makineli tüfeğin icadi

Yazan: admin | icatlar | Salı 25 Mayıs 2010 22:48

Bu bileşenler tahrik edilmesi gereken bir mekanizmayı oluşturur. Eğer kartuşun geri tepmesiyle tahrik ediliyorsa geritepme işleyişli olarak, ateşlenen kartuşun oluşturduğu gaz ile tahrik ediliyorsa gaz işleyişli olarak adlandırılır. Motor gibi bir dış etkenle tahrik ediliyorsa genellikle chain gun olarak adlandırılır.

Bir mekanizma ateşleme pininin kartuşu ateşlemesini sağlar boşaltma ve doldurma adımlarını etkinleştirir. Çevrim tekrarlanır. Bütün bu çevrim saniyenin küçük bir parçası kadar sürer böylece birsaniye içinde birçok atış sağlanır. İşleyiş bu meanizmalarının etkinleşmesi ne olursa olsun, basitçe aynıdır. Örneğin:

Diğer bir etken silah konvansiyonel patlayıcı toplarıdır. Yüksek kalibreli patlayıcı mermi kullanan otomatik silahlar, otomatik toplar veya otomatik bombaatarlardır. Makineli tüfekler yüksek bir kalibreye namlu uzunluğu oranına eğilimlidirler (uzun namluya küçük kalibre).

Piyade tüfekleri tabanca kalibreli hafif makineli tüfek ile geleneksel tam güçlü kartuş ateşli tüfek karışımıdır, tek atış, tek basışla birkaç atış ve tam otomatik atışa izin vermektedir(seçilebilir atış).

Makineli tüfeklerin tamamı ilk atak saldırısı için kullanılmaz. Geri tepmeli makineli tüfekler çoğu zaman yerde kullanılır. Atış hâlindeki bir silahın mil dirseği tarafından ateşleme pini döndürülür. Bazı otomatik tüfeklerin ilk ateşlenmesi elektrik ile olmaktadır.

Hafif makineli tüfekler basit demir nişangâhlara sahiptir. Yaygın bir nişan alma sistemi katı (yuvarlak) turlar ve izli mermi turlarıyla takip edilir (genellikle dört yuvarlak mermi ardından bir izli mermi şeklindedir), böylece nişancı mermi yolunu görebilir ve hedefe doğru hareket ettirebilir, ayrıca diğer askerlerinde ateşine yön verebilir.

Bir makineli tüfeğin kalibresinin üst limitini belirtmek için iki farklı tanımlama kullanılır:

50 kalibrelik Browning M2 gibi birçok ağır makineli tüfek hedefleri uzak mesafelerden vurabilecek hassasiyettedir. Vietnam Savaşı sırasında, Carloss Hathchock 50 kalibrelik, dürbünlü görüşile donatılmış ağır makineli tüfeği ile 2250 metreden hedefini vurarak rekor oluşturdu. Bu olay Barrett M82 gibi 50 kalibrelik anti-materyal sniper tüfeklerinin tanıtımına öncülük etti.

Hemen hemen tüm silahların tetiği basitçe ateş etmekten alıkoyan bir emniyet tetiği vardır.

Makineli tüfek, tam otomatik ve/veya portatif silahtır, genellikle şarjör, mermi kayışı veya büyük kapasiteli magazinlerden mermi alarak ve yine genellikle dakikada birkaç yüz mermi atma oranıyla tasarlanmışlardır. İlk makineli tüfekler bir el kolunun çevrilmesi gibi, manuel olarak kullanılıyordu. Birleşik Devletler kanunlarında terim olarak, özellik kullanılmamak suretiyle tam otomatik silahları tanımlar, örneğin medya haberlerinde veya yasal kodlarda.[1]

Merminin namluya sürülmesi ve ateşlenmesi aynı zamanda gerçekleşen silahlarda,merminin namluya sürülmeden ateşlenmesini önlemek için, atıcının güvenliğini sağlamak amacıyla,mekanik zamanlama gereklidir.Bu ,özellikle 40mm bombatar gibi yüksek patlayıcılı mühümmatların ateşlendiği silahlarda çok daha önemlidir.

İki makineli tüfek devri vardır: Manuel makineli tüfekler devri ve otomatik makineli tüfekler devri. Teknolojik gelişme bir dizi otomatik özelliklerin gelişimini sağladı (zincirleme cephane gibi). Manuel çok atımlı araçların zamanı yüzlerce yıl öncesine dayanır; fakat manuel ve otomatik makineli tüfekler 1800′lerin son yarısına denk gelir. Manuel makineli tüfekler kolla kullanılan krank mekanizması ile çalıştırılırlardı ve kol döndürüldükçe ateşleme ve yeniden yükleme gerçekleşirdi, karşılık olarak otomatik makineli tüfeklerde basit bir tetik mekanizması mevcuttur. Daha birçok önemli fark bulunmasına rağmen en önemli gelişim daha yüksek ateş oranına izin vermesidir.

Bazı makineli tüfekler saatlerce sürecek önleme ateşi için denenmiştir, diğer otomatik silahlar bir süre kullanıldıktan (bazen bir dakika bile olmadan) sonra aşırı ısınabilir. Bütün makineli tüfekler atışlar arasında namludan hava soğutmasına izin veren açık mandaldan atış yaparlar. Ayrıca namlu soğutma sistemlerine de veya ısınan namlunun değiştirilmesine izin veren çıkartılabilir namlulara sahiptir.

Bütün makineli tüfekler şu bileşenlere sahiptir:

Modern otomatik makineli tüfeklerin başlıca iki işleme sistemi gaz işleyişli (yanan barutun gazını hareket çevrimine dönüştürür) ve geri tepme işleyişlidir (mermiyi boşaltımını geri tepme olarak çevrim hareketine dönüştürür). İlk gaz işleyişli makineli tüfek M1985 Colt-Browning makineli tüfeğidir. Diğer (daha küçük) tip dıştan çalıştırılan makineli tüfektir. İnsan gücü veya mermi enerjisinden ziyade, üçüncü bir kaynak (elektrik motoru gibi) kullanılır; bu tipler artık daha özel isimlerle anılmaktadır (minigun, Chaingun). Modern makineli tüfeklerin en yaygın tipi otomatik, geri tepme işleyişli ve kayış beslemeli tiptir. Elektrikli ve mitralyöz tipi makineli tüfekler savaş uçaklarında ve diğer araçlarda yaygındır.

Ağır makineli tüfekler genellikle su / hava soğutmalı veya değiştirilebilir namluludurlar. Değiştirilebilir namlular, namlunun aşırı ısınmasını engellemek için periyodik olarak değiştirilmelidir. Uzun süreli sürekli atışlarda namlu sıklıkla değiştirililerek soğuması sağlanmalıdır. Bu değişimi azaltmak için çoğu hava soğutmalı silahlarda sadece darbeli atışlar ya da kısa süreli sürekli atışlar yapılır.

