sensör nedir

Yazan: admin | Genel | Perşembe 27 Kasım 2008 19:06

Sensör, fiziksel ortam değişikliklerini (ısı,sıcaklık v.s.) bizim yerimize algılayan cihazlara denir.

En çok kullanılan 5 sensör türü:

  1. Isı sensörleri
  2. Manyetik sensörler
  3. Basınç sensörleri
  4. Optik sensörler
  5. Ses sensörleri
Tags: , , , ,

Etiketler:, , , ,

Yazıyı kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:31

YAZININ İCADI, İNSANLIK TARİHİNİN BAŞLANGICI, AKDENİZ’İN UYANIŞI

Geçen yazımızda da belirtiğimiz gibi, insanlık tarihi yazının icadı ile başlar ve bu araç ile bilgi “toplanabilir, iletilebilir, saklanabilir” hale gelir. Beş bin yıl sonra matbaanın icadı ile, biriken bilginin “yayılması” gerçekleşir. Bilginin “işlenmesi” için ise beş yüzyıl daha beklenecek, bilgisayarın icadı gerekecektir.

Yazı ve matbaa’dan sonraki dünyalar, bir öncesine hiçbir şekilde benzemez ve bu süreçte toplumdaki değer ölçüleri, sosyal ve politik yapı, sanat, edebiyat, mimarlık vb. bütün temel kurumlar, geri dönülmeyecek şekilde değişir. Tıpkı, bilgisayar’ın icadından sonraki dünyanın, bir önceki dünyaya benzemeyeceği gibi.

Bu yazımızda, yazının icadını inceleyeceğiz. Konuya bizim de kullandığımız Latin alfabesine odaklı olarak yaklaşacağız.

İnsanın evrimini inceleyen üç bilim dalı olan primatoloji, paleontoloji ve paleoantropoloji araştırmaları “modern insan”ın homo erectus’tan evirilerek homo sapiens’den başlamasından bugüne, yaklaşık 350-400 bin yıl geçmiş olduğunu “belirler”. Ancak bu bir “türetilmiş” bilgidir ve gerçek “kayıtlı bilgi” ise yazının icadı ile başlar.

Bilindiği gibi yazıyı Güney (Aşağı) Mezopotamya’da yaşayan Sümer’ler icat etmiştir. İlk yazı benzeri işaretler için İ.Ö. 8000 yıllarına kadar iniliyorsa da, yazının icadında İ.Ö. 3500 yılları genel olarak kabul gören tezdir. Yazının icadı ile insanların belli merkezlere yerleşerek ilk “şehir-devlet”, daha sonra da “krallıklar”ı kurmaları arasında eşzamanlılık bir rastlantı değildir. Arkeolog Denise Schmandt-Bessarat’ın Louvre’lu Pierre Amiet’in hipotezi üzerine geliştirdiği teorisine göre, yazının ilk işlevi “-defter tutma” ‘dır.

Sümer yazısının ilk yaygın örneklerinin; zirai ürünleri temsil eden tahıl, koyun, dana vb. olması bu tezi güçlendirmektedir. Toprak hamurundan yapılan kil üzerine sembolize şekiller ve hatta bir nevi zarf içine koyulmuş yazıların “konşimento”, “senet”, “borç belgesi” benzeri ticari belgeler olduğu anlaşılmaktadır (ilk dönem bilgisayarların günlük hayata “” işlemleri için “defter tutma” amacıyla girdiğini hatırlayalım).

Daha sonraki yıllarda gelişmelerle Sümer yazısı, eşya ve insan isimlerini içeren 1,200 logografik (resim benzeri) sembollü bir iletişim aracı olmuştur. Zamanla yazının logografik nitelikleri, çizgisel formlar (cuneiform) kazanarak alfabe benzeri şekillere dönüşmüş ve fonolojik unsurlar içermeye başlamıştır. Heceleme sisteminin geliştirilmesi ve kelimelere takılar eklenmesi, konuşma dili ile yazıyı giderek birbirine yaklaştırmış ve bütünsel bir iletişim aracı meydana gelmiştir.

İ.Ö. 3. milenyumda Sümer yazısını benimseyen Akadlar ve Akadcanın diyalektlerini kullanan Asurlular ve Babilliler, yazının fonolojik niteliklerini arttırarak kendi “yazılı” dillerine kavuşmuşlardır. Hamurabi Kanunları olarak bildiğimiz ünlü eserler, Eski Babil dili ile yazılmış bu karakterde bir yazı örneğidir (Bu dönemde Mısırlılar da, Sümer-Akad çizgisinden esinlenerek “hiyeroglif” ‘i geliştirmişlerdir).

Ancak bu yazı sisteminin bugünküne benzer bir netlikte olmadığının altını çizmek gerekir. Kelimeler yalnız ünsüz (sessiz) harflerle oluşturulur. Örnek olarak /k/, /t/, /b/’yi sembolize eden formlar ile değişik sesler çıkararak kelimeler yazıya aktarılmıştır. Bu sistemde “yazmak” kökünden “katab-o yazdı”, “katabi-ben yazdım”, “katebu-onlar yazdılar” olarak seslenmekte; fakat yazılı halinde, hepsi “ktb” olarak sembolize edilmektedir.

