bilgisayarın mucidi
20. yüzyılın ilk yarısında ise, birçok bilimsel gereksinim, gittikçe karmaşıklaşan örneksel (analog) bilgisayarlar ile giderildiler. Ancak günümüz bilgisayarlarının yanılmazlık düzeyinden hâlâ uzaktılar.
BoÅŸluk tüpüne dayalı bilgisayarlar 1950′ler boyunca kullanımda kaldıktan sonra, 1960′larda daha hızlı ve ucuz olan geçirgeç (transistör) tabanlı bilgisayarlar yaygınlık kazandı. Bu etkenlerin sonucunda bilgisayarların daha önce görülmemiÅŸ bir düzeyde toplu üretimine geçirildi. 1970′lere varıldığında tümleÅŸik devre uygulayımı ve Intel 4004 gibi mikroiÅŸlemcilerin geliÅŸtirilmesi sayesinde bir kez daha büyük bir baÅŸarım ve güvenilirlik artışının yanı sıra, maliyet düşüşü de yaÅŸandı. 1980′lerde artık bilgisayarlar, çamaşır makinesi gibi günlük hayat kullanımındaki birçok makinesel aygıtın denetleyici donanımlarındaki yerlerini almaya baÅŸlamışlardı. Yine aynı dönemde, kiÅŸisel bilgisayarlar yaygınlık kazanıyorlardı. Son olarak 1990′lardaki Internet’in geliÅŸimi ile de bilgisayarlar televizyon ve telefon gibi alışılmış birer aygıt hâline gelmiÅŸlerdir.
Yazılım kavramı bilgisayardaki özdek (maddi) olmayan tüm bileşenleri tanımlar: yazılımlar, iletişim kuralları ve veriler hepsi yazılımdır.
İstenilen yazılımı kayıt edip istenilen zamanda çalıştırabilmeleri bilgisayarları çok yönlü kılıp hesap makinelerinden ayıran ana özellikleridir. Church-Turing tezi bu çok yönlülüğün matematiksel ifadesidir ve herhangi bir bilgisayarın bir diğer bilgisayarın görevlerini yerine getirebileceğinin altını çizer. Dolayısıyla, karmaşıklıkları ne düzeyde olursa olsun, cep bilgisayarından süper bilgisayarlara kadar, bellek ve zaman kısıtı olmadığı takdirde hepsi aynı görevleri yerine getirebilirler.
Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :
VikiKitap‘ta Bilgisayar ile ilgili kılavuz veya ders kitapları bulunmaktadır.
Günümüz bilgisayarlarının neredeyse tamamının bu mimariye uyumlu duruma gelmesi ile bilgisayar sözcüğünün tanımı olarak da kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu tanıma göre geçmiÅŸteki aygıtlar bilgisayar olarak sayılmasalar da, tarihsel baÄŸlamda yine de o biçimde anılmaktadırlar. Her ne kadar 1940′lardan bu yana bilgisayar uygulayımı köklü deÄŸiÅŸiklikler geçirmiÅŸ olsa da, çoÄŸunluÄŸu von Neumann mimarisine sadık kalmıştır.
Son bir bellek alt türü ise önbellektir (cache memory). İşlemci içerisinde yer alır ve yazmaçlardan büyük sığaya sâhip olmanın yanı sıra ana bellekten de hızlıdır.
VikiSöz‘de Bilgisayar ile ilgili özlü sözler bulunmaktadır.
Bilgisayarlar çok farklı biçimlerde karşımıza çıkabilirler. 20. yüzyılın ortalarındaki ilk bilgisayarlar büyük bir oda büyüklüğünde olup, günümüz bilgisayarlarından yüzlerce kat daha fazla güç tüketiyorlardı. 21. yüzyılın başına varıldığında ise bilgisayarlar bir kol saatine sığacak ve küçük bir pil ile çalışacak duruma geldiler. Toplumumuz kişisel bilgisayarı ve onun taşınabilir eşdeğeri, dizüstü bilgisayarını, bilgi çağının simgeleri olarak tanıdılar ve bilgisayar kavramıyla özdeşleştirdiler. Günümüzde çok yaygın kullanılmaktadırlar.
