İbni Sina

Yazan: admin | Türk Mucitler | Perşembe 18 Şubat 2010 18:27

İbn-i Sina (tam adı Ebu Ali el-Hüseyin ibni Abdullah ibn-i Sina el-Belhi, Farsça: ابوعلى سينا/پورسينا, Latince: Avicenna; okunuş: āv’ĭ-sěn’ə[1]; d. 980, Buhara yakınları – ö. 1037, Hemedan), filozof, hekim ve çok yönlü Fars[2][3][4][5] bir bilim adamıdır.

Samanoğulları sarayı kâtiplerinden Abdullah Bin Sina’nın oğlu olan İbn-i Sina (Batı’da Avicenna adıyla tanınır), babasından, ünlü bilgin Natili’den ve İsmail Zahit’ten ders aldı. Geometri (özellikle Eukleides geometrisi), mantık, fıkıh, sarf, nahif, tıp ve doğabilim üstüne çalışmalar yaptı. Farabi’nin el-İbane’s[kaynak belirtilmeli] aracılığıyla Aristoteles felsefesini ve metafiziğini öğrenip, hastalanan Buhara prensini iyileştirince (997) saray kütüphanesinden yararlanma olanağına kavuştu. Babası ölünce, Cür-can’da Şiraz’lı Ebu Muhammed’ten destek gördü (Tıp Kanunu’nu Cürcan’da yazdı). Çağında tanınan bütün Yunan filozoflarının Anadolu doğacılarının yapıtlarını incelemiştir.

İbn-i Sina gazili kendisinden önceki filozofların görüşleri ile kelam-cılarınkini uzlaştırmaya çalışmış, Aristoteles’in metafiziği ile kelamcıların ve yeni eflatuncuların düşüncelerini birleştirerek yeni bir bireşim ortaya koymuştur. İbn-i Sina’ya göre metafiziğin temel konusu, “vücudu mutlak” olan Allah ile yüce varlıklardır. Vücut (var olan) üçe ayrılır: Olası varlık ya da ortaya çıkan ve sonra yok olan varlık; olası ve zorunlu varlık (tümeller ve yasalar evreni, kendiliğinden var olabilen ve bir dış neden sayesinde gerekli olan varlık); özü gereği gerekli olan varlık (Allah). İbn-i Sina Allah’ı “Vahdet-i Vücud” yani ‘varlığı zorunlu olan’ olarak belirtir ve bu fikir ona hastır. Varlık’ı temel konu alan metafizik, gerekli bir bilim dalıdır.

İbn-i Sina, ruhbilimin, metafizik ile arasında bağlantı kuran ve bu iki bilimden de yararlanan bir bilgi alanı olduğunu savunmuş, ruhbilimini üç ana bölüme ayırmıştır: Akıl ruhbilimi; deneysel ruhbilim; tasavvuf ya da gizemci ruhbilim. İnsanların ruhlarının müzikle tedavi edilebileceğini öne sürmüş ve bu yöntemi geliştirmiştir.

Bu konudaki görüşleri Aristoteles ve Farabi’den farklı olan İbn-i Sina’ya göre, akıl 5 çeşittir; bilmeleke (ya da ‘olası akıl’ açık-seçik ve zorunlu olanları bilebilir); he-yulâni akıl (bilmeyi ve anlamayı sağlar); kutsi akıl (aklın en yüksek aşamasıdır ve her insanda bulunmaz); muste-fat akıl (kendisinde bulunanı, kendisine verilen “makûllerin ” suret’lerini algılar); bilfiil akıl (“makûl”leri yani kazanılmış verileri kavrar). İbn-i Sina, akıl konusunda, Eflatun’un idealizmi ile Aristoteles’in deneyciliğini uzlaştırmaya, birleştirici bir akıl görüşü ortaya koymaya çalışmıştır.

Ana kaynağı sezgi olan bilgi, genel kesin ilkelere dayanmalıdır. Sezgi aracılığıyla algılanan veriler, sonuçlama yoluyla (“el-istintac”) bilgiye dönüşür. İbn-i Sina’nın bilgiye ilişkin görüşleri idealisttir ama bilginin doğuşunda deneyin oynadığı rolü de gözden uzak tutmamıştır.

İbn-i Sina’ya göre bilimler madde ve biçim ilişkisi bakımından üçe ayrılır: El-ilm ül-esfel (Doğa bilimleri ya da aşağı bilimler), maddesinden ayrılmamış biçimlerin bilimidir; mabad-üt-tabia (metafizik), el-ilm’üll-âli (mantık ya da yüksek bilimler) maddesinden ayrılan biçimlerin bilimleridir; el-ilm ül-evsat ( ya da orta bilimler) ancak insanın zihninde maddesinden ayrılabilen, bazen maddesiyle birlikte, bazen ayrı olan biçimlerin bilimidir.

Kendisinden sonraki Doğu ve Batı filozoflarının çoğunu etkileyen İbn-i Sina, müzikle de ilgilenmiştir. 250′yi aşkın yapıtının başlıcası olan Şifa ve Kanun, felsefenin temel yapıtı sayılarak, uzun yıllar boyunca pek çok üniversitede okutulmuştur.

