı biçimde, berilyumdan radyuma kadar inen elementleri kapsayan II. grup toprak alkali metallerdir ve IIb grubundaki elementleri kapsamaz. III. grubu oluşturan bor grubu elementlerinin özellikleri, IIIa grubunun mu yoksa IIIb grubunun mu, bu grupta yer alacağı sorusuna kesin bir yanıt getirmez, ama çoğunlukla IIIa grubu elementleri bor grubu olarak düşünülür. IV. grubu karbon grubu elementleri oluşturur ; bu grup , kalay, kurşun, gibi elementleri kapsar. Azot grubu elementleri V. grupta toplanmışlardır. VI. grup oksijen grubu elementlerinden, VII. grup ise halojenlerden oluşur.

f) Elementlerin, oksitlerin ve hidroksitlerin baz özelliği artar, asit özelliği azalır.

Bir Grupta Yukarıdan Aşağıya Doğru İnildikçe ;

g) Elementlerin indirgen özelliği artar, yükseltgen özelliği azalır.

e) Elementlerin özelliği artar, ametal özelliği azalır.

c) İyonlaşma enerjisi artar.

e) Elementlerin metal özelliği azalır, ametal özelliği artar. (8A hariç)

d) İyonlaşma enerjisi, elektron ilgisi ve elektronegatiflik azalır.

Periyodik kimyasal elementlerin sınıflandırılmasına yarayan tablodur. Bu tablo bilinen bütün elementlerin artan atom numaralarına (buna proton sayısı da denir) göre bir sıralanışdır. Periyodik cetvelden önce de bu yönde çalışmalar yapılmış olmakla birlikte, icadı genellikle Rus kimyager Dimitri Mendeleyev’e maledilir. 1869′da Mendeleyev, tabloyu, atomların artan atom ağırlıklarına göre sıralandıklarında belli özelliklerin tekrarlanıyor olmasından oluşturmuştur.

b) Atom çapı ve hacmi küçülür.

Bir grupta yukarıdan aşağıya inildikçe,

Hidrojen elementi bazı tablolarda Ia grubunda gösterilmekle birlikte kimyasal özellikleri alkali metallere ya da halojenlere çok benzemez ve elementler arasında benzersiz özelliklere sahip tek elementtir. Bu nedenle hiç bir grubun kapsamında değildir. Uzun periyotların (4., 5. Ve 6. periyotlar) orta bölümünde yer alan IIIb, IVb, Vb, VIIb, Ib gruplarındaki ve VIII. gruptaki 56 elemente geçiş elementleri denir.

c) Değerlik elektron sayısı değişmez.

1869′da, elementlerin artan atom ağırlıklarına göre dizildiklerinde özelliklerinin de periyodik olarak değiştiğini ifade eden periyodik yasayı geliştirdi ve gözlemlediği bağlantıları sergilemek için bir periyodik tablo hazırladı. Alman kimyacı Lothar Meyer de, Mendeleyev’den bağımsız olarak hemen hemen aynı zamanda benzer bir sınıflandırma yöntemi geliştirdi. Mendeleyev’in periyodik tablosu o güne değin tek başına incelenmiş kimyasal bağlantıların pek çoğunun birlikte gözlemlenmesini de olanaklı kıldı. Ama bu sistem önceleri pek kabul görmedi. Mendeleyev tablosunda bazı boşluklar bıraktı ve bu yerlerin henüz bulunmamış elementlerle doldurulacağını ön gördü. Gerçekten de bunu izleyen 20 yıl içinde skandiyum, galyum ve germanyum elementleri bulunarak boşluklar doldurulmaya başlandı.

d) Elektron ilgisi ve elektronegatifliği artar. (8A hariç)

Helyum, neon, argon, kripton, ksenon ve radondan oluşan altı soy , tümüyle dolu altı periyodun sonunda yer alır ve bunlar periyodik sistemin 0 grubunu oluştururlar. Lityumdan flüora ve sodyumdan klora kadar uzanan ikinci ve üçüncü periyottaki yedişer element ise sırasıyla I., II., III., IV., V., VI., VII. grupları oluştururlar. Dördüncü periyotta yer alan, potasyumdan broma kadar sıralanan 17 elementin özellikleri farklıdır. Bunların periyodik sistemde 17 alt grup oluşturdukları düşünülebilir, ama bu elementler geleneksel olarak 15 alt grupta toplanırlar ve demir, kobalt, nikel ve bundan sonraki periyotta benzer özellikte olan elementler tek bir grupta, VIII. Grupta yer alırlar. Potasyumdan (19) manganeze (25) kadar olan elementler sırasıyla Ia, IIa, IIIa, IVa, Va, VIa, VIIa alt gruplarında, bakırdan (29) broma (35) kadar olan elementler de Ib, IIb, IIIb, IVb, Vb, VIb, VIIb, alt gruplarında toplanırlar.