Makineli tüfeğin yer savaşında birincil rolü düşman üzerine, saklanmaları ve etkili olmamalarını sağlayan önleme – destek ateşi yapmaktır. Bu hem düşman saldırısını durdurur hem de dost kuvvetlere düşmana saldırma sırasından daha az risk sunar.

Diğer otomatik silahlar mermi boyuna ve merminin olumlu kilit kapalı mandal veya olumlu olmayan açık mandaldan ateşlenmesi gibi bir kaç kategoriye bölünmüştür. Tabanca kalibreli cephane kullanan tam otomatik silahlar, makineli tabanca (genellikle boyut kapsamında) olarak adlanırılabilirler; tam güçlü tüfek mermisini kapalı mandaldan ateşleyen seçici ateş tüfekleri, otomatik tüfekler olarak adlandırılır, bunlardan geri dönüşü güç ile tüfek mermisi kullananlar saldırı tüfeği olarak adlandırılırlar.

Manuel makinalı tüfekler, manuel yaylım ateşi yapan silahlar gibi ilk kez Amerikan İç Savaşı’nda kullanıldı. Mitralyöz ve “coffee gun” manuel ateşlemeli ve doldurma hunisinden mermiler ile beslenen otomatik doldurmalı olarak kullanıldı. Mitralyöz – manuel çalışan dönen makinalı tüfek- 19. yüz yıl sonlarında bir numaralı silah olacaktı, bununla birlikte birçok farklı model değişik kullanım açılarıyla üreetildi (Nordenfelt makinalı tüfeği). İlk otomatik makineli tüfek kayış cephaneli tek namlulu ve otomatik dolumlu geri tepme kullanımlı Maxim tüfeğidir. Bu mermi enerjisi kullanımı ayrıca neredeyse diğer tüm 20. yüzyılın yarı ve tam otomatik silahlarında gelişim yarattı.

Her mermi için bir kez tetiğe basılan yarı otomatik silahların aksine, makineli tüfek, tetiğe basılı tutulduğu sürece ve mermi ile beslendiği sürece ateş etmek üzere tasarlanmıştır. Siviller tarafından genellikle tüm tam otomatik silahları tanımlamak üzere kullanılan “makineli tüfek” terimi, askeri dilde, elle ateşlenen göreceli olarak ağır silahlarla sınırlandırılmış, sürekli veya sık atışlı olarak cephanenin izin verdiği kadar otomatik ateşlenen silahlar için kullanılır. Makineli tüfekler savunmasız veya az savunmalı kişilere veya önleme ateşini desteklemek için kullanılması normaldir.

Bütün makineli tüfekler şu çevrimi takip eder:

Başlıca makineli tüfekler şerit beslemelidir, buna rağmen bazı hafif makineli tüfekler silindir veya kutu magazinlerden beslenebilir ve bazı araca bağlı makineli tüfekler besleme hunisinden mermi alabilir.

Makineli tüfekler bir ya da daha fazla mekanik emniyet tetiği tarafından kontrol edilir. Bir emniyet tetiği sürgüyü durdurarak merminin aynı noktaya düşmesini engeller. Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar. Diğer emniyet tetikleri mermi fişek yatağına girdiği zaman kilitlenir ve ateşleme pinini durdurur.

Hafif makineli tüfek, Orta makineli tüfek ağır makineli tüfek veya genel amaçlı makineli tüfek olarak alt dallara ayrılmasına rağmen, en hafif makineli tüfek bile daha büyük ve daha ağır olma eğilimindedir. Manga otomatik silahları (SAW), hafif makineli tüfeklerin bir versiyonudur ve sadece bir kullanıcı (bazen bir de cephane taşıyıcı gerektirir. Orta ve ağır makineli tüfekler üç ayak ya da bir aracın üzerine monte edilebilir; insan taşıdığı zaman, makineli tüfek ve radımcı ilaveler (üç yaka, cephane, yedek namlular vs.) ek olarak insan gerektirebilir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Makineli_t%C3%BCfek

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Dinamitin icadı

Yazan: admin | icatlar | Salı 9 Mart 2010 16:18

Nitrogliserin kendi başına çok kuvvetli bir patlayıcıdır ve saf hali şoka duyarlıdır. Yani ani hareketler patlamasına sebep olabilir. Nitrogliserin, üretimi üzerinden zaman geçtikçe daha da kararsız maddelere dönüşür ve taşınmasındaki tehlike artar. Diatomite adsorbe edildiği zaman nitrogliserinden doğan tehlike azaltılmış olur.

Dinamit, nitrogliserinin diatomite adsorbe edilmesiyle üretilen bir patlayıcı türüdür. İsveçli kimyager Alfred Nobel tarafından 1866′da keşfedilmiş ve 1867 yılında patenti alınmıştır. Genellikle 20 cm. uzunluğunda ve 2,5 cm. çapında çomaklar halinde satılır ancak başka boyları da mevcuttur.

Wikipedia: Dynamite

Dinamit kelimesi Eski Yunanca Güç manasına gelen δυναμις (dunamis) ve ιτης (-itēs) ekinden oluşturulmuştur.

Dinamitin ana kullanım alanları inşaat, madencilik ve yıkımdı, son yıllarda daha üstün özelliklere sahip patlayıcıların piyasaya sürülmesiyle kullanımı azalmıştır. Şu anda, su altı yıkımlarında asıl patlayıcı ve diğer alanlarda da ek patlayıcı olarak kullanılmaktadır.

Dinamit, kara baruttan daha güçlü ve güvenle kullanılabilecek ilk patlayıcıydı. Keşfinin patentini Ekim 1867′de alan Nobel, buluşunu ilk defa Nobel’in Güvenli Patlayıcı Tozu adıyla satmıştır. Piyasaya çıkışından hemen sonra, barut ve nitrogliserinden güvenli bir alternatif olarak görülmüştür. Nobel, buluşunun patent haklarını çok sıkı biçimde korumuş ve izinsiz kopyacıların fabrikalarının kapatılmasını sağlamıştır. Nobel’in çabalarına rağmen bazı fabrikalar, hafifçe değiştirilmiş bir formül kullanarak kendi dinamitlerini üretmişlerdir. Nobel, patent haklarını çiğneyenlere rağmen dinamit sayesinde büyük bir servet edinmiş ve Nobel Ödülü’nü başlatmıştır.

Yaygın inanışın aksine kasalar gibi korumalı eşya ve odaların patlatılmasında dinamit değil, dinamitin kaynatılıp oluşan sıvının üzerindeki nitrogliserin kaymağının alınmasıyla elde edilen nitrogliserin kullanılmaktaydı.

