en saçma icatlar

Yazan: -icat-mucit | icatlar | Salı 13 Ekim 2009 10:26
EĞRİ NAMLULU MAKİNELİ
1953 – Köşenin öbür tarafındaki düşmanı vurmak için tasarlanan bu tüfek ilk denemeden sonra çöpe gitti.
KAPKAÇ CAYDIRICI
1963 – Sokakta biri çantanızı kaptığında çantaya baÄŸlı zincire asılıyorsunuz ve çantanın dibi açılarak içindeki herÅŸeyi yere saçıyor. Mucidi John H T Rinfret hırsızın geri dönüp saçılanları toplamayacağını varsaymıştı.
HUBBARD ELEKTROMETRESİ
1968 – Bilimkurgu yazarı ve Sicentology tarikatı kurucusu L. Ron Hubbard, ‘geliÅŸtirdiÄŸi” elektrometreyle domateslerin acı çekip çekmediÄŸini ölçmüştü! DediÄŸine göre domatesler dilimlenirken çığlık atıyordu.
BAĞSIZ, DESTEKSİZ SÜTYEN
1949 – L. Langs, askısız, kopçasız, desteksiz sütyen tasarımlarıyla poz veriyor. EÅŸiyse durumdan pek memnun görünmemekte.
PORTATİF FİN SAUNASI
1962 – Kilo vermek isteyenler için tasarlanmış ilk buhar tulumlarından. Resimdeki tasarım çok baÅŸarılı olmasa da ilerleyen yıllarda benzer ürünler üretildi… ve hiç biri iÅŸe yaramadı.
KAFESİ
1937 – Büyük ÅŸehirde bahçesiz bloklarda yaÅŸayanların bebekleri için geliÅŸtirilen tüyler ürpertici bir ürün.
LARİNGFON
1929 – Telefonla görüştüğünüz kiÅŸiye sesinizi deÄŸil gırtlağınızda tellerinizin yarattığı titreÅŸimleri gönderiyor. Amaç çevredeki gürültülerin konuÅŸmaya dahil olmasını önlemek.
MOTORLU SÖRF TAHTASI
1948 – Holywood’lu Joe Gilpin, ne yöne gittiÄŸi belli olmayan motorlu sört tahtasını denerken görülüyor. Prototipi sık sık devrilse de olarak ufuk açıcı olduÄŸu kesin.
YAĞMUR İŞLEMEZ SİGARA AĞIZLIĞI
1954 – Zeus Corp. sahibi Robert L. Stern’in fena tiryaki olduÄŸu anlaşılıyor. Ancak tüm denemelerine karşın ÅŸemsiyeli sigara ağızlığı bir iÅŸe yaramamış.
SIRT ROKETİ
1961 – FotoÄŸrafta eski ABD BaÅŸkanı Kennedy’yi selamlarken görülen mühendis Harold yerden birkaç havalanmayı baÅŸarmış, ancak dengesini bir türlü saÄŸlayamamıştı. Bugün daha baÅŸarılı örnekleri mevcut.
Kaynak: milliyeta
Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

yürüyen merdiven icadı

Yazan: -icat-mucit | icatlar | Pazartesi 12 Ekim 2009 16:13

15 Mart 1892′de yürüyen merdivenin mucidi Jesse W. Reno (Amerikan İç Savaşı’nda general olan Jesse L. Reno’nun oÄŸlu), buluÅŸu için patent aldı. Bu taşıma aracının ilk örneÄŸi, patent tarihinden 3 yıl sonra (Eylül 1895) New York’taki Coney Island eÄŸlence merkezinde, 25 derecelik eÄŸimli bir düzenekle kullanıma sunuldu. Yaklaşık 6 yıl sonra Otis Åžirketi, Reno’yla yaptığı anlaÅŸmayla ticari bir ürün olarak yürüyen merdiveni de ürün yelpazesine kattı. Åžirket ilk yürüyen merdivenini, ′de Fransa’da düzenlenen Paris Dünya Fuarı’nda sergiledi ve ardından yürüyen merdiveni ilk kez Filadelfiya’daki çok katlı bir maÄŸazaya kurdu.

Kaynak: wikipedia.org

Tags: , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , ,

sıvı prezervatif icadı

Yazan: -icat-mucit | 2009 icatları | Cumartesi 10 Ekim 2009 15:59

, Microsoft’tan emekli olduktan sonra, eÅŸi ile birlikte kurduÄŸu vakıf için var gücüyle çalışıyor. Daha önce fırtınalara kafa tutmak veya farklı bir üretmek peÅŸinde koÅŸan Gates’in son hamlesi de, en az diÄŸerleri kadar ilginç: Emekli Microsoft patronu, Afrikalı kadınları AIDS belasından kurtarmak için kolları sıvadı…

Utah’tan moleküler ” adını verdikleri bir jel geliÅŸtirdi. Bu spermle karşılaÅŸtığında yarı katı hale gelerek, AIDS virüsünü mikroskopik olarak hapsediyor.

Afrika‘da kadınlar erkekleri prezervatif takmaya zorlayamıyor. Dayak zoruyla cinsel iliÅŸkiye zorlanan kadınlar kötü durumda. Hatta bazı bölgelerde kadınların yüzde 60‘ı zaten AIDS’e yakalanmış durumda. Tecavüze hatta toplu tecavüze uÄŸrayan kadınların sayısı da hiç de az deÄŸil. Afrika haricinde Asya’nın güney bölgelerinde de kadınların kendilerini en azından bulaşıcı hastalıklardan korumasını saÄŸlayacak böyle bir önleme ihtiyaç duyuluyor.

kaynak: chip.com.tr

Tags: , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , ,

tekerlikli farenin icadı ve mucidi

Yazan: -icat-mucit | icatlar | Cumartesi 10 Ekim 2009 15:55

Farelerde kullanılan tekerleÄŸi 1995 yılınca eden , ürün gamını geniÅŸletmeye ve ülkemizde bilinirliÄŸini artırmaya devam ediyor. Özellikle de aksesuarlarıyla klavye ve konusunda ürünler sunan genius, ayrıca sistemlerinde de oldukça iddialı. Genius‘un dünyadaki ve ülkemizdeki durumunu ve yeni ürünleri Türkiye Ülke Müdürü Xhoana Drishti‘ye sorduk.

Tags: , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , ,

Gromofonun icadı buluşu

Yazan: -icat-mucit | icatlar | Pazartesi 5 Ekim 2009 00:57

Gramofon (eski fone, “” ve grammein, “yazmak”) veya kelimelerinden kaynaklanıyor. Bu ile ses ve müzik kayıtı veya dinleme olanakları bulunmaktadır. Ilk patenti , 29 Eylül 1887 Alman adamı tarafından alındı.

Gramofon bir yuvarlak ince taş plak ile, fonograf ise bir silindir ile çalışır. Fonografı ilk tasarlayanlardan biri ünlü dir. İlk müzik çalar kutusu. Günümüzde hala dinlenmektedir.

Plaklar üzerine tespit edilmiş olan esasları tekrarlamaya yarayan alet. iki bölümden ibarettir: Plâk ve makine.

Plâk, gomalaka ve mumlu maddelerle (son yıllarda plâstik maddelerle) yapılan bir disktir.İki yüzünde şeklinde oyuklar vardır. Bu oyuklar, girintili çıkıntılıdır, özel olarak yapılmış olan gramafon iğnesi, bu oyuklar arasında dolaşırken, meydana gelen titreşimler, plâğa alınan sesin tekrar duyulmasını sağlar.

Makine, plâğın devamlı olarak ve aynı hızda dönmesini sağlayan bir ile, sesi yansıtan bir bölümden ibarettir. , zemberek ya da çalıştırılabilir. Her iki şekilde de dakikada ortalama olarak 78 devir yapılır. çalışan gramafonlara pikap adı verilir.

İğne, plâk üzerinde dolandıkça, oyukların girinti ve çıkıntısına göre meydana gelen titreşimler, iğnenin bağlı bulunduğu diyagrama yansır, ses titreşimleri, diyagram ve ses kutusu yardımı ile büyütülerek aksettirilmiş olur.

Gramafon 1877 yılında Edison tarafından edilmiş olan fonografın geliştirilmiş şeklidir.

Plâk nasıl doldurulur?

Balmumundan yapılmış düz ve daire biçimli kalıplar, gramafona benzeyen bir makineye konur. Bu makine, balmumundan kalıbı, belli bir hızla döndürür. Kalıbın üzerine bir iğne konmuştur. Bu iğ ne bir diyaframa bağlıdır.

Makinenin karşısında yapılan bir konuşma ya da söylenen bir şarkı, havayı titreştirir, hava da diyagramda titreşimler meydana getirir. Bunun sonucu olarak, diyagrama bağlı olan iğnede de titreşmeler olur. iğne, titreşerek, dönmekte olan balmumu kalıbı üzerinde, titreşme durumuma göre inişli çıkışlı çizgiler çizer. Böylece, bir kalıp elde edilmiş olunur. Bu kalıptan nikel kalıplar çıkarılır. Sonra da bu nikel kalıptan, bildiğimiz gramafon plâkları çoğaltılır.

İlk müzik çalar kutusu. Günümüzde hala dinlenmektedir.

Kaynak: wikipedia.org

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,