Yaklaşık 1910′da Sir Ernest Rutherford’un ağır atom çekirdeklerin- den alfa parçacıkları saçılımı üzerine yaptığı deneyler sonucunda çekirdek yükü kavramı geliştirildi. Çekirdek yükünü elektron yüküne oranı kabaca atom ağırlığının yarısı kadardı. A. van den Broek 1911′de, atom numarası olarak tanımlanan bu niceliğin elementin periyodik sistemindeki sıra numarası olarak kabul edilebileceği görüşünü ortaya attı. Bu öneri H.G.J. Moseley’in pek çok elementin özgün X ışını tayf çizgi- lerinin dalga boylarını ölçmesiyle doğrulandı. Bundan sonra elementler periyodik tabloda artan atom numaralarına göre sıralanmaya başladı. Periyodik sistem, Bohr’un 1913′te başlattığı atomların elektron yapıları ve tayfın kuvantum kuramı üzerindeki çalışmalarla açıklığa kavuştu.

a) Proton sayısı, nötron sayısı, elektron sayısı, çekirdek yükü, Atom no, Kütle no artar.

Bir Periyotta Soldan Sağa Doğru Gidildikçe ;

a) Atom no, kütle no, proton sayısı, atom kütlesi, nötron sayısı, elektron sayısı, değerlik elektron sayısı artar.

f) Elementlerin oksitlerinin ve hidroksitlerinin baz özelliği azalır, asitlik özellik artar. (8A hariç)

Lord Rayleigh (Jonh William Strutt) ve Sir William Ramsay’in 1894 den başlayarak soygazlar olarak anılan helyum, neon, argon, kripton, radon ve ksenonu bulmalarından sonra, Mendeleyev ve öbür kimyacılar periyodik tabloya yeni bir “sıfır” grubunun eklenmesini önerdiler ve sıfırdan sekize kadar olan grupların yer aldığı kısa periyotlu tabloyu geliştirdiler. Bu tablo 1930′lara değin kullanıldı.

Bir periyotta soldan sağa doğru gidildikçe,

g) Elementlerin indirgen özelliği azalır, yükseltgen özelliği artar. (8A hariç)

Sağdan sola doğru gidildikçe ise tam tersi olur… aşağıdan yukarı gidildikçe ise tam tersi olur… Bu yüzden çaprazlama gidilirse atom çapı her zaman büyür.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Periyodik_elementler_tablosu

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,

Dmitri Mendeleev kimdir

Yazan: admin | Mucitler | Perşembe 25 Şubat 2010 12:45

Daha 32 yaşında iken St. Petersburg Üniversitesi’nde profesörü oldu. Düzenlilikleri araştırmak için, elementleri özeliklerine göre sıraladı. Böylece kimyacıların sessiz bilgisayarı olan periyodik cetveli elde etti. Bu cetvelden yola çıkarak o zaman henüz bazı elementlerin bulunacağını ve onların bazı özeliklerini öngördü.

, Mendeleyev’in mükemmel yorumculuğu ve üretici zekasının çarpıcı bir ürünüdür. Mendeleyev’in 25 büyük kitaptan oluşan diğer çalışmaları da oldukça ilginçtir. O’nun izomorfizm hakkındaki bilgileri organize etmesi, jeokimyanın gelişmesini sağlamıştır. Ayrıca, kritik kaynama noktasını bulup, çözeltilerin hidrat teorisini geliştirmesi onun büyük bir fizikokimyacı olarak anılmasına sebep olmuştur. Mendeleyev, 70 kadar akademi ve ilim topluluğunun üyesi idi. Kendi deyimiyle onun birinci hizmeti ilmi araştırmaları, ikincisi ise öğretmenlikti.

1955 yılında Glenn Seaborg başkanlığındaki ABD’li fizikçiler tarafından sentezlenen 101 numaralı elemente, Dimitri Mendelyev onuruna “mendelevyum” adı verilmiştir.

Mendeleyev, St. Petersburg (Leningrad) Üniversitesi’nde kendini tanıttı ve doktorasını ilginç bir konu olan “alkol ve suyun birleşmesi” tezi üzerinde yaptı. Fransa ve Almanya’daki incelemeleri, ona, 1858 Karlsruhe Kimya Konferansına katılma olanağını sağladı. Bu konferansta Avogadro Hipotezi üzerinde ateşli tartışmalar yapılmıştı. Daha sonra, ilk petrol kuyusunu görmek için Pennsylvania’daki petrol bölgelerini gezdi. Rusya’ya döndükten sonra yeni bir ticari damıtma yöntemi geliştirdi.

Ailesinin 17 çocuğundan en küçüğü olan Mendeleyev’in büyük babası Sibirya’nın ilk gazetesini çıkarıyordu; babası ise bir lise müdürüydü. Mendeleev, ilköğretimini sürgünde yaptı; babası ölünce annesi ona daha iyi öğrenim koşulları sağlamak amacıyla batıya göçtü.

Bu yorulmaz deneyci ve öğretmen, toplumsal konularla da ilgiliydi. Hükümetin işlerine karışmaması için, verilen emri dinlemektense profesörlükten istifa etmeyi uygun buldu. Liberal düşünceleri destekliyor, saçlarını kestirmeyi reddediyor ve Çar’ın isteklerine karşı koyuyordu. Buna karşın “Ağırlıklar ve Ölçüler Bürosu” müdürlüğüne atandı. Mendeleyev, ilk periyodik cetveli bastırdığı zaman henüz 63 element biliniyordu. Ölümünden bir yıl sonra bilinen element sayısı 86 ya çıkmıştı. Bu hızlı artış, kimyanın en önemli genellemesi olan periyodik yoluyla sağlanmıştır.