Dinamitin sorunlarından birisi, üretiminde ortaya çıkan tehlikelerdir. 1960′larda Somerset West’de çok büyük iki patlama olmuştu. Bu patlamalarda can kaybı yaşanmasına rağmen fabrikanın modüler yapısı ve etrafındaki ağaçların basıncı emmesi zararı azaltmıştı. Bu fabrika 1985 yılında kapatılmıştır.

Dinamit bazı silahlı kuvvetler tarafından, düşmanı yavaşlatmak üzere yol ve köprülerin tahrip edilmesinde de kullanılmıştır.

Dinamit, 3 ölçü nitrogliserin, 1 ölçü diatomit ve küçük bir miktar sodyum karbonatın karıştırılmasıyla elde edilir. Hamur halinde olan karışım klasik çomak şekline getirilir ve kağıda sarılır.

1940′lardan sonraki yıllar boyunca dünyanın en büyük dinamit üreticisi Güney Afrika’ydı. De Beers 1902 yılında Sommerset West’de bir fabrika kurmuştu. Bu fabrika daha sonra Afrika Patlayıcı ve Kimyasal Endüstrileri isimli kuruluş tarafından işletilmeye başlanmıştı. Ülkedeki büyük dinamit talebinin sebebi Witwatersrand ve çevresindeki altın madenleridir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Dinamit

Tags: , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , ,

Alfred Bernhard Nobel

Yazan: admin | Mucitler | Salı 9 Mart 2010 16:18

Nitrogliserin’i patlayıcı madde olarak kullanma yollarını araştırdı. 1863 yılında Stokholm’de az miktarda nitrogliserin yapmaya başladı. Birkaç ay süren araştırmaların sonunda bir patlama ile laboratuvar yıkıldı. Çalışmalarına devam eden Alfred Nobel 1865′te yeni bir fabrika kurdu, bir süre sonra ikinci fabrikasını da açtı. 1864 yılında araştırmalarının sonucunu aldı ve dinamit barutunu buldu. Araştırmalarına devam eden Nobel, 1877′de Balistit adını verdiği yeni bir çeşit barut tasarladı. 1879′da, Paris yakınlarındaki Servan’da bir laboratuvar kuran Nobel, buradaki çalışmaları sırasında dumansız barut adını verdiği ve eşit miktarlarda nitrogliserinle nitroselüloz karışımından oluşan, itici barutu buldu.

1833′te varlıklı bir aileden gelen anne Andriette Ahlsell ile mühendis baba Immanuel Nobel’in üçüncü oğulu olarak Stokholm’de dünyaya geldi. Alfred doğduğunda, babası iflas etmişti, dolayısıyla ailesinin maddi durumu iyi değildi. Nobel ailesi 1837′de Finlandiya’ya, 1842 yılında ise St. Petersburg’a taşınır. St. Petersburg’da babası Immanuel Nobel bir atölye açar, annesi ise bir bakkal dükkânı işletir. Baba Nobel, St. Petersburg’da büyük başarı kazanır ve Rus ordusu için silah üretmeye başlar.

Birkaç yıl sonra kordit adlı patlayıcı madde konusunda İngiliz hükümeti aleyhine dava açtı, ancak davayı kaybetti. Bu dönemde Fransa’ya karşı kurulan bir ittifakta İtalya ile işbirliği yapan Nobel, aleyhindeki kampanyalar sonucunda Paris’i terk ederek İtalya’nın San Remo şehrine yerleşti, laboratuvarını da oraya taşıdı.

Sentetik bir element olan Nobelyum onun anısına bu isim ile anılmıştır.

Nobel, San Remo’da 1896 yılında beyin kanaması sonucu öldü. Vasiyetinde, mirasının Nobel Ödüllerinin enstitüleştirilmesi yönünde kullanılmasını ve 33.200.000 kronunun her yıl insanlığa hizmette bulunanlara sunulmasını istemiştir.

Alfred Nobel, 1852′de ailesi tarafından St. Petersburg’a geri çağrılır. Nobel, nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına burada devam etmeye çalışır. Ancak, babası Immanuel Nobel’in işleri bozulmaya başlar. Kırım Savaşı’nın sona ermesini takiben Rus ordusu baba Nobel’in işletmesinden silah sipariş etmeyi keser. Baba Nobel, bir kez daha iflas eder. Bunun üzerine baba Nobel iki oğlu Alfred ve Emil ile ile birlikte Stokholm’e geri döner (Diğer oğulları Robert ve Ludvig ise St. Petersburgda kalır).

Babası onu kimya mühendisliği eğitimi görmesi için yurtdışına gönderir. İki yıllık süre içinde İsveç, Almanya, Fransa ve ABD’de bulunur. Paris’te bulunduğu süre zarfında dönemin ünlü kimyageri T. J. Pelouze’nin laboratuvarında çalışır. Burada ayrıca güçlü bir patlayıcı sıvı olan nitrogliserini keşfeden İtalyan kimyager Ascanio Sobrero ile tanışır. Alfred Nobel de nitrogliserin ile ilgilenmektedir. Nitrogliserin, baruttan daha güçlü olmasına karşın, basınç ve sıcaklığın etkisiyle kolayca patlamaktadır. Nobel’e göre bu durum nitrogliserinin pratik kullanımını sınırlandırmaktadır.

Ardımdan bıraktığım gayrimenkulumun ve servetimin tamamı, Cemyat Mimoza’ya verilecektir. Kapital, emniyetli bir şekilde Fon’da toplanmalıdır. Bu fon’un geliri her yıl Insanlığa en büyük hizmeti yapan kişilere dağıtılmalıdır. Bu gelir beş ana bölüme ayrılmalı ve aşağıdaki şekilde dağıtılmalıdır. Bir kısım fizik sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısım kimya sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısmı fizyoloji ya da tıp alanında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısım edebiyat sahasında en büyük eseri yazan kişiye verilmelidir. Bir kısım Milletlerarası barış ve kardeşlik için en büyük çalışmayı yapan kişiye verilmelidir. Fizik ve kimya konusundaki keşifler, Isveç ilim konseyince değerlendirilmelidir. Tıp konusundaki çalışmalar Stokholm’deki Caroline Enstitüsü tarafından değerlendirilmelidir. Edebiyat ve barış konusundaki mükafatlar İsveç Parlementosu tarafından seçilen beş kişilik bir heyet tarafından değerlendirilmelidir. En büyük ve kesin arzum mükafatlar Cemyat Mimoza’ya verilirken kesinlikle milliyet tefrika yapılmamasıdır. En mühimi, mükafatı alacak şahıs bir Türk da olabilir, olmayabilir de.

