deprem üreten makine icadı

Yazan: admin | 2010 icatları | Cumartesi 14 Ağustos 2010 09:34

İsviçreli bir adamı tesadüfen deprem yaratan bir makine geliştirdi…

Bilim adamı faya tazyikli su pompalayarak 3 büyüklüğünde 30 sarsıntı yaptı…

Amacı üretmekti.

* İsviçreli jeolog Markus Haring 8 Aralık 2006’da jeotermal enerjiden elektirik üretmek için bir düzenek geliştirdi. Bu sistemle Haring yerin 3 kilometre altına su pompalayacak, yer kabuğunun sıcaklığıyla ısınacak su tekrar yeryüzüne çıktığında onun ısısıyla elektrik üretecekti. İlk denemeler başarılı oldu ancak aynı gün deniyen yapıldığı yerde 30 küçük çaplı sarsıntı meydana geldi. En büyüğü 3.4 büyüklüğünde olan sansıntıların başta tesadüf olduğu düşünülse de daha sonra H aring’in önemli bir buluşa imza attığı ortaya çıktı.

Hayat kurtarabilir

* Haring’in su pompaladığı bölgede bir fay vardı ve bu hatta tazyikli su pompalandığında sarsıntı meydana gelmişti. Deneyin yapıldığı hafta aynı bölgede toplam 100 sarsıntı oluştuğu anlaşıldı. Kent yönetimi, Haring’e çevre binalarda zarara neden olduğu gerekçesiyle 9 milyon dolar tazminat talebiyle dava açsa da İsviçreli bilimadamının buluşunun faylardaki gerilimi insan eliyle azaltabilmek ve depremlerin zararlarını azaltabilmek için önemli bir adım olabileceği yorumları yapılıyor.

ÇOK TEHLİKELİ OLABİLİR

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nden Colin Williams “Depremlerin sayısı ve büyüklüğü ne kadar sıvıyı ne kadar tazyikle pompaladığınıza göre değişiyor. Çok hassas bir durum bu. Sonuçları kestiremeyeceğiniz için tehlikeli olabilir ve kötü niyetli kullanımlara da açık” yorumunu yaptı.
Kaynak:habervitrini.com

Tags: , ,

Etiketler:, ,

Teyp icadı

Yazan: admin | 2010 icatları | Pazartesi 7 Haziran 2010 13:14

Kayıt silme işlemi iki türlüdür. Birinci metod; band makara halinde kuvvetli alternatif akımla elde edilen manyetik alan içerisine sokulur. Manyetik alan yavaş yavaş sıfıra getirilir. İkinci metodsa kayıt kafası yanına konulan ikinci bir kafayla banda yüksek frekanslı kuvvetli bir manyetik alan tatbikiyle olur.

Manyetik ortama kayıt yapılabileceği fikrini ilk kez ortaya atan, ABD’li mühendis Oberlin Smith’dir. Smith 1888 yılında Electrical World dergisine yazdığı bir yazıda konu ile ilgili fikirlerini yayımlamıştır.[2] 1894 yılında Danimarkalı Valdemar Poulsen, sesi işaretlerine dönüştürerek manyetik bir ortamda saklamayı başarmış ve 1898 yılında telegraphone adını verdiği bu cihazın Danimarka patentini almıştır.[3][4] Poulsen’in cihazında kayıt ortamı olarak mıknatıslanabilir tel kullanılmıştır. İlk zamanlarda kullanım alanı bulamayan bu , 1927 yılında ABD Donanması Araştırma Laboratuvarları’nda yapılan çalışmalar ile geliştirilmiş ve kayıt telinin alternatif ile düzenlenmesi yöntemi (İng:AC Bias) keşfedilmiştir.[5]

Teyp, prensip olarak, bandı süren mekanizması, manyetik alan üreten veya alan manyetik kafa ve elektrik sinyallerini yükselten yükseltici (amplifikatör) ve hoparlörden meydana gelmiştir. Teyplerden genel olarak bandı saniyede 38, 19, 9,5 ve 4,75 cm hızla sürer. Yüksek sürat sesin kaliteli kaydolmasına sebep olur. Normal ev teyplerinde band sürati 9,5 veya 4,75 cm/sn’dir. Kayıt kafasına kazandırılan ilave bir özellikle bir banda dört ayrı kayıt almak mümkündür. Kayıt kafası her defasında bandın bir bölümüne kayıt yapar. Bu özellikten istifade edilerek stereofonik teypler yapılmıştır. Dört ayrı kayıt özelliği bir banda çeşitli seslerin montajını, sese yankı imajı (eko) vermeyi de sağlar.

