William Shockley

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

Shockley, John Bardeen ve Walter Houser Brattain ile birlikte transistörü etmiÅŸ ve bu her üçünün de (yarı iletkenler üzerinde çalışmaları ve transistör etkisini buluÅŸları için) 1956 Nobel Ödülü’nü kazanmalarını saÄŸlamıştır. Shockley’in 1950-1960′larda yeni bir transistör tasarımını ticarileÅŸtirme giriÅŸimleri Kaliforniya’daki Silikon Vadisi’nin, yeniliklerin yuvası haline gelmesine yol açmıştır.

William Bradford Shockley (13 Åžubat 1910 – 12 AÄŸustos 1989) İngiltere doÄŸumlu ABD’li fizikçi ve mucittir.

Daha sonraki yıllarda, Shockley Stanford Üniversitesi’nde profesör olarak ders vermiÅŸtir. Shockley aynı zamanda öjeniÄŸin saÄŸlam destekçilerinden biri olmuÅŸtur.

1951: Walton | 1952: Bloch, Purcel | 1953: Zernike | 1954: Born, Bothe | 1955: Kusch, Lamb | 1956: Bardeen, Brattain, Shockley | 1957: Lee, Yang | 1958: Frank, Tamm, Cherenkov | 1959: Chamberlain, Segrè | 1960: Glaser | 1961: Hofstadter, Mößbauer | | 1962: Landau | 1963: Mayer, Jensen, Wigner | 1964: Basov, Prokhorov, Townes | 1965: Feynman, Schwinger, Tomonaga | 1966: Kastler | 1967: Bethe | 1968: Alvarez | 1969: Mann | 1970: Alfvén, Néel | 1971: Gabor | 1972: Bardeen, Cooper, Schrieffer | 1973: Esaki, Giaever, Josephson | 1974: Hewish, Ryle | 1975: Bohr, Mottelson, Rainwater

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/William_Shockley

Tags: , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Percy Spencer

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

En önemli buluşu fırındır.

Percy Lebaron Spencer (d. 9 Temmuz 1894 – ö. 8 Eylül 1970), bir Amerikan mühendis ve mucittir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Percy_Spencer

Tags: , , , ,

Etiketler:, , , ,

Jack Kilby

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

Jack St. Clair Kilby (d. 8 Kasım 1923, Jefferson City, Missouri – ö. 20 Haziran 2005, Dallas, Teksas) Nobel Ödülü sahibi ABD’li mühendisi, mühendisi, adamı ve .

2000 yılında, tümleÅŸik devre buluÅŸuyla Nobel Fizik Ödülü kazanan Texas Instruments mühendisi Kilby, aynı zamanda el ve termal yazıcının da mucidi olarak bilinmekteydi. 60 civarında patente sahip olan Kirby, bir çok üniversite ile yakın temas içinde oldu. Illinois Üniversitesi, Wisconsin Üniversitesi, Texas A&M Üniversitesi bunlardan birkaçıdır. Kilby 1983 yılında Texas Instruments’den emekli oldu, 81 yaşında uzun yıllar mücadele ettiÄŸi kansere yenik düştü. Bilim adamının ölümünden sonra ailesi, Kilby’nin dünyanın teknoloji ve mühendislik alanında en zengin koleksiyonunu Güney Metodist Üniversitesi’de (Southern Methodist University) kurulu DeGolyer Kütüphanesine bağışladı. Bu koleksiyonda ilk dijital saatler, ilk taşınabilir makineleri, ilk transistörler, ilk mikroçipler, ilk cep telefonlarına ait dökümanlar ve örnekler bulunmaktadır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Jack_Kilby

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

George Westinghouse

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

George Westinghouse (6 Ekim 1846, Central Bridge, New York – 12 Mart 1914, New York kenti, ABD), ABD’de iletiminde alternatif kullanılmasına öncülük eden ve sanayici.