Commentary. Frontpage, Venice 1520

İbn-i Sina’nın yazmış olduğu Kanun fit-Tıb adlı eserinde bulunan ve kan dolaşımını gösteren bir çizim

http://www.cnnturk.com/images/yasam/ibnisina2106h.jpg

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :

Commons‘da İbn-i Sina ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

VikiSöz‘de İbn-i Sina ile ilgili özlü sözler bulunmaktadır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0bni_Sina

Tags: , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , ,

Orhun Muratoğlu

Yazan: -icat-mucit | Türk Mucitler | Pazartesi 11 Mayıs 2009 23:53

Prof.Dr.Orhun Muratoğlu, Türk doktor.

Halen Massachusetts General Hospital‘da çalışmaktadır. nda kullanılan protezler ile ilgili buluş sahibidir.

Orhun Muratoğlu ortopedik protezler konusunda dünyanın en önde gelen bilimadamlarından biri. Halen Harvard Üniversitesi’nde büyük bir laboratuarın başında olan Prof. Muratoğlu bu konuda 18 patente sahip. 19 yıldır Amerika’da yaşayan ve 12 yıldır Harvard Üniversitesi’nde görev yapan Muratoğlu’nun geliştirdiği ve patentini aldığı protezler dünya çapında bir milyondan fazla hastada kullanılmış durumda.

Kaynak: wikipedia.org

Tags: , , , , , ,

Etiketler:, , , , , ,

Murat Nural

Yazan: -icat-mucit | Türk Mucitler | Pazartesi 11 Mayıs 2009 23:47

Murat Nural, (d.1980, Gebze) Türk . Devrilmeyen merdiven sistemi (kendi verdiği adıyla: Urfa Merdiveni) icadıyla NTV’de yayımlanan Türk adlı yarışmaya katıldı. Yarışmada dereceye giremediyse de icadı uzun süre gündemde kaldı. Nural ayrıca bu icadıyla Almanya’nın Nuremberg şehrinde düzenlenen, 59. Uluslararası IENA 2007 Ticaret Fuarı’nda, serbest kategoride altın madalya kazanmıştır.

Kaynak:wikipedia.org

Tags: , , , ,

Etiketler:, , , ,

Lagari Hasan Çelebi

Yazan: -icat-mucit | Türk Mucitler | Pazartesi 11 Mayıs 2009 23:46

Lagari Hasan Çelebi (17. yüzyıl), efsaneye göre roketle dikey uçuşu başarıyla gerçekleştirmiş ilk insan olduğu kabul edilen bilgin.

Füzeciliğin atası olan ünlü Türk bilim adamı Lagari Hasan Çelebi[not 1], 17. yy’ın başlarında dolu haznesi bulunan bir basit hava roketi ile ilk kez havalanmayı başarmıştır. Uçuş 1633 yılında dönemin Osmanlı padişahı IV. Murat’ın kızının doğum günü kutlamalarında sergilenmiştir. Lagari Hasan Çelebi’nin yaklaşık 300 kadar havalandığı ve 20 saniye boyunca havada kaldığı ölçülmüştür. Kendisine bağlı bulunan kanatlar sayesinde boğaza oldukça yumuşak bir iniş yapmıştır. İlk önceleri sultan tarafından da desteklenen Hasan Çelebi, daha sonra ulemânın baskısı ile yargılanmış ve Kırım’a sürgüne[not 2] gönderilmiştir. İlginçtir ki modern anlamda ilk çalışmaları da bugün Kırım’ın içinde bulunduğu Ukrayna’da başlamıştır.

Kaynak: wikipedia.org

Tags: , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , ,

Hakan Gürsu

Yazan: -icat-mucit | Türk Mucitler | Cumartesi 9 Mayıs 2009 11:59

1959 yılında İstanbul‘da doğan , 1984 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nü birincilikle bitirdi. 1987 yılında Mimarlık Fakültesi, Bina Bilgisi Ana Bilim dalında Master derecesini aldı. 1988 yılında başladığı Doktara çalışmasına; 1991 yılında Japonya’da proje çalışmaları ile devam etmiş ve 1996 yılında Doktara derecesini tamamlamıştır.
Nokta dönüşü yapabilen ilk deniz aracı olan ‘ı da tasarlayan Designnobis ekibinin kurucusu olan Dr. , halen ODTÜ’de öğretim üyesidir.

Kaynak: wikipedia.org

Tags: , , , ,

Etiketler:, , , ,

Ahmet Lokurlu

Yazan: -icat-mucit | Türk Mucitler | Cumartesi 9 Mayıs 2009 11:55

Bir türk mucidini anlatayım yazalım dedim bugün.

Doğrusu beni de şaşırttı.

Dr. Ahmet Lokurlu (d. 1963, Kars), Güneş’ten enerjisi yaratan Türk mühendis. 2007 yılında, Time dergisinin “Heroes of the Environment” (Çevre Kahramanları) özel sayısında seçilen 14 işadamı ve girişimciden biridir.

Almanya’da bulunan Solitem şirketinin kurucu sahibidir.

Kaynak: wikipedia.org

Tags: , , , , , ,

Etiketler:, , , , , ,