Von Neumann mîmârisine göre bilgisayarlar başlıca dört bileşenden oluşurlar bilgisayarda aritmetik mantık vardır.
1837 yılında Charles Babbage, adını Analytical Engine (Çözümlemeli veya analitik makine) koyduğu, ilk tam yazılımlanabilir makinesel bilgisayarı kavramsallaştırıp tasarladı. Ancak parasal nedenler ve üzerindeki çalışmalarının sonlanamaması nedeniyle bu makineyi geliştirmedi.
VikiSözlük‘te Bilgisayar ile ilgili kelime açıklaması bulunmaktadır.
Bir bilgisayarın belleği, sayılar içeren bir hücreler bütünü olarak düşünülebilir. Her hücreye yazılabilir ve içeriği okunabilir. Her hücrenin kendisine özel bir adresi vardır. Bir komut örneğin 34 sayılı hücrenin içeriğini 5.689 sayılı hücreyle toplayıp 78. hücreye yerleştirmek olabilir. İçerdikleri sayılar herhangi bir şey olabilir, sayı, komut, adres, harf, v. b. İçeriğinin doğasını ancak onu kullanan yazılım belirler. Günümüz bilgisayarlarının çoğunluğu veriyi kaydetmek için ikili sayıları kullanır ve her hücre 8 bit (yani bir bayt) içerebilir.
G/Ç bir bilgisayarın dış dünyadan veri alışverişinde bulunmak için kullandığı araçtır. Yaygın olarak kullanılan giriş birimleri arasında klavye ve fare, çıkış için ise ekran (veya görüntüleyici, monitör) ve yazıcı sayılabilir. Sâbit ve optik diskler ise her iki görevi de üstlenirler.
Bilgisayar belirli komutlara göre veri işleyen ve depolayan bir makinedir.
Dolayısıyla bir bayt 255 farklı sayıyı ifade edebilir, bunlar ancak 0 dan 255′e veya -128 den +127′ye olabilirler. Yan yana yerleÅŸmiÅŸ birden fazla bayt kullanıldığında ise (genelde 2, 4 veya
çok daha büyük sayıların kaydedilmesi mümkün olur. Çağımız bilgisayarlarının bellekleri milyarlarca bayt içermektedirler.
Delikli kartların ilk büyük ölçekli kullanımı ise Herman Hollerith tarafından, 1890 yılında muhasebe iÅŸlemlerinde kullanılmak üzere tasarlanan hesap makinesidir. Hollerith’in o dönemde baÄŸlı olduÄŸu iÅŸletme ise sonraki yıllarda küresel bilgisayar devine dönüşecek IBM’dir. 19. yüzyılın sonlarına varıldığında, gelecek yıllarda biliÅŸim donanım ve kuramlarının geliÅŸimine büyük katkıda bulunacak uygulayımlar (teknolojiler) ortaya çıkmaya baÅŸlamıştılar: delikli kartlar, Boole cebiri, boÅŸluk tüpleri ve teletip aygıtları.
1930′lar ve 1940′lar boyunca bilgisayar uygulayımı geliÅŸmeye devam etti, ve sayısal elektronik bilgisayarın ortaya çıkışı ancak elektronik devrelerinin buluÅŸundan (1937) sonra gerçekleÅŸebildi. Bu dönemin önemli çalışmaları arasında aÅŸağıdakiler sayılabilir:
Ancak, yazılımlanabilir (veya kurulabilir) olmamaları nedeniyle bu aygıtların hiçbiri günümüz bilgisayar tanımına uymamaktadır. 1801 yılında Joseph Marie Jacquard’ın dokuma tezgâhındaki iÅŸlemi otomatikleÅŸtirmek adına ürettiÄŸi delikli kartlar ise bilgisayarların geliÅŸme sürecindeki, kısıtlı da olsa, ilk yazılımlanabilme (kurulabilme) izlerinden sayılır. Kullanıcının saÄŸladığı bu kartlar sayesinde, dokuma tezgâhı kart üzerindeki delikler ile tarif edilen çizime iÅŸleyiÅŸini uyarlayabiliyordu.
1970′lerde ABD’li mühendisler ordu içerisinde yürütülen bir tasarı çerçevesinde bilgisayarları birbirleri ile baÄŸlayıp (ARPANET), günümüzde bilgisayar ağı olarak bilinen yapının temellerini attılar. Zaman içerisinde bu bilgisayar ağı, ordu ve akademik birimler ile de sınırlı kalmayıp geniÅŸledi ve bugün milyonlarca bilgisayar içerden Bilgisunar (Internet veya Genel aÄŸ) oluÅŸtu. 1990′lara gelindiÄŸinde ise, İsviçre’nin CERN araÅŸtırma merkezinde geliÅŸtirilen Küresel aÄŸ (World Wide Web, WWW) adlı iletiÅŸim kuralları, e-posta gibi uygulamalar ve ethernet gibi ucuz donanımsal çözümler ile bilgisayar aÄŸları yaygınlık kazandılar……
ENIAC’ın olumsuz yanlarını saptayan geliÅŸtiricileri, daha esnek ve zarif bir çözüm üzerinde çalışıp, artık saklı yazılım mimarisi veya daha çok von Neumann mimarisi olarak tanınan tasarımı önerdiler. Bu tasarımdan ilk olarak John von Neumann (1945) yılında gerçekleÅŸtirdiÄŸi bir yayında söz etmesinden sonra, bu mimariye dayalı olarak geliÅŸtirilen bilgisayarlardan ilki İngiltere’de tamamlandı (SSEM). Aynı mimariye bir yıl sonra kavuÅŸan ENIAC’a ise EDVAC adı verildi.
Commons‘da Bilgisayar ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.
İlk bilgisayar 1950 yılında yapılmıştır.
Donanım kavramı bir bilgisayarın tüm dokunulabilir bileşenlerini kapsar.
Bilgisayarlarda üç adet bellek türü bulunur. İşlemci içerisinde yer alan yazmaçlar, son derece hızlı ancak çok sınırlı sığaya sâhiptirler. İşlemcinin çok daha yavaÅŸ olan ana belleÄŸe olan eriÅŸim gereksinimini gidermek için kullanılırlar. Ana bellek ise Rastgele eriÅŸimli bellek (REB veya RAM, Random Access Memory) ve Salt okunur bellek (SOB veya ROM, Read Only Memory) olmak üzere ikiye ayrılır. RAM’a istenildiÄŸi zaman yazılabilir ve içeriÄŸi ancak güç sürdüğü sürece korunur. ROM’sa sâdece okunabilen ve önceden yerleÅŸtirilmiÅŸ bilgiler içerir. Bu içeriÄŸi güçten bağımsız olarak korur. ÖrneÄŸin herhangi bir veri veya komut RAM’da bulunurken, bilgisayar donanımını düzenleyen BIOS ROM’da yer alır.
GeçmiÅŸte ‘bilgisayar’ olarak bilinen birçok aygıt günümüz ölçütlerine göre bu tanımı hak etmemektedirler. BaÅŸlangıçta bilgisayar sözcüğü hesaplama sürecini kolaylaÅŸtıran nesnelere verilen bir ad konumundaydı. Bu ilk dönemin bilgisayar örnekleri arasında sayı boncuÄŸu iim(abaküs) ve AntiKitira Makinesi (M. Ö. 150-100) sayılabilir. Yüzyıllar sonra, Orta ÇaÄŸ sonundaki yeni bilimsel keÅŸifler ışığında, Avrupalı mühendisler tarafından geliÅŸtirilen bir dizi makinesel hesaplama aygıtlarının ilki ise, Wilhelm Schickard’a (1623) âittir.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgisayar
Tags: aygıt, bilgisayar, bilgisayarın mucidi, bilim, buluş, çamaşır, çamaşır makines, çamaşır makinesi, charles, elektronik, fare, HESAP, hesap makinesi, intel, John Von Neumann, keşif, Keşifler, makine, masa, matematik, muhasebe, mum, oyun, para, pil, saat, sıra, tele, telefon, televizyon, üretim, yazı, yazıc, yazıcı