Varlığını bildirdiği elementlerden bazıları birkaç yıl sonra bulununca periyodik tablonun önemi anlaşıldı ve Mendeleev, büyük bir bilgin olarak tanındı.

Dimitri İvanoviç Mendeleev, kiril alfabesiyle: Дми́трий Ива́нович Менделе́ев (Dmitriy İvanoviç Mendelyeev)(d. 8 Şubat 1834 Tobalska – ö. 2 Şubat 1907 St. Petersburg), Rus bilimadamı.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Dmitri_Mendeleev

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,

hidrojen

Yazan: admin | icatlar | Pazar 21 Şubat 2010 23:36

Hidrojen (H)

0.00008988 g/cm³

Hidrojen (: ὑδρογόνο = su yapan; Osmanlıca müvellidülmâ = su yapan), element sembolü H olan, 1 sayılı kimyasal elementtir. Standart sıcaklık ve basınç altında renksiz, kokusuz, metalik olmayan, tatsız, oldukça yanıcı ve H2 olarak bulunan bir biatomik gazdır. 1.00794 g/mollük atomik kütlesi ile tüm elementler arasında en hafif elementtir. Periyodik cetvelde sol üst köşede yer alır.

Hidrojen, evrenin kütlesinin %75′ni oluşturan ve evrende en çok bulunan elementtir.[1] Ana hatta bulunan yıldızların çoğunluğu plazma halinde olan hidrojenden oluşur. Elementel hidrojen dünyada az bulunur. Endüstride metan gibi hidrokarbonlardan üretilebildiği gibi, pahalı olsa da suyun elektrolizinden de üretilebilir.

Hidrojenin en yaygın doğal izotopu, nötronsuz protiyumdur. Hidrojen pek çok elementle bileşik verebilir, suda ve pek çok organik molekülde bulunur. Suda çözünen moleküller arasındaki asit-baz tepkimlerinde önemli rol oynar. Schrödinger denkleminin analitik olarak çözülebildiği tek nötral molekül olduğu için, hidrojen atomunun enerji basamakları ve bağ özellikleri kuantum mekaniğinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Hidrojen 1500′lü yıllarda keşfedilmiş, 1700′lü yıllarda yanabilme özelliğinin farkına varılmış, evrenin en basit ve en çok bulunan elementi olup, renksiz, kokusuz, havadan 14.4 kez daha hafif ve tamamen zehirsiz bir gazdır.

ve diğer yıldızların termonükleer tepkimeye vermiş olduğu ısının yakıtı hidrojen olup, evrenin temel enerji kaynağıdır. -252.77 °C’da sıvı hale getirilebilir. Sıvı hidrojenin hacmi halindeki hacminin sadece 1/700′ü kadardır. Hidrojen bilinen tüm yakıtlar içerisinde birim kütle başına en yüksek enerji içeriğine sahiptir. 1 kg hidrojen 2.1 kg doğalgaz veya 2.8 kg petrolun sahip olduğu enerjiye sahiptir. Ancak birim enerji başına hacmi yüksektir.

Hidrojen gazını yapay olarak ilk defa T. Von Hohenheim (ayrıca Paracelsus, 1493 – 1521, olarak da bilinir) tarafından güçlü asitlerle metalleri karıştırarak elde etmiştir. Bu kimyasal reaksiyon sonucu elde edilen bu yanıcı gazın yeni bir element olduğunun farkına varamamıştır. 1671 yılında hidrojen Robert Boyle tarafından demir çubuk ve seyreltik asit çözeltilerinin reaksiyonu sonucu üretilerek yeniden keşfedilmiştir. 1766 yılında Henry Cavendish metal asit reaksiyonuyla elde edilen, havada yanan, yandığı zaman su açığa çıkaran hidrojenin ayrı bir element olduğunun farkına varmıştır. Cavendish’in hidrojenle tanışması cıva ve asitlerle yaptığı deneyler zamanında olmuştur. Başlangıçta hidrojenin cıvayı oluşturan birimlerden biri olduğunu, cıvanın asitle reaksiyonundan ortaya çıktığını düşünmüş, buna rağmen hidrojenin pek çok önemli özelliğini gerçekci şekilde tasvir edebilmiştir. 1783′te Antoine Lavoiser Laplace ile Cavendish’in bulduklarını tekrarlarken, yandığı zaman su üreten bu gaza hidrojen adını vermiştir. Hidrojenin ilk kullanım yerlerinden biri balonlar ve daha sonraları zeplinlerdir. Bu amaçlar için hidrojen metalik demir ve sülfürik asidin reaksiyona girmesiyle elde edilmiştir. Hidrojen Hindenburg adlı, havada yanarak yok olan zeplinde kullanılmıştır. Balonlarda daha sonraları oldukça patlayıcı olan hidrojenin yerine inert helyum kullanılmıştır.