1880′lerde ABD’de geliÅŸtirilen elektrik iletim sistemlerinde yalnızca doÄŸru akım kullanılıyordu; Avrupa’da ise alternatif akımlı birkaç sistem geliÅŸtirilmiÅŸti. Bunların en baÅŸarılı olanlarından biri Lucien Gaulard ile John Gibbs’in 1881′de Londra’da kurdukları sistemdi. Westinghouse bir grup Gaulard-Gibbs transformatörü ile bir Siemens üreteci getirterek Pittsburgh’da bir elektrik dağıtım sistemi kurdu (1885). Üç elektrik mühendisinin de yardımıyla transformatörleri daha geliÅŸkin hale getiren Westinghouse, ürettiÄŸi gerilimin deÄŸeri sabit tutalabilen bir üreteci de geliÅŸtirdi. 1886′da kurduÄŸu Westinghouse Electric Company, üç yıl sonra Westinghouse Electric Manufacturing Company adını aldı. Nikola ’nın alternatif akım motoruna iliÅŸkin patentlerini satın alan Westinghouse, ’yı da motorunu geliÅŸtirip kurulucak enerji sistemine uygun duruma getirmesi için iÅŸe aldı. Enerji sistemi pazarlanacak duruma geldiÄŸinde enerji iletiminde doÄŸru akım kullanılması yanlıları alternatif akım için yoÄŸun bir kötüleme ve gözden düşürme kampanyası açtılar.Alternatif akıma yöneltilen saldırılar, alternatif akımın insan yaÅŸamı için tehdit oluÅŸturduÄŸu iddiasına dayandırılıyordu. 1893′te düzenlenen Chicago Dünya Fuarı’nın aydınlatılması iÅŸi Westinghouse’un ÅŸirketine verildi; Niyagara Irmağı üzerideki çaÄŸlayanlardan elektrik enerjisi elde etmek üzere alternatif akımlı sistemler kurma hakkını da Westinghouse aldı.

Demiryollarına duyduÄŸu ilgi, ilk büyük icadı olan havalı freni ortaya koymasına yol açtı (1869), aynı yıl Westinghouse Air Brake Company’yi kurdu. Kimi otomatik mekanizmaların da eklenmesiyle havalı frenler trenlerde yaygın olarak kullanılmaya baÅŸladı; 1893′te kabul edilen Demiryolu Güvenlik Aygıtları Yasası, trenlerde bu tür frenlerin kullanılmasını zorunlu kıldı. Otomatik havalı frenlerin Avrupa’da da yaygınlaÅŸması üzerine farklı hatlarda çalışan trenlerde aynı tür frenlerin kullanılabilmesi ve mevcut trenlere frenin sonradan daha geliÅŸmiÅŸ modellerinin takılabilmesi amacıyla havalı fren aygıtlarının standartlaÅŸtırılması konusu üzerinde çalışmalar yapan Westinghouse, böylece modern standartlaÅŸtırma yöntemlerinin de öncülüğünü yapmış oldu.

KurduÄŸu ÅŸirket ticari olarak büyük bir geliÅŸme gösterdi, ama Westinghouse , 1907′deki bir borsa krizi sonucunda ÅŸirket üzerindeki denetimini yitirdi ve 1911′de bütün ÅŸirketleriyle iliÅŸkisini kesti.

İç SavaÅŸ sırasında kara ve deniz kuvvetlerinde görev yaptı. 1865′te dönme hareketi saÄŸlayan bir buhar makinesine iliÅŸkin ilk patentini aldı. Bu makinenin kullanışlı olmadığı sonradan anlaşıldı ama Westinghouse makinede uyguladığı çalışma ilkesinden yararlanarak yeni bir su sayacı geliÅŸtirdi. Aynı yıl raydan çıkmış yük vagonlarını raylar üzerine yerleÅŸtiren bir düzenek etti.

Daha sonra demiryolu iÅŸaret sistemleri üzerinde çalışmaya baÅŸlayan Westinghouse, satın aldığı patentlere kendi buluÅŸlarını da ekleyerek elektrik ve basınçlı havayla çalışan tam bir iÅŸaret sistemi geliÅŸtirdi.Havalı frenlere iliÅŸkin bilgi birikiminden yararlanarak 1883′te güvenlikli bir doÄŸal boru hattı sistemi üzerinde çalışmaya baÅŸladı. Bu konuda iki yıl içinde aldığı patentlerin sayısı 38′e ulaÅŸtı (Westinghouse’un almış olduÄŸu patentlerin toplam sayısı 100′ün üzerindedir).

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/George_Westinghouse

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Robert Fulton

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:10

Londra’da mekaniÄŸe büyük ilgi duyan Fulton, yeni buluÅŸlarla ilgili araÅŸtırma yapmak ve mühendis olmak için resmi bıraktı.

Fulton, uzun süreden beri buharlı gemi tasarımıyla ilgileniyordu. O zamana kadar bu düşünceyi uygulamada kimse baÅŸarılı olamamıştı. Fulton 1801′de Fransa’daki ABD büyükelçisi Robert R. Livingston’la tanıştı ve birlikte buharlı gemi tasarımı üzerine çalıştılar.

Robert Fulton (d. 1765 – ö. 1815), ilk buharlı savaÅŸ gemisini yapan İngiliz mühendis.