Alfabenin evrimi ve bugün kullandığımız Latin alfabesine ulaşılması ise, Semitik bir ırk olan Fenikeliler’in, Sümerler’in yazı sistemi üzerine geliştirdiği sembollere dayanmaktadır. Mezopotamya’nın kuzey batısında ve bugünkü Lübnan çevresinde yaşayan deniz ticaret ile ünlü Fenike’liler İ.Ö. 2. millenyumda Fenike (Semitik) alfabesini icat etmişlerdir.

Afrika-Asya dil grubunun bir parçası olan Semitik Fenike dili, ticaret rüzgarlarını arkasına alarak batıya doğru uzanmıştır. O dönemin en önemli ticaret merkezi olan Akdeniz’de, Fenike alfabesi Yunan uygarlığına ulaşmıştır. Yunan Alfabesi ise belli bir süreçten geçerek İ.Ö. 1000 – 900 yıllarında son şeklini almıştır. Alfabeye Yunanlıların en önemli katkısı ünlü (sesli) harfleri de alfabenin içine almaları olmuş ve bugünkü yazı sisteminin temelini oluşturmuştur.

Romalılar ise Yunan Alfabesini, Yunan kültürü ile birlikte almışlardır (en fazla yaptıkları mitolojik tanrı adlarını değiştirerek, Afrodit’e Venüs, Zeus’a Jupiter demişlerdir). Etrüskler tarafından geliştirilen 26 karakterli sistemden, bir evrimle 21 karakterli Latin alfabesi, İ.O. birinci yüzyılda son şeklini almıştır. Latin alfabesi ortaçağların sonuna kadar, Avrupa’nın tek ortak alfabesi olmuş ve tüm tıp, hukuk, fen ve güzel sanatlar Latin alfabesi ile yazılmıştır. Ancak, el yazması ile çoğaltma dışında bir mekanizma olmayışı, bilginin yayılmasını engellemiş ve bilim, din ve saray çevresinde kalmıştır.

Ne kadar ilginçtir ki, Batı kültürü için çok önemli bir temel olan Fenikeliler’in geliştirdiği alfabe, Hint-Avrupa dillerine büyük katkıda bulunurken, kendisi doğu kültürü içinde kaybolmuştur. Bir o kadar ilginci de, Afrika-Asya ve Hint-Avrupa dil grupları ile hiçbir ilgisi bulunmayan, Ural-Altay dil grubundan olan Türkçe’nin (Türk alfabesinin) seyridir. Latin karakterleri Atatürk’ün öngörüsü ile Türkiye’mizin yazı sistemi ve alfabesinin temelini oluşturmuş, Batı ile bütünleşmede en önemli araç haline gelmiştir.

Prof. Dr. Eyüp İlyasoğlu
TRIO Çözüm Evi Bilişim Hizmetleri A.Ş.
posta: eyupi@triosh.com

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , ,

Pusulayı kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:31

Pusulayi kim icat etti

Pusulayi kim icat etti ? Pusulayi MS 100 yilinda Çinliler icat etti. Manyetik bir ortamda serbest birakilan bir objenin kuzeye yönelecegi prensibinden hareketle pusulanin kesfi gerçeklesti.

: William Cooke ve Charles Wheatstone adli iki Ingiliz1837 yilinda , teller üzerinden elektrik akimi göndererek mesaj iletmeyi basardilar. Böylece ilk elektrikli makinesi ortaya çikti. Elektrik akimi, alici cihazin kadranindaki bir dizi igneyi hareket ettirerek ulastirilacak mesajin ekranda belirmesine yardimci oluyordu.

Mors Alfabesi : 1843′ te Samuel Morse, mesajlarinda nokta ve çizgilerden olusan ünlü Mors Alfabesi’ ni gelistirdi. Morse, Baltimore’ den Washington’ a uzanan 60 km’ lik bir hatti kurarak, hatti baskanlik seçimleriyle ilgili haberleri iletmek için kullandi.

Pusulayi kim icat etti ? Pusulayi MS 100 yilinda Çinliler icat etti. Manyetik bir ortamda serbest birakilan bir objenin kuzeye yönelecegi prensibinden hareketle pusulanin kesfi gerçeklesti.

Tags: , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , ,

icat nedir

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:27

İCAT NEDİR ?

İCAT DAHA ÖNCE BULUNMAYAN bir şeyin insan çabasıyla geliştirilmesidir; oysa keşif daha önce varolmakla birlikte bilinmeyen bir şeyin öğrenilmişdir. Apansızın ortaya çıkan icadların sayısı çok azdır; icatların çoğu, daha önce varolan teknolojilerin yeni ve benzersiz biçimde bir araya getirilmesinin sonucudur. Bu yeni ürünü, belirli bir insan gereksinmesini karşılama çabası sonucunda, mucidin bir işi daha çabuk ya da daha verimli yapma isteği sonucunda, hatta bazen rastlantıyla ortaya çıkabilir; bireysel çalışmanın sonucu olabileceği gibi, ekip çalışmasıyla da gerçekleştirilmiş olabilir. Zaman zaman icatların, dünyanın farklı kesimlerinde aynı sıralarda, ama birbirlerinden bağımsız olarak ortaya çıktıkları da görülür.