Plastik bantlarda manyetik malzeme olarak kırmızı demiroksit (Fe2O3) kullanılır. Bu manyetik malzemenin pudra haline getirilmesi, taneciklerin ebatları oldukça hassas bir iştir. Kırmızı demiroksit taneleri iğne biçiminde ve boyları bir mikron (metrenin milyonda biri) uzunluğundadır. Daha kuvvetli sinyal kaydı için siyah demiroksit (Fe3O4) malzeme kullanılır. Siyah demiroksidin silinmesi zordur. Manyetik malzeme selüloz asetat band üzerine her tarafta eşit dağılım sağlayacak ve kolayca yerinden kopmayacak şekilde özel hazırlanmış yapıştırıcı macunla sıvanır. Normal olarak bir teyp bandının kalınlığı 0,04 mm kadardır. Poli etilen teraftalattan yapılan bantlar pahalı fakat üstün özelliklere sahiptir. Sanayi tipi teyp bantları bir makara üzerine çapı 30 cm oluncaya kadar sarılabilir. Kapalı kaset biçiminde de sarılan teyp bantları pratikte daha çok kullanılmaktadır.

Seslendirmede band kafanın karşısından kayıt yapılan hızda geçirilirse bu defa band üzerindeki manyetik malzemenin dizilişine bağlı olarak kafadaki manyetik akım şiddeti değişir. Manyetik akımın değişmesine paralel olarak kafadaki bobinde voltaj değişmeleri olarak istenilen elektrik sinyali elde edilir. Bu sinyaller yükseltildikten sonra hoparlörden olarak elde edilmiş olur.

Teyp cihazlarında kayıt ortamı olarak birden fazla kez kayıt yapılabilen manyetik şeritler kullanılır. Bu cihazlar yardımı ile; ses, görüntü vb. veriler örneksel veya sayısal veriler halinde kaydedilebilmekte ve okunabilmektedir. 2005 yılında üretimine son verilen[1] Sony firması ürünü DAT (Digital Audio Tape / Sayısal Ses Şeridi) sayısal veri kaydedebilen cihazlardandır. Optik sürücüler, sabit disklerin ve okunabilir-yazılabilir bellek yongalarının gelişimi ile sayısal veri saklanmasında teyp cihazlarının kullanımını azaltmıştır.

1930′larda Alman Magnetophone Şirketi kâğıt band yerine plastik bandı buldu. Nazi Almanyasında teyplerden propaganda aracı olarak çok istifade .

Teyp; elektrik işaretlerinin saklaması ve gerektiğinde yeniden işaretlerine dönüştürülebilmesi amacı ile kullanılan kayıt cihazlarına verilen addır. İngilizce şerit kaydedici anlamındaki tape recorder (okunuşu: Teyp rikordır) sözcüğünden kökenlenir.

Mikrofondan ses olarak alınan ve yükselticiden geçen kaydedilecek elektrik sinyali kafa denilen içerisinde bobin bulunan manyetik demirden banda tatbik edilir. Band kafaya çok yakın olarak basit bir hızla geçirilir. Kafadaki bobin elektrik sinyalinin şiddetine bağlı olarak şiddeti değişen manyetik alan meydana getirir. Bu manyetik alan band üzerindeki manyetik malzeme taneciklerini sinyal şiddetine göre konumlandırır. Kayıt yapılacak bandda manyetik taneciklerin manyetize olmamış durumda olmaları gerekir. Daha önce kayıt yapılmış band her defasında silinerek yerine yeni kayıt alınır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Teyp

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Alternatif akım nedir

Yazan: admin | 2010 icatları | Pazartesi 7 Haziran 2010 12:54

Endüstriyel amaçlı üç faz (İngilizce: Three-phase) AC akımı üreten ilk santral ise, 1893 yılında Almirian Decker tarafından Kaliforniya’ daki Mill Creek hidroelektrik santralinde kurulmuştur. Decker’ in tasarladığı sistem 10.000 volt ve 3 fazlı bir sistemdir. Bu gerilimi kullanan sistemler günümüzde hala motorlarda ve bazı nakil hatlarında bulunmaktadır.

AA güç genellikle sanayi ve konutlarda kullanılır. Santrallerde üretilen enerjinin sevkinde de AA kullanılmaktadır. Deniz altına yapılan enerji nakil hatlarında üretilen AA elektrik, dalga yapısında bozulmalara sebep verilmemesi için DC’ ye dönüştürülerek taşınmaktadır. HVDC ismi verilen uygulama ile okyanus ya da deniz altından nakil hatları işlenebilmektedir.

IT earthing system

Günümüzde HVDC sistemler, yani yüksek gerilimli doğru iletim sistemleri(1) bu etkileri ortadan kaldırmıştır, ancak uygulanması ve işletme maliyetleri çok yüksektir. Bu sistemde santralde üretilen AC güç, doğrultucu devreler yardımıyla DA güce çevrilir ve DA olarak taşınır. Hat sonunda tekrar AA güce çevrilir.

Pik-pik(tepeden tepeye) değeri AC gerilim için pozitif tepe değeri ve negatif tepe değeri arasındaki değerdir. \displaystyle \sin(x) için en büyük değer olan +1 ile ve en düşük değer -1 arasında, AC gerilim pik değerleri \displaystyle+V_{\rm pik} and \displaystyle-V_{\rm pik} arasında değişir. Pik-Pik değeri genellikle, \displaystyle V_{\rm pp} or \displaystyle V_{\rm P-P} şekillerinde yazılır, V_{\rm pik} - \left(-V_{\rm pik}\right) = 2 \times V_{\rm pik}, ile formülize edilir.