İngiltere’de zamanını genellikle kanal yapımında yeni bir yöntem geliÅŸtirme ve köprü tasarımıyla geçirdi. Aynı zamanda, mermer kesme ve cilalama makinesi, keten eÄŸirme makinesi ve halat örme makinesi gibi pek çok buluÅŸun patentini aldı. Artık ünlü biir olan Fulton, 1797′de Paris’e gitti. Orada sualtında kol gücüyle çevrilen bir uskur (pervane) yardımıyla ilerleyen bir yaptı. Bu tekne torpil fırlatacak biçimde tasarlanmıştı. Ne var ki, Fransızlar ve İngilizler için ayrı ayrı yaptığı iki deneme baÅŸarısızlığa uÄŸrayınca buluÅŸuna ilgi gösterilmedi.

1803′te Fulton Sen ırmağı’nda küçük bir buharlı gemiyi suya indirdi. Gemi çalıştı ama Hükümeti’nin ilgisini çekmedi. Birkaç yıl sonra New York’a döndü ve 1807′de Clermont adlı gemisini Hudson’da suya indirdi. Yeken ya da kürek kullanılmadan, akıntı ve rüzgara karşı New York’tan Albany’ye doÄŸru ilerleyen bu deÄŸiÅŸik araç tarihsel bir olaydı.

Fulton 1814-1815 arasında, ABD yönetiminince ısmarlanan ve kendi adını taşıyan ilk buharlı savaş gemisini de yapmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Robert_Fulton

Tags: , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , ,

Elisha Gray

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:09

Elisha Gray, (d. 2 AÄŸustos 1835, Barnesville, Ohio – ö. 21 1901, Nevtonville, Massachusetts), ABD’li mühendisi.

Aynı yıl oteller için bir anons sistemi, klavyesi ve yazıcısı geliÅŸtirdi. Bir çok buluÅŸa imza atan, 1893′te ilk Uluslararası Elektrik Kongresi’ni düzenleyen Elisha Gray, 1899 yılında Boston’a taşındı. Gemiler için haberleÅŸmede kullanılacak bir sualtı sinyal cihazının 31 Aralık tarihinde denemeleinin yapılmasından kısa bir süre sonra kalp krizi sonucu yaÅŸamını yitirdi.

ÇocukluÄŸunu bir çiftlikte geçiren Gray, Oberlin Koleji’nde eÄŸitim görürken elektriÄŸe olan ilgisi nedeniyle çeÅŸitli araÅŸtırmalar yaptı, okulun laboratuvar donanımını geliÅŸtirdi.1862 yılında Delia Minerva Shepard ile evlendi. 1865 yılında telgraf hattının yalıtım deÄŸiÅŸkenliÄŸini otomatik olarak ayarlayan bir yaptı. 1867 ve ilerleyen yıllarda otomatik telgraf rölesi, telgraf santralı, telgraf iletme rölesi gibi buluÅŸlarına patent aldı.

Kimi kaynaklarca, 1876 yılında yaptığı prototipi ile telefonun gerçek mucidi olarak kabul edilen Gray, patent alımında uzun süren bir dava sonucu, ’e yenik düşmesine karşın, yaptığı buluÅŸlarıyla 70′ten fazla patent sahibidir.

1869 yılında Chicago’da E.M. Barton’la birlikte Gray ve Barton ÅŸirketini kurdular. 1870′te Anson Stager’in de ortak olduÄŸu kuruluÅŸ, diç doktoru Dr. Samuel S. White of Philadelphia tarafından finanse . Gray’in elyazılarını telle ileten teleotografı buluÅŸu oldukça getirdi.

Gray çok sayıda kitap yazmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Elisha_Gray

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Chester Carlson

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:08

Buradaki çalışmalarının ve patent çizimlerinin kopyalarını çıkarmakta yaÅŸadığı güçlükler sonucu daha çabuk ve pratik ÅŸekilde kopya elde edeileceÄŸi yöntemler aradı. O dönemde pek çok ÅŸirketin çekerek ya da kimyasal yollarla kopya üretmeye çalıştığını biliyordu bu yüzde de Carlson elektrostatiÄŸe yöneldi ve dört yıllık bir çalışmanın sonunda 1938 yılında kserografik kopyayı elde etmeyi baÅŸardı. Bu buluÅŸa daha sonra eski ’da kuru ve yazma anlamlarına gelen kelimelerin birleÅŸiminden “Xerografi” adı verildi. Carlson’ın bu buluÅŸu ileriki yıllarda geliÅŸmiÅŸ , , tarayıcı ve dijital baskı sistemleri gibi ürünlerin de ortaya çıkmasına neden oldu.