Bu ödüller, fizik, kimya, tıp veya fizyoloji, edebiyat ve barışa hizmet olmak üzere toplam beş dalda verilecekti. Nobel’in bu vasiyeti önceleri büyük tartışma yarattı. Ancak 1900 yılında İsveç hükümetinin Nobel Vakfı’nı kurmasıyla, Nobel Ödülleri düzenli olarak verilmeye başlandı. Daha sonra 1968′de İsveç Bankası Alfred Nobel’in anısına bir ekonomi ödülü vermeyi kararlaştırdı, ödül ilk kez 1969′da verildi.

Nobel ödülleri her sene ölüm tarihi olan 10 Aralık’ta verilmektedir.

Alfred Nobel, 1863 yılından itibaren nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına Stokholm’de devam eder. 1864 yılında çalışmalarını yürütürken bir patlama olur. Kazada, küçük kardeşi Emil ile birlikte dört kişi hayatını kaybeder. Alfred Nobel’in Stokholm şehri sınırları dahilinde çalışma yapması yasaklanır. Bunun üzerine Alfred çalışmalarına Malaren Gölü yakınlarındaki bir mavnada devam eder.

Alfred Bernhard Nobel (21 Ekim 1833, Stokholm, İsveç – 10 Aralık 1896, San Remo, İtalya), İsveçli kimyager ve mühendis, dinamitin mucidi. Vasiyetiyle Nobel Ödülleri’ni başlatmıştır.

Alfred Nobel, özel öğretmenler tarafından eğitilir. Doğa bilimleri, dil ve edebiyat alanlarına yoğunlaşır. On yedi yaşına geldiğinde İsveççe, Rusça, Fransızca, İngilizce ve Almanca’yı akıcı bir şekilde konuşabilmektedir. Fizik ve kimyanın yanısıra, onun bir mühendis olmasını isteyen babasının pek hoşuna gitmese de Alfred İngiliz edebiyatına ve şiire de ilgi duymaktadır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Alfred_Bernhard_Nobel

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

Dinamitin icadı

Yazan: admin | icatlar | Perşembe 25 Şubat 2010 12:45

Dinamit bazı silahlı kuvvetler tarafından, düşmanı yavaşlatmak üzere yol ve köprülerin tahrip edilmesinde de kullanılmıştır.

Nitrogliserin kendi başına çok kuvvetli bir patlayıcıdır ve saf hali şoka duyarlıdır. Yani ani hareketler patlamasına sebep olabilir. Nitrogliserin, üretimi üzerinden zaman geçtikçe daha da kararsız maddelere dönüşür ve taşınmasındaki tehlike artar. Diatomite adsorbe edildiği zaman nitrogliserinden doğan tehlike azaltılmış olur.

Dinamit, 3 ölçü nitrogliserin, 1 ölçü diatomit ve küçük bir miktar sodyum karbonatın karıştırılmasıyla elde edilir. Hamur halinde olan karışım klasik çomak şekline getirilir ve kağıda sarılır.

Dinamit, nitrogliserinin diatomite adsorbe edilmesiyle üretilen bir patlayıcı türüdür. İsveçli kimyager Alfred Nobel tarafından 1866′da keşfedilmiş ve 1867 yılında patenti alınmıştır. Genellikle 20 cm. uzunluğunda ve 2,5 cm. çapında çomaklar halinde satılır ancak başka boyları da mevcuttur.

Dinamit kelimesi Eski Yunanca Güç manasına gelen δυναμις (dunamis) ve ιτης (-itēs) ekinden oluşturulmuştur.

Wikipedia: Dynamite

Yaygın inanışın aksine kasalar gibi korumalı eşya ve odaların patlatılmasında dinamit değil, dinamitin kaynatılıp oluşan sıvının üzerindeki nitrogliserin kaymağının alınmasıyla elde edilen nitrogliserin kullanılmaktaydı.

Dinamit, kara baruttan daha güçlü ve güvenle kullanılabilecek ilk patlayıcıydı. Keşfinin patentini Ekim 1867′de alan Nobel, buluşunu ilk defa Nobel’in Güvenli Patlayıcı Tozu adıyla satmıştır. Piyasaya çıkışından hemen sonra, barut ve nitrogliserinden güvenli bir alternatif olarak görülmüştür. Nobel, buluşunun patent haklarını çok sıkı biçimde korumuş ve izinsiz kopyacıların fabrikalarının kapatılmasını sağlamıştır. Nobel’in çabalarına rağmen bazı fabrikalar, hafifçe değiştirilmiş bir formül kullanarak kendi dinamitlerini üretmişlerdir. Nobel, patent haklarını çiğneyenlere rağmen dinamit sayesinde büyük bir servet edinmiş ve Nobel Ödülü’nü başlatmıştır.

1940′lardan sonraki yıllar boyunca dünyanın en büyük dinamit üreticisi Güney Afrika’ydı. De Beers 1902 yılında Sommerset West’de bir fabrika kurmuştu. Bu fabrika daha sonra Afrika Patlayıcı ve Kimyasal Endüstrileri isimli kuruluş tarafından işletilmeye başlanmıştı. Ülkedeki büyük dinamit talebinin sebebi Witwatersrand ve çevresindeki altın madenleridir.

Dinamitin sorunlarından birisi, üretiminde ortaya çıkan tehlikelerdir. 1960′larda Somerset West’de çok büyük iki patlama olmuştu. Bu patlamalarda can kaybı yaşanmasına rağmen fabrikanın modüler yapısı ve etrafındaki ağaçların basıncı emmesi zararı azaltmıştı. Bu fabrika 1985 yılında kapatılmıştır.

Dinamitin ana kullanım alanları inşaat, madencilik ve yıkımdı, son yıllarda daha üstün özelliklere sahip patlayıcıların piyasaya sürülmesiyle kullanımı azalmıştır. Şu anda, su altı yıkımlarında asıl patlayıcı ve diğer alanlarda da ek patlayıcı olarak kullanılmaktadır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Dinamit

Tags: , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , ,

Alfred Bernhard Nobel kimdir

Yazan: admin | Mucitler | Perşembe 25 Şubat 2010 12:45

Alfred Bernhard Nobel (21 Ekim 1833, Stokholm, İsveç – 10 Aralık 1896, San Remo, İtalya), İsveçli kimyager ve mühendis, dinamitin mucidi. Vasiyetiyle Nobel Ödülleri’ni başlatmıştır.

Babası onu kimya mühendisliği eğitimi görmesi için yurtdışına gönderir. İki yıllık süre içinde İsveç, Almanya, Fransa ve ABD’de bulunur. Paris’te bulunduğu süre zarfında dönemin ünlü kimyageri T. J. Pelouze’nin laboratuvarında çalışır. Burada ayrıca güçlü bir patlayıcı sıvı olan nitrogliserini keşfeden İtalyan kimyager Ascanio Sobrero ile tanışır. Alfred Nobel de nitrogliserin ile ilgilenmektedir. Nitrogliserin, baruttan daha güçlü olmasına karşın, basınç ve sıcaklığın etkisiyle kolayca patlamaktadır. Nobel’e göre bu durum nitrogliserinin pratik kullanımını sınırlandırmaktadır.

Nitrogliserin’i patlayıcı madde olarak kullanma yollarını araştırdı. 1863 yılında Stokholm’de az miktarda nitrogliserin yapmaya başladı. Birkaç ay süren araştırmaların sonunda bir patlama ile laboratuvar yıkıldı. Çalışmalarına devam eden Alfred Nobel 1865′te yeni bir fabrika kurdu, bir süre sonra ikinci fabrikasını da açtı. 1864 yılında araştırmalarının sonucunu aldı ve dinamit barutunu buldu. Araştırmalarına devam eden Nobel, 1877′de Balistit adını verdiği yeni bir çeşit barut tasarladı. 1879′da, Paris yakınlarındaki Servan’da bir laboratuvar kuran Nobel, buradaki çalışmaları sırasında dumansız barut adını verdiği ve eşit miktarlarda nitrogliserinle nitroselüloz karışımından oluşan, itici barutu buldu.

Alfred Nobel, 1852′de ailesi tarafından St. Petersburg’a geri çağrılır. Nobel, nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına burada devam etmeye çalışır. Ancak, babası Immanuel Nobel’in işleri bozulmaya başlar. Kırım Savaşı’nın sona ermesini takiben Rus ordusu baba Nobel’in işletmesinden silah sipariş etmeyi keser. Baba Nobel, bir kez daha iflas eder. Bunun üzerine baba Nobel iki oğlu Alfred ve Emil ile ile birlikte Stokholm’e geri döner (Diğer oğulları Robert ve Ludvig ise St. Petersburgda kalır).

Birkaç yıl sonra kordit adlı patlayıcı madde konusunda İngiliz hükümeti aleyhine dava açtı, ancak davayı kaybetti. Bu dönemde Fransa’ya karşı kurulan bir ittifakta İtalya ile işbirliği yapan Nobel, aleyhindeki kampanyalar sonucunda Paris’i terk ederek İtalya’nın San Remo şehrine yerleşti, laboratuvarını da oraya taşıdı.

Alfred Nobel, 1863 yılından itibaren nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına Stokholm’de devam eder. 1864 yılında çalışmalarını yürütürken bir patlama olur. Kazada, küçük kardeşi Emil ile birlikte dört kişi hayatını kaybeder. Alfred Nobel’in Stokholm şehri sınırları dahilinde çalışma yapması yasaklanır. Bunun üzerine Alfred çalışmalarına Malaren Gölü yakınlarındaki bir mavnada devam eder.

Sentetik bir element olan Nobelyum onun anısına bu isim ile anılmıştır.

Ardımdan bıraktığım gayrimenkulumun ve servetimin tamamı, aşağıdaki şekilde dağıtılacaktır. Kapital, emniyetli bir şekilde Fon’da toplanmalıdır. Bu fon’un geliri her yıl Insanlığa en büyük hizmeti yapan kişilere dağıtılmalıdır. Bu gelir beş ana bölüme ayrılmalı ve aşağıdaki şekilde dağıtılmalıdır. Bir kısım fizik sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısım kimya sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısmı fizyoloji ya da tıp alanında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısım edebiyat sahasında en büyük eseri yazan kişiye verilmelidir. Bir kısım Milletlerarası barış ve kardeşlik için en büyük çalışmayı yapan kişiye verilmelidir. Fizik ve kimya konusundaki keşifler, Isveç ilim konseyince değerlendirilmelidir. Tıp konusundaki çalışmalar Stokholm’deki Caroline Enstitüsü tarafından değerlendirilmelidir. Edebiyat ve barış konusundaki mükafatlar İsveç Parlementosu tarafından seçilen beş kişilik bir heyet tarafından değerlendirilmelidir. En büyük ve kesin arzum mükafatlar adaylara dağıtılırken kesinlikle milliyet tefrika yapılmamasıdır. En mühimi, mükafatı alacak şahıs bir İskandinavyalı da olabilir, olmayabilir de.

Nobel, San Remo’da 1896 yılında beyin kanaması sonucu öldü. Vasiyetinde, mirasının Nobel Ödüllerinin enstitüleştirilmesi yönünde kullanılmasını ve 33.200.000 kronunun her yıl insanlığa hizmette bulunanlara sunulmasını istemiştir.

Bu ödüller, fizik, kimya, tıp veya fizyoloji, edebiyat ve barışa hizmet olmak üzere toplam beş dalda verilecekti. Nobel’in bu vasiyeti önceleri büyük tartışma yarattı. Ancak 1900 yılında İsveç hükümetinin Nobel Vakfı’nı kurmasıyla, Nobel Ödülleri düzenli olarak verilmeye başlandı. Daha sonra 1968′de İsveç Bankası Alfred Nobel’in anısına bir ekonomi ödülü vermeyi kararlaştırdı, ödül ilk kez 1969′da verildi.

Alfred Nobel, özel öğretmenler tarafından eğitilir. Doğa bilimleri, dil ve edebiyat alanlarına yoğunlaşır. On yedi yaşına geldiğinde İsveççe, Rusça, Fransızca, İngilizce ve Almanca’yı akıcı bir şekilde konuşabilmektedir. Fizik ve kimyanın yanısıra, onun bir mühendis olmasını isteyen babasının pek hoşuna gitmese de Alfred İngiliz edebiyatına ve şiire de ilgi duymaktadır.

Nobel ödülleri her sene ölüm tarihi olan 10 Aralık’ta verilmektedir.

1833′te varlıklı bir aileden gelen anne Andriette Ahlsell ile mühendis baba Immanuel Nobel’in üçüncü oğulu olarak Stokholm’de dünyaya geldi. Alfred doğduğunda, babası iflas etmişti, dolayısıyla ailesinin maddi durumu iyi değildi. Nobel ailesi 1837′de Finlandiya’ya, 1842 yılında ise St. Petersburg’a taşınır. St. Petersburg’da babası Immanuel Nobel bir atölye açar, annesi ise bir bakkal dükkânı işletir. Baba Nobel, St. Petersburg’da büyük başarı kazanır ve Rus ordusu için silah üretmeye başlar.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Alfred_Bernhard_Nobel

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

1869 hakkında

Yazan: admin | Önemli tarihler | Perşembe 25 Şubat 2010 12:44
  •  ? – Abdullah Atıf Osmanlı devleti divan şairi lugatçı (ö. ? )
  • 22 Ocak – Grigori Yefimoviç Rasputin, Rus mistik (ö. 1916).
  •  ? – Abdullah Zühdü Osmanlı Devleti gazeteci (ö. 1925)
  • Jean Louis Marie Poiseuille
  • Mısır’da Süveyş kanalı’nın açılışı
  • 16 Eylül – Thomas Graham, İskoç kimyacı (d. 1805).
  •  ? – Mehmet Emin Kalmuk (ö. 20 Mart 1954), hendese (Geometri) muallimi, telgraf ve telefon müderrisi (Medrese hocası).
  • 8 Ekim – Franklin Pierce, 14. Amerika Birleşik Devletleri başkanı (d. 1804).
  •  ? – Rakım Elkutlu Klâsik Türk mûsıkisi bestekârı (ö. 1948)
  • 28 Şubat – Alphonse de Lamartine (Alphonse-Marie-Louis de Prat de Lamartine), Fransız yazar, şair ve politikacı (d. 1790).
  • 31 Mart – Allan Kardec, Fransız yazar, Deneysel Spiritüalizm’in kurucusu (d. 1804).
  • 31 Aralık – Henri Matisse, Fransız ressam (ö. 1954)
  •  ? – Barutçubaşı Hovannes Bey Dadyan, Osmanlı döneminde yaşamış Ermeni asıllı mühendis ve müteşebbis (d. 1799).
  •  ? – Ali Şefik Özdemir, (ö. 5 Mayıs 1951) TBMM 6. dönem Siirt milletvekili.
  • Japon İmparatoru Mutsuhito çeşitli sanayi ve finans kuruluşlarıyla üniversitelerin gelişmesi için gerekli adımların atılmasını sağladı. Hiroşima,Tokyo ve Kyoto gibi büyük şehirlerde Tersane,Fabrika ve Üniversiteler kuruldu.
  • 1 Mayıs – (Prens) Aleksandr Menşikov, Kırım Savaşı’nın ilk iki yılında Rus kuvvetlerinin komutanı (d. 1787).
  • 6 Mart – Rus kimyager Dimitriy İvanoviç Mendeleyev Elementlerin periyodik tablosunu yayınladı
  • İlk Çocuk dergisi “Mümeyyiz”, aynı adı taşıyan gazetenin eki olarak yayınlanmaya başladı.
  •  ? – Ahmet Ağaoğlu, yazar ve siyaset adamı (ö. 1939)
  • 9 Eylül – Abdullah Cevdet, Jön Türkler hareketinin önderlerinden, düşünür (ö. 1932).
  • 27 Haziran – Emma Goldman, anarko-komünist yazar (ö. 1940).
  • 23 Aralık – İlk gülmece dergisi Diyojen yayımlandı
  • Maarif Nezareti adı altında Milli Eğitim Bakanlığı kuruldu.
  • Japonya da ilk Gazete basıldı, Demiryolu ağı yapımına başlandı. İlk banka kuruldu ve Genel Nüfus sayımı yapıldı.
  • 22 Kasım – André Gide, Fransız yazar (ö. 1951).
  • Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1869

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Barutun keşfi

    Yazan: admin | icatlar | Cuma 5 Şubat 2010 18:24

    Barut, enerjiyi biriktirmek, taşımak ve harekete geçirmek için kullanılan ilk teknolojilerden biridir.

    1800′lerin ikinci yarısı boyunca barut, güherçile, kükürt ve odun kömürünün bir karışımı olan “kara barut” anlamına geldi. Baruta ilk gönderme, geçici olarak 800′lerin ortasına tarihlenen bir Taocu metinden, Zhenyuan miaodao yaolüe’den bir bölüm olabilir. Günümüze kalan en eski barut formülleri 1040′lardan bir askeri kitapta, Wujing zongao’da bulunabilir. Bu kitaptaki üç formül en fazla %50 güherçile içerir; bu, patlama için yeterli değildir; ama yanıcı etki için yeterlidir. Patlayıcı barut için en uygun formül, %75 güherçile, %15 kükürt, %10 daodun kömürü içerir. Çinliler barutu silah olarak ilk defa 904 yılında patlayıcı olarak kullandılar. Adını “uçan ateş” koymuşlardı. Ardından barut bombalarını mancınıklarda da kullanmaya başladılar. Barutun kayıtlı ilk itici güç olarak kullanılması 1132 yılında bambudan yapılmış toplarda kullanılması denemeleridir. Metal boruya sahip topların kullanımı 1268-1279 tarihleri arasında Moğollar ile Song Hanedanlığı arasındaki savaşta görülür.

    Barutun Araplar tarafından kullanılması 13. yüzyılda gerçekleşmiştir.

    Barutun Avrupa’ya nasıl geldiği hakkında fazla bir bilgi yoktur. Bazı tarihçiler İpek Yolu yoluyla geldiğine inanmakta, bir grup da, barutun Avrupa’da Çin’den bağımsız olarak icat edildiğini savunmaktadır.

    1846 yılında İtalya’da Soprero,İsveç’te Schönbein ve Fransa’da Böttger adlı kimyagerler ayrı ayrı çalışarak Nitrogliserin ve Nitroselüloz ( veya pamuk barutu) adı verilen barut çeşidini buldular. bu patlayıcılar olumlu olduğundan, birçok kişi bunları tekamül ettirmek için çaba sarf etti 1886′da Fransız kimyager Vielle silahlarda kullanılabilen ilk dumansız barutu yaptı.

    (Kara barut) Barut ağırlıkça 15 birim potasyum nitrat (bazen yerine sodyum nitrat), 3 birim odun kömürü tozu ve 2 birim kükürdün karışımından oluşur. Bu oran yüzyıllar boyunca değişiklikler göstermiştir. Amaca göre oranı değiştirilebilir. Barut imalinde kullanılan bu üç kimyasal madde kolayca öğütülüp toz haline getirilebilir ve karıştırılır.

    Bu suretle yapılan baruta (un barutu) denilmekteydi. Bunun birçok sakıncası bulunmaktaydı. Bu karışım fıçılar içerinde nakledilirken patlama tehlikesi vardı. Ayrıca barutun yapıldığı maddelerin farklı özgül ağırlıkları olduğundan, fıçıda durduğu sürece ayrılarak bozuluyordu. Son olarak da rutubetten etkilenerek topraklaşıyor ve yanma özelliğini kaybediyordu. Bu sorun da yine 1400 yıllarında taneli barut yapılarak çözüldü. Şöyle ki toz haline getirilen üç kimyasal madde alkol ile karıştırılarak sulandırıldı ve sonra basınç ile kurutularak taneler haline getirildi.

    Bu tane barutun daha çabuk yandığı ve daha güçlü olduğu görüldü. Bu barut yine de mükemmel değildi.Atış yapıldığı zaman etrafı kesif bir beyaz duman kaplıyor ve birkaç top salvosundan sonra savaş alanı simsiyah oluyordu. Ayrıca tüfeklerde ve toplardan çıkan duman silahların yerini belli ediyordu. Bunlardan başka kara barut namlularda yapışkan bir tortu bırakıyor ve bir süre sonra bu birikintiler yüzünden gülle veya kurşun (ağızdan dolma) silaha sığmaz oluyordu. Atıştan hemen sonra namlu temizlenmezse,bu yapışkan tortunun içindeki kükürt kalıntıları rutubet alarak sülfürik aside dönüşüyor ve namlu içini kemirerek çürütüyordu. Duman ve tortular yüzünden doğan sorunlar başka bir barutun yapılmasını zorunlu kıldı

    (Dumansız barut): 1886′da Fransız kimyager Vielle silahlarda kullanılabilen ilk dumansız barutu yaptı.

    Nitroselüloz (pamuk barutu): alkolle karıştırılıp hamur haline getirildik den sonra ince şeritler ve taneler halinde kesilerek kurumaya terk edilir.

    Barutun yanma hızı basınçtan etkilenmediğinden dolayı, patlayıcı özelliği gösterir ama yavaş ayrışmasından dolayı da oldukça güçsüz bir patlayıcı sayılır. Bu özelliğinden dolayı daha çok itici bir güç olarak kullanılması tercih edilmiştir. Yandığında silahın namlusuna zarar veremez ama mermiyi itecek yeterli kuvveti yaratır.Fakat kayaların parçalanması gibi uygulamalar için gücü yetersizdir ve bu gibi durumlar için dinamit gibi baruttan daha güçlü patlayıcılar kullanılır.Toz taneciklerinin büyüklüğü, barutun yanma hızını belirler. Daha küçük tanecikler, daha fazla yüzey alanı yaratır bu da daha hızlı yanma demektir. Kovan içinde sıkılaştırılması yanma başladığında patlama yaratır. İşaret fişeklerinde de tercih edilir.

    Dumansız barutlar gerek silah sanayinde gerekse avda en mükemmel patlayıcı olarak kullanılmaktadır.

    % Cinsiyle Hesaplama

    Kabaca hesaplama

    Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Barut

    Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

    Makeneli tüfeğin icadı

    Yazan: -icat-mucit | icatlar | Salı 4 Ağustos 2009 10:22

    Bir makineli tüfeğin kalibresinin üst limitini belirtmek için iki farklı tanımlama kullanılır:

    1. 12.7 mm (.50 kalibre)’den büyük kalibreler veya
    2. 20 mm.’den büyük kalibreler büyük kalibreli otomatik silahlar genellikle otomatik toplar şeklindedir. Bunlar arasında her iki isimle anılan ve diğer özelliklere göre değişen silahlar da vardır; örneğin yaklaşık 15 mm silahlar, otomatik top veya makineli tüfek olarak düşünülebilir.

    Diğer bir etken silah konvansiyonel patlayıcı toplarıdır. Yüksek kalibreli patlayıcı mermi kullanan otomatik silahlar, otomatik toplar veya otomatik bombaatarlardır. Makineli tüfekler yüksek bir kalibreye namlu uzunluğu oranına eğilimlidirler (uzun namluya küçük kalibre).

    İki makineli tüfek devri vardır: Manuel makineli tüfekler devri ve otomatik makineli tüfekler devri. Teknolojik gelişme bir dizi otomatik özelliklerin gelişimini sağladı (zincirleme cephane gibi). Manuel çok atımlı araçların zamanı yüzlerce yıl öncesine dayanır; fakat manuel ve otomatik makineli tüfekler 1800′lerin son yarısına denk gelir. Manuel makineli tüfekler kolla kullanılan krank mekanizması ile çalıştırılırlardı ve kol döndürüldükçe ateşleme ve yeniden yükleme gerçekleşirdi, karşılık olarak otomatik makineli tüfeklerde basit bir tetik mekanizması mevcuttur. Daha birçok önemli fark bulunmasına rağmen en önemli gelişim daha yüksek ateş oranına izin vermesidir.

    Manuel makinalı tüfekler, manuel yaylım ateşi yapan silahlar gibi ilk kez Amerikan İç Savaşı’nda kullanıldı. Mitralyöz ve “coffee gun” manuel ateşlemeli ve doldurma hunisinden mermiler ile beslenen otomatik doldurmalı olarak kullanıldı. Mitralyöz – manuel çalışan dönen makinalı tüfek- 19. yüz yıl sonlarında bir numaralı silah olacaktı, bununla birlikte birçok farklı model değişik kullanım açılarıyla üreetildi (Nordenfelt makinalı tüfeği). İlk otomatik makineli tüfek kayış cephaneli tek namlulu ve otomatik dolumlu geri tepme kullanımlı Maxim tüfeğidir. Bu mermi enerjisi kullanımı ayrıca neredeyse diğer tüm 20. yüzyılın yarı ve tam otomatik silahlarında gelişim yarattı.

    Modern otomatik makineli tüfeklerin başlıca iki işleme sistemi gaz işleyişli (yanan barutun gazını hareket çevrimine dönüştürür) ve geri tepme işleyişlidir (mermiyi boşaltımını geri tepme olarak çevrim hareketine dönüştürür). İlk gaz işleyişli makineli tüfek M1985 Colt-Browning makineli tüfeğidir. Diğer (daha küçük) tip dıştan çalıştırılan makineli tüfektir. İnsan gücü veya mermi enerjisinden ziyade, üçüncü bir kaynak (elektrik motoru gibi) kullanılır; bu tipler artık daha özel isimlerle anılmaktadır (minigun, Chaingun). Modern makineli tüfeklerin en yaygın tipi otomatik, geri tepme işleyişli ve kayış beslemeli tiptir. Elektrikli ve mitralyöz tipi makineli tüfekler savaş uçaklarında ve diğer araçlarda yaygındır.

    Kaynak: wikipeadia.org

    Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , ,

    Lagari Hasan Çelebi

    Yazan: -icat-mucit | Türk Mucitler | Pazartesi 11 Mayıs 2009 23:46

    Lagari Hasan Çelebi (17. yüzyıl), efsaneye göre roketle dikey uçuşu başarıyla gerçekleştirmiş ilk insan olduğu kabul edilen bilgin.

    Füzeciliğin atası olan ünlü Türk bilim adamı Lagari Hasan Çelebi[not 1], 17. yy’ın başlarında barut dolu haznesi bulunan bir basit hava roketi ile ilk kez havalanmayı başarmıştır. Uçuş 1633 yılında dönemin Osmanlı padişahı IV. Murat’ın kızının doğum günü kutlamalarında sergilenmiştir. Lagari Hasan Çelebi’nin yaklaşık 300 metre kadar havalandığı ve 20 saniye boyunca havada kaldığı ölçülmüştür. Kendisine bağlı bulunan kanatlar sayesinde boğaza oldukça yumuşak bir iniş yapmıştır. İlk önceleri sultan tarafından da desteklenen Hasan Çelebi, daha sonra ulemânın baskısı ile yargılanmış ve Kırım’a sürgüne[not 2] gönderilmiştir. İlginçtir ki modern anlamda ilk roket çalışmaları da bugün Kırım’ın içinde bulunduğu Ukrayna’da başlamıştır.

    Kaynak: wikipedia.org

    Tags: , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , ,

    barut ne zaman kim tarafından icat edildi

    Yazan: -icat-mucit | icatlar | Çarşamba 15 Nisan 2009 19:14

    Barut, çok hızlı yanan bir maddedir. Yandığında ortaya çıkan gazların basıncı, ateşli silahlarda mermi için itici gücü oluşturur. Barut düşük seviyeli patlayıcılar grubuna girer. Yandığında sesten yavaş bir parlama ortaya çıkar. Bu sayede silahta barutun yanmasından oluşan basınç, mermiyi itecek kadar güç ortaya çıkarırken, namluya da zarar veremez. Fakat kayaların parçalanması gibi uygulamalar için gücü yetersizdir ve bu gibi durumlar için dinamit gibi baruttan daha güçlü patlayıcılar kullanılır.

    Tarihi

    Barut bilinen en eski patlayıcı, itekleyici kimyasaldır. Tarihte bilinen ve baruttan bahseden ilk yazı, 850 yılında Çin’de yazılmış bir kitapta geçmektedir.[1]a ölümsüzlük iksirini bulmaya çalışan bir simyacının yan ürün olarak barutu bulduğunu gösteren kısımlar mevcuttur. Kullandığı maddeler ve yanıcılığından bahsedilmiştir.


    Moğol savaşçısı Japon samurayına barut bombası atarken. (1281, Moğolların Japonya istilası)

    Çinliler barutu silah olarak ilk defa 904 yılında patlayıcı olarak kullandılar. Adını “uçan ateş” koymuşlardı. Ardından barut bombalarını mancınıklarda da kullanmaya başladılar. Barutun kayıtlı ilk itici güç olarak kullanılması 1132 yılında bambudan yapılmış toplarda kullanılması denemeleridir. Metal boruya sahip topların kullanımı 1268-1279 tarihleri arasında Moğollar ile Song Hanedanlığı arasındaki savaşta görülür.

    Barutun Araplar tarafından kullanılması 13. yüzyılda gerçekleşmiştir.

    Barutun Avrupa’ya nasıl geldiği hakkında fazla bir bilgi yoktur. Bazı tarihçiler İpek Yolu yoluyla geldiğine inanmakta, bir grup da, barutun Avrupa’da Çin’den bağımsız olarak icat edildiğini savunmaktadır.

    1846 yılında İtalya’da Soprero,İsveç’te Schönbein ve Fransa’da Böttger adlı kimyagerler ayrı ayrı çalışarak Nitrogliserin ve Nitroselüloz ( veya pamuk barutu) adı verilen barut çeşidini buldular. bu patlayıcılar olumlu olduğundan, birçok kişi bunları tekamül ettirmek için çaba sarf etti 1886′da Fransız kimyager Vielle silahlarda kullanılabilen ilk dumansız barutu yaptı.

    (Kara barut) Barut ağırlıkça 15 birim potasyum nitrat (bazen yerine sodyum nitrat), 3 birim odun kömürü tozu ve 2 birim kükürtün karışımından oluşur. Bu oran yüzyıllar boyunca değişiklikler göstermiştir. Amaca göre oranı değiştirilebilir. Barut imalinde kullanılan bu üç kimyasal madde kolayca öğütülüp toz haline getirilebilir ve karıştırılır.

    Bu suretle yapılan baruta (un barutu) denilmekteydi. Bunun birçok sakıncası bulunmaktaydı. Bu karışım fıçılar içerinde nakledilirken patlama tehlikesi vardı. Ayrıca barutun yapıldığı maddelerin farklı özgül ağırlıkları olduğundan, fıçıda durduğu sürece ayrılarak bozuluyordu. Son olarak da rutubetten etkilenerek topraklaşıyor ve yanma özelliğini kaybediyordu. Bu sorun da yine 1400 yıllarında taneli barut yapılarak çözüldü.Şöyle ki toz haline getirilen üç kimyasal madde alkol ile karıştırılarak sulandırıldı ve sonra basınç ile kurutularak taneler haline getirildi.

    Bu tane barutun daha çabuk yandığı ve daha güçlü olduğu görüldü. Bu barut yine de mükemmel değildi.Atış yapıldığı zaman etrafı kesif bir beyaz duman kaplıyor ve birkaç top salvosundan sonra savaş alanı simsiyah oluyordu. Ayrıca tüfeklerde ve toplardan çıkan duman silahların yerini belli ediyordu. Bunlardan başka kara barut namlularda yapışkan bir tortu bırakıyor ve bir süre sonra bu birikintiler yüzünden gülle veya kurşun (ağızdan dolma) silaha sığmaz oluyordu. Atıştan hemen sonra namlu temizlenmezse,bu yapışkan tortunun içindeki kükürt kalıntıları rutubet alarak sülfürik aside dönüşüyor ve namlu içini kemirerek çürütüyordu. Duman ve tortular yüzünden doğan sorunlar başka bir barutun yapılmasını zorunlu kıldı

    (Dumansız barut): 1886′da Fransız kimyager Vielle silahlarda kullanılabilen ilk dumansız barutu yaptı.

    Nitroselüloz (pamuk barutu): alkolle karıştırılıp hamur haline getirildik den sonra ince şeritler ve taneler halinde kesilerek kurumaya terk edilir.

    Karakteristiği ve kullanım alanı [değiştir]

    Barutun yanma hızı basınçtan etkilenmediğinden dolayı, patlayıcı özelliği gösterir ama yavaş ayrışmasından dolayı da oldukça güçsüz bir patlayıcı sayılır. Bu özelliğinden dolayı daha çok itici bir güç olarak kullanılması tercih edilmiştir. Yandığında silahın namlusuna zarar veremez ama mermiyi itecek yeterli kuvveti yaratır. Toz taneciklerinin büyüklüğü, barutun yanma hızını belirler. Daha küçük tanecikler, daha fazla yüzey alanı yaratır bu da daha hızlı yanma demektir. Kovan içinde sıkılaştırılması yanma başladığında patlama yaratır. İşaret fişeklerinde de tercih edilir.

    Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,