Hidrojen gazını yapay olarak ilk defa T. Von Hohenheim (ayrıca Paracelsus, 1493 – 1521, olarak da bilinir) tarafından güçlü asitlerle metalleri karıştırarak elde etmiştir. Bu kimyasal reaksiyon sonucu elde edilen bu yanıcı gazın yeni bir element olduğunun farkına varamamıştır. 1671 yılında hidrojen Robert Boyle tarafından demir çubuk ve seyreltik asit çözeltilerinin reaksiyonu sonucu üretilerek yeniden keşfedilmiştir. 1766 yılında Henry Cavendish metal asit reaksiyonuyla elde edilen, havada yanan, yandığı zaman su açığa çıkaran hidrojenin ayrı bir element olduğunun farkına varmıştır. Cavendish’in hidrojenle tanışması cıva ve asitlerle yaptığı deneyler zamanında olmuştur. Başlangıçta hidrojenin cıvayı oluşturan birimlerden biri olduğunu, cıvanın asitle reaksiyonundan ortaya çıktığını düşünmüş, buna rağmen hidrojenin pek çok önemli özelliğini gerçekci şekilde tasvir edebilmiştir. 1783′te Antoine Lavoiser Laplace ile Cavendish’in bulduklarını tekrarlarken, yandığı zaman su üreten bu gaza hidrojen adını vermiştir. Hidrojenin ilk kullanım yerlerinden biri balonlar ve daha sonraları zeplinlerdir. Bu amaçlar için hidrojen metalik demir ve sülfürik asidin reaksiyona girmesiyle elde edilmiştir. Hidrojen Hindenburg adlı, havada yanarak yok olan zeplinde kullanılmıştır. Balonlarda daha sonraları oldukça patlayıcı olan hidrojenin yerine inert helyum kullanılmıştır.

1 proton ve 1 elektrondan oluşan hidrojen atomu, basit atomik yapısı, emilim ve yayma spekturumu sayesinde atomik yapının geliştirilmesinde önemli rol oynamıştır. Hidrojen molekülünün ve ona karşılık gelen H2+ katyonu basit yapısı kimyasal bağların doğası hakkında önemli bilgiler vermiş, bunu 1920′li yıllların ortalarında hidrojen atomunun kuantum mekaniği uygulaması izlemiştir.

Hidrojen evrenin kütlece %75′ini, atom sayıca %90′nı oluşturur ve bu oranlarıyla evrende en çok bulunan elementtir. Bu element yıldızlarda, dev gaz gezegenlerinde büyük miktarda bulunur. Moleküler hidrojen bulutları yıldızların oluşumuyla bağlantılıdır. Hidrojen yıldızların proton-proton nükleer füzyon reaksiyonuyla enerji üretmesinde önemli rol oynar.

Evrende hidrojen atomik ya da plazma halinde bulunur. Plasma hali atomik halinden oldukça farklıdır. Bu halde hidrojen elektronu ve protonu bağlı değildir ve bu oldukça yüksek iletkenliği ve ışık yayılımına (güneş ve diğer yıldızlar ışık yayar) sahiptir. Yüklü partiküller ve manyetik alanlarda oldukça etkilenirler. Mesala, güneş rüzgarında dünyanın magnetospheri ile etkileşerek Birkeland akımları ve auroraya yol açarlar. Uzayda hidrojen nötral atomik halde bulunur.

Normal şartlar altında hidrojen biatomik gaz (H2) halinde bulunur. Hafifliği nedeniyle diğer daha ağır gazlara göre yerçekimi kuvvetinden kolayca kurtulur. Bu nedenle dünya atmosferinde hidrojen gazı oranı oldukça düşüktür (hacimce 1 ppm). Hidrojen atomu ve H2 molekülü uzayda bolca bulunduğu halde dünya da bunların üretimi ve saflaştırılması oldukça güçtür. Bütün bunlara rağmen hidrojen dünyada en çok bulunan üçüncü elementtir. yeryüzündeki hidrojen su, hidrokarbonlar gibi kimyasal bileşiklerin içinde bulunur. Hidrojen gazı bazı bakteri ve algae tarafından üretilir. Günümüzde methan gazı önemi artan bir hidrojen kaynağıdır.

Hidrojenin doğada üç izotopu vardır. Bunlar 1H, 2H, ve 3H. Oldukça kararsız diğer izotoplar (4H – 7H) laboratuar koşullarında sentezlenmiştir.

Hidrojen, izotoplarının değişik isimleri olan tek elementtir. IA grubu elementleri, Ca, Sr,Ba gibi aktif metallerin su ile reaksiyonu sonucunda hidrojen gazı elde edilir.