Carlson 1940 yılında bu buluÅŸunun patentini aldı ancak sonraki yıllarda geliÅŸtirmek ve pazarlamak konusunda pek çok sıkıntıyla karşılaÅŸtı. 20′den çok ÅŸirket tarafından geri çevrildi, bu buluÅŸa yatırım yapmaya deÄŸecek kadar önemli olmadığını düşündüler. Bu ÅŸirketler arasında IBM, General Electric, Kodak gibi büyük firmalar da vardı.[1] Uzun uÄŸraÅŸlar sonunda 1944 yılında Battelle Anıtsal Enstitüsü bu konuda ikna oldu. Daha sonra 1947 yılında New York’lu küçük bir ÅŸirket olan “Haloid Company” bugünkü adıyla Xerox Corporation kserografinin ticari haklarını satın aldı ve 11 yıl sonra ilk makinesini piyasaya sürdü.

California Teknoloji Enstitüsü bölümünü bitirdikten (1930) sonra bir süreliÄŸine Bell Telephone Company’de çalıştı. Daha sonra New York’ta P.R. Mollary Company’nin patent bölümüne girdi.

Chester Floyd Carlson (d. 8 Åžubat 1906, Washington – ö. 19 Eylül 1968, New York), ABD’li fizikçi. Elektrostatik kuru basım yöntemi olan kserografinin diÄŸer bir deyiÅŸle fotokopinin mucidi.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Chester_Carlson

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

Luis Alvarez kimdir

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:08

Luis Walter Alvarez (San Francisco 13 Haziran 1911 – 1 Eylül 1988′de Berkeley, Kaliforniya’da) Amerika BirleÅŸik Devletleri fizikçilerinden ve mûcitlerdendir. Uzun profesyonel kariyerinin neredeyse hepsinin Kaliforniya Üniversitesi’nde geçirmiÅŸtir.

1968 yılında Nobel Ödülünü kazanmıştır ve 40′tan fazla patenti vardır. Bu patentlerden birkaçı kazanç saÄŸlanabilecek buluÅŸlardı. 1978′de National Inventors Hall of Fame’e dâhil .

Alvarez, 1932′de lisans, 1934′te lisansüstü ve 1936′da doktora diplomasını aldığı Chicago Üniversitesi’nde eÄŸitim gördü.

Alvarez ve üniversite öğrencisi Lawrence Johnston, Üçleme ve Nagasaki bombaları’nda kullanılan küresel iç patlarları için patlayan kablo ateÅŸleyicisini tasarladılar [1]. Radar ve navigasyon konusunda da önemli çalışmaları vardır. 1945′te Amerika BirleÅŸik Devletleri Hükûmeti’nin havacılık konusundaki en yüksek ödülü olan Collier Ödülü’ne kötü görüş ÅŸartlarında uçakların iniÅŸe geçmesini kolaylaÅŸtıran Yer Kontrollü YaklaÅŸma (YKY) sistemini geliÅŸtiridiÄŸinden lâik görüldü.

On yıl sonra ilk önerisi olan ve Chicxulub adı verilen büyük çarpışma kraterinin Meksika açıklarında bulunmasıyla teori doğrulanmış oldu. Böylece Dünya dışı bir cisimle dinozorların yok oluşu, bugün bilginlerce kabul edilir bir açıklama olarak görülmektedir.

Alvarez ailesi Latin soydandı. Luis Walter, bir zamanlar Mayo KliniÄŸi’nde araÅŸtırmacı ve bir doktor olan Walter C. Alvarez’in ve Harriet Smythe’in oÄŸlu, Havai’de doktor olup lekesel cüzzama karşı daha iyi bir teÅŸhis bulan Luis F. Alvarez’in torunudur. Teyzesi Mabel Alvarez, yaÄŸlı boya resime kendini vermiÅŸ Kalifornya’lı bir sanatçıydı. Bir oÄŸlu olan Walter Alvarez de Berkeley’de kampüsü olan Kalifornya Üniversitesi’nde jeoloji profesörüydü.

II. Dünya Savaşı sırasında Alvarez’in askerî teknoloji üzerindeki çalışmaları en önemlidir. Manhattan Projesi ve bombasını düşüren Alberta Projesi’nin en önemli elemanlarındandı. The Great Artiste’le bilimsel gözlemci olarak bombanın atılışını izledi.