BİR İCADIN ÖYKÜSÜ

BİR İCADIN YARATILMASINA genellikle çok sayıda insan katılır ve icatların son biçimlerini alması çok uzun sürebilir. Bazen bir icat, yüzyılları bulan bir evrim süreci geçirir; bu evrim sırasında farklı gelişmelerin ve yeni teknolojilerin yarayan aletlerin tarihini geriye doğru incelediğimizde, bildiğimiz el matkabının icat edilmesinin basit bizleri (bızları) ve yay delgisini geliştirmek için yüzlerce yıl boyunca yapılmış yeniliklerin ürünü olduğunu görürüz. Delik açmaya yönelik aletlerin ilk örnekleri arasında eski mısırlıların kullandığı aletler sayılabilir. Eski Yunan bilgisini Arkhimedes (Arşiment), İ.Ö. 230 dolaylarında fiziksel gücü aktarmak ve artırmak için kaldıraç ve dişli takımlarından yararlanma yollarını araştırmış, ama ek manivela gücü sağlayan matkap kolu, ancak Ortaçağ’da geliştirilmiştir; dişli takımlarının kullanıldığı çarklı el matkaplarıysa, daha yakın bir dönemde ortaya çıkmıştır.

EL ALETLERİ

ESKİ ATALARIMIZ günümüzden yaklaşık 3,75 milyon yıl önce ayakta durmayı öğrendiler ve çayırlarda yaşamaya başladılar. Yeni işlerde kullanılabilecek biçimde serbest kalan elleriyle, hayvan leşlerinden işe yarar şeyler çıkarmaya ve bitkisel yiyecekleri toplamaya yöneldiler. Zamanla bu işler için el aletleri geliştirdiler. Etleri kesip parçalamak ve kemikleri kırarak içlerindeki iliği çıkarmak amacıyla çakıllar ve taşlar kullandılar. Sonraları, daha iyi kesmeleri için, taşların kenarların yonttular. Yaklaşık 400 000 yıl kadar önce, çakmaktaşına biçim verilerek ilk baltalar ve mızrakla uçları yapıldı:; ayrıca, kemikler sopa ve çekiç olarak kullanılmaya başlandı. İnsanoğlu günümüzden yaklaşık 250 000yıl önce de ateşi buldu. Böylece yiyecekleri pişirebilecek duruma gelen yakın atalarımız, yaban ını avlamak için el aletleri yarattılar. Tarım yapmaya başladıklarında da, daha farklı aletlere gereksinme duydular.

TEKERLEK

TEKERLEK BELKİ DE bütün çağların en önemli mekanik icadıdır: Makinelerin çoğunda, saatlerde, yel değirmenlerinde ve buhar makinelerinde, ayrıca otomobil ve bisiklet gibi taşıtlarda tekerlekler ve tekerlek ilkesine dayanan çarklar vardır. İlk tekerlek günümüzde Irak’ın kuzey kesimini içine alan Mezopotamya’da, günümüzden yaklaşık 5 000 yol önce ortaya çıktı. Çömlekçilerin kil toprağı işlemede yardımcı bir araç olarak kullandıkları tekerleğin aynı dönemde arabalara takılması, ulaşımda köklü bir dönüşümün yolunu açtı ve ağır gereçler ile büyük eşyaların daha kolay taşınmasını sağladı. Bu ilk tekerlekler, tekparçaydılar ve tahta kalaslardan dilim, olarak kesilmiş parçaların birbirine tutturulmasıyla yapılıyorlardı. İspitli (parmaklı) tekerleklerse,İ.Ö. 2000 dolaylarında ortaya çıktı ve daha hafif oldukları için, özellikle savaş arabalarında kullanıldı. Tekerleğin daha hızlı dönmesini sağlayan göbek takımlarıysa İ.Ö. 100 dolaylarında geliştirildi.

PİLLER

GÜNÜMÜZDEN YAKLAŞIK 2 000 YIL ÖNCE, eski Yunan bilgisini Thales, bir kumaş parçasını fosil ağaç reçinesinden oluşmuş sarı bir kayaç türü olan kehribara sürterek, küçük elektrik kıvılcımları elde etmişti. Ama insanların bu gücü denetim altına alarak, düzenli bir elektrik akımı sağlayan pili üretmeyi başarmaları için aradan çok uzun bir zaman geçmesi gerekli 1800′de Alessandro Volta (1745-1827), yaptığı ilk pile ilişkin ayrıntıları yayınladı. Volt pili belirli çözeltiler ile metal elektrotlar arasındaki kimyasal tepkimeden yararlanma yoluyla elektrik üretiyordu. John Frederick Daniell (1790-1845) gibi başka bilim adamları, elektrot yapımında farklı gereçler kullanarak Volta’nın tasarımını getirdiler. Günümüzün pilleri de aynı temel tasarıma dayanmakta, ama yapımlarında modern gereçler kullanılmaktadır.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Televizyonun İcadı

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:25

Televizyonun İcadı

İskoçyalı John Logie BAIRD, 1920’lerde “Baird Çorapaltı Çorap” icadının (çorabın altına giyilen bu çorabın ne işe yaradığı hiçbir zaman anlaşılamadı) patentini almak için uğraşırken aklına görüntü ve sesi olarak bir yerden bir yere aktarma fikri gelir. Aldığı “Yok artık, daha da neler” tepkilerine, dönemin zor şartlarına ve parasızlığa rağmen hiç yılmadan çalışır. İlk yaptığı model, şimdiki televizyonlara pek benzemez: Birkaç dikiş iğnesi, birkaç şapka kutusu, büyükçe bir bisküvi tenekesi, bir bisiklet lambası ve biraz mühür mumu. Ortaya çıkan alet Baird’in tam olarak istediği şey değildir, ama bir sonraki aşama için önemli bir deneyim olur. Durumdan fena halde heyecanlanan Baird teknolojik imkanların daha elverişli olduğu Soho’ya yerleşir ve içi garip hurda ve ıvır zıvırla dolu olan ilk ciddi laboratuvarını kurar.