Ca(k) + 2H2O à Ca2+ (aq) + 2OH-(aq) + H2 (g)

Hidrojen zehirsiz ve havadan 14,4 kez daha hafif bir gazdır. Güneş ve diğer yıldızların termonükleer tepkimeyle vermiş olduğu ısının yakıtı hidrojen olup, evrenin temel enerji kaynağıdır. -252,77 °C’ta sıvı hale getirilebilir. Sıvı hidrojenin hacmi gaz halindeki hacminin sadece 1/700′ü kadardır. Hidrojen bilinen tüm yakıtlar içerisinde birim kütle başına en yüksek enerji içeriğine sahiptir (Üst ısıl değeri 140,9 MJ/kg, alt ısıl değeri 120,7 MJ/kg). 1 kg hidrojen, 2,1 kg doğalgaz veya 2,8 kg petrolün sahip olduğu enerjiye sahiptir. Petrol yakıtlarına göre ortalama 1,33 kat daha verimli bir yakıttır. Buna karşın, enerji olarak kullanılabilmesi için doğadaki bileşiklerden ayrıştırılması gerekir. Üretilmesi de göz önünde bulundurulduğunda petrol gibi hazır yakıtlar kadar kârlı değildir. Ancak hidrojenin diğer yakıtlardan önemli bir farkı, güneş veya rüzgar enerjisinin yardımıyla sudan üretilebilmesi ve kullanıldığında tekrar suya dönüşebilmesidir. Bu özellik hidrojenin herkesin üretimine ve kullanımına açık bir yakıt olmasını sağlar.

Hidrojen doğada serbest halde bulunmaz, bileşikler halinde bulunur. En çok bilinen bileşiği ise sudur. Isı ve patlama enerjisi gerektiren her alanda kullanımı temiz ve kolay olan hidrojenin yakıt olarak kullanıldığı enerji sistemlerinde, atmosfere atılan ürün sadece su ve/veya su buharı olur. Bunun dışında çevreyi kirleten hiçbir gaz ve zararlı kimyasal madde (karbonmonoksit veya karbondioksit gibi) üretimi olmaz.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Hidrojen

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Johannes Kepler kimdir

Yazan: admin | Mucitler | Çarşamba 10 Şubat 2010 10:43

Johannes Kepler (d. 27 Aralık 1571 – ö. 15 Kasım 1630), Alman gökbilimci, fizikçi ve matematikçi.Kepler 1571 yılında Almanya’nın güneyinde bulunan Weil’da doğdu. Çocukluğunda çok hasta olmasından dolayı ellerinde ve gözlerinde kalıcı bozukluk olmuştu. Buna rağmen Tübingen Üniversitesi’ne girdi ve öğrenim gördü. 1591′de yüksek lisans derecesi aldı. Graz’da profesörlüğü yaptı. Bu dönemde yazdığı Mysterium cosmographicum (Evrenin Gizleri, 1596) adlı yapıtında açıkladığı gezegen sistemiyle ünlü astronomlar arasına katıldı. 1598′de Graz’daki protestanların kenti terk etmelerinin istenmesi üzerine Kepler dönemin ünlü astronomu olan ve Prag’da devlet matematikçisi olarak çalışan Danimarkalı astronom Tycho Brahe’nin çağrısıyla Prag’a yerleşti. Tycho’nun ölümü üzerine İmparator II. Rudolf tarafından onun yerine atandı. Tycho Brahe’nin derlediği değerli astronomik gözlemlerden yararlanan Kepler, gezegenlerin hareketleriyle ilgili çalışmaları sırasında Mars’ın yörüngesini incelerken kendi adıyla anılan yasaların ilk ikisini buldu. II. Rudolf’un yerine geçen kardeşi, Kepler’i Yukarı Avusturya devletleri matematikçisi olarak atadı. Linz’de kaldığı 14 yıl içinde iki kitap yazan Kepler, burada üçüncü yasasını keşfetti. 1. yasası: Bütün gezegenler, odaklarından birinde ’in bulunduğu elips biçimli yörüngeler üzerinde hareket eder. 2. yasası: Bir gezegeni ’e bağlayan doğru parçası eşit zaman aralıklarında eşit alanlar tarar. 3. yasası: Gezengenlerin dolanım sürelerinin karesi ile ’e olan uzaklıklarının küpünün oranı tüm gezegenler için aynıdır.1626′da Avusturya’da Protestanlara karşı başlayan yıldırma ve baskı, Kepler’in önce Ulm, daha sonra Regensburg kentlerinde zor bir hayat sürmesine neden oldu.1627′de Tabulae Rudophinae (Rudolf Cetvelleri) başlığı altında gezegenlerin temel tablolarını yayınladı. Kepler, astroloji gibi mistik olaylara inanmasına karşın astronomi bilimine olan büyük katkılarıyla bu bilimin çehresini değiştirdi.1629′da Silezya’ya çağrıldı. Orada bir yıl çalıştıktan sonra, 1630 yılında Almanyanın Regensburg kentinde öldü.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Johannes_Kepler

Tags: , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , ,

John Napier ki

Yazan: admin | Mucitler | Pazartesi 8 Şubat 2010 01:20

veya latinceleştirildi Neper, Merchiston-Edinburgh’da 1550 yılında doğdu, 4 Nisan 1617 in Merchiston Castle’de öldü. Merchiston Baronu ve İskoçya’lı bir matematikçi olan Napier, logaritmanın bulucusu olarak bilinir.