1980′de Alvarez ve oÄŸlu Walter, asteroit çarpma teorisini taktim ederek Kreates çaÄŸ sonuna âit katmanlardaki aşırı yüksek iridyum yoÄŸunluÄŸunu açıkladı.

Alvarez geliÅŸtirdiÄŸi geri tepme teorisiyle John F. Kennedy suikastı sırasında presidentin başının niçin arkadan vurulmasına raÄŸmen geriye teptiÄŸini açıkladı ve böylece Lee Harvey Oswald’in suçlu olduÄŸunu gösterdi.

1968 yılında Nobel Fizik Ödülünü “geliÅŸtirdiÄŸi hidrojen kabarcık odası ve veri analiziyle çok sayıda rezonans hâli keÅŸfedildiÄŸi”nden ona verildi. Bu araÅŸtırmalarla bilginlere parçacık hızlandırıcılarında kısa ömürlü parçacıkların kaydı ve incelenme imkânı verilmiÅŸti. 1987′de ABD Enerji Bakanlığı, ona Ödülü’ne lâik gördü.

Alvarez, ayrıca “foo fighters” diye adlandırılan ve II. Dünya Savaşı’nda gözlenen UFOlarla ilgili raporları da inceledi[1].

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Luis_Alvarez

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

Alexander Graham Bell mucit

Yazan: admin | Mucitler | Salı 28 Aralık 2010 12:08

Kimi siyah beyaz filmlerde gülme konusu yapılan “manyetolu telefon” görüşmeleri 1899 yılında Almon B. Stowger adlı birinin katkısı ile otomatikleÅŸmeye yöneldi. İşin garip tarafı Stowger telefoncu deÄŸil cenaze levazımatçısıydı. Rakibinin eÅŸi telefon ÅŸirketinde çalışıyordu. Cenaze iÅŸleri için Strowger’ı arayanları bu memur kendi eÅŸine baÄŸlıyordu. Bu zor durum karşısında çözüm bulmak için kolları sıvayan Strowger otomatik santralı yapmayı baÅŸardı. Halk yeni telefona “kızsız telefon” adını taktı.

İngiltere’den dönen Bell, Boston Üniversitesi İnsan Sesi Fizyolojisi dalı profesörlüğüne getirildi. Kuramsal bilgilerini teknik destekle yaÅŸama geçirmeye ve iÅŸitme engelliler için duymalarını saÄŸlayacak aletler yapmaya giriÅŸti. Thomas Watson adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya baÅŸladı. Çalışmalarını yürütmek için maddi destek gerektiÄŸinde kendisine Avukat Gardnier Greene Hubbart yardım elini uzattı. Bell ve Watson 1875 yılında sesin tel üzerinden bir baÅŸka yere gittiÄŸini ortaya çıkardı. Ancak ses anlaşılmaz bir durumdaydı. 14 Åžubat 1876 günü Bell ve Gray telefon patenti almak için ayrı ayrı baÅŸvuru yaptı. Bell’e 7 Mart günü istediÄŸi patent verildi. 174.465 nolu patentini alan Bell atölyede denemelerini sürdürürken çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü. Watson’u yardıma çağırdı:

O yıllarda yayımlanan gazetelere verilen bir reklamda telefon şöyle tanıtıldı:

“Sohbet. Ağızdan kulaÄŸa telefonla konuÅŸarak çok daha rahat.”

Bell 1915 yılında New York’u San Francisco’ya baÄŸlayan ilk uzun kentlerarası telefon hattını açtı. Karşısında yine yardımcısı Watson vardı. Aradan geçen onca yıla karşın Bell ilk günü unutmadı. Watson’a “Watson seni istiyorum, buraya gel” dedi.

Aslında Graham Bell, sağırların sessizliğini ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Bunu başaramadı ama her gün yeni bir özelliğe kavuşan telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini duymalarını sağladı.

Bell yardımcısını yardıma çağırırken farkında olmadan 134 yıl önce 10 Mart günü ilk telefon görüşmesini yaptı. Watson Bell’in sesini “telefon”dan duydu. ABD’nin 100’üncü kuruluÅŸ yıldönümüne denk gelen bu buluÅŸu ona düzenlenen Yüz Yıl sergisinde birçok ödül kazandırdı. Bell bilimsel çalışmalarını yürütmek için maddi ve manevi destek gördüğü Hubbart Ailesi’nden Mabel ile bir yıl sonra evlendi.