1926 yılında, ilk kez insan yüzünün görüntüsünü Televizyonda elde ediyor. Baird laboratuvarındaki dev ışıkların ısısına dayanması için ilk TV çekimlerinde özel vantrolog kuklaları kullanır. Bir süre sonra bazı deneyleri için gerçek insan gerekince, parayla genç bir ofis boy tutmak zorunda kalır ve 1924’te tarihin ilk televizyonun patenti alınır:


Televisor. Oldukça ilkel koşullarda üretilen ve eski bir çay kutusunun üzerine monte edilen Televisor’ün motoru, ev yapımı bir Nipkow diskten oluşmaktadır – disk tekeri olarak şapka kutusundan kesilen yuvarlak karton, lambayı yerleştirmek için bir bisküvi kutusu, mil yerine bir dikiş iğnesi bu motor için ideal malzemelerdir. Baird’ın bulduğu ilk anten enfes bir iletken olan bir Malta haçıydı.

Baird icadını Kraliyet Enstitüsü’ne resmi olarak ilk kez 26 Ocak 1926’da tanıtır, 1928’de ise ilk görüntüler Atlas Okyanusu’nun öbür yakasına, yani Londra’dan New York’a ulaşmıştır bile (fazla bir şey görmek mümkün olmasa da). Böylece Baird ilk istasyonunu kurar ve BBC için ilk yayınlarını yapmaya başlar. Hatta ilk TV oyunu da BBC tarafından yapılmıştır.

1930’ların ortasında ise yayınları hem İngiltere’de, hem Amerika Birleşik Devletleri’nde az sayıdaki zengin kişilerin evlerinde izlenmeye başlanıyor. Alıcıların pahalılığı yüzünden hızlı bir yayılmadan bahsedilemez elbette, ancak bu dönemde her şeyini satarak bütün parasını TV alıcısına yatıran bir İngiliz köylüsünün söyledikleri çok anlamlı: “Hayatım boyunca en büyük hayalim Londra’yı görmek oldu, bunu alınca artık gitmeme gerek kalmayacak, ne zaman istersem Londra bana gelecek..

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,

Bilgisayarı kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:23

İnsanoğlunun ilk hesap makinesi abaküsdür ve abaküse benzeyen ilk araçlar bundan 3,000 sene önce kullanılmıştır. Otomatik hareketlerden yararlanan ilk toplama makinesini Blaise Pascal geliştirmiştir. Pascal bu makineyi tasarlarken, bir tarafa doğru döndürülen dişli çarkların hareketinden faydalanmıştır. Daha sonra Leibniz aynı prensiple çarpma işlemi de yapabilen bir makine daha geliştirmiştir.

Hesaplamada sistemin öncüsü İngiliz bilim adamı Charles Babbage’dir. Babbage’nin Analitik Motor adını verdiği cihaz, belli bir programlama içinde hesapları otomatik olarak yapabilmekteydi.

Gerçek anlamda bilgisayarlar, 1941 yılında Berlin’de Kondrad Zuse tarafından geliştirilmiştir. Onun yaptığı bilgisayar, elektron lambalarından oluşuyordu ve aynı yıllarda Busines Machines Corporation adlı firmanın yaptığı otomatik bilgisayardan çok daha hızlı çalışıyordu.

1946′da, Amerikalı J. Presper Erchert ve J’n W. Mauchly, yüksek işlem hızına sahip tam ilk sayısal bilgisayarı geliştirdiler. 17,500 civarında elektron tüpü, 1,500 röle, 70,000 direnç ve 10,000 kondansatörden oluşmuş 30 ton ağırlığındaki bu dev makina, on haneli 5,000 sayıyı bir saniye içinde toplayabiliyordu.

Sonraki yıllarda inanılmaz bir süratle geliştirilen bilgisayarlar, bilgiyi çabuk ve doğru bir şekilde işleme ve saklama özellikleri nedeniyle, kısa sürede günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiler. Bilgi üretimi ve dolaşımı hızlandı. Bu gelişmeler sayesinde, bir toplumun bütün bireylerinin bilgiye kolayca ulaşmaları ve onu tüketmeleri mümkün oldu.

Bilgi toplumunun oluşumunu hızlandıran bu gelişmelerin yanısıra, basımevlerinden uzay gemilerine kadar hemen bütün makina ve araçların kontrolünü de bilgisayarlar üstlenmeye başladı. Böylece insanlar uzun süre alan ve oldukça karmaşık olan yorucu ve bıktırıcı işlerden kurtuldular.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Fizik icatları

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:21

BİLİM ADAMLARININ FİZİKTEKİ BULUŞLARI

1897:Pieter Zeeman Joseph John Thomson;
Zeeman, ışığın bir atom içindeki yüklü parçacıkların hareketi sonucu yayımlandığını
buldu.Thomson’da , elektronu keşfetti.

1900: Max Planck:
Karacisim ışınmasını kuantum enerji yayımı ile açıkladı. Kuantum kuramı böylece doğmuş oldu

1914:James Franck Gustav Hertz ;
bir elektron saçılım deneyiyle duragan durumların varlığını doğruladı.

1923: Arthur Compton;
x- ışınlarının elektronlarla etkileşimlerinde minyatür bilardo topları gibi davrandıklarını gözlemledi. Böylece ışığın parçacık davranışı hakkında yeni kanıtlar ortaya koydu.

1924: Erwin Schrödinger;
kuantum fiziğinin, “dalga mekaniği” diye adlandırılan yeni bir betimlemesini geliştirdi. Yeni kavram daha sonra “Schrödinger denklemi” diye adlandırılan, bilimin en önemli formüllerinden birinide kapsıyordu.

1924: Satyedra Nath Bose Albert Einstein;
Kuantum parçacıklarını saymak için daha sonra Bose-Einstein  İstatistiği diye adlandırılacak olan yeni bir yöntem buldular. Ayrıca uç , derecelerde soğutulmuş atomların tek bir kuantum  durumuna yoğuşacaklarını önerdiler. “Bose-Einstein Yoğunlaşması”  1990’lı yıllarda deneysel olarak gerçekleştirildi.

1925:Wolfgang Pauli;
Aynı özelliklere sahip fermiyon türü iki parçacığın, aynı enerji düzeyinde bulunamıyacağını söyleyen “Dışlama İlkesi”ni açıkladı.

1926;Erwin Schrodinger;
Kuantum fiziginin,”dalga mekanigi” diye adlandirilan yeni betimlemesini gelistirdi.

1926: Enrico Fermi . Paul A-M. Dirac;
İki bilim adamı, kuantum mekaniğinin parçacıkları saymak için yeni bir yola gereksinme duyduğunu belirlediler. “Fermi-Pirac istatistiği”katıhal fiziğine yı aradı.

1928: Dirac;
Elektronun karşı maddenin varığını da öngören relativistik bir kuramını ortaya koydu.

1934: Hideki Yukawa;
Çekirdek kuvvetlerinin, mezon denen ağır parçacıklarca ilettiği düşüncesini ortaya attı. Bunların elektromanyetik kuvvete aracılık eden fotonlarla benzer işlev yaptığını öne sürdü.

1946-48: Isidor ı.Rabi. Willis Lamb Polykarp Kusah;
Dirac kuramında tutarsızlıklar keşfetti.

1964: John S. Bell;
“Bell eşitsizlikleri” denen deneysel bir testle kuantum mekaniğinin bir sistem için en eksiksiz tamamı verip vermediğinin sınana bileceğini söyledi.

1964: Murray Gelln – Mann;
Madde parçacıklarını oluşturan ve kuark adı verilen temel parçacıklarla ilgili bir model geliştirdi. Kuarkların varlığı 1969 yılında deneysel olarak kanıtladı.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Televizyonu kim icat etti

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:19
Bu yazıda televizyonun icadı hakkında bilgiler vereceğiz ve hakkında ilginç bilgilerde yayınlayacağız.

Televizyonu kim icat etti

Televizyonun teorik temelleri, daha xıx. Yüzyıl sonlarında biliniyordu.Fakat sistemin kullandığı binlerce devre elemanlarının geliştirilmesi için, 1920’lerin sonlarına kadar beklemek gerekmiştir.bu alanda, ingiliz John Logie Baird ve A.B.D.’ye kaçan Sovyet asıllı bilgin Vladimir Kozma Zworkyne’in önemli keşifleri olmuş, 1928 yılında, canlı yayını gerçekleşmiştir. Yurdumuzda TRT’nin yayınları 1968’de başlamıştır. Halen, 4 milyona yakın alıcısı ile bu yayınlar takip edilmektedir.

izlemenin kuralları

izlerken daha çabuk ve kolay öğreniriz.
Gezip görmediğimiz yerleri sayesinde öğreniriz.
Yarışma programları izleyerek biz de bilgilerimizi yoklayabiliriz
, yararlı bir kitle iletişim aracıdır.
insanlara hizmet etmelidir.Onları tutsak etmemelidir.
Bir çocuk, televizyonu uzun süre izlerse zamanla gözleri bozulabilir. Çünkü; çalışırken zararlı ışınlar göndermektedir.
Uzun süre izleyen ve program seçmeyen çocuklar için izlemek zararlıdır.
izlemeden önce hangi programlar bize göre ise onları anne ve babamıza danışarak seçmeliyiz.

