aynanın icadı
1903′te Emil Bloch, aynayı geliÅŸtirdi. Tarih boyunca parlatılmış bir metal ya da taÅŸ ayna olarak kullanılmıştır. Daha sonraları cam yüzeylerin arkasına yapıştırılan koyu renkli kumaÅŸlar da aynı amaçla kullanılmıştır. İlk modern ayna ise Bloch tarafından, düz camın gümüş veya altın folyo ile kaplanmasıyla elde edilmiÅŸtir.
Yüzyıllarca önce (17.yüzyıla kadar), yüzeyi iyice parlatılmış düz metal levhalardan yapılan aynalar, daha sonraları yerlerini bir yüzü çok ince bir metal katmanıyla kaplanmış cam levhalara bıraktılar. Sır adı verilen bu metal kaplama, aynanın ışığı yansıtarak görüntü vermesini saÄŸlar. Kolayca ÅŸekil verilip cilalanabilmeleri, böylelikle pürüzsüz hale getirilebilmeleri ve dayanıklı olmaları nedeniyle metaller, ayna yapımında çok eskiden beri kullanılırdı. Milattan önceki zamanlarda Mısırlılar, Etrüskler, Yunanlılar ve Romalılar’ın bronz el aynaları kullandığı bilinmektedir. Daha deÄŸerli olanları ise gümüşten yapılırdı. Çok eskiden metalle kaplanmış cam aynaların kullanıldığına dair kayıtlara da rastlanmaktadır. Fakat bu yöntem o zamanlar yaygınlaÅŸmamıştır.
Günümüzden yalnızca üç yüzyıl öncesine kadar Venedik Cumhuriyeti, Avrupa’da cam eÅŸya ve özellikle de ayna yapımının gizine sahip tek ülkeydi. Venedikliler bu sırrı büyük bir özenle saklıyorlardı. Ayna ve cam eÅŸya fabrikalarını Murano adasında kurmuÅŸlardı ve bu adaya camcı ustalarından baÅŸkasının girmesine de izin vermiyorlardı. Bu sırrı Fransızlar, adadan zorla kaçırdıkları dört usta sayesinde öğrendiler ve bundan sonra ayna yapımı bir giz olmaktan çıkmaya baÅŸladı.
Ayna yapımında Venedikliler’in kullandığı yöntem özetle şöyleydi; İnce bir kalay yaprak düz bir ÅŸekilde yayılır, üstü cıva ile kaplanır. Cıvanın fazlası sıkıştırılarak alındıktan sonra, üstüne bir kâğıt ve onun da üstüne bir cam levha konur. Åžimdi sıra aradaki kâğıdın yavaşça çekilip alınmasına gelmiÅŸtir. Bu sırada kalay ve cıva bir amalgam oluÅŸturarak camın alt yüzeyini kaplar. Åžimdi tek yapılacak ÅŸey camın arkasına sırı koruyacak bir sırt geçirilmesinden ibarettir.
Venedikliler’in kullandığı yöntem, 19. Yüzyılda yerini yeni bir yönteme bırakmıştır. Alman kimyacı Justus von Liebig (1803-1873), camın üzerine bir çözeltiyle gümüş kaplama yöntemini bulmuÅŸ, bu yöntem günümüzde bile günlük amaçlar için kullanılan aynaların üretiminde uygulanmaya baÅŸlanmıştır. YumuÅŸak gümüş tabakasının çizilmemesi için bakır sülfat gibi maddelerle kaplama ve boyama iÅŸlemleri yapılmaktadır.
Bilimsel çalışmalarda kullanılan aynalarda ise, camın ışığın bir bölümünü soğurmasını önlemek amacıyla ön yüzler de gümüşlenir.
teşekkürler: wikipedia.org
çok beğenmedim
ama yazabileceÄŸim ÅŸeylervar
bence $üfee ama benim işime yaramadı bu site
YA CANLARIM COK GUZEL OLMÜŞ ELLRİNİZE SAGLİIK ODEVİMİ SAYE DE YAPTIM
Teşekkür ederiz.
çok güzel bir site ödevimi burdan yaptım saolun!!!!!!!!!!(;)
çok güzel olmuş elinize sağlık
GÜZEL OLMUŞ
ya güzel de teşekür ederizde çooooook az ya birazdaha çok olsaydı bari ama genede teşekkür ederizzz
devamına biÅŸeyler ekliyorum…