Napier, Saint Andrews Üniversitesinde eğitim görmüş ve matematiği de içinden gelen bir merak olarak izlemiştir. Kendisi, amatör bir matematikçidir. Sayısal hesaplamaları kolaylaştıracak bir yol ararken, önce Napier cetvelleri diye bilinen, üzerinde rakamlar yazılmış küçük değnekler yardımıyla yapılan bir çarpma veya bölme yöntemi buldu. 1, 2, 3,… şeklindeki aritmetik dizi ile, buna karşılık gelen 10, 100, 1000,… biçimindeki geometrik dizi arasındaki, ilişkiyi gördü. 1614 yılında yazdığı “ Kurallarının Tanımı” adlı eserinde, aritmetik dizi ile geometrik dizinin karşılaştırılmasından, matematiğe logaritma kavramını getirdi. Günümüzdekilerden farklı olarak kurulan bu diziler, logaritmayı, sayısının azalan bir fonksiyonu olarak tanımlıyordu. Buradaki aritmetik dizi, geometrik dizinin logaritmasıdır.

Oxford Üniversitesi profesörü Henri Briggs, Napier’in bu buluşunu benimsedi ve adi log cetvelinin hazırlanmasıyla ilgili düşüncelerini Napier’e açıklamak için Edinburgh’a gitti. Napier, 1618 ve 1624 yılları arasında kusursuz iki logaritma cetveli yayınladı. Bu eser onun tam yirmi yıllık bir çalışmasının ürünüdür. Napier’in bu konuda çok sayıda eseri vardır. Bazı makinelerinin temellerini veren iki kitabı, 1617 yılında yayınlandı.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/John_Napier

Tags: , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , ,

pusulayı kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Pazar 7 Aralık 2008 00:13

Dünyanın şeklinden dolayı kuzey ve yarım kürede manyetik alanlar oluşur.
Bu prensipden yola çıkarak .
Peki pusulayı kim buldu derseniz bu konuda bir çok fikir bulunmakla birlikte en çok çinlilerin icat ettiğine dair bilgiler var elimizde.
Pusulanın icat edildi sorusuna da m.s. 100 diyebiliriz.

Tarihçesi

Isın sülâlesi zamanında (265-419), Çinlilerin kendilerine mal ettikleri bu icadın gerçek mucitleri Normanlardır. Normanlar 874′te İzlanda’yı fethetmişler, 932′de Grönland’ı keşfetmişler ve 1000 yılında; yani Kolomb‘dan beş yüzyıl önce, Amerika‘ya ayak basmışlardı.

Fransa’da pusuladan ilk olarak 1200′de söz edilmeye başlandı. Bunu, 1207′de İngiltere ve 1213′te İzlanda izledi. O zamanlar pusulanın ilkel bir yapısı vardı. İlk önemli gelişmeyi gerçekleştiren Pierre de Maricourt oldu (1269). İğneyi bir mile geçirdikten sonra, bunu bir yanı saydam ve derecelenmiş bir kutunun içine yerleştirdi. Mıknatıslı pusula, yerin mıknatıssal alanı ile çalışarak yön gösterir.

Özellikleri

  1. Dönebilen mıknatıssal iğne, kuzeyi gösteren ucu kolay görülmesi için diğerinden farklı (örneğin kırmızı) renkte olur.
  2. Döner kapsül, içi sıvı doludur ve pusula iğnesi bulunur. Kapsülün görevi iğnenin titreşmesini azaltarak daha doğru okuma sağlamaktır.
  3. Kapsül çevresindeki bilezik, üzerinde 0-360 arasında dereceler işaretlenir.
  4. Yön oku ve ona paralel meridyen çizgileri, iğnenin altında yer alır ve kapsül ile beraber döner.
  5. Referans çizgisi, açı buradan okunur.
  6. Pusula tabanının dikdörtgen şeklinde ve şeffaf olması, Gidilecek Yön Oku bulunması ve kenarının uzun olması kullanımı kolaylaştırır.
  7. , metrik ve inç olarak işaretlenmiş. Kısa mesafe ölçümlerini kolaylaştırır.
  8. Pusula ile sadece kuzey yönü değil ayrıca diğer anayönler ve arayönler de bulunabilir.

Ek özellikler

  1. kerteriz almayı kolaylaştırır, ayrıca acil durumlarda sinyal vermek ve ışın odaklamak için kullanılabilir.
  2. Ayarlanabilir bir mıknatıssal sapma oku kolayca ve güvenilir bir şekilde mıknatıssal sapmayı düzeltmeye yarar. Pusula fiyatını çok arttırmakla beraber doğru ölçüm için gerekli bir özellik olması yadsınamaz.
  3. Klinometre (eğimölçer) , arazideyken yamacın eğimini ölçmeye yarar.
  4. Büyüteç, haritada iş içe geçmiş işaretleri okumayı kolaylaştırır.
  5. Romer cetvelleri. 1:25 000 başta olmak üzere çeşitli ölçekler için hazırlanmış bu cetveller haritada koordinat okuma – işaretleme işlemlerin hızlı ve doğru yapmayı sağlar.
  6. Pusula taşıma ipi, sadece taşımak için değil haritadan mesafe ölçmek içinde kullanılır.
  7. Su terazisi ve gece aydınlatması bazı özel amaçlı pusulalarda bulunur.