Bu sözler “” özlemi olarak yorumlanmasına karşın geliÅŸen teknoloji görüntülü cep telefonlarını, internet üzerinden canlı yayınla iletiÅŸimi iÅŸaret ettiÄŸini göstermektedir. Bilimkurgu severler ise “Uzay Yolu” filminden esinlenerek insanların ışınlanmalarından, insanların bulundukları yerde baÅŸka bir yerdeki olayı üç boyutlu olarak ekranlarda görerek ya da duyarak deÄŸil hissederek elde edeceÄŸi günleri tartışıyor…

Kalın metin

İşitme engeline karşı yürütülen savaşımın sonucu insanlık dünyasının sağırlığını gideren bir buluÅŸu armaÄŸan eden Bell öldüğünde ona duyulan büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu simgelemek için kırmızı “çan” kullanıldı.

AHMET BOZKURT TARAFINDAN HAZIRLANMIÅžTIR

Bugün öne çıkan buluÅŸlarının gölgesinde kalan yapıtlarının çoÄŸu iÅŸitme engeli konusundaydı. İşitme engelli annesinin ve eÅŸinin duyamadığı sesleri kaydetmeyi baÅŸardı. “Gramofon”dan kazandığı parayı bugün de sağırlar için çalışmalar yürüten Alexander Graham Bell İşitme engelliler Kurumu’na harcadı. Fransa hükûmeti insanlığa hizmetinden dolayı onur ödülü ve para ödülü verdi. Verilen parayı Washington’da İşitme engelliler için Volta Enstitüsü’nü kurmada kullandı. İlk el telefonunu geliÅŸtirmek için Bell teknik sorunları alt etmeye çalışırken bir yandan da kendisini dava eden Gray’a karşı hukuk savaşı verdi. Telefon atölyeden 4 yılda çıkabildi. 1880 yılında Bell’e yardım eden Tainer radyofon adını verdikleri aleti denedi.

Bugünkü telefonlara benzemeyen bir biçimdeydi. Üzerinde birler, onlar, yüzler basamağını temsil eden üç tuş bulunuyordu. Bağlanmak istenen numara tuşlara aranan numarada yer alan rakamın değeri kadar basılarak sağlanıyordu. Arayan kişi tuşa kaç kez bastığını sık sık şaşırdığı için karmaşaya da yol açıyordu. Bunun da çözümü çok geçmeden bulundu.

1893 yılında telefon ile ilgili geliÅŸmeleri kaleme alan bir yazar gözlemini şöyle dile getirdi: “Åžu anda duyabildiÄŸimiz sanatçı ve ÅŸarkıcıları bir süre sonra insanlık görmeyi de baÅŸaracak.”

. Watson —Come here —I want to see you” (“Bay Watson. Buraya gelin. Sizi görmek istiyorum.”)

EÅŸi dört yaşından beri sağırdı. Bell öğrencisi olarak tanıdığı ve daha sonra evlendiÄŸi Mabel’e derin bir sevgi duydu. Artan ününe karşın hiçbir zaman ne eÅŸini ne de iÅŸitme engellileri göz ardı etmedi. EÅŸine yazdığı bir mektupta “EÅŸin, hangi noktaya çıkarsa çıksın, ne denli zengin olursa olsun, emin ol iÅŸitme engellileri ve onların sorunlarını her zaman düşünecektir” diye yazmıştır.

Bir okulun tepesine çıkan Tainer çok uzaktan görebildiÄŸi Bell’e telefonla seslendi “Bay Bell. Bay Bell. Beni duyabiliyorsanız lütfen pencerenin önüne gelip ÅŸapkanızı sallayın.” Bell ÅŸapkasını salladığında artık telefon doÄŸumunun ardından emeklemeye baÅŸladı. Sekiz yıl sonra Connecticut eyaleti ilk telefon ÅŸebekesine sahip kent oldu.

Telefon yakın yıllara dek Türkiye’de olduÄŸu gibi santraller ve memurlar aracılığı ile yürütülüyordu. Bir süre sonra santrallerde erkek memur yerine kadın memurun çalışması geleneÄŸi baÅŸladı. İlk kadın santral memuru da Boston’da çalışmaya baÅŸlayan Emma Nut oldu.

Graham Bell belleklerde telefonun bulucusu olarak yer etse de adının öne çıkmadığı çalışmaları da vardı. Bunlardan biri büyük bir ilgi ile tüm dünyanın izlediÄŸi National Geographic dergisindeki yöneticiliÄŸiydi. Yüzyirmi yıl önce silahlı saldırıya uÄŸrayan ve ağır yaralanan ABD BaÅŸkanı Garfield’ın bedenindeki kurÅŸunların yerini belirlemede ilk kez kullandığı telefonik sonda, ’in X ışınları ile tanıyı geliÅŸtirilmesinde kullanıldı. Deniz ve hava taşımacılığı için projeler gerçekleÅŸtirdi.