hakkında bilinmeyenler

İlk sesli filmler 1928 yılında çevrildi.
İlk yayınları 1940 yılında ABD’de yapıldı.
İlk üç yaşta karşısına bırakılan çocuklara “otistik” özelliklerinin geliştiğini biliyor musunuz?
Televizyonun ömrümüze maliyetini hesapladınız mı?
Günde kaça saatiniz başında geçiyor?
Ortalama belki de iyimser bir hesapla 3 diyelim.İlk başta hiç ürkütücü gelmiyor.Ancak günler damlaya damlaya hafta olur, ay olur,yıl olur , sonunda bir ömür olur biter.Eğer televizyonun günde 3saatten bir yılda yiyip bitirdiği zamanı hesaplarsak, 1095 eder.Bu gecesiyle gündüzüyle 45 gün demektir, televizyonun başında geçen 45 gün ve 45 gece eder.
Şimdi ikinci soru: canavarının pençesinde can veren bu 1095 bize neler kazandırabilir?
Bu rakam bir öğrencinin bütün bir öğretin yılı boyunca ders gördüğü saatlerden daha da büyük bir yekündur.Demek ki, en azından kayıp bir öğretim yılı var, orta yerde .
1095 içerisinde bir yabancı dili iyi seviyede öğrenmek mümkündür.Bu demektir ki, her yıl bize bir yabancı dil kaybettiriyor.
Kitap okumayı tercih ederseniz, ağır bir okunuşla 25 bin sayfalık kitabı bu müddet içinde bitirmemiz mümkündür.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Telefon nasıl icat edildi

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:17

XIX. yüzyılın son çeyreğinde Morse ı standart araçları, kuralları ve uzmanlarıyla tam örgütlenmiş bir kamu hizmeti durumuna gelmişti. Ve sayısız araştırmacılar daha da geliştirmek için harıl harıl çalışmaktaydılar. Çabaları özellikle iki yön izlemekteydi: En kısa zamanda masrafları karşılayacak azami hızı ulaşımda sağlamak; bir de Morse alfabesini bir yana bırakıp mesajları normal yazıyla alabilmek…

Birincisini duplex (çift taraflı haberleşme) tekniğiyle yani her iki yönden birden mesaj göndermek yoluyla sağladılar. Bu güzel icat iki kişinin eseri oldu: Wheatstone (1852) ve Amerikalı Stearns (1868). Ünlü Thomas Edison da bunu 1871′de guadruplex sistem haline soktu.

İkinci sorun için ilk çözüm bulan İngiliz Davit Hughes (1831-1900) oldu.1855′te alfabenin harflerine karşılık olan bir klavye teklif etti. Ama yine de en köklü çözüm yolunu basit bir teknisyeni olan Fransız Emile Baudot (1845-1903) gösterdi. 1874′te karma bir yol Hughes ile şirketinin kullandığı Morse makinelerinin birleştirilmesini teklif etti. Ve bunu gerçekleştirmeyi başardı. Böylece yazılı bir meydana getirmekle kalmadı, birkaç mesajı (5-6 taneyi) birden gönderme imkânını da sağlamış oldu.

Açıkgöz bir adam olan Baudot, icadının beratını almaya ve makinesini P.T.T.’ye kabul ettirmeyi başardı. Bunun kendisine paraca bir tatmin sağladığı söylenemezse de adının Morse’unki gibi gelecek kuşaklara bir cins isim olarak kaldığını görmek kıvancına erişti.

Telefon Baudot’nun ilk denenmesi sırasında icat edildi.

Bu icadın da uzun bir geçmişi olmuştur. İlkini, sicimi: (Hooke) bir yana bırakalım; 1782′de sesleri 800 m. uzağa götürmeyi deneyen Papaz Dom Gauthey’i de anıp geçtikten sonra, bu alanda ciddi ilk çalışmayı yapmış olan Amerikalı Charles Page’a (1812-1873) gelelim. Page yumuşak demir parçacıklarını hızla mıknatıslamak ve mıknatıslığını gidermek yoluyla sesleri almayı başarmıştı. Meslektaşı Cenevreli fizikçi Auguste de la Rive (1801-1873) bunu geliştirdi ve işi, telefonun gerçek ön-icatçısı olarak sayacağımız Alman fizikçi Philipp Reiss (1801-1873) ele aldı .

Reiss makinesi sesin titrediği bir zardı ve bu titremeler elektrik devresini kapatmaktaydı.

Reiss, uluslararası üne sahip bir bilgin değildi. Öyle ki, çalışmaları kendini aynı çalışmalara vermiş olan Amerikalı profesörün kulağına rastlantıyla çalındı. Bu bir diksiyon profesörünün oğlu olup 3 Mart 1847′de Edinburg’da doğan Graham Bell idi. Kendisi de babası gibi fonetikle konuşma mekanizması ve sağır dilsizlerle ilgilenmişti. Bu alandaki incelemeleri sırasında Holmholtz’un “İşitme Duyusu Açısından Müziğin Fizyolojik Teorisi” (1863) adlı eserinden, elektromıknatısın etkilediği bir diyapazon aracılığıyla nasıl sesler elde edilebileceği hakkında fikir edinmiş ve elektrik konusunda incelemeler yapmaya başlamıştı.

1872′de A.B.D.’ye göç eden ve Boston Üniversitesine ses fizyolojisi profesörü olarak atanan Bell, sağırlarla ilgili projelerini bir yana atmış değildi; hatta bir sağır kadınla evlenmişti. O kadar ki, 1875′te bir maniplesi aracılığıyla bir diyapazonu onlar için titreştirmişti. Günün birinde diyapazonun yerine mıknatıslı maden parçaları kullandı ve bunlardan birinin kuru bir ses çıkararak elektromıknatısa gidip yapıştığını gözlemledi. Ani bir esinlemeyle irkildi. Maden parçacıklarının yerine bir zar yerleştirdi ve zarı titreşimlerine göre direnci değişen bir elektrik devresine bağladı. Sonra telin öbür ucunda çalışmakta olan asistanına seslendi: “Bay Watson, gelin! size ihtiyacım var.” Watson şaşkın ve ürkek bir tavırla koşup geldi: Patronunun sesini telefondan duymuştu.

Bu olay 10 Mart 1876′da olmuştu. O zamanlar ilim adamları bu icadı Amerika’nın en olağanüstü buluşu olarak nitelemekteydiler, ama o haliyle çok olduğu da bir gerçekti. Bir elektrik jeneratörüyle çalışmıyordu. Elektrik akımını yaratan, vericideki manyetik alanın değişimleriydi ve bu telden geçerek alıcıdaki elektromıknatısı harekete getiriyordu. Bu durumda 10-12 metreyi aşamazdı. Aygıtı ilk geliştiren Edison oldu (1876). Vericiye bir pil bağlayarak gücünü artırdı. 1878′ de Hugnes mikrofon’u icat etti ve böylece zarların titreşimleri sonucu elde edilen sesleri büyük oranda yükseltmek mümkün oldu.

Böylesine olağanüstü bir buluş, sözgelişi, New York’ta iken Boston’daki arkadaşının sesini duymak görülmemiş bir heyecan yarattı; olaylara, kıskançlıklara, kinlere ve davalara konu oldu. ilk davayı açan Amerikalı değerli teknisyen Elisha Gray (1835-1901) idi. içine kapanık bir araştırmacı olan Gray Graham Bell’le aynı zamanda bulmuş, ama ne yazık ki beratını ondan iki sonra istemişti. Bu 120 dakikalık gecikme mahkemelerin, haklarını reddetmesi için yetti. Graham Bell’in, icadını şirketi Western Union’a teklif edip (1877) reddedilmesinden sonra kurulan Bell Telephone Şirketi aleyhine; sözde başka mucitler, geliştiriciler ve rakipler tarafından bir yığın davalar açılmaya başlanmış, bir yandan da berat meseleleri çevresinde tatsız didişmeler ve açgözlü çekişmeler almış yürümüştü.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Tüm icatlar 3

Yazan: admin | icatlar | Pazartesi 24 Kasım 2008 18:12

1913 ıngiliz Sheffield Paslanmaz çeliği buldu
1914 ABD Ohio kentinde ilk trafik lambaları kullanıldı
1914 I Dünya savaşı başladı ve 1918 de bitti
1915 Isıya dayanıklı Pyrex cam üretildi
1918 Fransız Pierre LANGEVIN ve ekibi ilk kez SONAR sistemini ict ettiler (SONAR : Sound Navigation and Ranging: Ses yardımıyla yer belirleme ve mesafe ölçme anlamına gelmektedir)
1921 Almanya ılk otoyol hizmete girdi
1922 Alman Arthur KORN radyo dalgalarıyla fotoğraf gönderebilen Faks tasarladı ve Amerika’ya gönderdi
1922 Kanada ılk kez bir şeker hastasına Ensülin tedavisi uygulandı
1923 ısveç Platen ve Munters adlı iki mühendis ilk elektrikli buzdolabını tasarladı
1926 ıskoç John Logie BAıRD ilk kez insan yüzünün görüntüsünü Televizyonda elde etti

1926 ABD Robert GODDART ilk sıvı yakıtlı roketi başarıyla fırlattı
1928 ABD’li Richard DREW genel amaçlı yapışkan bandı üretti (Avrupada seloteyp diye bilinir)1928 ıskoç Alexander FLEMING penisilini buldu
1929 ABD AT&T Laboratuarlarında Coaxial kablonun patenti alındı
1930 ABD ilk cihaz yaratıldı
1930 Wallace CAROTHERS naylonu üretti
1930 ABD Clyde TOMBAUGH Plüton u keşfetti
1933 Almanya ilk Teleks kullanıldı
1934 ıngiliz Percy SHAW kedi gözü adını verdiği yansıtıcı tasarladı ve çok para kazandı
1935 ıskoç Robert Watson-Watt, Radarı icat etti Bu radar uçakları 65 Km den tanıyabiliyordu
1935 Rus asıllı Amerikan ıgor SKORSKY VS 300 adlı ilk modern helikopteri yaptı
1936 ıngiltere BBC siyah beyaz TV yayınına başladı
1937 ıngiltere Frank WHITTLE ilk jet motorunu tasarladı
1938 Macar Lazla BıRO tükenmez kalemi ict etti
1938 ABD Chester CARLSON ilk fotokopi makinesını ict etti
1939 ıngiltere ılk Çamaşır makinesi üretildi
1939 ABD de HP şirketi Analog verileri dijitale çeviren Pulse-code modulation sistemini geliştirdi
1939 II Dünya savaşı başladı ( 1945 de sona erdi )
1942 ABD Von BRAUN (Alman göçmeni) V-2 adlı uzun menzilli roketi tasarladı
1942 ıtalyan Enrico FERMı ilk Nükleer Reaktörü tasarladı
1943 Holanda Wilhelm KOLFF ilk yapay böbreği tasarladı
1945 ABD Robert OPPENHEıMER ilk atom bombasını geliştirdi ve denedi. Ayni yıl Japonya’nın Nagazaki ve Hiroşima şehirlerine atıldı ve binlerce sivil öldürüldü. II. Dünya Savaşı sona erdi
1945 ABD Percy SPENCER ilk Mikro dalga fırının patentini aldı
1946 ABD J.MAUCHLY ve J.ECKERT askeri amaçlı balistik hesaplamalarda kullanılmak üzere ENIAC adlı ilk bilgisayar sayılan aleti tasarladılar
1947 ABD Sesten hızlı uçuş denemesi başarıldı
1947 ABD’li Edvin LAND polaroid fotoğraf makinesini icat etti
1947 ABD Transistorun teorisi geliştirildi
1948 ABD BARDEEN, BRATTAIN ve SCHOCKLEY adlı üç bilim adamı Transistoru icat ettiler
1951 ABD IBM şirketi tarafından ilk ticari bilgisayar yaratıldı
1951 ABD John ECKERT ve John MAUCHLY ilk sayısal bilgisayar olan UNIVAC ı yaptılar
1953 ABD ılk Renkli TV yayını yapılmaya başladı
1953 ıngiliz Francis CRıCK ve ABD James WATSON DNA moleküllerinin yapısını keşfettiler
1957 SSCB uzaydaki ilk insan yapımı cisim olan SPUTNıK 1 adlı uyduyu fırlattı
1958 ABD Fizikçiler TOWNES ve SCHAWLOW LAZER kuramını ortaya koydular
1958 ABD Silisyum yonga / Mikro Chip icat edildi
1958 ABD Alman asıllı Von BRAUN tasarladığı roket sistemleriyle uzaya ilk uydunun fırlatılmasını sağladı
1960 ABD Theodor MAIMAN ilk LAZER tabancasını gerçekleştirdi
1961 SSCB Yuri GAGARıN uzaya giden ilk insan oldu
1962 ABD ilk TV uydusu olan Telstarı fırlattı
1964 ABD IBM şirketi ilk kelime işlemciyi üretti
1966 ABD Tek transistörlü hafıza yongası yaratıldı
1967 G.Afrika Christian BERNARD ılk kalp naklini gerçekleştirdi
1969 ABD Bilgisayar platformlarında UNIX ışletim sistemi çalıştırılmaya başlandı
1969 ABD Neil ARMSTRONG ve Edwin ALDRIN Aya ayak basan ilk insanlar oldular
1970 ABD IBM firması ilk Floopy denilen esnek disketi üretti
1971 SSCB ilk uzay istasyonu olan Solyut 1 fırlatıldı ve dünya yörüngesine oturtuldu.
1972 ıngiliz Godfrey HOUNSFIELD Bilgisayarlı Tomografi cihazını üretti
1973 SSCB Lunokhod adlı robot aya iniş yapan insansız ilk araç oldu
1974 ABD Değişik bilgisayarların komünikasyonu için TCP/IP protokolü geliştirildi
1974 ABD Bar Code uygulaması başlatıldı
1975 ABD Microsoft adlı yazılım şirketi kuruldu
1976 ABD Intel tarafından 4.77 MHZ hızında 8086 koduyla Mikro işlemci gerçekleştirildi
1981 ABD IBM firması IBM-PC with MS DOS adıyla kişisel bilgisayar yaratıldı
1982 Hollanda şirketi olan PHILIPS ilk kompact diski (CD) üretti ( Sony ile ayni zamanda)
1982 ABD ılk yapay kalp nakli gerçekleştirilir.
1983 ABD de MicroSoft firması Windows işletim sistemini yarattı
1984 ABD Milyon bitlik hafıza yongası yapıldı
1984 ABD Apple firması MACıNTOSH adlı bilgisayarı anons etti
1985 ABD ARPA nın adı INTERNET olarak değiştirildi
1985 Avrupa’da Mobil telefonlar kullanılmaya başlanır.
1986 SSCB Çernobil Nükleer kazası meydana geldi
1986 ABD National Instruments firması LabVIEW adı altında GUI tabanlı bir endüstri yazılımı geliştirdi
1990 ABD World Wide Web anons edildi
1991 ABD Avrupa’nın ilk çevre uydusu ERS-1 yörüngeye oturtuldu
1992 ABD Sanal gerçeklik tasarlandı
1992 Ozon tabakasındaki delik Güney Amerika sahillerine kadar genişlediği saptandı
1997 ABD NASA tarafından fırlatılan Pethfinder Robotu Marsa iniş yaptı
1997 ABD Genetik kopyalamada ilk somut başarı sağlandı. DOLLY adı verilen bir koyun kopyalandı
1997 ABD IBM tarafından gerçekleştirilen DEEPER BLUE adlı bilgisayar Satranç ustası Kasparov’u yendi
2000 ABD Bilim adamları ortak bir projede genetik şifrenin çok büyük oranda çözüldüğünü açıkladılar

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sonraki Sayfa »