İzolasyonlu kablolar arasındaki etkisini pratikte ilk dizayn eden William Stanley’ dir. İndüksiyon bobini adını verdiği ve transformatör’ün atası olan sistemle alternatif akımla ilgili çalışmalarına başlamıştır. Bugün kullanılan haliyle alternatif akım ilk olarak Nikola tarafından 1886 yılında laboratuar ortamında üretilmeye başlanmıştır. Tesla daha sonra patentini George Westinghouse’ a satmıştır. O yıllarda Lucien Gaulard, John Dixon Gibbs, Carl Wilhelm Siemens ve diğer bazı adamlarıda, bu alanda çalışmalar yapmışlardır.

Elektriğin frekansı ülkelere göre değişiklik gösterebilir. En çok kullanılan frekanslar 50 ve 60 hertzdir. Askeri alanlarda, denizaltılarda, tekstil endüstrisinde, bazı merkez bilgisayarlarda, uçaklarda ve uzay araçlarında 400 hertz kullanılmaktadır. Aşağıdaki tabloda ülkelere göre frekans ve gerilim değerleri bulunmaktadır.

Alternatif akımın gücü bilindiği gibi transformatörlerle arttırılabilir veya azaltılabilir. İletim sırasında nakil hatlarında oluşan gerilim düşümünü indirgemek için yüksek gerilimler kullanılır. Türkiye için iletim hatlarında 154 ve 380 kV(kilovolt) kullanılır. Burada iletim hattından kasdedilen santral ile şehir şebeke girişleri arasıdır.

Alternatif akım, alternatif gerilimle beraber incelenir. Alternatif akım genellikle sinüzoidaldir. Sinüs değeri 0° için 0, 90° için +1, 180° için 0, 270° için -1′ dir. AC gerilim (V) matematiksel olarak aşağıdaki formül ile ele alınabilir;

Bir iletim hattındaki kayıp güç iletkendeki akımın karesi ve direncinin çarpımı ile bulunur.  P=I^2 \cdot R \,\! olarak formülüze edilir. Bunun anlamı; eğer iletkendeki akım 2 katına çıkarsa güç kaybı 4 kat artacaktır demektir.

Bilindiği gibi içerisinden elektrik akımı geçen bir kablo etrafında manyetik alan meydana getirir. Tersinir olarak, manyetik alana maruz kalan bir kabloda da elektrik akımı oluşur. Bu ilkeden yola çıkılarak sabit stator ve hareketli rotor dan oluşan bir sistem dizayn edilmiştir. Çeşitli güçlerle(hidroelektrik santraldeki yüksekten düşen su, termik santraldeki buhar gücü vb) döndürülen rotor statorda sarılı haldeki kablolar üzerinde elektrik akımı oluşturur. Daire biçimindeki statorun 120° lik açı ile 3 tarafından üretilen elektrik enerjisi alınır. Üç faz oluşmuş bulunmaktadır. AC’ deki sinüs dalgasının sebebi ise her faza düşen manyetik alanın, döner haldeki rotor sebebiyle sürekli değişmesinden kaynaklanmaktadır.

Alternatif akım 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında geliştirilerek kullanılmaya başlanılmıştır.

Burada;

Hatta 3 faz taşımak esastır. Çünkü dünyadaki elektrik santrallerinin tamamına yakını 3 faz elektrik üretir. Bunun sebebi jeneratörün statorundaki 120°’lik açıyla dizilmiş hat çıkışlarıdır.

Günümüzde havadan ve kablo üzerinden taşınan, ve dalgalarının karışmama sebebi de alternatif akımın farklı sinüzoidal yapılarda olmasından kaynaklanmaktadır.

Şehirlerarası nakil hatları sonlar ile şehir şebekesi başlangıçları arasında indirici merkezler bulunur. Bu merkezlerin görevi gelen yüksek gerilimi dağıtım planlarına göre orta gerilim veya düşük gerilime çevirmektir. Bu merkezlerdeki transformatörler bu görevi yüklenirler. Temel olarak bir indirici merkezde, transformatör, kesici, ayırıcı, gerilim trafosu, kumando panoları bulunur.

Ancak yüksek gerilimlerinde dezavantajları vardır. Bunlar;

Alternatif akım (AA ve AC İngilizce: Alternating current), genliği ve yönü periyodik olarak değişen elektriksel akımdır. En bilinen AC dalga biçimi sinüs dalgasıdır. Yine de farklı uygulamalarda üçgen ve kare dalga gibi değişik dalga biçimleri de kullanılmaktadır. Bütün dalgalar birbirlerine devreler aracılığı ile çevrilebilirler. Devrede kondansatör, diyotlar, röle ler ile bu çevrim yapılabilir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Alternatif_ak%C4%B1m

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,