Telefonun olanaklarından yararlanarak müşteri çekmek isteyen oteller arasında kıyasıya bir savaÅŸ baÅŸladı. Oteller ünlü müzik, tiyatro, opera, konser salonlarına baÄŸlanan telefon “Tiyatrofon” hattı ile aldıkları sesi lobilerinde oturan müşterilerine dinletmeye baÅŸladı. Bu evlere ve iÅŸ yerlerine yayıldı.

Alexander Graham Bell, (d. 3 Mart 1847, Edinburgh İskoçya – ö. 2 AÄŸustos 1922, Baddeck Kanada), 1876′da telefonun icadı ile tanınan Alexander Graham Bell önce Ontario’ya, daha sonra Boston’a yerleÅŸti.

Kısa sürede New York sokaklarını telefon direkleri ve kablo hatları örümcek ağı gibi kapladı. Yürünmez bir hale gelen sokaklardaki bir telefon direği kabloları tutan 50 çapraz tahta taşıyordu. Telefon günlük yaşama değişik biçimlerde girmeye başladı.

Ünü kısa sürede yayılan Bell, Oxford Üniversitesi’ne konuk öğretmen olarak çaÄŸrıldı. İngiltere’de eline geçen Alman Hermann von Helmholz adlı bilginin iÅŸitme fizyolojisine iliÅŸkin kitabını okudu. Müzik sesinin bir tel aracılığı ile aktarılabilineceÄŸi düşüncesi üzerinde yoÄŸunlaÅŸtı. Bu sırada baÅŸka da bu konularda çalışmalar yürütüyordu. Elisha Gray bunlardan biri.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Alexander_Graham_Bell

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mikrodalga fırın kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 20 Aralık 2010 02:15

Tabii ki dalgalarıyla ısıtmanın da bir sınırı vardır, örneğin kalın yiyeceklerde ısının içe ulaşması daha zor olmakta, bazı yiyeceklerde ısının toplandığı noktalar olmaktadır. Ancak bu dezavantajlar, fırının sağladığı faydaların yanında küçük ölçekli olarak kalır.

fırını (MD), yiyeceği ısıtmak için mikrodalgaları, yani radyo dalgalarını kullanan bir çeşididir.

Mikrodalgaların enerjileri, besin içinde ısıya dönüştüğü için, besin içinde bir radyasyon oluşması vb. bir durum genellikle söz konusu değildir.

Mikrodalgalarda kullanılan radyo dalgaları ise yemeğin içine nüfuz eder, hatta bunu yaparken yemek dışında kalan hava moleküllerini de ısıtmaz, böylece enerjisini verimli kullanmış olur. Ayrıca mikrodalga fırın içerisindeki yemeğin katmanları arasında sıcaklık farkı yoktur. Çünkü ısı yemeğin tüm moleküllerini aynı anda ısıtır ve enerjilerini artırır. Isının iletim yoluyla dıştan içe doğru gitme zorunluluğu yoktur. Ayrıca mikrodalga fırınların iç sıcaklığı oda sıcaklığına eşittir. Yani yemeğin kabuk tutmasına imkân yoktur.

Evlerde kullanılan ilk mikrodalga fırınlar, 25 Ekim 1955′te Tappan ÅŸirketi tarafından satışa çıkarılmış olup günümüzde ABD’de yaklaşık olarak 80 milyon mikrodalga fırının olduÄŸu tahmin edilmektedir.[kaynak belirtilmeli] Bu sayının yarısı son yıllardaki satışlara aittir.

Mikrodalga fırınlarda 2,45 GHz’lik bir frekans kullanılır. Bu frekansın kullanılmasının önemli bir sebebi vardır. 2.54 Ghz, su moleküllerinin rezonans frekansıdır. Bunun sonucu olarak 2.54 Ghz’lik mikrodalga ışıma en çok su tarafından emilecektir. ÇoÄŸu yiyecek de su içerdiÄŸinden ısınacak, mikrodalga fırına uygun tabaklar ise su içermediÄŸinden ısınmayacaktır. Bu rezonans sayesinde de su molekülleri ısınacak, maddenin kendisi de piÅŸecektir. Az su içeren yemeklerin mikrodalga fırınlarda ısıtılması uygun deÄŸildir. [1]

Sonuç olarak mikrodalganın pişirme yöntemi her bölgeye eşit şekilde ve tüm atomları hareketlendirerek olmaktadır, mikrodalga iletim yoluyla yapmamaktadır, büyük bir olmasını da bunlara borçludur.