Pusula yönleri nasıl doğru olarak gösterir? [değiştir]

Pusulanın en önemli parçası manyetik bir iğnedir. Bu iğne serbestçe hareket edebilecek şekilde pusula gövdesine monte edilmiştir. İğne serbest kaldığında her zaman aynı yönü gösterir. Bunun nedeni yeryüzünde iğneyi çeken bir gücün olmasıdır. Yeryüzü bir ucu kuzeyde, diğer ucu güneyde olan büyük bir gibidir. Dünyanın manyetikliği pusula iğnesinin manyetik kuzeye doğru dönmesine neden olur.

Kaynak: wikipedia.org

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Tüm icatlar 2

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 1 Aralık 2008 22:50

MİLATTAN SONRA

999 Bir keşiş tarafından ilk mekanik icat edildi
1000~Türk gök bilimci BıRUNı 13 000 sayfalık araştırmalarını yayımladı
1010~Türk ıbn SıNA 270 kitaplık araştırmalarını yayımladı
1020~Irak ıbn-ül HEYSEM Optik konusunda ayrıntılı araştırmalar kitabını yayımladı
1045 Çin Pi CHENG portatif harflerini keşfetti
1280 ıtalyan ARMATı gözlüğü ict etti (kontak lens üzerindeki ilk çalışmalar ise Leanardo da Vinci tarafından yapılmıştır)
1453 Polonyalı Keşiş Nicolas KOPERNICUS Dünya ve güneş sistemi kuramını ortaya attı
1521 Türk Piri REıS Kitab-ı Bahriye adını verdiği gerçeğe en yakın Dünya haritasını yayınladı
1528 Türk PıRı Reis ikinci haritasını yaptı
1592 ıtalyan GALıLEO 30 kez büyüten teleskopu yaptı (daha önce Hollandalı gözlükçü Hans Lippershey ilk teleskopu bulmuştu)
1614 ıskoçyalı John NAPıER Logaritma cetvelini ict etti
1618 Alman Johannes KEPLER Güneş sisteminin yasalarını keşfetti
1642 Fransız matematikçi Blaise PASCAL ilk toplama makinesini icat etti
1643 ıtalyan Evangelista TORıCELLı cıvalı barometreyi buldu
1666 Pariste Kraliyet Bilimler akademisi kuruldu
1687 ıngiliz ısac NEWTON evrensel çekim yasalarını keşfetti.
1492 ıspanyol Kristof KOLOMB Amerika’ya ayak bastı
1507 ıtalyan Amerigo VESPUCCı Amerikanın yeni kıta olduğunu kanıtlar
1630~Türk Hazarfen Ahmet çelebi yaptığı kanatlarla ilk kez uçmayı başaran adam oldu
1680~Türk Lagari Hasan çelebi aya gitme denemesini yaptı
1698 ıngiliz Thomas SAVERY ilk buharlı makineyi yaptı
1704 ıngiliz NEWTON Optik adlı kitabını yayımladı
1742 ısveç Anders CELSıUS sıcaklık ölçümleri için standart geliştirdi
1763~Fransız Claude CHAPPE uzaktan yazma anlamına gelen Telgrafı icat etti
1777 ıngiliz James WATT uzun süreli çalışan buharlı makineyi yaptı
1778 Fransız Joseph BRAMAH ilk modern tuvaleti tasarladı ve patentini aldı
1783 Fransız MONTGOLFıER kardeşler ilk balonla yolculuk yaptılar
1783 Fransız Louis LENORAD ilk paraşütü tasarladı
1789 Fransız Antoine LAVOISIER Oksijeni ve kimyasal adlandırma tablosunu yayımladı
1796 Edvard JENNER çiçek aşısını buldu
1799 ıtalyan Alessandro VOLTA ilk elektrik bataryasını yaptı
1800~Fransız Dominique LARREY ilk ambulans fikrini ortaya atmıştır.
1804 ıngiliz Richard TREVıTHıCK ray üzerinde 16 Km hızla giden ilk lokomotifi icat etti
1816 ıngiliz George MANBY yangın söndürücü bir tüp tasarladı
1816 Fransız Rene LAENNEC ilk tıpta kullanılan stetoskobu ict etti
1820 Danimarkalı Hans OERSTED elektromanyetik akımı keşfetti
1826 Fransız Joseph NIEPCE ilk fotoğraf çekimini başardı
1830 Fransız terzi Berthelemy ilk dikiş makinesini yaptı (bu tip makineleri üretip satan ilk kişi Isac SINGER dir)
1831 ıngiliz Michael FARADAY elektromanyetik kuramları keşfetti
1836 ABD Samuel COLD kendi adını verdiği tabancayı tasarladı
1837 ıngiliz COOKE ve WHEATSTONE ilk elektrikli telgrafı icat ettiler
1843 ABD Samuel MORS kendi adını verdiği bir telgraf kodu tasarladı
1846 ABD dişçi William ORTON ik kez ameliyatında uyuşturma ve ağrıyı azaltmak için eteri kullandı
1849 ABD Walter HUNT ilk modern çengelli iğneyi tasarladı ve patentini aldı
1852 ABD Elisha OTıS ilk Asansörü icat etti
1853 Fransız PRAVAZ ilk deri altı şırıngasını tasarladı
1853 ıtalyan Linus YALE kendi adıyla anılan pimli kapı anahtarını icat etti
1855 ıskoç James MAXWELL Faraday kanunlarını matematiksel olarak kanıtladı ve kendi kuramını yazdı
1859 ıngiliz Charles DARWIN Türlerin kökenleri adlı evrim kuramını yayınladı
1860 Belçika Müh ilk tek zamanlı ve yaptı
1867 ABD Christopher SHOLES gerçek anlamda ilk daktiloyu icat etti
1863 ıngiltere Londrada ilk metro çalışmaya başladı
1869 Rus Dimitriy MENDELEYEV Periyodik elementler tablosunu yayımladı
1865 ısveç Alfred NOBEL dinamiti ict etti
1876 ABD EDıSON tarafından dünyanın ilk Endüstriyel Araştırma Laboratuvarı kuruldu. (Edison bu laboratuarda 1093 adet patentli icatta bulunmuştur.)
1876 Alman Nikolaus OTTO 4 zamanlı motoru yaptı
1876 ABD ıskoç asıllı Alexander Graham BELL ilk telefonu icat etmiştir. (Tarihteki ılk uzaktan konuşma denilen -Phone konuşması 10 Mart 1876 BELL ile yardımcısı Watson arasında yapılmıştır)
1877 ABD Thomas EDıSON Fonograf denilen ses kayıt cihazını icat etti
1878 ıngiliz Joseph SWAN elektrik ampulünü icat etti
1879 Alman Ernst von SıEMENS ilk elektrikli treni icat etti
1880 ABD Thomas EDıSON elektrikli ampulü güvenli hale getirerek satışa sundu
1882 Alman Robert KOCH Kolera virüsünü tanımladı
1884 Hiram MAXIM tam otomatik makineli tüfeği yaptı
1885 Alman Karl BENZ 14,5 Km hız yapabilen satış amaçlı ilk arabayı üretti
1885 Alman Heinrich HERTS Elektromanyetik dalgalarının varlığını keşfetti
1885 Fransız Louis PASTEUR aşısını buldu
1887 ABD Emile BERLıNER Gramafonu (Plak) icat etti ve patentini aldı
1888 ABD George EASTMAN ilk taşınabilir fotoğraf makinesini yaptı
1894 ABD Jesse RENO ilk yürüyen merdiveni tasarladı
1894 Fransız LıMUERE kardeşler ilk makinesini icat ettiler
1895 Alman Wilhelm RONTGEN X ışınlarını keşfetti
1896 ıtalyan Guglielmo MARCONı Radyo dalgalarıyla ilk yayını yaptı
1896 Fransız Antoine BECQUEREL Uranyumun radyoaktif madde olduğunu keşfetti
1898 Danimarkalı Valdemer POULSEN ılk teybi icat etti
Norveç VAALER Kağıt tutturmada kullanılan ı geliştirdi
1901 ABD GıLETTE ve NıCKERSON körlenince atılan tıraş bıçağının patentini aldı
1901 ıngiliz Hubert BOOTH ilk elektrikli süpürgeyi icat etti
1901 ılk kez okyanus aşırı radyo yayını yapıldı
1902 Polonya Marie CURıE ve kocası Pierre CURıE Radyumu keşfettiler
1903 ABD WRIGHT kardeşler ilk motorlu uçağı tasarladılar
1903 Fransız Gustave LıEBAU ilk emniyet kemerini tasarladı ve patentini aldı
1903 Hollanda Dr Willem EıNTHOVEN Elektro kardiografi cihazını icat etti
1904 ıngiliz John FLEMıNG ilk elektronik vakum tüpü (Diyot) icat etti
1905 ABD (Musevi asıllı Alman) görecelik kuramını yayınladı. Bu yazısını 1915 ve 1919 da tamamladı
1906 ABD Alva FıSHER ilk çamaşır makinesını ict etti
1907 Kanada Reginald FESSENDEN radyo aracılığıyla ilk insan sesini iletti
1907 Fransız Paul CORNU ilk motorlu helikopteri uçurdu
1908 Alman GEIGER kendi adını verdiği ve Radyasyonun varlığını saptayan cihazı geliştirdi
1908 ABD Henry FORD T modeli adındaki ilk seri üretim otomobili yaptı. ılk üretim bandı fikrinin de babası olan Ford 1913 de günde 1000 araba üretebiliyordu
1911 Norveç Roald AMUNDSEN Güney kutbunu keşfetti
1913 ABD Elmer SPERRY ilk Robotu yaptı ( kelimesi Çek dilinde “zorunlu emekanlamındadır ve deyim tarlada köle gibi sürekli çalışan işçiler için kullanılmıştır)

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,