DiÄŸer fırınların “dıştan içe” piÅŸirme yönteminin avantajlı olmadığı ve bazen kötü sonuçlara sebebiyet vereceÄŸi açıktır. ÖrneÄŸin fırında piÅŸen keke normal olarak 350 °C ısı vereceÄŸimize 600 °C verirsek, kekin dış kısmı kısa bir sürede yanacaktır, ayrıca kekin iç kısmı da piÅŸmeyecektir. Bunu etkileyen bir diÄŸer faktör de fırının verdiÄŸi kuru sıcaktır, kuruluktan ötürü yemeÄŸin suyu kolayca buharlaşır ve verimsiz bir ÅŸekilde piÅŸmiÅŸ olur.

Bu frekanstaki dalgalar, başlıca su olmak üzere bazı maddeler tarafından emilirler, dalgalar, bu maddelerin moleküllerini atomik devinime uğratarak mikrodalga enerjiyi ısıya dönüştürürler. Bu nedenle içinde daha çok su molekülü taşıyan besinler daha hızlı pişer.

Dalgaların frekansları ile dalga boyu arasında; yüksek frekanslı dalgaların kısa dalga boyu, alçak frekanslı dalgaların ise uzun dalga boyu yayması ilişkisi ya da tam tersi durum vardır. Normal fırınların kapağında bulunan küçük delikler, dalgalarının geçmesine izin verirler ve bu nedenle fırının içi görülür. Çünkü ışığın dalga frekansı oldukça yüksek, dalga boyu da çok küçüktür, mikrodalga fırınların yemeği ısıtmak için kullandığı elektromanyetik dalgaların ise frekansı düşük ve dalga boyları daha uzundur. Bu yüksek dalga boyuna sahip dalgalar kapaktaki deliklerden geçemez ve ve tekrar içeri yansırlar.

Mikrodalga, bu özel fırınların içindeki “magnetron” adı verilen vakum tüpünden üretilir. Magnetron, DoÄŸru akılmlı elekrik enerjisini “mikrodalgalar”a dönüştürür, mikrodalga fırın bu ÅŸekilde çalışır.

Mikrodalgalar, elektromanyetik spektrumun radyo dalgaları ile kızıl ötesi ışınlar arasındaki bölümde kalırlar. Frekansları 1 GHz ila 1000 GHz arasında, dalga boyları 0.1–100 cm. olan elektromanyetik dalgalardır.

Mikrodalga fırının çalışmasındaki en önemli özelliklerinden birinin, yemeÄŸi normal fırınlar gibi “dıştan içe” deÄŸil, “içten dışa” doÄŸru piÅŸirmesi olduÄŸu söylense de bu bir mantık hatasıdır. DiÄŸer piÅŸirme yöntemlerinde ısı dıştan içe doÄŸru yayıldığı için, mikrodalgaların etkisi “içten dışa” olarak algılanmakadır; aslında mikrodalga fırınlarda piÅŸirme, “heryere aynı anda etki etme ÅŸeklinde” dir.

Mikrodalga fırınlar normal fırınlara oranla 4′te 3 daha az güç harcamaktadırlar. ÖrneÄŸin elektrikli bir fırın 1000-1500 Watt’lık enerjisi harcarken, mikrodalga fırınlar yalnızca 300-500 Watt’lık bir enerjiyle çalışırlar. Yani çok daha verimlidir üstelik hem çevreye hem de cebimize dosttur.

Bu mikrodalgaların özellikleri şöyle sıralanabilir;

Mikrodalgalarla piÅŸirme fikri ilk kez Percy Spencer tarafından, radar olarak kullanılması planlanan “magnetron”un keÅŸfedilmesiyle 1945′li yıllarda baÅŸlamıştır. 1947′de bu buluÅŸunun patentini almış ve ilk mikrodalga fırını 1,8 boyunda ve 340 kg. ağırlığında olarak tasarlamıştır. Mikrodalga fırın, 1947′de mutfak eÅŸyaları üreticisi olan Raytheon ÅŸirketince “Radarange” adıyla kamuoyuna duyurulmuÅŸ olsa da, gerek fiyatının çok yüksek oluÅŸu gerekse büyükçe bir boyutlarında olması nedeniyle ticari olarak pek ilgi görmedi.

Mikrodalga ile pişirme, geleneksel pişirme yöntemlerinden hem daha hızlıdır hem de pişirme sürecinde yalnızca besin pişer, fırın ve ortam ısınmaz.[1]

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Mikrodalga_f%C4%B1r%C4%B1n

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »